{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2023/461 <br>KARAR NO\t: 2025/746<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                        \t       K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ... \t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 15/10/2019<br>NUMARASI\t\t: 2017/125 E.  -  2019/419 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/10/2019 Tarih ve 2017/125 Esas - 2019/419 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı ... tarafından yapılan 2015/92798 başvuru numaralı ... ibareli marka başvurusuna, müvekkili Şirketin ... tanınmış markasına dayanan ... ve ... ibaresini içeren seri markalarına iltibas ettiği gerekçesi ile yaptıkları itirazın davalı Kurumca reddedildiğini, müvekkilinin tanınmış ... ibaresinden türetilen 2002/19145- ... ... ... ... ...  ibareli seri markalarının bulunduğunu, dava konusu ... marka başvurusunun, 556 s. KHK’nın 7 ve 8. maddeleri uyarınca müvekkili Şirketin seri markalarına iltibas oluşturduğunu, davalının, müvekkilinin ticari itibarından yararlanacak bu marka başvurusunda kötüniyetli olması nedeniyle de, dava konusu marka başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, 2016-M-117 numaralı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2015/92798 başvuru numaralı ... markasının tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, taraf markaları arasında iltibas yaratabilecek derecede benzerlik bulunmadığını, markalar benzer olmadığından tanınmışlıktan faydalanmanın da söz konusu olmayacağını, başvuru markasının tescilinin 556 sayılı KHK'nın 8/4 maddesinde yer alan söz konusu koşulların oluşmasına yol açabileceği hususlarının da davacı tarafından ispatlanamadığını, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu yönünde de delil bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının itirazına ve davaya dayanak gösterdiği markaların emtia listesinde yer alan ürün ve hizmetlerin dava konusu markanın başvuru kapsamında aynen yer aldığı, bu nedenle taraf markalarının aynı/aynı tür emtiayı kapsadıkları, davalı başvurusunun ..., davacı markaları ise biri ... ..., diğerleri şekil unsurları ile birlikte ... çatı markasını ve “...”, “... ...” ibarelerini kapsadığı, davacı markaları, ikisi dışında “... ...” ibaresi etrafında oluşturulmuş seri markalar olduğu, taraf markalarında ortak olan “...” ibaresi açısından taraf markaları arasında bir benzerlik mevcut olmakla birlikte, bu ibarenin markasal ayırt edici gücünün çok düşük düzeyde olduğu, markaların ayırt edici esaslı unsurlarının ... kelimesi ile birlikte markayı oluşturan diğer kelime ve şekil unsurları olduğu, davalı başvurusundaki farklı kelimlelerden oluşmuş bütünün, davacı markasından yeterince uzaklaştığı ve farklılaştığı yazım biçimlerinden farklı olduğu farklılığın ilgili tüketici kesimi tarafından derhal algılanabilecek durumda olduğu, bu ürün hizmetleri satın alacak kişilerin yetişkinlerden oluştuğu, gerekli alım süresi gözetildiğinde yanılgının oluşmasının mümkün olmadığı, dava konusu marka ile davacı markası arasında işletmesel bağlantılandırması tesis eden herhangi bir unsurun bulunmadığı, çekişmeli tüm mallar yönünden taraf markalarının malları aynı/aynı tür olsa da işaretler arasından yeterince uzaklaşma sağlandığından, dava konusu marka başvurusu/tescili ile itiraza ve davaya mesnet davacı markaları arasında 556 sayılı KHK’nın 8/1-b hükmü anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacı markasının tanınmış marka olduğu yönünde yeterli delil bulunmadığı, bununla birlikte, 556 sayılı KHK’nın 8/4. maddesinin, markaların benzer olması durumunda, emtialarının farklılaşmış olmasına rağmen markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunması nedeniyle markaların korunmasına ilişkin koşulları düzenlediği, somut olayda dava konusu markalar 8/1-b maddesi kapsamında benzer görülmediğinden, 8/4 maddesi kapsamında değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı, davacının tescilli ticaret ünvanı uyuşmazlık konusu “...” ibaresini içermediği gibi, bu ibareyi içeren başkaca bir telif veya sınai mülkiyet hakkı veya anılan düzenlemede belirtilen başkaca bir hakkın mevcudiyetinin ispat edilmediği, 556 sayılı KHK’nın 8/5 maddesinde belirtilen öncelikli hakkın davacı tarafça  ispatlanmadığı, mevcut durumda, davalının marka başvurusunun tescilinin 556 sayılı KHK’nin 8/5 maddesi uyarınca engellenemeyeceği, tescilli bir marka ile iltibas yaratmayan işaretin marka tescil başvurusunda bulunmasının kötüniyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilemeyeceği, marka ve işaret benzer olsa dahi yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın kötüniyetli başvuru olduğunu kabule yeterli olmayacağı, başvurunun engelleme, tuzak, spekülasyon markası olduğunun ispat edilemediği ve bu nedenle kötüniyetin ispat edilemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın müvekkili şirketin seri markalarına iltibas ettiğini, müvekkilinin ... ve ... ibareli seri markaları bulunmakta olup, davaya konu markanın müvekkilinin marka ailesinden olduğu izlenimi yaratıldığını, davaya konu marka başvurusu, müvekkili şirket markaları ile hitap ettikleri ortak tüketici kitlesinin düşük dikkat düzeyi itibariyle de müvekkili şirket markasına iltibas ettiğini, dava konusu ... ibaresinin tescili halinde markaların ve emtia sınıfının benzerliği, ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalini gündeme getireceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.       <br> <br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelere göre, davalı gerçek kişinin 2015/92798 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunu yaptığı, davacının \"...\" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacı itirazının nihai olarak YİDK'nın dava konusu kararı ile reddedildiği, davanın iki aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır.  <br>   İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde uyuşmazlık, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b, 8/4 ve 8/5. maddesi ve kötüniyet kapsamında tescil engeli bulunup bulunmadığı noktasındadır.  <br>556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>\tBu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvuru kapsamında 30. sınıf emtianın davacının itirazına mesnet markaların kapsamında bulunduğu görüldüğünden taraf markaları arasında emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. <br>Tarafların marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru \"...\" ibaresinden oluşmakta olup, başvuruda ... ibaresi çatı marka konumunda bulunduğundan ve bu çatı marka dışında da başkaca bir unsura yer verilmediğinden, başvurunun asli unsurunun \"...\" ibaresi olduğu, davacının itirazına mesnet markalarında da, ... ibaresinin çatı marka konumunda bulunması nedeni ile esas unsurun ... ibaresi olduğu anlaşılmıştır. <br>Bu itibarla davalının başvuru konusu yaptığı marka ile davacının itirazına mesnet olarak gösterdiği markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil  olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, ... ibaresinin marka kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden doğrudan tanımlayıcı veya vasıf bildiren bir kelime olmadığı, her iki taraf markasında da ... ibaresinin ortak olduğu, çatı markalardaki farklılığın ayırt edicilik için yeterli olmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, davacının önceki markasındaki  ve davalının sonraki tarihli markasındaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar / hizmetler  için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının başvurusu konusu markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacıya ait  markadan farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında benzerlik nedeniyle yanılgı yaşayabileceği, markalar arasında işletmesel bağlantı olduğu veya idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalar algısı oluşabileceği, yani markaları karıştırabileceği anlaşılmıştır. <br>Ancak, davacının “...” markasının tanınmışlığının davacının itiraza ve davaya mesnet “... ...” ve ”...” ibarelerini içerir diğer markalarının da tanınmış olduğu anlamına gelmeyeceği, tanınmışlığa ilişkin sunulan delillerin yeterli olmadığı, 556 sayılı KHK’nın 8/4 hükmünün koşullarının bulunmadığı anlaşılmış olup, bu hususta ilk derece mahkemesince de bu yönde karar verilmiştir. Diğer yandan, yine ilk derece mahkemesince de yerinde olarak belirlendiği üzere, davacının tescilli ticaret ünvanının uyuşmazlık konusu “...” ibaresini içermediği, bu ibareyi içeren başkaca bir telif veya sınai mülkiyet hakkı veya anılan düzenlemede belirtilen başkaca bir hakkın mevcudiyetinin ispat edilmediği, 556 sayılı KHK’nın 8/5. maddesinde belirtilen öncelikli hakkın davacı tarafça  ispatlanmadığı, mevcut durumda, davalının marka başvurusunun tescilinin 556 sayılı KHK’nin 8/5 maddesi uyarınca engellenemeyeceği, öte yandan yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın, başvurunun kötüniyetli olduğunu kabule yeterli olmayacağı, başvurunun engelleme, tuzak, spekülasyon markası olduğunun ispat edilemediği ve bu nedenle kötüniyetin ispat edilemediği anlaşılmıştır. <br>Tüm dosya kapsamına göre somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 556 Sayılı KHK'nın 8/1-b maddesindeki koşulların gerçekleştiği, bu nedenle davanın kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile,  Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/10/2019 Tarih ve 2017/125 Esas - 2019/419 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;\t<br>\t2-Davanın KABULÜ ile, ...nun 2016-M-117 sayılı YİDK kararının İPTALİNE,<br>\t3-Davalı ... adına tescil edilmiş olan 2015/92798 sayılı \"...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Sicilden terkin edilmesine,<br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 615,40.TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 31,40.TL haracın mahsubu ile bakiye 584,00.TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 40.000,00.TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 1.800,00.TL bilirkişi ücreti, 369,70.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 220,70.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 195,00.TL tebligat ve posta giderleri toplamından oluşan 2.585,4‬0 TL yargılama gideri ve 31,40.TL başvurma harcı, 31,40.TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 2.648,2‬0.TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacıdan peşin olarak alınan 80,70.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 14/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/05/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2607da6f8c1f571d","SID":"27b94cf6f5886040"}}