{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2021/2329 <br>KARAR NO:2025/424<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:02/02/2021<br>NUMARASI:2018/71 E. - 2021/120 K. <br>DAVANIN KONUSU:Ticari Unvanın Korunması <br>Taraflar arasındaki ticaret unvanına tecavüzün tespiti, önlenmesi, terkini davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının, 2002 yılından bu yana İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne tescilli ticaret unvanı olarak ''...''  unvanını kullandığını, ibarenin aynı zamanda müvekkili şirket tarafından 2013 yılından bu yana marka siciline tescilli olup davacının ticari varlığına ait olarak gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında tanındığını,  davalı .... Şti.unvanının  davalı şirket adına 2011 yılından bu yana İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil edildiğini, davalı ile davacının  faaliyet alanlarının aynı olduğunu,  her iki firmanın da güvenlik alanında faaliyet gösterdiğini, davacı ile davalının ticaret unvanlarında yer alan ek kısımlarının ayırt  edilemeyecek kadar benzer olması sonucu iltibas meydana geldiğini,  davalıya karşı açılması gereken Bakırköy 13. İş Mahkemesinin 2017/441 Esas sayılı davasının isim benzerliği neticesinde  davacıya  karşı açıldığını,  daha sonra davacı vekili tarafından düzeltilerek davalı şirkete yöneltildiğini, benzerliğin davacı tarafça  bu şekilde öğrenildiğini, bu bağlamda müvekkilinin ticari iş ve ilişki içinde olduğu firmalar müşteri çevresinden gelen bilgiler doğrultusunda yapılan araştırma sonucu, davalının ... ibaresini ve firma adı olarak kullandığının, basılı evraklarından tespit edildiğini,   davalının ticaret unvanında kullanmakta olduğu \"...\" ibaresinin terkini gerektiğini,  zira  bu ibarenin  müvekkili şirket tarafından 2013 yılından bu yana marka olarak tescil edildiğini, davalı tarafından bu ibarenin kullanımının haksız rekabete yol açtığını, davalının ... ... ... ibaresinin şirket unvanıolarak kullanılması, haksız rekabet teşkil ettiğini,  davacıya zarar verdiğini,  başkalarının emek ve masraf yapmak suretiyle elde ettiği haklı şöhreti kullanmak ve bu benzerliklen yararlanın serbest rekabet ilkelerine aykırı, haksız, zarar verici ve hukuken yasaklanmış bir durum olduğunu,   usulünce  tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine ait olduğunu, TTK'nın haksız rekabete ilişkin hükümlerinin amacının  bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olduğunu, rakipleri arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı kabul edilerek yasaklandığını,   bu hususta davalıya ihtarname çekildiğini, cevap alınamadığını,  davalının kullandığı  ''... ... ... \" ibaresinin davacının tescilli unvanına aynen benzediğinden bu durumun haksız rekabet  teşkil etmesi sebebiyle  davacının ticaret unvanına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tespit edilecek tecavüzün menine, davalı şirketin kullanmakta olduğu ticaret unvanının ticaret sicilinden terkinine karar verilmesini  talep etmek zorunluluğu hasıl olduğunu ileri sürerek davalının davacıya ait ticaret unvanına tecavüzünün tespitine, önlenmesine ve menine, davalı şirketin kullanmakta olduğu ticaret unvanında yer alan \"...