{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2347 <br>KARAR NO: 2025/558<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/01/2021<br>NUMARASI: 2020/492 E. -  2021/89 K. <br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının emlak sektöründe komisyon karşılığı aracılık hizmetleri sunduğunu, davalının  ''... Mahallesi ... Sokak No:... Maltepe/İstanbul''  adresindeki taşınmazın satılması hususunda, müvekkili firmaya 08.02.2015 ile 08.05.2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere komisyon sözleşmesi ile yetki verdiğini,  yetki belgesinde görüleceği üzere müvekkili firma danışmanlarından ...'a davalı ... tarafından Maltepe'deki taşınmazın araştırılması, teklif verilmesi, kaparo verilmesi, kiralanması, satın alınması süreçlerinde tam yetki verilerek satış işlemi bittiğinde ise 20.000-TL komisyon ücreti ödeneceğinin taahhüt edildiğini,  yetki belgesinin devamında müvekkili firmaya yetkiyi veren davalının, İstanbul İli sınırları içerisinde kiralanacak yada satın alınacak tüm gayrimenkuller münferit olarak ... Limited Şirketi ofisi, ayrıca ofis danışmanlarından 2.yetkisi altında yapılacak olup, kiralama ve satın almaların farklı bir gayrimenkul firması, şahıs, kurum ile yapılması halinde kiralama Ve satın alımlarda, anlaşma gereği, cezai şart olarak kiralamada yıllık kiralama...,satın alma işlemlerinde satın alma bedelinin (anlaşma gereği 20.000-TL'nin) cezai şart olarak ... Limited Şirketi'ne ödemeyi taahhüt ettiği açıkça belirtiğini,  bu süreçte müvekkili firma danışmanı tarafından internet satış sitelerine ilanlar verildiğini, taşınmazın bulunduğu binaya ilanlar asıldığını, portföy çalışmaları yapıldığını,   gayrimenkul görme  ve hizmet bedeli sözleşmeleri ile alıcı adaylarına dava konusu taşınmazın gösterilip pazarlıklar yapıldığını, davalının,  dava konusu taşınmazın satımına ilişkin müvekkili firma ile yaptığı sözleşmeyi hem kendi adına hem de yetkilisi olduğu Aymed firmaları adına imzaladığını, ancak davalı tarafından anlaşmaya aykırı olarak 06.04.2016 tarihinde, müvekkili firmaya haber vermeden, taşınmazını 3.bir başka bir şahsa sattığını, satıştan haberdar olan müvekkili şirket yetkilileri ile davalı arasında müteaddit görüşmeler olduğunu, sonu alınamadığını, bu sebeple davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından 08.02.2015 tarihli komisyon sözleşmesinden kaynaklanan alacak  için takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile  asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına  hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davalı ile davacı arasında davalıya ait  ... mah. ... Sok. No:.. Maltepe İstanbul adresinde bulunan taşınmazın  08.02.2016 -08.05.2016 tarihleri arası  toplamda 3 aylık süre içinde satılması için anlaşma yapıldığını, dava dilekçesinde sözleşme tarihi  08.02.2015-08.05.2016 olarak belirtilmiş ise de bunların doğru  olmadığını,  sözleşmenin sadece 3 ay için 2016 Şubat ayında imzalandığını,  eğer 2015 yılında sözleşme imzalanmış olsa idi niçin davacı internet ilanı tarihi 2016  olacağını,  her ne kadar davacı şirket ile iş bu sözleşme imzalanmış ise de sözleşme imzalanmadan çok önce davalının  sahibinden.com adlı internet sitesinde bizzat bu taşınmazın satışı için ilan verdiğini, taşınmazın satışı için kişisel çaba sarf ettiğini, 3 aylık süre öngörmesine rağmen davacı şirket yetkilisinin sözleşmenin imzalanmasından çok sonra taşınmaz üzerine bir bez afiş astığını,  bu afişi de 2-3 hafta sonra söktüğünü,  satış ilanını internete 22.03.2016'da yani sözleşmenin başlamasından yaklaşık 1,5 ay sonra verdiğini, davacı şirket yetkilisi sözleşme süresince taşınmazın satışı için simsarlık sözleşmesi gereğince hareket etmesi gerekirken bu sözleşmenin yüklediği sorumluluklarını açıkça ihlal ettiğini,  davacı şirket temsilcisinin iş bu sözleşme kapsamında işini özenli ve gereği gibi yerine getirmediğini,  bu ilanın görünür ve dikkat çekici olmasını sağlamadığını, ilanı hemen vermediği gibi, sık sık yenileyerek görünür kılmadığını, gayrimenkul