{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2355 <br>KARAR NO:2025/636<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:15/12/2020<br>NUMARASI:2018/611 E. -  2020/1039 K. <br>DAVANIN KONUSU:Ortaklıktan çıkma<br>DAVA:Menfi Tespit (Şirket ortaklığından kaynaklı)<br>Taraflar arasındaki şirket ortaklığından çıkma, çıkma payı ve kar payı alacağı ile menfi tespit talepli asıl ve birleşen davaların ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle asıl davanın esastan reddine, birleşen davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, asıl davada davacı vekili tarafından, sadece asıl davada verilen hüküm bakımından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Asıl davada davacı vekili, asıl dava dilekçesinde özetle;  davacının davalı şirkette  ortak ve münferiden temsile yetkili şirket müdür iken diğer şirket ortaklarının talebi doğrultusunda 17.06.2015 tarihinde ortaklar kurulunda şirket müdürlüğünden istifa ettirildiğini, şirket müdürlüğüne şirkete yeni ortak olan ...'ın atandığını, şirketin kurulduğu  2014 yılında şirket adına ... firmasından yüklü mal alındığını, bu malların ödemelerinin daha sonra tekrar iade edilmek üzere  davacıya yaptırıldığını,  ancak bu miktarın davacıya geri iade edilmediğini, davacının davalı şirkette  33.400,00 TL ile en yüksek paya sahip olmasına rağmen diğer ortaklar tarafından dışlandığını, şirketin hiçbir faaliyetine dahil edilmediğini, şirket tarafından şirketin faaliyetlerine, bilançosuna, kar-zarar kalemlerine ilişkin hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini, üstelik bilgilendirilmediği gibi de kardan da hiçbir surette faydalandırılmadığını, ortaklar kurulunun toplanıp yeni ortak ve müdür tayin edilen 17.06.2015 tarihinden bu yana müvekkilin en yüksek paya sahip olmasına rağmen sanki hiç şirketin ortağı değilmişcesine bir muameleye maruz bıraktıklarını, kartvizitten de görüleceği üzere şirket müdürünün şirket merkezini ... Avcılar/İstanbul adresine taşımasına rağmen  bu adres değişikliğini ticaret sicil müdürlüğüne bildirmediğini,  davacının bunları tesadüfen eş-dosttan öğrendiğini ve yine aldığı ciddi duyumlara göre şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığını, şirket lehine olan çeklerin vadesinden önce ve düşük meblağlara factoring şirketlerine verildiğini,  şirket demirbaşlarının değerlerinin altında satışa çıkarıldığını haricen öğrendiğini,  tüm bunları duyup ortakları ile iletişime geçmek isteyen  davacının  telefonlarının cevapsız bırakıldığını, şirket merkezinde de muhattapları bulamadığını, tüm bu sebeplerle şirket ortaklığının devamının  davacı açısından olanaksız bir hale geldiğini,  davacının  Bakırköy ... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile hem davalı şirkete hem şirket müdürü ...'a hitaben,  ortaklıktan çıkma, kar payı ve diğer haklarının tarafına ödenmesi talebini  ilettiğini,  işbu ihtarnamenin hem şirkete hem ...'a 16.04.2018 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen ne ihtarnameye cevap verildiğini,  ne de taleplerin  yerine getirildiğini,  üstelik bu ihtarnameden sonra çevreden şirketin içinin boşaltıldığı duyumlarının  alındığını ileri sürerek, haklı sebeplerin varlığı gözetilerek  davacının şirket ortaklığından ayrılmasına izin verilmesine, belirsiz alacak davası olan bu davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL ayrılma akçesinin ve şimdilik 9.000,00 TL kar payının davalıdan  tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalı, dava dilekçesinin usulüne uygun şekilde tebliğine rağmen davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.Birleşen davada davacı vekili,  birleşen dava dilekçesinde özetle; davalının  davacı müvekkili aleyhine Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/611 Esas sayılı dosyasından 