{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/516 - 2025/810<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/516 <br>KARAR NO\t: 2025/810<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                          K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/310 E.  -  2023/6 K.<br><br><br>\t <br>DAVANIN KONUSU\t: Alan Adının Silinmesi Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 10/01/2023 tarih ve 2022/310 E. - 2023/6 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi  davacı  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin ... Holding A.Ş. ve iştiraki olan ... A.Ş. isimli firmaların genel müdürü olduğunu, bu firmaların iştigal konularında kullanılmak üzere ....com.tr alan adının tahsisi için başvuruda bulunduğunu ve 11/09/2015 tarihinde adına tahsis edildiğini, yine 10/09/2015 tarihinde 2015/74457 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu ancak bu başvurunun 13/11/2017 tarihinde işlemden kaldırıldığını, alan adı tahsisinin üzerinden 2 yıldan uzun bir süre geçtikten sonra marka başvurusunun reddedilmiş olması sebebiyle 06/02/2018 tarihinde alan adının silindiğini, davalı tarafından yayınlanan \".tr alan adı kayıt politikası ve kuralları\" nın 19. maddesinin 2. paragrafında \"Alan adının 2 yıl süre ile aktif olarak kullanılması ve bu dönem içinde haklı bir itiraz bildirilmemesi durumunda, marka başvurusunun tescille sonuçlanıp sonuçlanmadığına bakılmaksızın alan adı ‘nic.tr’ kayıtlarında yer alan alan adı sahibi kişi ya da kuruluşa kayıtlı olarak kalabilir\" ibaresinin bulunduğunu, müvekkilinin ....com.tr alan adını 2 yıl süre ile kullandığını ancak bu alan adının süresinde olmayan 3. kişi itirazı ile kaldırıldığını, bu işlemin hakkaniyetsiz olduğunu, bu 3. kişinin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2018/01743 sayılı ve \"....com.tr\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, bu doğrultuda evvela alan adının silinmesi işleminin iptalini talep ettiklerini, Trabis sisteminin aktif olmaması sebebiyle alan adı tahsis işlemlerinin davalı bünyesinde bulunan \"Nic.tr Yönetimi\" ya da \"DNS Çalışma Grubu\" olarak anılan organizasyonlarda yürütüldüğünü ancak bunlar tarafından çıkarılan kuralların hiçbir yasal düzenlemeye dayalı olmadığını, davalı üniversitenin Alan Adları Yönetmeliği ya da Elektronik Haberleşme Kanunu’na göre açıkça yetkilendirilmiş olmadığını, davalının aynı anda hem tahsis, hem tahsise itiraz hem de tahsise ilişkin kuralları tek başına koyan merci olduğunu, bu durumun yetki gaspı anlamına geldiğini ileri sürerek, davalı Üniversitenin müvekkili adına verdiği alan adının silinmesi/müvekkili adına tahsisin kaldırılmasına yönelik kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili, \".tr alan adı kayıt politikası ve kuralları\" başlığı altında yer alan düzenlemelerin 12. maddesine göre \"com.tr\" uzantılı alan adlarının belgeye dayalı tahsis edilenler kategorisinde düzenlendiğini, davacının da 10/09/2015 tarihli ve 2015/74457 sayılı marka başvurusuna dayanarak \"....com.tr\" alan adının tahsisi için başvuruda bulunduğunu, \".tr alan adı kayıt politikası ve kuralları\"nın 19. maddesi uyarınca başvurusu yapılan alan adının marka tescil başvurusu yapılana kadar geçici olarak tahsis edildiğini ve itirazları değerlendirmek için 6 ay süreyle askıya çıktığını, marka tescil başvurusunun reddedilmesi durumunda tahsis edilen alan adının re’sen ya da itiraz üzerine terkin edildiğini, somut uyuşmazlıkta ... tarafından 11/09/2017 tarihinde verilen dilekçe ile davacı tarafından yapılan marka başvurusunun 22/06/2016 tarihinde reddedildiği hususu bildirilerek alan adı tahsisine itiraz edildiğini, bu itirazın yerinde görülmesi üzerine itiraz değerlendirilmek üzere Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı İnternet Üst Kurulu bünyesinde faaliyet