\" ibaresinin silinmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilinin tescilli ticaret unvanını kullanmasının rekabet teşkil etmediğini, ... ibaresinin iltibas açısından zayıf bir ibare olduğunu, müvekkili şirketin unvanının başında '' ...'' ibaresinin yer aldığını, bu ibare ile unvana ayırt edilicilik katıldığını, ''...'' ibareli bir sürü şirket olduğunu, her iki şirketin merkezlerinin İstanbul'un farklı ilçelerinde olduğunu, müvekkili şirketin 2011 yılında tescil olduğunu, davacı tarafın 8 yıl sonra dava açılmasının MK 2'ye aykırı olduğunu her iki şirketin unvanın birebir aynı olmadığını, davalının markasal kullanımının  gerek yazı fontu gerekse renkler ve şekil açısından hiçbir benzerlik taşımadığını,  davacının şirket merkezinin  Beykoz ilçesinde, müvekkili şirketin merkezinin ise Eyüp ilçesinde olduğunu, dolayısıyla hitap edilen müşteri bilinirliğinin farklı çevreler olduğunu, bu durum da iltibas iddiasını ortadan kaldıran hususlardan bir tanesi olduğunu,  her iki ticaret unvanının aynı olmadığını, müvekkili şirketin ticaret unvanında ayırıcı ve baskın unsur olan “...” ibaresinin yer aldığını,  iltibas iddiasını bir an bile kabul etmemekle beraber, iltibasın olduğu varsayımında dahi davacı yanın yaklaşık 8 yıldır sessiz kalması hususunun TMK m. 2 uyarınca kötü niyetli bir hareket olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Davadaki uyuşmazlığın,  Davalı şirketin davacı şirkete ait tescilli ticaret ünvanına vaki herhangi bir tecavüzünün olup olmadığı, iltibasa yol açabilecek ibarelerin tescilden terkinini gerektiren şartlarının oluşup oluşmadığı  hususlarında toplandığı görülmüştür.Mahkememizce nihai rapor için TİCARİ ALANINDA,MARKA VE PATENT ALANINDA NİTELİKLİ Bilirkişisine verilmesine, karar verilmiş olup bilirkişi tarafından sunulan 13/09/2020 tarihli raporda özetle; somut olay açısında haksız rekabet veya ticaret unvanına tecavüz durumunun oluşmadığı  fakat bu konudaki nihai takdirin mahkemede olduğu, taraf şirketlerin unvanlarının ek unsurlarının '' ... ve ''... ...'' olduğu; çekirdek unsurlarının '' ... Şirketi'' ve '' ... Limited Şirketi'' olduğu dikkate alındığında, şirket unvanları arasında iltibas olması ve tarafların aynı alanlarda faaliyet göstermeleri sebebiyle davalı tarafın ticaret unvanının terkini için gerekli şartların oluştuğu somut olay açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybı için gerekli koşulların oluşup oluşmadığı konusunda takdirin mahkeme kanaatinde olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Bilirkişi raporu taraflara  tebliğ edilmiştir. Davalı  vekili 23/11/2020  tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna karşı beyanlarını  içeren dilekçesini dosyaya ibraz etmiştir.Davacı  vekili 04/11/2020   tarihli dilekçesiyle bilirkişi raporuna karşı beyanlarını  içeren dilekçesini dosyaya ibraz etmiştir.Tarafların itirazları doğrultusunda mevcut bilirkişiden ek rapor aldırılmasına karar verilmiş olup 11/01/2021 tarihli ek raporda özetle;  kök raporda belirtildiği üzere, somut olay açısında ticaret unvanına tecavüz durumunun oluşmadığı, fakat bu konudaki nihai takdirin mahkemede olduğu taraf şirketlerin unvanlarının ek unsurlarının '' ... ve ''... ...'' olduğu; çekirdek unsurlarının '' ... Şirketi'' ve '' ... Limited Şirketi'' olduğu dikkate alındığında, şirket unvanları arasında iltibas olması ve tarafların aynı alanlarda faaliyet göstermeleri sebebiyle davalı tarafın ticaret unvanının terkini için gerekli şartların oluştuğu somut olay açısından sessiz kalma yoluyla hak kaybı için gerekli koşulların oluşup oluşmadığı konusunda takdirin mahkeme kanaatinde olduğu sonuç ve kanaati bildirilmiştir.Her tacir, ticari işletmenin açıldığı günden itibaren onbeş gün içinde, ticari işletmesini ve seçtiği ticaret unvanını, işletme merkezinin bulunduğu yer ticaret siciline tescil ve ilan ettirir. Tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtmaları, üçüncü kişilerde yanlış izlenim yaratacak nitelik taşımamaları ve kamu düzenine aykırı olmamaları şarttır. Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve TTK 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler. Bir ticaret unvanına Türkiye’nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır. Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve finansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir. Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir. Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Görüldüğü üzere ticaret unvanına ayırt edicilik kazandıran unsur, kural olarak unvanın “çekirdek” kısmına eklenen “ek” unsurudur. Bu “ek” sayesinde ticaret unvanlarının birbirine karıştırılmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Gerçekten unvanın çekirdek kısmında görsel işitsel ve anlamsal açılardan benzerlik olduğu durumlarda, ticaret unvanının çekirdek unsuruna yapılacak ek, karıştırılma ihtimalinin önüne geçebilecektir (Bilge, Mehmet Emin; Ticari Ad ve İşaretler Arasında Karıştırılma Tehlikesi, Ankara, 2014, s. 82). Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir. O hâlde ticaret unvanının tescil edilmesiyle birlikte tacir, herkese karşı ileri sürebileceği bir mutlak hakka sahip olur ve 6762 sayılı TTK’nın 54. maddesinde düzenlenen özel korumadan yararlanabilir. Buna karşılık tescil edilmemiş olan unvanlar ise, sadece haksız rekabet hükümleri dairesinde korunabilir. Bu nedenle uzun süreden beri kullanılmasına rağmen tescil edilmemiş olan ticaret unvanına tecavüz hâlinde, bundan zarar gören kişi ancak haksız rekabet hükümleri sayesinde himaye edilir (Arkan, s. 288).6762 sayılı TTK’nın 54. maddesinde belirtilen “ticaret unvanı kanuna aykırı olarak başkası tarafından kullanılan” ibaresinden ticaret unvanının aynısının veya karıştırılma (iltibas) ihtimali oluşturacak derecede benzerinin bir başkası tarafından kullanılmasının anlaşılması gerekir. Ticaret unvanını önceden tescil ettiren tacir, 6762 sayılı TTK’nın 54. maddesi gereğince daha sonra tescil ettirilen ve haksız olarak kullanılan ticaret unvanının sicildeki kaydının değiştirilmesini veya silinmesini dava edebilir. Ticaret unvanlarının karıştırılma (iltibas) ihtimali bakımından yapılan değerlendirmede öncelikle ticaret unvanlarının çekirdek ve ek kısımlarının bir bütün hâlinde gözetilmesi gereklidir. Ayrıca buna ilave olarak unvanlar arasında karıştırılma (iltibas) ihtimalinden bahsedebilmek için, esas itibariyle ticari işletmelerin faaliyet konularının aynı veya benzer olması gerekmektedir. Zira ticaret unvanlarının bağlı olduğu işletmelerin faaliyet konularının birbirinden farklılaştığı oranda, aynı ya da benzer unvanlar arasındaki karıştırılma (iltibas) ihtimali de azalmaktadır. Dolayısıyla faaliyet konuları değişik olduğu için farklı müşteri çevresine hitap eden işletmelerin aynı ya da benzer unvanlarının karıştırılma ihtimali az olmakla birlikte tamamen ortadan kalkmamaktadır. Başka bir deyişle ticaret unvanlarının ayırt edici “ek” unsurları aynı olmakla birlikte faaliyet konuları farklı ise unvanlar arasında kural olarak iltibas oluşmasa da tanınmış bir ticaret unvanının “ek” kısmının aynısının ve benzerinin farklı bir faaliyet konusu ile birlikte ticaret unvanı olarak tescili hâlinde karıştırılma ihtimalinin varlığının kabul edilmesi gerekir (Suluk, Cahit/ Karasu, Rauf/ Nal Temel; Fikri Mülkiyet Hukuku, Ankara, 2018, s. 383).\" (...) Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraf ticaret unvanlarında ayırt edici nitelik taşıyan unsurun davacı unvanlarında “...” ibaresi, davalı unvanlarında ise “...” ve “...” ibareleri olduğu, taraf unvanlarında ... ibaresinin ortak olduğu, bu ibarenin dikkat çekiciliği ve zihinde oluşturduğu intibanın, karışıklık yaratabilecek nitelikte olduğu, bu ibarenin ilgili sektördeki tanınmışlığı, davalı ticaret unvanları ile davacı firma arasında ilişki kurulmasına neden olabileceği, (1) Nolu davalının ticaret unvanına ... ibaresi, (2) nolu davalının ticaret