{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>ESAS NO\t: 2025/147 <br>KARAR NO\t: 2025/289<br><br>DAVA\t: Şirketin İhyası<br>DAVA TARİHİ\t: 25/09/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan şirketin ihyası davasının yapılan açık yargılaması sonunda, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesi ile müvekkili kurumun zararının ihyası istenilen şirketten ve diğer ilgililerden tahsili için ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E.sayılı dosyası ile alacak davası açılmış olduğunu, taraflarına bu dosyada ismi geçen şirketin ihyası için davacı olarak süre ve yetki verildiğini, söz konusu şirketi resen terkin edilmiş kaydı sona erdirilmiş ise de ihyası istenilen şirket tarafından var olan ihtilaflar beklenmeden ve müvekkil kurumun alacağı gözetilmeden şirketin kaydının resen terkin edilmesine sebebiyet verilmiş olduğunu, söz konusu ...Şirketi'nin tüzel kişiliğinin  ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı sicil müdürlüğü vekili cevap dilekçesi ile müvekkili Ticaret Sicil Müdürlüğüne ...ticaret sicil numarası ile kayıtlı bulunan ...Şirketi'nin dosyasında yapılan inceleme neticesinde; dava konusu şirketin, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 20/1 maddesi ve Anonim ve Limited Şirketlerin Sermayelerini Yeni Asgari Tutarlara Yükseltmelerine ve Kuruluşu ve Esas Sözleşme Değişikliği İzne Tabi Anonim Şirketlerin Belirlenmesine İlişkin Tebliğ’in 7. maddesi kapsamında; \"vergi kaydının terkin edildiği\" ve \"sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantısının yapılmadığı\" hususlarının belirlenmesinin ardından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Geçici 7’nci maddesi ile “Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ”in 5’inci maddesi gereğince re'sen terkin kapsamına alındığını,  tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 15/11/2013 tarihinde sicil kaydının re’sen terkin edildiği anlaşılmış olduğunu, müvekkil Ticaret Sicili Müdürlüğünce söz konusu şirkete, belirtilen süre içerisinde münfesih olma sebeplerini ortadan kaldıran işlemlerin yerine getirildiğinin ispatlayıcı belgelerle birlikte bildirilmemesi ya da tasfiye memurunun bildirilmemesi hâlinde söz konusu şirketin unvanının ticaret sicilinden silineceği, şirkete ait malvarlığının kaydın silinme tarihinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu ihtarında bulunulduğunu, ancak bu ihtara rağmen söz konusu şirket yukarıdaki yükümlülüklerini yerine getirmemiş olduğunu, re’sen terkin işlemi hukuka ve kanuni prosedüre uygun olduğu gibi, davacı vekilince re’sen terkin işleminin eksik veya usulsüz olduğuna dair bir iddia ileri sürülmemiş olduğunu, dava konusu şirket bakımından üçüncü  kişi konumunda olan davacı tarafça re'sen terkin işleminin usule aykırı olduğu iddiasının ileri sürülmesi de mümkün olmadığını, TTK Geçici 7.Madde Fıkra 2 hükmüne de aykırı bir durum bulunmadığından, nitekim bu yönde bir iddia da ileri sürülmediğinden müvekkil müdürlük aleyhine isnat edilebilecek bir kusur ve sorumluluğun bulunmamakta olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. <br>Taraflar arasında tartışmanın ihyası talep olunan şirketin taraf olduğu ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E.sayılı dava dosyası karşısında şirketin ihyasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. <br>İhyası talep olunan şirketin 15/11/2013 tarihinde ve resen TTK-Geçici 7 madde hükmüne göre resen terkininin gerçekleştiği, bu çerçevede taraf teşkilinin tam ve eksiksiz sağlandığı tartışmasızdır. <br>Mahkememizin AYM'ye başvurusu sonrası Anayasa Mahkemesi Başkanlığının ... E.sayılı dosyasına istinaden TTK Geçici 7.madde hükmünde yer alan \"beş yıl\" ibarenin iptal olunduğu, iptale ilişkin Anayasa Mahkemesi Başkanlığının ...E.sayılı... K.sayılı kararının 15/09/2023 tarihinde Resmi Gazetede yayınlandığı, bu çerçevede süre yönünden davanın esasına girilmesine AYM kararı açısından dahi engel halin olmadığı öncelikle kabul edilmiştir. <br>İhyası talep olunan şirketin, halihazırda ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin ...E.sayılı dava dosyasında davalı konumunda olduğu, bu noktada davacının dava dosyasında taraf teşkilinin sağlanması açısından şirket ile ilgili yeniden tescil kararı verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.  <br>Dava TTK'nın Geçici 7.Madde hükmü çerçevesinde açılmış olup ihyası istenen şirketin merkez adresi karşısında ise mahkememiz yetkilidir. <br> \"6102 Sayılı TTK'nun yürürlük tarihinden önce veya 01.07.2015 tarihine kadar şirketin münfesih olmaları, aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantılarının yapılamaması, TTK'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış olmakla birlikte genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoların ve kati bilançonun genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin edilememeleri sebepleriyle şirketler re'sen terkin edilebilirler. Ticaret sicil müdürlüklerince kapsam dahilindeki şirketlere bir ihtar gönderilir. Bu şirketler tasfiye memuru bildirdikleri takdirde maddede gösterilecek usulde tasfiye edilecek olup, ihtara rağmen tasfiye memuru bildirmeyen şirketlerin unvanı ise ticaret sicilinden re'sen silinir.Ancak, devam eden davası bulunan şirketler için bu madde hükmü uygulanmayacağı gibi sicilden kaydı silinen şirket alacaklıları ile hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplere dayanarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler.\"<br>Somut uyuşmazlıkta, davacı şirketin, ihyası talep olunan şirket aleyhine halihazırda başka mahkemede açılmış dava dosyasının bulunduğu, ihyası talep olunan şirket ile ilgili diğer Mahkemedeki yargılamanın devam edebilmesi açısından davacının ihya davası açmakta hukuki yararının olduğu, bu nedenle davacının aktif sıfat sahibi olduğu açıktır. <br>Mahkememizce oluşturulan 26/10/2023 Tarihli ve ...E. ...K.sayılı kararda:<br>\"1-Davacının, şirketin ihya olunmasına dair talep yönünden sicil müdürlüğü aleyhine açmış olduğu davasının KABULÜNE, <br>2-...nün ... ticaret sicil numarasında kayıtlı... Şirketinin yeniden İHYASINA,<br>3-Karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına, <br>4-Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 2023 yılı uygulaması gereği tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına,  <br>5-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacıdan harç alınmamış olmakla alınması gereken 269,85TL peşin ilam harcı ve 269,85TL başvurma harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>6-Davacı tarafından harcanan 21,75 TL tebligat giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>7-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,   <br>8-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının taraflara iadesine,\" şeklinde hüküm oluşturulmuştur.<br>Hükmün istinaf olunması üzerine İstanbul BAM 43.HD 27/12/2024 Tarihli ve ...E....K.sayılı kararında:<br>\"(...)<br>23/5/2024 tarih ve 7511 sayılı kanunun 16 maddesi ile TTK'nın geçici 7/15.maddesine \"....Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz\" düzenlemesi eklenmiştir.<br>TTK'nın geçici 7. maddesine uyarınca  yapılan terkin işlemine  karşı açılan davalarda husumetin yasal hasım olmayan sicil müdürlüğü yöneltilmesi yeterli olup,ayrıca tasfiye memuruna yöneltilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır.<br>(...)<br>Ancak re'sen sicilden terkin edilmiş şirket yönünden davacının derdest dosya işlemleri ne yönelik şirketin ihyasının talep etmesine göre mahkemece talep edilen  işlemlere hasren şirketin ek tasfiye işlemlerinin tamamlanması için ihyasına karar verilmesi ve  ihya edilen münfesih konumda olan şirketin  ek tasfiye işlemlerinin yapılması için TTK 547/2 maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/04/2022 tarih... E. ...K.) ve davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.<br>(...)<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,\"<br>şeklinde karar vermiştir. <br>Bunun üzerine mahkememizce oluşturulan 06/03/2025 tarihli tensip tutanağında: <br>2-İstanbul BAM 43.HD nin .. E.sayılı ... K.sayılı benzer başkaca dosyada hak düşürücü süreden ilk derece mahkemesince davanın red olunmasına rağmen HMK 353(1) b çerçevesinde yeniden hüküm oluşturduğu,<br>Buna mukabil mahkememizce ve \"sadece tasfiye memuru ve vekalet ücreti\" ile ilgili aynı dairenin  kanun hükümleri karşısında yeniden hüküm oluşturmaksızın yine İstanbul BAM 43.HD'nin dosyadaki ... E.