{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/1701 Esas<br>KARAR NO: 2025/561 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:  İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:  2021/664 Esas- 2022/363 Karar<br>DAVA: Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 10/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin 14.04.2015 tarihinde, davalı ... A.Ş.’den, diğer davalı ... A.Ş. tarafından ithal edilmiş olan, ... marka, ... tipi, 2014 model aracı ... plaka ile (7.000 km’de) 14.05.2015 tarih ve ... sayılı fatura ile KDV dahil 116.000 TL karşılığında satın aldığını,  aracın motorundan, alındıktan hemen sonra, farklı bir ses gelmekte olduğunun fark edildiği, motorun bazen tutukluk yaptığı, bu durumun servis ziyaretlerinde belirtildiği, ancak bilgisayarda bu konularda bir uyarı çıkmadığı, bu durumda bu sesin kabul edilmek zorunda kalındığı, ancak 03.12.2018 günün yapılan servis ziyaretinde kendisine bu sesin normal olmadığının, bilgisayarda hiçbir uyarı belirmemesi üzerine aracı “...”ya götürmesi söylendiği, ...’da yapılan testler sonunda, “rail” basınç sensörünün çalışmadığının, motor kontrol ünitesinin arızalı olduğunun ve gerekirse enjektörlerin de yenilenmesi gerektiğinin söylendiği, Bu işlemler için kendisinden toplam yaklaşık, KDV ile birlikte, 30.000 TL talep edildiği, ancak arızanın onarılacağı konusunda garanti verilmediğini vurgulanarak, aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi, bu mümkün değilse ücretsiz onarıma gidilmesi talep ve dava edilmektedir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aracını kendilerine sadece 15.000 km bakım için getirdiğini, bu girişte ise aracın yokuşlarda çekmemesinden şikayet edildiğini, ancak gerekli bakım ve onarım işlemlerinin yapıldığını, aracın hiçbir zaman ses şikayeti ile kendi servislerine getirilmediğini, aracın başka yetkili servislere götürüldü ise bununla ilgili belgelerin kendilerine iletilmediğini, aracın satılmadan önce kendileri tarafından eksperlere incelettirildiğini ve ilgili raporun davacıya verildiğini, aracın bu arada kullanılmakta olduğunu, ayrıca iddia edildiği şekilde araçtaki onarımlar için 30.000-TL gibi bir meblağın gerekli olduğu yönünde kendilerine hiç bir belge sunulmadığını, ikinci el olan araçta, satış tarihi itibarıyla kendilerinin davacıya karşı hiçbir yükümlülükleri ve davacının ücretsiz onarım hakkı olmadığını, arızayı teşhis ettiği iddia edine .... A.Ş.’den ilgili servis kayıtlarının celbini talep ettiklerini beyanla açılan davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; onarımın basit bir şeklide yapılması mümkün iken davacımın değişim talebinin orantısız olacağını, araçta bir ayıp olmadığını, aracın ilk defa 02.01.2018 tarihinde, ilk çalıştırmada motordan ses ve titreşim geliyor şikayeti ile servise götürüldüğünü, ancak yapılan kontroller ve testler sonucunda kumanda kutusunda bu yönde bir bulguya rastlanmadığını, motorun düzgün çalışmama sebebinin akü olduğunun belirlendiğini, akünün yenilenmesi gerektiğinin davacıya iletildiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir. İhbar olunan... San. Ve Tic. A.