{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2022/1630 <br>KARAR NO:2025/657<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:02/02/2022<br>NUMARASI:2017/1092 Esas - 2022/66 Karar<br>DAVA:Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ:14/04/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkillerinin ortak çocukları olan ...nin  20/10/2017 tarihinde, ... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpması sonucunda  meydana gelen trafik kazası nedeniyle vefat ettiğini, sigorta şirketince destekten yoksun kalma tazminatı olarak 48.853,00 TL maddi tazminatın teklif edildiğini, söz konusu teklifin kabul edilmediğini, trafik kazası ile ilgili ceza soruşturması devam etmekte olup kusur incelemesi yapılmadığını, müteveffanın yoldan karşıya geçmek üzereyken kazanın meydana geldiğini, trafik uyarı levhalarını dikkate almayan ve düz yolda dikkatsizce hızlı araç kullanan davalı sürücünün meydana gelen trafik kazasında asli kusurlu olduğunu, müteveffanın hayatını kaybetmeden önce öğretmenlik yaptığının dikkate alınması gerektiğini, müteveffanın 1991 doğumlu olup meydana gelen elim kaza sonucu 26 yaşında yaşamını yitirdiğini, müteveffanın davacı müvekkillerinin en büyük çocuğu olduğunu davacı müvekkillerin tüm maddi sıkıntılara rağmen müteveffanın okuyup meslek sahibi olması için ellerinden gelen tüm gayreti sarfetmiş olduklarını, müvekkillerinin maruz kaldığı manevi acının tarifinin mümkün olmadığını belirterek fazlaya ilişkin talep hakkı ve dava hakkı saklı kalmak ve ileride artırılmak üzere şimdilik davacı müvekkillerinin  lehine temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile birlikte her bir müvekkili için 2.500,00'şer TL olmak üzere toplamda şimdilik 5.000,00 TL maddi tazminatın,  hastane ve defin masraflarının mahkemece belirlenerek, müteveffanın anne ve babası olan davacı müvekkilleri için temerrüt tarihinden işletilecek faizi ile birlikte ... ve ...'ten her bir müvekkil için 100.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın  faizi ile birlikte  davalılardan müteselsilen tahsilini  talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesinde yer alan beyanları kabul etmediklerini, ceza yargılamasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiğini, yetki ve görev itirazında bulunduklarını, davaya konu kazanın oluşumundaki kusur oranlarının tespitinin Adli Tıp vasıtasıyla yapılması gerektiğini, yapılacak yargılamada, müvekkili aleyhine hüküm kurulması halinde, zarar görenin kusuru oranında tazminattan indirim yapılması gerektiğini, zorunlu trafik sigortasında sigortacının karşılamakla yükümlü olduğu zararların, işletme halinde motorlu aracın neden olduğu kazalarda üçüncü kişilerin zararına neden olacak bir kazanın meydana gelmesi ve bu kazada araç işletenin sorumlu bulunması gerektiğini, dolayısıyla KTK. 86.madde gereğince araç işleteninin ve sürücünün kusursuz olduğu hallerde  tazminat ödeme yükümlülüğü olmayacağını, davacıların sosyal ve ekonomik durumları ile hangi Sosyal Güvenlik Kuruluşlarına tabi olduklarının  mahkemece tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,  \"Davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 89.147,32 TL, davacı ... için 68.543,31 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 350,00 TL cenaze gider masrafının davalı ... A.Ş yönünden 29/11/2017 tarihinden, diğer davalılar yönünden 20/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müşterek ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacıların manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı... için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 55.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten 20/10/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılar ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı ... A.Ş., davalı ... ile davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  sigortalı araç sürücüsünün meydana gelen kaza nedeniyle kusurunun bulunmadığını, hükme esas alınan kusur raporunda; sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun mütalaa olunduğunu, kusur oranına ilişkin raporların Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi tarafından verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmadığını, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda kişinin bakiye ömrü TRH 2010 ölüm tablosu esas alınarak hesaplanmış olmasına rağmen, yaşam olasılıklarının hesaplamaya dahil edilmemiş olup, %10 iskonto faizi kullanıldığını, kişinin bakiye ömrü TRH 2010 Ölüm Tablosu esas alınarak hesaplanmış olduğundan yaşam olasılıkları hesaplamaya dahil edilerek, %1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müteveffanın annesinin ve babasını destek payları yanlış hesaplandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müteveffanın geliri .... ay beyan ücreti ile net asgari ücret oranlanarak 2,86 katsayısı elde edilip, dönemlere ait net asgari ücretler bu katsayı ile çarpılmak suretiyle aylık net geliri