-... K.sayılı kararı ile HMK m.353/1 a-6 hükmü uyarınca bu defa kaldırma ve iade kararı verdiği,<br>Anılan kararların çelişki oluşturduğu anlaşılmakla, var ise maddi hatanın giderilmesi, bu dosyadaki HMK m.353 (1) b hükmünün uygulanması noktasında İstanbul BAM 43.HD ye başvurmak üzere davacı vekiline iki hafta süre ve imkan verilmesine, aksi halde üç dereceli aşamanın beş dereceli olabileceğinin bildirilmesine,<br>3-... tarihli ve ... sayılı Kanunun 16.maddesi ile TTK Geçici 7/15 Maddesinde sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği yönündeki karar tarihinden sonraki düzenlemenin somut olayda uygulanması gerektiğine dair kaldırma kararı verildiği,<br>Buna mukabil başkaca dairenin ise ilk derece mahkemesinin karar verdiği tarihten sonra gerçekleşen bu kanun değişikliğine rağmen davalı sicil müdürlüğü aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönünde kararlar verildiği,<br>Anlaşılmakla bu noktadaki uyuşmazlığın giderilmesi için gerekir ise İstanbul BAM Hukuk Dairesi Başkanlar Kuruluna başvurulmasına,<br>4-Yargıtay 11.HD nin 2022 yılına kadar TTK Geçici 7.Maddesine dayalı ve davacı SGK tarafından açılan davalarda tasfiye memuru atanmaması gerektiğine dair yerleşik uygulamasını devam ettirdiği, esasen mahkememiz kararında da bu duruma açıkça değinildiği, ancak bu tarihten sonra artık tasfiye memuru atanması yönünde görüşü benimsediği anlaşılmakla, dairenin değişen bu görüşünü benimseyen İstanbul BAM 43.HD nin iade kararı ile bağlı kalınarak durumun hüküm aşamasında takdirine,<br>5-Mahkememizin dayanak kararı 2022 yılına kadar Yargıtay 11.HD'nin yerleşik tüm karar içeriklerine  uygun olmakla birlikte  değişik konularda ve birden fazla gerçekleşen Yargıtay karar içerikleri karşısında bu aşamadan sonra usulen bağlayıcılığı olan BAM kararı dikkate alınarak yargılamaya devam olunmasına,\"<br>Dair ara karar oluşturulmuş, hatta bu noktada davacı vekili maddi hatanın giderilmesi noktasında talepte bulunmuş, ne var ki talep reddolunmuştur. <br>BAM kararından ve mahkememizin 06/03/2025 tarihli ara kararından dahi anlaşılacağı üzere mahkememizce ilk kararın verildiği 26/10/2023 tarihinden sonra yargılama gideri ve vekalet ücreti ile ilgili kanun değişikliği gerçekleştiği gibi mahkememizin ilk kararında atıf yapılan Yargıtay uygulaması dahi yeniden değişmiş ve emsal dosyalar açısından tasfiye memurunun atanması yönünde uygulama şekillenmiştir. Esasen bölge adliye mahkemesi kararı da bu yöne işaret etmektedir.<br>Davacının  açtığı davanın hükme bağlanabilmesi açısından ihyasını talep etmiş olduğu şirket hakkında ihya kararı verilmesi usulen artık zorunluluktur. Hal böyle olunca ihya kararı verilmesi açısından yasal şartlar gerçekleşmiştir. İhya ise somut olay açısından emsal olarak güncel Yargıtay uygulaması gereği derdest dava ile sınırlı gerçekleştirilmiştir. Zaten davacının talebi bu yöndedir. Zira bu noktada güncel hukuki yararın gözetilmesi asıldır. Ne var ki sadece davanın görülmesi değil ayrıca bu dava ile ilgili verilecek hükmün kesinleştirilmesi ve icra hukuku açısından infaz işlemlerini dahi kapsayacak şekilde hüküm takdir edilmiştir. Zira bir davada verilecek hüküm ancak infaz edildiği ölçüde hukuken vardır. Bu nedenle ihya kararı, derdest davada verilecek hükmün infazını dahi kapsamaktadır. Zaten Yargıtay 11.HD güncel kararlarında da, mutlak ihya talebi olsa dahi Mahkememizce oluşturan karar içeriğine uygun BAM ve İDM kararlarını onamaktadır. (Yargıtay 11.HD...E. ...K.sayılı ve uyumlu olan İstanbul BAM 13.HD...E. ...K.sayılı, Yargıtay 11.HD...E.... sayılı kararı)<br>Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7.maddesinde \"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.<br> Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz.\" denilmek sureti ile kanun metninde sayılan halleri tespit edilen şirket ve kooperatiflerin tasfiyesinin TTK hükümlerine uyulmaksızın anılan maddedeki usule göre yapılacağı belirtilmiştir. Diğer bir anlatımla bu madde ile belirtilen sınırlı hallere münhasıran özel bir tasfiye yöntemi getirilmiştir.