{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1734 Esas<br>KARAR NO: 2025/597<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/06/2021<br>NUMARASI: 2020/455 Esas, 2021/539 Karar<br>DAVANIN KONUSU: TAZMİNAT (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 24/04/2025<br>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından sigortalanan işyerinin 01/11/2018 tarihinde davalı tarafından üretilen, piyasaya sürülen ve montajı yapılan \"...\" marka UPS cihazının elektrik aksamında meydana gelen kısa devre/ark nedeniyle başlayan yangın sonucunda hasara uğradığını, müvekkili tarafından sigortalısına 51.300,00 TL ödeme yapıldığını, yangının davalı tarafından üretilen UPS cihazındaki üretim hatasından kaynaklandığını, bu sebeple davalının yangına neden olan UPS cihazının imalatçısı, pazarlayıcısı ve montajını sağlayan firma olması sebebiyle meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu, ödenen sigorta tazminatının rücuen tazmini için başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ürettiği 30kVA kesintisiz güç kaynağının (UPS) davacının sigortalısı tarafından 16/03/2012 tarihinde satın alındığını, söz konusu cihazın garantisinin 16/03/2014 tarihinde sona erdiğini, bu tarihten sonra cihazın periyodik bakımının müvekkili tarafından yapılmaya devam edildiğini, yangın hadisesinden önceki süreçte müvekkilinin periyodik bakım yapma talebinin ve akü değişiminin gerekliliğine ilişkin uyarılarının dava dışı sigortalı tarafından kabul edilmediğini, ayrıca cihazın müvekkilinin tüm uyarılarına rağmen kullanım kılavuzunda yer alan çevresel şartlara uygun olmayan bir alanda kullanılmaya devam edildiğini, yangından sonra hasar tespiti talep edilmesi üzerine müvekkili şirket tarafından yapılan incelemede, cihaza 3. kişiler tarafından müdahale ediliğini, daha önce birçok kez değişimi teklif edilen ancak sigortalı tarafından onaylanmayan düşük performanslı akülerin kullanılmaya devam edilmesinden dolayı aküler üzerinde iç direnç farklılıklarından kaynaklı fiziksel deformasyonların meydana geldiği, söz konusu deformasyon sonucu akü kablolarının şaseye temas etmesiyle kısa devre oluştuğu, cihazın bulunduğu ortamın uygun olmadığı ve cihazın hemen yanında klasörler ve yağ tankının bulunduğu hususlarının tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle müvekkilinin basiretli bir tacir gibi üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini belirterek davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; dava konusu yangının davacının sigortalısı ... firmasının yaptırması gereken bakımları zamanında ve periyodik olarak yaptırmamış olması sebebiyle meydana geldiği, davalının kusur ve sorumluluğunun bulunmadığının ayrıntılı, irdeleyici ve hükme elverişli teknik kök ve ek bilirkişi heyet raporundan anlaşıldığı, öte yandan davacının takipte haksız ve kötü niyetli olmadığı gerekçelerine istinaden davanın ve davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; alınan bilirkişi raporlarında, yangının, kesintisiz güç kaynağından başladığının kesin olduğu belirtilmesine rağmen ilgili cihazın üretimini ve montajını gerçekleştiren davalıya herhangi bir kusur izafe edilmeyerek tüm sorumluluğun dava dışı sigortalı şirkette olduğu yönünde yapılan tespit ve değerlendirmelerin hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, ekspertiz raporundaki tespitlerin, dava konusu yangının UPS cihazının periyodik bakımlarının düzenli yapılıp yapılmadığı ile ilgili değil, cihazın üretimi yada montajındaki hatadan kaynaklı başladığının açık göstergesi olmasına karşın bilirkişi raporunda, bu durumun tam aksine dava dışı sigortalı tarafından söz konusu cihazın periyodik bakımlarının yapılmasına engel olunduğu ve kendi elemanları tarafından bakım işlemlerinin gerçekleştirildiğinden bahisle davalı şirketin sorumlu tutulamayacağı yönünde tespit ve değerlendirmelerin hükme esas alınamayacağını, yangın raporunda da UPS cihazının davalı tarafından gerçekleştirilen bağlantılarının/montajının hatalı olduğu ortaya konmasına rağmen gözardı edildiğini, davalı