{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1565 Esas<br>KARAR NO:2025/313 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2021/548 Esas -  2022/253 Karar <br>TARİH:24/03/2022<br>DAVA:Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>KARAR TARİHİ:27/02/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı şirketin uzun yıllardır sistematik olarak dürüstlük kuralına aykırı biçimde sermaye artırımları yaptığını, peş peşe kötü niyetle yapılan artırımların müvekkilinin mal sahipliği haklarını sulandırarak etkisiz hale getirdiğini, ilgili Genel Kurul kapsamında haklı herhangi bir neden bulunmamasına karşın davalı şirketin sermayesinin artırılmasına oy çokluğuyla karar verilmiş olduğunu, müvekkilinin sermaye arttırılması yönünde bir iradesi olmadığını, müvekkili tarafından iştirak taahhütnamesi imzalanmayacak olsa dahi sonucun değişmeyeceğini ve şirketin sermayesinin müvekkili aleyhine ve kötü niyetli olarak artırılmış olacağını, dolayısıyla sermaye artırımı ve rüçhan hakkının kullanımına ilişkin raporun onaylanmasına dair kararların müvekkili aleyhine fahiş etki doğuracağını, Genel kurul toplantısında sermaye artırım kararı alınırken bazı pay sahiplerinin olumsuz oy kullanmalarının veya bu kişilere yeni çıkarılacak paylarla ilgili rüçhan hakkı verilmemesinin eşit işlem ilkesine aykırı olduğunu ve bâtıl olduğunu, TTK Md. 447/1(c) kapsamında “Anonim  şirketlerin temel yapısını bozan - veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı genel kurul kararlarının” bâtıl olduğunu, sermaye arttırımına ilişkin Genel Kurul Kararı ile Rüçhan hakkı kullanımının  kısıtlanmasına dair raporun kabulünün butlan ile malul olduğunu, şirketlere sermaye avansı ile kaynak yaratılmasının transfer fiyatlandırması ve örtülü kazanç dağıtımı kapsamına girmesi riski bulunduğunu, somut olayda davacının, şirketin bu yükümlülüklere uyup uymadığı konusunda bilgi sahibi olamadığını, başta KDV ve transfer fiyatlandırması olmak üzere, şirketi vergi incelemesine sevk edebilecek nitelikte bir sermaye artırımı yapılmış olmasının, Genel Kurul kararlarının sermayenin korunması ilkesini ihlal ettiğini, Genel kurul toplantısında, müvekkilinin temsilcisi ...'in muhalefetine rağmen, şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma yasağının kaldırıldığını, bu kararın hangi gerekçe ile alındığını, hangi işlemleri ve hangi yönetim kurulu üyelerini kapsadığının belirsiz olduğunu, hem bilançoları mali açıdan kötü etkileyeceğini, hem de vergisel açıdan sorun doğurabilecek bu işlemlere izin verilmesinin hukuki gerekçesinin anlaşılamadığını, şirketin, davacıyı vergi mevzuatı kapsamında yapmak zorunda olduğu işlemler nedeniyle haksız, hukuka aykırı olarak kötü niyetle ibra etmediğini, 08.07.2021 tarihli yönetim kurulu kararıyla şirketin, davacının rüçhan haklarını kısıtlamak amacıyla, rüçhan haklarının kullanılması esaslarını karara bağladığını, davacı tarafından bu yönetim kurulu kararına karşı başlatılan davaya rağmen şirketin, 02.08.2021 tarihinde yeni bir yönetim kurulu kararı alarak, ihraç edilen B Grubu paylara ilişkin rüçhan haklarını, ... Lojistik A.Ş.'ye kullandırmaya karar verdiğini; bu nedenlerle, davanın kabulüne, davalı şirketin 24.06.2021 tarihli Genel Kurulunun ve burada alınan kararların butlan ile malul olduğunun tespitine, aksi takdirde davalı şirketin 24.06.2021 tarihli Genel Kurulu'nun ve burada alınan kararların geçersizliğin tespitine ve iptaline, davalı şirketin 24.06.2021 tarihli Genel Kurulun ve burada alınan kararların icrasının geri bırakılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacının Dilovası Belediyesi'nin 1991 yılında kurulmuş olan ... İşletmeleri A.Ş.'nin (“... A.Ş.”) kurucu ortağı olduğunu, şirketin Ana Sözleşmesinde amacının; “liman - yatırımı ve - işletmeciliği olarak” belirtildiğini, liman inşaatının bitirilip işletmeye alınmasının, tamamen pay sahiplerinin katkıları ve alınan borçlarla sağlandığını, zira ... A.Ş.'nin, limanın işletmeye alındığı 2018 yılına kadar gelir getiren hiçbir faaliyeti ve kaynağı bulunmadığını, buna rağmen büyük bir altyapı yatırımı olan liman tesislerini, ortakların fedakarlıkları sonucunda hizmete almayı başardığını, davacı Belediyenin, dava konusu genel kurul toplantısında alınan kararların aleyhine TTK'nun 447. Maddesi uyarınca “butlan” ve/veya “iptal” talebinde bulunmasında hukuki yararı bulunmadığını, zira ilgili genel kurul toplantısında Belediye'nin (B) grubu paylarına  ilişkin rüçhan hakkının kullanmasının kısıtlanması yönünde bir karar alınmadığını, ... A.Ş. Yönetim Kurulunun, yasa maddesinde sözü edildiği gibi bir rapor hazırlamış olduğunu ve 20.05.2021 tarih ve 2021/12 sayılı kararında (A) grubu hissedarların rüçhan hakkının kısıtlanmasına dair bu raporun, genel kurulun onayına sunulmasına karar verdiğini, genel kurul toplantısında, söz konusu raporun müzakere edilerek sadece (A) grubu hisse sahiplerinin rüçhan haklarını kullanmalarının kısıtlanması yönündeki Yönetim Kurulu teklifinin, yasanın aradığı asgari %60 oyun çok üstünde, sermayenin %96.4'ünü temsil eden pay sahiplerinin oyları ile ve oy çokluğu ile kabul edildiğini, Belediye'nin sahip olduğu (B) grubu payların rüçhan hakkının kullanılmasının kısıtlanması yönünde bir karar alınmadığını, ... A.Ş. Yönetim Kurulunun, genel kurul toplantısından sonra; TTK m. 461/3 uyarınca yeni pay alma hakkının kullanılabilmesinin esaslarını 08.07.2021 tarih ve 2021/17 sayılı kararında belirlediğini, bu kararın, şirket merkezinde 08.07.2021 tarihinde fiziki olarak yapılan yönetim kurulu toplantısında davacı Belediye'nin Başkanı ve aynı zamanda müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi olan ...'in olumsuz oyuna karşı diğer yönetim kurulu üyelerinin olumlu oyu ile alındığını, 12.07.2021 tarihinde tescil edilerek 13.07.2021 tarih ve 10369 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlandığını,  ... A.Ş'nin 24.07.1998 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında sermaye artışında sadece Belediye'nin değil tüm ortakların hissesinin düştüğünü, bunun sebebinin şirkete yeni ortak alınması olduğunu, sermaye artırımı sonrası oluşan yeni paylardan bir kısmı için ortakların rüçhan haklarını kullanmadığını ve yeni ortağın, artırılan sermaye tutarını ödeyip aldığı hisselerle şirkete ortak olduğunu, bu genel kurul kararlarının davacı Dilovası Belediyesi'nin de kabul oyu ile oybirliği ile alındığını, davanın ve sermaye artışının vergi ile bir ilgisi bulunmadığını, ancak şirketin Vergi Usul Kanunu da dahil olmak üzere her türlü mevzuata uygun olarak iş ve işlem yaptığını, dava konusu genel kurul kararlarının icrasının ertelenmesinin, ... A.