{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1570 Esas<br>KARAR NO:2025/314 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2020/694 Esas -  2022/433 Karar <br>TARİH:21/04/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:27/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı arasında kumaş satışından kaynaklı cari hesap ilişkisi bulunduğunu, müvekkilinin davalı taraftan alacağını tahsil edemediğini, alacağın tahsili amacıyla ... sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlattıklarını, davalının söz konusu takibe itiraz ettiğini, takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve usule aykırı olduğunu ve iptaline karar verilmesini, % 20 den aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığı, süresinde davaya cevap dilekçesi sunulmadığı anlaşılmıştır.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/04/2022 tarih ve 2020/694 Esas -  2022/433 Karar  sayılı kararında;\"Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali  talebine ilişkindir.Her iki tarafın ticari defterleri sahibi lehine delil niteliği taşımaktadır. Ancak ticari defterlerin karşılıklı olarak birbiri ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır.Mahkememizce yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri, taraf vekillerinin mahkememiz huzurundaki beyanları, dosya arasına alınan... sayılı takip dosyası ve tüm kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;   Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2019/791 esas, 2019/3589 karar sayılı ilamındaki; \" Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır.Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından  ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir.Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur. \" şeklindeki gerekçesinden yola çıkılarak, davacı ticari defter ve kayıtlarına göre 63.916,06 TL davalıdan alacaklı olduğu, davalı ticari defter ve kayıtlarına göre davacı tarafa 34.702,28 TL borcunun olduğu ve 20/01/2020 tarihinde 34.700,00 TL ödeme yapıldığı ve davacıya 2,28 TL davacıya borcunun bulunduğu hususunun, taraf  ticari defter kayıtlarının birbiri ile uyumlu olmadığı kanaatine varılmıştır.Davalı tarafından davacıya ödenen 34.000,00 TL ödemenin davacı kayıtlarında da yer aldığı anlaşılmıştır.Her iki taraf defterleri arasındaki farkın davalı tarafından davacıya gönderilen fiyat farkı ve iade farkı faturalarının  davacı kayıtlarında yer almamasıdır. Dosyada hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre de davalı tarafından iade ve fiyat farkı faturalarının davacıya teslim edildiği anlaşılmıştır. İspat yükü kendisinde olan davacının bu durumu kesin ve yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, yemin deliline de başvurulmadığı anlaşılarak davanın kısmen kabulü ile ... sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 2,28TL üzerinden devamına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Alacağın likit ve hesaplanabilir olması sebebiyle icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.\"gerekçesi ile,''1-Davanın KISMEN KABULÜ ile ... sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 2,28TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine,2- 2,28TL'sına %20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle kararı istinaf ettiklerini, Davalının dosyaya cevap dilekçesi sunmadığını; HMK Mad. 128'e göre \"Süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılır.\" Davalı cevap dilekçesi sunmadığından delil sunma hakkı da bulunmadığını; davalı iş bu davada dosyaya yalnızca 10.02.2021 tarihli beyan dilekçesi ve eklerini sunduğunu ancak yasal cevap süresinden sonra sunulan dilekçe ve delillerin yargılamaya bir etkisi olmadığını, mahkeme tarafından dikkate alınmaması gerektiğini ancak ilk derece mahkemesinin bu durumun farkına dahi varmadığını; dosya ara karar ile bilirkişiye verildiğini ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, bilirkişi davalı tarafından icra dosyasına sunulan borca itiraz dilekçesini sehven cevap dilekçesi olarak nitelendirdiğini ve raporunu buna istinaden düzenlediğini; mahkemece bu durumun fark edilmediğini, davalı tarafından dosyaya cevap dilekçesi ve delil sunulmamasına rağmen kararını iş bu bilirkişi raporunu baz alarak verdiğini,Davalı mahkeme tarafından tayin edilen bilirkişi tarafından yapılacak olan defter inceleme