{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">dT.C. <br>İSTANBUL <br>19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO:2025/37 Esas<br>KARAR NO:2025/266<br><br>DAVA:İtirazın İptali<br>DAVA TARİHİ:28/06/2018<br>KARAR TARİHİ:17/04/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya olan borcundan dolayı aleyhine ....İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının 20.03.2017 tarihinde asıl alacağa, faize ve ferilerine itirazda bulunduğunu, davalı borçlunun itirazının haksız olduğunu,  davalı ile borçlu arasında Almanya'da ... şirketini (anonim şirket) iki ortak ile kurduklarını ve şirketine yatırımcı arayışına girdiklerini, davalının, şirkete yatırım yapmak isteyenlere, şirketin amacının ve hedefinin yenilenen enerjiye ve solar enerjisine yatırım yapmak olduğunu ifade ettiğini, şirkete yatırım yapan yatırımcıların, borçlu tarafından kendilerine şirketin kuruluş amacı olarak ifade edilen bu amaca yönelik olması şartı ile yatırım yaptıklarını, davalı borçlunun, yatırımcıların sermayelerini başka amaçlarla kullandığını ve şirkette vaad edilen hedefe uygun şekilde kullanmadığını, bundan dolayı  ... Asliye Ceza Mahkemesinin 09/04/2013 tarihli ve ...  (...) saylıı karı ile borçlu ... aleyhine dolandırıcılık suçundan 5 yıllık mahkumiyet kararı verildiğini, davalı hakkında Almanya ... Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 15.07.2008 tarihli kararı ile 15.07.2008 tarihinde saat 12.40 da tüketici iflasının açıldığını, akabinde şirkete para yatıran ve dolandırılan alacaklıların birçoğunun alacaklarını kasten işlenmiş haksız fiilden doğan alacak sebebiyle iflas masasına yazdırdığını, davacının da iflas alacağını zamanında 28.08.2008 tarihinde iflas masasına yazdırdığını, müflis ve iflas idaresinin bu alacağa itiraz etmiş olsalar da müflisin itirazının ... Sulh Hukuk Mahkemesinin kararı ile kaldırıldığını, iflas idaresinin itirazının da 18.02.2010 tarihinde reddedildiğinin tespit edildiğini, davalı ...' nin Almanya'daki iflas tasfiyesinde kötüniyetli olarak ... ... ...'de 256 ada 35 parselde kaim, 1.781,54 m2'lik taşınmaz malvarlığını beyan ettiğini,  davalının, şirketi üzerinden gerçekleştirdiği bu eylemler sonucu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalı kişisel malvarlığı ile de sorumlu addedildiğini, söz konusu borç miktarının 37,9 Milyon Euro olduğunu, davalının bu meblağı ödeyemeyeceğini belirterek Almanya'da kişisel iflas yoluna başvurduğunu, Almanya'da kişisel iflasın mümkün olduğunu, davalının iflas işlemlerinin ... Sulh Hukuk Mahkemesi' nin (İflas Mahkemesi) ...Esas nolu dosyasından görüldüğünü ve karara bağlandığını, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin iflas mahkemesi olarak verdiği 18.03.2015 tarihli yazısı ve ekindeki alacaklı ile borçluyu gösteren tablonun, İİK m. 68 kapsamında belge olduğunu, bu hususta Almanya'da hukuk öğrenimi görmüş Alman Hukukunda uzman olan Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi İcra İflas Hukuku Bölümü öğretim görevlisi Doç.Dr. ...'nin uzman görüşünü dilekçelerine eklediklerini, ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin İflas Mahkemesi olarak verdiği 18.03.2015 tarihli yazısı ve ekindeki alacaklı ile borçluyu gösteren tablonun, resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir belge olduğunu ve bundan dolayı İİK m. 68 kapsamında belge olduğunun açık olduğunu, zira ... Sulh Hukuk Mahkemesi' nin bu tabloyu yetkisi dahilinde ve usulüne göre Alman İflas Kanunu'nun 183. