{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1581 Esas<br>KARAR NO:2025/361 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2021/367 Esas - 2022/324 Karar <br>TARİH:31/05/2022<br>DAVA:İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ:06/03/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket tarafından İstanbul ... İcra dairesinin ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra dosyasına sunduğu dilekçe ile tüm ferilere itiraz ettiğini, bunun üzerine icra takibinin durduğunu, davalı şirket ile müvekkil banka arasında imzalanan yetki sözleşmesi uyarınca İstanbul mahkeme ve icra müdürlüklerinin yetkili olduğunu, yetkili icra daireleri ve mahkemelerinin İstanbul olması nedeniyle davalının icra takibine yapmış olduğu yetki itirazının kaldırılması gerektiğini, müvekkili tarafından davalılar aleyhine başlatılan icra takibinde bildirilen asıl alacak, faiz miktarı, oranı, masraf ve ferilerin usul ve yasaya uygun olduğunu, bu yüzden itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesi gerektiğini, kötü niyetli borçluların, takip miktarı alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerinin gerektiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;   müvekkillerinden birinin adresinin Maltepe, birinin adresi ise Kartal olduğunu, bu sebeple her ne kadar sözleşmede yetki şartı mevcut ise de yetki şartı şahıs içeren sözleşmelerde usul hükümleri gereği geçersiz olduğunu, bu sebeple öncelikle yetki açısından takibin yetkisiz yerde açıldığından yetkiye itirazlarını tekrar ettiklerini, muaccel olmayan alacakta  davacı tarafın sadece gecikmiş taksitleri talep etmesinin mümkün olduğunu, ancak tüm alacak bakiyesinin üzerinden takibe geçildiğini, temerrüt şartları gerçekleşmediğinden bu hususun da usul ve yasaya aykırı olduğunu,  müvekkilere ihtarnamenin tebliğ  edilmediğini, temerrüde düşme şartının  gerçekleşmediğini, davacının haksız ve yolsuz taleplerinin kötüniyetli olduğunu, davanın reddi ile davacı aleyhine %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, yargılama  giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar  verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi  31/05/2022 tarih ve  2021/367 Esas - 2022/324 Karar  sayılı kararında;\"Dava itirazın iptali davasıdır.Davacı banka ile davalı asıl borçlu ...Ltd Şti arasında 30.06.2020 tarihli 200.000,00TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalılar ... ve ...'ın sözleşme limiti kadar kefalet limiti ile sorumlu olmak kaydıyla müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğu dosya kapsamı ile sabittir.Davacı, ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış, anılan takibe davalılar itiraz ettiğinden takip durmuş, davacı da itirazın iptalini, takibin devamını talep etmiştir.Dava konusu genel kredi sözleşmesi ve kefalet hukuken geçerli olup, TBK'nun 581 ve devamı maddelerine uygundur. Davalıların borcu ödemedikleri açıktır.Davacı bankanın alacak miktarının tespiti için dosyadaki belgeler ve banka kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bankacı bilirkişinin 30.03.2022 tarihli raporu, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan Mahkememizce hükme esas alınmıştır. ... sayılı takibe konu borcun incelenmesinde;Davacı banka, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç ödenmediğinden davalılara Beşiktaş ... Noterliği'nin  28.01.2021 tarih... yevmiye nolu kat ihtarı göndermiştir. Kat ihtarı davalı asıl borçlunun sözleşmede belirtilen adresinden farklı bir adrese gönderilmiş ve tebliğ edilememiştir. Diğer davalılara gönderilen ihtarname ise iade edilmiştir. Davalılara ihtarname tebellüğ edilememesi karşısında yasa ve emsal yargıtay  kararları gereği temerrüdün 19.03.2021 takip tarihi itibari ile gerçekleşmiş sayılacağı kabul edilmiştir. Davacı bankanın takibe konu TTK ye uyguladığı aylık %1.29, yıllık % 15.48 akdi faizin sözleşme şartlarına göre 2 katı %30.96 oranında temerrüt faizi talebinde bulunduğundan talebin yerinde olduğu görülmüştür.Kredili Mevduat Hesabından kaynaklanan borçlar için 25.07.