{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2024/1773 Esas<br>KARAR NO: 2025/476<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/03/2018<br>NUMARASI: 2017/68 E. - 2018/78 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesi ile;  Müvekkilinin ... San. Ve Tic. Ltd. Şti'nin sahibi ve tek ortağı olduğunu, dördü İstanbul'da olmak üzere toplam beş lokasyonda hizmet verdiğini, TPMK nezdinde ... numaralı \"...\" ve ... numaralı \"...\" markalarının maliki olduğunu, aynı zamanda \"...\" isimli restoranı işlettiğini, müvekkili ile davalıların yıllardır ticari ilişkisi bulunduğunu, davalıların ... numaralı \"...\" ibareli markayı 43. sınıfta TPMK nezdinde kötü niyetli olarak tescil ettirdiklerini, \"...\" markası üzerinde önceye dayalı kullanımının bulunduğunu, marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, bu sebeplerle davalılara ait ... numaralı \"...\" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesi ile ; Müvekkillerinin 2007 yılından beri restoran işlettiklerini, Çengelköy Caddesinde ... numaralı iş yerini \"...\"  markası ile halen işletmeye devam ettiğini, ... numaralı iş yerine de döner, pide, kebap restoranı açmak üzere harekete geçtiğini, daha önceden \"...\" olarak tanındıklarından çağrışım yapması amacıyla \"...\" markasını seçtiklerini ve tescil ettirdiklerini, davacının markalarının 35. sınıf kapsamında toptan veya perakende satış kapsamında bulunduğunu, müvekkilinin davacının markasını taklit etme gibi bir çabası bulunmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince; \"Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, Davalıların ... sayılı ... markasının tescilli olduğu 43. Sınıfta \"yiyecek içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri\" sınıfında hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar  verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; reddedilen talepler yönünden kararın hatalı olduğunu, kötü niyetli marka başvurularının yasa gereği reddi gerektiğini, kötüniyetin somut olayın özelliğine göre belirleneceğini, Yargıtayın genel olarak kötü niyetin varlığı halinde tüm sınıflar ve ilgili alt sınıflar yönünden hükümsüzlüğe karar verdiğini, kötü niyetin bölünmezliği ilkesi çerçevesinde ve Yargıtay kararları ışığında davanın 43. Sınıftaki  gündüz bakımı hizmetleri, geçici barınma sağlanması hizmetleri yönünden reddine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, tüm hizmetler yönünden hükümsüzlük kararı verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda, davacının tüm iddiaları yersiz olduğu tespit edildiğini halde  karıştırılma ihtimali ve hatalı birkaç gerekçeye dayanılarak davanın kısmen kabulü ile müvekkilin asıl iş olan “ yiyecek, içecek sağlanması  hizmetleriyle ilgi olarak, ... markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkine karar verildiğini, müvekkillerinin  uzun yıllardır restoran işletmekte olup, Çengelköy'de “...“ ismiyle 43.sınıfta tescilli markaları ile hizmet verdiğini, Müvekkillerin mezkur işyerlerinin bulunduğu dükkanın karşısına sakatat harici ürünlerin de satılacağı bir restoran açmaya karar vermişler ve kendi markalarının tanınmışlığından da yararlanmak üzere “ ... ” ve “ ... ” markalarının 43.sınıfta tescili için TPE’ ye müracaat ettiğini,“ ... ” markasının tescil talebi reddedildiğinden, tescil edilen “...” markası üzerinden restoranlarını açarak işletmeye başlamışlar ve piyasada da bu marka adı altında haklı bir tanınırlığa ve isme kavuştuklarını, davacının  ise “...“ mesleğini ifa etmekte olup bu bağlamda soyadı da olan “...” markasıyla 35.sınıfta, mağazacılık alanında faaliyet gösterdiğini, Davacı tarafın, paşalı markasının tanınır hale gelmesi üzerine kötü niyetle davayı açtığını,  müvekkillerden ...’ nun uzun yıllar önce işlettiği restaurant'ına vermiş olduğu ete ilişkin,  “tek” bir fatura’ ya dayanmış, onun da aslını,  ibraz edememiş olduğu halde hükme  dayanak alındığını ve  et restoranı işlettiğimizin ile  “ürünleri davacıdan aldığı” şeklinde gerçek dışı bir olguyu dayanıldığını,  müvekkilce ... için, hiçbir şekilde davacıdan et alınmadığını , davacının da böyle bir iddiası bulunmadığını, , markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını,  dava konusu olan davacıya ait markanın tanınmış bir marka olmadığını, tarafların tescil sınıfları da farklı olduğundan marka tecavüzü oluşturmadığını, davacının markasını ticaret sınıfında tescil ettirdiği tarihte, hizmet sınıfında da tescil ettirebileceği halde, iştigal konusu olmamasından kaynaklı olarak tescil ettirmediğini, Müvekkillerin, hizmet sınıfında yaptıkları marka   tescilinden çok sonra ve markanın tanınması için yaptıkları bir çok işlem akabinde, marka belirli bir tanınırlığa ulaştığını, davanın kötü niyetle açıldığını, bu sebeplerle, yerel mahkemenin kararının,  yapılacak istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin 14/09/2023 tarihli 2020/1402 Esas 2023/902 Karar sayılı kararıyla; davalı markasının davacı  markası ve  43. sınıfta  kapsadığı mal veya hizmetlerin benzerliği nedeniyle halk tarafından ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali olduğu, bununla birlikte taraflar arasında ticari ilişki olmasının, davalının \"...\" ibaresinin davacı markasının asli unsuru olduğunu bilecek durumda olmasının tek başına kötüniyetli marka tescili olarak kabulüne yeterli olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Dairemizin kararına karşı taraf vekilleri  temyiz başvurusunda bulunmuştur.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 21/11/2024 tarihli 2023/6763 Esas-2024/8149 Karar sayılı ilamı ile; İlk derece mahkemesince, taraf markaları arasında iltibas riski bulunduğu, bunun yanında davalıların marka tescilinde kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalılar adına tescilli ... sayılı ... markasının tescilli olduğu 43. sınıfta \"yiyecek içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri\" sınıfında  hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise davalı markasının davacı markası ve 43. sınıfta kapsadığı mal veya hizmetlerin benzerliği nedeniyle halk tarafından ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimali olduğu, bununla birlikte taraflar arasında ticari ilişki bulunmasının, davalının \"...\" ibaresinin davacı markasının asli unsuru olduğunu bilecek durumda olmasının tek başına kötüniyetli marka tescili olarak kabulüne yeterli olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu durumda davacının kötü niyetli tescil iddiasının; ilk derece mahkemesince kabul edildiği, bölge adliye mahkemesince ise yazılı ve farklı gerekçe ile reddedildiği tespit edilmiştir. Ancak 6100 sayılı HMK’nın karar tarihinde ve halen yürürlükte olan 353/1-b-2 maddesinde; \"b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.\" düzenlemesi yer almaktadır. Anılan düzenleme uyarınca, taraf vekillerinin istinaf talebi üzerine İlk Derece Mahkemesi kararının istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince yeni ve farklı bir gerekçe ile verilmesi gerektiği sonucuna varılması nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulması gerekirken, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine şeklinde hüküm kurulması doğru olmamış Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediğine karar verilmiştir. Dairemizce Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş,  davacı  vekili talepleri gibi karar verilmesini,  davalı vekili ise  davanın reddini  talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davalıya ait ... numaralı “...\" ibareli markanın  hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine  kararı verilmesi  talebine ilişkindir. ... numaralı \"...\" markasının 35.sınıfta 07/03/2014 tarihinden itibaren davacı adına tescil edildiği, ... numaralı \"...\" markasının 36 ve 42.sınıflarda 09/12/2014 başvuru tarihinden itibaren davacı adına tescil edildiği, Davacının 43.sınıfta tescilli markasının 09.12.2014 başvuru tarihinden itibaren 29 , 35 ve 43.sınıflarda  \"...\" ibareli  olduğu, ... numaralı \"...\" markasının ise 43.sınıfta \"yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, gündüz bakım (kreş) hizmetleri, hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri\" emtialarında 14/10/2014 başvuru tarihinden itibaren davalılar ... ve ... adlarına  tescil edildiği anlaşılmaktadır. Davacı adına tescil edilen  \"...