{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     <br>\t            T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ       <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>                    \t\t\t         <br>ESAS NO\t: 2020/1398 <br>KARAR NO\t: 2025/407<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN \t: ...             ...<br>ÜYE \t: ...                                  ...<br>ÜYE \t: Doç. Dr. ...    ...<br>KATİP \t: ...                                ... <br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t\t:  Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t\t:  27/02/2020<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t:  2016/296E., 2020/159K.<br><br>\t   \t<br>\tDavalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.<br>\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t:<br>İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ\t: <br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 03/05/2013 tarihli hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalı şirket edimlerin  karşılığı olarak sözleşmede belirlenmiş olan ödemeleri gerçekleştirmeyi taahhüt ettiğini, müvekkilinin sözleşme gereği edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen, davalı şirket tarafından müvekkilinin hak etmiş olduğu ücretlerin tamamının ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine Eskişehir 7. İcra Müdürlüğünün 2015/20868 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı sonucu takibin durduğunu belirterek, davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlunun %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br> Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davacının üstlenmiş olduğu görevini emredici hükümlere uygun olarak yerine getirmediğini, müvekkili tarafından bu hususta davacı tarafa ihtar edilmiş ve yasal yollara başvuru hakkı saklı tutulmak şartı ile davacıya yersiz olarak yapılmış ödemelerin iade edilmesinin talep edildiğini, borcu olmamasına rağmen davacı tarafından başlatılan icra takibine süresi içerisinde itiraz ettiklerini savunarak, haksız ve kötüniyetli olarak açılan davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine,  karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ\t: <br>\tİlk derece mahkemesince \"Dosyaya sunulan deliller, taraf iddia ve savunmaları hep birlikte değerlendirildiğinde; Taraflar arasında imzalanan hizmet sözleşmesinin yapılan incelemesinde sözleşme tarihinin 03/05/2013 olduğu, toplam hizmet süresinin 12 ay olduğu, iş güvenlik ve çevre danışmanlık hizmetlerinin verilmesi gerektiği, toplam maliyetin 2300 TL+KDV/AY şeklinde olduğu, davalı tarafından bu sözleşmenin geriye dönük olarak 15/05/2014 tarihinde fesh edildiği ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun'u ve İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri gereğince hizmet sözleşmesi gereği çalıştırılan iş güvenliği uzmanının İSG katip adlı ve ilgili bakanlık tarafından düzenlenen birime bildirim yapılmadığı ve tüm bu nedenlerle bu sözleşmenin en başından itibaren kanunun emredici hükümlerine aykırı olduğu ve davalının hizmet sözleşmesi nedeniyle yapmış olduğu ödemeleri geri almasının gerektiği belirtilmekle öncelikle ilgili Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmediği, Yönetmelik hükümlerinin 30/12/2012 tarihinde taraflar arasında imzalanan sözleşmeden önce yürürlüğe girdiği, Görevlendirme belgesi ve sözleşme başlıklı  MADDE 14 – (Değişik:RG-18/12/2014-29209)<br>(1) İşyerinde çalışanlar arasından işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personeli görevlendirilmesi durumunda bu kişilerle işveren arasında; OSGB’lerden hizmet alınması durumunda OSGB ile işveren arasında sözleşme imzalanır.<br>(2) İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinin sunulması amacıyla işyerlerinde görevlendirilen kişilerin, doğum, hastalık ve yıllık izin gibi zorunlu nedenler sebebiyle değiştirilmesi ve değişiklik süresinin 30 günü geçmesi halinde, durum Genel Müdürlüğe bildirilir. İş Kanunundaki çalışma süreleri saklı kalmak kaydıyla, kamu kurum ve kuruluşları hariç diğer işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetinin sunulması için hesaplanan zorunlu süre bölünmek suretiyle birden fazla kişi görevlendirmesi yapılamaz.<br>(3) Sözleşme ve görevlendirme belgeleri Yönetmelikteki eklerine uygun olarak aşağıda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde düzenlenir.