{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. İstanbul Anadolu  12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2024/617 <br>KARAR NO\t: 2025/334<br><br>DAVA\t: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 04/09/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 07/05/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirket ile dava dışı  ----- Şirketi arasında 30/10/2012 tarihinde \"İçme Suyu ve Atık Su Malzeme Temini ve Uygulamaları İle İlgili Teknik Konularda Yapılacak İmalat Uygunlu Kontrolleri, Danışmanlık Hizmetleri ve Azerbaycan'da Yapılacak Teknik Eğitim Programları İlgili Teknik Konularda Yapılacak Danışmanlık Hizmetleri Sözleşmesi\" akdedildiğini, işbu sözleşmede müvekkili şirket yüklenici,  ----- şirketi ise İşveren sıfatını haiz olduğunu, sözleşmenin konusunun ve kapsamının, yüklenici olan müvekkili şirket tarafından ----- Türkiye ve diğer ülkelerden içme suyu ve atık su ile ilgili temin ettiği malzemelerin üçüncü parti olarak işveren tarafından hazırlanan teknik şartnamelere ve/veya Avrupa Birliği standartlarına ve/veya diğer istenilen uluslararası standartlara uygunluk kontrolü, bunun için gerekli test ve deneylerin yapılması ve/veya yaptırılması, imalatçıların ihtiyaç duyulan talebi karşılayabilme kapasitelerinin denetimi, üretim ve yükleme sırasında fabrika kontrollerinin gerçekleştirilmesi, yeni teknolojilerin paylaşılması, su doğalgaz ve petrol ile ilgili altyapı fizibilite çalışmalarının yapılması, projelerde kullanılacak malzemelerin uygunluk kontrolü, imalatların uygunluğunun, çelik ve polietilen kaynakların kontrolü, laboratuvar hizmetlerinin verilmesi, ----- yeni bir laboratuvar kurulumu konusunda danışmanlık hizmetinin verilmesi faaliyetleri ile her türlü teknik eğitim, ürün ve personel belgelendirme faaliyetleri ve tarafların karşılıklı mutabakata varacağı diğer konularda danışmanlık hizmeti verilmesi olduğunu, sözleşme süresinin 2 yıl olduğu işbu sözleşme kapsamında müvekkili şirket dava dışı  ----- şirketine danışmanlık hizmeti verdiğini ve sözleşmede yer alan diğer hususlarda edimini ifa ettiğini, bu kapsamda verilen hizmetlerin toplam değeri 3.403.377,46 ABD dolar olduğunu ancak işbu tutarın  1.278.696,88 ABD Dolar tutarlı bakiyesi ödenmediğini, bu kapsamda en son 30.12.2014 tarihinde tahsilat yapılabildiğini ancak son ödeme tarihi olan 26.04.2014 tarihinden itibaren çeşitli tarihlerde ----- şirketi ile görüşmeler yapıldıysa da bakiye 1.278.696,88 ABD Dolar tahsil edilemediğini, sözleşmeye göre uyuşmazlığın çözümünde yetkili mahkemenin ----- Mahkemeleri olması sebebiyle 2021 yılında ----- Arabuluculuk başvurusu yapıldığını, arabuluculuk süreci neticesinde anlaşmaya varılamaması sebebiyle ise 09/02/2022 tarihinde ----- Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, ----- Ticaret Mahkemesi 14.04.2022 tarihinde verdiği karar ile davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davayı reddettiğini, karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduğunu ve ----- İstinaf Mahkemesi yapmış olduğu inceleme neticesinde 14.07.2022 tarihli kararı ile müvekkili şirketin talebinin dava süresinin aşılması esas alınarak değil,alacağın ispat edilememiş olduğu kanaatiyle reddedilmesi gerektiğine karar verdiğini, ------ Hukukuna göre kanun yollarının tüketilmiş olması ve davanın, alacağın ispat edilememiş olması sebebiyle reddedilmesi neticesinde borç bakiyesinin tahsil edilmesi mümkün olmadığını,  2022 yılı Sayıştay Denetim Raporunun Kamu İdaresine bildirilecek Diğer hususlar Başlıklı Ek-2. Raporunda \"BULGU 2: Alacağa İlişkin Takip ve Dava Süreçlerinde Eksiklikler Nedeniyle