{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/419 <br>KARAR NO: 2025/608<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/09/2024<br>NUMARASI: 2023/838 E. - 2024/630 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar ile müvekkili arasında imzalanmış olan sözleşmeler ile müvekkiline ... esas unsurlu markaların kullandırılacağı yönünde taahhütler bulunmasına rağmen davalıların 2011 yılında markaları muvazaalı olarak devretmek sureti ile borca aykırı davrandığını ve müvekkilinin o yıldan bu yana 5 adet bayide ... markasını kullanamaması nedeni ile, davalıların borca aykırı eylemleri nedeni ile,  10.000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 manevi tazminatın davalılardan alınarak müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Derdestlik itirazının kabulüne, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine, davanın husumet yokluğu sebebiyle usulden reddine, davanın davacının müvekkile bayi  açacağına dair halen dahi bir bildirimde bulunmamış olması ve herhangi bir zararı doğmamış olması sebebiyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... LTD ŞTİ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddiaları  asılsız olduğunu, imzalanan sözleşmelerde  marka  hakkının  kullanımı  hususunda  bir tasarrufta  bulunmadığını, müvekkili  şirket hisse devrinden önce ve/veya sonrasında  herhangi bir  surette marka devri hususunda tasarrufta bulunulmadığını,  02.06.2017 tarihli ünvan değişikliği  yapıldığını, söz konusu şirket unvanı tadil edildiğini,  işbu tadil sözleşmede  de marka  hakkının kullanımı /devri  vesaire hususlarda  bir tasarrufta  da bulunulmadığını, davacı davasını ispatlayamadığını, davanın  reddine   karar verilmesini  talep  etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince; \"Tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacı tarafın aynı yöndeki tazminat taleplerini 25/03/2013 tarihinde açılan ve 28/02/2023 tarihinde miktar itibariyle ıslah edilen  İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/355 esas sayılı dosyası ile de ileri sürdüğü, huzurdaki dava ile ayrıca manevi tazminat talebinde bulunulduğu, huzurdaki davanın sözleşmeden kaynaklanan alacak davası olduğu, zamanaşımı süresinin TBK’nun 146/1. maddesi uyarınca 10 yıl olduğu, sözleşme tarihleri göz önünde bulundurulduğunda dava tarihi olan 08/12/2023 tarihinde zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla davanın zamanaşımının dolmuş olması nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur.\" gerekçesiyle, Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davanın esasının, taraflar arasındaki ilişkinin, delil olarak sunulmuş önceki davaların ve dava konusu taleplerinin hukuki gerekçesinin anlaşılmadığını, taraflara arasında daha önce görülmüş olan İstanbul Anadolu 1. FSHHM'nin 2017/355 Esas sayılı  davasına konu talepleri ile bu taleplerin tamamen farklı olduğunu, o davanın sözleşmede yer alan bir hükümden kaynaklı alacak davası olduğunu, huzurdaki davanın ise sözleşmenin başka bir hükmüne dayalı olarak sözleşmeye aykırılık nedeniyle TBK 112.hükmüne dayalı bir tazminat davası olduğunu, davanın konusunun yanlış tespit edildiğini, müvekkiline marka kullandırma yönündeki süresiz borca rağmen markaları muvazaalı olarak üçüncü kişilere devrederek oluşturulan borca aykırılık nedeniyle tazminat ödenmesinin talep edildiğini, taleplerin dayandığı hukuki gerekçeler ile taleplerin dayanağı olan sözleşme hükümlerinin farklı olduğunu, huzurdaki davada zamanaşımı söz konusu olmadığını, mahkemenin gerekçeli kararında da bu durumun gerekçeli izah edilmediğini, ömür boyunca gelir veya dönemsel edimlerde zamanaşımının başlangıcının bir dönemsel edimin ifade edilmemesi ile başlayacağını, karşı yanın markaları bir üçüncü kişiye devrederek müvekkiline verdiği taahhüdü yerine getiremeyecek duruma geldiği tarih dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini,  karşı yanın sözleşmeden doğan edim yükümlülüğünü kasıtlı olarak imkansız hale getirdiğini,  mahkemenin zamanaşımının gerçekleştiğini belirtmişse de bunun sebebini, hangi tarihlerden itibaren olduğunu açıklamadığını, mahkemece tanıklarının