<br>a) OSGB ile işveren arasında İSG-KATİP sistemindeki örneğine uygun sözleşme düzenlenir ve karşılıklı olarak en geç beş gün içerisinde sistem üzerinden onaylanır. İSG-KATİP sistemi üzerinden onaylanan sözleşme nüshalarından biri işveren tarafından, biri OSGB tarafından saklanır. OSGB, sözleşme yaptığı işyerine hizmet verecek işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personelini, bu konuda ayrıca bilgilendirir.<br>b) İşyerinde çalışanlar arasından görevlendirme yapılması durumunda, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı, diğer sağlık personeli ile İSG-KATİP sistemindeki örneğine uygun sözleşme veya görevlendirme belgesi düzenlenir ve karşılıklı olarak en geç beş gün içerisinde sistem üzerinden onaylanır. İSG-KATİP sistemi üzerinden onaylanan sözleşmenin bir nüshası işveren tarafından, biri sözleşme veya görevlendirme yapılan kişiler tarafından saklanır.<br>c) (Değişik:RG-30/6/2016-29758) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde çalışanlar arasından görevlendirme yapılması durumunda en geç beş gün içerisinde İSG-KATİP’teki örneğine uygun görevlendirme belgesi düzenlenir ve sistem üzerinden ilgili kişiler tarafından onaylanır. Görevlendirmenin farklı bir kamu kurum ve kuruluşuna ait işyerlerine yapılması halinde düzenlenen görevlendirme belgesinin görevlendirilen kişiler tarafından da sistem üzerinden onaylanması gerekmektedir. İSG-KATİP üzerinden onaylanan görevlendirme belgesinin bir nüshası kurum tarafından, bir nüshası da görevlendirme yapılan kişiler tarafından saklanır.<br>(4) (Değişik:RG-30/6/2016-29758)(2) İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi veya diğer sağlık personeli belgesi olan işverenin; işyerindeki işyeri hekimliği, iş güvenliği uzmanlığı veya diğer sağlık personeli görevini kendisinin üstlenmesi durumunda, İSG-KATİP’teki örneğine uygun taahhütname işveren tarafından en geç beş gün içinde düzenlenerek onaylanır.<br>(5) (Ek:RG-30/6/2016-29758) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde OSGB’lerden hizmet alınması halinde; İSG-KATİP’teki örneğine uygun sözleşme düzenlenir ve karşılıklı olarak en geç beş gün içerisinde sistem üzerinden onaylanır. İSG-KATİP üzerinden onaylanan sözleşme nüshalarından biri kurum tarafından, biri OSGB’ler tarafından saklanır. OSGB’den hizmet alınması durumunda görevlendirilecek işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personeli bu konuda ayrıca bilgilendirilir.<br>(6) (Ek:RG-30/6/2016-29758) Bu Yönetmeliğin 5 inci maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında eğitim alan kişilerin ondan az çalışanı bulunan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini üstlenebilmesi için İSG-KATİP’teki örneğine uygun taahhütnamenin ilgili kişilerce en geç beş gün içinde onaylanması gereklidir. Bu görevin üstlenilmesinde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları esas alınır. Buna göre işyeri işvereni veya işyerinde tam süreli hizmet akdi ile çalışan işveren vekili, tüzel kişiliğe sahip işletmelere ait işyerlerinde temsile yetkili işin ve işyerinin yönetiminde görev alan ve tam süreli hizmet akdi ile çalışan işveren vekili, kamu kurum ve kuruluşlarında ise işyerinin yönetiminde görev alan ve işyerinde düzenli bulunan yönetici veya yardımcısı olunması şarttır.<br>(7) Sözleşme veya görevlendirilmeleri Genel Müdürlükçe onaylanmayan işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı ve diğer sağlık personeli İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamındaki görevlerine başlatılamaz ve yetkilerini kullanamazlar.<br>(8) İş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve diğer sağlık personeline, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmaları yaptığı süre içinde başka görev verilemez.<br>(9) Bu maddede belirtilen sözleşme veya görevlendirme belgeleri ile bu belgelerin fesih veya başka bir nedenle geçerliliğini yitirmesi halinde durum çalışanlar arasından işyerinde görevlendirme yapılmış olması halinde işveren tarafından; işyeri dışından hizmet alınmış olması halinde OSGB tarafından beş iş günü içinde Genel Müdürlüğe İSG-KATİP üzerinden bildirilir.<br>(10) İSGB ve OSGB’lerde görevlendirme zorunluluğu bulunanların görevlerinden ayrılması durumunda yerine 30 gün içerisinde aranan niteliklere sahip personel görevlendirilir ve Genel Müdürlüğe bildirilir.