{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO:2024/2369 <br>KARAR NO:2025/1181<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:14/02/2024<br>NUMARASI:2023/109 E - 2024/82 K<br>DAVANIN KONUSU:İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:30/04/2025<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili başlangıçta asliye hukuk mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklının, diğer davalı borçlu aleyhine başlattığı ... sayılı dosyasındaki icra takibi sonucunda davalı borçlunun borca yeter taşınır mallarının haczi ile muhafaza altına alınmasına karar verildiğini, karar gereği ... Talimat sayılı dosyasında 30/12/2021 tarihinde davacının iş yeri adresine gelinerek davacının bir kısım taşınır malları haczedilerek, haczedilen malların yediemin olarak davacıya teslim edilerek tutanak tanzim edildiğini, haciz işlemi esnasında hacze gelinen  iş yerinin şirket ortağı olduğunu beyan eden ... tarafından iş yerinin  .... Şti. ait olduğunun belirtildiğini, yine haciz esnasında şirket yetkilisi ...'ın da haciz mahalline gelerek iş yerinin, .... Şti.'ye ait olduğunu, borçlu şirketle bir alakasının olmadığını belirttiğini ve haczedilen malların tamamının davacıya ait olduğuna ilişkin faturalar, vergi levhası, ticaret sicil kaydı, kira sözleşmesi vb. belgelerin dosyaya sunularak istihkak iddiasında/itirazında bulunulduğunu, buna karşılık alacaklı vekilince istihkaklı haciz talep edildiğini ve haciz işlemlerinin gerçekleştirildiğini, anılı haciz işlemi üzerine davacı müvekkilinin istihkak iddiasına karşı alacaklı tarafından itiraz edildiğini ve itiraz üzerine İstanbul 4.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 18.01.2021 Tarih 2022/23 Esas 2022/73 Karar sayılı kararı takibin devamına karar verildiğini, anılı karar üzerine de davacı yanca Bakırköy 8.İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2022/60 Esas sayılı dosyasından istihkak davası açılmış olup anılı davanın halen daha derdest olduğunu, ancak bu süreçte davacının iş yerinde haczedilen malları kullanamaması nedeniyle işleri aksadığından hacizli malları kullanabilmek için haciz baskısı altında kalarak dosya borcunu ödemek zorunda kaldığını, davacının istihkak davasının halen daha derdest olması ve yargılamanın uzun sürmesi ile fabrikasındaki üretimin devamı için gerekli olan ancak haczedilmesi nedeniyle kullanamadığı mal ve makinelerini geri alabilmek için istihkak davasının sonucunu bekleyemeden ve haciz baskısı altında kalarak dosya borcu olan toplamda 41.923,00 TL'yi dosyaya ödemek zorunda kaldığını, davacı tarafından ... sayılı dosyasına ödenen paraya ilişkin, davacının dosya alacaklısı davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ve borcu olmamasına karşın ödenen paranın istirdadı için işbu davanın açıldığını, arz edilen nedenlerle davalıların borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için ihtiyati haciz kararı verilmesini, davacının davalılara herhangi bir borcunun bulunmadığının tespitine, davacının borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 41.923,00-TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte istirdadına  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin ticaret mahkemeleri olduğunu,  davacı tarafın icra takibinde borçlu sıfatı bulunmadığından istirdat davası açmasının hukuken mümkün olmadığını, dosyaya yapılan ödemenin teminat niteliğinde olmayıp, yatırılan paranın dosya borcunu ödeme özelliğini ortadan kaldırmayacağını, haciz baskısı altında alınan bir ödeme mevcut olmayıp aksine, davacı tarafın ticari hayatını zora düşürecek hiçbir eylemin dosya bazında gerçekleşmediğini, davacı ile davalı borçlu şirketin muvazaalı işlemler yaptığını, haczin tatbik edildiği adresin borçlu şirkete tebligatın yapılmış olduğu adres olduğunu, 18/01/2022 tarihli hacze takibin devamı kararı ile gidildiğini, davacı tarafın kötü niyet tazminatı taleplerinin reddinin gerektiğini, arz edilen nedenlerle davalının finansal kuruluş olması sebebiyle yapmış olduğu işlemlerin TTK hükümlerince ticari iş niteliği taşımasından dolayı görevsizliğine, mahkeme aksi kanaatte ise davacı tarafın fabrikasının üretimini durdurmaya yönelik herhangi bir işlem yapılmadığı ve haciz baskısı altında ödenen bir para olmadığından davacının dosya borcuna istinaden ödemiş olduğu 41.923,00-TL istirdat talebinin ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şti. davaya cevap vermeme suretiyle davayı inkar etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; \"Tüm dosya kapsamı ve yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay incelendiğinde;  Dava hukuki niteliği itibari ile menfi tespit/istirdat davasıdır.Davacı şirket, icra takibinde borçlu olarak gözüken davalı şirket aleyhine başlatılan takipte aleyhlerine zorla cebri icra uygulanması sebebi ile  davalı faktoring şirketine itirazi kayıtlı ödeme yapmak zorunda kaldıklarını ileri sürerek ödenen paranın sebepsiz zenginleşme nedeni ile istirdadını talep etmektedir. Davadaki uyuşmazlığın temelini oluşturan ve mahkemece celp edilen ... sayılı dosyasında davalı alacaklının, diğer davalı borçlu aleyhine takip başlattığı görülmüş ve  icra takibinin kesinleşmesi sonrasında  Esas İcra