1.000,00 TL ayrılma akçesi ve 9.000,00 TL kar payı talep ettiğini, bundan dolayı da davaların konularının aynı olması nedeniyle birleştirilmeleri gerektiğini, davalının aynı zamanda ... sayılı dosyasından 06.12.2018 tarihinde aynı konuyla ilgili icra takibi başlattığını, takibin ve asıl davanın kötü niyetli olduğunu,  davacının icra takibi ile  şirket ortaklığı nedeni ile her yıl verilmesi gereken ve verilmeyen kâr payı-bedeli ile şirkete verilen borçlar ve şirket adına 3. kişilere ödenen borçları talep ettiğini, davacının Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2018/611 Esas sayılı davada da  ayrılma akçesi ve kar payı verilmesini istediğini, mükerrer  talepte bulunduğunu,  davacı şirketin  uzun süredir piyasada maddi sıkıntılar çektiğini,  bundan dolayı da kar elde edemediğini, şirketin kullandığı banka kredileri de bulunduğunu, davalı tarafın da müşterek imzası olduğunu, firmanın karından faydalanmak isteyen ortağın aynı zamanda firmanın borçlarını da gözeterek zararda olduğu durumda  zararına da katlanmak zorunda olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları  saklı kalmak üzere  davalının Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/611 Esas sayılı dosyasından talep ettiği (ve daha sonra talep edeceği)  1.000,00 TL ayrılma akçesi için ve 9.000,00 TL kar payı için davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davalı, birleşen davaya cevap vermemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacı, şirket müdüründen şifahi olarak defalarca bilgi istediğini ancak kendisine bilgi verilmediğini belirtmişse de; davacının bu şekilde talepte bulunduğu ve bu talebe binaen yöneticilerin bilgi talebini yerine getirmediğine dair dosya içerisinde herhangi bir somut delil bulunmamaktadır.6102 sayılı TTK' nın 623/1. Maddesi \" Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. \" şeklindedir. Şirket müdürü ... olup, davacının şirketin yönetimine ilişkin herhangi bir yetkisi bulunmamaktadır. Yönetim yetkisi bulunmayan bir ortağın şirket yönetimine ilişkin karar alma yetkisi bulunamayacağından ve buna binaen de yönetimden dışlanması gibi bir durumun oluşması da mümkün olmayacaktır.6102 sayılı TTK' nın 616/1-e. Maddesi \"Genel kurulun devredilemez yetkileri şunlardır: Yıl sonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun onaylanması, kâr payı hakkında karar verilmesi, kazanç paylarının belirlenmesi. \" şeklindedir. Kar payı dağıtımı genel kurulun yetkisindedir. Genel kurul tarafından kar payı dağıtımına ilişkin karar alınmadıktan sonra kar payı dağıtımı yapılamamaktadır.Davalı şirketin genel kurulu tarafından, ticari sicil kayıtlarında, kar payı dağıtımına ilişkin herhangi bir karar alındığı görülmemiştir. Yine davacı tarafından da kar payı ödenmesine ilişkin gündemli genel kurulun toplantıya çağrılmasına yönelik talepte de bulunulmamıştır.Davacının şirketten alacağı olduğu iddiasına yönelik mali kayıtlarda yapılan inceleme neticesinde; davalı şirketin, davacıya borcu olduğuna dair herhangi bir kaydın mevcut olmadığı, aksinin de davacı tarafça ispat edilemediği görülmüştür.Yukarıda açıklanan sebeplerle açılan asıl davanın reddine karar verilmiştir.Birleşen dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/704 Esas, 2019/920 karar sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde netice-i talep, \" Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/611 esas sayılı dosyasından talep ettiği ve daha sonra talep edebileceği 1.000,00 TL ayrılma akçesi için ve 9.000,00 TL kar payı için borçlu olmadığının tespiti \" şeklindedir.