\" ibareli marka ile davalı adına tescil edilen \"...\"  ibareli markalarda ... ibaresinin asli unsur olduğu, markalar arasında yüksek benzerlik  bulunduğu, davacı adına tescilli marka ile dava konusu davalıya ait  marka arasında 6769 Sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi mevcut olduğu, davacı markasının  35. Sınıf  \"müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri, mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri\"  mağazacılık hizmetleri için tescilli olduğu,  davalıya ait markanın  \"yiyecek ve içecek sağlanması, geçici konaklama \"  hizmetlerini kapsayacak şekilde 43. Sınıfta   tescilli olduğu, dosyada mevcut bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı ve davalı markalarının tescil sınıfları bakımından ilintili emtiaları kapsadığı, davacının et ürünlerinin satışını yaptığı, davalının ise et ürünleri restoranı işlettiği ,  mal ve hizmetlerin birbirleri için tamamlayıcı olduğu , bu nedenlerle  tüketici  nezdinde her iki markaya konu mal ve hizmetin  aynı yada bağlantılı işletmelerden geldiğini düşündürecek nitelikte olduğundan karıştırılma tehlikesini içerdiği açıktır. Hemen belirtilmelidir ki; 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren SMK'nın 6/9 maddesinde, kötüniyetle yapılan marka başvurularına itirazın nispi ret nedeni olduğu açıkça düzenlenmiştir. Ayrıca hükümsüzlük hâllerinin düzenlendiği SMK'nın 25. maddesinde nispi ret nedenlerinden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda kötüniyetli tescil 556 Sayılı KHK döneminde öğreti ve uygulama ile hükümsüzlük nedeni olarak kabul edilmiş iken SMK ile birlikte artık açıkça hükümsüzlük hâli olarak düzenlenmiş bulunmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2021/11-76K. 2023/244,T. 22.3.2023) Öte yandan,hangi hâllerde kötü niyetli marka başvurusunun söz konusu olduğuna dair yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak genel olarak kötüniyetli marka başvurusu; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde de tescil için başvuruda bulunulması veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabilir. Kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir.  Bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötüniyet iddiası ileri sürülmüş ise TMK'nın 2. maddesi gereğince kötüniyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötüniyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmelidir.Nitekim Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin  2021/6071- 2023/686  sayılı güncel kararında aynı hususlara işaret edilmiştir;  \"Dairemiz uygulamalarında genel olarak, markanın kullanmak değil, para koparmak, şantaj veya daha önce açılmış davalarda verilmiş ya da verilecek mahkeme kararlarını etkisiz kılmak, son derece özgün bir örnek markanın aynısının tescili başvurusunda bulunmak ya da markayı kullanmak amacıyla değil sırf başkalarının ticaretine engel olmak için başvuru konusu edilmesi gibi hallerde kötü niyetli başvurunun varlığı kabul edilmektedir. Bununla birlikte markaların kötüniyetle tescil ettirilip ettirilmediği hususunun tarafların iddia ve savunmaları yanında, her bir somut olayda dosyadaki mevcut deliller ile o somut olayın özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir. Dairemizin yerleşik içtihatlarında (Yargıtay 11. H.D. 2020/1837 E., 2021/1722 K.) da belirtildiği gibi mülga 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca önceye dayalı hakların ihlali, tanınmış markanın aynı veya benzeri ibarelerin marka olarak tescil ettirilmesi gibi hususlar tek başına kötü niyetli başvuru olarak görülemez...\" Somut olayda, yukarıda açıklandığı üzere;  taraflara ait marka işaretlerinin asli unsuru olan ... ibaresi bakımından ayniyet söz konusu olduğu , aynı zamanda  davacı markasının tescilli olduğu 35.sınıfta  \"müşterilerin, malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için et , balık , kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri \" hizmet sınıfı ile 43.sınıfın,  \"yiyecek ve içecek sağlanması, geçici konaklama hizmetleri\" \" hizmet sınıfının  birbirleri için tamamlayıcı olması nedeniyle sınıfsal benzerliğin de söz konusu olduğu, bu bakımdan   halk tarafından ilişkilendirilme  ve  karıştırılma ihtimali olduğu  markaların benzerliği ve karıştırma ihtimali olmakla birlikte taraflar arasında ticari ilişki olmasının , davalının  \"...