{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/552 - 2025/724<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/552 <br>KARAR NO\t: 2025/724<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 12/05/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/355 E.  -  2022/140 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka  ile İlgili Kurum Kararlarının İptalive Hükümsüzlük<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 12/05/2022 tarih ve 2021/355 Esas - 2022/140 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, davalının  2020/20286 sayılı  başvuru ile \"...\" ibareli markanın 29, 30, 31 ve 32. sınıflarda tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini,   çikolata sektöründe ülkenin önde gelen üreticilerinden olan müvekkiline ait \"...\"  markasının tanınmış marka statüsünde bulunduğunu, müvekkilinin bu ibareyi içeren çok sayıda markasının bulunduğunu, davalıya ait \"...\" makasının müvekkilinin markası ile işitsel, görsel ve kavramsal açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzerlik içerdiğini, davalı markanın tescilinin talep edildiği sınıflar ile müvekkilinin markasının tescilli bulunduğu sınıflar, bu sınıfların kapsamında bulunan malların aynılığı ve malların tüketici kitlesinin büyük çoğunluğunun çocuklardan oluştuğu nazara alındığında markalar arasında iltibasın kaçınılmaz olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin zararına olarak tanınmış markasından haksız menfaat elde etmek amacıyla hareket ettiğini ileri sürerek 2021-M-7283 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2020/20286 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>        Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.  <br>Davalı şirket vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli 2020/20286 başvuru numaralı markası 29, 30, 31 ve  32 sınıflarda tescil edilmişse de müvekkilinin  beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, leke çıkarıcılar ve bulaşık yıkama maddeleri üretimi yaptığını, davacının ise gıda sektöründe faaliyet gösterdiğini, taraflarca üretimi yapılan mallar farklı olduğu ve bu malların hiç bir şekilde aynı yerde ve hatta aynı rafta bulunmasının mümkün olmadığı nazara alındığında davacının markasına zarar verilmesinin söz konusu olmadığını ve tarafların ürünlerinin ambalajları ve kompozisyonları  karşılaştırıldığında ürünlerin ve üreticinin farklı kimseler olduğunun tüketici tarafından hemen anlaşılacağını dolayısı ile  haksız rekabet gibi iltibasın da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davalıya ait \"...\" ibareli marka ile itiraza mesnet  \"...\" ibareli marka arasında tüketicilerin markayı bir bütün olarak algılama eğiliminde olması nedeniyle görsel, markaların \"...\" ve \"...\" olarak  okunacak olması, başlangıç seslerinin farklı olması ve davacının markasında vurgunun \"z\"  harfi üzerinde olması nedenleriyle de işitsel benzerlik, her iki kelimenin de Türkçe'de   doğrudan bir anlamının bulunmaması nedeniyle anlamsal benzerlik de bulunmadığından  markalar arasında iltibas ihtimalinden söz edilemeyeceği, davacının sunmuş olduğu belgelerden önceye dayalı hak sahipliğinin ortaya konulamadığı, markalar benzer görülmediğinden tanınmışlık koşullarının gerçekleşmediği ve başvurunun kötü niyetli olduğuna dair yeterli delil  bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. <br> <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, süresi içinde cevap vermeyen davalı şirketin cevabının ve delillerinin gerekçede dikkate alınmasının usule aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının denetime elverişli  olmadığını, \"...\"ibareli markanın T/02607 sayılı dosya ile 10/01/2014 tarihinden beri  tanınmış marka olarak tescilli olup bilirkişi raporunda tanınmışlığının değerlendirmeye alınmadığını, mahkemece yalnızca yurtdışı tanınmışlık yönünden bir değerlendirme  yapıldığını,  \"...\" markasıyla müvekkilinin \"...\" markasının görsel ve işitsel olarak ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, 1999 yılından beri müvekkil şirket adına tescilli \"...\" markasının sözcük anlamının bulunmamasının markanın ayırt edici niteliğini güçlendirdiğini, sonradan yaratılan \"...\" markasının yapılan tanıtım çalışmaları ve yaygın coğrafi alandaki (yurtiçi ve yurtdışı) satışlarla ayırt edici niteliği tanınmış marka düzeyine yükseldiğini, Yargıtay'ın üç  harften oluşan markaya yönelik kararının dört harften oluşan müvekkili markası için esas alınamayacağını, gerekçeli kararın sonuç kısmına nasıl varıldığı açıklanmadan taraf markalarının benzer olmadığı gerekçesine dayalı olarak seri markaların varlığıyla oluşan geniş bir tanınmışlık alanının göz ardı edildiğini, ortalama tüketici içindeki çocukların büyük çoğunluğunun taklit marka olarak algılayacağı, başı ve sonu \"O\" harfiyle biten markanın ortasındaki \"N\" harfini farklı bir  bakış açısıyla \"Z\" olarak görebileceği ve dolayısı ile davalı markanın \"...\" markasını çağrıştıracağının apaçık bir gerçek olduğunu, markalar arasındaki farklılığın yalnızca kelimenin iç kısmındaki iki harften ibaret olup benzerliği bertaraf edecek herhangi bir şekil veya kelime unsurunun  eklenmemesi nedeniyle markaların birbirinden ayırt edilemeyeceğini, markaların aynı sınıflarda tescilli  olduğunu ve davalının çok sayıda seçeneği bulunmasına rağmen müvekkilinin tanınmış markasını seçmesinin tesadüf  olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi  kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br><br> GEREKÇE\t:  Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davacıya ait itiraza dayanak \"...\" ibareli marka ile davaya konu \" ...\" ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira karşılaştırılan markalar arasında esaslı unsuru teşkil eden ibarelerin ilk ve son harfinin ortaklığından kaynaklı bir benzerlik bulunuyorsa da marka ibarelerinin ortasında buluna  harflerin ayırt ediciliği sağladığı, itiraza mesnet markadaki baskın niteliği bulunan \"Z\" harfinin bulunmamasının ve kelimelerin okunuş şeklinin işitsel  benzerliği ortadan kaldırdığı, davacının \"...\" ibareli markalarının tanınmış olduğu kanıtlanmadığı gibi marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından tanınmışlık iddiasının sonuca etkili bulunmadığı ve  başvurunun kötü niyetli yapıldığının kanıtlanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 435,50-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 10/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>\tGEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/04/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be22f25342ed6674","SID":"c0d0797fe092cc7a"}}