Ş vekili cevap dilekçesinde; davanın müvekkili şirkete ihbarının usulsüz olduğunu, müvekkilinin yetkili servis hizmeti yürütmekte olduğunu, kendilerine gelen araç ile alakalı olarak tespitlerde bulunduklarını, bunun dışında herhangi bir işlem yapmadıklarını, davanın kendilerine ihbar edilmiş olmasına itiraz ettiklerine dair dilekçe sunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 11/04/2022 tarih ve 2021/664 Esas- 2022/363 Karar sayılı kararında; \"Dava; Aracın alınmasına ilişkin imzalanan araç satış sözleşmesi neticesinde alınan aracın ayıplı olduğu iddiası ile açılan Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 8 ve 11. Maddesinden kaynaklanan aracın ayıpsız benzeri ile değiştirilmesi, bu mümkün değilse ücretsiz onarıma gidilmesi talepli açılan davadır. Davacı vekili 24/01/2021 tarihli dilekçesi ile davanın tam ıslah ile müvekkilinin gizli ayıp nedeniyle bilirkişice tespit edilecek bedel indiriminin, satış sözleşmesi tarihi olan 14/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte  davalılardan tahsilini talep ettiği görülmekle bu bağlamda dava satış sözleşmesine konu araçtaki gizli ayıptan kaynaklanan alacak davasına dönüşmüştür. Davacı vekilinin sunmuş olduğu davanın tamamen ıslahına ilişkin 24/01/2022 tarihli dilekçesinde yalnızca talep sonucunun türünün değiştirildiği, dava nedenlerinin aynı olduğu anlaşılmakla, davacı yanın yeni bir dava dilekçesi sunmasına gerek görülmeden yapılan ıslah işlemi geçerli sayılmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223.maddesi; ''Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' şeklinde düzenleme yer almaktadır. Tarafların iddia ve savunmaları, araç satış sözleşmesi, ihbar olunan ... San. ve Tic. A. Ş'nin servis kayıtları, bilirkişi raporları ile dosyamızda bulunan tüm bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 14/04/2015 tarihinde davacının, davalı ...den 2014 model mercedes marka araç satın aldığı, işbu aracın motorunda arıza meydana geldiği, bu arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğundan bahisle ıslah neticesinde araç satış bedelinde yapılacak indirim miktarı olarak 30.000,00 TL'nin davalı üretici ... ve davalı satıcı ...'den avans faizi ile birlikte tahsili talebiyle işbu maddi tazminat davasının açıldığı, Dosyamızda aldırılan bilirkişi raporları ile servis kayıtları uyarınca araçta arıza bulunduğunun ve kullanım kaynaklı olmadığının sabit olduğu, bu nedenle mevcut arızanın gizli ayıp niteliğinde olduğunun kabulünün gerektiği, ... San. ve Tic. A. Ş'nin servis kayıtları irdelendiğinde, arıza tespitinin 06/12/2018 tarihinde yetkili servis tarafından yapıldığı ve davacı tarafından gizli ayıbın öğrenildiği tarih olarak 06/12/2018 tarihinin kabulünün gerektiği, gizli ayıp öğrenildikten sonra davacının dava tarihi olan 29/04/2019 tarihinde kadar davalılara herhangi bir başvuruda bulunmadığı, gizli ayıbın öğrenildiği tarih olarak kabul edilen 06/12/2018 ile dava tarihi olan 29/04/2019 arasında 4 ay 23 günlük bir süre geçtiği, işbu sürenin TBK'nin 223.maddesinin 2.fıkrasının 3.cümlesinde zikredilen ''hemen'' şeklindeki zaman dilimi kapsamında sayılamayacağı kanaatine varılmakla gizli ayıbın süresinde davalılara bildirilmemesi nedeniyle aracın, ayıpla birlikte kabul edilmiş sayıldığından bahisle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir...\"gerekçesi ile, ''1-Davanın reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil, 14 Nisan 2015 tarihinde 2. El olarak aldığı 2014 model araçtan ( 7000 km iken) ilk aldığı zamandan beri farklı bir motor sesi geldiğini, bazen tutukluk yaptığını, müvekkilinin bu şikayetini gerek düzenli yaptırdığı bakımlarda gerekse münferit zamanlarda farklı bayilere/servislere ileterek bu sorunun düzeltilmesini talep ettiğini, ancak müvekkilinin aracı yetkili servise götürdüğünde her seferinde aracın bilgisayara bağlandığı ve fakat bilgisayarda herhangi bir uyarı olmaması sebebiyle bir arıza tespiti olmadığı, bu sesin normal olduğu şeklinde bir yanıt aldığını, hatta bu şikayeti ekte sunulan 2016 yılına ait bir servis formunda da açıkça yer aldığını, doğal olarak müvekkilin araba