{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/705 Esas<br>KARAR NO: 2025/637 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2024/174 Esas (Derdest Dava Dosyası)<br>TARİH: 14/11/2024 (Ara Karar Tarihi)<br>DAVA: Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen ara karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki  28.12.20021 ve 03.03.2022 tarihli sözleşmeler ile devir alınan tesisin gizli ayıplı olmasına dayalı iptal edilmiş olması nedeniyle; Davalı Banka ve diğer davalılar  ile bağıtlanan 03.03.2022 tarihli protokol başlıklı Kredi devir, kefalet, kredi,  garantörlük sözleşmesinin ve eki niteliğindeki tüm sözleşmelerin iptaline; 03.03.2022 tarihinden itibaren ödenmiş bedellerin faizleriyle istirdatına, 03.03.2022 tarihli protokol başlıklı Kredi devir, kefalet, kredi,  garantörlük sözleşmesinin ve eki niteliğindeki tüm sözleşmelerden kaynaklanan üstlenilmiş olan kredi borcunun iptaline, 03.03.2022 tarihli protokol başlıklı  Kredi devir, kefalet, kredi,  garantörlük sözleşmesi ve eki niteliğindeki tüm sözleşmeler ile tesis edilen kefalet, garantörlük, rehinlerin ve ipoteklerin (ve sözleşmelerinin) iptaline, davacıların bu haksız devir sebebi ile uğradıkları zararlarının belirlenmesi ile ödenmesine karar verilmesini, davalı banka yönünden; yanıltıcı beyanlar ile müvekkillerinin iradesi sakatlanarak; 03.03.2022 tarihli, kredinin devri ile müvekkilleri ile hissedar oldukları firmaların kefil, garantör ve ipotek veren olarak adlandırılmasına sebep olan protokol ve kefalet, garantörlük ve ipotek sözleşmelerinin akdi sağlandığından hali hazırdaki ... Nolu ... A.Ş. Proje kredisinin ödemelerinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/11/2024 (Ara Karar Tarihi) tarih ve 2024/174 Esas (Derdest Dava Dosyası) sayılı kararında; \" Davada, dava dışı ... Aş'ne ait hisselerin davacılardan ... Aş tarafından devir alınması ile ilgili olarak; bankanın kredi borçlusu olan ... Aş tarafından çekilen kredi borçlarını tahsil amacı ile, bu şirkete ait esasen ayıplı tesisleri üretim yapabilecekmiş gibi tanıtmak sureti ile devri sağladığı, böylece hedef şirketlerdeki(... Enerji+... Gurup+... Teknolojileri) ... hisselerinin devrine sebep olduğundan bahisle, hileli işlemlere dayalı olarak yapılması sağlanan tüm kredi sözleşmeleri/kredi devir sözleşmeleri/kefalet sözleşmeleri/garantörlük sözleşmeleri/rehin ve ipotek sözleşmelerinin; 03/03/2022 tarihli protokolün ve eklerinin iptalinin talep edildiği, Ödenen kredi bedellerinin denkleştirici adalet ilkesi gereğince hesaplanıp avans faizi ile iadesinin talep edildiği, kredi bedellerinde de indirim yapılmasının ayrıca hileli satışın bankaca sağlanması sebebi ile uğranılan zararların bankadan tanzim edilmesinin dava edildiği; Açılan davanın bunlara ilişkin olduğu hususunun ve davacı ... şirketinin alıcı konumunda bulunup bu şirket tarafından dava dışı ... Enerji'nin aldığı/kullandığı banka kredilerinin devir alındığı, davacı bazı şirketlerin kefil, bazı şirketlerin garantör, bazı şirketlerin ipotek veren olarak bazılarının ise hem garantör hem ipotek veren olarak bu devir işlemlerine katıldıkları; hisse devirlerinde danışmanlık sözleşmesinin davalı banka ile dava dışı ... ve ... Aş arasında yapıldığı, Hususları İHTİLAFSIZ OLUP, Taraflar arasındaki ihtilafın bankanın davacı yanlara yanlış bilgi vermek sureti ile onları yanıltıp yanıltmadığı, bunun hisse devirlerini sağlayıp sağlamadığı,  hisse devirlerine ilişkin sürecin bizzat bankanın yürütüp davacıları yönlendirip yönlendirmediği ve devrin bankaca yapılan yanıltma sonunda sağlanıp sağlanmadığı, sağlanmış olsa dahi davacıların alıcı/garantör/kefil/ipotek verme işlemlerinde basiretli davranıp davranmadıkları ve bunun sonucuna göre de banka sorumlu tutulur bir miktar tazminata hükmetmek gerekir ise miktar yönünden indirim yapılmasının gerekip gerekmediği hususunda toplandığı belirlenmiştir. Bu çerçevede davacıların ''hali hazırdaki ... nolu ... enerji A.Ş'nin proje kredisi ödemelerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesi'' TALEP EDİLMİŞTİR. Mahkememizce bu talep değerlendirilmiş olup; davacıların ...'a ait şirket hisselerini devir aldıklarını, bu şirkete ait ''çamur yakma tesisi'' nin devir alındığını, davacılardan ..., ... ve ...'nun pay sahibi oldukları birçok şirketin bulunduğunun iddia edildiği, hepsinin birçok ticari iş yapmasından dolayı tecrübeli ve bilgi sahibi olduklarını, konuyu araştırıp devir aldıkları hisselere ilişkin şirket durumlarını ve tesislerini kontrol etme imkanlarının bulunduğunun iddia edildiği, davalı bankanın 30/12/2021 tarihli hisse devir sözleşmesinin ve 03/03/2022 tarihli kapanış sözleşmesinin tarafı olmadığı, kredi borçlusunun dava dışı ... Enerji A.Ş olduğu, bu şirketin davada taraf olmadığı gibi krediden dönme gibi de bir müdahalesinin bulunmadığı, davacıların kredi borçlarını devir alan, kefil olan, garanti veren, ipotek veren şeklinde fer'i borçluları olduğu, bankanın kesinlikle hisse devir sürecini yönetmediği, sadece tarafları tanıştırdığı, davacılara danışmanlık vermediğini, danışmanlık sözleşmesinin de banka ile dava dışı asıl kredi borçlusu ... Enerji A.Ş arasında imzalandığı, ihtiyati tedbir için HMK 397 ve devamı maddeleri gereğince yaklaşık ispat koşulunun arandığı; o aşamada bu hususun henüz sağlanmadığı, ancak yargılama aşamasında bankanın davacıları kandırdığı, iradelerini etkilediği ve devir işlemini sağladığı hususlarının ispatından sonra tedbirin mümkün olabileceği; bu haliyle tedbire karar verilemeyeceği değerlendirilerek talebin reddine karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, '' Davacıların ihtiyat tedbir taleplerinin reddine, REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 14.11.2024 tarihli, tarafılarına tebliğ edilmeyen, tedbir talebimizin reddine ilişkin kararının usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, Tedbir talebinin haklı ve hukuka uygun olduğunu, davalı bankanın bu satışın aracısı olduğunu ve ... ile birlikte alıcıyı yanılttığını, iradesini sakatlayarak sözleşmelerin imzalanmasını sağladığını, TBK 33 ve 33.maddeleri gereğince sorumlu olduğunu, davalı bankanın, ... Enerji A.