{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/954 <br>KARAR NO: 2025/590<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/03/2022<br>NUMARASI: 2020/190 Esas 2022/135 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkili ...'ın 31/01/2007 tarihinde davalının Hasanpaşa acentesinde müşteri hizmetleri sorumlusu olarak işe başladığını, daha sonra Üsküdar Emniyet acente, sonra da Altunizade acentede müşteri hizmetleri görevlisi olarak çalıştığını, 2010 yılına kadar davalı şirketin ismiyle faaliyet gösteren tüm acenteler davalıya aitken davalının 2010 yılında acentelerini o şubelerde anlaşma yaptığı şube çalışanına vergi açılışı yaptırarak bu kişilere devrettiğini, acente devri olarak görünen işlemin aslında muvazaalı işlemler olduğunu, acentelerdeki tüm eşyaların davalıya ait olup davalının acentelerle alt kiracı sözleşmesi düzenlendiğini, yapılan işin niteliği gereği müvekkili ...'nin acente olduğu dönemde davalının davacıdan alacağı bulunmadığını, müvekkili ... ile davalı arasındaki acentelik ilişkisi hizmet sözleşmesi 23/01/2015 tarihinde son bulduğunu, davalının davacılardan hiçbir alacağı bulunmadığını, müvekkili tarafından verilen 50.000-TL bedelli ikinci teminat senedinin davalı tarafından icra takibine konulduğunu ve tahsil edildiğini; davaya konu bononun teminat senedi olduğunu, davalıya işçilik alacakları nedeniyle dava açan ...'ın müvekkili ...'nin eşi olması nedeniyle dava konusu teminat bonosunun davalı tarafından icra takibine konulduğunu; belirtildiği gibi aslında müvekkili ... ile davalı arasında hizmet sözleşmesi bulunduğunu, sonrasında acentenin müvekkilinden geri alındığını ve müvekkilinin de alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek, icra takibinin iptaline ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, müvekkili ile davacı ... arasında imzalanan 01/06/2010 tarihli acentelik sözleşmesi,ek protokol, cari hesap sözleşmesi niteliğindeki ek protokol ve alt kira sözleşmeleriyle müvekkiline ait Altunizade şubesinin acente olarak devredildiğini, davacı ile müvekkili arasındaki acentelik sözleşmesi sona erince davacının icra takibine konu senedi verdiğini, senet ödenmeyince icra takibi başlatıldığını, senedin teminat senedi olmadığını, acentelik sözleşmesinin imza tarihi 01/06/2010 iken senedin düzenleme tarihinin 12/03/2018 olduğunu, senedin düzenleme tarihinin sözleşmenin düzenleme tarihiyle ilgisi bulunmadığını ileri sürerek davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, takip konusu senet üzerinde teminat senedi ibaresi olmadığı, her ne kadar sözleşmede 42.500-TL bedelli senet verileceği belirtilmiş ise de vade tarihinin takvim yılının son günü olacağının kararlaştırıldığı, vade tarihinin boş olarak verileceğinin kararlaştırılmadığı,takip konusu  senedin vade tarihinin 12/03/2018 tarihi olduğu,keşide tarihinin 12/02/2018 tarihi olduğu, davalı şirket defterlerinde senedin kayıtlı olmadığı,sözleşme kapsamında verilen teminat senedi olduğunun ispat edilemediği; davalının işçilik alacaklarından dolayı davacı ... ile imzaladığı acentelik sözleşmesinin 26/b maddesi kapsamında alacaklı olduğu, gerek bilirkişi raporundan gerek İstanbul 28. İş Mahkemesi ilamından gerekse İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasından anlaşıldığı, davalı tarafından da senedin işçilik alacakları için verildiğinin beyan edildiği, bilirkişi tarafından yapılan inceleme davalının işçilik alacaklarından dolayı 72.979,37-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği ve davanın ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, acentenin işçisi ... davalıya ilamlı icra takibi başlattıktan sonra diğer eş davacı ...'nin  ilama dayalı borçtan kaynaklı eşinin alacağı nedeniyle davalıya,bono tanzim etmesi ve diğer davacı ... ise bu bonoyu kefil  sıfatıyla imzalaması hayatın olağan akışına aykırı olduğunu; bononun keşide ve vade tarihi itibariyle işçi ... tarafından davalıdan tahsil edilen bir para bulunmadığını, dava istinaf aşamasında olduğu bir dönemde davacının bono düzenleyerek davalıya vermesinin bir nedeni olmadığını;davalının müvekkili ...'ye rücu hakkı bulunmakta ise bu hakkının da ancak ödeme yapıldıktan sonra muaccel olacağını, sözleşme 2010 yılına ait olmasına rağmen keşide ve vade tarihi boş olan 50.000-TL’lik teminat senedine sonradan  26/01/2015 keşide, 20/02/2015 vade tarihi yazılarak 2.500-TL'lik kısmı için   İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla takibe konulduğu ve tahsil edildiğinin sabit olduğunu, davaya konu 42.500-TL'lik bononun vade tarihi boş olarak davalıya verileceğinin kararlaştırılmadığı gerekçesinin çelişki yarattığını; davacının davalıya teminat senetleri verdiğinin e-posta yazışmalarında da belli olduğunu;  bononun \"davalı tarafından da senedin isçilik alacakları için verildiğinin beyan edildiği\" iddiasının bilirkişilerin iddiası olduğunu; yemin deliline başvurmalarına rağmen davalıya yemin teklif edilmediğini;  acentelik sözleşmesinin 39. maddesinde belirtilen 42.500-TL bedelli bono yerine 72.979,37-TL'lik alacak miktarı olan bono vermiş olması gerektiğini; bononun vade tarihi 12/03/2018 olup bu tarih itibariyle 3. kişi ...'ın işçilik alacaklarının kesinleşmediğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davalının davacılar aleyhine başlattığı icra takibinin dayandığı bonodan dolayı davacıların davalıya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı ...'