Şirketin Zarara Uğratılması\" şeklindeki başlık altında tahsil edilemeyen borç bakiyesi ile ilgili olarak bir takım değerlendirmeler yapıldığını, işbu değerlendirme sonucunda müvekkili şirketin kamu sermayesi kullandığı dikkate alınarak alacağın tahsili sürecinde kusuru bulunan Yönetim Kurulu üyeleri ve yetki devri yapılmış yöneticiler hakkında rücu davası açılması gerektiği değerlendirildiğini, sayıştay raporu sebebiyle rücu davası açılması yasal zorunluluk olmakla birlikte işbu rapor ile Yönetim Kurulu üyelerinin ve yetki devri yapılmış yöneticilerin sorumlu ve kusurlu olduğu sabit olduğunu, müvekkili şirketin, Kamu Sermayeli Şirket olarak Sayıştay denetimine tabi olsa da faaliyetlerini temel olarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde gerçekleştirdiğini, bu kapsamda hak/borç/sorumluluk tespitleri TTK ve TBK kapsamında değerlendirildiğini, sayıştay raporunda atıf yapılan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişilerin görevlerini ifa ederken uymaları gereken kurallar ve görevin ifa edilmesi neticesinde doğan zarardan sorumluluğa ilişkin hükümler yer almakta olduğunu, denetim Raporunda da atıf yapılan TTK'nın 369. Maddesine göre yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altında olduklarını, aynı Kanunun \"Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının Sorumluluğ\" başlıklı 553. Maddesi ise \"Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.\" şeklinde olduğunu, işbu hükümler, somut olay özünde değerlendirildiğinde ise davalı/ların sorumlu olduğu sabit olduğunu, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde her ne kadar sözleşmeye göre hizmet verilmiş olsa da hizmetlere ilişkin olarak çizelge, takvim, rapor ve sair evraklar düzenlenmediğini, işbu yükümlülük sözleşmeden kaynaklanmakta olup sözleşmenin fer'i niteliğindeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi alacağın ispat edilmesine engel teşkil ettiğini, bu durumun, sözleşme süresince hizmet verilen  dönemlerde sözleşmenin tam ve eksiksiz ifa edilmesi hususunda asli sorumluluğu olan davalıların sorumluluğunu gündeme getirmekte olduğunu, bununla birlikte dava konusu alacağın tahsili adeta sürüncemede bırakıldığını, son tahsilatın yapıldığı 2014 yılından sonra çok uzun bir süre hiçbir işlem yapılmadığını, 2019 yılında mutabakat mektubu gönderildiğini ancak cevap verilmediği halde alacak tahsil edilmeye çalışılmadığını, sözleşme süresince ve devamında tahsilat yapılmadığı/yapılamadığı halde eyleme geçilmediğini ve alacak tahsil edilmeye dahi çalışılmayarak müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, bahse konu durum müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet vermesinin yanı sıra var olan zararın katlanarak büyümesine sebebiyet verdiğini, zaman alacağın tahsili için aleyhe işlediğini,  davalıların, görevlerini ihmal ettiklerini ve görevi ihmal neticesinde kamu zararı doğduğunu ve müvekkili şirketin zarara uğradığını, davalılar sözleşme ile yüklenilen edimlerin yerine getirilmesinden sorumlu oldukları gibi olası uyuşmazlıklara karşı önlem almak ve edimin ifasının yanı sıra müvekkili şirkete karşı ifa edilmesi gereken borçların tahsil edilebilmesini sağlamak hususlarından da sorumlu olduklarını, ancak somut olayda müvekkil şirket hizmet ve danışmanlık görevini ifa etmiş olsa da davalıların görevlerini ihmal etmeleri neticesinde vermiş olduğu hizmetin karşılığını alamadığını, tüm bu durum neticesinde ise müvekkili şirketin zararının doğmasının yanı sıra Kamu Sermayeli Şirket olduğu göz önünde bulundurulduğunda kamu zararı doğduğunu, davalıların sorumluluğunun esasen kusursuz sorumluluk