unvanına da 1 ibaresi eklenmiş olsa da ayırt ediciliği sağlayamadığını, ancak davalı kullanımının sadece basılı evraklardaki ticaret unvanı kullanımı ile sınırlı olduğu, kullanımın davalı firmayı ayırt etmeye yönelik ticaret unvanı kullanımından ibaret olduğu, aksi bir kullanımın davacı tarafça ispatlanamadığı için 556 sayılı KHK’nın 9/a ve 61/b maddeleri anlamında marka ihlali bulunmadığı, davalının tescilli ticaret ünvanı kullanımının hukuka uygun olduğu ve haksız rekabet yaratmayacağı, davacı şirketlerinin daha önceki tarihlerde kuruldukları, davalı şirketlerin ise 2009 ve 2007 yıllarında tescil edildiği, davacının ... ibaresi üzerinde öncelik hakkının olduğu, sessiz kalma yoluyla hak kaybının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalıların ticaret ünvanlarında bulunan ... ibaresinin ticaret ünvanından terkini talebinin kabulüne, ... ibaresinin davalıların ticaret ünvanından terkinine, markaya ve ticaret ünvanına tecavüz ve haksız rekabetin durdurulması ve diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.<br>SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29/04/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.\" T.C. YARGITAY 11. Hukuk Dairesi ESAS NO: 2015/862 KARAR NO: 2015/6057 içtihadı ile \"(...) Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin ticaret ünvanını davalıdan önce kullanıp tescil ettirdiği,  her iki şirket taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiğinden, davalının İkra ibaresini ticaret ünvanında kullanmasının iltibas doğurduğu, bununla birlikte davacı şirketin maddi ve manevi zarar gördüğünün ispat edilemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının ticaret ünvanındaki İkra ibaresinin terkinine, koşulları oluşmayan maddi ve manevi tazminat istemlerinin  reddine karar verilmiştir.Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu  ve toplanan delillerden davalının \"İkra\" ibaresini marka olarak kullanmadığı, dolayısıyla davacının markasına tecavüzünün bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.<br>SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının  reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.\" T.C. YARGITAY 11. Hukuk Dairesi ESAS NO: 2011/14175  KARAR NO: 2012/20574 içtihatları doğrultusunda dava dosyasındaki somut olay ele alınmıştır.Tüm dosya kapsamının incelenmesinde, dosya içerisinde yer alan Türk Patent ve Marka Kurumu'nun müzekkere cevabı incelendiğinde davacı şirketin ... ve ... nolu markaların sahibi olduğu  ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanuna göre 12.07.2012 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle tescil edildiği anlaşılmaktadır. Ticaret Sicil Kayıtlarının incelenmesinde davacı taraf ... unvanını 2002 yılından bu yana kullanmaktadır. Davalı taraf ise 2011 yılından bu yana ... ...Limited Şirketi unvanını kullanmaktadır. Her iki tarafın firma bilgileri incelendiğinde iki şirketinde özel güvenlik hizmeti sektöründe faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Tek başına davalı şirketin unvanındaki  \"...\" ibaresi ayırt edici özellik taşımadığı, unvanların karıştırılmasına yol açabilecek benzerlikler taşıdığı ve böylelikle ticaret unvanlarındaki benzerliklerin iltibas yaratacak nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Ancak davalı tarafın ticaret unvanını tescil edildiği biçimden farklı olarak kullandığı ve neticesinde davacı tarafın ticaret unvanına tecavüz ettiğine yönelik somut delil bulunmadığından, bizatihi tescilli ticaret unvanlarını sicilden silinmediği sürece tescil edildiği şekli ile kullanımları tecavüz teşkil etmeyeceğinden, davacının tescil edilmiş ticaret unvanı ve markasının kendi özel hükümleri uyarınca korunduğundan, TTK.nun