İş bu davada, davacının tespitini talep ettiği miktar yönünden zaten dava tarihi itibariyle herhangi bir borcu bulunmamaktadır. Borçlu bulunmayan bir miktarın tespiti mümkün değildir.Davacının iddia ettiği talep, asıl davada zaten değerlendirilip bir sonuca bağlanacaktır. Asıl davada, borç inkarı şeklinde iddia edilmesi gereken bir iddia yönünden dava açılması ve tespit talebinde bulunulması açısından davacının hukuki yararı bulunmadığı kabul edilmiş ve aşağıdaki şekilde açılan davanın usulden reddine karar verilmiştir. ...\"gerekçesiyle,  asıl davanın esastan reddine,  birleşen  davanın usulden reddine karar  verilmiştir. Bu karara karşı, asıl davada davacı vekilince  istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen işbu kararın dosya içerisindeki bilirkişi raporunda tespit edilen hususlar da nazara alındığında hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesi  ekinde sundukları Bakırköy ... Noterliğinin ... sayılı ihtarnamesinin ortaklıktan çıkmak için gerekli bulunan tüm haklı nedenleri içerdiğini, bu durumun şirket müdürüne ve şirkete ihtar edilmesine rağmen muhataplarca ne ihtarname sonrası ne de dava aşaması ve sonrasında müvekkiline herhangi bir bilgi temininde bulunulmadığını, şirket merkezinin Küçükçekmece'den Avcılar'a taşınmasına rağmen bu durumun sicile bildirilmediğini, 2015, 2016 -2017  ve 2018 yıllarında toplam 191.727,73 TL kar kayıtlanmasına rağmen kar payı dağıtıldığına ilişkin yasal yedeklerde herhangi bir kaydın mevcut olmadığını,  şirkette kar payı dağıtılmadığının  bilirkişi raporundaki tespit ile ispatlandığını, şirketin içinin boşaltıldığı iddialarının bilirkişi raporu ile ispatlandığını, raporda rayiç değer incelemesine esas teşkil edecek şirket aktifinde kayıtlı, şirkete ait menkullerin bulunmadığının, şirketin adresinde bulunmaması nedeniyle  değerleme yapılamadığını, şirketin adresinde bulunmadığı bu sebeple şirket menkulleri üzerinde değerleme yapılamayacağına yönelik rapor mevcut olmasına rağmen mahkemece davalı şirkete bu hususun aydınlatılması, şirket menkullerinin akıbeti ve şirketin adresinin bildirilmesi yönünde ihtarda bulunulup olayın aydınlatılması gerekirken mahkemece davayı aydınlatma görevinin  ihmal edildiğini, davacının hissesine düşen kar payının raporda 41.312,52 TL olduğunun belirtildiğini, ancak şirket sermayesinin yitirilmesi sebebiyle bu meblağın ödenmesinin imkansız olduğunun  tespit edildiğini, şirket sermayesinin yitirilmesi ve şirketin ortaklara kar payı dahi dağıtılamayacak duruma gelmesininher bir ortak için ortaklıktan ayrılma için haklı neden teşkil ettiğini, şirket müdürünün, yasanın kendisine yüklediği hiçbir sorumluluğu yerine getirmediğini, şirket kurullarını toplamadığını ve yine kar payının dağıtılması için genel kurulu toplamadığını, kar payının dağıtılması gündemli genel kurulun toplanmasının şirket müdürünün görevleri arasında olmasına rağmen müdürün bu görevini yerine getirmediğini, haklı nedenlerin ispatlanmasına rağmen yerel mahkemenin salt davacı tarafından bilgi talebinde bulunulmadığı gerekçesi ile davanın reddi yönünde hüküm kurmasının verilen kararı açık bir şekilde hukuka aykırı hale getirdiğini, şirket müdürünce şirket sermayesinin yitirilmesine sebep olabilecek fiillerde bulunulmasının şirket ortağı olan davacının kar payı alacağına engel teşkil etmemesi gerektiğinin açık olmasına rağmen yerel mahkemece salt şirket sermayesinin yitirilmiş olmasından bahisle kar payı alacağının reddine karar verilmesinin hukuka aykırı  olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanı kabulüne  karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl dava, TTK'nın  638/2.maddesi uyarınca, şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payı alacağı ile kar payı alacağının tahsili istemine ; birleşen dava, menfi tespit  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda asıl davanın esastan reddine, birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, asıl davada davacı vekilince, sadece asıl davada verilen