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hazırladığını ve düzenlediğini, ayrıca tabloda alacaklının alacağının kayıtsız şartsız ödenmesi gereken bir alacak olarak tespit edildiğini beyan ederek buna göre davacının borçludan 14.904,12 Euro alacağı bulunduğunu beyan ederek  ....İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili isevermiş olduğu cevap  dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili ...'nin  ... Berlin Almanya adresinde ikamet eden gerçek kişi olduğunu, davacı ...' ın Almanya'da yaşayan ve dava dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere dava dışı ...AG'den alacaklı olduğunu iddia eden gerçek kişiler olduğunu, dava dışı ...AG'nin davacının alacaklı olduklarını iddia ettikleri Almanya'da faaliyet gösteren şirket olduğunu, sunmuş olduğu ... Asliye Hukuk Mahkemesi Kararı İncelendiğinde davacının ... olduğu davalının ise ...AG olduğunun açık olduğunu, müvekkili davalı ...'nin ...AG'nin ortağı olup, davada iddia edilen ticari ilişkide aslen sorumlu olmasının mümkün olmadığını,  öncelikle usule yönelik itirazlarında; müvekkilinin ...AG'nin yetkilisi olup, davada  iddia edilen ticari ilişkide aslen sorumlu olmasının mümkün olmadığını, ayrıca dava konusu uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklanmadığını, bu nedenle Mahkemenin görevsiz olup, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri, yetkili mahkemenin ise müvekkili davalının ikamet adresinin bulunduğu Berlin Mahkemeleri olduğunu, davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığını, esasa ilişkin beyanlarında ise; davaya konu icra dosyasında ve akabinde açılan işbu itirazın iptali davasında davalı ile ilgisi bulunmayan bir yabancı mahkeme kararının delil olarak gösterildiğini, davalı ile direk şahsen ilgisi bulunmayan delile dayanarak ihtiyati haciz kararı verilmesinin ve işbu davaya devam edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan belgelerden davacının dava dışı ... ...'den alacaklı olduğu iddiası İle ... Asliye Hukuk Mahkemesi dava açtıkları, mahkeme kararı incelendiğinde davanın ...AG aleyhine açılmış olduğu ve davalı ile ilgisi olmadığının açıkça anlaşıldığını, müvekkili davalı ...'nin ...AG'nin yetkilisi bulunmakta olup, davada iddia edilen ticari ilişki ile aslen sorumlu olmasının mümkün olmadığını,  ayrıca davacı tarafından ... AG aleyhine ve varsa müvekkili aleyhinde açılmış davalar var ise işbu davanın derdestlik nedeniyle reddi gerektiğini, ayrıca davacının başka bir hukuki hakkı varken (tanıma ve tenfiz gibi) Türkiye'de yeniden dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, Alman Kanunlarının Türkiyede uygulanmasının mümkün olmadığını, davacının ...AG'den olduğu iddia ettikleri alacaklarını hukuka aykırı olarak davalıdan tahsil etmeye çalıştığını,   beyan ederek davanın görev, yetki, husumet, zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLER VE GEREKÇE:<br>Dosya kapsamındaki dava dilekçesi ve ekleri, cevap dilekçesi, sunulan tüm beyan dilekçeleri, bilirkişi raporu, celp edilen dosyalar,  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin  23/12/2024 tarih ve 2024/1559  Esas 2024/1896 Karar sayılı kararı ve dosyanın tümü hep birlikte incelenmiştir.