görme ve hizmet  bedeli sözleşmesi başlıklı 4 adet belge sunduğunu, bu belgelerin de gerçeği yansıtmadığını  10.12.2015 tarihini taşımakta olup bu tarihte taşınmaz satışı için davacı ve davalı  taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunmadığını,  henüz tanıtımı ve satışı konusunda anlaşma yapılmadan bir yerin gösterilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  ayrıca gayrimenkul yer gösterme belgeleri incelendiğinde görüleceği üzere delil olarak sunulan yer gösterme belgelerindeki seri numaraları ile belge tarih sıralamaları  ile uyumlu olmadığını,   taşınmazın 2016 Temmuz ayına kadar aktif olarak müvekkilinin kullanımında olduğunu,  bu taşınmaz içerisinde müvekkiline ait iş nedeniyle üretim yapılmakta olup onlarca kişi çalıştığını,  kimsenin yer göstermeye getirilmediğini,  fabrika personelinin tanık olarak  dinlenmesi gerektiğini, sözleşmenin  yalnızca müvekkil ... ile yapıldığını, müvekkilinin şirketi tarafından ayrıca bir yetkilendirme yapılmadığını,    bu simsarlık sözleşmesinin TTK anlamında müvekkilinin tacir sıfatı ile doğrudan bir ilişkisi bulunmadığını, işin  ticari  olmadığını,  basit bir alım satım işine aracılık hizmetini içerdiğini,   davalının taşınmazının taşınmaz davacı tarafça satılmadığını, davacının özenli davranmadığını, anlaşma konusu işin davacı tarafça yapılmadığı için sözleşme konusu bedelin davacıya ödenmediğini, satışın davalının kişisel çabası ile satış gerçekleştiğini, cezai şartın taraflarca serbestçe kararlaştırılması esas olduğundan davacı tarafça matbu düzenlenen, üzerinde tartışma imkanı olmayan bu sözleşme nedeniyle hak talep edilemeyeceğini,davalının müzakere şansı olmadığını, davacının hazırladığını,  cezai şartın fahiş olduğunu, BK 182/III maddesi ve diğer hükümleri gereğince indirilmesi gerektiğini,  alacağın likit olmadığını, yargılamayı gerektirdiğini,  icra ve inkar tazminatı istenemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...  Taraflar arasında  08.05.2016 tarihinde  davacı şirket  ile gerçek kişi davalının imzasını taşıyan sözleşme akdedilmiştir. Sözleşme de taşınmaz olarak ... Mah, ... Sokak,No:.., Maltepe İstanbul adresindeki taşınmaz gösterilmiştir. Her ne kadar davalı vekili, davanın ıslahı adı altında verdiği 26.12.2016 tarihli dilekçesinde 08.05.2016 tarihli sözleşmenin davalı müvekkili ile yapılmış olduğunu, müvekkilinin tacir sıfatı ile olayın bir alakası bulunmadığını, adi alım satımdan bahsedilmesi gerektiğini beyan etmiş olsa da sözleşme metni incelendiğinde   bahsi geçen taşınmazın satışı konusunda aracı bir firma ile sözleşme yapılması hususunda davalı gerçek kişiye  firma adına yetki verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.  Sözleşme de gösterilen taşınmazın satın alma işlemi bittiğinde davalı tarafından 20.000 TL komisyon ücreti ödeneceği taahhüt edilmiştir. Davacı dışında farklı bir firmanın  taşınmazın satımına aracılık etmesi durumunda davalının komisyon bedelini cezai şart olarak ödeyeceği kararlaştırılmıştır Davacı vekili dava dilekçesinde davalı vekili ise cevap dilekçesinde davaya konu olan taşınmazın ... Mah. ... Sok.No;... Maltepe-İstanbul adresinde kain taşınmaz olduğunu beyan etmişlerdir. Davacı vekili, 28.02.2017 tarihli dilekçesi ile dava konusu taşınmazın Maltepe İlçesi, ... Mahallesi, Narlı ... Mevkii, ... Ada, ... Parsel de kain arsa niteliğinde taşınmaz olduğunu beyan etmiş, davalı vekili ise Maltepe İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... Ada, ... Parsel de kain taşınmazın dava konusu olduğuna ilişkin beyanda bulunmuştur. Dosya kapsamına ilgili tapu müdürlüğünce gönderilen cevabi yazıdan eski ... yeni ... ada da kayıtlı Maltepe İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii içerisindeki taşınmazın arsa niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak davacı vekili tarafından dosya içerisine sunulan internet üzerindeki satış ilanı çıktılarından anlaşılacağı üzere söz konusu çıktılar Maltepe, ... Mahallesindeki fabrika niteliğindeki taşınmaza ilişkindir. Bahsi