{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   11. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/330 - 2025/541<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2025/330 <br>KARAR NO\t: 2025/541<br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>DAVACI\t:  AKTÜEL RADYO TELEVİZYON YAYINCILIK ANONİM ŞİRKETİ<br>DAVANIN KONUSU\t:  Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ve Tazminat<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ                  :  24/04/2025<br><br><br>Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince geçici hukukî koruma talebinin reddine dair verilen ara kararının istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:  <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; \"...\" çağrı işaretli ve \"...\" logolu medya hizmet sağlayıcısı müvekkili şirketin 1994 yılından bu yana radyo ve televizyon yayın hizmetleri, haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil), haber ajansı hizmetleri alanlarında faaliyetlerini sürdürdüğünü ve faaliyetleri sırasında 2010 yılına kadar \"....\" yayın ismini kullanırken 2010 yılında RTÜK'e yaptığı başvurunun kabulü ile birlikte 2010 yılından bu yana \"....\" ve \"...\" yayın ismini kullanmakta olduğunu, ayrıca \"...\" isimli markanın 01/11/2013 tarihinden itibaren on yıl müddetle adına tescil edildiğini, 14/03/2024 tarihinde ise \"....\" markasının tescili için ... başvuru numarası ile başvuru yapıldığını ve tescil işlemlerinin tamamlanmasını beklediğini, medya hizmeti sağlama faaliyeti yürütmekte olan davalı şirketin ise faaliyetlerinde müvekkiline ait \"...\", \"...\" yayın isimlerini birebir kullanmak suretiyle haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalının haksız  rekabet teşkil eden \"....\", \"....\" \"....\" ismiyle yayın yapma, içerik üretme, medya hizmeti sağlayıcısı olarak yapacağı her türlü haksız eyleminin durdurulmasına, davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin men'i ile davalının \"...\", \"...\" \"...\" isimleriyle yayın yapma, içerik üretme, medya hizmeti sağlayıcısı olarak yapacağı her türlü haksız eyleminin engellenmesine/yasaklanmasına, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle  müvekkilinin yargılama aşamasında belirli hale gelecek maddi zararına karşılık şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren ticari faizi ile davalıdan tahsiline,  kararın kesinleşmesini müteakip karar metninin masrafı davalıya ait olmak üzere, ülke çapında dağıtımı yapılan üç büyük gazetede yayımlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk Derece Mahkemesince 06/01/2025 tarihli ara kararı ile özetle; ihtiyati tedbir istemine konu edilen iddiaların niteliği itibariyle yargılamayı gerektirdiği, mevcut aşamada yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı belirtilerek tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Ara kararına karşı, davacı (ihtiyatî tedbir isteyen) vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı (ihtiyatî tedbir isteyen) vekili; davalı Şirketin müvekkiline ait \"...\", \"....\" yayın isimlerini, birebir kullanmak suretiyle aynı mal ve hizmet alanlarıyla birebir aynı konularda, aynı zeminde medya hizmeti sağlama faaliyetlerini yürüttüğünü, yerel, ulusal ve uluslararası çapta medya hizmeti sektöründe davalıdan çok uzun yıllar önce yer alan müvekkilinin Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle yayın isminin/markasının itibarından dolayı davalının haksız bir yarar ettiği, davalının dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, ilgili tüketicilerin yanıltılması suretiyle rakiplerinin önüne geçilmesine ve tüketicilerin yayın isminin ticari kaynağı konusunda bir yanılgı yaşamasına sebebiyet verdiğini, müvekkillinin menfaatlerini haksız bir biçimde zarara uğrattığını,  ihtiyati tedbire esas olan hakkın müvekkilin \"...\" \"...\" isimli marka hakları olduğunu, davalının hukuka aykırı eylemlerinin tedbiren durdurulmasına yönelik tedbirler alınmadığı takdirde yargılamanın yıllarca sürebileceği gerçeği karşısında müvekkilinin zarara uğrayacağını ve ileride yapılacak yargılama sonucunda ulaşacağı hukuki menfaat ile bu zararının tazminin mümkün olamayacağını,  ihtiyati tedbir için yaklaşık ispatın aranmakta olduğunu ve sunulan deliller ile yaklaşık ispat şartının sağlandığını beyan ederek kararın kaldırılması ve ihtiyati tedbir talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE  GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>6100 sayılı HMK’nin onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi, 389. madde başlığında \"Geçici Hukuki Korumalar\" olarak vasıflandırılış ve aynı maddenin birinci fıkrasında “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar ile takip edilmesi ve yapılması gerekli usul işlemleri açıklanmıştır. <br>6100 sayılı HMK m. 390(3) hükmünde tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Madde gerekçesinde ise, HMK m. 390(3) hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. <br>Öte yandan 6102 sayılı TTK'nın 61. maddesinde haksız rekabet halinde dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkemecece, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebileceği düzenlenmiştir. <br>Geçiçi hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri, ispat ölçüsüdür. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü hâkim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Oysa, 6100 sayılı HMK m. 390(3) hükmünde, ihtiyati tedbire karar verebilmek için yaklaşık ispat gerekli ve yeterli görülmüştür.<br>Somut olayda, iddiaya konu eylemlerin sabit olup olmadığı, haksız rekabetin gerçekleşip gerçekleşmediğinin yargılamayı gerektirdiği, mevcut delil durumu itibari ile yaklaşık ispatın sağlanmadığı anlaşılmakla ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir. <br>Yukarıda belirtilen sebeplerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, ihtiyati tedbir isteyen tarafın istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-) Davacı (ihtiyati tedbir isteyen) vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca yeteri kadar karar ve ilâm harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,<br>3-) İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-f hükmü gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/04/2025<br>\t\t\t<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aa24ab14ef567e08","SID":"2e382671873cd88a"}}