Ş. Firmasının satış işleminin aracısı olup, satıcı ve hedef firma ile Danışmanlık sözleşmesi akdettiğini, satış işleminin her aşamasını bizzat yürüttüğünü ve karşılığında da başarı ücretini aldığını,  09.03.2021 tarihli Danışmanlık Danışmanlık Sözleşmesinin1.1. maddesinde;\" İşbu Sözleşme ile Hissedar, Şirket'te sahip oldukları hisselerinin, Şirket ile ilgili esas mukavelesinden doğan hakların ve Şirket'e ait öz sermaye ve bir kül olarak varlıklarının (aktiflerinin), birlikte veya ayrı ayrı üçüncü kişilere satılması veya sermaye artışı veya diğer benzeri bir yöntem ile devredilmesi için aracılık ve danışmanlık hizmetleri vermesi amacıyla Danışman'ı yetkilendirmişlerdir (\"Yetki\").\"; 1.2. Maddesinde; \"Danışman'a verilen işbu Yetki münhasır niteliktedir. Böylece; (i) Şirket ve Hissedar, işbu Sözleşme yürürlükte olduğu sürece Danışman'dan başka bir şirket veya şahsa işbu Sözleşmenin konusu ile ilgili Yetki veremez, bu konuda herhangi başka gerçek ve/veya tüzel kişi ile sözleşme akdedemezler. Bununla beraber Madde 4 b de yer alan şirketler/kişiler istisnadır. (ii) Sözleşme yürürlükte olduğu sürece, Şirket ve Hissedarın yukarıda (i) maddesinde yer alan hükme aykırı olarak Sözleşme konusu ile ilgili olarak başka bir şirket ve/veya şahsa zımnen dahi olsa yetki vermesi ve/veya sözleşme akdetmeleri hallerinde Danışman hizmet sunmayı herhangi bir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın tek taraflı olarak durdurabilecek ve işbu Sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen ücretlerin tümünü Satış işlemi gerçekleşmesi halinde, hizmetlerin Danışman tarafından tamamlanması şartı aranmaksızın, Şirket ve Hissedar tarafından, Danışman'ın ilk talebinde nakden ve defaten ödenecektir.(iii) İşbu Sözleşmenin 2. maddesinde tanımlandığı şekli ile Satış işlemi gerçekleşmeden bu Sözleşme herhangi bir sebepten dolayı sona erer ve sona erme tarihini  takiben 1 (bir) sene içerisinde, Satış işlemi gerçekleşirse, işbu Sözleşmenin bu hükmü ve ücretlere ilişkin hükümleri geçerliliğini koruyacak olup, Sözleşmenin 4. maddesinde belirtilen ücretlerin tümü, hizmetlerin Danışman tarafından tamamlanması şartı aranmaksızın, Şirket ve Hissedalar tarafından, Danışman'ın ilk talebinde nakden ve  defaten ödenecektir.\" düzenlemeleri bulunduğunu, bu düzenlemeler incelendiğinde  davalı bankanın hizmetlerini tamamlamadan ücret almasının danışmanlık sözleşmesi devam ederken satıcı hissedarın başka bir aracıyı yetkilendirmesi, hissedarın danışmanı devre dışı bırakıp, sözleşmeyi sona erdirip satış yapması şartlarına bağlı olduğunu, bu iki durum dışında ise aracı danışman bankanın  ücrete hak kazanmasının ancak ve ancak \"hizmetlerin tamamlanması\" ile olacağını,  davaya konu satış işleminde, davalının, hizmeti gerçekleştirmeden ücrete hak kazanması halinin gerçekleşmediğini,  başka bir aracı  yetkilendirilip,  danışmanlık sözleşmesinin sona erdirilmediğini,  03.03.2022 tarihinde satış gerçekleşir gerçekleşmez bankanın 2.100.000,00 TL başarı ücretini tahsil ettiğini,  yani aracılık hizmetini tamamlayıp ücrete hak kazandığını,   bu gerçeklere rağmen davalı bankanın bu satıştaki etkin rolünü inkar etmesinin hukuk önünde mümkün olmadığını, sözleşmenin 3. maddesinde danışman banka tarafından verilen hizmetlerin düzenlendiğini, alt maddelerinde;3.1.ii.