geçen belgelerden anlaşılacağı üzere, sözleşme konusu taşınmazın arsa üzerinde yer alan fabrika niteliğinde olduğu hususunda taraf iradeleri örtüşmektedir. Az yukarıda bahsi geçen  internet ortamındaki satış ilan çıktısı incelendiğinde, ilanı veren kısmında ... Kalite ... isminin yazdığı görülmektedir. Davalı vekili ise bozma öncesi yargılama yapan mahkemenin 23.02.2017 tarihli celsede önceki ıslah adı altında sunduğu yazılı beyanları doğrultusunda 08.05.2016 tarihli sözleşmede davacının taşınmaz satımı konusunda yetkilendirildiği tarih aralığında tahrifat yapıldığını karşı tarafa 08.02.2016 ve 08.05.2016 tarihleri arasında  satış hususunda yetki verildiğini, davacının görevini yapmaması üzerine bahsi geçen taşınmazın satışının 08.02.2016  bu şekilde gerçekleştiği yönünde beyanda bulunmuştur. Somut olayda sözleşmeye konu taşınmazın müstakil arsa üzerindeki fabrika binası olduğu ve  bu taşınmazın bir kısım hissesinin dava dışı  şirketin mülkiyetinde bulunduğu, davalının bahsi geçen dava dışı şirket adına uyuşmazlığı konu sözleşmeyi imzaladığı ibaresinin sözleşmede açıkça geçtiği, sözleşmeye konu taşınmazın ticari işletme niteliğinde fabrika olduğu, sözleşmenin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/2065 esas ve 2020/874 karar sayılı ilamında da; \"davalının bahsi geçen dava dışı şirket adına uyuşmazlığı konu sözleşmeyi imzaladığı ibaresinin sözleşmede açıkça geçtiği,\" şeklinde gerekçelere yer verildiği, bozma öncesi ilk derece mahkemesinin cezai şartın yüksek bulunmasından kaynaklı tenkis yapıldığı görülmüştür. Benzer konuya ilişkin Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin  2018/1573 esas ve  2018/5560 karar sayılı ilamında; \"Bunun dışında satış bedelinin geri kalan % 3’ü oranındaki kısmının ise cezai şart niteliğinde bulunduğunun kabulü gereklidir. Davalı tacir olmadığından, TBK'nun 182/son (eski BK 161/son) maddesine göre hakim fahiş gördüğü cezai şartları tenkis ile mükelleftir. Bu hükmü hakimin resen gözetmesi gerekir. \" şeklindeki açıklamalarından cezai şartın fahiş görülmesi durumunda mahkeme tarafından tenkise tabi tutulmasının tarafların tacir olmaması şartına bağlandığı anlaşılmaktadır.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2018/2065 esas ve 2020/874 karar sayılı ilamında da; \"davalının bahsi geçen dava dışı şirket adına uyuşmazlığı konu sözleşmeyi imzaladığı ibaresinin sözleşmede açıkça geçtiği,\" şeklinde gerekçelere yer vermiş olması, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin  2018/1573 esas ve  2018/5560 karar sayılı ilamında hakimin fahiş gördüğü cezai şartları tenkis ile mükellef olmasının tarafların tacir olmaması şartına bağlı olduğu yönündeki tespitleri hep birlikte nazara alınarak taraf iddia ve savunmaları, tanık beyanları, bilirkişi raporu  ve dosya kapsamı bir bütün olarak incelendiğinde; taraflar arasında düzenlenen yetki belgesi başlıklı sözleşmelerin niteliğinin tellallık sözleşmesi niteliğinde olduğu ve tarafların imzalarını taşıdığı, sözleşmeye göre davacıya ait taşınmazların   satılması, kiralanması hususunda davacı şirkete yetki verildiği, sözleşmede 08/02/2016 ile 08/05/2016 tarihleri arasında geçerli olduğunu, davacının devre dışı bırakılması halinde kararlaştırılan komisyon bedelinin 20.000,00.-TL olduğu,  komisyon bedelinin cezai şart olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından taşınmaz 06/04/2016 tarihinde dava dışı 3. şahsa satıldığı, sözleşmede belirtilen süre içerisinde davacının telallık hizmetlerini yerine getirdiği belirlendiğinden, davacı cezai şart talebinde bulunabileceği, davalının bahsi geçen dava dışı şirket adına uyuşmazlığı konu sözleşmeyi imzaladığı ibaresinin sözleşmede açıkça geçtiği, sözleşmenin serbetliği ilkesi ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü müesseseleri hep bir arada değerlendirilerek davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit olması  konusunu Yargıtay Genel Kurulu ,2012/19-599 E. ve 2013/145 K. Numaralı kararında; ''Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir.” şeklinde