haksız rekabete ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağından haksız rekabet nedeniyle tecavüzün tespiti ile men'i yönündeki taleplerin reddi gerekmiştir.Somut olaya konu dava 18.12.2018 tarihinde açılmıştır. Davalı şirketin kurulmasından 7 yıl sonra huzurdaki davanın açılması sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanması için tek başına yeterli olmayacağı nitekim davacının, aslında davalıya açılması gerekirken kendi şirketlerine karşı Bakırköy 13. İş Mahkemesi 2017/441 E. Sayılı dosyadan açılan dava neticesinde durumdan haberdar olduğu görüldüğünden  hüküm kurmaya elverişli nitelikte bilirkişi raporu ve tüm deliller doğrultunda, yargı içtihatları değerlendirilerek  Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davacının davalı ... ... ŞİRKETİ adına ... numara ile 20/12/2011 tarihinde İstanbul ticaret sicil memurlarına tescil ettirilmiş olan ticaret unvanında yer alan \"...\" ibaresinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, Davacının ticaret unvanına haksız rekabet nedeni ile  tecavüzün tespiti, önlenmesi ve menine dair taleplerinin reddine, karar vermek gerekmiştir.\"  gerekçesiyle, davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile davalı ... ... ... Şirketi adına ... numara ile 20/12/2011 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil  Memurlarına tescil ettirilmiş olan ticaret unvanında yer alan \"...\" ibaresinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının ticaret unvanına haksız rekabet nedeni ile  tecavüzün tespiti, önlenmesi ve menine dair taleplerinin reddine, mahkeme kararı kesinleştikten sonra Türkiye genelinde yayınlanan trajı en yüksek 3 ulusal gazeteden birinden ilanına, (ilan masraflarının davalı şirket tarafından karşılanmasına), mahkeme kararı kesinleştikten sonra ilamın İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin ticaret unvanının ve davacı ünvanında iltibasa yol açan ''...'' kelimesi ile tarama yapıldığında sadece tescilli marka sayısı olarak 2881 adet marka  bulunduğunu,  ... kelimesinin yaygın kullanımı göz önünde bulundurulduğunda söz konusu kelimenin tek bir şirketin inhisarına alınarak tekelleştirilmesinin kabul edilemeyeceğini,  “...” ibaresinin iltibas açısından zayıf bir belirteç olduğunu,   davalının ticaret unvanının baskın ve esaslı unsurunun da ''... ' olmayıp,  ön ek olan  “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresi yargılama konusu hizmet bakımından derhal ve doğrudan doğruya hizmetin vasfını veya herhangi bir halini belirtmediğinden soyut ve somut olarak ayırt edicilik unsurunu sağladığını, anılan ibare orta düzeyli tüketicinin iki unvanı birbirinden ayırt edebilmesini sağladığını, iltibası ortadan kaldırdığını, ayrıca müvekkili şirketin faaliyet alanı gereği basiretli tacirler ile iş yaptığı göz önünde bulundurulduğunda iltibasın sözkonusu olmayacağı, davacı markasının şekil ile oluşturduğu kompozisyonun korunduğu, davalı kullanımının davacının şekil ve kaligrafik özelliklerini taşımadığı ve kötü niyetli bir kullanımın sözkonusu olmadığının  açık olduğunu, davalının  ''...'' ibaresini  nizasız ve fazılasız olarak 9 (dokuz) senedir kullandığını,  davacının işbu duruma altı (6) sene boyunca sessiz kalarak zımni kabul iradesini  ortaya koyduğunu,  bu davanın açılmasının  hakkın kötüye kullanılması olduğunu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/3792 E., 2019/5561 K.sayılı kararının bu yönde olduğunu, davalının bu unvanı hiç kimsenin yıllarca itiraz etmemesine güvenerek kullandığını,  ... ... ismini sektörde bir marka haline getirdiğini,   kötü niyetli talebin kabulü ve müvekkilinin unvanının sicilden terkini halinde müvekkilinin ticari açıdan geri dönülemez kayıplar yaşayacak, yıllardır ilmek ilmek işleyerek büyüttüğü ticari yatırımı büyük zarara uğrayacağını, davacının, ticaret unvanına haksız rekabet nedeni ile tecavüzün tespiti, önlenmesi ve menine dair taleplerinin reddi yönünde karar tesis edilmesine rağmen  davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin  hukuka aykırı olduğunu,  davacının dava dilekçesindeki talepleri incelendiğinde,  müvekkilinin  ticaret unvanında yer alan \"...