dinlenmediğini, delillerinin toplanmadığını, tanık bildirmek için süre verildiğini ve süresinde tanıklarını bildirmiş olmalarına rağmen tanıklarının dinlenmediğini, davalıların bu davanın konusu olmayan ancak taraflar arasındaki sözleşmelerin ihlalini gösteren hukuka aykırı eylemleri de olduğunu,  açık bir şekilde sözleşmenin maddeleri ortaya konularak dava konusu madde taraflar arasındaki diğer davaların konusu maddelerden ayrılmasına rağmen mahkemenin yaptığı değerlendirmenin doğru olmadığını,  karşı yanın sözleşme ile verdiği taahhütlerin hiçbirini yerine getirmediğini, her defasında müvekkilinin hakkını aramak için dava açmak durumunda kalmasına sebep olduğunu, davalıların müvekkiline karşı marka kullandırma yönündeki taahhütlere aykırı davrandığını,  hiçbir zaman müvekkilinin ... esas unsurlu markalarını kullanmasına müsaade etmediğini, kötü niyetli olarak markayı davalılardan ... firmasına devrettiğini, ... firmasının da aynı markaları Muhatap ...'ya devrettiğini, muhatapların amacının işbu markaları devretmek suretiyle sözleşmeden doğan sorumluluklardan kaçınmak olduğunu, davalılar tarafından 01.07.2011 tarihinde markaların devir işlemlerinin gerçekleştirilmesi ile esasen müvekkiline sözleşme ile taahhüt edilen marka kullanma hakkı sağlanması yönündeki edimin ifasız haline getirildiğini, borcun yerine getirilmesinin borçlunun kusuru ile imkansız hale getirilmesi halinde bu durumun borca aykırılık teşkil edeceğini ve borçlunun bu durumdan sorumlu olacağını,  bu süreçte müvekkilinin muhatapların eylemleri ve kötüniyetleri dolayısıyla elde edebileceği kazançtan mahrum kaldığını, markaların devredildiği ... firmasının, davalı ... kız kardeşlerinin ortağı ve yöneticileri olduğu bir paravan şirket olduğunu, ilgili şirkete yapılan devir muvazaalı olduğu gibi şirketin de markaları devralır  devralmaz diğer davalı ...'ya markaları devrettiğini, bu devirlerin tümünün amacının müvekkilinin kendileri aleyhine sürülebilecek taleplerini sonuçsuz bırakmak olduğunu, ancak eylemlerin muvazaalı olduğunun mahkeme kararı ile tespit edildiğinden sözleşmeye aykırı hareket ettiklerinin sabit olduğunu, mahkemenin gerekçesindeki hatalı hususlardan birinin de bu dava alacak davası olsa dahi zamanaşımı vaki olmayacağını, sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmelerde ifanın tek seferlik bir edimle değil birçok defalık veya bir süre boyunca devam eden türden sözleşmeler olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece hukuka uygun karar verildiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, dolmamış olsaydı dahi davanın reddedilmesi gerektiğini, davacının sözleşmede belirtilen hakkını  markaların devredilmesi ile bu hakkın kullanılmasının fiilen önüne geçildiğini  belirtmiş ve davasını bu idiaya dayandırmış ise de bu iddianın gerçekle örtüşmediğini, davacının markaların devredilmesinden önce de sonra da bu hakkı kullanmak istediğine dair bir bildiirmde bulunmadığını, taraflar arasında süren davalara sunulan dilekçelerde dahi davacının 5 adet bayi açma hakkının baki olduğunu ve bu hakkına halel gelmediğini, ancak davacının bu yönde bir talep ya da başvurusu olmadığının açıkça belirtildiğini, sözleşmelerde davacıya verilmiş olan bu hakkın davacı tarafından kullanılabilecek olan ve davacının talebi ile hayata geçebilecek bir hak olduğunu, taraflarınca ya da markayı devralan kişilerce bu hakkın engellenmediğini, sözleşmede markanın ... Ltd. Şti'den başkasına devrinin yasaklanmış olması nedeniyle markanın ... Ltd. Şti.'ye devredildiğini, sözleşmede ... Ltd. Şti.'ye devredildikten sonra başkaca bir devir yasağı bulunmadığını, davacı bayi açmak istemiş de müvekkili engel olmuş gibi bir durum söz konusu olmadığını, davacının bu hakkını kullanamadığı için değil, kullanmadığı için kendisine yada bir başkası adına bayilik açmadığını, yine davacının dilekçesinde borcun yerine getirilmesinin subjektif olarak borçlunun kusuru ile imkansız hale getirilmesi halinde  bu durumun borca aykırılık teşkil edeceğini ve borçlunun bundan sorumlu olacağını belirtmiş ise de müvekkili bakımından ortada bir borç yükümlülüğü olmadığını, bu hakkın davacıya süresiz verildiğini, müvekkilinin davacıya sözleşme gereğince bayilik açması gerektiğini bildirme yükümlülüğü olamayacağına göre bu hakkın davacı tarafça kullanılması gerektiğini, zararın ancak hakkın talep edilmiş olmasına karşın kullanılamaması sebebiyle doğabileceğini, markanın kullandırılmasının müvekkilinin borcu olmadığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı taraf,  Davalılar ile arasında imzalanmış olan sözleşmeler ile  kendisine  \"...