Ş'nin \"iflasına\" ve ülkemize maddi manevi katkısı olan limanın faaliyetinin durmasına ve yüzlerce kişinin işten çıkartılmasına neden olacağını, söz konusu limanın, Dilovası halkı için ve Dilovası Belediyesi için istihdam ve gelir imkanı yarattığını, davacı Belediye'nin hasmane bir tutum ile haksız hukuka aykırı pek çok işlemler yaptığını ve yapmakta olduğunu, olası bir tedbir kararının müvekkili şirkete telafi edilemez zararlar vereceğini, Dilovası Belediye Başkanı ve aynı zamanda davalı ... A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ...'in şirket aleyhine kamu gücünü de kötüye kullanarak yaptığı haksız ve hukuksuz birçok işlem olduğunu, şirketin bunlara karşı dava açmak zorunda kaldığını, tüm bu hasmane davranışlar ve hukuk mücadeleleri nedeniyle davacının, Medeni Kanun'un 2.maddesinde belirtilen dürüstlük kuralına aykırı davranışlar sergilediğini ve şirket'e zarar vermekte olduğunu,  Belde Limanı'nda, ticari işlemleri ve operasyonu sekteye uğrattığını, tüm bu  nedenlerle, davanın reddine, kararların icrasının ertelenmesi talebinin reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/03/2022 tarih ve 2021/548 Esas -  2022/253 Karar sayılı kararında; \"Dava, davalı şirketin 24.06.2021 tarihli genel kurulunda alınan kararların butlan ile batıl olduğunun tespiti ile genel kurulda alınan kararların iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı şirketin 24.06.2021 tarihli Genel Kurulunun ve burada alınan kararların butlan ile malul olduğunun tespitine, bu talebin yerinde görülmemesi halinde davalı şirketin 24.06.2021 tarihli Genel Kurulu'nun ve burada alınan kararların geçersizliğin tespitine ve iptaline, 24.06.2021 tarihli Genel Kurulun ve burada alınan kararların icrasının geri bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.Butlan yönünden; TTK mad. 447 de, genel kurulun, özellikle; a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan, kararları batıldır. Düzenlemesine yer verilmiştir. Alınan kararların bir kısmının TTK md. 447 de sayılan butlanı gerektirir genel kurul kararlarından olmamaları, yapılan bilirkişi incelemesi ile sermayenin korunması, eşit işlem, dürüstlük kuralına aykırılık ilkelerinin ihlal edildiğine dair bir tespit yapılamaması, davacının bu ilkenin ihlal edildiğini somut deliller ile ispatlayamaması, genel kurul toplantısında (B) Grubu hisselere yönelik rüçhan hakkının kısıtlanmasına ilişkin her hangi bir karar alınmamış nedenleri ile  24.06.2021 tarihli genel kurulda alınan kararların butlan ile batıl olduğu tespiti talebi reddedilmiştir. Davalı vekili bilirkişi raporunda davalı şirket bakımından son derece avantajlı olabilecek yeniden değerleme yönteminin gözetilmediği itirazında bulunmuştur. Bilirkişi raporunda \"Sermaye artırımı yapılabilmesi için farklı yöntemler vardır. Genellikle uygulanan yöntemler: (i) geçmiş dönem karlarının ortaklara dağıtılmadan sermayeye eklenmesi (ii)yedek akçelerin sermayeye ilave edilmesi (iii)yeniden değerleme yapılarak sermayenin artırılması (iv)şirkete yeni ortak ya da ortaklar alınması ve sermaye artırımının emisyon primi ile yapılması (v)sermaye artırımının ortaklar tarafından karşılanması Yukarıda (i) ve (ii) maddelerindeki sermaye artışları kaydi sermaye artışları olup, şirkete herhangi bir nakit girişi söz konusu olmadığından şirketin borçlarını ödemesi ve mali yapısının güçlendirilmesi mümkün değildir.Yukarıda (iii) maddede belirtilen yeniden değerleme yöntemi de kaydi bir sermaye artışı olup herhangi bir nakit girişi söz konusu olmadığı gibi yeniden değerleme yöntemi %2 oranında vergiye tabi olduğundan, şirketten nakit çıkışına neden olacaktır.Yukarıda (iv) maddede belirtilen şirkete yeni ortak ya da ortaklar alınması ve sermaye artırımının emisyon primli (yani hissenin nominal değeri üzerinde 3. şahıslara satışı) ile yapılması yöntemine gelince; Özel Tespit Raporunda, davalı şirketin işletme sermayesi açığının 533.806.732 TL olduğu, borçlarının tamamının kısa vadeli ve bir kısmının vadesinin geçmiş olduğu, şirketin yıllık faaliyet gelirlerinin borç faizlerini bile ödemeye yetersiz kaldığı nedenlerle şirket ortakları tarafından yapılacak sermaye artırımı ile finansal yapının güçlendirilmesinin en uygun çözüm olduğu tespitleri yapılmıştır. Nitekim, bizim yaptığımız tespit ve değerlendirme de bu yöndedir. Bu nedenle, emisyon primli sermaye artışı da şirketin finansalları değerlendirildiğinde kullanılabilecek bir yöntem olmadığı kanaatindeyiz.Şirket, yukarıda (v) maddede belirtilen yöntemle sermaye artırımını bedelli olarak (nakdi) yapmıştır. Şöyle ki, sermaye artırımı ile ilgili olarak şirket, SPK tarafından yetkilendirilmiş Bağımsız Bir Denetim firmasından Özel Tespit Raporu almış, Yönetim Kurulu kararı ile şirketin sermayesinin artırım önerisi genel kurula sunulmuş ve genel kurulda esas sermayenin %96,3'üne sahip ortakların iradesi ile sermaye avansı olarak ortak tarafından şirkete gönderilen miktarın sermayeye ilavesi yoluyla sermaye artırımına karar verilmiştir.\" tespitlerine yer verilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespitlerden sermaye artırımının şirketin nakit gereksiniminden dolayı yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi incelemesi ve dosya içeriğinde bulunan bağımsız denetim raporunda da borçların mevcut hali ile ödenemeyeceği, şirketin nakde ihtiyacı olduğu tespiti, şirketin nakit girişine ihtiyacı varken yeniden değerleme yönteminin %2 oranında vergiye tabi olması ve şirkete nakit girişi sağlayamayacak olması, şirketin yıllık faaliyet gelirlerinin borç faizlerini bile ödemeye yetersiz kalması nedenleri ile şirket ortakları tarafından yapılacak sermaye artırımı ile finansal yapının güçlendirilmesinin en uygun çözüm olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.Bilirkişi raporunda yeniden değerleme yöntemi hakkında değerlendirmelerde bulunulmuş olması ve yukarıda yer verilen açıklamalar uyarınca davacı vekilinin rapora itirazları kabul edilmemiştir. İbra edilmeme kararı yönünden; Dava konusu genel kurul toplantısının 5. maddesinde yönetim kurulu üyelerinin 2020 yılına ilişkin faaliyetlerinden dolayı ibra edilme konusu görüşülmüş, davacı Belediye temsilcisi Belediye Başkanı aynı zamanda Yönetim Kurulu üyesi ... dışındaki tüm üyeler, yasanın aradığı nisaba uygun şekilde 240.949.998 olumlu oyla ibra edilmiştir. ... ise, 240.949.997 olumsuz oyla ibra edilmemiştir.  Davalı ... A.Ş. ortağı olan davacı Dilovası Belediyesi tüzel kişiliğinin ...’in, ibra edilmemesi ile ilgili genel kurul kararının iptali için dava açmasında aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Bu talep hakkında ibra edilmeme kararı verilen Yönetim Kurulu Üyesi ... tarafından dava açılması gerekmektedir. TTK md. 395 uyarınca YK üyelerine verilen izin yönünden; Davalı şirket genel kurulunda 8 numaralı gündem maddesinde TTK 395. madde kapsamında Yönetim Kurulu üyelerinin şirketle işlem yapmaya imkan veren ve şirkete borçlanmayı mümkün kılmak üzere Yönetim Kurulu üyelerine ilgili izinlerin verilmesine 240.949.998 olumlu oyla karar verilmiştir. Davalı şirketin geçmiş genel kurul toplantılarında da bu izinlerin verildiği tespit edilmiştir. Bilirkişi heyetinin ticari defterleri incelemesi neticesinde davalı şirket ile Yönetim Kurulu üyeleri arasında herhangi bir işleme veya borçlanmaya rastlanılmamıştır. Bu karar ile sermayenin korunması ilkesinin ihlal edildiğinin, yetkinin kötüye kullanıldığının somut deliller ile ispatlanamaması ve genel kurulun yasa ile verilen böyle bir yetkisi olması karşısında davalı şirketin genel kurulunun TTK 395 izinlerini vermesinde yasaya herhangi bir aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir. Davanın usulden reddine ilişkin diğer kararlar yönünden; Davacı Genel Kurulda sadece 8 numaralı TTK 395. madde kapsamında Yönetim Kurulu üyelerinin şirketle işlem yapmaya imkan veren ve şirkete borçlanmayı mümkün kılmak üzere Yönetim Kurulu üyelerine ilgili izinlerin verilmesi ve 9 numaralı rüçhan haklara ilişkin gündem maddesinin oylanmasından sonra alınan karar muhalefet şerhi düşmüştür. Bunun dışında alınan kararlara oylamadan sonra her hangi bir muhalefet şerhi düşülmemiştir. Toplantı sonunda 11 numaralı madde ile davacı temsilcisi söz almış ise de burada yapılacak toplantılarla ilgili temennilerini dile getirmiş ve alınan kararlara karşı bir muhalefette bulunmamıştır.Genel kurul