<br>(11) OSGB’lerce işyerlerine sunulan her türlü iş sağlığı ve güvenliği hizmeti için İSG-KATİP sistemi üzerinden sözleşme yapılması gerekmektedir. '' gereğince taraflar arasında düzenlenen sözleşme hükümlerinin İSG KATİP birimine de bildirilmesinin gerektiği ve bu bildirilen sözleşmenin de İSG KATİP sistemi üzerinden taraflarca onaylanmasının gerektiği, sözleşme veya görevlendirilmeler onaylanmadıkça iş güvenliği uzmanın görevine başlatılmayacağı belirtilmekle dosyada yapılan incelemede ve bilirkişiler tarafından düzenlenen raporlarda sözleşme ve görevlendirmelerin İSG KATİP sistemi üzerinden yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumun hukuki olarak değerlendirilmesi yapıldığında ise sözleşme ve görevlendirilmelerin bildirilmemesinin şekil şartı mı yoksa kanunun emredici hükümlerine aykırılık oluşturup oluşturmayacağı değerlendirilmelidir. Bu hususta Türk Borçlar Kanun'unun 27. maddesi '' Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.''  gereğince bir kuralın emredici olup olmadığı, onu içeren kanun maddesinin metninden, yazılış şeklinden veya izlediği amaçtan, yani yorumundan anlaşılır. Bir kuralın emredici norm niteliği, her şeyden önce kanunda açıkça yazılı olmasıyla ortaya çıkar. Kanun, bazen aksi tutumun yaptırımını bildirir. Bazen de kanun ''aksinin kararlaştırılamayacağını'' hükme bağlar. Kuralın, emredici niteliği bazen de hükmün yorumuyla tespit edilebilir. Kanunun emredici hükümlerine aykırılık şartları ele alındığında; bu kurallar bizzat sözleşmenin yapılmasını, sözleşmede üstlenilen edimi, taraflar arasında yapılmış olan sözleşmenin amacını yasaklamıştır. 6331 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümlerinde sözleşmenin içeriğine yönelik yukarıda belirtilen şartlar bulunmamaktadır ve taraflar arasında imzalanan sözleşme bildirilmediğinde ilgili kurum tarafından hukuki ve cezai yaptırımlar uygulanmakta ancak sözleşme hükümleri devam etmektedir. Bu nedenle sözleşmenin ilgili birime bildirilmemesi sözleşmenin kanunun emredici hükümlerine aykırı duruma getirmemekte yalnızca tarafların hukuki ve cezaiyi yaptırıma uğramalarına neden olmaktadır. Diğer yandan sözleşmenin ilgili birime bildirilmesinin sözleşme için ancak şekil şartı yoksunluğunu doğurabileceği ve Türk Borçlar Kanun'un 12. maddesi '' Sözleşmelerin geçerliliği, kanunda aksi öngörülmedikçe, hiçbir şekle bağlı değildir. Kanunda sözleşmeler için öngörülen şekil, kural olarak geçerlilik şeklidir. Öngörülen şekle uyulmaksızın kurulan sözleşmeler hüküm doğurmaz.'' gereğince kanun, öngördüğü şekli bir geçerlilik şekli olarak düzenlenmiş bulunmakta ve buna uyulmadan yapılan sözleşmelere, ''hükümsüzlük=geçersizlik'' yaptırımını bağlamaktadır. Bu hükümsüzlüğün hukuki niteliği doktrin ve Yargıtay kararları gereğince ''butlan'' olarak adlandırılmaktadır. Şekil noksanlığı dolasıyla batıl olan sözleşme, başından itibaren hiçbir hüküm ve sonuç, özellikle borç ve hak doğurmaz. Bu edimin ifasına gerek yoktur. Karşı tarafın iyiniyeti göz önünde tutulmaz. Böyle bir sözleşmeyi ifadan kaçınma, ahlaka aykırılık teşkil etmez. Taraflar bunu anlaşarak bertaraf edemezler. Şekil noksanlığı zamanla veya tarafların onayı ve rızası ya da ifa ile geçerli hale gelmez. Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde taraflardan biri veya her ikisi, şekil noksanlığını bilmeden, kendisini borçlu zannederek ifada bulunmuşsa, sebepsiz zenginleşme ya da istihkak davasıyla verilen şeyi geri alabilir. Ancak taraflar şekle aykırı bir sözleşmeden doğan edimlerini her türlü yanılgıdan uzak bir biçimde bilerek ve isteyerek tümüyle ifa etmişlerse, bunun iadesini istemek doktrin ve yargıtay kararları gereğince hem dürüstlük kuralına aykırı düşer, hem de hakkın kötüye kullanmasını oluşturur. TMK. madde 2/1 ve 2'ye göre bu gibi hallerde şekle aykırılık ileri sürülemez. Böylece, iki tarafa tam borç yükleyen sözleşmelerde tarafların bilerek ve isteyerek yapmış oldukları ifa, batıl sözleşmeye sağlık kazandırır. Buna karşılık, şekle aykırı sözleşmeden doğan borçlar tümüyle veya asli edimler başta olmak üzere büyük bir bölümüyle ifa edilmemişse, şekil noksanlığını ileri sürme, hakkın kötüye kullanılması değildir. Zira TMK madde 2/2, hiç bir şekilde ifayı talep hakkı vermemekle birlikte bu yönde yapılan incelemede taraflar arasında imzalan sözleşme süresinin 03/05/2014 tarihinde sona erdiği ve davalı tarafça 15/05/2014 tarihinde sözleşme süresi bitiminden sonra sözleşmenin geriye dönük olarak fesh edildiği, davacının bu sözleşme hükümlerini yerine getirip getirmediği konusunda ise bilirkişi İlhan Uygur tarafından düzenlenen raporlarda özetle; davacı ... İş Sağlığı Çev. Müş. Özl. Eğt. İnş. San. Tic. Ltd. Şti'ne ait incelenen ticari defter kayıtlarına göre; davalı ... Nak. Akr. Teks. Tic. San. A.