{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1781 Esas<br>KARAR NO: 2025/681 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:  Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO: 2021/350 Esas - 2022/487 Karar<br>TARİHİ: 26/04/2022<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkilinden toplam 226.790,43 TL'lik mal aldığını, aldığı mallara karşılık 79.200,00 TL ödeme ve mal iadesi gerçekleştirdiğini, müvekkilinin davalıdan 147.590,43 TL alacaklı olduğunu, alacağın tahsili için yukarıda ayrıntılı yazılı icra takibinin başlatıldığını, davalının itiraz neticesinde takibin durduğunu, neticede; davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davacı arasında ticari  ilişki olduğunu, toplam 226.790,43 TL'lik mal üzerinde anlaşmaya varıldığını, müvekkiline sadece 19.11.2020 tarihli 121.187,51 TL'lik faturaya ilişkin mal teslim edildiğini, 10.12.2020 tarih 105.602,92 TL'lik faturanın mal teslim edilmeden kesildiğini ve müvekkilinin sonradan haberdar olduğunu, 19.11.2020 tarihli faturaya istinaden davacıya 77.350,00 TL ödeme yapıldığını, söz konusu faturadaki malların eksik olması sebebiyle davacıya 25.759,87 TL'lik iade faturası düzenlendiğini, ayrıca 26.550,00 TL ve 8.850,00 TL'lik iade faturaları düzenlendiğini, 10.12.2020 tarihli fatura konusu malların ise hiç teslim edilmediğini, neticede; davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 26/04/2022 tarihi ve 2021/350 Esas - 2022/487 Karar sayılı kararında; \"Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Dosyamız arasına celp edilen celp edilen Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 147.590,43 TL asıl alacak üzerinden borçlu aleyhine 2 adet fatura dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 18/02/2021 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından süresi içerisinde 22/02/2021 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ettiği ve icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulduğu görüldü. Dosyaya sunulan12/01/2022 tarihli bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda; yanlar arasında davacı tarafından davalıya “Yaldızlı Kağıt” satışı yapılması şeklinde ticari ilişki kurulduğu, Davacı ticari defterlerinde icra takip tarihinde davacının davalıdan 147.590,43 TL değil, 140.590,43 TL alacaklı olduğu, Davalı ticari defterlerinde de icra takip tarihinde davalının davacıya 140.590,43 TL borçlu olduğu, ancak takip tarihinden sonra davacıya toplam 2 adet 52.309,87 TL'lik iade faturası düzenlendiği ve dava tarihinde davalının davacıya 88.280,56 TL borçlu olduğu, Rapor içeriğinde gerekçeleri ile izah edildiği üzere, davalının iddialarının ve iade faturalarının olağan akışa aykırı olduğu ve ispata muhtaç olduğunun değerlendirildiği, Sayın mahkemenizce davacı alacağının kabulü halinde, takip tarihinden sonra talep edilen %9 yasal faizin uygun olduğu, davacının diğer taleplerinin sayın mahkemenizin takdirlerinde olduğu belirtilmiştir. Huzurda görülen dava  itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir. Dosyada ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının fatura alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup tarafların kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda iki tarafın ticari defter ve belgelerinin sahibi lehine delil niteliğini taşıdığı; davacı ticari defterlerine göre icra takip tarihinde davacının davalıdan 140.590,43 TL alacaklı olduğu; davalının ticari defterlerine göre icra takip tarihi itibariyle davalının davacıya 140.590,43 TL borcunun bulunduğu tespit edildiği; davalı tarafından icra takibinden sonra davacı adına  toplam 2 adet 52.309,87 TL'lik iade faturası düzenlendiği ve dava tarihinde davalının davacıya 88.280,56 TL borçlu olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce davalının BA formları ilgili