<br>Dayanak hükmün yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tarihinden itibaren verilen ihya kararlarında ve en başta tasfiye memuru atanması gerektiği Yargıtay 11.HD tarafından benimsenmiştir. <br> TTK'nın geçici madde 7/1 hükmünde; \"Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde aşağıdaki halleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.\" denilmek suretiyle madde kapsamına giren şirketlerle ilgili yapılacak tasfiye işlemlerinde başka bir yasal düzenlemenin kıyasen uygulanamayacağı kabul edilmiş olduğundan sicilden re'sen terkin edilen şirketler hakkında verilen ihya kararı ile birlikte tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı kabul edilmekte idi. Yargıtay'ın son uygulamalarıyla BAM kararlarında da belirtildiği üzere bu husus dahi yeniden değişmiştir.  Yargıtay 11.HD ve Yargıtay HGK uygulamaları ile son yıllardan itibaren TTK geçici 7.madde uyarınca ihyasına karar verilen şirketlere tasfiye memuru atanmasının kanunun amacına uygun olacağı yönünde görüş değişikliği olmuştur. Buna bağlı olarak bölge adliye mahkemeleri kararları kaldırılmış, ilk derece mahkemelerinin kararları bozulmuştur. En son yargısal uygulama ise tasfiye memurunun atanması yönündedir. (Yargıtay 11.HD ...E....K; yine ...E. ...K.sayılı vb kararları)\"<br>Öte yandan, ihyası talep edilen şirketin, davalı Kurum tarafından sermayesini gerekli tutara artırmadığından bahisle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine dayalı olarak 26/03/2014 tarihinde resen ticaret sicilden terkin edildiği anlaşılmaktadır. Dairemizin yerleşik içtihatlarında belirtildiği üzere,  6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine dayalı olarak resen ticaret sicilden terkin edilen şirketlerin ihyası için açılan davalarda, ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğüne husumet yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup şirket ortaklarına ve yetkililerine husumet yöneltilemez. Bu anlamda, resen terkin edilen şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanmasının gerekmesi de şirket ortak ve yetkililerine husumet yöneltilmesini gerektirmez. (Yargıtay 11.HD ...E. ...K.sayılı kararından hareket edilmiştir) şeklindeki Yargıtay uygulaması da bu noktada dikkate alınmıştır. <br>Bu çerçevede değişen ve gelişen Yargıtay uygulaması karşısında şirketin ihya olunması dışında ve ayrıca şirkete en son yetkilinin tasfiye memuru dahi atanması gerekmiştir. Esasen bu atamayı yapmaya yasal bir engel dahi yoktur. <br>Davalı sicil müdürlüğü aleyhine hüküm kurulmuş olup bu noktada yargılama gideri ve vekalet ücretinin kimin üzerinde kalması gerektiği ise ayrıca Mahkememizce değerlendirilmiştir. <br>Halihazırda Mahkememizce de somut dava açısından mevcut yasal düzenlemeler ve Yargıtay uygulaması gözetilmiştir.  <br>29/05/2024 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. Maddesi bu noktada dikkate alınmalıdır. İlgili hüküm şu şekildedir:<br>\"MADDE 16 - 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.<br>“Bu maddede öngörülen usule uygun olarak kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunamaz.”İlgili hükmün ilk derece ve bölge adliye mahkemelerince farklı yorumlanması söz konusu ise de bu noktada madde gerekçesinin dikkate alınmasında da fayda bulunmaktadır. Nitekim madde gerekçesi: Uygulamada, 6102 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesi uyarınca kaydı silinen şirket veya kooperatifler hakkında açılan ihya davalarında, yargılama sonucunda ihya karan ile birlikte davaya yasal hasım olarak iştiraki zorunlu olan ticaret sicili müdürlükleri aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilebilmektedir. Madde hükümlerini uygulamakla yükümlü olan ve madde uyarınca gerekli işlemleri yerine getiren ticaret sicili müdürlükleri aleyhine bu yönde hüküm tesis edilmesi uygun olmadığından, uygulamada yaşanan tereddüt ve mağduriyetleri ortadan kaldırmak adına ve yürürlüğünden sonra verilecek hükümlerde uygulanmak üzere on beşinci fıkraya son cümle eklenmektedir\" şeklindedir. <br>Kanun koyucu, ticaret sicil müdürlüklerinin yasal hasım olduğunu, bu nedenle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir olunmamasını aslında amaçlamıştır. Bu kanun koyucunun bir tercihidir.