<br>25/05/2023 tarihli celsede mahkememizce tespit olunan hukuki uyuşmazlık ve nihai taktir mahkememize ait olmak üzere davacının davasının ispatlandığı kanaatine varılması durumunda davacı tarafça talep olunabilecek asıl alacak ve işlemiş faiz hususlarında rapor tanzimi konusunda dosyanın hesap uzmanı MM ...'e tevdiine karar verildiği, düzenlenen bilirkişi raporunda sonuç ve özetle; <br>SONUÇ VE KANAAT;<br>Dosya mevcudu, dava dosyası, birleşen dosya ve icra dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin muhasebesel yönden tetkiki sonucunda ve raporumun içinde açıklanan nedenlerle;<br>4.1 Asıl Dava Dosyası Yönünden İcra Takip Tarihi İtibariyle Alacak ve İşlemiş Faiz tutarının Tespiti<br>Davacı yanın ... (İflas Mahkemesi) tarafından düzenlenen... Esas nolu İflas Tablosu Sıra Cetveline Kayıt Kararına istinaden davalı ...'den 14.904,12 EURO alacağının bulunduğu,<br>Davacı yan takipte, kamu bankalarınca vadeli EURO mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden faiz talep etmiş olup, takdiri mahkemeye ait olmak üzere bu talebin benimsemesi halinde davacı yanın 14.904,12 EURO asıl alacak için işlemiş faiz tutarı 5.447,41 Euro olarak hesaplandığı,<br>Davacı yanın 14.904,12 EURO asıl alacağı için icra takip tarihi olan 16.03.2017 tal ile dava tarihi olan 28.06.2018 tarihi aralığında davalı yandan talep edebileceği işlemiş faiz miktarının 491,51 EURO olarak hesaplandığı,<br>4.2 Birleşen Dava Yönünden Dava Tarihi İtibariyle Alacak ve İşlemiş Faiz Miktarının Tespiti:<br>Davacı yanın ... (İflas Mahkemesi) tarafından düzenlenen ... esas nolu İflas Tablosu Sıra Cetveline Kayıt Kararına istinaden davalı ...'den 11.880,35 EURO alacağının bulunduğu,<br>Davacı yan davada, kamu bankalarınca bir yıl vadeli EURO mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden faiz talep etmiş olup, takdiri mahkemeye ait olmak üzere bu talebin benimsemesi halinde davacı yanın 11.880,35 EURO asıl alacağı için 15.09.2008 tarihi ile dava tarihi olan 28.12.2021 tarihi aralığında davalı yandan 5.752,50 EURO işlemiş faiz talep edebileceğinin hesaplandığı...\"  yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.<br>Mahkememizce verilen 09/07/2020 tarih ve 2019/86 Esas 2020/312 sayılı kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin  23/12/2024 tarih ve 2024/1559  Esas 2024/1896 Karar sayılı ilamıyla;\"Somut olayda; davacılar davalının Almanya'da ki iflas masasına kayıt yaptıran alacaklıları olup, bu kapsamda yatırımcılar tarafından ayrı ayrı davalar açılıp görüldüğü Dairemizce istinaf incelemesi yapılan dosyalardan  bilinmektedir. Birden fazla davacı yatırımcı birlikte dava açması mümkün olmadığı ; ayrı ayrı açılan davaların birlikte görülmesinde bir yarar bulunmadığı halde davaların birleştirilmesine karar verilerek, her yatırımcının dava dışı şirket ile ilişkisi farklı olup bu hali ile aynı hukuki sebebe ve vakıalara dayandığı ileri sürülemeyeceği gibi  Davacılar arasında maddi yada şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığının varlığından söz edilemeyecektir. İhtiyari dava arkadaşlığının varlığı kabul edilse dahi iddia ve savunmanın araştırılması, delillerin toplanıp ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve hukuki gerçekliğin tam olarak ortaya konulması, ayrıca kararın denetime elverişli olabilmesi için davaların ayrılması gerekmektedir. (Yargıtay HGK'nin 2015/3380 esas, 2017/378 karar, 01.03.2017 tarihli kararı aynı yöndedir.) Açıklanan nedenlerle; davacılar arasında mecburi ve ihtiyari dava arkadaşlığı olmadığı, davalının  aynı kişi olmasının davaların birleştirilmesine sebep olamayacağı, istinaf incelemesi yapılmasında da güçlük teşkil ettiğinden taraf vekillerinin esasa yönelik istinaf nedenleri incelenmeksizin kararın kaldırılmasına; davalar tefrik edilerek karara bağlanmak üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine\" dair karar verildiği, dosyanın mahkememizin 2025/37 E. sayılı esasına kaydının yapıldığı anlaşılmıştır.  <br>Mahkememizin 17/01/2025 tarihli tensip tutanağı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 23/12/2024 tarih ve 2024/1559  Esas 2024/1896 Karar sayılı ilamı doğrultusunda; mahkememiz asıl dava dosyası olan 2025/37 Esas (Eski Esas: ...) dosyasına birleşen mahkememizin 2021/753 esas sayılı dosyasının  mahkememiz ...E. Sayılı dosyasından tefrikine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. <br>Dava, davalının yöneticisi ve hâkim ortağı olduğu Almanya'da kurulan ...AG şirketine yatırım yapan davacının yatırımlarının, yatırımcıların zararına olarak şirketin amacına uygun olarak kullanılmaması nedeniyle uğranılan zararların tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.<br>Davalının Almanya'da verilen şahsi iflas kararının Türkiye'de tanınıp tenfiz edilmediği, bir malvarlığı olmadığından iflasın kapatıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Farklı davacılar tarafından davalı aleyhine aynı nedenlerle açılmış dava dosyaları bulunmaktadır. Bu dava dosyalarındaki ceza mahkemesi kararı ve noter onaylı suretinden, davacı dahil 5411 yatırımcının yatırdığı paralar ile isimlerinin gerekçeli karar ekinde bulunduğu görülmektedir (... Bölge Mahkemesinin 20 Büyük Ceza Dairesi'nin  9 nisan 2013 tarihli 620 KLS 1/11 5500 Js 24/06/5550 kararın tam metni).<br>Dava,  haksız fiil hükümlerine dayalı olarak açılmıştır. MÖHUK'un 34/1 maddesi uyarınca, haksız fiilden doğan borçlar haksız fiilin işlendiği ülke hukukuna tâbidir. Uyuşmazlığa maddi hukuk bakımından Alman Hukuku uygulanır. Davanın tanımı, usulü itirazların halli, ispat kuralları, geçici hukuki koruma, icra inkâr tazminatı gibi usuli konular ise hâkimin hukukuna (lex fori'ye ) tabidir.<br>Davacı, davalının,  şirket yöneticisi olarak topladığı paraları amacı dışında kullanarak şirkete yatırım yapan davacının yatırımını kaybettiği, davalının kusurlu eylemleriyle davacının zararına sebep  olduğunu ileri sürülmektedir. Davanın Türk hukukunda karşılığı, şirket yöneticisinin sorumluluğudur. Türk hukukunda yöneticinin gerek TTK'da özel olarak düzenlenen sorumluluk hükümleri, gerekse haksız fiil hükümlerine dayanarak sorumluluğu istenebilir. Alman hukukunda yöneticinin sorumluluğuna başvurabilmek için özel bir düzenleme bulunmadığı, ancak haksız fiil hükümlerine dayalı olarak sorumluluğu talep edilebileceği anlaşılmaktadır. <br>Dosyada bulunan emsal bilirkişi raporunda, Alman hukukunun uygulanması gereken kanun hükümleri irdelenmiştir. MÖHUK'un 2. maddesi gereğince \"Hâkim, Türk kanunlar ihtilâfı kurallarını ve bu kurallara göre yetkili olan yabancı hukuku re'sen uygular.\" hükmünü haizdir.  Alman Medeni Kanunu (BGB)’nun 823. maddesi uyarınca: “Kasıtlı olarak veya ihmâlle bir başkasının hayatını, bedenini, sağlığını, özgürlüğünü, mülkiyetini veya bir başka hakkını hukuka aykırı olarak ihlâl eden kişi, bundan kaynaklanan zararı karşı tarafa tazmin etmekle yükümlüdür”.<br>MÖHUK’un 8. maddesi uyarınca zamanaşımı hakkında uygulanacak hukuk, ilişkinin esasına uygulanacak hukuktur. BGB’nin 197/5 hükmü gereği, iflâs prosedürü çerçevesinde tespit edilmiş alacaklara ilişkin zamanaşımı süresi otuz yıldır.<br>Alman İflas Kanunu’nun (InsO) 178/3 maddesinin, “Tabloya geçirilen kayıtlar, tespit edilmiş alacakların miktarı ve sırası bakımından iflâs idaresi ve bütün iflâs alacaklıları için kesin hüküm gücü taşıyan bir mahkeme kararı gibi etkiye sahiptir” şeklindedir. Alman İflas Kanunu'nun 302. Maddesinde, iflasın kaldırılması ve borçtan kurtulma kararının kasten işlenen haksız fiilden doğan borçları kapsamadığı belirtilmiştir. Emsal dosyada bilirkişi kurulu; bu düzenlemenin iflas tasfiyesi prosedürü dışında bireysel takiplerde uygulanacağını belirtmiştir. Buna göre iflas kapandıktan sonra da alacak davası açılması durumunda iflas idaresinin kayıt kararı, bir mahkeme kararı hükmünde olduğu kabul edildiğine göre, alacağın varlığı veya miktarının bir kez daha tartışılmasına gerek bulunmamaktadır.