açıklamıştır. Bir alacağın likit olup olmadığı hususu değerlendirilirken her uyuşmazlık kendi koşullarında değerlendirilecek, alacağın miktarının belli ve sabit ya da borçlu tarafından bilinebilir olduğu durumlarda söz konusu alacağın likit olduğu kabul edilecektir. Davacının başlattığı icra takibine konu alacağın taraflar arasındaki imzalanan yetki belgesine istinaden cezai şarttan kaynaklandığının icra takip dosyasından anlaşıldığı bu haliyle  alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ile birlikte borçlu tarafından belirlenebilir olması hususları hep bir arada değerlendirilerek asıl alacağın yüzde 20'si oranında  icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. \"  gerekçesiyle, davanın kabulü ile talep cezai şart niteliğinde olduğundan davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin aynen devamına, kabul edilen miktar 20.000 TL üzerinden hesaplanacak %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  davalının dava dışı şirket(...) yetkilisi sıfatı ile iş bu formu imzalamadığını, kaldı ki form ... adı ile imzalanmış olup, belgede şirket kaşesi de bulunmadığını, taşınmazın mülkiyetinin  hem şirket hem de şahıs üzerinde hisseli olup, müvekkilinin şatış işlemlerini kendi adına (şirket yetkilisi sıfatı olmaksızın) başlattığını, davacı şirkete süreli olarak şahsen kendi adına, adına kayıtlı gayrimenkulün satışına dair yetki verdiğini,  aksine iddiayı destekleyen bir delil  bulunmadığını, davacının icra takibinde iddia edildiği gibi şirket aleyhine bir talepte bulunmadığını, şirket yetkilisi olduğu iddiası gerçek olsa idi takibin dava dışı malik şirket aleyhine yapılması gerekeceğini, yapılan işlemin şirket yetkisili sıfatı ile yapılmadığını,  kendi malik olduğu hissenin satışına dair yetki verilmesinin söz konusu olduğunu,  işin ticari iş kapsamında sayılması ve tacir olarak değerlendirilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu,  3 aylık süre öngörmesine rağmen davacı şirket yetkilisinin sözleşmenin imzalanmasından çok sonra taşınmaz üzerine bir bez afiş astığını,  bu afişi de 2-3 hafta sonra söktüğünü,  satış ilanını internete 22.03.2016'da yani sözleşmenin başlamasından yaklaşık 1,5 ay sonra verdiğini, davacı şirket yetkilisi sözleşme süresince taşınmazın satışı için simsarlık sözleşmesi gereğince hareket etmesi gerekirken bu sözleşmenin yüklediği sorumluluklarını açıkça ihlal ettiğini,  davacı şirket temsilcisinin iş bu sözleşme kapsamında işini özenli ve gereği gibi yerine getirmediğini, davalının kendi imkanları ile alcı bularak taşınmazı sattığını,  itirazın iptali ile % 20 icra inkar tazminatı ödenmesine haksız ve usule aykırı olarak karar verildiğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, simsarlık sözleşmesinden kaynaklı ceza koşulu alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine  vaki itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı, davalı vekili tarafından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalının ve dava dışı şirketin mülkiyetinde bulunan taşınmazın satışına aracılık etmek için davalı yanca davacının yetkilendirildiğini, bu yönde taraflar arasında simsarlık sözleşmesi imzalandığını, sözleşme yürürlükteyken, sözleşmeye aykırı olarak taşınmazın davalı tarafça satıldığını, sözleşmede bu durumda davalının cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını ileri sürerek, takip başlatmış ve itiraz üzerine eldeki davayı açmıştır. Davalı ise taşınmaz satışı için davacıya yetki verilmeden çok önce kendileri tarafından satıma yönelik internet üzerinden ilan verilmiş olduğunu beyan etmiş, sonrasında ıslah adı altında yeniden dilekçe vererek, karşı tarafça taşınmazın satımına aracılık etmeye  yönelik edim gereği gibi ifa edilmeyince davacının yetkilendirildiği süre içerisinde kendileri tarafından taşınmazın satımının başka kanalla gerçekleştiğini, davacının özensiz davranışları nedeniyle cezai şartın geçersiz olduğunu, davalının şirket adına yetkilendirilmediğini, sözleşmeyi sadece