tarafından dosyaya sunulan neredeyse tüm bakım formalarında UPS cihazının bulunduğu odaya klima takılması gerektiğinin belirtilmesinin UPS cihazına ait akülerin yangına sebebiyet verebileceğinin davalı üretici firma elemanları tarafından bilindiğinin açık göstergesi olduğunu, zira yetkili servis tarafından garanti süresi içerisinde düzenli olarak servis hizmeti alınması sebebiyle UPS cihazına bağlı akülerin klimaya ihtiyaç duymayacağını, bu hususun davalı firma elemanlarının bahse konu UPS cihazının ayıplı olduğunu öngörmesi sebibiyle dava dışı sigortalıya bu yönde tavsiye verdiğini gösterdiğini, davalının müterafik kusurunun dahi bulunmadığı yönünde yapılan bilirkişi tespitlerinin hükme esas alınmasının kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu cihazın akülerinin dış kılıfının dayanıksız malzemeden yapılmak suretiyle ısınmaya bağlı olarak yangına sebebiyet vermeyi kolaylaştırıcı bir unsur olup olmadığı hususunun bilirkişi raporunda tartışılmadan davalının müterafik kusurunun dahi incelenmemesinin raporun hüküm vermeye ve denetime elverişliliğini sorgulattığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödenen hasar tazminatın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır. Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 51.300,00 TL asıl alacak ve 8.742,78 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 60.042,78 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, itirazın davacı alacaklıya tebliğine dair bir belgeye rastlanmadığından işbu itirazın iptali davasının yasal süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Davacı sigorta şirketi ve dava dışı sigortalı ... Sanayi ve Yatırımlar AŞ arasında 11/05/2018-28/11/2018 tarihleri arasında geçerli İşyeri Paket Sigorta Poliçesi akdedildiği, riziko adresinin \"... Mh. ... Cd. Bina No:... Daire No:... Küçükçekmece/İstanbul\" olduğu, 01/11/2018 tarihinde sigortalı yerde meydana gelen yangından kaynaklı hasar oluştuğundan bahisle davacı tarafından sigortalısına 24/01/2019 tarihinde 51.300,00 TL ödendiği ve ödenen bedelin rücuen tazminine yönelik yapılan takibe itiraz üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. 02/11/2018 tarihli yangın raporunda, yangının ve dumanın bodrum katta bulunan arşiv odasında başladığı, yangının neden ve nereden kaynakladığının tespiti için yapılan incelemede arşiv odasının girişine göre sağında bulunan UPS cihazının batarya bağlantı noktalarında iletken kablolarındaki elektrik enerjisinin herhangi bir nedenle (gevşek bağlantı, aşırı yük, nötr-faz teması) ısı enerjisine dönüşmesiyle yangın başlangıcının meydana geldiği belirtilmiştir.10/01/2019 tarihli eksper raporunda; ekli itfaiye raporu, hasar bulguları ve yapılan tespitlere istinaden yangının bodrum katta bulunan arşiv odası içindeki UPS cihazı (servomatik netpro 33) içi batarya bağlantı kablolarındaki muhtemel kablo izolelerinin deformasyonu veya bağlantıların gevşemesi ile oluşan (nötr-faz teması) yüksek ısı/kısa devre kaynaklı çıktığı kanaatine varıldığı, ekli resmi makam tutanakları ve yapılan tespitlere istinaden yangının UPS cihazı içinden çıktığının anlaşıldığı, bu bağlamda üretici firmaya rücu imkanı olabileceği, hasar tazminatının 51,300,00 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir. Elektrik mühendisi ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 21/12/2020 tarihli raporda; arşiv odasında KGK dışında elektrik akımını çeken ve veren güçlü başka bir elektrikli cihaz olmadığı, ... marka ... model kesintisiz güç kaynağının (KGK) akülerinin olduğu iç kısımda ve bağlantılarında belirgin yanıklar olduğu ve yangının orijinin bu kısım olduğu, aynı gözlemin ekspertiz incelemesinde de tespit edildiği, dosyada bulunan KGK renkli fotoğrafları incelendiğinde arkası duvara yakın bir şekilde tesis edilmiş cihazın kumanda mekanik anahtarlarının arka tarafta olduğu, bu kısmın fotoğraflarına göre kasada belirgin renk değişimlerinin görüldüğü, bu renk değişimlerinin cihazın iç taraftan oldukça fazla ısıya maruza kaldığı, dolayısıyla yangının cihaz