{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/240 Esas<br>KARAR NO: 2025/554<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/04/2018<br>NUMARASI: 2017/376 E. - 2018/147 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının TPE nezdinde \"...\" ibareli ..., ..., ... sayılı marka tescillerine sahip olduğunu, bununla birlikte, \"...\" markasının kullanımının tescillerden çok daha önceye dayandığını ve \"...\" markasının tüm Türkiye'de tanındığını, davacının iştiraki olan ... A.Ş.'nin \"...\" ibaresini şirket unvanı olarak 1994'den beri kullandığını, işletme adının \"...\" olduğunun ana sözleşmesinde yer alarak tescil ve ilan edildiğini, \"www...com.tr\" alan adının da 18.09.1998'den bu yana ... A.Ş. adına kayıtlı bulunduğunu \"...\" ibaresini içeren \"www...com\" alan adının davalı tarafından kötü niyetle ve gerçek hak sahibinden çıkar sağlamak amacıyla tam da davacının iştiraki olan ... A.Ş.'nin özelleştirilmesi döneminde 21.10.2001 tarihinde tescil edildiğini, davalının davacıya ait marka, ticaret unvanı ve işletme adını alan adı olarak tescil ettirmekle haksız rekabet yarattığını, ayrıca, davacının uzun yıllar boyunca büyük emek ve maliyetle oluşturduğu yüksek prestij, itibar ve güveni zedelediğini ileri sürülerek, davalının haksız rekabet ve marka, ticaret unvanı, işletme adı, alan adı haklarına tecavüzünün tespiti ile men ve ref'ine, www...com alan adı üzerindeki hakkın davalı tarafça davacıya devredilmesine, davalının davacıya dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte 30.000,00 TL manevi ve 30.000,00 TL itibar tazminatı ödemesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; www...com\" alan adının \"..., ...\" kuralı uyarınca ilk başvuru sahibi olarak 21.10.2001'de davalı adına tescil edildiğini, uluslararası kurallara bağlı olan \".com\" ile biten alan adlarının tescilinde herhangi bir belge gerekmediğini ve \"ilk gelen kayıt eder\" prensibinin geçerli bulunduğunu, \"www...com\" alan adının tescil edildiği 21.10.2001 tarihinde davacının \"...\" ibareli bir marka tescili bulunmadığını, davacının \"www...com\" alan adının tescilinden önce \"...\" ibaresini \"marka\" olarak kullandığına dair delil bulunmadığını, davacının sunduğu belgeler, gazete kupürleri ve gümrük kapı isminin \"...\" ibaresinin \"marka\" olarak kullanımını göstermediğini, ... A.Ş.'nin özelleştirmesinin 08.02.2001 tarihinde tamamlandığını, \"www...com\" alan adının tescil edildiği 21.10.2001 tarihinde adı geçen şirketin \"...\" değil fakat \"...\" ibaresini kullandığı, \"...\", \"...\", \"...\" gibi ... A.Ş. projelerinin bu hususu kanıtladığını,  \"www...com\" alan adının kayıt edildiği tarihten bu yana 15 yıldır web sitesi hazırlanamadığından yayında olmadığını, bu sebeple, davacının haksız kazanç elde etme amacı ithamının geçerli bulunmadığını, davalının bu alan adından asla kazanç sağlamadığını, WIPO hakem heyetinin de www...com alan adının kötü niyetle tescil ettirildiğine dair yeterli gerekçeye rastlamadığı ve davacının iddialarını reddettiğini, davacının \"www...com\" alan adı tescil edildikten itibaren 15 yıl beklemiş olmasının açıklamasının bulunmadığını, alan adının çok uzun süre tescil ettiren tarafta kalması ve davacının uzun zaman sonra dava açması halinde WlPO'nun alan adı tescilini kötü niyetli addetmediğini,  davacının manevi tazminat ve itibar tazminatı taleplerinin dayanaksız bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>MAHKEME KARARI;İlk Derece Mahkemesince; \"Bilişim uzmanı bilirkişi tarafından yapılan incelemede, www...com alan adının 21/10/2001 tarihinde yaratıldığının tespit edildiği, www...com.tr alan adının ise ... A.Ş adına 18/09/1998 tarihinde alınarak tescil edildiğinin tespit edildiği, davacı adına 12/12/2003 başvuru tarihli \"...\" markasının ... başvuru numarası ile tescilli olduğu, davacı adına tescilli 25/07/2006 başvuru tarihli \"...\" markasının ... sayı ile tescil edildiği, ancak koruma süresinin 25/07/2016 tarihinde dolmasına rağmen yenilenmediği, davalının internet sitesi alan adının başvuru tarihinin davacı markalarının başvuru ve koruma tarihinden önce olduğu, dava dışı ... A.Ş'nin ... unvanını daha önce kullandığı ve www...com.tr alan adının daha önce tescilli olduğu tespit edilmiş ve davacı tarafça bu kayıtlara dayanılmışsa da, önceye dayalı kullanım hakkının bizzat kullanan kişi ya da şirkete ait olacağı, dava dışı şirketin kayıtlarına ve kullanımına dayalı olarak davacının önceye dayalı hak iddiasında bulunulamayacağı gerekçesiyle davacının davayı ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine,\"karar verilmiştir.<br>İSTİNAF; Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Davacının TPE nezdinde \"...\" ibareli ..., ..., ... sayılı marka tescillerine sahip olduğunu, bununla birlikte, \"...