{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2338 <br>KARAR NO:2025/557<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:11/10/2021<br>NUMARASI:2019/663 E. -  2021/873 K.<br>DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili,dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında  ticari ilişki  bulunduğunu, davacının davalıya  369.968,60 TL turarında tekstil ürünü verdiğini, ancak davalının 169.233,24 TL ödeme yaptığını, bakiye 200.705,36 TL kaldığını, cari alacak üzerinden ... sayılı icra takibi başlatıldığını,  ancak davalı tarafından  29.12.2018  tarihinde borca itiraz edildiğini, davalının 26.02.2019 tarihinde müvekkilinin hesabına  6.000 EURO EFT ile ödeme yaptığını, ödeme tarihindeki TL karşılığı 36.547,80 TL olan ödeme sonrası  davacının davalı şirketten  164.157,56 -TL bakiye  alacağı kaldığını,davalı şirket yetkililerinin bakiye borç ödemesine istinaden müvekkili şirkete bir çok defa ödeme taahhüdünde bulunmuşsa da ödemelerini tamamlamadığını,  bu sebeple takibin  164.157,56-TL asıl alacak ve ferileri üzerinden devamı gerektiğini, her ne kadar itirazın iptali davası 164.157,56-TL üzerinden açılmış ise de inkar tazminatının takip açılış tutarı olan 200.705,36 TL'nin % 20'den  aşağı olmamak üzere  hesaplanması gerektiğini, itirazın haksız olduğunu ileri  sürerek, itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;  zamanaşımı itirazları  bulunduğunu,davacının  malları tam teslim etmediği için, ediminin eksik ifasına dayalı ödemezlik defisinde bulunduklarını,  davalının alacağı ürünlerin yüzde yüz kaşmir olması gerektiğini, davacının 23.10.2019 tarihinde ... no'lu 40.987,83 TL bedelli bir iplik faturası kestiğini,   denetimde  bu faturanın  araya kaçak bir şekilde sokularak muhasebe kayıtlarına  işlendiğini görüldüğünü, davacının takibe başlamadan önce borcun 201.044,07 TL göründüğünü,davalının  hem 40,987,01 TL'lik iade faturasının düşülmesini istediğini,   davacının buna  icra takibi ile yanıt verdiğini,  bunun üzerine icraya itiraz edildiğini, arabuluculuk faaliyetinden sonra yapılan görüşmelerde davacı tarafın uzlaşmaya yanaştığını,  40.987,01 TL'lik korsan iplik faturası değerini düşmeyi kabul ettiğini,  davalının da bunun üzerine 6.000 Euro (36.157,80 TL) ödeme yaptığını, her ikisi düşüldüğünde bakiye olarak 123.170,55 TL kaldığını,  davalının   tam bu parayı ödeyeceği sırada  davacının işbu davayı açtığını, bu pazarlıklar ve nihai kararlara göre bakiye borcun 123.170,55 TL olduğunu davacı tarafa kendi mail adresi ile  davalının  bildirdiğini, davacı tarafın kendi hesaplaması ve el yazısı ile ortaya çıkarılan 123.170,55 TKL'lik rakamın verilen malların tahhüt edildiği gibi yüzde yüz kaşmir olması durumunda ki borç olduğunu, ancak BK'ya göre hem bu ayıplı malların değerinin hem de   davalıya  verdiği ticari itibar zedelemesine karşılık gelen bu miktarın düşülmesi gerektiğini, bu açıdan  takas mahsup gereği müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu kalmadığını savunarak, karşılıklı alacakların  takas ve mahsubuna davanın reddine, % 40'tan  aşağı olmamak üzere davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;\"...Dava, davacının davalıdan faturalı mal satışı (eser sözleşmesi uyarınca üretilen tekstil ürünleri) neden ile alacaklı olduğundan bahisle başlattığı icra takibine vaki itiraz üzerine İİK'nun 67.maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davasıdır.Davalı tarafça her ne kadar takip başlatılan icra dairesinin yetkili olmadığı yönünde itirazda bulunulmuş ise de; itirazında yetkili icra müdürlüğünü bildirmediği, bu nedenle itirazının usule uygun olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki itirazının reddine karar verilmiş ve dolayısıyla takibin yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış olması yönündeki dava şartının mevcut olduğu anlaşılmıştır.Davalı tarafça her ne kadar zamanaşımı defi