<br>BGB'nin 849. Maddesi uyarınca,  bir kimse, mahrum kaldığı bir eşyanın kıymeti için tazminat ödenecekse, zarar gören, değerin belirlenmesinde esas alınan tarihten itibaren faiz talep edebilir. Bu hüküm, faizin başlangıç tarihi olarak zararın meydana geldiği tarihin esas alınması gerektiği şeklinde yorumlanmaktadır. Aynı Kanun'un 246. maddesi  gereğince, bir hukuki işlemden  veya kanundan kaynaklanan borçlar bakımından yasal  faiz oranı yıllık %4'tür.<br>Dava, haksız fiilden doğan zararın tazmini talebiyle açılan itirazın iptali davası olduğundan, davacının iflâs tablosuna dayandığı, davalının iddiasının aksine aynı taraflar arasında aynı konu hakkındaki uyuşmazlığa ilişkin bir yabancı kararın mevcudiyetine rağmen, taraflardan her birinin yabancı mahkeme kararının tanınması tenfizi yoluna başvurmayıp, aynı konuda aynı taraflar arasındaki bir davayı Türkiye’de yeniden açmasının mümkün olduğu, iflâs kararının Türkiye’de tanınmadığından  alacaklılardan her biri Türk mahkemelerine başvurarak müflis aleyhine bireysel alacak davası açabileceği, Alman iflâs kararının bir sonucu olan “müflis aleyhine bireysel dava ve takip açma yasağının” Türkiye’de bir etkisi olmayacağı emsal dosyalarda alınan raporlardan anlaşılmıştır.<br>Davanın karşı yanı hakkında iflas kararı verilmiş olsa dahi Türkiye'de tanınıp tenfiz edilmedikçe iflas kararı hiç verilmemiş gibi davanın genel hükümlere göre sürdürülmesi gerekir.  (Yargıtay 11 HD nin 17.12.2007 tarihli ,2007/13214 esas-15912 karar sayılı ilamı).<br> \"Yabancı mahkeme kararına konu alacağın iflas masasına kaydedilmesi, alacağı hükme bağlayan yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesi anlamına gelmez. Başka bir ifadeyle, salt, hüküm altına aldığı alacak iflas masasına kaydedilmekle, yabancı mahkeme ilamı Türkiye’de tenfiz edilmiş olmaz. Çünkü, bir alacağın iflas masasına kaydedilmesi ancak,iflas işlemlerin yürütülebilmesi için gereken adımlardan sadece birini oluşturur ve bu adım, alacağın tahsili sonucunun gerçekleşmesi için tek başına yeterli değildir. Dolayısıyla, tanıma kararıyla alacağın tahsili değil, yalnızca alacağın masaya kaydı sağlanır; tanınan yabancı mahkeme kararı bu kayıt işleminin dayanağını oluşturur. ..Bu açıklamalara göre, somut olayda davacının, yabancı mahkeme kararlarının tanınması suretiyle alacağın iflas masasına kaydedilmesi yönündeki isteği hukuka uygundur.\"(Yargıtay HGK nın 2009/19-161,2009/207 karar 27.5.2009 tarihli ilamı). HGK'na göre tenfiz edilmemiş yabancı mahkeme kararı dahi iflas idaresince belge olarak kabul edilerek masaya alacak kaydı yapılabilecektir.<br>Yukarıda yazılan emsal kararlara göre, davalı tarafça davacı tarafın ileri sürdüğü alacağın şirketin borcu olduğu beyan edilmesine, Almanya'da verilen iflas kararının Türkiye'de tanınıp tenfiz edilmeden dava açılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğu ileri sürüldüğü dikkate alındığında davacının zararı ve miktarı bellidir. Davacının talebi iflas prosedürüne ilişkin olmayıp bir alacak davasıdır. <br>Alınan emsal bilirkişi raporlarında, uyuşmazlığın yabancılık unsuru içermesi nedeniyle, doğrudan Türk hukukunun ilgili hükümlerinin uygulanarak uyuşmazlığın çözülemeyeceği, BGB'nin 197/5. maddesinde belirlenen otuz yıllık zamanaşımı süresine tâbi olduğu, bu hüküm iflâs tasfiyesi dışındaki bireysel takipler bakımından da uygulanacağı, Almanya’da gerçekleştirilen iflâs yoluyla takibe rağmen Türkiye’de açılan itirazın iptali davasında uygulanacağı, iflas