\" esas unsurlu markaların kullandırılacağı yönünde taahhütler bulunmasına rağmen davalıların 2011 yılında markaları muvazaalı olarak devretmek sureti ile borca aykırı davrandığını ve müvekkilinin o yıldan bu yana 5 adet bayide ... markasını kullanamaması nedeni ile, davalıların borca aykırı eylemleri nedeni ile,  10.000,00 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/355 esas 2023/88 karar sayılı kararında; davacıların dosyamız davacısı ... ve dava dışı ... Gıda Ve İnş. San. Tic. A.Ş. olduğu, davalıların ise dava dışı ..., dosyamız davalısı ... ve dosyamızın diğer davalısı ... Pazarlama Limited Şirketi olduğu, davanın taraflar arasında imzalanan sözleşme uyarınca davacıya ödenmesi gereken franchise bedellerinin tahsili talebine ilişkin olduğu, yargılamanın neticesinde davanın davalı ... bakımından husumet nedeniyle usulden reddine, davalılar ... Pazarlama Limited Şirketi ile ... hakkında açılan davanın ise kısmen kabulüne karar verildiği, verilen kararın istinaf edildiği ancak henüz kesinleşmediği görülmüştür. İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin  2016/55 esas 2022/23 karar sayılı kararında, davacıların dosyamız davacısı ... ve dava dışı ... GIDA VE İNŞ. SAN. TİC. A.Ş. olduğu, davalıların ise dava dışı ... ile ... Sanayi ve Ticaret Limited  Şirketi  ve dosyamız davalısı ... ile dosyamızın diğer davalısı ... Ticaret Pazarlama Limited Şirketi olduğu, davanın muvazaa nedeniyle marka devir sözleşmesinin iptali talebine ilişkin olduğu, yargılamanın neticesinde marka devir sözleşmelerinde taraf olmayan davalı ... hakkında açılan davanın usulden reddine, davacıların tescil işlemi tamamlanmayan ... numaralı \"...\" markasıyla ilgili dava açmakta hukuki yararları bulunmadığından bu markayla ilgili davanın HMK’nun 114/1-h maddesi uyarınca usulden reddine, davalılar ... Pazarlama Limited Şirketi, ... Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited  Şirketi ile ...'ya karşı açılan dava hakkında ise \"...\", \"...\", \"...\" markalarının ... PAZARLAMA LİMİTED ŞİRKETİ (yeni unvanı ... Pazarlama Limited Şirketi) tarafından davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited  Şirketi 'ne ve davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited  Şirketi  tarafından davalı ...'ya yapılan devir sözleşmesinin muvazaa nedeniyle iptaline karar verildiği, verilen kararın istinaf edildiği ancak henüz kesinleşmediği görülmüştür. 17/04/2003 tarihli asıl  sözleşmenin ... A.Ş. ve ... ile diğer taraf ... ve ... arasında imzalandığı, ... Şirketinde ...’nun %30, ...’un %35 ve ...’nun %35 hisse sahibi olduğu, ...’un hissesinin borçları nedeniyle, ...’un ve ortağı olduğu ... A.Ş.’nin borçları bitene kadar emanet olarak ...’a devredileceği, tarafların gerçekte %50 hissesi ...’na, %25 hissesi ...’a ve %25 hissesi ...’na ait olacak yeni bir şirketi %75’i ...’a, %25’i ...’na ait olacak şekilde kuracakları, ... ve ... A.Ş.’nin “...” ismini ve logosunu üretim şirketine devredecekleri, devir bedeli ödenmeyeceği, ...’nun bu ismi ..., ... Ltd. Şti. ve üretim şirketi dışında 10 yıl süre ile üçüncü şahıslara kullandırmak isterse bundan elde ettiği gelirin kendisine ait olacağı,10 yılın sonunda tüm isim hakkının ve gelirinin üretim şirketine ait olacağı, bu akit sırasında ... A.Ş.’nin hukuken ortağı bulunan şahısların “...” isim ve logosunu, mevcut ve açacakları şubelerde kullanabilecekleri, anılan isim kullanma hakkı sahiplerinin üretim şirketine olan borçlarını iki ay ödememeleri halinde, isim kullanma hakkının geri alınacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin ... A.Ş., ..., ..., ... ve ... Ltd. Şti’nin imzalandığı anlaşılmıştır. 