ile sürülmüş ise de; taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmasından ve icra takibi ile davanın sözleşmesel zamanaşımı içerisinde açılmış olmasından dolayı zamanaşımı definin de reddi gerekmiştir.Taraflarca dayanılan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek nitelikte görülen tüm deliller toplanmış ve mahkememizce değerlendirilmiştir.Taraflarca her ne kadar tanık deliline de dayanılmış ise de; HMK'nun 200.maddesi uyarınca davanın niteliği ve değeri itibariyle tanıkla ispatın caiz olmaması nedeni ile bu talep mahkememizce kabul görmemiştir.Davalı tarafça cevap dilekçesinde, yurt dışına deri ürünler ihraç ettiklerini, bu ürünlerin deri malzeme haricindeki kumaşlarını piyasadan satın aldıklarını, bu şekilde davacıdan % 100 kaşmir kumaş satın almak istediklerini, davacı tarafça gönderilen numunelerin % 100 kaşmir olduğunu anlamaları sonucunda anlaşmaya vardıklarını, ancak davacı tarafça kendilerine gönderilen kaşmir kumaşların kendi müşterileri tarafından iade edilmesi üzerine ürünlerin % 100 kaşmir olmayıp ayıplı olduğunu anladıklarını, davacı tarafça hatalı olarak kesilen iplik faturasının düşülmesi neticesinde borcun 123.170,55 TL'lik kısmında mutabık kaldıklarını, bu borcu ödeyecek iken davacı tarafın işbu davayı açtığını bildirdikleri görülmüştür.Davalı tarafça, davacı tarafından kendilerine hatalı olarak gönderdiklerini ileri sürdükleri 40.987,83 TL bedelli iplik faturasının davacı tarafça alacaktan düşüldüğü ve dolayısıyla bu faturanın taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmıştır.Böylece taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı tarafça davalıya satılan malların ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığı, bu nedenle davalı tarafın takas mahsup talebinin haklı olup olmadığı şeklinde saptanmıştır.Mahkememizce dosya kapsamındaki tüm deliller, tarafların tacir olmaları nedeni ile ticari defter kayıtları ve dava konusu ürünler üzerinde bir mali müşavir ve bir tekstil uzmanı bilirkişilerden teknik rapor alınmasına karar verilmiştir. Dosyaya sunulan 07/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; dava tarihi itibariyle davacı tarafın ticari defterlerine göre davalıdan 123.170,55 TL alacaklı göründüğü, davalı tarafın ticari defterlerine göre davalının davacıya 164.886,27 TL borçlu göründüğü, tarafların ticari defter kayıtlarındaki 41.715,72 TL farklılığın sebebinin davalı tarafın davacı tarafa 30/06/2019 tarihli 41.727,12 TL tutarlı ödemesinin davalı tarafın kayıtlarına almaması olduğu, her iki tarafın da sunmuş olduğu numuneler üzerinde yapılan inceleme sonucunda, orijinal ürün numunesi olarak üretimi onaylanan % 100 kaşmir ürün ile ihracatı yapılan üretim ürünleri arasında oldukça yoğun bir tuşe (yumuşaklık) farkı olduğunun tespit edildiği, ... Laborauvarı teknik test sonuçlarına göre kullanılan ipliklerin % 100 kaşmir olmayıp normal merino yün karışımı bir iplik olduğundan dolayı ürünlerin gizli ayıplı olduğunun bildirildiği görülmüştür.Taraf vekillerinin bilirkişi kök raporuna itirazları doğrultusunda;  dava konusu ürünler üzerinde gerek davacının elindeki gerekse davalı tarafın elindeki ürün ve numuneler üzerinde gerekli testler yapılarak ve ayrıca varsa ayıp nedeni ile bedelde indirim miktarınında ayrıntılı olarak tespiti suretiyle ek rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından gerekli testler yapılmak suretiyle dosyaya sunulan 24/05/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; yapılan test sonuçlarına göre dava konusu ürünlerin üretiminde % 100 casmire iplik kullanıldığının tespit edilmesi nedeni ile ayıp bulunmadığının saptandığı görülmüştür.Böylece mahkememizce yapılan yargılama sonucunda toplanan tüm deliller muvacehesinde; dava konusu ürünlerin ayıplı olarak üretilmediğinin son alınan bilirkişi ek raporu ile saptandığı, bu bilirkişi raporunun bilirkişi tarafından yapılan testler