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Mevduat ve Kredi Faiz Oranlan ve Katılma Hesaplan Kar ve Zarar Katılma Oranlan İle Kredi İşlemlerinde faiz Dışında Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Tebliğinin Kredi faiz oranları ve sağlanacak diğer menfaatler başlıklı 4. Maddesinin Bankalarca, reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırları serbestçe belirlenir. Ancak, kredili mevduat hesaplarında uygulanacak azami akdi ve gecikme faiz oranları, 2.4.2006 tarihli ve 26127 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kredi Kartı işlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ (Sayı: 2006/1) 'in 3 üncü maddesinde belirlenen akdi ve gecikme faiz oranlarını geçemez denildiği, söz konusu azami faiz oranı sınırlamaları hem kurumsal (ticari) hem bireysel kredi kartları için hem de ticari ve bireysel kredili mevduat hesabı (KMH) faiz oranları için geçerli olduğu, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.03.2006 tarihinden sonra temerrüdün oluşması ve işbu takibin açılmış olması nedeniyle, anılan yasa kapsamında 5464 sayılı Yasanın 26.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, Merkez Bankası azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkilidir ve belirlediği bu oranları 3 ayda bir açıklamaktadır. Dolayısıyla bu yasanın yürürlüğe girdiği 01.03.2006 tarihinden itibaren kredi kartı akdi ve temerrüt faiz oranları TCMB belirlenmektedir. T.C.Merkez Bankası'nın üçer aylık dönemlerdeki, basın duyurularına göre; 01.01.2021 tarihinden geçerli olmak üzere akdi faizin senelik %21.72,  gecikme faizinin senelik %22.68 olarak belirlendiği görülmüştür.Davacı banka tarafından davalı asıl borçluya 30.06.2020 tarihinde 36 ay vadeli 24.483,75TL lık taksitli kredi kullandırıldığı ve kredinin hiç bir taksidinin ödenmediği, bu sebeple 28.01.2021 hesap kat tarihi itibari ile davacı bankanın davalılardan işlemiş faizler de dahil olmak üzere toplamda 21.100,28TL  asıl alacak olmak üzere toplam 23.944,94TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir.Yine davacı banka tarafından kullandırılan kredi kartının davacı banka tarafından 28.01.2021  tarihinde kat edildiği ve hesap kat tarihi itibarı ile davbacı bankanıon işlemiş faizler de dahil olmak üzere 48.940.91 TL anapara olmak üzere 58.525.47 TL alacaklı olduğu tespit edilmektedir. Netice itibarı ile davacı banka alacağı hesap kat tarihi itibarı ile (58.525.47+23.944.94 =) 82.470.41 TL olarak tespit edilmektedir.Taksitli kredi yönünden; davacı banka faize faiz işletilmemesi adına  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2008/ 19-373 K.2008/374 T, 14.5,2008  tarihli içtihatinda vurgulandiği üzere  kat tarihi itibarı ile belirlemiş olduğu alacak tutarininiçindeki  anapara tutarını takip talebinde asıl alacak olarak kabul ettiği,davalının da  yararına olan bu talep doğrultusunda, yukarıda tespiti yapilan  23.944.94 TL alacak tutarı içindeki 21.100.28 TL anaparaya hesapkat tarihinden temerrüt/takip   tarihine kadar  konu krediye uygulanan % 15.48 akdi faiz oranından yapılan hesaplamaya göre davacı bankanın davalı   borçlulardan takip tarihi itibarı ile 25.145,12 TL alacaklıdır.Kredi kartı borcu yönünden; Yargıtay içtihatları da nazara alınarak, hesabın kat edildiği tarih itibariyle alacağın ulaştığı miktar belirlenerek temerrüt tarihine kadar akdi faiz hesaplanıp bulunan akdi faizin  kapitalize edilerek temerrüt tarihi itibariyle asıl alacağı oluşturduğundan 28.01.2021 kat tarihi itibarı ile yukarıda tespiti yapılan 58.525.47TL anapara tutarına hesap kat tarihinden 19.03.2021 temerrüt/takip tarihine kadar TCMB tarafından konu krediye  uygulanan akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapilmasi gerekmekte ise de; davacı banka faize faiz işletilmemesi adına  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2008/19-373 K.2008/374, 14.5.2008 tarihli içtihatında vurgulandiği üzere  kat tarihi itibarı ile belirlemiş olduğu alacak tutarının içindeki  anapara tutarını takip talebinde asıl alacak olarak kabul ettiği,davalının da  yararına olan bu talep doğrultusunda, yukarıda tespiti yapilan  58.525.47 TL alacak tutari içindeki 48.940.81TL anaparaya hesap kat tarihinden temerrüt/takip tarihine kadar  konu krediye TCMB tarafından deklere edilen akdi faiz, oranından yapılan hesaplamaya göre davacı bankanın davalı   borçlulardan dan  takip tarihi itibarı ile 60.554,90TL alacaklıdır.Sonuç itibari ile; davanın  kabulüne karar verilerek ... sayılı takip dosyasına davalıların yaptığı itirazın iptali ile; takibin 70.041,17 TL asıl alacak, 13.902,00 TL işlemiş faiz, 695,10 TL %5 BSMV, 910,00 TL ihtiyati Haciz vekalet ücreti, 157,00 TL ihtiyati Haciz masrafı, 581,82 TL  masraf olmak üzere toplam 86.287,09 TL üzerinden devamına, 21.100,28 