{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2025/816 <br>KARAR NO: 2025/966<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/01/2025<br>ESAS NO\t: 2022/1083<br>KARAR NO: 2025/12<br>Asıl Dava\t:<br>DAVA: Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen), İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>DAVA TARİHİ: 28/11/2022<br>Birleşen Dava: Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/756 - 2023/736 E-K<br>DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 07/05/2025<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ\t: 09/05/2025<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/01/2025 tarih ve  2022/1083  Esas -  2025/12 sayılı kararı asıl ve birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı davalı şirket adına kayıtlı ... plakalı motosikletin dava dışı ...'ın sevk ve idaresinde iken 23/06/2021 tarihinde yaya ...'na çarparak sakatlanmasına sebebiyet verdiğini, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/31020 soruşturma sayılı dosyasına sunulan 30/08/2021 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana geldiği yerde trafiğin yoğun olması ve motosiklet sürücüsünün indirme yapan otobüslerin arasından geçmeye çalıştığı sırada otobüsten inen ...'na çarptığının tespit edildiği, meydana gelen kazada motosiklet sürücüsü ...'ın kusurlu olduğu, ...'ın ise kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusuru bulunmadığının tespit edildiğini, kazada ...'ın BTM ile giderilemeyecek şekilde yaralandığını ve alınan maluliyet raporunda sürekli engellilik oranının %24 olduğu ve 90 gün geçici iş göremezlik süresinin olduğunu, müvekkili sigorta şirketi tarafından ... vekili Av. ...'ın hesabına toplamda 377.000,00-TL ödeme yapıldığını, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları B4 maddesinin sigortacının sigortalıya rücu hakkını düzenlediğini ve f bendinin \"sigortacının meydana gelen zararı sigortalıya rücu etme hakkı vardır\" şeklinde olduğunu, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alamadıklarını, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 377.000,00-TL tutarındaki tazminatın 24/10/2022 ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalıya tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacının, iddia ve taleplerini kabul etmediklerini, taleplerinin haksız, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, motosiklet sürücüsü hakkında ceza yargılaması henüz derdest konumda olduğunu, motosiklet sürücüsünün kazanın meydana geldiği hususunda kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, motosiklet sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunun kabulü halinde dahi kaza mahallinin sebepsiz yere terk edildiği hususunda da somut delil ya da belge sunulmadığını, davacının davalı müvekkili şirkete rücu etmesine ilişkin yasal koşulların bulunmadığını, bu sebeple huzurdaki davanın usulden reddine karar verilmesini, sürücü ...'ın davaya konu talihsiz kaza nedeniyle ifadesi alınmak üzere emniyete götürüldüğünü, bu sebepten dolayı kaza mahallinden ayrılmak zorunda kaldığını, bu durumun emniyet kayıtları ile sabit olduğunu, sürücü ...'ın trafik ekiplerinin çalışması sonucunda yakalanması ve olay yerine intikal ettirilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, bu nedenle davacının rücu hakkına ilişkin tüm iddia ve taleplerinin soyut iddialardan ibaret olduğunu ve reddinin gerektiğini, sürücü ...'a izafe edilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, neticeten davanın öncelikle usulden, esasa girilmesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Birleşen kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/756 esas 2023/736 karar sayılı dosyasının dava dilekçesinde özetle: müvekkili sigorta şirketince ... poliçe numarası ile zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılmış olan davalı şirket adına kayıtlı ... plakalı motosiklet sürücüsü olduğu belirtilen ... sevk ve idaresinde iken ... tarihinde yaya ...'na çarparak sakatlanmasına sebebiyet verdiğini, Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1083 esas sayılı dosyası ile davalı sigortalı aleyhine dava açıldığını ve yargılamasının devam ettiğini, bilirkişi raporunda motosiklet sürücüsünün mahalden ayrıldığını ve bu sebeple trafik tespit tutanağının düzenlenmediğini, olay  yerini terk  etmesi sebebiyle söz  konusu  ödemenin sigortalıya rücu edilmesi zorunluluğunun doğduğunu belirterek Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/1083 esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini  talep ettiğini, borçlunun  itirazlarının iptaline, takibin  kaldığı yerden devamına, takibe konu asıl alacağa ödeme tarihinden itibaren reeskont avans faizi işletilmesine, %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.