\" ibaresinin davacı markasının asli unsuru olduğunu bilecek durumda  olmasının tek başına kötüniyetli marka tescili olarak kabulüne yeterli olmadığı, tescilli bir markanın aynısı yada benzerinin tescil edilmiş olmasının da tek başına  kötüniyetli tescil olarak kabulüne yeterli olmadığı, zira  benzer marka tescilinin yasada ayrıca yaptırıma bağlanmış olduğu bu nedenle SMK 6/1 ve 25. Maddeleri kapsamında davalı markasının  ilgili emtia sınıfında hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği,  mahkemece tescilin   kötüniyetli olduğu yönündeki gerekçenin hatalı olması yanında  , kabule göre de, marka  tescili kötüniyetli kabul edilmesine rağmen markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiş olması çelişki oluşturduğundan düzeltilmiş gerekçe ile davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmesi gerektiği  anlaşıldığından istinaf taleplerinin kısmen kabulü ile 6100 Sayılı HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında belirtilen şekilde hüküm kurulmasına  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/03/2018 tarihli 2017/68 E. 2018/78 K sayılı kararının 6100 Sayılı 353/1-b-2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Bu kapsamda düzeltilmiş gerekçe ile; 3-DAVANIN KISMEN KABÜLÜNE KISMEN REDDİNE, Davalıların ... sayılı ...  markasının tescilli olduğu 43 .sınıfta \"yiyecek içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri\" sınıfında  hükümsüzlüğüne ve SİCİLDEN TERKİNİNE, Karar kesinleştiğinde gerekçeli karar örneğinin TPMK'na gönderilmesine, Fazlaya ilişkin talebin reddine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL karar harcından peşin alınan 31,40 TL'nin mahsubu  ile 584,00-TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan:  31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç, 4,60 TL vekalet olmak üzere toplam 67,40 TL harcı'nın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/c-Davacı tarafından yapılan 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 220,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam  1.220,00 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre (%50) 610,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye (%50) 610,00 TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Davalılar tarafından yapılan 20,80 TL yargılama giderinden, davanın kabul ve red oranına göre (%50) 10,40 TL'nin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine, bakiye (%50) 10,40 TL'nin davalılar üzerinde bırakılmasına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın kabul edilen kısmı üzerinden 40.000 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 40/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın red edilen kısmı üzerinden 40.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 5-İstinaf ve temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 121,30 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 17,63  TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 138,93‬ TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/ç-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 121,30 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 19,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 140,3‬0 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 5/d-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 16.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/e-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara verilmesine, 5/f-Temyiz yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.330,20 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 115,00 TL posta gideri, olmak üzere toplam 1.445,2‬0 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5/g-Temyiz yargılaması için davalı tarafından yapılan 1.330,20 TL temyiz yoluna başvurma harcı, 100,00 TL posta gideri, olmak üzere toplam 1.430,20 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"47c3be799d89851a","SID":"0c20be1fd080fe31"}}