{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/776 <br>KARAR NO:2025/591<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:04/02/2022<br>NUMARASI:2021/168 Esas - 2022/127 Karar<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:15/04/2025<br>Davanın kabulüne ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA:Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında teknik servis ve sarf malzemesi ile kit satışını içeren ticari ilişkiden kaynaklı cari hesap ilişkisi bulunduğunu,cari hesap ilişkisi kapsamında davalının borcunu ödemediğini, müvekkilin 206.618,24-TL asıl alacağın tahsili için davalı aleyhine Bakırköy ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının takibe itirazının iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP:Davalı vekili, müvekkili şirketin muhasebe kayıtları ile davacı şirketin muhasebe kayıtlarının birbiri ile uyuşmadığını ve davacıya takibe konu herhangi bir borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:Mahkemece,alınan  mali müşavir bilirkişi raporunda davacının ticari defterlerinde takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 206.618,24-TL alacaklı olduğunun göründüğü, 2018, 2019 ve 2020 yıllarında takip tarihi itibariyle davacının düzenlediği faturaların tamamının davalı şirket kayıtlarında bulunduğu, davalının düzenlediği faturaların da davacı defterlerinde kayıtlı olduğu, ibraz edilen ödeme ve tahsilat dekontları dikkate alındığında davacının alacağını ispat ettiği ve alacağın likit olduğu gerekçesiyle, davanın  kabulü ile davalının takibe itirazının iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa talep aşılmamak üzere yasal faizi uygulanarak takibin devamına, alacağın %20'si oranında (41.323,64-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, bilirkişi raporunda eksik inceleme ve yanlış hesaplamalar olduğunu, müvekkili şirketin Mayıs 2018'e kadar davacının fiili olarak davacı şirketin mali müşavirliğini yapan ...'e ait bir şirket olduğunu, tüm muhasebe kayıtlarının davacı eliyle tutulduğunu, incelemenin şirket devrinden itibaren yapılması gerektiğini,devir tarihinden önceki muhasebe kayıtlarındaki, özellikle raporda belirtilen 02/01/2018 tarihindeki \"virman açıklamalı 149.461,64-TL tutarındaki işlemin 120. hesaba aynı zamanda borç kaydedilmesinin dayanak belgesinin davalı şirket tarafından ibraz edilmediği\" tespitine yönelik itirazının dikkate alınmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki satım sözleşmesi kapsamında davacının davalıya sattığı malların bedeline ilişkin cari hesap alacağının tahsili için başlatılmış icra takibine davalının itirazının iptali sitemine ilişkindir. Yargılamada her iki tarafın da dayanaklarıyla birlikte ticari defter ve kayıtları ile BA/BS kayıtları getirtilmiş ve mali müşavir bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi kök raporunda tarafların 2018, 2019 ve 2020 kayıtlarını karşılıklı ve dayanaklarıyla birlikte incelemiş, davalının kayıtlarında bulunan 02/01/2018 tarihli davacıyı borçlandırdığı 149.461,64-TL virman işleminin dayanağının davalı tarafından sunulmadığından dikkate alınmadığı, icra takip tarihi olan 23/12/2020 tarihinden sonra davalının davacıya kestiği 31/12/2020 tarihli 239.639,05-TL bedelli faturaya  davacının süresinde itiraz ederek iade ettiğinden hesaba dahil edilmediği, yine davacının ve davalının kayıtlarında dikkate alınmaması gereken bir kaç kalem alacak-borç kaydının da çıkarılmasından sonra hesapların birlikte karşılaştırılması sonucunda cari hesaba göre davacının davalıdan 156.618,24-TL alacaklı olarak göründüğü, fakat davacının davalıya verdiği 22/03/2020 tarihli çekin 350.000-TL bedelli başka bir çek verilmek ve kalan 50.000-TL'si de davalı şirket yetkilisinin hesabına yatırılmak suretiyle toplam 400.000-TL'nin de tahsil edildiği, davalı şirket yetkilisinin düzenlediği 31/03/2020 tarihli belgeyle belirlendiği, 50.000-TL ödemenin her iki tarafın da kaydında bulunmadığı ve davalı yetkilisinin düzenlediği belge gözetildiğinde davacının davalıdan (156.618,24+50.000=) 206.618,24-TL alacağının bulunduğu görüşü belirtilmiştir.Davacı vekili bu rapora karşı, söz konusu 50.000-TL'nin ödendiğine dair 23/03/2020 tarihli 15.000-TL ve 35.000-TL bedelli iki adet dekontu dosyaya sunmuştur.Davalı vekili ise,(ileri sürülen istinaf sebeplerine göre) 15/09/2021 tarihli itiraz dilekçesinde, müvekkili şirketin davacı şirket uhdesinde faaliyetlerini sürdürmekte iken,Mayıs 2018'de ayrılarak bağımsız bir şirket haline geldiğini, bu tarihten öncesinin davacı ile müvekkilinin cari hesaplarının ortak olduğundan bahsedilen aylara ilişkin hesaplamaya dahil edilen borçların müvekkiline değil davacıya ait olduğunu, bilirkişi raporunda bu husus nazara alınmayarak hesaplamanın 01/01/2018 tarihi itibariyle yapıldığını ileri sürerek, bu çerçevede ek rapor alınmasını istemiştir.Bu itiraz üzerine alınan bilirkişi ek raporunda, her iki şirketin ticari defter ve kayıtları karşılaştırmalı olarak incelendiği, faturalar ile ödemeler mahsuplaştırılarak kök raporda değerlendirildiği, davalı şirketin 2018 yılı yevmiye defterinin açılış tasdikinin 22/12/2017 tarihinde yapıldığı, hesap açılış kayıtlarında davacı şirkete ilişkin hesap devir bakiyesinin bulunduğunun görüldüğü, devir bakiyesi ve cari hesapta bulunan fatura ile ödemelerin karşılıklı olarak irdelendiği hatalı bir durumun tespit edilmediği ve kök rapordaki tespitlerin geçerli olduğu belirtilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili şirketin 2018 yılı Mayıs ayına kadar davacı şirkete ait bir şirket olduğunu ve bu tarihten önceki muhasebe kayıtlarındaki, özellikle 02/01/2018 tarihli virman açıklamalı 149.461,64-TL tutarlı işlemin dayanak belge ibrazının mümkün olmadığı itirazının dikkate alınmadığını ifade etmiştir. Fakat davalının söz konusu itirazı bilirkişi ek raporunda, davalı şirketin 2018 yılı yevmiye defterinin açılış tasdikinin 22/12/2017 tarihinde yapıldığının ve hesap açılış kayıtlarında davacı şirkete ilişkin hesap devir bakiyesinin bulunduğunun görüldüğü belirtilerek karşılanmıştır.Davacının defterinde bulunmayıp, davalının defterinde bulunan ancak dayanak belgesi olmayan kaydın davalı lehine delil olarak kabul edilmesi imkanı bulunmamaktadır.Yeterli incelemeye ve davalının itirazlarının da karşılandığı denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davanın kabulü ile belirlenebilir likit alacak için icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda  isabetsizlik bulunmadığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 14.114,09-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 3.528,53-TL harcın mahsubu ile kalan 10.585,56‬‬-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 13-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/04/2025\t\t\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9c9eaeaaf6994731","SID":"1a37f049afcfb35e"}}