tamiri ve bilgisinin bir nihai tüketici kadar olduğundan Mercedes gibi bir markanın yetkili servislerinin bu cevapları ile yetinmek durumunda kaldığını ve bu durumda ayıplı olduğunu bilmeksizin gizli ayıplı aracını kullandığını, götürülen hiçbir ... yetkili servisinin aracın ayıbını tespit edemediğini veyahut etmiş olsa dahi müvekkili bilgilendirmediğini,  Ancak müvekkilinin 3 Aralık 2018 tarihinde, 4 günlük bir seyahat sonrası gece 22:30 civarlarında akü arızası sebebiyle 7/24 yol servisine başvurmak zorunda kaldığını, araca güç verildikten sonra, motor çalıştırıldığında, gelen yetkili kişi müvekkilin aracı aldığı günden yana şikayetlerine konu olan ve dile getirdiği sesi, motordan değişik bir ses geldiğini ve bunun normal olmadigini söyleyerek doğruladığını, müvekkilinin yetkiliye bu konuyla ilgili araca farklı zamanlarda baktırdığını ve bilgisayarda bir arıza uyarısı olmadığı için araçta bir sorun olmadığı bilgisi verilerek gönderildiğini ilettiğini, bu bilgiyi verdikten sonra yol servisinden gelen yetkili aracı orada bilgisayara bağladığını ve yine araçtan herhangi bir motor arızasına yönelik uyarı alınamadığını, yol servisinden gelen yetkilinin, durumun olağandışı olduğunu belirtmesi ve aracın hem akü değişimi hem de araçtan gelen sesin detaylı incelenmesi için davalı ... A.ş.' nin yetkili servisi olan ...’ya götürmesini önermesi üzerine müvekkil takip eden ilk iş günü içerisinde aracı servise teslim ettiğini, 3 gün boyunca yapılan tespit çalışması sonucu ekli raporda yazıldığı üzere aşağıdaki arızalarla ilgili müvekkile bilgi verildiğini ve böylece müvekkil iş bu gizli ayıptan bu şekilde bilgi sahibi olduğunu, 03/12/2018 tarihli iş emri açılış formunda açıkça: Araca 7/24 acil yol yardım hizmeti verilmesi istendi. Araç çalışmıyor. Sabahları ilk çalıştırmada motordan yüksek bir ses geliyor ve vibrasyon oluyor. İfadeleri yer aldığını, dolayısıyla davalı şirket yetkili servisi aracılığı ile durumdan haberdar olduğunu, nitekim iş emri formunda Servis Yetkilisi ...'ın imzası bulunduğunu, müvekkilin aracını yetkili servise götürerek ücretsiz onarım talep ettiğini ancak bu talebinin karşılanmadığını, Müvekkilinin davalı şirketi ... hattı üzerinden defalarca aradığını, müvekkilinin 10/12/2018 tarihli ve 10/02/2019 tarihli cep telefonu faturaları ile de bu durumun sabit olduğunu, 15/11/2019 tarihli delil dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edilen ve ayrıca işbu dilekçe ekinde tekraren dosyaya ibraz edilen maillerden de görüleceği üzere müvekkilinin 21/12/2018 tarihinde ve 14/01/2019 tarihinde davalı şirkete mail attığını ve aracın ücretsiz onarımını talep ettiğini, müvekkilin 21/12/2018 tarihli mailinde açıkça: \"I am very upset to experience such situation. I kindly request your company to investigate this problem in my car and to cover the needed cost in order to fix the car.\" \"Böyle bir durumu yaşadığım için çok üzgünüm. Firmanızdan aracımdaki bu sorunun araştırılmasını ve aracın tamir edilmesi için gereken masrafın karşılanmasını rica ederim.\" ifadesine yer verdiğini, Yine aynı şekilde müvekkilinin başka bir mailinde:, \"Yetkili servisinizin raporlandırdığı, kesinleşmiş arızaların firmanız tarafından da garantisi verilerek yenilenmesini, enjektör tespiti için yapılması gereken testin yine sizin tarafınızdan yapılmasını ve doğacak yeni maliyetlerin firmanız tarafından parça garantisi verilerek yenilenmesini talep ediyorum.