içindeki elektrik aksamından başladığı, böylece yangına kesintisiz güç kaynağının sebebiyet verdiği kanaatine varıldığı, söz konusu cihazın 2012 yılında kurulduğu, elektrikli cihazların ve sistemlerin ilk tesis edildikleri çalışma performanslarını korumalarının mümkün olmadığı ve periyodik bakım görmeleri gerektiği, olayın 2016 tarihinde meydana geldiği, söz konusu cihazın işyerine ilk devreye alma sırasında gerekli yük ve akü testleri yapıldıktan sonra müşteriye teslim edildiği, olay yaklaşık 4 sene sonra meydana geldiğinden üretici firmanın üretim yada tasarım hatasından bahsetmenin mümkün olmadığı, cihazda açık ayıp veya gizli ayıp olması durumunda, cihaz işletmeye alındıktan kısa süre sonra bu ayıpların kendisini göstermeye başlaması gerektiği halde dosyada bu şekilde bir arıza durumu raporunun bulunmadığı, tüm dosya içeriği incelendiğinde KGK içindeki söz konusu hasarın dışardaki elektrik sisteminden yada yük kaynaklı olması muhtemel aşırı akım veya benzeri bir bozucu etki nedeniyle olmadığı, söz konusu cihazın mikroişlemci kontrollü olduğu, mikroişlemcinin, cihaz içindeki modüllerin parçalarının çalışmasını kontrol ettiği, ancak bunun etkin bir bakım ve servis ile devam ettirilebileceği, cihazın akü kısmında 60 adet akünün paralel ve seri bağlandığı, 60 adet akünün hepsinin ilk işletme sırasında yeni oldukları kabul edilse bile, özellikleri gereği bazılarının performanslarının düşeceği belki de devre dışı kalacağı, bu devre dışı kalanların görevini diğer işletmede kalanların üstleneceği, bunun ise kablolama sistemine ilave yük getireceği, akü yönetim devresinin her bir akünün tek tek performansını kontrol etmesinin mümkün olmadığı, oluşturulan bara sisteminde ölçümler alarak buna karar verdiği, cihaz ekranında cihazın çalışması ile ilgili değerler ve hata kodlarının bulunduğu, bu hataların genelde sesli uyarı verdiği, bu sesli uyarıların istenilirse sesinin kapatılabileceği, o zaman cihazın çalışması hakkında bilgi sahibi olmak için yanına gitmek gerektiği, cihaz internete bağlı olsa davalı tarafın bu işlemleri uzaktan yapabileceği, dava dışı şirketin bu özelliği talep etmemesinin onlar için bir eksiklik olduğu, ayrıca cihazın denetimden uzak bir yere konulmasının muhtemelen elektrik odası yakınında olması kontrolünü zorlaştırdığı, servis raporlarında bu kısmın tozlu olduğunun belirtildiği, tozun ise elektrik-elektronik cihazlar için başlı başına bir arıza kaynağı olduğu, davalı tarafından dava dışı şirkete KGK'nın akülerinin performanslarının azalmaya başladığı, kontrolden geçirilmeleri gerektiği bildirilmesine rağmen 2016 yılından itibaren dava dışı şirket tarafından bakım sözleşmesinin uzatılmadığı, cihazın denetiminin sadece dava dışı şirketteki teknik elemanlarının tecrübesine bırakıldığı, ancak açıklandığı üzere, cihaz 7/24 çalışır halde olduğundan akülerin bazılarının şarj ve deşarj yapmaması diğer akülerin ve bağlı olduğu kabloların daha fazla yüklenmesi, baralar arasında muhtemel gerilim farklılıkları ve sirkülasyon akımlarının oluşması anlamına geleceği, bu durumun önlenmesi ancak servis ile yapılabileceğinden ve davalı tarafın servis vermesi önlendiğinden meydana gelen olayda davalının herhangi bir kusurunun olmadığı görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Mahkemece davacının bilirkişi raporuna itirazları kabul edilerek bilirkişi heyetine yangın ve sigorta uzmanı dahil edilmek suretiyle ek rapor alınmasına karar verilmiş olup bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 31/05/2021 tarihli raporda; UPS (KGK) sistemlerinin mikroişlemci ile çalışan, bünyesinde akü bulunduran, şebeke geriliminin kesilmesi halinde yapısına entegre edilmiş akü guruplarını devreye sokarak alternatif akım üretip enerji kesilmesine tahammülü olmayan elektrikli cihazları alternatif akımla besleyen bir sistem olduğu, sistemin yapısı gereği bünyesinde doğrultucu ve inverter grupları ile aküler olduğu, şebekenin kesilmesi halinde UPS sistemi yapısında bulunan akü grubunda birikmiş olan elektrik enerjisini alternatif akıma dönüştürerek