kendi adına yaptığını, işin ticari iş olmadığını, davalının da tacir olmadığını savunmuştur. Dosya kapsamında bulunan İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu  aleyhine 20.000,00 TL asıl alacak yönünden 24.05.2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 08.02.2015 tarihli komisyon sözleşesinden kaynaklanan alacağın gösterildiği, ödeme emrinin 28.05.2016 tarihinde tebliğ edildiği, davalı  tarafından 03.06.2016 tarihinde süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. Dava ilk olarak asliye hukuk mahkemesinde açılmış olup İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/350 Esas, 2017/470 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın  davacı vekilince  istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 11.09.2020 tarihli ve 2018/2065 Esas, 2020/874 Karar sayılı kararı ile asliye ticaret mahkemesinin göreli olduğundan bahisle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir. Kaldırma kararı üzerine dosyanın gönderildiği mahkemece yapılan yargılama sonucunda istinafa konu eldeki kararın verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında  'Yetki Belgesi'' başlıklı  ve 08.02.2016-080.5.2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davacı şirket  ile gerçek kişi davalının imzasını taşıyan sözleşme akdedilmiştir. Sözleşmede taşınmaz olarak  ''... Mah, ... Sokak,No:..., Maltepe/İstanbul'' adresindeki taşınmazın gösterildiği, tarafların imzalarını taşıdığı, sözleşmeye göre davalıya ait taşınmazın satılması, kiralanması hususunda davacı şirkete yetki verildiği, sözleşmenin 08/02/2016 ile 08/05/2016 tarihleri arasında geçerli olduğu görülmektedir. Öncelikle belirtmek gerekir ki her ne kadar Dairemiz kaldırma kararında  davalının firma yetkilisi olduğu belirtilmiş ise de sözleşmenin incelenmesinde, bu ibarenin maddi hata niteliğinde olup sözlemenin davalının kendisi adına yapıldığı anlaşılmıştır.TBK'nın 520/1 hükmü uyarınca simsar, ancak aracılık ettiği sözleşme kurulduğu zaman ücrete hak kazanır. Ancak taraflar bunun aksini kararlaştırabilirler. Somut olayda, taraflar arasındaki simsarlık sözleşmesinin incelenmesinde; sözleşmenin imzalanması ile birlikte davacının ücrete hak kazandığına dair  bir hüküm ve kayıt bulunmadığı gibi,  davacının devre dışı bırakılarak  taşınmazın davalı tarafından bizzat veya başka aracılarla satılması hâlinde davacıya ceza koşulu ödeneceğine dair bir hüküm bulunmadığı, bilakis sözleşmeye  elle yazılan kısımda, belirlenen bedelin satış işlemi bitince  ödeneceğinin  kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bir diğer deyişle, taraflar arasındaki sözleşmede simsarlık ücret bedelinin cezai şart olarak ödeneceğine dair bir kaydın yer almadığı  görülmektedir. Bu tespitlere göre, davacının talep edebileceği bir cezai şart bedeli bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, davalı vekilinin istinaf  başvurusunun kabulü gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;  Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli  615,40 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 341,55 TL'nin mahsubu ile bakiye 273,85 TL harcın davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan 551,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 5-Davalı taraf yargılama sırasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince belirlenen 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Tarafların gider delil ve avanslarından artan bakiyelerinin taraflarına iadesine, 7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden; a-Davalı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan 341,55 TL istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından harcanan 162,10 TL istinaf başvuru harcı gideri ile 43,00 TL posta gideri olmak üzere, toplam 205,10 TL kanun yolu giderinin  davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine,9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 27.03.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0d9d9ebe53e31f39","SID":"dc826471c2f503ce"}}