idaresince düzenlenen belgenin apostil şerhi içermesi nedeniyle resmi belge olarak kabulü gerektiğini, ancak iflâs kararı tenfiz edilmemişken, yani iflâsa Türkiye’de herhangi bir etki tanınmamışken, kesin delil olarak istifade edilmesinin çelişkili olacağının göz önünde bulundurulması gerektiği, Alman İflas Kanunu’nun (InsO) 178/3 maddesinin, bu hüküm uyarınca, “tabloya geçirilen kayıtlar, tespit edilmiş alacakların miktarı ve sırası bakımından iflâs idaresi ve bütün iflâs alacaklıları için kesin hüküm gücü taşıyan bir mahkeme kararı gibi etkiye sahiptir” denildiği, iflâs tablosunun iflâs idaresi (ve bütün iflâs alacaklıları) bakımından bağlayıcı etkiye sahip olduğunu öngördüğü,  bu nedenle bu alacak davasında iflâs tablosunda yer alan kayıtlarla bağlı olacak bir iflâs idaresi olmadığı  yolunda kanaat bildirilmiştir. Ancak raporlardaki tespitlerin çelişkili olması nedeniyle Alman İflas Kanunu 178/3 hükmünün belge olarak kabul ettiği kayıt belgesinin HMK'nın 224 maddesi uyarınca resmi belge olarak kabulü gerekmektedir. Bu nedenle davalının sorumluluğu ceza davasında yapılan tesbitlere göre belirlenecektir.<br>... Eyalet Mahkemesi'nin 09.04.2013 tarihli kararı ile \" davalı ve diğer ortak ...'nin gerek ... gerekse bu şirketin tüm hisselerine sahip ...'nin yönetim kurulu üyesi oldukları, Yoleri (davalı) şirket politikası, şirket grubunun tamamının organizasyonu ile şirketler grubu içerisinde, ...'nin ise halkla ilişkiler ve tahvillerin pazarlanmasından sorumlu olduğu, 2004 yılının sonunda ... tahvillerini yıllık %8,25 faiz ve 6 yıllık bir vadeye bağlanan organizasyon yapısı ile yatırımcılara sundukları, yatırımcılara hemen hemen tamamının öncelikle güneş enerjisi olmak üzere yenilebilir enerjilere yatırılacak olacağı intibası uyandırıldığı, yıllık %8,25 gibi yüksek bir faiz ve vade bitiminde nominal değer üzerinden güvenli yatırım sözü verildiği, Kasım 2004 tarihinden, Mart 2006 tarihine kadar 5411 vakada toplam nominal değeri 49.369.000 Euro olan şirket adına tahakkuk eden faizleriyle, 50.200.000 Euro yatırıldığı, alınan paraların eylem planına uygun olarak yenilebilir enerji alanına yatırılmadığı, büyük ölçüde risk yüklü sanat objeleri temininde, pazarlama masrafları ile yatırımcıların faiz ödemelerinde kullanıldığı, Şubat 2005 den Mart 2006 ya kadar 4.618 adet yatırımcıdan toplam 41.914.000 Euro topladığı, ... açısından kendisinin en geç 2005 Ağustos sonu itibariyle amaçlanan mali olanak kullanımından haberi olduğu, kendisine atfedilen suç döneminde 9.800.000 Euro tahvil  ödemesi yapıldığı, sanat objeleri ile ticaret ümit edildiği gibi başarılı yürümediğinden yatırımcı Avukatları tarafından pek çok sayıda  dava açıldığı ...'nin iflası ortaya çıktığı, iddianamenin kapsadığı yatırımcıların en az %85 tutarında bir zarara uğradıkları, davalıların eyleminin makbuz dolandırıcılığı olduğunu kabul ile ... ortak ve yöneticileri davalı ve ... nin dolandırıcılık suçu işlediğinden davalının 5 yıl, ...'nin ise 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmalarına \"karar verilmiştir. <br> Alman  Federal Mahkemesi 5 Ceza Dairesi; 18.02.2014 tarihli kararı ile; \"Eyalet Mahkemesinin ceza belirlerken amacına aykırı yatırım yapılan paralar için kabaca belirlenmiş asgari bir paydan dolayı sanıkların her biri için ilgili sürede yatırım toplamının  sadece %20'si kadar zarar görüldüğü varsayımından hareket ettiği,..dolandırılan sözleşme bitiminde yanlış yönlendirilmişse (makbuz dolandırıcılığı) zararın tespiti için gerekli olan sözleşme ortağına karşı kazanılmış olan hakkın para değerinin toplam netleştirilmesinin ve verilen para taahhüdünün