{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2025/817 <br>KARAR NO: 2025/965<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/07/2024<br>ESAS NO\t: 2022/1372<br>KARAR NO: 2024/760<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2025<br>İSTİNAF KARAR <br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/07/2024 tarih ve  2022/1372  Esas -  2024/760 sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin davacı şirkete olan borcunu ödememesi nedeniyle Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça ödeme emrine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, itiraz dilekçesinde borcun bulunmadığının iddia edildiğini ancak, bu borcun ödenmiş olduğuna dair davalı tarafça hiçbir yazılı delil ileri sürülmediğini ve söz konusu borcun dayanağını yazılı delil teşkil etmekte olduğundan, borcun var olmadığına dair tanık dinletilmesinin söz konusu olamayacağını, davalının itirazının alacağın tahsilini geciktirme ve zorlaştırmaya yönelik olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile davalı borçlunun ileri sürdüğü itirazlarının iptaline, icra takibinin devamına, davalının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkum edilmesine ve yargılama giderleri ile ücreti vekâletin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; Müvekkilinin davacı firmadan bir miktar mal talep ettiğini ancak malların müvekkilinin istediği şekilde getirilmediğini, malların eksik ve ayıplı gönderildiğini, ayrıca anlaşılan birim fiyatın çok üstünde bir fiyattan fatura kestiklerini, davacı firma yetkililerinin bizzat imzaladıkları fiyatla teklif formunun davalıya sunulduğunu, müvekkilinin buna göre sipariş verdiğini ancak fatura geldiğinde teklif edilen fiyat formundaki birim fiyatların çok üzerinde fiyatlandırıldığının görüldüğünü,  bu nedenle kesilen faturayı kabul etmeyerek malları iade etmek isteklerini davacıya bildirdiklerini ve malları geri iade etmek için davalı tarafından malların davacı şirkete götürüldüğünü, davacının bu malları kabul etmeyeceğini betirterek davalıyı içeri almadıklarını ve malları bırakmak için yer göstermediklerini, bu nedenle müvekkilinin alacaklı şirkete hiç bir borcunun bulunmadığını, davalının kesilen faturayı kabul etmediğini ve iade faturası kestiğini, fakat davacının mallarını teslim almadığını, davacının kabul etmesi halinde ilgili malları i istenen yere bırakılacağını, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin iptaline karar verilmesini, kötü niyeti aşikar olan davacının %20'den aşağı olmamak üzere tazminat ödemeye mahkum edilmesine, ayrıca yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"....Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile 131.284,88-TL alacak talebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak olarak \"alacak\" ibaresinin gösterildiği, davalının borca itiraz dilekçesinde ve cevap dilekçesinde malların ayıplı olarak teslim edildiğini, ayrıca anlaşılan birim fiyatın üzerinde fiyattan fatura kesildiğini, malları geri iade etmek istediğini ancak davacının malları geri almadığını, bu nedenle davacıya hiçbir borcu olmadığını, malları isterlerse eksiksiz bir şekilde istedikleri yere bırakabileceklerini savunduğu, bu durumda takibin dayanağı olarak davacı tarafça sunulan faturaların kabulü gerektiği, tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucunda aldırılan 28/04/2024 tarihli mali müşavir bilirkişi raporuna göre tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve delil niteliğine haiz olduğu, davalı ticari defter kayıtlarında davacı taraça düzenlenen 13.06.2022 tarih ve 790,60-TL tutarlı, 17.06.2022 tarih ve 509,39-TL tutarlı, 18.07.2022 tarih ve 10.693,40-TL tutarlı, 20.07.2022 tarih ve 4.778,41-TL tutarlı faturaların kayıtlı olmadığı tespit edilmiş ise de davalının cevap dilekçesinde fatura konusu malların teslim edildiği ancak ayıplı olduğunu savunduğundan teslim olgusunun davalının kabulünde olduğu, davalı tarafça davacıya düzenlenmiş bulunan bir iade faturası ve yapılan ödeme belgesi bulunmadığı, fatura konusu malların ayıplı olduğuna dair davacıya yapılmış bir ihbar bildiriminin bulunmadığı, taraflar arasındaki bakiye farkı olan 471,80-TL'nin davalı tarafça girilmeyen ödeme ve fatura işlemlerinden kaynaklandığı, davacı ticari defterlerine göre davacının davalıdan takip tutarı kadar alacaklı olduğu, davalı cevap dilekçesinde yemin deliline dayandığından yemin hakkının hatırlatıldığı, davalı vekilince 17/07/2024 tarihli duruşmada karşı tarafa yemin teklif etmeyeceklerinin bildirildiği, tüm dosya kapsamına göre davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 131.284,88 TL alacaklı olduğu sabit olduğundan açılan davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.<br>Takip talebinde asıl alacağa yıllık %9 oranında yasal faiz işletilmesi talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yasal faiz işletilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ticari defter  kayıtları dikkate alındığında alacak likid olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdik hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüş...\" gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile, Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasında davalının yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, asıl alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar yıllık %9 oranında yasal faiz işletilmesine, İİK'nın 67/2 maddesi gereği takip tutarının %20'si oranındaki (26.256,97-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davacı tarafından açılan davanın yerel mahkemece tamamen haksız ve hukuksuz bir şekilde kabul edildiğini, müvekkilinin alacaklı firmadan bir miktar mal talep etmiş ise de bu malların müvekkilinin istediği şekilde getirilmediğini, malların eksik ve ayıplı bir şekilde gönderildiğini, ayrıca anlaşılan birim fiyatın çok üstünde bir fiyattan fatura kestiğini, yerel mahkemenin bizim bu iddialarımızı araştırmadan eksik inceleme sonucunda karar verdiğini, zira biz malın eksik, ayıplı ve yüksek fiyattan taraflarına gönderildiğini bu konuda keşif ve bilirkişi incelemesi talep etmelerine rağmen mahkemenin bu konuları açıklığa kavuşturmadan karar verdiğini,  dolayısıyla yerel mahkemenin kararının hatalı olduğunu, davacı firma yetkililerinin bizzat imzaladıkları fiyat teklif formunun müvekkiline sunulduğunu müvekkilinin buna göre sipariş verdiğini, fakat fatura geldiğinde teklif edilen fiyat formundaki birim fiyatların çok üzerinde fiyatlandırıldığı görüldüğünü, bu nedenle müvekkilinin kesilen faturayı kabul etmediğini, malları iade etmek istediğini bildirdiğini  ve malları geri iade etmek için davacı şirkete götürdüğünü, davacı  şirketin bu malları kabul etmeyeceğini belirterek müvekkilini içeri almadığını ve malları bırakmak için yer göstermediğini, müvekkili firmanın kesilen faturayı kabul etmediğini, iade faturası kestiğini, dosyada alınan bilirkişi raporunda iade faturasının olmadığı belirtildiğini, kendilerinin bu rapora itiraz etmesine rağmen yerel mahkemenin bu raporu kabul edip bu rapor doğrultusunda karar verdiğini, bunun tamamen hukuksuz bir karar olduğunu belirterek; istinaf dilekçesinde belirtilen ve re’sen gözetilecek nedenlerle, istinaf talebinin kabulü ile yerel mahkemenin vermiş olduğu 2022/1372 esas 2024/760 karar sayılı kabul  kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini bu  mümkün değilse hükmün  bozulmasını ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava, tarafları arasındaki satım sözleşmesi gereği davacı satıcının faturadan kaynaklı bakiye alacağının tahsili amacıyla davalı alıcı aleyhine başlattığı takibe vaki itirazın iptalidir. Davanın dayandığı temel ilişki, satış sözleşmesidir. Dava, tacirler arası satım sözleşmesinde davacı satıcının davalı alıcıdan satım bedelinin tahsili amacıyla başlattığı ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali  davasıdır. <br>Mahkemece davalı eksik-ayıp savunmasını ispat edemediğinden davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Davacının davalıya faturadaki malları sattığı, bu satımın 2022 yılında gerçekleştiği, davalı yanın davacıya fatura tutarlarını ödemediği, davalının ayıp ve eksik savunması yönünden davacıya bir ihtarda bulunmadığı sabittir. <br>Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.<br>Türk  Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK m. 207 vd) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir.  Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK m. 23/1, c. Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 25/I hükmü de uygulanacaktır.<br>Satım sözleşmesi 6098 sayılı Türk  Borçlar Kanununun 207. maddesinde “satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir.” şeklinde tanımlanmıştır. Satım sözleşmesi synallagmatik, başka deyişle tam iki tarafa karşılıklı borçlar yükleyen bir sözleşmedir. Tam iki yanlı sözleşmelerde, her iki yan birbirine karşı birer asli edim ile çeşitli yan ve tali edimler yüklenirler. Eş deyişle bu sözleşmeler nitelikleri gereği yanlardan her birini zorunlu olarak alacaklı ve borçlu kılar. Yanlardan her biri karşı edimi elde etmek için borç altına girer. Satıcının malın teslimi ve mülkiyetinin alıcıya geçirilmesi yükümlülüğü yanında satılanın ayıplardan ari olmasını sağlama yükümlülüğü de bulunmaktadır. <br>Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karışı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: <br>Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098  sayılı Türk Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır.  Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.” denilmektedir.<br>Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.<br>Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. Maddesine göre Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz.<br>Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da \"ayıba karşı tekeffül\" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz.<br>Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.<br>Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 23/1.c maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü  maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. ” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 23/1.c maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk  Borçlar Kanunun 223. Maddesine göre; alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi halinde, satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hükmün  uygulanmayacağı, Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği; bildirmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. <br>Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 227 ve 228. maddelerinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi  zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir.<br>Ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda “ispat yükü”nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.<br>Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin  ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.<br>İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. <br>Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır (1086 sayılı HUMK m. 238/1; 6100 sayılı HMK m.187/1). <br>Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.<br>İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. <br>Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır. (Yargıtay H.G.K  2017/19-1633 Esas, 2017/1633 Karar)<br>Kural olarak satış sözleşmeleri satışa konu malın teslim edildiği hususunda ispat külfeti davacı tarafa düşmektedir. Davacı taraf  alacağın dayanağı olan satışa konu malı teslimi hususunu usulünce ispat etmelidir. Dava konusu somut uyuşmazlıkta davalı taraf davacı tarafın faturaya konu malların anlaşılan nitelikte teslim edilmediğini savunması karşısında ispat yükü yer değiştirmiş olup gerçekte anılan bu hususun davalı tarafça usulünce ispat edilmesi, süresinde ayıplı mal teslimi hususunda ihbarda bulunup bulunulmadığı yine süresinde faturaya ya da ticari ilişkiye dayalı malın iade edildiğine dair iade faturası gibi delillerin davalı tarafça dosyaya sunulması ve savunmanın bu yönüyle ispatlanması gerekmektedir.  Davalı kendisine teslim edilen malların ayıplı olduğuna dair davacıya bildirimde bulunduğunu, ayıp ihbarının yapıldığını ispat yükü altında olmakla davalı tarafça davacıya gönderilen ihtarname veya başkaca ihbar bulunmadığı, süresinde bir ayıp ihbarının bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;  süresinde ayıp davacıya ihbar edilmediğinden davalının ayıp iddiasına hukuki sonuç bağlanamayacaktır. Taraflar arasında satım akdine dayalı ilişki olduğu, davalının fatura borcunun ödememesinin ayıplı ifadan kaynaklandığına dair iddiasını TBK gereği  süresi içinde ihbarda bulunmadığından kanıtlayamadığı, taraf defterlerinde kayıtlı olan takibe konu faturalardan, davacının satım bedeline hak kazandığı anlaşılmıştır.<br>Somut olayda davacı Ağustos-Ekim 2022 aylarında düzenlediği faturada yazılı olan malları teslim ettiğini ispatlaması gerekmiş olup, davacının düzenlediği faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu görülmüş, bu suretle davacı eksiksiz şekilde teslim olgusunu ispat etmiş sayılmış, davacının 11.11.2022 tarihinde  ilamsız icra takibini başlattığı, davalının davacının düzenlediği ticari defterine kaydettiği 11.10.2022 tarihli son fatura tarihinden 1 ay sonra  14.11.2022 tarihinde iade faturası düzenlediği,  davacı yana  ayıp ihbarında bulunmadığı, delil tespiti yaptırmadığı görülmüştür.<br>İlk derece mahkemesince davalının ayıbı ve eksik teslimi ispat edemediği, davalının faturaları defterine kaydettiği,  satım akdine ait son fatura tarihi ile iade fatura tarihi arasında bir aylık zaman bulunduğu, ayıbı tespiti için delil tespiti yaptırmadığı, ihtarda bulunmadığı, bu suretle davalının savunmasını ispat edemediği, davacının ticari defter ve kayıtlara göre davalıdan alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmüştür.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>Anayasa Mahkemesinin 2023/182 esas-2024/203 karar sayılı,04/12/2024 tarihli ve Resmi Gazetenin ... tarihli ... sayılı sayısında yayımlanan kararıyla, 6100 sayılı HMK na 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı kanunun 44. Md ile eklenen ek 1. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan \"...341 inci ve 362 inci...\"  ibaresi ile \"....362 inci...\" ibaresinden sonra gelen \"...ve...\" kelimelerinin Anayasa aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, Danıştay 12. Dairesinin emsal 2021/6033 esas-2021/5638 karar sayılı içtihadı ve yerleşmiş istikrarlı  içtihatları ile Anayasanın 153. Maddesinde yer alan Anayasa mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm birlikte gözetildiğinde ; Her ne kadar işbu iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişse de, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecek olması nedeniyle, dairemizce verilen işbu istinaf karar ilamı yönünden dava tarihindeki kesinlik/temyiz sınırı dikkate alınmış ve bu sebeple de Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 17/07/2024 tarih ve 2022/1372 E. - 2024/760 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Alınması gerekli olan 8.964,66 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf eden davalı tarafından peşin yatırılmış 2.241,17 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.723,49 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye Gelir kaydına,<br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK'nın 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 07/05/2025\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"636d9b021f6bbe2d","SID":"504d16d15354346d"}}