fazla hesaplandığını, oysa ki; müteveffanın geliri beyan edilen 2017/2.dönem maaş bordrolarındaki gelirlerin ortalaması esas alınmalı, 2017/2. dönem ile 2021/1.dönemleri arasındaki aylık gelir artışı bilinmediği için, beyan edilen 2017/2. dönem aylık net geliri, 2020/1. döneme kadar asgari ücret artış katsayısı kullanılarak arttırılması gerektiğini, aylık net gelirin fazla hesaplandığını, kök rapora karşı bu yöndeki itirazlarının bilirkişi tarafından kabul görmemiş ve değerlendirilmemiş olduğunu ve  mahkeme tarafından bilirkişi raporları esas alınarak verilen kararın usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yapılan yargılama sırasında birden fazla bilirkişi raporu alınmış olup, hükme esas alınan raporda sigortalı araç sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun mütalaa olunduğunu,  hükme esas alınan bilirkişi raporlarının karara esas alınabilecek nitelikte ve yeterlilikte olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda kullanılan hesaplama yönteminin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini,  hükme esas alınan bilirkişi raporunda müteveffanın annesinin ve babasının destek paylarının yanlış hesaplandığını, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda destek payları anne ve baba için ayrı ayrı 28 yaş muhtemel evliliğe kadar 1/4, 28 yaş muhtemel evlilikten 30 yaş muhtemel 1. çocuğa kadar 1/6, 30 yaş muhtemel 1. çocuktan 32 yaş muhtemel 2. çocuğa kadar 1/7, 32 yaş muhtemel 2. çocuktan baba destek sonu tarihine kadar 1/8 oranında, baba destekten çıktıktan sonra ise anne için destek sonu tarihine kadar 1/7 oranında hesaplandığını, oysa ki destek payları anne ve baba için ayrı ayrı 28 yaş muhtemel evliliğe kadar 1/4, 28 yaş muhtemel evlilikten 30 yaş muhtemel 1. çocuğa kadar 1/6, 30 yaş muhtemel 1. çocuktan 32 yaş muhtemel 2. çocuğa kadar 1/7, 32 yaş muhtemel 2. çocuktan muhtemel 1.çocuk destek sonuna kadar 1/8, muhtemel 1.çocuk destek sonundan baba destek sonu tarihine kadar 1/7 oranında olduğun, baba destekten çıktıktan sonra ise anne için muhtemel 2.çocuk destek sonuna kadar 1/6, muhtemel 2.çocuk destek sonundan annenin destek sonu tarihine kadar 1/5 oranında olması gerektiğini, ayrıca bilirkişi raporunda bilinen dönemde müteveffanın 2019 yılında evleneceği belirtilmesine rağmen 01.01.2019 –31.12.2020 tarihleri arasında anne ve baba için 1/6’şar pay oranı hesaplanması gerekirken 1/5’er pay oranı hesaplanması,01.01.2021 – 31.12.2021 tarihleri arasında da 1/7’şer pay oranı hesaplanması gerekirken 1/6’şar pay oranı hesaplanması sebebiyle ilgili tarihler aralığında bilirkişi raporunda tazminat tutarı olması gerekenden daha yüksek hesaplandığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda müteveffanın aylık net gelirinin de fazla hesaplandığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ... vekili de istinaf talep etmiş ise de; Mahkemece 31/05/2022 tarihli ek karar ile gerekli harç ve masrafların verilen kesin süre içinde yatırılmaması nedeniyle HMK'nın 344/1. maddesi gereğince istinaftan vazgeçmiş sayılarak istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin ek kararın verildiği, bu kararın davalı ... vekiline  usulüne uygun tebliğ edildiği ancak ek karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle  davalı  ... vekilinin istinaf talebi incelemeye alınmamıştır.Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, 20/10/2017 günü saat 22.30 sıralarında D300-16 Devlet Karayolu üzerinde Aksaray istikametinden Nevşehir istikametine seyir halinde olan davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı otomobilin sol ön kısmının gidiş istikametine göre yolun sol tarafında bulunan orta refüj üzerinden taşıt yoluna giren müteveffa yaya ...'ye çarpması sonucu dava konusu ölümlü trafik kazası meydana geldiği ve bu nedenle eldeki  maddi ile manevi tazminat talepli davanın açıldığı  anlaşılmıştır.Kaza tespit tutanağında müteveffanın 2918 sayılı KTK'nın 68/b, davalı sürücünün 2918 sayılı KTK'nın 52/1-a maddelerine göre kusurlu oldukları belirtilmiştir.Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/8188 Soruşturma sayılı dosyasına sunulmuş olan, 05/12/2017 tarihli bilirkişi raporunda; sürücü ...'in tali kusurlu, yaya...'nin asli kusurlu olduğu, Nevşehir 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/783 Esas sayılı dosyasına sunulmuş olan, ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 16/02/2018 tarihli kusur raporunda, sürücü ...'in kusursuz, yaya ...'nin asli kusurlu olduğu,İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/93 Esas sayılı dosyasına sunulmuş olan 10/05/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda sürücü ...'in tali kusurlu, yaya ...'nin asli kusurlu olduğu belirlemeleri yapılmıştır.Mahkemece ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda \"... Davalı sürücü ... meskun dışı mahalde seyri sırasında sevk ve idaresindeki otomobilin sol tarafından yeterli kontrolü yapmadan seyir yoluna giren yayaya çarptığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır... Müteveffa yaya ... taşıt yoluna girmeden önce yolu kontrol etmesi, gelen araçların seyir durumunu dikkate alması, araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken yeterli kontrolü yapmayıp, sağ tarafından gelen otomobile ilk geçiş hakkını vermeden taşıt yoluna girip gelen otomobilin kendisine çarptığı olayda asli kusurludur...