\" şeklinde açıkça durumu ifade ettiğini, Mahkemenin gizli ayıbın varlığını kabul ettiğini, ancak ihbar yükümlülüğü yerine getirilmediğinden cihetle davayı reddettiğini, bu hususun hukuka aykırı olduğunu,  Nitekim benzer bir olayda; Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 25.03.2019 Tarihli 2017/5584 E. 2019/1942 K. Numaralı kararında şu şekilde hüküm kurduğunu,  \"Mahkemece, dosya kapsamı ve benimsenen bilirkisi raporuna göre, dava konusu cep telefonunun davalı firmadan 02/07/2013 tarihinde 2.226,00 TL'ye satın alındıgı, telefonun 24/10/2013, 10/11/2013 ve 23/12/2013 tarihlerinde teknik servise götürüldügü, her üç basvuruda da cihaz ekranında görüntü olmadığı seklinde arıza bildirildigi, bilirkisi tarafından yapılan incelemede de ekran görüntüsünün gelmediğinin tespit edildiği, cep telefonunda ekran arızası ve cihaz kilitlenmesi/donması şeklinde arızanın mevcut olduğu, bu arızanın donanımdan kaynaklandığı ve gizli ayıp niteliginde olduğu bu sebeple arızanın giderilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının parasının iadesi talebinin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Sonuç: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,... \" karar verildiğini,  Müvekkilin aracı servise götürmesinin orada açıkça ücretsiz onarım talep etmesinin dahi ihbar sayılırken yerel mahkemenin dava tarihine kadar ihbar gerçekleşmediği gerekçesiyle davayı reddetmesinin hakka hukuka ve hayatın genel akışına aykırı olduğunu,  Müvekkilinin gizli ayıba dair derhal bildirimde bulunduğunu, gizli ayıptan davalıları haberdar ettiğini, seçimlik hakkını kullandığını; müvekkilinin, aracına ait gizli ayıptan yetkili servis aracılığı ile haberdar olduğunu, bu duruma ilişkin kayıt oluşturulduğunu, müvekkilin davalı şirketi ... hattı üzerinden defalarca aradığını,  yazılı başvuruda bulunduğunu ve ücretsiz onarım talebini dile getirdiğini, müvekkilin ihbarda bulunduğunun sarih olduğunu, müvekkilin kullandığı seçimlik hak doğrultusunda aracın ücretsiz onarılması talebi ile davanın ikame edildiğini, Davaya devam edildiğini, müvekkilin aracını, 08/10/2021 tarihinde aracın ayıplı olması nedeniyle piyasa değerinin altında olan 295.000,00 TL'ye satmak durumunda kaldığını, dosyada mübrez 04/09/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda da aracın arızalı ve arızasız hallerinin rayiç değerleri açısından farkının %12,5 olarak tespit edildiğini, 24/01/2022 tarihli beyan dilekçesi ile de satım sözleşmesinin dosyaya ibraz edildiğini,  aracın satıldığı hakkında beyanda bulunulduğunu, bu nedenle \"Müvekkile ait otomobilin öncelikle ayıpsız benzeri ile değiştirilmesine\" olarak ifade edilen netice-i talebin tam ıslah ile seçimlik hakkını değiştirme zaruretinin hasıl olduğunu ve bilirkişi  raporunda hesaplanacak tutara göre netice-i talebinin bedel indirimi olarak ıslah edileceğinin bildirildiğini, 24/01/2022 tarihli dilekçelerinin ıslah dilekçesi olarak kabul edilerek taraflara tebliğ edildiğini,  Yargıtay  3. H.D. 08/11/2021  tarihli 2021/1621 E.  2016/10972 K. Sayılı Kararı,Yargıtay 13. H.D. 11/10/2016 tarihli 2016/15810 E.  2016/17923 K. Sayılı Kararı Yargıtay 13. H.D. 30/06/2020 tarihli 2017/4147 E.  2016/5500 K. Sayılı Kararı Yargıtay 13. H.D. 29/01/2019 tarihli 2016/15694 E. 2019/763 K. Sayılı Kararı uyarınca yargılama neticeleninceye kadar seçimlik hak ıslah kurumu ile değiştirilebildiğini, ilgili kararların 24/01/2022 tarihli dilekçe ekinde dosyaya ibraz edildiğini, 14/10//2022 tarihli tensip tutanağı ile dava değerinin 30.000,00 TL olarak kabul edilerek kendilerine başvurma harcı  ve peşin harç yatırmak üzere bir haftalık kesin süre verildiğini, kendilerine tanınan kesin süre içerisinde eksik harç ikmal edilerek dava değerinin 30.000,00 TL olarak belirlendiğini, kendilerine 07/03/2022 tarihinde e-tebligat aracılığı