\"Bilgi Paketi'nin (lnformation Memorandum) Hazırlanması ve İlgili Yatırımcılara İletimi, Danışman, Şirket ve faaliyetleri hakkında bilgilerin yer aldığı bir Bilgi Paketi hazırlayacaktır. İş Planı ile ilgili bilgileri de içerecek olan Bilgi Paketi, Şirket'in geçmiş ve gelecek operasyonel ve finansal performans, büyümeye etki edecek faktörler ve pazar dinamikleri hakkında bilgiler içerecektir. Danışman, Şirket ve Hissedarı'nın beklentilerine göre belirlenecek içerikte bağlayıcı olmayan teklifin alınması ve öngörülen detaylı inceleme sürecinin içeriği ve takvimi hakkında bilgi veren Süreç Mektubu hazırlayacaktır ve Şirket ve Hissedar'ın görüşleri ve yorumları doğrultusunda son hali verilecek olan Bilgi Paketi ve Süreç Mektubu, gizlilik sözleşmesi imzalamış olan ilgili yatırımcılara iletilecektir. Yatırımcılarla Bilgi Paketi dahilindeki Şirketle ilgili bilgi ve belgelerin doğru olduğu kabulü ile Danışman tarafından hazırlayacak olup, söz konusu Bilgi Paketi dahilindeki bilgilerin doğruluğu dahil Danışman herhangi bir sorumluluk kabul etmemekte ve/veya taahhütte bulunmamaktadır. Danışman; Hissedar, Şirket ve ilgili yatırımcılar arasındaki gizlilik sözleşmesi müzakerelerinin koordinasyonunu da sağlayacaktır.\" düzenlemelerinin yer aldığını, bu düzenlemelerin hiç birinde Banka' nın hazırladığı Bilgi Paketi' nin alıcı adaylarına/potansiyel alıcılara imza karşılığı verileceğinin düzenlenmediğini, tüm satış sürecinin, banka tarafından hazırlanan ve dava dilekçesi ile birlikte dosyaya sunulan Bilgi Paketi üzerinden yürüdüğünü, yani satış hakkında yapılan hileli ve gerçeğe aykırı bilgilendirmelerden davalı bankanın bizzat sorumlu olduğunu, Satıcı ile davacılar arasındaki ihtilafın konusu ve ihtilafın temel dayanağı olan hisse devir sözleşmesinin 3.2. maddesinde davalı bankanın satıcının finansal danışmanı olduğuna dair hüküm yer aldığını ; \"3.2. Satıcı, Hisse devrine kadar herhangi bir kişi ile Hisseleri tamamen veya kısmen satın alma veya öncelikli satın alma hakkı veren herhangi bir kontrat veya bağlayıcı bir taahhütname yapmayacaktır. Bununla beraber Satıcı ve Şirket, TKYB ile Hisse Devir sürecini de kapsayan münhasır finansal danışmanlık sözleşmesi imzalamış bulunmaktadır.\" aynı sözleşmenin 6. Maddesinde; \"6. Gizlilik: Aynı sözleşmenin 6.maddesinde; İşbu Sözleşme’nin ifa edilmesi için gerekli olan veya kanunlarca öngörülen haller haricinde, Taraflar’dan her biri işbu Sözleşme’nin konusunu, diğer Taraflar’dan işbu Sözleşme’nin ifasıyla ilgili olarak alınan tüm bilgileri, işbu Sözleşme’nin ifası için yapılan diğer anlaşmaları ve Ekolojik’in işi ve faaliyetleriyle ilgili bilgi içeren her türlü anlaşmayı her zaman için gizli tutmayı kabul ederler.\" şeklinde düzenleme bulunduğunu, İhtilaf konusu olan 28.12.2021 tarihli  Hisse devir sözleşmesinin 6. maddesinde gizlilik hükmü düzenlenmiş olup satıcı ve Banka bu madde hükmünü yeterli gördüklerinden ve kendileri bu sözleşmede 6. madde olarak gizlilik düzenlemesine yer verdiklerinden müvekkillerden bunun yanı sıra başka bir gizlilik sözleşmesi imza edilmesi talep edilmediğini, velev ki o süreçte karşı taraf ya da aracısı Banka tarafından talep edilse idi, müvekkillerce sürecin sıhhati açısından ayrı bir gizlilik sözleşmesinin imzalanmaması için hiçbir sebep bulunmadığını; ancak bu sözleşme hükmü de aynı amaca hizmet ettiğinden satıcı ve aracısının ek bir talepte