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %30,96 oranında temerrüt faizi 48.940,81 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %22,68 ve TCMB tarafından her ay deklare edilen değişim oranlarında temerrüt faizi işletilmesine, likit olan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile, '' Davanın KABÜLÜNE;1-Davalıların ... sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin 70.041,17 TL asıl alacak, 13.902,00 TL işlemiş faiz, 695,10 TL %5 BSMV, 910,00 TL ihtiyati Haciz vekalet ücreti, 157,00 TL ihtiyati Haciz masrafı, 581,82 TL  masraf olmak üzere toplam 86.287,09 TL üzerinden devamına, 21.100,28 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %30,96 oranında temerrüt faizi 48.940,81 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren %22,68 ve TCMB tarafından her ay deklare edilen değişim oranlarında temerrüt faizi işletilmesine,Asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 1- Davacı tarafından ... sayılı dosyası üzerinden;  takibe geçildiğini,Davacı tarafından, müvekkillere gönderilen ödeme emrine karşı yapmış oldukları itirazda da belirttiklerini, müvekkillerin davacıya, belirtilen miktarda bir borcu bulunmadığını; işbu davaya konu icra takibinde, davacı banka tarafından usulüne uygun temerrüt şartlarının gerçekleşmediğini,Müvekkili, davacı tarafından usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğini,Müvekkile gönderilen Beşiktaş ... Noterliğinin 28/01/2021 tarih ve ...-... yevmiye numaralı ihtarnamesinde hesabın 25/01/2021 tarihinde muaccel edildiği bildirilmiş ve takipte buna dayanıldığını ancak BDDK düzenlemesi açık olmakla 180 gün dolmadan yasal takibe dosya ataması yapılamadığını,Bir an için BDDK düzenlemesi karşısında ihtarın geçerli olduğu düşünülecek olsa bile yine de mevcut ihtarnameye dayanarak tüm taksitlerin talep edilmesinin mümkün olmadığını; gönderilen ihtarda hangi taksitlerin ödenmediği açıkça belirtilmediğinden muacceliyet şartlarının da gerçekleşmediğini,Gönderilen hesap kat ihtarnamesinin ekinde hesap özetinin bulunmadığı bu durumda İİK'nun 68/b maddesinde belirtilen belgelerden biri haline gelmeyen hesap özetine dayalı alacağın muaccel olmadığını,Muaccel olmayan bir alacakta ise davacı yanın sadece gecikmiş taksitleri talep etmesi mümkün olabilcektir. Ancak tüm alacak bakiyesi üzerinden takibe geçilmiştir. Temerrüt şartları gerçekleşmediğinden bu husus da usul ve yasaya aykırı olduğunu, Şahıs olan müvekkilere ihtarname tebliğ dahi edilmemiş olup, temerrüde düşme şartı gerçekleşmediğini,Muaccel olmayan bir alacakta ise davacı yanın sadece gecikmiş taksitleri talep etmesi mümkün olabilceğini ancak tüm alacak bakiyesi üzerinden takibe geçildiğini; temerrüt şartları gerçekleşmediğinden bu hususun da usul ve yasaya aykırı olduğunu,Bunun yanı sıra, İlk Derece Mahkemesi tarafından yaptırılan bilirkişi incelemesinde sadece davacı banka kayıtları üzerinden inceleme yapıldığını; taraflarınca, rapora karşı sunulan itiraz dilekçelerinde ise bu hususa itiraz edildiğini; bilirkişi raporunda hesaplamalar yapıldığını ancak sanki temerrüt şartları oluşmuş gibi hesaplama yapıldığını,Oysa cevap dilekçelerinde belirtiklerini, müvekkilinin usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğini; dolayısıyla temerrüt şartları oluşmadan takip öncesi faiz talep edilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Bilirkişi raporuna bu yönüyle itirazlarını tekrarladıklarını, Muaccel olmayan bir alacakta ise davacı tarafın sadece gecikmiş taksitleri talep etmesinin mümkün olabileceğini ancak tüm alacak bakiyesi üzerinden takibe geçildiğini; temerrüt şartları gerçekleşmediğinden bu hususun da usul ve yasaya aykırı olduğunu,Ancak tüm bu itirazlarına rağmen dosya kapsamında ek bilirkişi raporu alınmamış ve kök bilirkişi raporu ile karar tesis edildiğini,Bunun yanı sıra kök bilirkişi raporunda tespit edilen faiz oranına ilişkin yapmış oldukları itirazlarının da göz önüne alınmaksızın, eksik ve hatalı inceleme neticesinde tanzim edilen rapor doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi tarafından karar verildiğini, Genel Kredi Sözleşmesine atıf yaparak temerrüt faiz oranının tespiti için Genel Kredi Sözleşmesinin ilgili maddesinde davacı tarafa temerrüt faizini belirlemede serbestlik tanındığını; Bilirkişilerce de salt bu madde üzerinden faiz değerlendirmesi yapıldığını ancak,sözleşmenin bu hükmüne göre faiz oranları rakamsal olarak tespit edilmediğini; bilirkişi