<br>Birleşen kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/756 esas 2023/736 karar sayılı dosyasına sunulan cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın talep ve iddiaların kabul etmediklerini, haksız ve kötü niyetli davanın reddinin gerektiğini, motosiklet sürücüsü hakkında yapılan ceza yargılamasının henüz derdest olduğunu, bu hususta kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde motosiklet sürücüsünün kusurlu olduğu olduğu kabul edilse dahi kaza mahallinin sebepsiz yere terk edildiği hususunda somut bir delil bulunmadığını, davacının iddia ve taleplerinin asılsız, yersiz ve soyut iddialara dayandığını, kaza sonrasında sürücünün ... polis merkezi amirliğinde ifadesinin alındığını ve emniyette nezarethaneye alındığını, buradan da anlaşılacağı üzere kazaya karışan ...'ın kaza yerini terk etmediğinin anlaşılacağını ve sigortalıya rücu şartlarının yerine gelmediğini, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"....Tüm bu yasal düzenlemeler ve açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; davacı sigorta şirketi tarafından davalıya ait ... plakalı motosikletin 26/11/2020 - 26/11/2021 tarihleri arasında ... numaralı poliçe ile zorunlu mali mesuliyet sigortasının yapıldığı,... tarihinde söz konusu motosikletin dava dışı ... sevk ve idaresinde iken yaya ...'na çarpması suretiyle trafik kazası meydana geldiği, meydana gelen kazadan kaynaklı olarak davacı sigorta şirketince poliçeden kaynaklanan sorumluluğuna istinaden ...'nun vekili olan Av....'a ana para, faiz, vergiler, yargılama gideri ve vekalet ücreti toplam 377.000,00-TL ödeme yapıldığı (asıl davaya konu), 21.700,00-TL de vekalet ücreti ödendiği (birleşen davaya konu), kaza sonrası motosiklet sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B4-f maddesi uyarınca ödenen bu tazminatlardan davalı sigortalının sorumlu olduğu ve rücu şartlarının oluştuğu gerekçesiyle eldeki asıl ve birleşen davaların açıldığı, davalı tarafın ise sürücünün kaza mahallini terk etmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığından rücu şartlarının oluşmadığını ve davanını reddi gerektiğini savunduğu, <br>Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/31020 soruşturma sayılı dosyası ile Kayseri 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/252 Esas sayılı dosyalarının dosyamız arasına getirtildiği, dosya içerisinde yer alan kaza anına ilişkin CD içeriğinin dökümünün yaptırıldığı ve 15/02/2024 tarihli bilirkişi raporunun alındığı, buna göre kaza anını gören kameranın döner kamera olması nedeniyle kesintili görüntü mevcut olup kazanın ... günü saat 18:37:47 sıralarında meydana geldiği, 18:39:34'te kazaya karışan motosiklet olup olmadığı kesin olarak anlaşılamamakla birlikte olay yerinden ayrılan bir motosikletin göründüğü, 18:42:18 sularında olay yerine ambulans geldiğinde yerde motosiklet görülmediği, emniyet ekiplerinin olay yerine gelme anı kamera kayıtlarında bulunmadığından emniyet ekiplerinin gelmesinden sonra motosikletin olay yerine gelip gelmediğinin anlaşılamadığı, saat 19:20'de polis memurlarınca tutulan tutanağa göre motosikletin olay mahallinde olmadığı, motosiklet sürücüsü olduğunu belirten ... isimli şahsın ekip otosuna alınarak ... İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne intikal ettirildiği, şahsın 18:45'te alkol muayenesinin yapıldığı, 18:35'te yakalandığına dair üst arama tutanağının düzenlendiği, yakalama ve gözaltına alma tutanağına göre saat 19:45'te yakalanan şahsın kazanın meydana geldiği ... Caddesi üzerinde yakalandığı, 19:20'de düzenlenen