\" markasının kullanımının tescillerden çok daha önceye dayandığını ve \"...\" markasının tüm Türkiye'de tanındığını, davacının iştiraki olan ... Çelik A.Ş.'nin \"...\" ibaresini şirket unvanı olarak 1994'den beri kullandığını, işletme adının \"...\" olduğunun ana sözleşmesinde yer alarak tescil ve ilan edildiğini, \"www...com.tr\" alan adının da 18.09.1998'den bu yana ... A.Ş. adına kayıtlı bulunduğunu \"...\" ibaresini içeren \"www...com\" alan adının davalı tarafından kötü niyetle ve gerçek hak sahibinden çıkar sağlamak amacıyla tam da davacının iştiraki olan ... A.Ş.'nin özelleştirilmesi döneminde 21.10.2001 tarihinde tescil edildiğini, davalının davacıya ait marka, ticaret unvanı ve işletme adını alan adı olarak tescil ettirmekle haksız rekabet yarattığını, ayrıca, davacının uzun yıllar boyunca büyük emek ve maliyetle oluşturduğu yüksek prestij, itibar ve güveni zedelediğini, belirtilen hususların Mahkemece de tespit edildiğini, emsal Anadolu Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2015/352 esas, 2017/232 karar sayılı kararının bulunduğunu, bu davada benzer bir olayda tecavüzün varlığının saptandığını, ayrıca reddedilen her bir talep bakımından ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dairemizin 15/03/2022 tarihli,  2020/928 Esas 2022/378Karar sayılı kararıyla; \" her ne kadar Mahkemece, belirtilen sebeplerle davanın reddine karar verilmiş ise de mevcut delillere ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davalıya ait ''www...com'' alan adının 21/10/2001 tarihinde oluşturulduğu, davacının ise eldeki davayı 24.05.2016 tarihinde ikame ettiği, davalının kötü niyetli olduğuna dair dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, aradan geçen 15 yıl boyunca davacının internet alan adı yönünden çekişmesiz bir biçimde kullanıma sessiz kalarak dava hakkını kaybettiği, bu sebeple Mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş ise de, kararın sonuç itibariyle yerinde olduğu anlaşılmış, açıklanan sebeplerle davacı istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.07.2011 tarih, 2010/391 esas, 2011/8996 karar sayılı ilamı). Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,\"  karar verilmiştir. <br>TEMYİZ BAŞVURULARI; Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 06/12/2023 tarihli 2022/3286 Esas 2023/7140  Karar sayılı kararıyla;  6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci alt bendi \"Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.\" hükmünü haiz olup, anılan hüküm doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi uyarınca başvurunun esastan reddine dair karar verilmesi yerinde görülmediği,\" gerekçesiyle; bozma sebebine göre davacının  temyiz itirazları incelenmeksizin kararın bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliği edilmiş, davacı vekili  Yargıtay bozma ilamına direnilmesini, davalı vekili Yargıtay bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, Dairemizce  usul ve yasaya uygun görülmekle bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, bozma kararı doğrultusunda yargılamaya devam olunmuştur. Dairemizin 21/03/2024 tarihli 2024/165 Esas-2024/616 Karar sayılı kararıyla; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, Duruşmalı inceleme yapılmakla İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 19/04/2018 tarih, 2017/376 E, 2018/147 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2-3 maddesi gereğince, KALDIRILMASINA, düzeltilmiş gerekçe ile; Davanın REDDİNE, karar verilmiştir. Dairemizin kararına karşı davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 28/11/2024 tarihli  2024/3889 Esas-2024/8434 Karar sayılı kararıyla; Davalıya ait alan adının  fiilen kullanılmak veya gerçek bir ihtiyacı karşılamak üzere değil bu alan adlarına sahip firmaların kendisine veya rakiplerine satmak niyetiyle kötü niyetli olarak tahsis ettiği kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmadığı, gerekçesiyle Dairemizin kararının bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı ve duruşma günü taraf vekillerine tebliğ edilmiş, davacı vekili bozma ilamına uyulmasını talep etmiş, davalı vekili ise davanın esasına yönelik beyanlarını tekrar ederek, davanın reddini ve Yargıtay bozma ilamına direnilmesini talep etmiş, usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava konusu uyuşmazlık; davalıya ait ...com alan adının davacı adına tescilli \"...