sonucu düzenlenmiş olması nedeni ile bilirkişi kök raporuna göre bilirkişi ek raporuna itibar edilmesi gerektiği, kaldı ki davalının süresinde her hangi bir ayıp ihbarına ilişkin bir ihtarname veya ürünler üzerinde mahkeme kanalı ile yaptırdığı bir tespit bulunmadığı, faturaların davalı tarafça kendi ticari defterlerine işlenmiş olduğu ve davacı tarafa ve iade edilmemiş olduğu, ayıp savunmasının icra takibi başlatılması üzerine ileri sürüldüğü, bu hali ile davalı tarafın davacı tarafa süresinde ayıp ihbarı yükümlülüğünü de yerine getirmemiş olduğu, bu nedenle davalı tarafın ayıplı ürün teslimi yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, öte yandan davacı tarafça her ne kadar kendi ticari defterlerinde görünen 41.727,12 TL'lik davalı ödemesinin kayıtlarına sehven işlendiğini ileri sürülmüş ise de HMK'nun 222.maddesi uyarınca tacirin ticari defter kayıtlarının kendi aleyhine de delil olabileceğinden davacı tarafın kendi ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 123.170,55 TL alacaklı bulunduğu sonuç ve kanaatine varılarak davanın bu kısım yönünden kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiş, alacağın faturadan kaynaklanması nedeni ile likit olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne, reddedilen kısım yönünden davacının kötüniyeti sübut bulmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebi mahkememizce kabul görmeyerek netice itibariyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur. \"gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 123.170,55 TL asıl alacak üzerinden devamına,fazlaya ilişkin talebin reddine, 123.170,55 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, davalının itirazında haksız çıkması ve alacağın likit olması nedeniyle 123.170,55 TL asıl alacağın %20'si oranında hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ayıplı malların tespiti ile ilgili ek bilirkişi raporu talep etmelerine ek bilirkişi raporu alınmadığını,  hükümde verilen faiz oranının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinde asıl alacağa faiz istemediği gibi icra dosyasında talep edilen faizin de ticari temerrüt faizi olduğunu,  buna karşılık taleple sınırlı kalmak zorunda kalan mahkemece yüksek miktarlı avans faizi uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece de tespit edildiği üzere,  asıl alacağı 123.170,00 TL olan davacının kötü niyetli bir şekilde asıl alacağı 200.000 TL üzerinden başlattığını,  mahkemece,  davalının neredeyse 2 kat fazla olan alacağa itiraz etmesini  kötüniyet olarak kabul edilip %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, buna karşılık davacının borcu olmadığı halde icraya koyduğu fazlaca meblağa kötü niyet tazminatı uygulamamasının da  usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının itiraz etmesinde bir kötü niyet olmadığını,  davalının gerçekte olan borcunu ödemeye kalksa bile;  dosya hesabının gerçek tutar (123.000) üzerinden değil, haksız tutar (200.000) üzerinden hesaplanıp tahsil edileceğini, icra tahsil harcı, vekalet ücreti, faiz miktarı gibi yan taleplerin hepsinin haksız ve fazladan açılan miktar üzerinden hesap edileceğinden müvekkilinin külliyen itiraz etmek durumunda kaldığını, bu minvalde kötü niyet tazminatının davalıya değil de  icrayı haksız yere fazla miktar üzerinden açan davalıya yükletilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava,  ticari satım ilişkisi kapsamında açık hesap alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalıya kumaş satıp teslim ettiğini,bu sebeple davalıdan  açık hesap alacağı bulunduğunu ileri sürmüş; davalı taraf, zamanaşımı  ve yetki itirazında bulunmuş, davacının yüzde yüz kaşmir kumaş satması gerekirken bu özellikte olmayan kumaş teslim ettiğini, davalıyla yapılan görüşmelere göre borcun 123.170,55 TL olduğunu, ancak davacının daha fazla miktar üzerinden takip başlattığını, borcu bulunmadığını