polis tutanağında şahsın trafik ekiplerinin yapmış olduğu çalışma sonucu yakalandığı yazılmış ise de motosiklet şoförünün kaza yerine terk ettiğine dair bir kaydın tutanakta yer almadığı, şahsın kaçarken mi yoksa kaza yerine yakın bir yerde beklerken mi yakalandığının net bir şekilde belirtilmediği, bu noktada kolluk tutanağının tam olarak açıklayıcı mahiyette olmadığı, kazanın meydana gelme saati (18:37:47) ile alkol muayenesinin yapıldığı saat (18:46) arasında 8-9 dakikalık bir zaman dilimi bulunduğu, kolluk ekiplerinin kaza yerine gelme süresi de dikkate alındığında bu kadar bir zamanda şahsın kaçmasının ve fakat kolluk ekipleri tarafından yakalanmış olmasının hayatın olağan akışı içerisinde mümkün görünmediği, kolluk tutanaklarında yazılı saatlerin elle yazılmış olduğu ve kronolojik olarak tam bir fikir veremediği anlaşılsa da alkol raporunun dijital ortamda düzenlenmesi nedeniyle saat bilgisinin doğru kabul edilmesi gerektiği, şahsın olay yerini terk ettiği iddiasının davacı tarafça ispatlanması gerektiği, ancak dosya kapsamında terk rücu şartının gerçekleştiğine dair delil bulunmaması nedeniyle...\" gerekçesiyle ASIL VE BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE, karar verilmiştir. <br>İşbu kararı asıl ve birleşen dosyada davacı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Asıl ve birleşen dosyada Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketince zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılmış olan davalı şirket adına kayıtlı ... plakalı motosiklet, sürücüsü olduğu iddia edilen ... sevk ve idaresinde iken, ... tarihinde yaya ...'na çarparak sakatlanmasına sebebiyet verdiğini, dosyaya sunulan tutanaklardan da anlaşılacağı üzere sürücü olduğu belirtilen ... olay yerini terk ettiği için kaza tutanağı düzenlenemediğini, müvekkili şirket tarafından ...'na ödenmiş olan sakatlık tazminatının Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları B4 Maddesi f bendi gereğince sigortalıya rücu edilmesi amacıyla açmış olduğu rücuen tazminat davalarının mahkemece birleştirilmesine karar verilmiş olup, Kayseri 1. Asliye  Ticaret Mahkemesinin 2022/1083E. 2025/12K. sayılı 08/01/2025 tarihli kararı ile asıl ve birleşen davaların reddine karar verildiğini, dosyaya sunulan 13/02/2024 tarihli bilirkişi raporuyla, olay yerini gösterir mobese kayıtlarının incelendiğini ve motosiklet sürücüsünün mobese kayıtlarından sunulan kesitlerde, olay yerinden ayrılan bir motosiklet olduğu, motosikletin kamera görüntüsünden ayrıldığı yani olay yerini kendi isteğiyle terk ettiği, olay yerine ambulans geldiğinde ve öncesinde motosikletin olay yerinde görünmediği tespit edildiğini, sürücünün olay yerini terk ettiği iddiasının davacı tarafça ispatlanması gerektiği ve fakat ispatlanamadığından  bahisle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, bu sebeplerle mahkemece olay yerini gösterir mobese kayıtlarına göre karar verilmesi gerekli iken hatalı olduğu açık olan alkol muayene saatine göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ZMMSGŞ B.4-f bendinde, belirtilen zorunlu durumların haricinde olay yerinin terk edilmiş olması ve ayrıca kaza tutanağı, alkol vb. belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranılması rücu şartı olarak düzenlenmiş ve genel şartlar B.4-f bendi kapsamında sigortacının sigortalısına rücu edebilmesi için ilgili yükümlülüklerin yerine getirilmemesi yeterli görülmüş olup, sigortacının sigortalısına rücu edebilmesi için olay yerini terk eden sürücünün alkollü olduğunu ya da kasti eylemi olduğunun kanıtlanması istenemeyeceğini, TTK 1446/2 maddesi uyarınca sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse, ispat yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat yükü sigortalıya ait olup araç sürücüsünün yaralanmadığı ve sağlık kuruluşuna gitmediği de göz önüne alındığında, sürücünün olay yerinden ayrılma sebebi ZMMSGŞ B.4-f maddesi anlamında zorunlu bir hal değildir.Bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiğinin kabulü gerektiğini, Yargıtay 17. HD.'nin 19/06/2017 tarih ve 2016/11677 Esas, 2017/6905 Kararı, Yargıtay 17. HD.'nin 21/06/2018 tarih ve 2015/11912 Esas, 2018/6248 Kararı ve ,Yargıtay 4.HD'nin 2021/3689E. 2021/5553K. sayılı 28/09/2021 tarihli kararları da ispat yükünün yer değiştirip sigortalıya ait olduğuna ilişkin kararlar olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararında belirtildiği üzere, sigortalı araç sürücüsünün ... olduğunun iddia edildiğini, ayrıca gerekçeli kararda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesine rağmen davalı vekili lehine AAÜT 13/4 maddesi \"Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.