\" markalarına, ticaret ünvanına, işletme adına, internet alan adına tecavüz teşkil edip etmediği, bu nedenle davacının maddi ve manevi tazminat talep edip edemeyeceği, davacının bu ismi 1994 yılından bu yana kullanıp kullanmadığına ilişkindir. Dairemizin  2024/165 Esas 2024/616 Karar sayılı ilamı ile,  her ne kadar Mahkemece, belirtilen sebeplerle davanın reddine karar verilmiş ise de mevcut delillere ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davalıya ait ''www..com'' alan adının 21/10/2001 tarihinde oluşturulduğu, davacının ise eldeki davayı 24.05.2016 tarihinde ikame ettiği, davalının kötü niyetli olduğuna dair dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, aradan geçen 15 yıl boyunca davacının internet alan adı yönünden çekişmesiz bir biçimde kullanıma sessiz kalarak dava hakkını kaybettiği, bu sebeple Mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı belirtilmek sureti ile istinaf başvurusunun kabulüne kararın 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2-3 maddesi gereğince, kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile; davanın reddine, karar verilmiştir. Yargıtay 11. HD nin 28/11/2024 gün, 2024/3889 Esas 2024/8434 Karar sayılı  bozma ilamında, davalıya ait alan adının  fiilen kullanılmak veya gerçek bir ihtiyacı karşılamak üzere değil bu alan adlarına sahip firmaların kendisine veya rakiplerine satmak niyetiyle kötü niyetli olarak tahsis ettiği kabul edilerek bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin  doğru olmadığı bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir. Yargıtay bozma ilamı usul ve yasaya uygun olması sebebi ile Dairemizce uyulmasına karar verilmiştir. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; bilişim uzmanı bilirkişi tarafından yapılan incelemede, www...com alan adının 21/10/2001 tarihinde alındığının tespit edildiği, www...com.tr alan adının ise ... A.Ş adına 18/09/1998 tarihinde alınarak tescil edildiğinin tespit edildiği, davacı adına 12/12/2003 başvuru tarihli \"...\" markasının ... başvuru numarası ile tescilli olduğu, davacı adına tescilli 25/07/2006 başvuru tarihli \"...\" markasının ... sayı ile tescil edildiği, ancak koruma süresinin 25/07/2016 tarihinde dolmasına rağmen yenilenmediği, davalının internet sitesi alan adının başvuru tarihinin davacı markalarının başvuru ve koruma tarihinden önce olduğu, dava dışı ... A.Ş'nin ... unvanını daha önce kullandığı ve www...com.tr alan adının daha önce tescilli olduğu tespit edilmiş ve davacı tarafından  bu kayıtlara dayanılmış ise de, önceye dayalı kullanım hakkının bizzat kullanan kişi ya da şirkete ait olacağı, davacı tarafından  dava dışı farklı tüzel kişiliği bulunan şirketin kayıtlarına ve kullanımına dayalı olarak önceye dayalı hak iddiasında bulunamayacağı anlaşılmakla davanın reddine ve dairemiz kararına karşı yapılan temyiz başvurusunda vekalet ücreti konusunda herhangi bir temyiz sebebi ileri sürülmediğinden davalının vekalet ücreti konusunda kazanılmış hakları saklı tutularak karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: 1-Davanın tümden REDDİNE, 2- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 2/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince 615,40 TL tecavüzün tespiti,  615,40 TL haksız rekabetin tespiti,  615,40 TL  manevi tazminat, 615,40 TL itibar tazminatı olmak üzere toplam  2.461,6‬0  TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.024,65 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.436,95 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 2/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 2/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 2/ç-Tecavüzün tespiti yönünden, davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 2/d-Haksız rekabetin tespiti yönünden, davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'ne göre 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 2/e-Manevi tazminat yönünden, davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T 10/3'e göre 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 2/f-İtibar tazminat yönünden, davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/2 göre 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 3/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 3/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 98,10-TL istinaf yoluna başvurma harcı, 106,50-TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 204,60-TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 3/c-İstinaf aşamasında bir duruşma yapıldığından Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre, 16.000,00 TL vekalet ücretinin  davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4-Temyiz aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-Temyiz yargılaması için davacı  tarafından yapılan (2107,80x4)= 8.431,2‬0 TL temyiz başvuru harcı ve 400,00-TL temyiz yargılama giderleri olmak üzere toplam 8.831,2‬0 TL'nin  davalıdan alınarak,  davacıya verilmesine, 4/b-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dair, verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/04/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"94255f46365b8b50","SID":"5df0057c88d1fd0c"}}