bulunmadığını, satıcı ve davalı bankanın, hilelerin ortaya çıkmasından duydukları endişeden olacak ki süreci hızlandırıp sonlandırmak için başkaca bir gizlilik sözleşmesine ihtiyaç duymadıklarını, ayrıca; bağımsız bir gizlilik sözleşmesinin, 28.12.2021 tarihli kapsamlı sözleşmenin yanında işlevsiz kaldığını, çünkü 28.12.2021 tarihli sözleşmesinin 6. Maddesinde gizlilik hükmü düzenlendiğini ve satıcı ve bankanın hisse devirlerinin hızlıca yapılmasına odaklandıklarını, fiilen satışa aracılık eden  bankanın bu satışın aracısı olduğu bilgisinin müvekkillerine ilk anda 28.12.2021 tarihli sözleşmenin 3.2. maddesi ile resmi olarak bildirildiğini,  temas anından tüm sürecin bankanın dahli ile danışmanlık sözleşmesi kapsamında ilerlediğini,  hatta bankanın bu satış işlemindeki başarısını kendi resmi web sayfasında da ilan ettiğini, bu yazılı resmi deliller karşısında  ... Enerji A.Ş. Firmasının satışında davalı bankanın etkin katılımı sonucu devir işleminin sağlandığının hukuken tartışma konusu  olmadığını, Huzurdaki dava dosyasına celbi sağlanan İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2022/536 E. Sayılı dosyasında birleşen davalar ile de devam eden yargılama dosyasında; 6.23 MW Çamur Yakma tesisinin gizli ayıplı olduğu, geçici kabulünün hileli olduğu, firmanın yıldız mal varlığı olan bu tesis hakkında ise alıcıların yanıltıldığı hususlarının onlarca delil ile ortaya çıktığını ve bu konuda birbirini teyid eden 3 ayrı rapor bulunduğunu, bu raporların Çorlu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi' nin 2022/56 D. İş sayılı dosyasından yapılan tespit raporu, 18.10.2024 tarihli Uzman Raporu, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2022/536 E. Sayılı dosyasına sunulan heyet raporu olduğunu, bu 3 rapor da incelendiğinde tesisin açıkça görülen eksiklerinin giderimi halinde elektrik üreteceği ve ...'li geliri ile kredi borcunu ödeyip kar elde edeceği Bilgi Paketi de dahil olmak üzere satış pazarlamasının en temel unsuru olarak kullanıldığını, ancak satıştan sonra ise bu tesisin eksikleri giderilmesine,  milyonlarca harcamalar, onarımlar yapılmış olmasına rağmen, sonradan tesisin tasarımının baştan aşağı değiştirildiğinin,  kabul işlemlerinde üretmediği elektrik yapılan beslemeler ile üretmiş gibi gösterildiğinin ve tüm bunların alıcılardan özenle gizlendiğinin,  alıcıların bu tesisin üreteceği elektrik ve gelirinin cazibesi ile satışın yapılması sağlandığının ortaya çıktığını, Dosyaya sunulan tüm bu belgeler, sözleşmeler, celp edilen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2022/536 E. Sayılı dosyası dikkate alındığında davalı Banka ile satıcının, birlikte hareket ederek, orantısız menfaat elde ederek alıcıları, kefilleri, garantörleri yani davacıları yanılttıkları ve  satış sözleşmesi ile bağlı olarak proje finansman kredisinin devrini, teminatlarının devrini sağladıklarının açık olduğunu, buna rağmen \"yaklaşık ispat\" şartının gerçekleşmediğinden bahsedilemeyeceğini, Satış öncesi ve satış aşamalarında müvekkillerine pazarlama amacı olarak kullanılan Bilgi Paketi üzerinde bankaca değişiklik yapılarak 28.11.2024 tarihli delil dilekçesi ile dosyaya eklemeler yapılıp Bilgi Paketi sunulduğunu, hatta