toplantı tutanağından görüldüğü üzere davacının 8 ve 9 numaralı gündem maddeleri dışında kalan gündem maddelerinin oylanmasından sonra alınan kararlara her hangi bir muhalefeti bulunmamaktadır. Tutanağın imzalanmasından sonra da alınan kararlara karşı her hangi bir muhalefette bulunulmamıştır. Oylamadan önce ki muhalefet durumu ise öneriye karşı çıkma olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı muhalefet bulunmadığından kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma” koşulunun yerine getirilmediği anlaşılmıştır. (Aynı şekilde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2017/2875 esas, 2019/1904 karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/3433 esas, 2020/468 karar)  İptal talebi yönünden TTK 446/1-a maddesinde belirtilen dava açabilme şartının gerçekleşmediği anlaşılmıştır.Davacı Dilovası Belediyesi (B) Grubu hisse sahibidir. Genel kurul toplantısında (B) Grubu hisselere yönelik rüçhan hakkının kısıtlanmasına ilişkin her hangi bir karar alınmamıştır. Davacı rüçhan hakkını kullanması için TTK m.461 uyarınca yasaya ve usule uygun şekilde davalı şirket tarafından davet edilmiş  ancak davacı Dilovası Belediyesi rüçhan hakkını kullanmamıştır. Dolayısıyla B) Grubu hisselere yönelik rüçhan hakkının kısıtlanmasına ilişkin Genel Kurulda alınmış bir karar bulunmadığından davacının bu gündem maddesi yönünden eldeki davayı açmasında HMK md. 114/1-h de dava şartı olarak düzenlenen hukuki yararı bulunmamaktadır. Bu nedenlerle  24.06.2021 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptaline ilişkin talebin 8 numaralı gündem maddesi yönünden esastan, diğer gündem maddeleri yönünden dava şartı eksikliğinden usulden reddine karar verilmiştir.\"gerekçesi ile, ''1-Davacı tarafça, davalı şirketin 24.06.2021 tarihli genel kurulunda alınan kararların butlan ile batıl olduğu tespiti talebinin reddine, 2-Davalı şirketin 24.06.2021 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptaline ilişkin talebinin; ...'in ibra edilmemesine ilişkin karar yönünden aktif husumet yokluğundan, TTK md. 395, 396 maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin karar yönünden esastan, diğer talepler yönünden usulden reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, davalı ... İşletmeleri A.Ş.’nin 9.050.000 adet payına sahip olup bu payların Davalı Şirket esas sözleşmesi uyarınca B grubu paylardan olduğunu; Belediye Başkanı ..., Davalı Şirket Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, davalı şirketin uzun yıllardır sistematik olarak dürüstlük kuralına aykırı biçimde sermaye artırımları yapmakta olduğunu; peş peşe kötüniyetle yapılan artırımların Müvekkil’in pay sahipliği haklarını sulandırarak etkisiz hale getirmekte olduğunu, Dava konusu edilen 24.06.2021 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda (“Genel Kurul”) alınankarar ile 250.000.000 TL tutarındaki Davalı Şirket sermayesinin 530.000.000 TL’ye artırıldığını, davalı Şirketin 08.07.2021 tarihli ve 17 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile bu sermaye artırımı kapsamında ihraç edilen paylara dair rüçhan hakkının kullanılmasına dair esasları karara bağladığını; anılan Yönetim Kurulu kararı aleyhine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) hükümleri uyarınca yasal yollara başvurulduğunu,  sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararı ile rüçhan hakkı kullanımının kısıtlanmasına dair raporun kabulünün butlan ile malul olduğunu, müvekkili Dilovası Belediye Başkanlığı adına Belediye Başkanı ... Genel Kurul’da kötü niyetli sermaye artırımına ve rüçhan hakkının kullanımının kısıtlanmasına muhalefet ettiklerini açıkça ifade ettiğini; ilgili genel kurul kararı incelendiğinde müvekkili belediye temsilcisinin açık ve anlaşılır şekilde sermaye artışı kararına itiraz ettiğinin görüleceğini; müvekkili temsilcisinin bu açık red oyu ve muhalefet şerhine rağmen ilk derece mahkemesince usulünce bir muhalefet şehri olmadığı yönündeki kanaat ve değerlendirmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu ancak bu muhalefete rağmen Genel Kurul’da; 9 numaralı karar ile TTK m. 461/2 kapsamında hazırlanan rüçhan hakkının kullanımının kısıtlanmasına ilişkin raporun onaylanmasına, 10 numaralı karar ile Davalı Şirket’in 250.000.000  TL tutarındaki sermayesi bedelli olarak 280.000.000 TL tutarında arttırılarak 530.000.000 TL’ye çıkarılmasına; bedelli artırım tutarı olan 280.000.000 TL karşılığında 266.000.000 adet A grubu ve 14.000.000 adet B grubu nama yazılı pay ihraç edilmesine, yeni ihraç olunan 266.000.000 adet A grubu yeni paya ilişkin rüçhan hakkının kullanımının bir üst gündem maddesindeki rapor doğrultusunda kısıtlanmasına; Davalı Şirket esas sözleşmesinin “Sermaye” başlıklı 7. maddesinin tadil edilmesine; yeni ihraç olunan A ve B grubu paylara ilişkin olarak gerekli işlemlerin yapılması konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine, karar verildiğini, Davalı Şirketin sistematik olarak dürüstlük kuralına aykırı biçimde benzer sermaye artırımları yapmakta olduğunu, sermayenin 15.04.2011 tarihinde 178.380.000 TL’den 181.000.000 TL’ye, 30.11.2020 tarihinde 181.000.000 TL’den 250.000.000 TL’ye, 24.06.2021 tarihinde 250.000.000 TL’den 530.000.000 TL’ye çıkarılmasına karar verildiğini,  peşpeşe, birkaç aylık periyotlarda fahiş seviyede artırımlar yapılarak müvekkilinin pay sahipliği haklarının sulandırılmakta, etkisiz hale getirilmekte olduğunu, Ayrıca Genel Kurul’da rüçhan haklarının kullanımının kısıtlanmasına dair raporun da müzakere edildiğini, Müvekkili temsilcisi Dilova Belediye Başkanı ...’in olumsuz oyuna rağmen onaylandığını, genel kurul kararında, ... Temsilcisi tarafından yer verilen “rüçhan haklarının kısıtlanması sadece A Grubu Paylara ilişkin olup, Dilova Belediyesi’nin sahip olduğu B Grubu paylarının kısıtlanması söz konusu değildir. Bu husus Türk Ticaret Kanunu’nun 461/2. maddesi gereği hazırlanan rapora uygundur” şeklindeki ifadelerin de özünde davalı şirket tarafından kavram kargaşası yaratmak suretiyle, TTK m.447 ile  rüçhan hakkını düzenleyen TTK m. 461 hükmü hilafına hareket ettiğinin kanıtı niteliğinde olduğunu, davalı şirketin iddia ettiğinin aksine, anılan raporun rüçhan hakkının kısıtlanmasını hukuka uygun hale getirecek bir araç olmadığını; TTK hükümleri uyarınca oybirliği olmadığı durumlarda, yönetim kurulunun yeni pay alma hakkının kullanılabilmesinin esaslarını bir karar ile belirdiğini ve bu kararda pay sahiplerine en az onbeş gün süre verdiğini; sermaye artırımının tescilinden önce, yönetim kurulunun yeni pay alma hakkının kullanılması esaslarının belirlenmesine ilişkin bu kararın tescil ve ilan edilmesi gerektiğni; aksi durumda, sermaye artırımı kararının tescil edilemeyeceğini; davalı şirket tarafından da ilgili sermaye artırım kararı oybirliği ile alınamadığından ve bu kararın sadece tescil edilebilmesi amacıyla anılan yönetim kurulu raporunun düzenlendiğini; bu rapora dayanarak rüçhan hakkının emredici hükümlere uygun biçimde kısıtlandığı iddiasında bulunulmasının kabul edilemeyeceğini, genel kurulda ... Temsilcisi tarafından söz konusu raporda Dilovası Belediyesi’nin sahip olduğu B Grubu payların kısıtlanmasının söz konusu olmadığı ifade edilse de, bu beyan hukuki gerçeklerden uzak olduğunu,  ilgili genel kurul kararı kapsamında, haklı herhangi bir neden bulunmamasına karşın Davalı Şirket’in sermayesinin artırılmasına oy çokluğu ile karar verildiğini, müvekkilinin ise sermayenin artırılmasına yönelik bir iradesinin