vergi dairesinden celp edilmiş olup takibe konu iki adet faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine beyan edildiği tespit edilmiş olup karine olarak faturaya konu malların davalıya tam ve eksiksiz olarak teslim edildiği mahkememizce kabul edilmiştir. Davalı tarafından bir kısım malların hiç kendilerine teslim edilmediği, bir kısım malların ise eksik teslim edildiği iddia edildiğinden davalıya iddialarının ispatı bakımından yemin delili hatırlatılmış olup davalının yemin deliline dayanması üzerine davacı şirket mahkememiz huzurunda \"Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile takibe konu edilen 10/12/2020 tarih ve 105.602,92 TL bedelli faturaya konu mallar ile 19/11/2020 tarih ve 121.187,51 TL bedelli faturaya konu malları kuka dara ağırlığı hariç olmak üzere tam ve eksiksiz olarak davalıya teslim ettiğime  şerefim namusum kutsal saydığım bütün inanç ve değerler uğruna yemin ederim.\"  şeklinde yemin eda etmiştir. Davacı tarafından faturaya konu malların tam ve eksiksiz olarak teslim edildiği ispat edildiğinden açılan davanın 140.590,43 TL üzerinden kabulü ile asıl alacak tutarının takdiren %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; davacının reddedilen tutar bakımından icra takibi açmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir....\"gerekçesi ile,  ''1-AÇILAN DAVANIN KISMEN KABULÜ ile davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 140.590,43 TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere yasal faiz uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,2- Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin KABULÜ ile takdiren kabul edilen asıl alacak tutarının %20'si oranında hesaplanan 28.118,08 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil aleyhine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilin  süresi içinde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durdurulduğunu, bunun üzerine davacı  tarafından itirazın iptali davası açıldığını, bu dava sonucunda da yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiğini,  Davacı şirket ile müvekkil şirket arasında ticari malların alışverişinin gerçekleştiğini ve bu alışverişe istinaden;<br>19.11.2020 tarihinde 121.187,51 TL 10.12.2020 tarihinde 105.602,92 TL olarak toplam 226.790,43 TL'lik mal üzerinde anlaşmaya varıldığını, sadece 19.11.2020 tarihli faturaya ilişkin malın (bir kısım eksiklikle) müvekkil şirkete teslim edildiğini, 10.12.2020 tarihli faturalandırmaya ilişkin ise henüz mal teslimi yapılmadan fatura kesildiğini ve müvekkil şirkete 20 gün gibi bir zaman sonra fatura kesildiğinin haber verildiğini, her ne kadar davacı tarafından dava dilekçesinde tüm malın teslim edildiği iddia edilmişse de bu iddinın tamamen gerçek dışı olduğunu ve bir teslim belgesinin de dosyaya sunulmadığını, söz konusu 19/11/2020 tarihli faturaya ilişkin olarak müvekkil şirketin davacıya; 15.01.2021 tarihinde 26.800,00 TL, 22.01.2021 tarihinde 22.400,00 TL, 01.02.2021 tarihinde 21.150,00 TL,  05.02.2021 tarihinde 7.000,00 TL olarak toplamda 77.350,00 TL ödeme yaptığını, davacı tarafından müvekkil şirkete 19.11.2020 tarihinde teslim edilen malların eksik olması sebebiyle de müvekkil şirketçe \"... nolu faturadan (Siyah Yaldız) miktarının eksik olmasından dolayı düzenlenen iade faturasıdır.