davalının, 15.04.2024 tarihli cevap dilekçesi ekinde en baştan itibaren müvekkiline sunulan Bilgi Paketini sunmuş iken daha sonra sunulan beyanı ile bunu değiştirmeye çalıştığını, davalı savunmasını değiştirmek ve genişletmek için çaba harcamakta ise de taraflarınca bu hususa itiraz edildiğini,  bu hususta 13.12.2024 tarihli Uzman Raporu alınıp ve mahkemeye 23.12.2024 tarihli dilekçe ile ibraz edildiğini,  konusunda uzman Bilgisayar Mühendisi Bilirkişi ...'in uzman görüşünde; \"Davacı tarafın sunmuş olduğu Proje Eko Bilgi paketi.pptx dosyası toplam 21 sayfa olup, davalı firma tarafından direkt olarak davacıya gönderilen bir eposta olduğu, epostanın halen daha Gmail eposta sisteminde olup o kısmından incelenebilmektedir. Dosyanın güvenilir üçüncü tarafta bulunması ve içeriğin davacı tarafından değiştirilememesi sebebiyle, dosya içeriğinin değişmediği anlaşılmaktadır. Dosya incelenerek yukarıda belirtilmiştir. Davalı tarafın sunmuş olduğu Proje_Eko-Bilgi Dökümanı_03.09.2021.pdf dokumanın Satışı yapılan firmanın ... Enerji A.Ş. nin eski yetkililerine ve satıcıya gönderildiği, olarak davacıya gönderilen bir dokuman olmadığı, dolayısıyla bu aşamada davacıya gönderilen, paylaşılan bir dosya – belge olmadığı.  Dokumanın 33 sayfa olduğu. Davacı ve Davalı Bankanın sunmuş olduğu dokümanların içeriklerin ana unsurunun satışına aracılık yapılan ... Enerji A.Ş. firmasına dair bilgilerin olduğu. Dosya içerikleri bir kısma kadar benzemekte olup Davalı Bankanın sunmuş olduğu dokumanda ek olarak, Yasal Çekince sayfası, Finansallar ve İş Planı ve Ekler bölümleri bulunmaktadır.  Davacı tarafın sunmuş olduğu dokumanda sayfa numaraları tutarlı olup, sıralı olarak devam etmektedir. Davalı tarafın sunmuş olduğu dokumanda 2. Sayfa olan Yasal Çekince’den itibaren sayfa numaralarında kayma olduğu, İçerik başlığı ile numaralandırmanın “III. Sektöre Genel Bakış” başlığı haricindeki diğer başlıklarla tutmadığı görülmektedir. Davalının sunmuş olduğu dokumanda “IV. Finansallar ve İş Planı” başlığı İçerik kısmında yer almamaktadır. Başlık numarası V. Olması gerekirken IV. Olarak belirtildiği görülmektedir. Davalının sunmuş olduğu dokumanda “Kalkınma Yatırım Bankası, Hizmet Özel, Eylül 2021 I Gizli ve Özeldir” İbarelerinin bulunduğu, son sayfada Kalkınma Bankası bilgileri bulunduğu görülmektedir. Sonuç olarak, öncelikle davacının sunmuş olduğu belgenin davalı tarafından davacıya gönderilen dokuman olduğu, davalının sunmuş olduğu belgenin davacıya değil Satışı yapılan firmanın ... Enerji A.Ş. nin eski  yetkililerine ve satıcıya gönderildiği, davacıya gönderilen bir dokuman olmadığı. Davacı tarafın sunmuş olduğu belgenin üçüncü güvenilir tarafta bulunması sebebiyle içeriğin değişmediğinin garanti edildiği. Davacının sunmuş olduğu belgenin muntazam olarak İçerik kısmında yer alan şekilde içeriklerin bulunduğu, sayfa numaralarının doğru olduğu. Davalının sunmuş olduğu dokumanda İçerik başlıklarında ve buna bağlı numaralandırmalarda amatörce hataların ve  tutarsızlıkların olduğu görülmektedir.  Davalı sunmuş olduğu belgeyi, Davacılara ve alıcılara gönderdiğini ispat edemediği, Davacının sunmuş olduğu belgede tutarsızlık olan bir kısmın olmadığı, Davalının sunmuş olduğu belgede tutarsızlıkların bulunduğu değerlendirilmiştir.