olmadığını; ayrı bir davaya konu edilen yönetim kurulu kararı kapsamında, müvekkili tarafından iştirak taahhütnamesi imzalanamayacak olsa dahi sonucun değişmeyeceğini ve şirketin sermayesinin müvekkil aleyhine ve tamamen kötü niyet ile artırılmış olacağını; dolayısıyla, sermaye artırımı ve rüçhan hakkının kullanımına ilişkin raporun onaylanmasına dair kararların müvekkil aleyhine fahiş etki doğurmakta olduğunu, Anonim şirketler hukukunda, kural olarak “çoğunluk ilkesi”nin geçerli olduğunu; bununla birlikte, TTK kapsamında çoğunluğun gücünün kötüye kullanılması, diğer bir ifade ile keyfi işlem yasağı, (i) eşit işlem ilkesi, (ii) tarafsızlık kuralı ve özellikle (iii) hakların başkasına zarar vermeden kullanılması ilkeleri ile engellenmekte olduğunu; TTK m. 357’de eşit işlem ilkesi “pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulması” olarak ifade edilir. Anılan düzenleme, aynı koşullar altında tüm pay sahiplerine eşit davranılmasını, eşit muamele yapılmasını ifade edeceğini,  (Ek 3, Yıldız, Şükrü; Anonim Ortaklıkta Pay Sahipleri Açısından Eşit İşlem İlkesi, Ankara 2004, s. 27 vd.) İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2020 tarihli bir kararında eşit işlem ilkesine aykırılığın da butlan ile sonuçlanacağını açıkça hüküm altına aldığını (İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 13.02.2020 tarih,2018/1695 E., 2020/168 K.), genel kurulda sermaye artırım kararı alınırken bazı pay sahiplerinin olumsuz oy kullanmaları veya bu kişilere yeni çıkarılacak paylar ile ilgili olarak rüçhan haklarını kullanma olanağı verilmemesinin eşit işlem ilkesine aykırı olup batıl olduğunu (Ek-5, Prof. Dr. Hasan Pulaşlı; Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara 2018, s. 1338), rüçhan hakkının öngörülme amacının, pay sahibinin şirketteki sermaye oranını koruyabilmesini sağlamak olduğunu; rüçhan hakkını düzenleyen TTK m. 461/2'nin, “Rüçhan hakkı, ancak haklı sebepler bulunduğu takdirde sınırlandırılabilir veya kaldırılabilir. Rüçhan hakkının sınırlandırılması ve kaldırılmasıyla, hiç kimse haklı görülmeyecek şekilde, yararlandırılamaz veya kayba uğratılamaz”.  Düzenlemesini içerdiğini, anılan düzenleme uyarınca, rüçhan hakkının pay sahiplerine tanınmasının nedeninin, sahip olunan pay haklarının gücünün (oy, kâr, tasfiye bakiyesi hakları gibi) esas sermaye artırımı ile aşınmasının önlenmesi; kısaca sermaye artırımından sonra da aynı kalmasının sağlanması olduğunu, bir pay sahipliği hakkı olan rüçhan hakkının, hem malvarlıksal hem de katılma yetkileri içerdiğini; bu nedenle, rüçhan hakkının amacının, paysahibinin her iki yetkisini korumak olduğundan, her paysahibi sermaye ve oy gücünü ancak, yeni çıkarılan paylardan sermayeye katılımı oranında aldığı zaman muhafaza edilebileceğini; payın niteliği ne olursa olsun, ilke olarak her pay sahibinin yeni ihraç edilen paylardan öncelikle alma hakkı olduğunu, rüçhan hakkının, genel kurulun sermaye artırımına ilişkin kararı ile ancak haklı sebeplerin varlığında, eşit işlem kuralına uygun olarak sınırlandırılabileceğini veya kaldırılabileceğini; haklı sebep olarak özellikle, işletmelerin işletme kısımlarının, iştiraklerinin devralınması ve işçilerin şirkete katılmaları kabul olunduğunu, rüçhan hakkının sınırlandırılması ve kaldırılması ile, hiç kimse haklı görülmeyecek şekilde,yararlandırılamayacağını veya kayba uğratılamayacağını; bu kuralla bazı pay sahiplerinin aleyhine yapılan grup içi yapısal değişikliklerin ve pay oranlarının sınırlandırılmasının önlenmesinin amaçlandığını; bu hükmün ayrıca, eşit işlem, hakların sakınılarak kullanılması, çoğunluk gücünün haklılıkla sınırlandırılmış bulunduğu ilkelerine açıkça vurgu yapmakta olduğunu (Ek6, Prof. Dr. Hasan Pulaşlı; Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara 2018, s. 2259), Yargıtay'ın da belli bir pay sahibine rüçhan hakkı kullandırılmasının, diğer pay sahiplerinin sermaye artırımına katılmasını önlediği ve bunun eşitlik ilkesini ihlal ettiği kanaatinde olduğunu Yargıtay 11. HD, E. 1997/5583, K. 1997/6609, T. 06.10.1997), Dava konusu  genel kurul kararından da görüldüğü üzere, arttırılan sermayenin yalnızca davalı şirketin liman işletmecisi olan ... Lojistik A.Ş.’nin paylarını artırmakta olduğunu, ihraç edilen 280.000.000 adet paydan 266.000.000 adet paya ilişkin rüçhan hakkının kullanımının kısıtlandığını; bu paylardan 266.000.000 adet A Grubu ile 3.864.000 adet B Grubu nama yazılı payın ... Lojistik A.Ş. tarafından taahhüt edildiğini; ayrı bir davaya konu edilen yönetim kurulu kararı ile, toplam ihraç edilen pay 280.000.000 iken, müvekkiline yalnızca ihraç edilen B grubu paylardan 10.136.000 adedine ilişkin rüçhan hakkı kullanımı için on sekiz (18) günlük süre verildiğini, önceki sermaye artırımlarında izlenen yöntem ile davalı şirkette sistematik olarak ... Lojistik A.Ş.’nin pay sahipliği artırılmakta, Müvekkil kayba uğratılmakta olduğunu, davalı şirketin aldığı rüçhan hakkının sınırlandırılmasına dair rapor ile genel kurul kararlarının açık biçimde müvekkilin vazgeçilmez pay sahipliği haklarını ihlal ettiği, bu hakların kullanımını kısıtladığı, eşit işlem ilkesini ihlal ettiğini, anılan sebeplerle Genel Kurul’un ve Genel Kurul’da alınankararların TTK m. 447 kapsamında butlan ile malul olduğunun tespitini talep etme gereğinin doğduğunu, Bilindiği üzere, bir şirketin özvarlığını güçlendirmesini sağlayacak başkaca imkânlar mevcut iken, nakit sermaye artırım kararı alınması dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini ve sermayenin korunması ilkesini ihlal ettiğini; bu hususun doktrin tarafından da vurgulandığını, somut olayda Davalı Şirket’in ekonomik ve ticari durumu dikkate alındığında alınan sermaye artırım kararının dürüstlük kuralına aykırı şekilde ve müvekkilin de aralarında bulunduğu çoğunluğu teşkil etmeyen paydaşların pay sahipliği haklarının kısıtlanması amacıyla alındığının ortada olduğunu,  bu durumun Davacı Belediye'nin Başkanı tarafından geçmiş tarihli sermaye artırımlarında da dile getirildiğini, sakınarak karar alma ilkesine aykırıgenel kurul kararları teknik iflasa yol açabileceğini, sermayenin korunması hükümlerini ihlal edeceğini, Davalı Şirket’in ekonomik durumu göz önüne alındığında sermaye artırımı kararı ile Davalı Şirket’in, şirketin öz sermayesini güçlendirebilecek nitelikteki diğer yöntemleri adeta bilerek ve isteyerek dikkate almadığı; bunun yerine nakit sermaye artışına giderek, sakınarak karar alma ilkesini de ihlal ettiğinin açıkça görülmekte olduğunu, Ayrıca, Davalı Şirket’in bizzat Genel Kurul tutanağında ifade edildiği üzere kur dalgalanmaları ve döviz kurlarındaki hareket nedeniyle kar dahi dağıtamayacak durumda olduğu belirtildiğini; böyle bir durumda, Davalı Şirket’in sermayesinin artırılması suretiyle TTK m. 376 kapsamında teknik iflas ve borca batıklık riskinin artırıldığını, kar dahi dağıtamayacak bir özkaynak yapısına sahip olan şirkette düzenli olarak sermaye artırımı yapılması, davalı Şirket özkaynağını güçlendirici değil; aksine teknik iflas durumuna sürükleyici bir etki yaratacağını, anılan sermaye artırımının dayanağının “sermaye avansı” olmasının da işbu davaya konu edilen Genel Kurul kararlarının sermayenin korunması ilkesine aykırılık teşkil ettiğini göstermekte olduğunu, Genel Kurul toplantısında hazır bulunan ... Lojistik A.