\" açıklamasıyla 08.02.2021 tarihinde 25.759,87 TL iade fatura kesildiğini, müvekkil  şirketin, davacıdan almış olduğu ticari mal olan yaldızlar sarılı oldukları kukalar ile birlikte teslim edildiğini, bu sebeple yaldızların tek başına tartılamadığını, sarılı oldukları kukalar ile birlikte tartıldığını ve malın kendi ağırlığından fazla geldiğini, işbu sebeple taraflar aralarında kuka dara bedeli adı altında iade yapılması konusunda anlaşıldığını ve müvekkil şirketçe açıklamada \"... ve ... nolu faturaların kuka dara bedeli\" yazılarak; 12.02.2021 tarihinde 26.550,00 TL, 25.01.2021 tarihinde 8.850,00 TL olarak 2 adet iade fatura kesildiğini, iade faturaların 8.850,00 TL olanın dava dilekçesinde davacı tarafından da kabul edildiğini, iade edilen her iki faturanın da iade ediliş sebebinin aynı olduğunu, bu sebeple diğer iade faturanın da kabulünün gerektiğini,  Davacı tarafından müvekkil şirketle görüşülmeden ve mal teslimi yapılmadan kesilen 10.12.2020 tarihli faturaya ilişkin malların ise; davacı tarafından sürekli olarak yeni gün verilerek ve teslim edileceği söylenerek müvekkil şirketin oyalandığını ve malların teslim edilmediğini, 5 tonluk malın teslim edilmemesi sebebiyle müvekkil şirketin ödeme yapmadığını, davacı şirketten ...'in malların teslimi içen defalarca müvekkil şirketi oyaladığını ve malın teslimi için beklettiğini, ...'in mahkeme huzurunda tanık olarak dinlenilmesinin taraflarınca kabul edilmediğini, müvekkil şirketin hem malın teslimi için beklediğini, hem de teslim edilmeyen mallar için icra takibiyle karşı karşıya geldiğini, üstelik teslim edilmeyen malların faturasının müvekkil şirkete 20 gün sonra haber verildiğini, kötü niyetle oyalanan müvekkilin şirketin haksız talebi ile karşı karşıya geldiğini, Dosyaya sunulan, bilirkişi ... tarafından düzenlenen 12/01/2022 tarihli raporun tarafılarına tebliğ edilmediğini, bilirkişi raporunun dava açılmasından 3 yıl önce işten ayrılmış olan sigortalı eski çalışanları Av. ...'a tebliğ edildiğini, tüm dilekçelerin taraflarına verildiğini ve tüm duruşmalara taraflarınca katılım sağlandığını ancak buna rağmen vekaletnamenin eski tarihli olması sebebiyle adı sadece vekaletnamede olan avukata bilirkişi raporunun tebliğ edildiğini, yapılan bu hata sebebiyle de bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunamadıklarını, savunma haklarının kısıtlandığını, tebliğ yapılan avukatın sigortalı çalışan olduğu ve dava açılmadan işten çıkışının yapıldığı, işten çıkış bildirgesi eklenerek mahkemeye bildirilmişse de hatanın düzeltilmediğini ve itirazlarının kabul edilmediğini, vekaletnamede ismi olması sebebiyle, dosyanın hiçbir aşamasında bulunmayan vekile yapılan usulsuz tebligatın mahkeme tarafından kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu bilirkişi raporunun hatalı olduğunu ve rapora karşı beyanlarının dinlenilmediğini, bu yönüyle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğini, Ayrıca dosyaya sunulan 12/01/2022 tarihli bilirkişi ... tarafından düzenlenen raporda; ''davalının iddialarının ve iade faturalarının olağan akışa aykırı olduğu ve ispata muhtaç olduğunun değerlendirildiği'' beyanının bulunduğunu, bu beyanın tamamen hatalı olduğunu, hükme esas alınamayacağını, Faturanın muhatabınca malların teslime dair imzalı sevk irsaliyesinin, içinde ne olduğu açıkça belli olmak kaydıyla kargo kayıtlarının veya diğer yazılı belgelerin mahkemeye sunulması gerektiğini, alacaklının kendi defterlerindeki kayıtlar dayanak belge ile doğrulanmadığı sürece mal teslimi hususunda tek başına delil olarak kabul edilemeyeceğini, satış faturalarının borçlu defterlerine işlenmiş olmasının mal teslim edilmediği savunmasını bertaraf etmeyeceğini, fatura içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu anlamı doğduğunu, bu durumda faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını gelmeyeceğini, uyuşmazlık halinde malın teslim edilmiş olduğunun kanıtlanmısının gerektiğini, teslimin hukuki bir işlem olması ve bu işlemin ancak yazılı delille ispat edilebilmesi sebebiyle yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın hatalı olduğunu ve bozulmasının gerektiğini, Ödenen tutarlar, iade faturalar ve teslim edilmeyen mal toplandığında müvekkil şirketin, davacıya hiçbir borcunun bulunmadığını, işbu sebeple haksız açılan icra takibine itiraz edildiğini, bu