27/02/2004 tarihli ek sözleşmenin 17/04/2003 tarihli sözleşmeye ek olarak yapıldığı, üretim şirketi olarak ... Pazarlama Ltd. Şti’nin kurulduğu, ...’un bu şirkete ortak olmayacağı konusunda tarafların mutabık kaldığı, ...’nun ...’a 457.000,00 USD borçlandığı, borç karşılığında ...’nun borca karşılık ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’ndeki %30 hissesini ...’a devrettiği, borcundan 132.000,00 USD’nin düşüleceği, geriye 325.000,00 USD borcu kaldığı, halen ... Pazarlama Ltd. Şti.’nin %75 hissesinin ...’a, %25 hissesini ... adına kayıtlı olduğu, ...’un uhdesindeki hissenin 2/3’ünü, yani %50 hisseyi ...’nun kabul ve muvafakati ile ...’na devredeceği, borcun ödenmemesi halinde ... uhdesinde kalan ...’na ait %25 hissenin ...’a ait olacağı, ...’nun devraldığı hisselerin gerçek sahibinin babası ... olduğunu kabul edeceği, ...’nun “...” markasını ... San. Ve Tic. Ltd. Şti’ne yaptığı devirler de dahil olmak üzere tüm devirleri ortadan kaldırarak ... San. Tic. Paz. Ltd. Şti.’ne en geç 31/03/2005 tarihine kadar devredeceği, aksi takdirde ...’na devredilen hissenin ...’a devredileceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin altında ..., ..., ..., ..., ... Gıda Tic. San. Ltd. Şti., ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti., ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. ile ... Sanayi Tic. Paz. Ltd. Şti’nin imzalarının mevcut olduğu, 25/06/2004 tarihli ek sözleşmenin 17/04/2003 tarihli ana sözleşme, 27/02/2004 tarihli ek sözleşmeye ek olarak hazırlandığı, fabrikada ...’na ait %25 hissenin 250.000,00 USD borç karşılığında ...’a devredileceği, daha önceki sözleşmelerle ...na verilen hak kazandığı tüm edimlerin bayilik dışında sona erdiği, tüm hakların ... ve ...’na geçtiği, ... ve akrabalarının mutlaka bayilik sözleşmesi imzalayacakları ve bayilik sözleşmesindeki şartlara uyacakları, sözleşme tarihinden itibaren 30 gün içinde bayilik sözleşmesi imzalanmamışsa ..., ... San. Tic. Ltd. Şti, ... Mam. A.Ş. veya taraflarının “...” isim ve logosunu kullanma haklarının sona ereceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin altında devir eden ..., devir alan ..., ... A.Ş., ... Ltd. Şti., ... San. Tic. Ltd. Şti.’nin imazalarının mevcut olduğu, 04/02/2005 tarihli protokolün bir tarafta ... San. Tic. Ltd. Şti., ... Ltd. Şti ve ..., diğer tarafta ... Mam. A.Ş., ... Mam. Ltd. Şti. ve ... arasında imzalandığı, ...’na veya uygun göreceği 3. şahıslara ömür boyu kullanması için 5 adet \"...\" ismini taşıyacak bayi açma ve işletme yetkisi verildiği, bayilik şartlarını yerine getirme dışında bir şey istenmeyeceği, bu protokolün imzalanmasından önce isim hakkı için açılan davalardan elde edilecek gelirlerin ...’na ait olacağı, bu tarihten itibaren 2 yıl süre ile verilecek bayiliklerde isim hakkı alınacak olursa bu gelirin de ...’na ait olacağı, ... numaralı “...” markası, ... nolu “...” markası, ... nolu “...” markası ... ve temsil ettiği şirketler tarafından yalnızca ... San. Tic. Ltd. Şti.’ne satılacağı, başka bir firmaya veya şahsa devrinin yapılamayacağının kararlaştırıldığı, imzaların okunaklı olmadığı görülmüştür. TBK Madde 146- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Düzenlemesi yer almaktadır. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından   davalılar ile arasında imzalanmış olan sözleşmeler ile  kendisine  \"...\" esas unsurlu markaların kullandırılacağı yönünde taahhütler bulunmasına rağmen davalıların 2011 yılında markaları muvazaalı olarak devretmek sureti ile borca aykırı davrandığını ve müvekkilinin o yıldan bu yana 5 adet bayide ... markasını kullanamaması, davalıların borca aykırı eylemleri nedeni ile, 10.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş ise de davacı tarafından  da kendi kabulünde olduğu üzere muvazaalı devir tarihinin 2011 tarihi olduğu, dava tarihi 08/12/2023 tarihinde 10 yıllık  zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşılmakla davanın zaman aşımı nedeni ile reddine dair verilen karar dosya kapsamına göre  hukuken yerindedir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/09/2024 tarih ve 2023/838 E., 2024/630 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6daeeeddcfb08dba","SID":"94bc59c878e48f0e"}}