Ş. temsilcisinin sermaye artırımında ihdas edilmiş olan 266.000.000 adet A Grubu nama yazılı pay ile 3.864.000 adet B Grubu nama yazılı payı taahhüt ederek, pay taahhüdünden ileri gelen borcunu sermaye avansından karşılandığının ifade edildiğini, iktisadi hayatın işleyişi gereği bir sermaye şirketinin acil olarak sermayeye ihtiyacı olması durumunda sermaye artırımı için gereken prosedürün ertelenerek ve nakit kaynakları, bulunacağı sermaye taahhüdünü ödemeye uygun olmayan diğer ortaklar yükümlülük altına sokulmadan bir veya birkaç ortak tarafından makul bir süre içinde yapılacak sermaye artırımına mahsuben avans verilmesinin söz konusu olabileceğini ancak, sermaye artırım avansı ya da sermaye tamamlama avansı adı altında gönderilen paralar, “makul bir süre” içinde tescilli sermayeye dönüşmez ise parayı kullandıran şirket, Vergi Usul Kanunu'nun 3/B maddesinde yer alan 'Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır.' hükmü gereğince transfer fiyatlandırması açısından faizsiz para kullandırılması nedeniyle eleştirilebilmekte olduğunu, sermaye avansı ödeyen somut olayda olduğu grup içi şirketse, ortağına faizsiz veya düşük faizle borç para vermek suretiyle mevduat ya da alternatif yatırımlardan elde edeceği faiz gelirinden vazgeçerek sermaye avansı adı altında şirkete faizsiz borç kullandırdığı kabul edilir. Sermaye avansı grup içi şirkete verildiğinde örtülü kazanç dağıtımının ilişki unsuru ve faizsiz para kullandırılmış olduğu için de örtülü kazanç dağıtımının çıkar sağlama şartı gerçekleşmiş olacağını ve transfer fiyatlandırması eleştirisine maruz kalacağını, bu kapsamda, sermaye avansı makul süreden fazla bir sürede bilançoda kaldıysa örtülü sermaye ve transfer fiyatlandırması mevzuatına dayalı eleştirisinin devreye gireceğini ve sermaye avansının ödendiği tarihten itibaren adat hesaplanıp, faiz faturası düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekeceğini; KDV hesaplanmasına ilişkin olarak ise işletmede uygulanan iç emsal faiz oranı var ise iç emsal faiz oranı, iç emsal faiz oranı yok ise dış emsal faiz oranı uygulanarak adat hesaplanıp, faiz faturası düzenlenmesi ve KDV hesaplanması gerekeceğini, somut olayda, ilgili sermaye avans tutarına ilişkin anılan yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğine ilişkin müvekkilinin hiçbir bilgisi olmadığnıı; başta KDV ve transfer fiyatlandırması olmak üzere, Davalı Şirket’i bizzat vergi incelemesine sevk edebilecek nitelikte bir sermaye artırımı yapılmış olması bile başlı başına ilgili Genel Kurul kararlarının sermayenin korunması ilkesi hilafına gerçekleştirildiğini göstermekte olduğunu, Genel Kurul’da Müvekkil temsilcisi ...’in muhalefetine rağmen 8. gündem maddesiyle TTK m.395 kapsamında şirketle işlem yapma ve şirkete borçlanma yasağının ortadan kaldırıldığını, bu kararın hangi gerekçe ile alındığı, hangi işlemleri ve hangi yönetim kurulu üyelerini dahi kapsadığı dahi belirsiz olduğunu, kâr bile dağıtamayacak durumda olduğu belirtilen bir şirkette hem bilançoları mali açıdan kötü etkileyecek hem de vergisel açıdan sorun doğurabilecek bu işlemlere izin verilmesinin hukuki gerekçesi hiçbir şekilde anlaşılamamakta olduğunu, Genel Kurul Kararları TTK m. 445 kapsamında iptal edilebileceğini, yukarıda detaylıca izah edilen butlan ile malul Genel Kurul kararlarına dair Sayın Mahkeme’nin başkaca bir tasarrufu olması ihtimalinde, anılan kararların geçersizliğinin tespiti ile iptalini talep ettiklerini, işbu davaya konu edilen Genel Kurul kararları, kanuna ve dürüstlük kuralına aykırıdır. TTK m. 445’ün açık hükmü gereği, bu kararların iptali gerektiğini, Genel Kurul’da, sermaye artırımı ve ihraç edilecek paylara dair pay sahiplerinin rüçhan haklarının kısıtlanmasına dair gündem maddeleri tartışılırken Müvekkil temsilcisi Dilova Belediye Başkanı ... Genel Kurul’da söz alarak “daha önce rüçhan hakkımızı kullanmak istediğimizi belirttik, bugün alınan kararla da haklılığımız ortaya çıktı, Dilovası Belediyesi’ne karşı rüçhan haklarımızın kısıtlanması için her şey yapılmaktadır. Kötü niyet söz konusudur (…)bu kadar kısa zamanda niçin sermaye artırımı yapıldığını anlamıyoruz, limanın çalışmaya başladığı dönemlerde çok sermaye artışı yapıldı, bu arada hisseler ve hissedarlar el değiştirdi. Bundan sonraki süreçte de aynı uygulamanın devam edeceğini düşünüyorum, bu nedenle sermaye artışına gerek olmadığını düşünüyorum…\" ifadesiyle sermaye artırımına ve rüçhan hakkının kullanımının kısıtlanmasına muhalefet ettiklerini açıkça ifade ettiğini, oysa Davalı Şirket’i yöneten çoğunluk pay sahipleri, yine Davalı Şirket ortaklığını çoğunluğunu oluşturan pay sahiplerinden bir tanesinin (... Lojistik A.Ş.) lehine sermaye artırımı yönünde son derece kötüniyetli bir karar aldıklarını; yukarıda detaylıca izah edilen kötüniyetli, eşit işlem ilkesine aykırı kararlar ile yapılan artırımların Müvekkil’in pay sahipliği haklarının kullanılamaz hale getirdiğini,Müvekkilinin toplantıda hazır bulup kararlara olumsuz oy verdiğini, muhalefeti tutanağa geçirildiğini; haliyle TTK m. 447 kapsamındaki butlan yaptırımının yanı sıra, TTK m. 445 ve 446’da iptal davası için aranan şartlar da sağlandığını, Genel kurul kararlarının icrasının TTK m. 449 uyarınca, geriye bırakılması gerektiğini, görülen davaya konu genel kurul kararlarının icrasının evleviyetle geri bırakılmasını talep etme gereğinin doğduğunu, davalı Şirket fahiş oranda bir sermaye artırımına giderek 250.000.000 TL tutarındaki sermayeyi530.000.000 TL’ye çıkardığını, Müvekkil Şirket’e dava konusu edilen Yönetim Kurulu kararı ile artırıma istinaden ihraç edilen 280.000.000 adet payın yalnızca 10.136.000adedineilişkin ve B Grubu ile sınırlı olmak kaydıyla rüçhan hakkının kullanılması için süre verdiğini, bu kadar kısa sürede peş peşe yapılan sermaye artırımları ile Müvekkili zor durumda bırakılırken anılan kısıtlı rüçhan hakkının kullanımını için on sekiz (18) günlük süre tanındığını, mahkeme’nin de malumu olacağı üzere, paysahipliği haklarını ihlal eden, bu gibi dürüstlük kuralına aykırı hallerde, yürütmenin geriye bırakılmasına hükmedilmemesi halinde telafisi imkansız zararlar doğabilmekte olduğunu; işbu uyuşmazlıkta da aynı ilkeler çerçevesinde kanuna açık aykırılık teşkil eden butlanla malul Genel Kurul kararlarının yürütmesinin evleviyetle geriye bırakılması, Müvekkil’in pay sahipliği haklarının daha da büyük ihlallere uğramasının önüne geçeceğini, Müvekkilinin, hiçbir hukuki gerekçeye dayanmaksızın kötü niyetle ibra edilmediğini, Davalı Şirketin, işbu davaya konu olan Genel Kurul kararı kapsamında, Müvekkil’in ibrasını yine Müvekkil’in bizzat vergi mevzuatı kapsamında yapmak zorunda olduğu işlemler nedeni ile haksız ve tamamen hukuka aykırı olarak kötü niyet ile reddettiğini, müvekkili tarafından 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak tarh ve tahakkuk ettirilen emlak vergileri, çevre ve temizlik vergisi ile kültür varlık fonları ibra edilmeme nedeni olarak gösterildiğini,  müvekkilinin, vergi mevzuatının kendine verdiği görev ve yetki sebebi ile anılan vergileri tarh etmek ile mükellef olduğunu; anılan vergilerin tarh usulü ve tahsilata yetkili makam bizzat vergi mevzuatı kapsamında verginin kanuniliği ilkesi gereği belirli olduğunu; davalı şirketin anılan tarhiyatlara karşı dava açıp açmaması ise tamamen kendi kararı olduğunu; dolayısıyla, söz konusu tarhiyatların ibra edilmeme ile hiçbir hukuki irtibatı olamayacağını, Son Yönetim Kurulu Kararının Müvekkilin Pay Sahipliği Haklarının Sulandırıldığının Somut Göstergesi olduğunu, davalı Şirketin işbu davaya konu olan Genel Kurul kararı ışığında rüçhan hakkının sınırlandırılması maksadıyla 08.07.2021 tarihli ve 17 sayılı Yönetim Kurulu kararı ile sermaye artırımı kapsamında ihraç edilen paylara dair rüçhan hakkının kullanılmasına dair esasları karara bağladığını, anılan yönetim kurulu kararı aleyhine yasal yollara başvurulduğunu, kararının butlan ile malul olduğunun tespitine veya iptaline karar verilmesi ile yürütmesinin durdurulmasının talep edildiğini,  İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde 2021/469 E. sayılı dosya ile derdest olan uyuşmazlığa rağmen Davalı Şirket'in yeni bir Yönetim Kurulu kararı ile, ihraç edilen payların B grubu nama yazılı paya ilişkin rüçhan hakkının ... Lojistik A.