gösteren DNS calışma grubuna (DÇG) iletildiğini, DÇG tarafından 14/11/2017 tarihinde yapılan toplantıda marka başvurusunun reddedildiğinin sübut olması, tashihe konu alan adının belgeye dayalı alan adları kategorisinde olması kapsamında alan adının davacı üzerinden terkinine karar verildiğini, bu karara davacı tarafından 24/11/2017 tarihinde 2 yıldır kullanılması ve yeniden marka başvurusu yapıldığı beyanlarıyla itiraz edildiğini ancak DÇG tarafından bu itirazın yerinde bulunmayarak alan adının 06/02/2018 tarihinde iptal edildiğini, 11/02/2018 tarihinde bu sefer ... tarafından “....com.tr” alan adının kendi adına tescili için başvuruda bulunulduğunu, ilgili şahıstan itiraz tarihi olan 11/09/2017 tarihi itibariyle hak sahibi olduğunu gösterir belgelerin istenildiğini, bu belgelerin sunulmaması üzerine talebin iptal edildiğini ancak alan adının yapılacak itirazların sonucu bekletilmek üzere başvuruya kapatıldığını, davacı vekili tarafından yapılan 20/02/2018 tarihli itirazın ise DÇG tarafından 21/02/2018 tarihinde reddedildiğini, DÇG’nin 06/05/2018 tarihinde aldığı karar ile alan adının kimseye öncelik verilmeden tekrar başvuruya açık hale getirildiğini, bu kapsamda ... tarafından 31/05/2018 tarihinde başvuru yapıldığını ve alan adının 07/06/2018 tarihinde bu şahsa tahsis edildiğini, mevcut yasal düzenlemeler kapsamında kural koyma yetkisinin DÇG’ye ait olduğunu, davacı tarafın iddiasının aksine iptal işleminin tahsis tarihini takip eden iki yıldan sonra yapılmadığını, anılan madde ile getirilen istisnanın uygulanabilmesi için diğer şartlar bulunsa dahi DÇG tarafından başka bir sebebe dayanılarak da alan adı tashihinin kaldırılmasına karar verilebileceğini, düzenlemenin “…kalır” şeklinde değil “…kalabilir.” şeklinde olmasının sebebinin bu olduğunu, davacının alan adı başvurusunda bulunmasıyla deklarasyonu kabul etmiş sayıldığını ve itirazının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, alan adının ... tarafından aktif olarak da kullanılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.   <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davaya konu \"www.....com.tr\" şeklindeki alan adının 11/09/2015 tarihinde 2015/74457 sayılı marka başvurusuna dayalı olarak yukarıda sözü edilen düzenlemelerin 19. maddesi kapsamında davacıya geçici olarak tahsis edildiği, bu tahsise karşı dava dışı ... tarafından Nic.tr yönetimine 11/09/2017 tarihinde mezkur marka başvurusunun reddedildiğinden bahisle itiraz edildiği, bu itiraz sonunda yapılan incelemeler neticesinde davalı tarafından alınan 14/11/2017 tarihli kararla davacıya tahsisin iptaline karar verildiği, davalı tarafından alınan 06/05/2018 tarihli kararla ilgili alan adının başvuruya açık hale getirildiği ve dava dışı ... tarafından yapılan 31/05/2018 tarihli başvuru neticesinde alan adının 07/06/2018 tarihinde bu kişiye tahsisine karar verildiği ve mahkememizce celp edilen kayıtlara göre ilgili alan adının en son 21/09/2022 tarihinde dava dışı ... adına tahsis edildiği görülmüş olup yukarıda sözü edilen düzenlemeler kapsamında marka tescil belgesi için başvuru yapmış fakat başvurusu sonuçlanmamış kuruluşlara başvurdukları alan adının, tescil başvuruları sonuçlanana değin geçici olarak verileceği sabit olup davacı tarafından geçici tahsise dayanak sunulan 2015/74457 sayılı marka başvurusunun işlemden kaldırıldığı, sonradan yapılan 2018/01743 sayılı başvurunun da reddedildiği, ayrıca dosya kapsamına göre davacı ...'ın gerek \"...