Ş. adına düzenlediği toplam bedeli 32.568,00 TL dava ve takip konusu 12 adet faturanın alacağına karşılık toplamı 8.142,00 TL olan 3 adet tahsilat kaydı düşüldüğünde davacı ... İş Sağlığı Çev. Müş. Özl. Eğt. İnş. San. Tic. Ltd. Şti'nin (16/12/2015) takip tarihi itibariyle 24.426,00 TL alacağı olduğu, davalı ... Nak. Akr. Teks. Tic. San. A.Ş.'ne ait incelenen ticari defter kayıtlarına göre, davacı ... İş Sağlığı Çev. Müş. Özl. Eğt. İnş. San. Tic. Ltd. Şti tarafından adına düzenlenmiş olan toplam bedeli 32.568,00 TL olan dava ve takip konusu 12 adet faturanın borcuna karşılık toplamı 32.568,00 TL olan 12 adet (peşin fatura) ödeme kaydı düşüldüğünde davalı ... Nak. Akr. Teks. Tic. San. A.Ş.'nin (16/12/2015) takip tarihi itibariyle 0,00 (sıfır) TL borcu olduğu ve bilirkişi Dr. ... tarafından düzenlenen raporlarda özetle; davacı OSGB tarafından, ilgili mevzuatta belirtildiği şekilde, sözleşme ve diğer işlemlerin İSG-Katip sistemi üzerinden gerçekleştirilmediği, Genel Müdürlük tarafından davalı işyerine hizmet veren iş güvenliği uzmanının onaylanmadığı, bu nedenle de iş güvenliği uzmanının görevine başlatılmaması gerektiği, buna göre de, davacı OSGB tarafından sözleşme ile kararlaştırılan hizmetin resmi olarak başlatılamayacağı, buna karşılık sözleşme ile kararlaştırılan hizmetin, davacı OSGB tarafından sözleşmeye ve işin tekniğine uygun bir şekilde fiili olarak verilmiş olduğu, ayrıca davalı tanıklarınca da hizmetin verildiğinin belirtildiği görülmekle sözleşmeye konu hizmetin fiili olarak verildiği, hizmet sözleşmesine konu faturaların her iki tarafın da ticari defterlerine kayıtlı olduğu ve her ne kadar davalı defterlerinde bu faturaların ödendiği kayıtlı gözükse de davalının ödediğine dair yazılı ve diğer delillerini dosyaya sunamadığı da anlaşılmakla sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmenin mahkememizce hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirileceği, davacının edimlerinin tamamını sözleşme hükümlerine göre yerine getirdiği ve bu hizmetin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davalı tarafından takibe ve davaya konu alacağı ödendiğine dair bir delil de sunulmadığı görülmekle ve davacı alacağının kesin delillerle ispatı yanında likit alacak olarak kabulü ile davacının davasının  kabulüne...\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ\t:<br>\tİstinaf yasa yoluna başvuran-davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın sözleşmenin geçerlilik şartı olan 6331 Sayılı Kanun ve mevzuata uygun davranma yükümlülüğünü yerine getirmediğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin içeriğine uygun şekilde hizmet verdiğini ispat etmediğini, yerel mahkemece dosyaya sunulan delillerin dinlenen tanıkların ve alınan bilirkişi raporlarının hatalı değerlendirildiğini, yasal süre geçtikten sonra ikame edilen delillere muvafakat etmediklerini, tanık beyanları ile davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmediğinin ispatlandığını bildirerek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,<br>HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE\t\t:<br>Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\tDosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden  HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. \t<br>HÜKÜM \t\t\t: <br>Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:\t<br>\t1-HMK m. 353/1,b,1 gereğince; Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2016/296E., 2020/159K. sayılı dava dosyasında verdiği 27/02/2020 tarihli kararına yönelik davalı vekilinin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE.<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.668,54 TL'den peşin olarak yatırılan 417,13 TL'nin düşümü ile kalan 1.251,41 TL'nin  davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.<br>\t4-HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.<br>\t30/04/2025  tarihinde,  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,\tHMK m. 362/1,a gereğince miktar veya değeri  beş yüz kırk dört bin  (544,000,-) Türk Lirası'nı geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.<br>GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ           \t:  02/05/2025<br>\t\t\t\t<br><br>     \tBaşkan ...                      Üye ...                 Üye ...                 Katip ... <br>   e-imzalıdır\t\t\t\t         e-imzalıdır \t\t\t        e-imzalıdır \t\t\t\t \t e-imzalıdır <br>  <br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b55b088e2893627f","SID":"a2a0c625fe0a2767"}}