gerekli beslemeyi sağladığı, kullanılan enerji, besleme akülerinden temin edildiği için akü gurubunun da enerjisinin zaman içinde azalacağı, şebeke geriliminin tekrar dönmesi durumunda ise UPS sistemi kendini devre dışı ederken, şebekeden enerji çekerek enerji seviyesi azalmış olan akü guruplarını beslediği ve aküleri doldurarak herhangi bir anda oluşması muhtemel şebeke kesintisine karşı kendisini hazır tuttuğu, bu açıklamalardan sonra UPS sisteminin sürekli olarak devrede olduğu, aküleri şarj konumunda veya akülerden enerji üretme konumunda kalmadığının anlaşıldığı, haliyle sürekli devrede kalan bir sistemin kendisine ait olan alt gruplarında kullanılan elektriksel cihazların, bunlara ilişkin parçaların sıklıkla bakımının yapılması gerektiğinin açık olduğu, dosya kapsamına girmiş olan belgeler kapsamında davalı tarafından sigortalı şirkete bakım için teklifte bulunulduğu halde, bu teklifin kabul görmediği, söz konusu sistemin 2012 yılında kurulmuş olduğu ve aralıksız devrede bulunduğu, yangının ise 2018 tarihinde meydana geldiği dikkate alındığında 6 yıl aralıksız, ancak bakımları yapılarak sağlıklı bir şekilde çalıştığının görüldüğü, buna göre söz konusu UPS sisteminin gizli ayıplı olmasının mümkün olmadığı, zira gizli ayıplı olması halinde bu tür elektrik-elektronik sistemin daha devreye alınması sırasında sorun çıkartacağı, çalışmakta olan UPS sisteminde bulunan akülerin sürekli şarj-deşarj durumlarında çalışmasının, tam boşalmadan tekrar şarj edilmesinin akünün ömrünü kısalttığı, ömrü kısalan akünün istenilen gerilimi ve akımı vermekte zorlanacağı ve kısa bir süre sonra da istenen gerilimi veremez duruma geleceği, bu durumda birbirine paralel bağlı olan akü gruplarından çekilen enerjinin sağlanabilmesi için diğer akülerin yükü üzerine alıp fazla yüklenerek ısınacakları, haliyle şebekeden çekilen akımın da artacağı, bu ısınma sırasında kendilerinden aşırı yük çekilmeye başlandığı için kabloların da ısınacağı, nitekim dosya kapsamına giren 54 adet fotoğraf incelendiğinde kabloların aşırı derecede ısındıklarının ve kısmi olarak yumuşayıp, eriyerek yüksek sıcaklıklara eriştiklerinin görüldüğü, bu durumda eriyen ve yere düşen yüksek sıcaklıktaki izolasyon malzemeleri kablo izolasyonunu ortadan kaldırdığı için çıplak kalan kabloların birbirleri ile olan teması sonucunda oluşan kısa devrenin sistemde yangının başlamasına neden olduğunun değerlendirildiği, bu açıklamalardan sonra yangının davacının sigortalısının yaptırması gereken bakımları zamanında ve periyodik olarak yaptırmaması sebebiyle meydana geldiği, davalının yangının meydana gelişinde kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 1472. maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. Somut olayda, ispat külfeti üzerinde olan davacı dava konusu yangının davalının ürettiği ve dava dışı sigortalısına sattığı kesintisiz güç kaynağından (UPS) ileri geldiğini iddia ettiğine göre hasara neden olan yangının davalının üreticisi ve satıcısı olduğu cihazdaki üretim hatası ve/veya montaj hatasından kaynaklandığını ispat etmesi gerekir. Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarında, yangının davalının üreticisi olduğu UPS cihazının üretim hatası ve/veya montaj hatasından kaynaklandığına dair herhangi bir tespit bulunmamaktadır. Ayrıca yangın ve eksper raporunda yangının UPS cihazından çıktığından hareketle yangının çıkış sebebine ilişkin kesin olmayan ve ihtimale dayalı tespitler yapılmış olup UPS cihazındaki bir üretim yahut montaj hatası sebebiyle yangının meydana geldiğine yönelik kesin bir tespit bulunmamaktadır. Öte yandan dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna göre davalının müterafik kusurunun bulunduğundan da söz edilemez. O halde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden davacının istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/455 Esas, 2021/539 Karar sayılı ve 29/06/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.24.04.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6192689be73964e5","SID":"614929337c111f5c"}}