gününde ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sunmadığını, yerinde inceleme talebinde de bulunmadığını; bilirkişi raporunda davalının ticari defter ve kayıtlarının incelendiğini ancak davalının bilirkişiye ticari defterleri ne şekilde ulaştırdığının bilinmemekte olduğunu;Her ne kadar dosya baştan itibaren hukuka aykırı olarak ilerlemiş olsa da, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yer alan hukuka aykırılıkları irdelemek gerektiğini; bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu davalının ticari defterlerinde göründüğü belirtilen 18.12.2019 tarihli 694651 sayılı 22.890,60 TL bedelli iade faturası ve 20.12.2019 tarihli 694652 sayılı 6.323,18 TL bedelli fiyat farkı faturası müvekkil şirkete tebliğ ve teslim edilmediğini; müvekkiline 24.12.2014 tarihinde gönderildiği ve 26.12.2019 tarihinde teslim edildiği belirtilen kargo konusunda müvekkili şirket yetkilisinin hiç bir bilgisi bulunmamakta, kargonun kime ne şekilde teslim edildiği bilinmemekte olduğunu; davalı davaya cevap ve bu hususta delil sunmadığından bu durumun aksini ispat edemediğini; aynı şekilde 23.12.2019 tarihinde \"2019 Aralık İade Ve Fiyat Farkı Faturalarımız\" başlıklı e-mailden de müvekkil şirket yetkilisinin haberi olmadığını;  bu itibarla müvekkili şirkete tebliğ ve teslim edilmeyen faturalara müvekkili şirket yetkilisinin itiraz etme imkan ve ihtimali de bulunmadığını; söz konusu faturaların müvekkiline teslim ve tebliğ edildiği davalı tarafından ispat edilemediğini; ancak ilk derece mahkemesi kararında bu hususta ispatın davacıda olduğunu gerekçe gösterdiğini, davalı tarafça dosyaya delil sunulmamasına rağmen sunulmuş gibi kabul ettiğini; mahkeme kararının tamamen hukuka aykırı olmakla, gerekçesinin kabulü de mümkün olmadığını; ispat yükü iddiayı ileri süren tarafta yani davalıda olduğunu; bu hususta kanun hükümlerinin açık olduğunu; TMK mad. 6 “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”,HMK md. 190 ise “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.\"Yukarıda yapılan açıklamalarda da görüleceği üzere, dosya tamamen hukuka aykırı şekilde ilerlediğini ve karara çıktığını; davalı yasal süresi içinde cevap dilekçesi ve delillerini sunmadığını, ticari defter ve kayıtlarını belirlenen günde mahkeme kalemine ibraz etmediğini, iade faturalarını ne şekilde müvekkile tebliğ ettiğini ispat edemediğini; ilk derece mahkemesinin tüm hukuka aykırılıkları fark etmediğini, kararını da bu şekilde verdiğini; tüm bu nedenlerle kararı istinaf etme zorunluluğunun doğduğunu,İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle; yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne, bir karar verilinceye kadar icranın geri bırakılmasına, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; ticari nitelikte kumaş satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacının davalı aleyhine 07/02/2020 tarihinde bakiye açık hesap açıklaması ile 63.916,06-TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibine giriştiği, davalının yasal sürede vaki itirazı sonucu takibin durduğu ve itirazın iptali davasının hak düşürücü süre işlemeye başlamadan açıldığı anlaşılmıştır.Davalı yanın borca itiraz dilekçesinde; taraflar arasında kumaş satım ilişkisi bulunduğunu, davalıdan alınan kumaş toplarında defo çıktığını, davacı ile yapılan telefon görüşmesinde davacı yetkililerinin defolu kısımların kesilerek kendilerine gönderilmesini istediklerini, bunun üzerine defolu kısımların kesilerek davacıya gönderildiğini, tarafların anlaşması üzerine davacıya 20/12/2019 tarihli 6.323,18-TL tutarlı fiyat farkı faturasının ve 18/12/2019 tarihli 22.890,60-TL tutarlı iade faturasının kesildiğini ve bu iki faturanın ... kargo ile 26/12/2019 tarihinde davacıya tebliğ edildiğini, ayrıca 20/01/2020 tarihinde davacıya çek ile 34.700,00-TL ödeme yapıldığını, fiyat farkı ve iade faturası bedelleri ile yapılan ödeme tutarı toplandığında 63.916,78-TL'yi bulduğunu, böylece davalının takip tarihi itibariyle davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını ileri sürerek borca, faize ve fer'ilerine itiraz ettiği, itiraz dilekçesine iade ve fiyat farkı faturalarını, ... kargo gönderi belgesini, çek tahsilat makbuzunu ve davacı yetkilisine atıldığı belirtilen iade faturasına ilişkin e-mail  görüntüsü eklediği anlaşılmıştır.Davalı yan davaya cevap dilekçesi