\"gereğince maktu vekalet ücret takdir edilmesi gerekirken nispi vekalet ücret hükmedilmesi de hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca bu sebeple her ne kadar tashih-i karar talebinde bulunulmuş olsa da mahkemece kararın taraflara tebliğ edilmiş olması gerekçesiyle 05/03/2025 tarihine duruşma günü verilmiş olup, henüz talep yönünde bir karar verilmediği için kararı bu yönüyle de istinaf ettiklerini belirterek; istinaf dilekçesinde arz olunan nedenlerle ve heyetce tespit edilecek sair nedenlerle,  mahkemenin gerekçeli kararı usule, hukuka aykırı olup kaldırılarak asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.   <br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstinaf dilekçesinde açıklanan ve Başkanlıkca re'sen gözetilecek sebeplerle, dosya kapsamında yer alan tüm yazılı ve sözlü beyanlarımızı aynen tekrarla, davacının, asılsız, soyut, yersiz istinaf başvurusunun reddine, usul ve yasaya uygun olan Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/01/2025 tarih ve 2022/1083 E., 2025/12 K. Sayılı kararının hukuka uygun olduğunun kabulüne, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Asıl dava, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı tarafından dava dışı zarar görene ödenen tazminatın rücuan tahsili, birleşen davada itirazın iptali istemine ilişkindir. Davanın ZMSS poliçesi genel şartlarının 4/f maddesi hükmü uyarınca sigortalı motor sürücüsünün olay yerini terk etmesi iddiasıyla 3.kişiye ödenen tazminatın  kendi akidi olan davalı sigorta ettirenden rücuen tahsili istemi ve başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemidir.<br>Mahkemece yazılı gerekçeyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. <br>Somut olayda, davacı ile davalı arasında tanzim edilen Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası 26.11.2020-26.11.2021 arası döneme ilişkindir. Kaza tarihi ...'dir. Bu nedenle rücu şartlarının belirlenmesinde 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının nazara alınması gereklidir.<br>Sigorta Genel Şartlarından Sigortanın, sigortalıya rücu hakkı \"B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı\" başlıklı maddesinde düzenlenmiş, ilgili maddede; \"Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir:<br>\ta)Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise,<br>\tb)Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise,<br>\tc)Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar,<br>\tç)Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise,<br>\td)Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa,<br>\te)Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse,<br>\tf)Bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde,<br>\tSigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez.\" denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan hasar ödemesinin rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir.<br>Bu çerçevede 01.06.2015 tarihli sigorta genel şartlarında tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi  rücu için yeterli sayılmıştır.