<br>Bilindiği üzere önceki uygulamalarda ve mevcut düzenlemeler gereği, davalı sicil müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönünde Yargıtay kararları mevcuttur. Ne var ki  29/05/2024 tarih ve 32560 sayılı Resmi Gazete de yayımlanan 7515 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında TTK geçici 7.maddesinin 15.fıkrasına yapılan ekleme ve değişiklik çerçevesinde, bu maddede öngörülen usule uygun kaydı silinen şirket veya kooperatifin ihyasına ilişkin yapılacak yargılamada ilgili ticaret sicili müdürlüğü aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmolunmayacaktır.<br> Nitekim değişen ve güncel Yargıtay uygulamalarında dahi \"temyiz inceleme tarihi itibari ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanununun geçici 7.maddesinin 15.fıkrasının son cümlesi uyarınca artık davalı ... müdürlüğünün yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olamayacağı\" benimsenmiş, hatta bu nedenle ilgili BAM kararı dahi Yargıtay tarafından düzeltilerek onanmıştır. (Yargıtay 11.HD 2024/4617E. 2024/6176K.sayılı kararı, Yargıtay 11.HD ...E. ...K.sayılı kararı, bu uygulamayı benimseyen İstanbul BAM 13.HD ...E. ...K.sayılı kararı) <br>Esasen yukarıda anılan kanun koyucunun gerekçesi ile yukarıda atıf yapılan Yargıtay kararı birbiriyle uyumludur. Böylelikle ilgili Yargıtay kararından da anlaşılacağı üzere kanun değişikliğinin olduğu tarihte derdest olan davalar açısından dahi bu değişiklik dikkate alınacaktır. Zaten bu değişiklik bir usul hükmüdür. Kanunda da aksine bir düzenleme olmadığı bu usul hükmünün, \"hemen ve derhal uygulanması\" ana ilkedir. Bu çerçevede hüküm sonrası gerçekleşen kanun değişikliği karşısında sicil müdürlüğü aleyhine Yargıtay kararına atıf yapan BAM kararı uyarınca artık vekalet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmeyecektir. <br>Yapılan açıklamalar karşısında davanın KABULÜ İLE, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ... sicil  numarasında kayıtlı iken TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen ... Şirketi'nin ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E.sayılı dava dosyasında taraf olması, bu suretle taraf teşkilinin sağlanması, kararın infazının temini, alacağın tahsili dahil her türlü iş ve işlemlerin yapılması ile sınırlı olmak üzere adı geçen şirketin ihyasına, kararın kesinleşmesi halinde ticaret siciline tescil ve ilanına, tasfiye memuru olarak ... T.C. kimlik nolu ...'ın görevlendirilmesine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın KABULÜ İLE, ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ...sicil  numarasında kayıtlı iken TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca sicilden terkin edilen ... Şirketi'nin ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E.sayılı dava dosyasında taraf olması, bu suretle taraf teşkilinin sağlanması, kararın infazının temini, alacağın tahsili dahil her türlü iş ve işlemlerin yapılması ile sınırlı olmak üzere adı geçen şirketin ihyasına, <br>Kararın kesinleşmesi halinde ticaret siciline TESCİL VE İLANINA,  <br>2-Tasfiye memuru olarak ... T.C. kimlik nolu ...'ın görevlendirilmesine,<br>3-...'ın şirket ortağı ve yetkilisi olması nedeniyle ücret takdirine yer olmadığına,  <br>4-Davacı kurum harçtan muaf olduğundan karar ve ilam harcı alınmasına yer olmadığına, <br>5-Davacı tarafından harcanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>6-Hükmün niteliği gereği davalı tarafından yapılan masrafların davalı üzerinde bırakılmasına, <br>7-Davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-Artan avansın kesinleştiğinde iadesine,      <br>Kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul BAM nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin  huzurunda davalı vekilinin yokluğunda ve oy birliği ile karar verildi.<br><br>Başkan ...<br> <br>Üye ...<br> <br>Üye ...<br> <br>Katip ...<br> <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"642864af17f586f8","SID":"1d07d012241fe866"}}