Ş.’ye kullandırılmasına karar verdiğini,  (Ek-9, 02.08.2021 tarihli 2021/ 20 s. Yönetim Kurulu kararı) sistematik olarak Müvekkil’in pay sahipliği hakları sulandırılmaya devam etmekte, yargı süreci devam etse de hak kayıplarının önüne geçilememekte olduğunu, Müvekkili Dilovası Belediye Başkanlığı adına Belediye Başkanı ... Genel Kurul’da kötüniyetli sermaye artırımına ve rüçhan hakkının kullanımının kısıtlanmasına muhalefet ettiklerini açıkça ifade ettiğini; ilgili genel kurul kararı incelendiğinde müvekkili belediye temsilcisinin açık ve anlaşılır şekilde sermaye artışı kararına itiraz ettiğinin görüleceğini; müvekkili temsilcisinin bu açık red oyu ve muhalefet şerhine rağmen ilk derece mahkemesince usulünce bir muhalefet şehri olmadığı yönündeki kanaat ve değerlendirmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, Yönetim Kurulu Üyelerinin şirketle işlem yapmaya imkan veren ve şirkete borçlanmayı mümkün kılmak üzere verilen izinlerin açıkça kötüniyetli olduğunu; yönetim kurulu Davalı Şirket liman işletmecisi olan ... Lojistik A.Ş.’nin borçlanmak suretiyle paylarını artırarak davalı şirketi tamamıyla bu şirketin güdümüne sokmaya çalışmakta olduğunu; öyle ki ... Lojistik A.Ş.’nin ortakları ve yöneticilerinin, aynı zamanda davalı ... İşletmeleri A.Ş.’nin de ortakları ve yöneticileri oldukları, her iki şirket arasında hukuki ve organik bağın aşikar olduğu, davalı şirket ... A.Ş.’e borçlanmak suretiyle paylarını artırmakta ve davalı şirketin tüm yetkilerini eline geçirerek diğer ortakları karar alma konusunda etkisizleştirmeye ve devre dışı bırakmaya çalışılmakta olduğunu; dolayısı ile yönetim kurulu ile davalı şirket arasında doğrudan değil dolaylı (... Lojistik A.Ş.) bir ticari ilişki bulunmakta ve ilişki sonucunda davalı şirketin sermayesinin korunması ilkesi açıkça ihlal edildiğini ve bu yetkilerin kötüye kullanıldığını; her iki şirketin ticaret sicil kayıtları ve ana sözleşmeleri incelendiğinde aralarındaki hukuki, ticari ve organik bağ açıkça ortaya çıkacağını, İleri sürerek, yukarıda arz edilen ve mahkeme tarafından re’sen takdir olunacak nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davanın kabülüne,  davalı şirketin 24.06.2021 tarihli Genel Kurul’unun ve burada alınan kararların butlan ile malül olduğunun tespitine, Mahkeme nezdinde bu yönde kanaat oluşmaması halinde Davalı Şirketin 24.06.2021 tarihli Genel Kurul’unun ve burada alınan kararların geçersizliğinin tespitine ve iptaline; yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>STİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı şirketin 24/06/2021 tarihli 2020 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların batıl olduklarının tespitine, bunun mümkün görülmemesi halinde iptaline karar verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece kararların batıl olduğunun tespiti isteminin  reddine, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 5 nolu kararda yer alan  ...'in ibra edilmemesine ilişkin karar yönünden istemin aktif husumet yokluğundan reddine, 8 nolu karar yönünden istemin esastan reddine, diğer kararlar yönünden ise usulden reddine karar verilmiş, karar karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Mahkemece taraf delilleri toplanmış, davalı şirketin tüm sicil kayıtları celbedilmiş, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları ile dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor aldırılmış, akabinde tahkikat bitirilerek istinafa konu karar verilmiş olup, davacı tarafından dava dilekçesindeki iddiaların tekrarı mahiyetinde istinaf dilekçesi sunulmuştur. Genel kurul toplantısına çağrının ve toplantı gündeminin; 17/07/2020 tarihli 2017,2018,2019 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısında seçilen yönetim kurulunun 20/05/2021 tarihli yönetim kurulu kararı ile yapıldığı, çağrının ticaret sicil gazetesinde TTK'nun 414 maddesindeki süreye riayet edilerek ilan edildiği, çağrının TTK'nun 410,413 ve 414 maddelerine göre usulüne uygun olduğu,  çağrı usulsüzlüğüne ilişkin bir iddianın da bulunmadığı, yine çağrı ilanında belirlenen gündem maddeleri dışında bir gündemin görülüşmediği anlaşılmıştır. Genel kurul toplantı tarihi itibariyle davalı şirketin esas sermayesinin 250.000.000,00-TL olduğu, her bir payın değerinin 1,00-TL olduğu ve pay adedinin de 250.000.000 olduğu, payların A ve B grubu olarak ayrıldıkları, ... firmasının   171.949.796 adet A gurubu paya,  davacı Dilovası Belediyesi'nin  9.050.000 adet B grubu paya ... Limited firmasının   100  adet A gurubu paya, ... Limited  firmasının 100 A gurubu adet paya, ...'nun bir adet A grubu paya, ...'nun 1 A gurubu adet paya, ...'in  1 adet A gurubu paya,  ... Lojistik A.Ş'nin 65.550.001 adet A grubu ve  3.450.000 adet B grubu paya sahip oldukları, A ve B grubu payların herhangi bir imtiyazının bulunmadığı anlaşılmıştır. Dava konusu toplantıya  birer adet paya sahip ...'nun  ve ... dışındaki tüm ortaklar katılmış olup, toplantı nisabı sağlanmıştır. Toplantı tarihi itibariyle davalı şirketin ortaklık ve pay durumuna göre davacının tüm şirket esas sermayesini teşkil eden payların %3,6'sına sahip olduğu anlaşılmaktadır.Dava konusu genel kurul toplantısının bir nolu gündem maddesi görüşmelere başlanmasına ilişkin olup, herhangi bir oylama yapılmamıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının iki nolu gündem maddesi toplantı başkanı seçimine ilişkin olup, davacının  9.050.000 olumsuz oyuna karşılık 240.949.998 adet olumlu oyla toplantı başkanının ...'ın seçildiği anlaşılmıştır. Davacı temsilcisi tarafından bu karara oylamadan sonra itiraz edilmiş ve tutanağa geçirtilmiştir. Karar nitelikli nisaba tabi olmayıp, TTK'nun 418 maddesindeki karar nisabına uygun alınmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının üç nolu gündem maddesi yönetim kurulunun 2020 yılı faaliyet raporlarının okunması ve müzakeresine ilişkin olup, davacı temsilci tarafından oylama öncesi söz alınarak görüş beyan edilmiş, akabinde oylamaya geçilmiş,   davacının  9.050.000 olumsuz oyuna karşılık 240.949.998 adet olumlu oyla 2020 yılı faaliyet raporları onaylanmış, davacı tarafından oylama sonrasında karara  muhalefet şerhi düşülmemiştir.  Karar nitelikli nisaba tabi olmayıp, TTK'nun 418 maddesindeki karar nisabına uygun alınmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının dört nolu gündem maddesi davalı şirketin 2020 yılı bilanço ve kar zarar hesaplarının  okunması ve müzakeresine ilişkin olup, davacı temsilci tarafından oylama öncesi söz alınarak görüş beyan edilmiş, akabinde oylamaya geçilmiş,   davacının  9.050.000 olumsuz oyuna karşılık 240.949.998 adet olumlu oyla 2020 bilançosu  onaylanmış, davacı tarafından oylama sonrasında karara  muhalefet şerhi düşülmemiştir. Karar nitelikli nisaba tabi olmayıp, TTK'nun 418 maddesindeki karar nisabına uygun alınmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının beş nolu gündem maddesi yönetim kurulu üyelerinin 2020 yılı faaliyetlerinden ötürü ibrasına ilişkindir. 