\" ibaresi üzerinde eskiye dayalı markasal kullanım kapsamında gerçek hak sahibi olduğunun ve bu bağlamda müktesep hakkının varlığının gerekse davaya konu alan adını iki yıl süre ile aktif olarak kullandığının da kanıtlanamadığı ve ilgili alan adının iki seneden sonra davacı üzerinde bırakılmasına dair Uyuşmazlıklar Çözüm Kurulu (\"UÇK\") tarafından alınmış bir kararın da bulunmadığı hususları nazara alındığında mezkur düzenlemenin 19. maddesinde belirtilen şartın gerçekleşmediği ve tüm bu hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde davaya konu alan adının davacıya geçici tahsisinin iptaline ilişkin dava konusu kararda bir isabetsizlik bulunmadığı, bu kabule göre, alan adı başvurularının tescilinde geçerli “ilk gelen alır” ilkesi kapsamında alan adının başvuruya açık hale gelmesi üzerine dava dışı üçüncü kişiler adına tescil edilebileceği tabii olmakla davacı tarafından tescile itirazın da olanaklı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf teşkili hususunda yeterli araştırma yapılmadığını, dava dışı ...'e dava açılması ve eldeki dava ile birleştirilmesi talep ettiklerin süreni mahkeme tarafından reddedildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin markasını tescil ettirmiş olmasının alan adının tashihi için yeterli olduğunu, alan adı tashihi için tüm şartların sağlandığını, ....com.tr alan adının müvekkili tarafından kullanıldığını, müvekkilinin başvurusu reddedildiğinde davalının eksikliğin tamamlanması için müvekkiline bilgi ve süre vermek ya da yeni bir marka başvurusu olup olmadığına ilişkin bilgi talep etmek için yerine kötü niyetli itiraz üzerine 2 yıl boyunca verdiği maddi ve manevi emeği gözetmediğini, alan adının başkası adına tashihinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, alan adı silinmesi kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \".tr Alan Adı Kayıt Politikası ve Kuralları başlıklı düzenlemenin 12. maddesi uyarınca alan adı tahsislerinin belgeli veya belgesiz olarak iki yöntemle yapıldığı, buna göre \"com.tr\" uzantılı alan adlarının belgeye dayalı tahsis edilenler arasında bulunduğu, somut uyuşmazlık yönünden Türk Patent ve Marka Kurumundan alınmış marka tescil belgesi veya marka tescil başvuru belgesi ibrazı gerektiği, başvuru sonuçlanıncaya kadar geçici tahsis işlemi yapıldığı, başvurunun reddi halinde ise re'sen veya itiraz üzerine terkin işlemi yapılabileceği; somut uyuşmazlıkta davacının 10.09.2015 tarihinde 2015/74457 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusuna dayalı olarak \"....com.tr\" tahsis talebinde bulunmuş olduğu, 11.09.2015 tarihinde alan adının tahsis edildiği, ancak, davacının alan adı tahsisine dayanak marka başvurunun 02.03.2016 tarihinde reddedildiği, dava dışı ...'in de bu ret kararına dayalı olarak 11.09.2017 tarihinde tahsis kararına itiraz ettiği, neticeten dava konusu alan adının davacı üzerinden terkin edilip, itiraz sahibinin hak sahibi olduğunu gösterir bir belge ibraz etmemesi üzerine yeniden, davacı da dahil olmak üzere tüm başvurulara açıldığı, bu durumun yani alan adının 31 Mayıs 2018 saat 00:00'da başvurulara açılacağının 24.05.2018 tarihinde mail yolu ile davacı tarafa da bildirildiği, dava dışı ...'in önce başvurması üzerine de alan adının adı geçene tahsisinin yapıldığı, davacının 2015/74457 sayılı marka başvuru kapsamında \"finansal ve parasal hizmetler\" bulunmakta olup, dava dışı ...'in 2018/15294 sayılı marka başvurusu kapsamında bu hizmetlerin bulunmadığı, öte yandan alan adının davacı adına tashihi geçici bir tashih olup, davacının dava konusu alan adının iki yıl süreyle aktif olarak kullandığını ispatlayamadığı ve ilgili alan adının iki seneden sonra davacı üzerinde bırakılmasına dair Uyuşmazlıklar Çözüm Kurulu (\"UÇK\") tarafından alınmış bir kararın da bulunmadığı, davalı tarafından verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 18/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 14/04/2025\t\t<br> <br>Başkan<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br>  <br>Üye<br><br> <br> <br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br>           Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a17936bf7de4bfc","SID":"bbe2a230fa8c3afc"}}