tarafından bu noktada, kredinin faiz oranının ve kapanma tarihinin göz önünde bulundurularak inceleme yapılması gerektiği kanaatinde olduklarını; bilirkişi raporunda ise bunun yerine, yalnızca sözleşme maddelerine dayanılarak görüş bildirildiğini ancak bu noktada belirlenmiş olan faiz oranlarının fahiş olduğunu;söz konusu madde hükmünün açıkça MK madde 2 hükümlerine aykırılık teşkil etmekte olduğunu; taraflar arasındaki sözleşme gereği kredi kullandıran tarafa işbu şekilde bir serbestlik tanınmış olsa da davacı sözleşmenin kendisine tanıdığı bu yetkiyi kötü niyetli olarak kullandığını ve MK madde 2’de belirtilen dürüstlük kuralı ve hakkaniyet hükümlerini bir kenara bırakmış olup müvekkilleri zor durumlara düşürecek şekilde faiz oranı belirlediğini; bilirkişinin de taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşme hükümlerini sabit aldığını ve MK madde 2 hükümleri gereğince bir değerlendirmede bulunmadığını,Tüm bu sebeplerden ötürü de; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/367 E., 2022/324 K. sayılı dosyasından verilen 31/05/2022 tarihli karar ile ilgili olarak istinaf yoluna başvuruyor olup, istinaf başvurumuzun kabulü ile, ilk derece mahkemesi'nin  usule, esasa, kanuna ve hukuka aykırı olarak tesis edilen ''davanın kabulüne'' kararının kaldırılarak, ''davanın reddine ve kötü niyetli olarak takibe geçen davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine'' karar verilmesini talep ettiklerini,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilmeye çalışılan nedenlerden ötürü, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/367 E., 2022/324 K. sayılı dosyasından verilen 31/05/2022 tarihli karar ile ilgili olarak istinaf yoluna başvuruyor olup; İstinaf başvurularının KABULÜ ile, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/367 E., 2022/324 K. sayılı dosyasından verilen 31/05/2022 tarihinde usule, esasa, kanuna ve hukuka aykırı olarak tesis edilen''Davanın kabulüne'' kararının kaldırılarak, ''davanın reddine ve kötü niyetli olarak takibe geçen davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine'', yargılama giderleri ile ücreti vekaletin de karşı tarafa  tahmiline,  karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı banka ile davalı asıl borçlu şirket arasında akdedilen ve diğer davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesinden kaynaklanana alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalılar vekili tarafından davalıların usulüne uygun temerrüte düşürülmediği ve alacağın muaccel olmadığı ve faiz oranının fahiş olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Taraflar arasında akdedilen 30/06/2020 tarihli genel kredi sözleşmesinin \"Temerrüt Halleri\" başlıklı 7. maddesinde müşterinin bankaya ödenmesi gereken ana para, faiz, fon, ve gider vergisinden oluşan kredi taksitleri de dahil olmak üzere herhangi bir meblağı sözleşme şartlarına uygun olan şekilde ve tarihte ödememesi halinde herhangi bir ihtar veya ihbara gerek olmaksızın kredi borcunun tamamının muaccel olacağını, yasal hükümler çerçevesinde temerrüte düşmüş sayılacağını ve bu nedenle bakiye borcunun tamamını, yükümlülüklerinin yerine getirildiği güne kadar geçecek her takvim günü için iş bu sözleşmede belirlenen oran üzerinden işleyecek temerrüt faizi ve her türlü yasal gider ve bankanın bu nedenle maruz kalacağı zararlara ilişkin tutarlar ile birlikte, derhal ve nakden ödemekle yükümlü olduğunun hüküm altına alındığı, somut uyuşmazlıkta davalılar tarafından kredi taksitlerinin hiç birinin ödenmediği ve söz konusu bu hüküm uyarınca kredi borcunun tamamının muaccel olduğu, yine sözleşmenin 12. maddesine göre davacının akdi faiz oranını belirleme yetkisinin davalı tarafından kabul edildiği, davacı tarafından Merkez Bankasının açıkladığı faiz oranından daha düşük akdi faiz oranı ve aynı maddeye göre belirlenen akdi faiz oranın iki katı oranında temerrüt faizi uyguladığı ve uygulanan faiz oranlarının taraflar arasındaki sözleşme, yasal mevzuat ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı anlaşılmakla davalılar vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 5.894,27-TL istinaf karar harcından istinaf edenler tarafından peşin olarak yatırılan 1.473,57‬-TL harcın mahsubu ile bakiye 4.420,7‬0‬‬-TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/03/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55ac536ac01128b0","SID":"06f053aa199b0d40"}}