2020 faaliyet yılında görevli olan yönetim kurulu üyelerinin tamamı ortak olmayan kişiler arasından ve 17/07/2020 tarihli  genel kurul kararı ile seçilmiş olup, aynı zamanda davacı Dilovası Belediyesi başkanı olan ve davacı şirketi toplantıda temsil eden ... de yönetim kurulu üyesidir. Tüm yönetim kurulu üyeleri ayrı ayrı ibra oylamasına tabi tutulmuş olup, ... dışındaki yönetim kurulu üyeleri ibra edilmiş ... ise 1 olumlu oya karşılık 240.949.997 olumsuz oy ile ibra edilmemiştir. İbra oylamasından sonra hem yönetim kurulu üyesi hem de davacı Belediye'yi temsilen toplantıya katılan ... neden ibra edilmediğini sormuş, paydaşlardan ... temsilcisi söz alarak ibra edilmeme gerekçelerini yazılı olarak sunmuş, bu yazı toplantı tutanağına ek yapılmış, davacı Belediye adına karara  muhalefet şerhi düşülmemiştir. Karar nitelikli nisaba tabi olmayıp, TTK'nun 418 maddesindeki karar nisabına uygun alınmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının altı nolu gündem maddesi, 2020 faaliyet yılında kar elde edilemediğinden kar dağıtılmamasına ilişkin olup, davacının  9.050.000 olumsuz oyuna karşılık 240.949.998 adet olumlu oyla kar dağıtımı yapılmamasına karar verilmiş,  davacı tarafından oylama sonrasında karara  muhalefet şerhi düşülmemiştir. Karar nitelikli nisaba tabi olmayıp, TTK'nun 418 maddesindeki karar nisabına uygun alınmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının yedi nolu gündem maddesi yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmemesine ilişkin olup, davacı temsilci tarafından oylama öncesi söz alınarak görüş beyan edilmiş, akabinde oylamaya geçilmiş,   davacının  9.050.000 olumsuz oyuna karşılık 240.949.998 adet olumlu oyla  yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmemesine karar verilmiş,  davacı tarafından oylama sonrasında karara  muhalefet şerhi düşülmemiştir. Karar nitelikli nisaba tabi olmayıp, TTK'nun 418 maddesindeki karar nisabına uygun alınmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının sekiz nolu gündem maddesi yönetim kurulu üyelerine TTK'nun 395 maddesi uyarınca şirket ile kendileri veya başkası adına işlem yapmalarına izin verilmesine, TTK'nun 396 maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerine şirketle rekabet yasağı teşkil edecek işlerin yapılması izninin verilmemesine ilişkin olup, her iki husus davacının  9.050.000 olumsuz oyuna karşılık 240.949.998 adet olumlu oyuyla kabul edilmiş, davacı tarafından karara oylamadan sonra muhalefet şerhi düşülmüştür.  Karar nitelikli nisaba tabi olmayıp, TTK'nun 418 maddesindeki karar nisabına uygun alınmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının dokuz nolu gündem maddesi davalı şirket yönetim kurulunun 20/05/2021 tarihli kararı uyarınca, yine yönetim kurulu tarafından hazırlanan ... Lojistik A.Ş şirketi dışındaki A grubu pay sahiplerinin rüçhan haklarının  kısıtlanmasına ilişkin raporun kabul edilmesine ilişkin olup, davacı temsilcilisinin oylama öncesi söz alarak olumsuz görüşlerini bildirdiği, davacının  9.050.000 olumsuz oyuna karşılık 240.949.998 adet olumlu oyuyla raporun kabul edildiği, davacı temsilcisinin oylamadan sonra söz alarak itirazlarını tutanağa geçirttiği anlaşılmıştır. TTK'nun 461/2 fıkrasına dayalı olarak rüçhan hakkının kısıtlanması kararının aynı maddeye göre esas sermayenin en az yüzde altmışının olumlu oyu ile alınabileceği, nitelikli nisaba tabi bu kararın, 250.000,00-TL esas sermayenin %96,37'sini temsil eden payların olumlu oyu ile alındığı, karar nisabının sağlandığı anlaşılmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının on nolu gündem maddesi davalı şirketin 250.000.000,00-TL olan esas sermayesinin 280.000.000,00-TL artırılarak 530.000.000,00-TL'ye çıkartılmasına, bedelli arttırım tutarı olan 280.000.000,00-TL karşılığında 266.000.000 adet A grubu, 14.000.000 adet B grubu nama yazılı pay ihraç edilmesine, yeni ihraç olunan A grubu nama yazılı paya ilişkin rüçhan hakkının kullanımının dokuz nolu gündem maddesi ile onaylanan yönetim kurulu raporundaki şartlarla kısıtlanmasına, yeni ihraç olunan A ve B grubu paylarla işlem yapmak üzere yönetim kurulunun yetkilendirilmesine ilişkin olup, davacı temsilcilisinin oylama öncesi söz alarak olumsuz görüşlerini bildirdiği, davacının  9.050.000 olumsuz oyuna karşılık 240.949.998 adet olumlu oyuyla esas sermayenin artırılmasına ilişkin kararın onaylandığı,  davacı tarafından oylama sonrasında karara  muhalefet şerhi düşülmediği anlaşılmıştır. Esas sermayenin arttırılmasına ilişkin genel kurul kararları kural olarak TTK'nun 521/1 fıkrası uyarınca esas sözleşme değişiklikleri için öngörülen, esas sermayenin en az yarısının temsil edildiği toplantıdaki oyların çoğunluğu ile alınabilecek ise de, TTK'nun 461/2 fıkrası uyarınca esas sermayenin rüçhan hakkının kullanılmasının sınırlandırılması kararı ile birlikte arttırılması halinde bu kararın, esas sermayenin en az yüzde altmışının olumlu oyu ile alınabileceği kabul edilmelidir. Nitelikli nisaba tabi bu karar da, 250.000,00-TL esas sermayenin %96,37'sini temsil eden payların olumlu oyu ile alındığı, karar nisabının sağlandığı anlaşılmıştır. Dava konusu genel kurul toplantısının onbir nolu gündem maddesi dilek ve temennilere ilişkin olup, davacı temsilcisi söz alarak dilek ve temennilerini belirtmiş, ancak toplantıda alınan tüm kararlara muhalif kaldığına dair beyanda bulunmamıştır. Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere, yukarıda anılan genel kurul kararları, TTK'nun 447 maddesinde örnekleme yolu ile sayılan butlan sebeplerinden birini teşkil edecek, bilhassa pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını sınırlandıran, anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması ilkesine aykırı olan, pay sahibinin bilgi alma ve inceleme haklarını sınırlandıran mahiyette kararlar olmadıklarından, davacı yanın kararların batıl olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Genel kurul toplantısının bir ve onbir nolu gündem maddeleri toplantı açılısı ile dilek ve temennilere ilişkin olup bu maddelerde herhangi bir karar alınmamış olduğundan iptallerinin talep edilmesi mümkün değildir.TTK'un 446/1-a bendi uyarınca; genel kurul toplantısına katılan pay sahibinin iptal davası açabilmesi için, iptalini istediği genel kurul kararına olumsuz oy vermesi ve oylamadan sonra bu muhalefetini tutanağa geçirtmesi zorunlu olup, somut olayda, iptal davasına konu edilen gündemin üç, dört, beş, altı, yedi, on nolu kararları incelendiğinde; davacı tarafından oylama öncesi yapılan görüşmeler esnasında sunulan önerilere karşı görüş belirtilmiş ve bu kararlarda red oyu kullanılmış ise de, oylama sonrasında bu kararlar için toplantı tutanağına muhalefet şerhini yazdırmadığı anlaşılmıştır.Bu husus özel dava şartı mahiyetinde olup, yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınmalıdır. ( bkz. PULAŞLI, Hasan; Şirketler Hukuku Genel Esaslar,  Güncellenmiş ve Genilletilmiş 7. Bası, Adalet Yayınevi, Ankara, 2021, s.368, 369). Anılan kararlar bakımından davacı şirketin iptal istemi özel dava şartından yoksundur. Mahkemece üç, dört, altı, yedi ve on nolu kararlar bakımından davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi isabetli olup, davacının aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Mahkemece yönetim kurulu üyesi ...'in ibra edilmemesi kararı bakımından davacı şirketin aktif husumetinin bulunmadığı belirtilmiş ise de, TTK'nun 446/1 fıkrasında genel kurul kararlarına karşı hangi koşullarda kimlerin iptal davası açabileceği açıkça düzenlenmiş olup, genel kurulda alınan her türlü karara karşı iptal davası açma hakkı paya bağlı ve pay sahibinin vazgeçilmez nitelikteki asli haklarından biridir.  