birbiriyle karşılaştırılması, dolandırılan mevcut durumdaki yatırımcılar gibi hamiline yazılı hisse satın almak için sözleşmenin akdedilmesiyle riskli bir işe girdiyse  zararın tespiti için belirleyici faktör aldatma ve hatalardan kaynaklanan kayıp  riskidir. Sadece tehdit edici, belirli olmayan bir varlık akışı ancak tehlikede olan varlığın ekonomik değeri zaten düşmüş ise bir zararın ortaya çıktığını gösterir. Bu zarar riski nedeniyle, aldatılan kişi tarafından kazanılan hakkın parasal değerinin, girilen yükümlülüğün değerinden düşük olması durumudur. Bu düşük değer ticari bakış açısına göre somut bir şekilde tespit edilmeli ve gerektiğinde ekonomik hasarı belirlemek üzere bir bilirkişi yardımı ile ölçülmelidir... Yatırım dolandırıcılığına ilişkin olarak Federal Mahkemenin kişisel zarar etkisine bağlanan hukuki şekline ilişkin, içtihatlara göre toplam netleştirmede hakkı ihlal edilen için erişilenin sübjektif değeri dikkate alınmalı ve eğer kendisi işin işin farklılığı ve riski bakımından elde etmek istediğinden (aluid) tamamen farklı bir şey elde edecek şekilde yanıltıldıysa  ve alınan ödeme kendisi için tamamıyla kullanılmaz ise bu durumda yatırımcının ödemesinin tamamı zarar olarak görülebilir. Hamiline yazılı tahvil vasıtasıyla kıymetlendirilen geri ödeme hakkına ilişkin ekonomik değer belirlenmemiştir. Bu değer ve yatırımcıların bundan kaynaklanan finansal zarar, karardaki diğer tespitlerden de çıkartılamaz. Bölge mahkemesi tarafından tespit edilen gerçeklere dayanarak pek çok husus, tahvil süresinin bitiminden sonra nominal tutarı geri alma ihtimalinin çok az olduğuna işaret etmektedir. Şirketlerin gergin bir likidite durumuna sahip olması yanında  sanat satışlarından 37,9 milyon Euro tutarındaki bir alacak dikkate alınmaksızın 31.12.2005 tarihi itibariyle 39 milyon Euro kayıp ortaya çıkması, mali denetmenin buna işaret etmesi buna işaret etmektedir. Ancak bunların hepsi yatırımın taahhüt edildiği tarihte geri ödeme haklarının değerliliğindeki eksikliğin ve bunun neticesinde finansal zararı belgelemek için yeterli olmamaktadır. Faiz alacağı da dikkate alınarak geri ödeme haklarının değerinin gerekli somut tespitine ilişkin olarak daha ziyade tasarruf tarihinde mevcut olan zarar  riski mevcut şirket varlığı vasıtasıyla ve davalıların planları  doğrultusunda rakamlara dökülerek bilirkişi yardımı alınarak rakama dökülmesi gerektiği, \"..<br>Davalı yanında yargılanan diğer ortak ... yönünden ise; \"adı geçenin aktif bir fiil ile dolandırıcılık yaptığı yeterince belgelenemediği, zira bu tespitlerden kendisinin Yoleri'nin sözleşmeye aykırı araç kullanma amacına bilgiye ulaşmasından sonra davalı ... ile ilişkili dolandırmaya yönelik satış faaliyeti üzerinde örgütsel kontrolünü gerekçelendiren veya devam ettiren faaliyetler görülmemektedir. Federal Başsavcının da daha detaylı izah ettiği gibi kararda tespit edilen şimdiye kadar belgelenmemiş bir finansal zarar mevcudiyetini varsayan gerçek durum bazında dolandırıcılık koşullarının ihmal edilmek suretiyle doğrudan gerçekleştirilmiştir. Eğer finansal zarar ispatlanamayacak olursa yeni  yerel mahkeme ... maddesi doğrultusunda bir sermaye yatırım dolandırıcılığının  söz konusu olup olamayacağını kontrol etmek zorunda kalacaktır.