durumda söz konusu davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya satılarak teslim edildiği ve bakiye bedelinin davalı tarafından ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Mahkemece tarafların defter ve kayıtlarının incelenmesi sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunun davalı şirketin vekaletnamesinde vekil olarak gözüken Av. ...a tebliğ edildiği ve bu vekil tarafından iade edilmediği ve vekil tarafından istifa dilekçesi sunulmadığı, söz konusu vekilin yetkili kılındığı vekaletnamenin süreli olmadığı, davalı tarafından vekilin azledildiğine dair azilname veya beyan dilekçesi dosyaya sunulmadığı, geçerli bir vekaletnamede vekil olarak gözüken vekile yapılan tebligatların geçerli olduğu dikkate alındığında Mahkemece bilirkişi raporunun adı geçen vekile yapılmasında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Somut uyuşmazlıkta; dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya satışına ilişkin ticari ilişki olduğuna, takibin dayanağı olan 19/11/2020 tarihli 121.287,51 TL bedelli fatura ve 105.602,92 TL bedelli faturaların davalı tarafından kabul edilerek defterlerine kaydedildiğine ve ba formlarında beyan edildiğine, davalı tarafından düzenlenen 25/01/2021 tarihli 8.850,00 TL bedelli iade faturasının davacı tarafından kabul edildiğine ve davalı tarafından 77.350,00 TL ödeme yapıldığına, her iki tarafın ticari defterlerine göre icra takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 140.590,43 TL alacaklı olduğuna ilişkin bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı tarafından  19/11/2020 tarihli 121.287,51 TL bedelli faturadaki ürünlerin bir kısmının teslim edilip, bir kısmının teslim edilmediği, teslim edilen kısma ilişkin ödemenin yapıldığı, teslim edilmeyen kısma ilişkin takip talebi ile aynı tarihli 08/02/2021 tarihli 25.759,87 TL bedelli iade faturası düzenlendiği, 105.602,92 TL bedelli faturadaki ürünlerin hiç birinin teslim edilmediği, ayrıca taraflar arasındaki anlaşmaya göre 26.550,00 TL kuka dara bedeli adı altında fatura düzenlendiği ve davacıya borçlu olmadığı ileri sürülmüştür. Ancak davacı tarafından düzenlenen tüm faturalar davalı tarafından kabul edilmekle ve ba formlarında beyan edilmekle faturaya konu ürünlerin teslim edildiği karine olarak davalı tarafından kabul edilmiştir. Davalı tarafından karinenin aksi geçerli yazılı ve kesin delil ile ispat edilemediği gibi ve teslim edilmediği iddia edilen faturadaki ürünlere ilişkin kuka dara bedeli altında fatura düzenlenmekle de ürünlerin teslim edildiği kabul edilmiştir. Bu durumda davalı tarafından ürünlerin teslim edilmediğinin ileri sürülmesi çelişkili davranış yasağına da aykırıdır. Davalı tarafından davacının kabul etmediği  12/02/2021 tarihli 26.550,00 TL kuka dara bedeli faturasının taraflar arasındaki anlaşmaya göre düzenlendiği iddia edilmiş ise de, zaten davalının teslim edildiği kabul edilen ürünlere ilişkin 25/01/2021 tarihli 8.850,00 TL bedelli iade faturasının düzenlendiği ve davacı tarafından kabul edildiği, davalı tarafından teslim edilmediği iddia edilen ürünlere ilişkin icra takibinden sonra düzenlenen 26.550,00 TL kuka dara bedeli faturasının hangi gerekçe ile düzenlendiğinin, dayanağının ve taraflar arasındaki anlaşmaya göre düzenlendiğinin ispat edilemediği anlaşılmakla Mahkemece bu faturanın da davacı alacağından mahsup edilmemesi isabetlidir. Davacı alacağı tarafların birbirini teyit eden ticari defterleri ve ba formları ile ispat edildiğinden Mahkemece davacı alacağının hüküm altına alınması yerinde olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.603,73 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.400,94 TL harcın mahsubu ile bakiye  7.202,79‬ TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be7ba9a3029b007c","SID":"6729beb6d7d8af7a"}}