ın keşideci, diğer davacı ...'un avalist ve davalının lehdar olduğu 12/02/2018 tanzim, 12/03/2018 vade tarihli ve 42.500-TL bedelli bonoda malen kaydı bulunan bono davalı  tarafından, davacılara karşı  İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyada, bonoya dayalı olarak 42.500-TL asıl alacak olmak üzere toplam 56.689,18-TL'nin tahsili istemiyle 23/01/2020 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başlatılmıştır. Somut olayda, davacı bononun teminat senedi olduğunu, davalı ise davacıyla acentelik sözleşmesinin sona ermesinden sonra malen kaydı bulunan bononun alındığını ve teminat senedi olmadığını iddia ettiğine göre, her iki taraf da senet metnini talil etmiş olup, bu durum karşısında ispat yükü yer değiştirmemiş olup halen davacı üzerindedir.Teminat bonosundan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir.  Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna (ifa amacıyla) verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu hâlde, alacaklı, temel ilişkiden doğan alacağının ifası uğruna, kambiyo senedine dayalı alacağın takibi daha kolay olduğu için ya da senedi iskonto ettirerek vadeden önce alacağına kavuşmak olanağını elde etmek için borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlenmiş olduğundan, alacaklı öncelikle bu senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir.  Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir. Yargıtay HGK'nın 2017/12-1140 E., 2018/563 K. sayılı, 28/03/2018 ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. sayılı, 11/02/2020 tarihli ilamlarında da benimsendiği üzere, bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmenin 39. maddesinde verilecek senedin 42.500-TL bedelli ve 2010 yılında akdedilmiş sözleşmenin ilk takvim yılının son günü vadeli bir teminat senedi verileceği belirtilmiş, davaya konu senede açık bir şekilde atıfta bulunulmamıştır.Senet üzerinde  teminat kaydı bulunmadığı gibi davacının dayandığı sözleşmelerde de dava konusu bonoya ilişkin açık bir atıf bulunmamaktadır Davalının ticari defterlerinde de bonoya ilişkin bir kayıt bulunmamıştır.Bu haliyle, dava konusu bononun teminat bonosu olduğu iddiası kanıtlanamamıştır. Bononun keşideci tarafından bazı unsurları eksik olarak düzenlenmesi ve bu eksikliklerin bonoyu elinde bulunduran kişi tarafından doldurulması mümkündür. Davacı keşideci olarak imzalayıp verdiği bononun sonradan anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını kesin delillerle ispatlamak zorundadır. Davacı tarafça, davalının ticari defterlerinde bono ile ilgili kayıt bulunmadığını ileri sürmüş ise de, davalının ticari defterlerinde bono ile ilgili  bir kayıt olmaması, bonodaki açık borç taahhüdünü hükümden düşürecek nitelikte değildir. Zira bonodaki kayıtların aksinin yazılı delille ispatı gerekir. Bu haliyle davacı taraf, dava konusu bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğunu da ispat edememiştir. TTK'nın 778/3. maddesinin atfıyla bonolar hakkında da uygulanan 702/1,2 maddesine göre, aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumludur. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.Aval veren davacı ...'un senedin teminat senedi olduğunu ileri sürme hakkı bulunmamaktadır.Davacı ile davalı arasındaki kargo acentelik sözleşmesi kapsamında acentede işçi olarak çalışan ...'ın, davalı şirkete karşı İstanbul 28. İş Mahkemesi'nin 2017/210 esas ve 2017/351 karar sayılı dosyasında açtığı işçi alacağı davasında, 01/12/2017 tarihli ilam ile davacının ... Kargo tarafından 04/07/2007 tarihinde işe alındığı, 03/06/2010 tarihinde  işten ayrıldığı, davacının 1 gün sonra yani 04/06/2010 tarihinde eldeki davada davacı ... tarafından işe alındığı, bu işverenin 26/01/2015 tarihinde çıkış verdiği bu kez yine aynı gün yani 26/01/2015 tarihinde ... Kargo'nun davacıyı işe aldığı, 29/01/2015 tarihinde davaya konu çıkışının verildiği, 26/01/2015 tarihinde davalı firmanın acente olan ...'ndan acenteliğini kaldırarak iş yerini devraldığı, sonrasında davacı ile çalışmama kararı ile davacının iş akdini feshettiği gerekçesiyle toplam 56.029,64-TL çeşitli kalem işçi alacağına hükmedildiği, kararın davalı şirket tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul BAM 26. HD'nin 2018/1034 esas, 2020/637 karar sayılı ve 18/03/2020 tarihli ilamıyla istinaf başvurusunun kesin olarak esastan reddine karar verilmiştir.  ...'ın davalıya karşı İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında işçilik alacakları için  başlattığı ilamlı icra takibinde davalı tarafından dosyaya 12/02/2018'de 83.700-TL ödeme yapılmıştır. HMK'nın 226/1-c maddesinde, yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturmasıyla ile karşı karşıya bırakacak vakıalar hakkında yemin teklif edilemeyeceği belirtilmiştir. Davacı, davalı tarafça karşılığı bulunmayan ve teminat niteliğinde bononun icra takibine konu edildiğini iddia etmiştir.TCK'nın 156. maddesinde,  bedelsiz  kalmış bir senedi kullanan kimseye, şikayet üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezası verileceği düzenlenmiştir. Bu nedenle davaya konu vakıanın yemine konu olamayacak vakıalar arasında olması nedeniyle,davacının yemin deliline dayanma hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine dair verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7‬0-TL harcın davacılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"42fc49b9537af292","SID":"52f310d4648cdf3d"}}