sunmamış olup,10/01/2021 tarihli delil dilekçesini  ve dilekçe ekinde BS formu, iade ve fiyat farkı faturaları, çek tahsilat makbuzu, davacı ile 2019 yılında yapılan ticari ilişkiyi gösterir açık hesap esktresi sunduğu,kargo belgelerinin icra dosyasına ibraz edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Mahkemece taraf defterleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, raporda yer alan hesap dökümleri karşılaştırıldığında, davacının 34.700,00-TL'lik çek ile yapılan ödemeyi defterlerine kaydettiği ve 07/02/2020 takip tarihi itibariyle davalıdan 29.216,06-TL alacaklı göründüğü, davalının ise kendi defterlerine göre davacıya 2,28-TL borçlu göründüğü, farkın 20/12/2019 tarihli 6.323,18-TL tutarlı fiyat farkı faturasının ve 18/12/2019 tarihli 22.890,60-TL tutarlı iade faturasının davacı defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde;  davacıya 24/12/2019 tarihinde gönderildiği ve 26/12/2019 tarihinde teslim edildiği belirtilen kargo konusunda davacı şirket yetkilisinin hiç bir bilgisi bulunmadığı, yine  23/12/2019 tarihli \"2019 Aralık iade ve fiyat farkı faturalarımız\" başlıklı e-mailden de davacı şirket yetkilisinin haberi  olmadığı, davacıya  tebliğ ve teslim edilmeyen faturalara şirket yetkilisinin itiraz etmesinin mümkün olmadığı,  bu faturaların davacıya tebliğ ve teslim edildiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu belirtilmiştir.Mahkemece davacı yana yemin delili hatırlatılmış ve davalıya yemin teklif edip etmeyeceğini açıklaması için kesin süre verilmiş, davacı vekilinin, bilirkişi raporuna itirazlarını tekrarla bu ara karardan rücu talepli dilekçe sunduğu, yemin deliline dayanılmadığı, mahkemece davalının 20/12/2019 tarihli 6.323,18-TL tutarlı fiyat farkı faturası ve 18/12/2019 tarihli 22.890,60-TL tutarlı iade faturasını davacıya tebliğ ettiğini ispat ettiği, davacının yemin deliline dayanmadığı gerekçesi ile davanın 2,28-TL üzerinden kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalı süresinde cevap dilekçesi sunmadığı için, 10/01/2021 tarihli delil dilekçesi ve eklerinin de dikkate alınamayacağı, bilirkişi raporunda yer alan fiyat farkı ve iade faturalarının davacıya tebliğ edildiğine dair kabulün hukuka aykırı olduğu, zira 26/12/2019 tarihinde davacıya  teslim edildiği belirtilen kargo konusunda davacı yetkilisinin hiç bir bilgisi bulunmadığı, kargonun kime ne şekilde teslim edildiğinin de belli olmadığı, davacı şirket yetkilinin davalı tarafından gönderildiği belirtilen e-mailden de haberinin olmadığı, borcun fiyat farkı ve iade faturaları nedeniyle sona erdiğini iddia eden davalının bu iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu, mahkemece ispat yükünün tespitinde yanılgıya düşülerek davacıya yemin delilinin hatırlatılmasının hukuka aykırı olduğu, davalının inceleme günü defter ibraz etmediği, bilirkişinin davalı defterlerini ne şekilde incelediğinin belli olmadığı yönündedir.Davalı yan süresinde cevap dilekçesi sunmadığından davayı inkar etmiş sayılacaktır.Ne varki inkar kapsamında savunmada bulunması ve delil sunması mümkün olup, esasen borca itiraz dilekçesi ekinde sunulan delillerin 10/01/2021 tarihli dilekçe ile tekrar sunulması karşısında yeni delil sunulduğundan bahsedilemeyeceği, öte yandan davalının savunması esasen ödeme savunması olup, ödeme bir itiraz mahiyetinde bulunduğundan bu iddiayı ispatlar delillerin her zaman sunulabileceği, davacının bu delillerin hükme esas alınamayacağına dair istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Davalı vekili  tarafından dosyaya, 10/01/2021 tarihli delil dilekçesi ekinde, davalınn ticari defterlerinin davacı ile aralarındaki 2019 yılına ilişkin cari hesap dökümünü 320-10-0923 nolu alıcılar hesabının noter onaylı örneğinin sunulduğu, tüm ticari defterlerin sunulmadığı ve defterlerin tasdiklerini süresinde yapılıp yapılmadığının, defterlerin sahibi lehine delil niteliğini taşıyıp taşımadığının değerlendirilmediği, bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilmediği ve bilirkişi incelemesinin de bu hesap dökümü üzerinden yapıldığı, davalı tarafından ticari defter ve kayıtlar sunulmayıp, yalnızca cari hesap dökümü sunulmasına ve bilirkişi raporunda da incelemenin bu döküm üzerinden yapıldığı açıklanmasına rağmen mahkemece her iki taraf defterlerinin ibraz edildiği ve sahipleri lehine delil