Dairesinin ... talimat yazdığı ilgili talimat dosyasında belirtilen adresteki  haczin icrası sırasında  davacı üçüncü kişi şirketin istihkak iddiasında bulunduğu görülmüş, İcra Hukuk Mahkemesinin istihkak iddiasını değerlendirmesi neticesinde verdiği kararda adresin borçlu şirket adresi olduğu gerekçesi ile haczedilen malların davalı borçlu şirkete ait olduğuna ve davacı üçüncü kişi şirketin istihkak davası açması gerektiğine hükmettiği anlaşılmıştır. Bunun üzerine davacı şirketin haciz yaptırımı ile karşılaşmamak adına 24.01.2022  tarihli  dekontla \"muhafaza sebebi ile itirazi kayıtla\" kaydı düşerek ödeme yaptığı görülmüştür. Bilindiği gibi menfi tespit davalarında ispat yükü davacılı alacaklıda olup, alacağın varlığını ispat etmek zorundadır. Dosyaya celp edilen icra dosyalarında gerek borçlu davalı şirketin gerekse davacı üçüncü kişi şirketin aynı adreste faaliyet göstermesi dışında dosyada her iki şirket arasında organik bağ gösteren her hangi bir delil gösterilmemiş, her iki şirketin faaliyet alanlarının farklı olduğu ve  şirket ortaklarının bir birleri ile her hangi bir bağının olmadığı anlaşılmıştır. Dosyanın değerlendirmesi neticesinde davacı üçüncü kişi şirketin davalı borçlu şirketle organik bağı davalı alacaklı tarafından ispat edilemediği, davacının ödemesini itiraz-i kayıtla yaptığı ve davasını de bir yıllık hak düşürücü sürede açtığı\" gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile; 41.623,00 TL nin ödeme tarihi olan 24/01/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davcıya ödenmesine, karar verilmiştir.Karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; mahkemece davanın hukuki niteliği yanlış tespit edildiğini, yargılama sırasında  uyuşmazlık konusu istirdat davası olmasına rağmen gerekçeli kararında davanın hukuki niteliğini menfi tespit/ istirdat davası şeklinde ifade edildiğini, ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olduğunu, . davacı tarafın icra takibinde borçlu sıfatı bulunnmadığından istirdat davası açması hukuken mümkün olmadığını, davanın istirdat davası olarak açıldığını, istirdat davasının takip hukukuna ilişkin iki şartı bulunduğunu, birincisi geri verilmesi istenen paranın icra takibi sırasında ödenmiş olması, ikincisinin de borcun cebri icra tehdidi altında ödenmiş olması gerektiği olduğunu, dosyaya 3. kişi tarafından yapılan tüm ödemeler İcra Ve İflas Kanunu 9. ve devamı maddeleri uyarınca dosya borcuna istinaden yapılan ödeme niteliğinde olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, davacının borçlu olmadığı bedeli, haciz tehdidi altında davalı alacaklıya  ödediği iddiasına dayalı sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı alacak talebine ilişkindir.Taraflar arasında,...sayılı dosyasında davalı alacaklının, diğer davalı borçlu aleyhine takip başlattığı, icra takibinin kesinleşmesi sonrasında  Esas İcra Dairesinin ... talimat yazıldığı, talimat dosyasında belirtilen adresteki  haciz sırasında  davacı üçüncü kişi şirketin istihkak iddiasında bulunduğu, İcra Hukuk Mahkemesinin istihkak iddiasını değerlendirmesi neticesinde verdiği kararda adresin borçlu şirket adresi olduğu gerekçesi ile haczedilen malların davalı borçlu şirkete ait olduğuna ve davacı üçüncü kişi şirketin istihkak davası açması gerektiğine karar verilmesi üzerine davacı şirketin 24.01.2022 tarihli  dekontla \"muhafaza sebebi ile itirazi kayıtla\" kaydı düşerek ödeme yaptığı hususlarında ihtilaf yoktur.Haklı bir neden olmaksızın başkasının mal varlığından ya da emeğinden zenginleşen kimse bu zenginleşmeyi geri vermekle yükümlüdür (TBK 77). Bu yükümlülük özellikle zenginleşmenin geçerli olmayan ya da gerçekleşmemiş veya sona ermiş bir nedene dayanması durumunda doğmuş olur. Buna göre borcun kaynağı olarak öngörülen sebepsiz zenginleşmeden söz edilebilmesi için; bir taraf zenginleşirken diğerinin fakirleşmesi, zenginleşme ve fakirleşme arasında uygun nedensellik (iliyet) bağının bulunması ve zenginleşmenin hukuken geçerli haklı bir sebebe dayalı olmaması gerekmektedir.Somut olayda, davacının işyerinde yapılan hacize dayanak teşkil eden icra takibinin  dava dışı borçlu aleyhine yapıldığı, davacı ile dava dışı borçlunun aynı şirket olduğunun ya da aralarındaki bağın ispat edilemediği, bu nedenle de, davacının borcu ödemesi nedeni ile sebepsiz zenginleşenin davalı alacaklı olduğu, çünkü; davacının ödediği bedelin, davalının malvarlığına dahil olduğu anlaşılmıştır.Öyle ise mahkemece, bu ilke ve esaslar gözetilerek, dava konusu olayda davacı ile dava dışı borçlu arasında organik bağ olmadığının tespiti ile davacının ödediği bedelin istirdatına yönelik olarak  yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davalının istinaf başvurusunun  HMK 353/1-b.1 maddesi uyarınca  ayrı ayrı reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 2.843,26 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 2.127,31 TL harcın mahsubu ile bakiye  715,95‬ TL'nin  istinaf eden davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili vergi dairesine yazılmasına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30/04/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b096f4eb3ddcfa20","SID":"9dce13ed05bcb6b6"}}