hüküm bakımından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Asıl davada davacı; davalı şirketin ortağı olduğunu, şirket ortaklığının kendisi için devamının haklı sebeplerle mümkün olmadığını, ayrıca davalı şirketin kâr payı ödemesi kararı alıp ödeme yapmadığını ileri sürerek, davalı şirket ortaklığından çıkması ve çıkma payı alacağı ile kâr payı alacağının tahsili yönünde karar verilmesini talep etmiş;  birleşen davada davacı ise birleşen davalının  yani asıl davada davacının  Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/611 Esas sayılı dosyası ile talep ettiği ve daha sonra talep edeceği 1.000,00 TL ayrılma akçesi için ve 9.000,00 TL kâr payı için  birleşen davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, asıl davanın esas bakımından reddine, birleşen davanın usulden reddine karar verilmiş; asıl davada davacı vekilince bu  karar, asıl dava  yönünden  istinaf edilmiş olup, Dairemizce  istinaf incelemesi de asıl dava dosyasında verilen hüküm yönünden yapılmıştır.TTK'nın 638/2.maddesi  \"Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.\" hükmünü içermektedir. Aynı Yasanın 636/3.maddesinde ise, \"Haklı sebeplerin varlığından, her ortak mahkemenin şirketin feshini isteyebilir. Mahkeme, istem yerine, davacı ortağı payını gerçek değerinin ödenmesini ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına ve duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebilir.\" düzenlemesi bulunmaktadır. Her iki madde de haklı sebeplerden söz edilmiş olup bu sebeplerin neler olduğu yasada açıklanmamıştır.  Haklı sebep  ve haklı sebepten ne anlaşılacağı konusunda TTK'da kollektif şirketlere ilişkin 245. madde yer almaktadır.  Bu maddeye göre  haklı sebep, şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkansız kılacak veya güçleştirecek şekilde ortadan kalkmış olmasıdır. Bu tanım genel bir tanım olup, Kanunun \"haklı sebep\"e sonuç bağladığı tüm hallerde bu tanımdan yararlanılabilecek olup haklı sebebin hâkim tarafından takdiri gerekir. Bu takdir yapılırken  somut olaydaki tüm koşullar değerlendirilmeli,  bu konuda ortak sayısı yanında çıkma isteminde bulunan ortağın pay oranı şirketin çapı da göz önünde tutulmalıdır.Haklı sebep, ortaklık ilişkisini çekilmez hale getiren ve dürüstlük kurallarına göre ortak açısından bu ilişkinin sürdürülmesinin kendisinden istenemeyeceği nedenlerdir.Somut olayda şirket ortaklarının aralarındaki ilişki itibariyle davacı yönünden, şirketten çıkmayı talep edebilmek için haklı sebeplerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir.Asıl davada davacı dava dilekçesinde; diğer ortaklar tarafından dışlandığını, şirketin hiçbir faaliyetine dahil edilmediğini, şirket tarafından şirketin faaliyetlerine, bilançosuna, kar-zarar kalemlerine ilişkin hiçbir şekilde bilgilendirilmediğini, bilgilendirilmediği gibi de kârdan da hiçbir surette faydalandırılmadığını, ortaklar kurulunun toplanıp yeni ortak ve müdür tayin edilen 17.06.2015 tarihinden bu yana kendisinin en yüksek paya sahip olmasına rağmen sanki hiç şirketin ortağı değilmişcesine bir muameleye maruz bıraktıklarını, şirket müdürünün şirket merkezini  Avcılar/İstanbul adresine taşımasına rağmen  bu adres değişikliğini Ticaret Sicil Müdürlüğüne bildirmediğini,  bunları tesadüfen eş ve dosttan öğrendiğini,  yine aldığı ciddi duyumlara göre şirketin içinin boşaltılmaya çalışıldığını, şirket lehine olan çeklerin vadesinden önce ve düşük meblağlara factoring şirketlerine verildiğini,  şirket demirbaşlarının değerlerinin altında satışa çıkarıldığını haricen öğrendiğini,  bunları duyup ortaklar ile iletişime geçmek istemesine rağmen telefonlarının cevapsız bırakıldığını, şirket merkezinde de muhatap bulamadığını,  tüm bu sebeplerle şirket ortaklığının devamının  kendisi için olanaksız hale