niteliğini haiz oldukları yönünde gerekçe yazılmasının, davalının defter ibraz etmemesinin sonuçlarının tartışılmamasının isabetsiz olduğu, davacı yanın bu yöndeki istinaf sebebinin de haklı olduğu anlaşılmıştır.Davacı yan açık hesaba konu ettiği faturalardan ötürü alacaklı olduğunu ispat yükü altındadır. Davalının davacıdan ürün teslim aldığını kabul etmesi, ancak satın alınan ürünlerden doğan bakiye açık hesabın bir kısmının çekle ödendiğini, bir kısmı için ise davacı ile yapılan anlaşma sonucu iade ve fiyat farkı faturaları kesilerek davacıya tebliğ edildiğini savunmuş olduğundan artık ispat yükü yer değiştirerek davalıya geçmiştir.Davalının iade ve fiyat farkı faturalarını davalıya tebliğ ettiğine dair borca itiraz dilekçesi ekinde sunduğu kargo makbuzu ve teslim alındı belgesi fotokopilerine dayanmış, ayrıca davacı şirket yetkilisine 2019 yılı Aralık ayına ilişkin iade ve fiyat farkı faturalarını mail attığını belirtmiş olup, e-mailin hangi mail adresine gönderildiği, davacı şirket yetkilisi veya çalışanına gönderilip gönderilmediğinin ekran görüntüsünden anlaşılamadığı, yine davalının borca itiraz dilekçesi ekinde sunduğu ...kargo teslim belgesi fotokopisinde gönderici davalı alıcı davacı olarak görünmekle birlikte, gönderinin kim tarafından teslim alındığının ve içeriğinin belgeden anlaşılamadığı, gönderiye ilişkin ...-... numaralı 24/12/2019 tarihli taşıma irsaliyesi fotokopisinde göndericinin davalı, alıcının davacı şirketin muhasebe bölümü olarak belirtildiği, taşıma irsaliyesinin alt kısmında el yazısı ile \"2 adet fatura\" ibaresinin bulunduğu, davacının bu taşıma irsaliyesine konu kargonun kendisine teslim edilmediğini savunması karşısında, mahkemece bu fotokopi belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının tespiti bakımından ... kargodan ilgili taşıma irsaliyesi ve teslim belgesinin  celbedilmesi ve gönderi içeriğinin iki adet faturadan oluşup oluşmadığının araştırılması gerekirken, bu yönde bir araştırma yapılmadığı, yine davalı tarafından bu iki faturanın taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden düzenlendiği savunulmuş olduğuna ve bu faturaların kendilerince vergi dairesine satış olarak beyan edildiğine ilişkin BS formu sunulmasına rağmen, mahkemece davacının 2019 yılı Aralık ayına ilişkin BA formları da celbedilip, davacının defterlerine kaydetmediği bu iki faturanın vergi dairesine alım olarak beyan edilip edilmediğinin araştırılmadığı, borca itiraz dilekçesindeki savunmaya göre davalıya geçen ispat yükünün halen davalıda olduğu gözden kaçırılarak ve ispat yükünde yanılgıya düşülerek, üstelik 24/02/2020 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı ile  hangi hususta ispat yükünün davacıda olduğu da belirtilmeksizin davacıya yemin delili hatırlatılarak, eksik incelemeye dayalı şekilde hüküm kurulduğu, davacının bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde mahkemece yapılması gereken iş, borca itiraz dilekçesi ekinde sureti sunulan ...-... numaralı 24/12/2019 tarihli taşıma irsaliyesi ve bağlı olduğu teslim belgesi fotokopileri eklenmek suretiyle ... kargo firmasına müzekkere yazılarak, bu belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadıklarının, gönderi içeriğinin iki adet faturadan oluşup oluşmadığının ve gönderinin kime teslim edildiğinin sorulması, davacının 2019 yılı Aralık ayına ilişkin BA formlarının celbedilmesi, davalının takip tarihinden önce çek ile yaptığı ödemenin davacı defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle, yalnızca  20/12/2019 tarihli 6.323,18-TL tutarlı fiyat farkı faturası ile18/12/2019 tarihli 22.890,60-TL tutarlı iade faturası bakımından davalının savunmasını ispat edip edemediği hususunda bir değerlendirme  yapılması, bu tahkikat işlemlerinden sonra savunmanın ispat edildiği sonucuna ulaşılır ise, son olarak davacının taraflar arasında iade ve fiyat farkı faturası kesilmesine ilişkin bir anlaşma olmadığına ve bu iki faturanın davacıya tebliğ edilmediğine dair karşı savunması bakımından yemin delilinin hatırlatılması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi karararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/04/2022 tarih ve  2020/694 Esas - 2022/433 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/02/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b64f1b3fe8615a9","SID":"8f225bb41e22b338"}}