TTK'nun 446/1-d bendi uyarınca hakkında ibra edilmeme kararı alınan yönetim kurulu üyesinin de bu karara karşı iptal davası açma hakkının bulunması, pay sahibinin iptal davası açma hakkını ortadan kaldırmaz. İlgili yönetim kurulu üyesinin ibra edilmemesi kararına olumsuz oy vermiş olmak ve muhalefetini tutanağa geçirtmek koşulu ile her pay sahibi bu karara karşı da iptal davası açabilir. Somut olayda gündemin beş nolu kararı incelendiğinde, davacının ibra edilmeme kararına muhalif olduğunun tutanağa geçirtilmemiş olması nedeniyle ve özel dava şartı yokluğundan isteminin reddi gerekirken, talebin aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi yerinde olmamış, özel dava şartı ve kamu düzenine ilişkin bu husus dairemizce re'sen nazara alınmıştır.  Mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere TTK'nun 395. Maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma izni verilmesine; ancak TTK'nun 369/1 fıkrasına göre şirketle rekabet teşkil edecek işlemler yapma izninin verilmemesine yönelik gündemin sekiz nolu kararının toplantı ve karar nisabına uygun alındıkları, davacı istinafının aksine TTK'nun 395/1 fıkrası kapsamında yönetim kurulu üyelerine verilen iznin TTK'nun 396 maddesine göre de izin verilmesini veya tam tersini gerektirmediği, yönetim kurulu üyelerinin şirketler yaptıkları herhangi bir işlem de bulunmadığının mali rapor ile tespit edilmiş olması karşısında, anılan kararın kanuna, esas sözleşmeye veya onjektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğunun davacı davafça ispatlanamadığı, mahkemece karar yönünden iptal isteminin esastan reddedilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının B grubu pay sahibi olduğu ve rüçhan hakkı kısıtlamasının yalnızca arttırılan sermaye karşılığı A grubu paylara ilişkin olduğu gerekçesi ile dokuz nolu gündem maddesine ilişkin kararın iptali istem hukuki yarar yokluğundan usulden reddedilmiştir. Oysa davacının talebi davacının arttırılan A grubu paylara ilişkin sermaye artışına katılma hakkının da elinden alındığı yönünde olup, iptal davası açmakta hukuk yararı mevcuttur. Davalı şirket esas sözleşmesinde A ve B grubu paylara aynı anda sahip olunamayacağına ilişkin bir düzenleme söz konusu değildir. Öte yandan yine A ve B grubu paylar imtiyazlı paylar da değildir. Diğer ifade ile itibari değerleri de aynı olan A ve B grubu payların sahipleri pay sahipliğinden doğan haklar bakımından eşit konumdadır.  Burada araştırılması gereken husus 280.000.000,0-TL lik sermaye artışına davacının TTK'nun 461/1 fıkrası uyarınca payı oranında katılmasının dolaylı yoldan engellenip engellenmediğidir. Davacı şirketin sermaye artışı ve A grubu paylara ilişkin rüçhan hakkının sınırlandırılması kararını,  dava dışı ortak ... Lojistik firması tarafından şirkete daha önce nakit olarak ödenen ve şirketin sermaye avansı hesabında takip edilen 280.000.000,00-TL'nin, sermaye artışı yoluyla ve öz kaynaklarını yitirdiği, kısa vadeli borçlarını ödeme güçlüğü içinde olduğu gerek özel denetim raporu, gerekse mahkemece alınan mali bilirkişi raporundan anlaşılan  şirkete  finansman sağlamak amacıyla aldığı dosyadaki delillerden anlaşılmaktadır. TTK'nun 461/1 fıkrası uyarınca her pay sahibi, mevcut paylarının sermayeye oranına göre yeni çıkarılan payları alma hakkını haizdir. Gündemin dokuz nolu maddesi ile onaylanan yönetim kurulu raporu incelendiğinde; 250.000.000,00-TL iken  280.000.000,00-TL artırılarak 530.000.000,00-TL'ye çıkartılan şirket sermayesinin arttırılan kısmına karşılık  266.000.000 adet A grubu, 14.000.000 adet B grubu nama yazılı pay ihraç edilmesinin, dava dışı ... Lojistik'in daha önce şirkete sermaye avansı olarak ödediği 280.000.000,00-TL den karşılanmak suretiyle yeni çıkartılan 266.000.000 adet A grubu nama yazılı paylara ilişkin rüçhan hakkını kullanmasının, bunun dışında diğer ortakların A grubu paylar için rüçhan hakkı kullanmamalarının öngörüldüğü, 14.000.000 adet B grubu pay için ise rüçhan hakkının kullanılması bakımından herhangi bir kısıtlamanın söz konusu olmadığının belirtildiği anlaşılmıştır. Davacının sermaye arttırımı öncesi davacı şirketteki paylarının oranı %3,6'dır. Dolayısıyla davacı 280.000.000,00-TL'lik sermaye artışına payı oranında zkatılabilecektir. Davacının payı oranında katılabileceği sermaye artışı tutarı (280.000.000,00-TL x %3,6) 10.080.000,00-TL'dir. Arttırılan sermaye karşılığında 14.000.000 adet (14.000.000,00-TL değerinde) B gurubu nama yazılı pay ihraç edileceği, bu tutarın davacının payı oranında katılabileceği esas sermaye artışının üzerinde olduğu,yukarıda belirtildiği üzere A ve B grubu paylar imtiyazlı olmayıp, A ve B grubu pay sahipleri pay sahipliğinden doğan haklar bakımından eşit konumda bulunduklarından, davacının payı oranında katılabileceği esas sermaye artışının dolaylı yoldan kısıtlandığından bahsedilemeyeceği,  açıklanan nedenlerle anılan kararın TTK'nun 445 maddesine göre kanuna esas sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmadığı, davacının payının azaltılması amacını  taşımadığı tespit edilmiştir. Davacının aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiş olup, mahkemece bu gerekçeler ile dokuz nolu karar bakımından da istemin esastan reddine karar verilmesi gerekirken, hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi yerinde olmamış, kamu düzenine ilişkin bu husus dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Sonuç itibariyle; davacı yanın istinaf başvurusunun usulen kabulü ile  ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurularak, davacının dava konusu genel kurulda alınan kararların batıl olduklarının tespiti isteminin reddine, davacının dava konusu genel kurulda alınan  üç, dört, beş, altı, yedi, on nolu kararların iptali isteminin TTK'nun 446/1-a ve HMK'nun 114/2 ve 115/2 fıkraları uyarınca özel dava şartı noksanlığından usulden reddine, davacının dava konusu genel kurulda alınan sekiz ve dokuz nolu kararların iptali isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun USULEN KABULÜ İLE, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/03/2022 tarih ve 2021/548 Esas 2022/253 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,2-Davacının davalı şirketin 24/06/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların batıl olduğunun tespiti isteminin reddine,3- Davacının davalı şirketin 24/06/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6, 7, 10 nolu kararların iptali isteminin TTK'nun 446/1-a ve HMK'nun 114/2 ve 115/2 fıkraları uyarınca özel dava şartı noksanlığından usulden reddine,4-Davacının davalı şirketin 24/06/2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 8 ve 9 nolu kararların iptali isteminin esastan reddine,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan   davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile eksik  bakiye  556,1‬0‬-TL harcın davacıdan tahsili ile  hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,7-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:10-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,11-Bakiye gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 27/02/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6d50c9ee37d9f7dc","SID":"fda4875f0b8c4de9"}}