ilkelerine de dayandığını, yönetim kurulu üyesi olan davalıların, yetki devri yapılmış yöneticilerin yahut hiyerarşik yapıda kendilerine bağlı olarak çalışan personellerin eylemleri hususunda kusursuz olarak sorumlulukları mevcut olduğunu, davalıların alacağın tahsil edilememesinden sorumlu olduğu hususu ----- İstinaf Mahkemesi kararı ve Sayıştay Denetim Raporu ile sabit olduğunu, müvekkil şirketin ve kamunun zarara uğratılmasına sebep olan davalılara karşı taraflarınca ---- Arabuluculuk Bürosuna---- Büro dosya no, ----- Arabuluculuk no'lu dosya ile başvuru yapılmışsa da süreç anlaşmama olarak sonuçlandığını tüm bu nedenlerle  1.278.696,88 ABD Dolarının ----- İstinaf Mahkemesi kararının kesinleştiği tarihten  itibaren işleyecek T.C. Devlet Bankalarının dolara uyguladıkları en yüksek banka mevduat faizi uygulanmak suretiyle fiili ödeme tarihindeki T.C. ----- efektif satış kuru üzerinden davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve karşı vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davaya cevap veren davalılar ve vekilleri  dilekçelerinde özetle; TTK m. 560'da sorumluluk davalarında zamanaşımı bakımından temel bir kural getirildiğini, ilgili madde uyarınca; sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkının, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğramakt olduğunu, bu hüküm, sorumluluk davaları için öngörülmüş özel bir hüküm olup mevcut uyuşmazlık bakımından önem arz etmekte olduğunu,  davacı şirketin yönetim kurulu üyelerine karşı dava açabilmesi için sorumlular hakkında dava açılmasına ilişkin bir genel kurul kararı bulunması gerektiğini ancak ne dava dilekçesinin içeriğinde ne de eklerinde genel kurul kararı alındığına ilişkin bir ibare  olmadığını, anonim ortaklıkta yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerinin sorumluluklarının, kusursuz sorumluluk olmadığını, davacı tarafından dava ikame edilirken anonim ortaklığın yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerinin her biri bakımından kusur sorumluluğuna ilişkin aranan şartlar tek tek incelenmeli ve somutlaştırılması gerektiğini, kural olarak her yönetim kurulu üyesi ve yöneticisi kendi kusurundan sorumlu olup davanın da bu tespite göre ikame edilmesi gerektiğini, davalıların görev yaptıkları  süre bakımından davacı şirket genel kurullarında ibra edildiklerini, huzurdaki davada genel olarak, -----. yönetim kurulu üyelerinin etki alanlarında bulunan/bizzat takipleri gereken herhangi bir durum bulunmadığını tüm bu nedenlerle öncelikli olarak davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddi ile yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.<br>Mahkememizce; davacı ----  2012 yılından dava tarihi olan 04/09/2024 tarihine  kadar olan tüm sicil kayıtları ve tüm genel kurul toplantı tutanaklarının tüm ekleri ile birlikte, ----- ---- Genel Müdürlüğü'nden iş bu davaya dayanak yapılan Sayıştay Denetim raporunun tamamı ile bu raporun  davacı şirkete tebliğine ilişkin evrakların aslı veya noter onaylı suretleri ile yine davaya dayanak yapılan ----- Ticaret  Mahkemesi ve ------ İstinaf Mahkemesi kararları ile bu kararın kesinleşme şerhleri ile Türkçe tercümelerinin HMK'Nın 224. Maddesi uyarınca hazırlanmış usulüne uygun onaylı suretlerinin gönderilmesi istenilmiş, gelen belgeler dosya arasına eklenmiştir.Dava, TTK'nın 553 vd. maddeleri gereğince şirketin uğradığı zararın yönetici sorumluluğuna dayalı olarak davalı yöneticilerden tahsili istemine ilişkindir.