\" belirlemesi yapılmıştır.Kusur raporlaru arasındaki çelişkinin giderilmesi için İTÜ Ulaştırma Birimi Karayolları ve Trafik bölümünden seçilen öğretim üyelerinden oluşan heyetten alınan  kusur raparunda \"...Davalı sigorta şirketine Trafik sigortalı otomobilin sürücüsü, davalı ...'in hatalı sevk ve idaresinin, ikinci derecede ve takdiren % 25 oranında etkili olduğu, davacıların murisi yaya ...'nin hatalı davranışının ise birinci derecede ve takdiren % 75 oranında etkili bulunduğu\" sonuç ve kanaati belirtilmiştir. Mahkemece İTÜ bilirkişi heyetinden alınan kusur heyet raporunun kaza tespit tutanağı, dosya kapsamı ve ceza mahkemesince verilen kararda benimsenen maddi olguya uygun bulunmakla kusura yapılan istinaf itirazının yerinde değildir.Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre, davacının ölenin hak sahiplerine ödediği ve davaya konu edilen gerçek zarar miktarı, hak sahiplerinin ve desteğin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.Desteğin ölüm tarihindeki geliri esas alınarak destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanması gerekir.Somut uyuşmazlıkta öğretmen olan  desteğin ölüm tarihinden önce çalıştığı kurumdan ücret bordroları getirtilmiş, hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda müteveffanın en son aldığı maaş olan 2017/10. aya ilişkin maaşı esas alınarak ve asgari  ücrete oranı belirlenerek sonraki dönem aylıkları belirlenmiş ve  tazminat hesaplanmıştır. Kaza tarihinden çok öncesine ait 2017/2 ay ücreti tazminat hesaplanmasında esas alınamayacağı gibi rapor tarihi itibariyle asgari ücretin bilindiği 31/12/2021 tarihine kadar  olan  süre bilinen  dönem hesabında  esas alınarak tazminat belirlenmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin güncel kararları gereğince Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği göz önüne  alınarak davacılar için TRH 2010 Tablosu'na göre muhtemel bakiye ömür süresinin belirlenmesi, % 1,8 teknik faiz uygulanmadan ve işleyecek devre bakımından \"progresif rant\" formülü kullanılarak tazminat hesaplaması gerekmektedir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2023, 2023/585 Esas ve  2023/8309 Karar, 24/05/2021 tarih, 2021/3033 Esas ve 2021/1560 Karar sayılı kararları). Bu nedenle davalıların % 1,8 teknik faiz uygulanması gerektiği yönündeki istinafları yerinde görülmemiştir.Emsal nitelikte Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin  2021/20526 E.- 2022/11511 K. sayılı kararında;\"...Dairemizce kabul görmüş pay esasına göre; hayatın olağan akışına  göre bekar olarak ölen desteğin ileride evleneceği ve en az  iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem için de anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16’şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe, bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya %12,5’er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının hesabı yapılması böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır.Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir.Çocukların destekten çıkması ile birlikte  destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselmektedir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine  çocuksuz  eş gibi  desteğe 2 pay eşe 2 pay esasına göre  %50 desteğe %50 eşe pay verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır...\" belirlemesinde bulunmuştur.Mahkemece, hükme esas alınan aktüer raporunda  müteveffa bekar ve çocuksuz vefat ettiğinden ileride evleneceği ve iki çocuğunun olabileceği ihtimali dikkate alınarak destek oranlarının belirlenmesi ve tazminat hesabı yapılması  gerektiği halde sadece  anne ve babaya pay  ayrıldığı,müteveffa, eş ve 2 çocuğa ayrılan paylar tabloda gösterilmemiş olduğundan rapor denetlemediğinden eksik raporun hükme esas alınması doğru olmamıştır.O halde Mahkemece yapılması gereken,05/02/2021 tarihli aktüerya  rapor tarihi itibariyle yukarıya aktarılan yerleşmiş Yargıtay uygulaması doğrultusunda davacı anne baba, destek,  muhtemel  eş ve 2 çocuğa  da ayrılan paylar da tablo halinde gösterilerek hesaplama yapılması için  aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve  usuli kazanılmış haklar gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi olmalıdır. Açıklanan nedenlerle, davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davalı ... A.Ş. vekili, davalı ... ile davalı ...  vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı ... A.Ş., davalı ... ile davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9558346cea0633d1","SID":"329280586530479e"}}