\" ibaresinin hükümsüzlüğünden ayrı olarak haksız rekabet nedeni ile tecavüzün tespiti, önlenmesi ve meni talepleri de bulunduğunu, yerel mahkemece  hüküm kısmının ikinci bendinde iş bu müstakil talebin değerlendirildiğini ve reddi yönünde karar verilmesine rağmen müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, müvekkil lehine reddedilmiş bir talep yönünden lehe vekalet ücretine hükmedilmemesinin  haksız ve hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, TTK'nın 50. maddesine göre usulüne uygun tescil ve ilan edilmiş ticaret unvanının kullanılması nedeniyle aynı Kanun'un 52. maddesi gereğince ticaret unvanındaki  ''...''  ibaresinin sicilden terkini ve haksız rekabetin önlenmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarına göre; tarafların İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde sicile kayıtlı oldukları, davacı şirketin 13.12.2002 tarihinde  ... adıyla kurulduğu ve ilan edildiği, şirket merkezinin Beykoz/İstanbul olduğu, davalı ...nin  ilk olarak  20.12.2011 tarihinde kurulduğu ve ilan edildiği,  şirket merkezinin Eyüpsultan/İstanbul  olduğu görülmektedir.Davacı vekili; davalının  unvanındaki '' ...' ibaresinin davalı yanca haksız olarak kullanıldığını, davalı şirketin davacı şirketten  kendisinden sonra kurulduğunu,  bu ibarenin kullanılmasının iltibas yarattığını ve terkin edilmesi gerektiğini, davalın bu unvanı kullanmasının aynı zamanda haksız rekabete sebep olduğunu ileri sürerek, davalının ticaret unvanından  ''...'' ibaresinin terkinine, bu kullanımın haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, önlenmesine  karar verilmesini talep etmiştir.Davanın tarafı olan şirketlerin türleri bağlamında ele alındığında, limited şirketlerin  ticaret unvanlarının nasıl olacağına ilişkin hüküm TTK'nın 43. maddesinde yer almaktadır. Anılan düzenleme, ''(1) Anonim, limited ve kooperatif şirketler, işletme konusu gösterilmek ve 46 ncı madde hükmü saklı kalmak şartıyla, ticaret unvanlarını serbestçe seçebilirler. (2) Ticaret unvanlarında, 'anonim şirket', 'limited şirket' ve 'kooperatif' kelimelerinin bulunması şarttır. Bu şirketlerin ticaret unvanında, gerçek bir kişinin adı veya soyadı yer aldığı takdirde, şirket türünü gösteren ibareler, baş harflerle veya başka bir şekilde kısaltma yapılarak yazılamaz.'' şeklindedir.Buna göre limited şirketlerin unvanlarının çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ibare (limited şirket) ile şirketin işletme konusundan oluşur. Unvana ek almak ise kural olarak serbesttir. Bu serbesti, TTK'nın 46/1. maddesinde, ''Tacirin kimliği, işletmesinin genişliği, önemi ve fınansal durumu hakkında, üçüncü kişilerde yanlış bir görüşün oluşmasına sebep olacak nitelikte bulunmamak, gerçeğe ve kamu düzenine aykırı olmamak şartıyla; her ticaret unvanına, işletmenin özelliklerini belirten veya unvanda yer alan kişilerin kimliklerini gösteren ya da hayalî adlardan ibaret olan ekler yapılabilir.'' şeklinde ifade edilmiştir.Ticaret unvanına ek almanın zorunlu olduğu hâllerden biri TTK'nın 45. maddesinde gösterilmiştir. Bu hükümde ''Bir ticaret unvanına Türkiye'nin herhangi bir sicil dairesinde daha önce tescil edilmiş bulunan diğer bir unvandan ayırt edilmesi için gerekli olduğu takdirde, ek yapılır.'' denilmektedir.TTK'nın 