\" denildiğini,  bu rapor ile de sabit olduğu üzere davalı bankanın hileli eylemlerini sürdürmeye çaba gösterdiğini, Yerel mahkemenin tedbir talebinin reddi gerekçesinin hatalı olduğunu, mahkemenin istinafa konu kararında HMK md. 397 ve devamı maddeleri gereğince yaklaşık ispat koşulunun arandığını beyan ettiğini, ancak; HMK md. 397 ile İhtiyati tedbiri tamamlayan işlemler ve devamı maddelerinde ise tedbire muhalefetin cezası ve tazminat hususlarının düzenlendiği görülmekte olup  mahkemenin tedbirin reddini dayandırdığı yasa hükmünün hatalı olduğunu, HMK md. 390/3 düzenlemesinde; \"(3) Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" düzenlemesi bulunduğunu, . taraflarınca dosyaya ibraz edilen ve yukarıda bir kısmı özetlenen belgelerde; davalı bankanın bizzat aracı sıfatı ile yer aldığı satış işleminde alıcıyı yanıltarak kredi alacağını güvence altına alacak hileli sözleşmeler akd edilmesini sağlayan olduğunun açıkça görüldüğünü, tüm bu danışmanlık sözleşmesi, hisse devir sözleşmesi, banka' nın sözleşme suretlerini ilettiği e mailleri, bilgi paketi, banka' nın satışa aracılık ettiğine dair yaptığı paylaşımlar, bankanın aldığı başarı ücreti ödemesi, orantısız şekilde menfaat elde ettiğini gösterir kredi devrine ilişkin protokoller, tespit raporu, uzman raporu, heyet raporu (vd.) davalı banka' nın satıcı ile birlikte hareket edip alıcıları ve davacıları yanılttığını açıkça ortaya koyduğunu,  bu durumda değil yaklaşık ispat, tam ispat gerçekleşmişken, dosya içeriği ile çelişir şekilde tedbir isteminin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, Müvekkili alıcı yana, enkaz halindeki borca batık bir firmanın, sahip olmadığı nitelikleri varmış gibi özendirilerek satıldığını, tüm kusurlarının ise kasten gizlendiğini,  ağırlaştırılmış güven sorumluluğu bulunan davalı bankanın ise, kendi alacağını kurtarmak için müvekkillerini bu hileye maruz bıraktığını, maalesef tüm davacıların, ellerindeki tüm nakti birleştirip, krediler kullanarak, borçlar alarak davalı bankanın hile ile kurtardığı kredi borcunu ödemeye çalıştıklarını,  bu kredi ödemelerinin dava neticelenmesini beklemeden durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesinin elzem olduğunu, aksi halde tüm davacılar iflasa sürüklenecek olup telafisi mümkün olmayan zararlar ortaya çıkacağını, İstinafa konu 14.11.2024 tarihli ara kararda gerekçeye yer verilmediğini,  mahkemenin yasada sınırlı sayıda sayılı gerekçelerden hangisine ve ne şekilde kanaat edindiğini beyan etmeksizin tedbir talebini reddettiğini, Anayasanın duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması başlıklı 141/3. maddesinin \"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.