<br>Davanın yönetici sorumluluğuna dayanması nedeniyle, 6102 sayılı TTK'nın 408/1, 553/1ve 479/3-c maddeleri gereği, anonim şirket yöneticisi olan davalılar hakkında sorumluluk davası açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekmekte olup, bu husus tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmakla, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu  doğurmamalıdır.. Bu durumda genel kurul kararı alınmadan dava açılması halinde, davacı tarafa genel kurul kararı alınarak ibrazı için süre verilerek sonucuna göre karar verilmelidir. <br>Bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirmede, dava dilekçesi ekinde davalı yöneticiler aleyhine sorumluluk davası açılması yönünde alınmış bir kararın bulunmadığının tespiti üzerine Mahkememizce hazırlanan 09/09/2024 tarihli tensip zaptının 8 nolu ara kararı ile usulüne uygun ihtarat yapılmak suretiyle genel kurul kararının sunulması hususunda davacı vekiline kesin süre verilmiş, davacı vekilince bu ara karara istinaden 26/09/2024 tarihli beyan dilekçesi ekinde, davacı şirketin 24/01/2024 tarihli genel kurul kararı sunulmuş ise de; incelenen genel kurul karar içeriğine göre; \"...ilgili dönem yönetim kurulu üyeleri ve yetki devri yapılmış yöneticiler hakkında rücu davası açılmasına... \" yönelik karar alındığı, ancak söz konusu dava şartının sağlanabilmesi için, alınan genel kurul kararında hakkında sorumluluk davası açılacak üyenin/üyelerin kimler olduğunun belirtilmesi ya da karardan bunların kimler olduğunun açıkça anlaşılıyor olması gerektiği, nitekim Yargıtay ----. Hukuk Dairesinin ---- Esas,  ----- Karar sayılı ilamında da \"...davalılar hakkında eylemin kişi, konu ve kapsamını somut olarak gösteren sorumluluk kararı alınmasına...\" denilmek suretiyle bu hususa işaret edildiği, ancak işbu dosyaya ibraz edilen genel kurul kararında ilgili dönem yönetim kurulu üyeleri ve yetki devri yapılmış yöneticiler denilmek suretiyle yetinildiği ve bu ibareden kimler hakkında dava açılacağı yönünde karar alındığının duraksamaya yer verilmeyecek şekilde belirlenemediği, sonuç olarak, davalı yöneticiler aleyhine tazminat davası açılması yönünde alınmış bir genel kurul kararının dosyada mevcut olmadığı, böyle bir kararın varlığı dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekeceği, Mahkememizce, genel kurulda davalılar hakkında dava açılması yönünde alınmış bir karar var ise ibrazının sağlanması, yoksa anılan eksikliğin giderilmesi için davacı tarafa HMK'nın 54 ve 115/2 maddeleri uyarınca uygun süre verilmesine rağmen davacı vekilinin sunduğu, yukarıda yer verilen 24/01/2024 tarihli genel kurul karar örneğine göre genel kurul tarafından alınmış geçerli ve dava şartını sağlayan bir kararın bulunmadığı anlaşıldığından, ---- BAM ----. Hukuk Dairesinin benzer mahiyetteki --- Esas, ----- Karar sayılı ilamı da nazara alınarak, HMK'nın 114/2 ve 115/2.maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.<br><br>HÜKÜM :Ayrıntıları ve gerekçesi yukarıda belirtildiği gibi;<br>1-HMK'nın 114/2 ve 115/2 maddeleri uyarınca davanın USULDEN REDDİNE,<br>2-Harçlar kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin yatırılan harcın mahsubu ile  arta kalan 743.690,36‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Davalılar  , ----- kendilerini  vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 7/2 md. uyarınca belirlenen 30.000,00 TL  vekalet ücretinin davacıdan alınarak vekille temsil edilen davalılara ödenmesine, <br>5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde  davacıya iadesine, <br>Dair; davacı vekili ile bir kısım davalılar vekillerinin yüzüne, bir kısım davalı vekilleri ve davalıların yokluklarında, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"38928e2d6b79b160","SID":"a736e1682339424b"}}