ile tebliğ edilen bilirkişi raporunda ise bedel indirimi tutarının 14.500,00 TL olarak belirlendiğini, ancak davanın ilk derece mahkemesi ile reddedildiğini, ilk derece mahkemesinin gizli ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı iddiasının açık olarak davaya konu somut olaylara ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu beyanla, İstanbul Anadolu  11. Asliye Ticaret Mahkemesi  11/04/2022 Tarihli, 2021/664 E. 2022/363 K. Sayılı Kararının bozulmasına/kaldırılmasına, davanın kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, Karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı tarafından davalı ... Şirketinden satın alınan diğer davalı ... Anonim Şirketinin üreticisi olduğu dava konusu aracın gizli ayıplı olduğu iddiası ile ödenen satış bedelinden indirim yapılarak davalılardan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, verilen karar karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Taraflar arasında dava konusu 2014 model aracın ikinci el olarak 14/04/2015 tarihinde davalı ... Şirketinden satın alındığı ve söz konusu aracın üreticisinin davalı  ... Anonim Şirketi olduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. Bu durumda TBK'nın ayıba karşı tekeffül hükümleri satış sözleşmesinin tarafları açısından uygulanacak olup, satış sözleşmesinin tarafı olmayan davalı ... hakkında uygulanmayacaktır. Dava konusu aracın üreticisi olan bu davalı garanti veren olması halinde garanti süresinin sonuna kadar garanti sözleşmesinde belirtilen koşullar ile sorumlu olacaktır.  Buna göre davacı tarafından dava dilekçesinde belirtildiği üzere aracın satın alındığı tarihte aracın 6 aylık garanti süresinin kaldığı, dava tarihi itibariyle ise bu garanti süresinin dolmuş olduğu ve davalı ...'in sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu davalı aleyhine açılan davanın bu gerekçe ile reddi yerine, satış sözleşmesinin tarafları açısından uygulanacak olan ayıba karşı tekeffül hükümleri kapsamında süresinde ayıp ihbarının yapılmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi yerinde değil ise de, bu husus sonuca etkili olmadığından kaldırma sebebi yapılmamıştır.  TTK'nın 23/1-c maddesine göre, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanacağının, TBK'nın 223/2 maddesine göre Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağının hüküm altına alınmıştır. Davacı tarafından dava konusu aracın alındığı tarihten itibaren farklı bir motor sesi geldiği veya tutukluluk yaptığı gerekçesi ile farklı bayi/servislere bakım yaptırdığı sırada şikayette bulunduğunu belirttiği, ancak söz konusu arızanın kaynağının tespit edilmediğini iddia etmiş ise de, söz konusu şikayetler sebebiyle davalı satıcıya veya satıcının yetkili servisine ihbarda bulunulduğuna dair belge sunulmadığı, en son ayıbın tespit edildiği iddia edilen 03/12/2018 tarihinde davalı ...'in yetkili servisi olan davalı satıcı yetkili servisi dışında başka bir yetkili servise aracın götürüldüğü, servis tarafından 06/12/2018 tarihinde yapılan tespitlere ilişkin davalı satıcıya süresinde ihbarda bulunulmadığı, şikayete ilişkin aramaların ve mailin davalı satıcıya değil, üretici firmaya yapıldığı/atıldığı dikkate alındığında satıcıya süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığı anlaşılmakla Mahkemece bu gerekçe ile davalı satıcı aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının istinaf başvurularının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine,  6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 10/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2bece033c63fa82d","SID":"a25664dfe59a18e8"}}