\" hükmünü haiz olduğunu, somut olayda tedbirin kaldırılmasına yönelik ara karara bir kısım gerekçe yazılsa da, karar  ara karar ile verilmiş  olup tam gerekçeli karardan bahsetmenin mümkün olmadığını, (07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı) 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 27. maddesinde hukuki dinlenilme hakkının kurala bağlandığını, bu hakkın hakkı, Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olduğunu,  Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâli olduğunu, iş bu davada mahkemenin gerekçe olarak yazdıklarının Anayasa’nın ve HMK'nun düzenlediği anlamda bir gerekçe olmadığını, yasanın aradığı anlamda gerekçeli bir hüküm mevcut olmaması ve ortada denetlenebilecek usulünce düzenlenmiş gerekçeli bir ara karar bulunmaması nedeniyle, mahkemece verilen  kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, İleri sürerek; yukarıda açıklanan ve re' sen görülecek sebeplere binaen; istinaf itirazlarının kabulü ile; İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2024/174 E. Sayılı dosyası için verilen tedbir talebinin reddine yönelik 14/11/2024 tarihli ara kararın istinaf itirazları doğrultusunda kaldırılması ile tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Talep; davacılardan ... firması ile dava dışı ... arasında yapılan, ... Enerji A.Ş. ve ... A.Ş hisselerinin ... tarafından satın alınmasına ilişkin anlaşmanın ve satış bedeli ile bu iki şirketin davalı bankaya olan kredi borçlarının ödenmesi amacıyla yapılan, diğer davacıların da kefil,  ipotek veren ve garantörü oldukları protokol, kredi, kefalet, garanti ve ipotek sözleşmelerinin hile nedeniyle iptali, ödenen bedellerin istirdadı ve uğranılan zararın tazmini istemli derdest davada, ... nolu ... A.Ş'nin proje kredisi ödemelerinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına karar verilmesine yöneliktir.  Mahkemece talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinafa kanun yoluna başvurulmuştur. 6100 Sayılı HMK'nın 389. maddesinde, ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, 1. fıkrasında; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" hükmü düzenlenmiştir. Buna göre şartların mevcut olması durumunda ancak uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. 6100 Sayılı HMK'nın 390/3. maddesine göre, tedbir talep eden, öncelikle tedbir istemine ilişkin dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda davacıların, davalı bankanın dava dışı ...'dan tüm hisseleri kredi borçları ile birlikte devralınan şirketlerden ... Enerji A.Ş.'nin üretim tesisinin ayıplı olduğuna, satış kararının alınmasında bu tesisin ve ... ile aynı zamanda satışa aracılık eden  davalı bankanın  ayıbı gizler nitelikteki ortak hileli hareketlerinin etkili olduğuna, satışın ve devralınan borçların finansmanı için yapılan tüm protokol, kredi, ipotek, kefalet ve garanti sözleşmelerinin de irade sakatlığı ile malul olduğuna yönelik iddialarının esası bakımından, davanın bulunduğu aşama ve mevcut delil durumuna göre bu aşamada yaklaşık düzeyde ispat koşulunun oluşmadığı gibi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağının ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinin veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağının da yaklaşık düzeyde ispat olunamadığı,  değişen delil durumuna göre her zaman yeniden tedbir talep edilebileceği,  mahkemece bu aşamada tedbir istemin reddedilmesinde usul, yasa ve kamu düzenine aykırılık  bulunmadığı anlaşılmış olup,  davacılar vekilinin,  tedbir isteminin reddine yönelik kararına karşı yaptığı istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"814d1050a8ea6f27","SID":"27c6ca1a3f83ce6c"}}