52/1. maddesi uyarınca ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde, bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.Yukarıda da belirtildiği üzere ticaret unvanının korunmasına ilişkin düzenleme,  TTK'nın 52 ve devamı maddelerinde yer almakta olup  tacirler için büyük önemi  haiz, ticari işletme devri ve ticari işletme  rehnine konu olan  ticaret unvanı, bu hâli ile kendine has özel koruma tedbirlerine tabi tutulmuştur. Bu şekilde açılan davalarda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması gereğince, terkini talep edilen şirkete ait ticaret unvanının ayrıca ek alıp almadığı, tacirlerin iştigal sahalarının benzer olup olmadığı, unvanların genel görünüm itibari ile benzer olup olmadıkları ve bu benzerliklerin üçüncü kişiler açısından karışıklığa neden olup olmayacağı hususları incelenip değerlendirilmelidir.Somut olayda davacı şirketin ticaret unvanının ''...'' olduğu görülmektedir. Bu unvanda şirketin türünü gösteren ibare ''Limited Şirket'', şirketin işletme konusunu gösteren ibareler ise  ''... '' ibareleridir. Diğer bir deyişle davacı şirketin ticaret unvanının çekirdek kısmı ''... ''ibarelerinden oluşmakta olup  ''...'' ibaresi ise ek olarak seçilmiştir. Davalı şirketin ticaret unvanı ise ''...nin' dir.  Bu unvanın çekirdek kısmı, şirketin türünü gösteren ''Limited Şirketi'' kısmı ve işletme konusunu gösteren ''...'' ibarelerinden oluşmaktadır. Unvanın ek kısmı ise ''... ...''  ibaresidir. Bir diğer deyişle,   tarafların unvanlarında yer alan  ''...'' ve ''... ...''  ibarelerinin ek kısım oldukları görülmektedir. Bu açıklamalar ışığında;  davacının ticaret unvanının ek kısmının '' ...'' olduğu,  davalının ticaret unvanının ise ek kısmının ise  '' ... ...''   olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, bu haliyle davalının ticaret unvanının eki olarak kullandığı ''... ...'' ibaresinin davacı şirketin unvanından farklı olduğu,  üçüncü kişilerde karşılıklığa mahal verecek nitelikte olmadığı  ve  TTK'nın 52. maddesindeki şartların gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır. Bu sebeple mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. İlk derece mahkemesince bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile istinafa konu kararın kaldırılarak,  davanın reddine  dair Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.Davalı ticari unvanının ekinin davacının ticari unvanının ekinden farklı olduğu ve üçüncü kişilerde karışıklığa sebebiyet verecek nitelikte görülmediğinden  ve davalının tescilli unvanını kullanması haksız rekabet teşkil etmeyeceğinden davacının, davalının haksız rekabete sebep olduğu yönündeki iddiası da yerinde değildir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda,  davalı  vekilinin istinaf sebepleri yerinde görüldüğünden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının  kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.   <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda;1-Davanın reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli  615,40  TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 35,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 579,50 TL harcın davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Tarafların gider avansından artan bakiyelerinin taraflarına iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan 59,30 TL istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 40,00 TL posta gideri olmak üzere, toplam 202,10 TL kanun yolu giderinin  davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,9-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 13.03.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"871ed8ed76c298a5","SID":"21fba7cb247fb7f8"}}