<br>Trafik Sigortası Genel Şartları B.4-f maddesi uyarınca ödemede bulunan sigortacı,  meydana gelen zararları sigortalıdan rücuan tahsilini isteyebilir.Hak sahiplerine ödeme yapan sigortacının  sigorta ettirene rücu hakkı, sürücünün kusur oranı ile sınırlıdır. Sigortacının kusur oranını aşacak şekilde üçüncü kişilere fazla ödeme yapması sigorta ettiren aleyhine sonuç doğurması da mümkün değildir. (Y. HGK., 13.04.2011 T., E: 17-2, K: 40 ve  Y.HGK., 13.03.2015 T., E:2013/17 – 1757, K: 1038) <br>Rücuen tazminat davaları, gerçek zararın giderilmesi amacına yöneliktir. Sigortacının rücu edebileceği tazminat tutarı sürücünün kusur oranı ve zarar görenlerin gerçek zararı kadar olabilecektir (Yargıtay 17 HD 2019/3161 E-2021/85 K sayılı ilam). Zarar sorumlusundan halefiyet ilkelerine dayalı olarak talepte bulunan davacı, ödediği meblağın tamamını değil ancak zarar görenin uğradığı gerçek zararı zarar sorumlusundan isteyebilir. Bu nedenle, zarar görene yapılması gereken gerçek ödeme miktarı tespit edilerek davacı tarafça yapılan ödeme miktarı daha fazla olsa da davalının gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna karar verilmesi gerekir (Yargıtay 17 HD 2020/2303 E-2021/3171 K sayılı ilam). Başka bir ifade ile rücuen tazminat davaları, ödenmesi gerekenin tespiti amacı güder. Rücu hakkı, başkasına ait borcu yerine getiren kişinin malvarlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik tazminat niteliğinde talep hakkı olup, davacının malvarlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleşmekle, faiz başlangıç tarihi de ödeme tarihi olacaktır. Davacının faiz talep edebilmesi için ayrıca bir ihtar ile temerrüde düşürülmesine gerek bulunmamaktadır (Yargıtay HGK 2017/3-393 E- 2018/202 K sayılı ilam). <br>Uyuşmazlık, sigortalı motorun sürücüsünün bedeni hasarla sonuçlanan trafik kazasında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmiş olup olmadığı,  rücu şartı gerçekleşmişse sigortacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu konusunda toplanmaktadır. <br>İlk Derece Mahkemesince sigortalı motor sürücüsünün kaza sırasında olay yerine gelen kolluk kuvvetleri tarafından gözaltına alınarak alkol muayenesinin, beden muayenesinin, üst araması işlemlerinin yapılarak ifadesinin alındığı, sürücünün bu işlemlerin yapılması amacıyla Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü buna ilişkin evrakların saat diliminden anlaşılmış, sürücünün herhangi  bir kaçma, olay yerini terk etmesinin söz konusu olmadığı anlaşılmakla rücu şartları oluşmadığından asıl ve birleşen davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince  istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda asıl ve birleşen dosya davacısının söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>Anayasa Mahkemesinin 2023/182 esas-2024/203 karar sayılı,04/12/2024 tarihli ve Resmi Gazetenin ... tarihli ...sayılı sayısında yayımlanan kararıyla, 6100 sayılı HMK na 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı kanunun 44. Md ile eklenen ek 1. Maddesinin (2) numaralı fıkrasında yeralan \"...341 inci ve 362 inci...\"  ibaresi ile \"....362 inci...\" ibaresinden sonra gelen \"...ve...\" kelimelerinin Anayasa aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmiş olması, Danıştay 12. Dairesinin emsal 2021/6033 esas-2021/5638 karar sayılı içtihadı ve yerleşmiş istikrarlı  içtihatları ile Anayasanın 153. Maddesinde yer alan Anayasa mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm birlikte gözetildiğinde ; Her ne kadar işbu iptal kararının Resmi Gazetede yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmişse de, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin Anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil edecek olması nedeniyle, dairemizce verilen işbu istinaf karar ilamı yönünden dava tarihindeki kesinlik/temyiz sınırı dikkate alınmış ve bu sebeple de Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 08/01/2025 tarih ve 2022/1083 E. - 2025/12 sayılı nihai kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla asıl ve birleşen dosya davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,  <br>2-Asıl ve birleşen dosya için alınması gerekli olan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı + 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı olmak üzere toplam 1.230,80 TL harcı istinaf eden asıl ve birleşen dosya davacısı tarafından peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan asıl ve birleşen dosya davacısı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,<br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK'nın 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 07/05/2025\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a621edf55912a684","SID":"c965153c079a19d4"}}