savunmuştur.Dosya kapsamında bulunan ... sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 200.705,36 TL alacak yönünden 21.12.2018 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 20.12.2018 tarihli, 200.705,36 TL cari hesabın gösterildiği, ödeme emrinin 26.12.2018 tarihinde tebliğ edildiği, davalı  tarafından 31.12.2018 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça 21.12.2018 tarihinde başlatılan  icra takibinde  200.705,36 TL asıl   alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren  yıllık 10,75 ticari temerrüt faizi ve değişen oranlarda işleyecek  faizi ile tahsil talebinde bulunulmuş, eldeki itirazın iptali davası ise,  davalının 28.02.2019 tarihinde yaptığı 36.547,80 TL ödeme sebebiyle 164.157,56 TL üzerinden açılmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 123.170,55 TL asıl alacak üzerinden, takip tarihinden itibaren  avans faizi uygulanmasına ve kabul edilen miktar üzerinden  icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.Karar sadece davalı yanca istinaf edilmiş, reddedilen kısım için davacı istinaf başvurusunda bulunulmamış olup istinaf incelemesi de bu kapsamda yapılmıştır.Mahkemece, taraf ticari defterlerinin incelenmesi için dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, 07.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda; tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun ve birbiri ile uyumlu olduğu,  21.12.2018 olan takip tarihinde davalı ve davacı defterinde davalı borcunun 201.044,07 TL olarak yer aldığı, davalının 28.02.2019 tarihinde 36.146,40 TL,30.06.2019 tarihinde ise 41.727,12 TL ödeme yaptığı, bu ödemelerin her ikisinin de davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, dava tarihinde  davacı defterlerine göre alacağın  123.170,55 TL olduğu, davalı defterinde davalı borcunun 164.886,27 TL olduğu, bu farkın davalının yaptığı 41.727,12 TL'lik ödemeyi kayıtlarına almamasından kaynaklandığı,  bunun davalı borcundan mahsubu ile davalının borcunun da 123.170,55 TL olduğu, bu şekilde tarafların dava tarihinde  alacak ve borçlarının 123.170,55 TL olduğu tespit edilmiştir. Nitekim  davalı vekilince cevap dilekçesinde de davalının borcunun 123.170,55 TL olduğu bildirilmiştir. Bu durumda mahkemece, bu miktar asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesi yerinde olmuştur.Davalı vekilince, esasında kabul edilen alacak miktarına bir istinaf sebebi ileri sürülmemiş olup istinaf başvurusu, işleyecek faizin oranı, faiz türü, icra inkâr tazminat ile kötüniyet tazminatı konularına ilişkindir.Eldeki dava itirazın iptali davası olup davacı, icra takip talebinde asıl alacağın takip tarihinden itibaren  %10,75 ve değişen oranlarda  ticari temerrüt faizi ile tahsilini talep etmiş, dava dilekçesinde de itirazın iptalini ve takibin devamını istemiştir. Bu durumda mahkemece, tarafların tacir oldukları gözetildiğinde,  takip tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İİK'nın 67/2 maddesine göre alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlunun itirazını kötü niyetle yapılmış olması koşulu aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Buna göre  likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Somut olayda, dava konusu alacak faturalara dayalı  açık hesap alacağıdır. Alınan bilirkişi raporunda da takip tarihi itibariyle tarafların alacak borç kalemlerinin birbiri ile uyumlu olduğu da nazara alındığında takip konusu alacağın likit olduğu ve mahkemece kabul edilen miktar üzerinden icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.Bir diğer deyişle, itirazın haksız olması ve alacağın likit olması şartları somut olayda gerçekleşmiştir.Öte yandan, İİK'nın 67/2 maddesi ile  takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği hükme bağlanmıştır.  