geldiğini,  şirkete ve şirket müdürüne gönderdiği  ihtarnamesine de cevap verilmediği, bu hususların haklı sebep teşkil ettiğini ileri sürmüştür.Asıl davada davacının, davalı şirkette 33.400,00, diğer iki ortağın ise 33.300,00 'er pay sahibi olduğu anlaşılmaktadır.Davacının, şirket müdüründen şifahi olarak defalarca bilgi istediğini ancak kendisine bilgi verilmediğini ileri sürüş ise de, TTK'nın 614/1 maddesi \"Her ortak, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilir ve belirli konularda inceleme yapabilir. \" şeklinde olup  davacının bu şekilde talepte bulunduğu ve bu talebe binaen yöneticilerin bilgi talebini yerine getirmediğine dair dosya içerisinde herhangi bir somut delil bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı, davalı şirkete 12.04.2018 tarihinde noter aracılığı ile ihtarname göndermiş ise de, bu ihtarnamesinde de  şirketin mali tablolarına ilişkin bilgi verilmediği, ortaklığa devam edebilme imkanı kalmadığını, kar payı ödenmediği ve ortaklığın  devamı imkanı kalmadığını  ve ortaklıktan ayrılacağını ihtar etmiş olup  ihtarnamede somut olarak hangi  bilgi ve belgeleri istediği  belirtilmemiş genel ifadeler kullanılmış olduğundan maddede belirtildiği şekilde bir talepte bulunulmadığı anlaşılmıştır.Yine davacının TTK'nın 617/3 maddesinin atfıyla TTK'nın 411 ve 412.maddelerine göre  genel kurulu toplantıya çağırma ve gündemi belirleme hakkı olmasına karşın  kârın dağıtılması gündemli  olarak genel kurulu toplantıya çağrılması talebinin müdür tarafından reddi halinde mahkemeden bu talepte  bulunma hakkını kullandığına dair bir delilin de bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle, mahkemece, davacının çıkma talebinin reddine karar verilmesi   yerinde olmuştur.Davacı, kâr  payı alacağı talebinde de bulunmuştur.6102 sayılı TTK'nın 608/1. maddesine göre, kâr payı, sadece net dönem kârından ve bunun için ayrılmış yedek akçelerden dağıtılabilir. Kâr payı dağıtımına ancak kanun ve şirket sözleşmesi uyarınca ayrılması gereken kanuni yedek akçelerle, şirket sözleşmesinde öngörülmüş yedek akçeler ayrıldığı takdirde karar verilebilir. Limited şirketlerde kârın dağıtımına karar vermek yetkisi TTK'nın 616/1-e maddesine göre genel kurulun devredilemez yetkilerindendir.  Bu düzenlemeden de  anlaşılacağı üzere, kârın dağıtımına sadece genel kurul karar verebilir. Mahkemece, ortaklar kurulunun yerine geçilerek, kâr dağıtımına karar verilemez. Kâr dağıtımına ilişkin kararları almak yetkisi  genel kurula  ait olup, bu yetki başka bir organa devredilemeyeceği gibi ortaklar kurulu, kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe şirket ortağı dava açarak kendisine ait kârı isteyemez. Bu kural buyurucu nitelikte olduğundan, sözleşmeye aksine bir hüküm konulamaz (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 30.11.2015 tarih ve 2015/5356 Esas, 2015/12685 Karar sayılı kararı ile 30.11.2015 tarih ve 2015/5256 Esas, 2015/12736 Kararı). Somut olayda davalı şirketin sicil kayıtlarından  genel kurulca kâr payı dağıtımına yönelik karar alınmadığı, davacı tarafından diğer ortaklara kâr payı ödendiği yönünde bir iddianın da ileri sürülmediği anlaşılmakta olup davacının kâr payı talebinin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan  bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup, asıl davada davacı vekilinin asıl davaya yönelik ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca,  asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,  2-Asıl davada davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL  istinaf karar harcının davacıdan  tahsili ile  Hazineye gelir kaydına,3-Asıl davada davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 17.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e0ade45d2d8feed4","SID":"5731bf895a1a512f"}}