\"denilerek karar bozulmuştur. <br>Gerek ... Eyalet Mahkemesi gerekse Federal Mahkeme; özellikle diğer ortak ...'nin aktif olarak dolandırıcılık fiili kanıtlanamadığından beraatına karar verildiği belirlenmektedir. Ancak, davalı bakımından böyle bir tespit yapılmamıştır. ... dışındaki tek ortak ve yetkili davalıdır. Federal Mahkemenin, Eyalet Mahkemesinin olayı makbuz dolandırıcılığı nitelemesini doğru bulmayarak; davalının eyleminin yatırım dolandırıcılığı teşkil edebileceği, yatırımcıların finansal zararlarının bilirkişi aracılığıyla hesaplanması gerektiği, faiz gelirleri de dahil olmak üzere tüm finansal zararın hesaplanması gerekçesiyle  kararın bozulmasına karar verildiği belirlenmektedir.Davalı vekilinin, davalı hakkında verilen mahkumiyet kararı bozulduğundan ortadan kalktığı yolundaki itirazları bozma kararı içeriğine göre yerinde değildir. <br>Davalı dışındaki ortağın beraat ettiği gözetildiğinde; ceza  yargılamasında  yapılan tespitlere göre davacının ödediği yatırım bedelinin davalının suç teşkil eden eylemi ile davacının zarara uğradığının kabulü gerekir.Topladığı sermayenin amacı dışında kullandığı sabit görülen davalı hakkında devam eden ceza davasının sonunda verilecek kararın sonuca bir etkisi olmayacağından ceza davası sonucunun beklenmesine gerek bulunmamaktadır. Alman Medeni Kanununda haksız fiil failinin sorumluluğu için mahkumiyet kararı verilmesi ve kesinleşmesi şart değildir. Davalının, kusurlu eylemiyle davacı yatırımcının zararına sebep olduğunun kabulü ile davacının, davalının iflas masasından tahsil edemediği alacağını talep etmekte haklı olduğu, davalının davacının  yatırım yaptığı şirketin beraat kararı verilen diğer ortak dışındaki tek ortağı ve yetkilisi olduğu, tahvillerden elde ettiği gelirleri amacı dışında  kullanarak tükettiğinin belirlendiği, suçunun yatırım veya makbuz dolandırıcılığı olarak nitelendirilmesinin veya bozma kararından sonra hakkındaki ceza davasının durdurulmasının eldeki davaya etkisi olmadığı  sonucuna varılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle denetime elverişli bilirkişi raporunda hesaplanan miktar açısından aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden;<br>1-Davacının davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile; .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin;<br>a)14.904,12 Euro asıl alacak, 5.447,41 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 20.351,53‬ Euro üzerinden devamına, kabul edilen asıl alacağa icra takip tarihinden itibaren  3095 Sayılı Kanun'un 4/a madde ve fıkrası uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>b)Asıl alacak likit olduğundan kabul edilen asıl alacağın %20'si olan 11.919,42-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>2)Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 7.587,22.-TL Karar ve İlam Harcından, peşin harç olarak yatırılan 1.451,04-TL'nin mahsup edilerek eksik kalan 6.136,18‬.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, <br>3)Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4)Davalı vekil ile temsil edildiğinden ve kısmi red nedeniyle yürürlükte olan AAÜT gereğince 1.954,91‬.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>5)Davacı tarafından yapılan posta ve tebligat gideri  315,00.-TL,  bilirkişi ücreti 2.000,00.-TL, 35,90.- başvuru harcı, 5,20.-TL vekalet harcı, 1.451,04.-TL peşin harç olmak üzere toplam 3.807,14.-TL yargılama giderinin red ve kabul oranına göre 3.741,27.-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,  bakiye gider avansının davacı üzerinde bırakılmasına, <br>6)Karar kesinleştiğinde yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının yatıranlara iadesine,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2025<br><br>Başkan ...<br>e-imzalıdır<br><br>Üye ...<br>e-imzalıdır<br> <br>Üye ...<br>e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>e-imzalıdır<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5d232af69abf6639","SID":"38136c7fcf1213a2"}}