Somut olayda, tarafların ticari defter kayıtlarına göre 21.12.2018 olan takip tarihinde davacı ve davalı defterinde davalı borcunun 201.044,07 TL olarak yer aldığı görülmektedir. Bu bakımdan  davacının kötüniyetli olduğu somut olayda sabit olmadığından,  mahkemece bu talebin reddine karar verilmesi de isabetli bulunmuştur. Ancak ilamsız icra takibine itiraz üzerine takip durduktan sonra ödeme yapıldığında, itirazın iptali davası açılmadan önce ödeme miktarının tespiti ile bakiye kısım yönünden dava açılması gerekmektedir. İcra takibinden sonra ve dava açılmadan önce ödeme yapılmışsa bu miktar üzerinden itirazın iptali davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamaktadır (Yargıtay HGK'nın 21.09.2011 tarih ve 2011/15-494 Esas,2011/555 Karar, 03.05.2017 tarih ve 2017/11-80 Esas, 2017/889 Karar, 29.06.2022 tarih ve 2020/19-445 Esas, 2022/1077 Karar sayılı kararı). Hukuki yarar dava şartı olduğundan, bu miktar yönünden itirazın iptali davasının usulden reddi gerekir.Somut olayda ise davacının, davalının takip tarihinden sonra  ve fakat eldeki itirazın iptali davası açılmadan önce yaptığı tarafların kabulünde olan 30.06.2019 tarihli,  41.727,12 TL tutarındaki ödemesini düşmeden 164.157,56 TL üzerinden itirazın iptali davası açtığı, ancak mahkemece bu husus dikkate alınmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf sebepleri yerinde görülmemekle birlikte Dairemizce resen yapılan inceleme ile davacının, takipten sonra davadan önce yaptığı  41.727,12 TL'lik ödemesi yönünden  davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle  usulden reddine dair yeniden karar verilmesi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalı  vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve  353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda,1-Davanın kısmen kabulüne, davalının ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 122.430,44 TL asıl alacak üzerinden devamına, 122.430,44 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca avans esasına göre değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanmasına,2-Davadan önce ödenen 41.727,12 TL yönünden davanın, hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine,3-Davalının itirazında haksız çıkması ve alacağın likit olması nedeniyle 122.430,44 TL asıl alacağın %20'si oranındaki 24.486,08 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 8.363,22  TL harçtan peşin alınan 1.799,88 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.563,34‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı ve 1.799,88 TL peşin harcın toplamı olan 1.844,28 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,6-Davacı tarafından yapılan ilk gider,  tebligat, müzekkere gideri ile bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.702,20 TL yargılama giderinin, davadaki ret ve kabul oranları nazara alınarak takdiren 1.269,50 TL'lik bölümünün davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, artan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafından dosyada yapılan toplam 925,00 TL yargılama giderinin kabul red oranına göre hesaplanan 235,13 TL'lik kısmının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, davanın usulden reddine karar verilen kısmı yönünden  karar tarihindeki  AAÜT'nin 7/2 maddesi uyarınca 30.000 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,10-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin kabul/red oranına göre 984,45 TL'lik kısmının davalıdan, geriye kalan 335,55 TL'lik kısmının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına,11-Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan gider avanslarının kullanılmayan kısımlarının, HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,12-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı  tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde  bırakılmasına,13-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,14-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f7b00bcca3bd4cf3","SID":"63a1c6ac381482ab"}}