{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/1928 <br>KARAR NO: 2024/1962 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/04/2022<br>NUMARASI: 2015/254 (E) - 2022/332 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 16/02/2015<br>Birleşen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/698 E. Sayılı Davasında<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 08/06/2016<br>KARAR TARİHİ: 31/12/2024<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ...'na ait, ... Sigorta Şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı, ...'ın kullandığı ... plakalı aracın 04/12/2014 tarihinde yaya müvekkiline çarparak yaralanmasına neden olduğunu, olayın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'ın kusurlu olduğunu, olayın hemen akabinde müvekkilinin hemen hastaneye götürüldüğünden trafik kaza tespit tutanağı düzenlenemediğini, olay yeri terk tutanağı ile yetinildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 3.000 TL maddi ve 3.000 TL iş gücü kaybından doğan tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan (sigorta şirketi yönünden poliçede belirtilen miktarla sınırlı kalmak üzere) müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 31/01/2022 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle sürekli iş göremezlik tazminatını talebini 8.930,76 TL olarak belirlemiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinden ...'na ait, ...'ın idaresindeki ... plakalı ticari taksinin davacıya çarpması sonucunda yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun sorumluluğu düzenleyen 85. maddesine göre işleten sıfatıyla araç sahibi müvekkilinin sorumluluğunun, sürücünün kusur sorumluluğuna bağlı olduğunu, müvekkiline ait ticari taksinin hız sınırını aşmadığını, davacının yolun karşısına geçerken yolun müsait olup olmadığını kontrol etmeden tedbirsiz ve dikkatsiz bir şekilde  geçmeye çalışması ve yola aniden girmesi sonucunda kazanın meydana geldiğini, kazanın oluşumunda davacının tam kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın müvekkili nezdinde kaza tarihinde geçerli zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ve ihtiyari mali mesuliyet poliçesi bulunmadığından davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/698 E. sayılı davasında; Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıya sigortalı ... plakalı aracın müvekkiline zarar vermesinden dolayı İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/254 Esas sayılı dosyasından diğer davalılara dava açtıklarını, ancak kaza yapan aracın sigorta poliçesinin davalı sigorta  şirketince yapıldığını daha sonra tespit ettiklerini belirterek işbu davanın İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/254 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 3.000 TL maddi, 3.000 TL iş gücü kaybı ve 30.000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davalısı ... Sigorta AŞ'ye dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen davaya cevap vermemiştir. İlk derece mahkemesince; \"Asıl dosya;<br>1-Davalı ... Sigorta aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddine, Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile; 699,17 TL geçici iş göremezlik tazminatının  davalılardan müşterek ve müteselsil sorumluluk kapsamında alınarak davacı tarafa verilmesine, kabulü aşar nitelikteki talebin reddine, 8.930,76 TL sürekli iş göremezlik tazminatının davalılardan müşterek ve müteselsil sorumluluk kapsamında alınarak davacı tarafa verilmesine, 15.000 TL manevi tazminat alacağının davalılardan müşterek ve müteselsil sorumluluk kapsamında alınarak davacı tarafa verilmesine, kabulü aşar nitelikteki talebin reddine, Alacağa 04/12/2014 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, Birleşen dosya yönünden; 699,17 TL geçici iş göremezlik tazminatının  tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müşterek ve müteselsil sorumluluk kapsamında sigorta poliçe limiti ile sınırlı olarak davalı ... Sigorta Şirketinden alınarak davacı tarafa verilmesine, 8.930,76 TL sürekli iş göremezlik tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müşterek ve müteselsil sorumluluk kapsamında sigorta poliçe limiti ile sınırlı olarak davalı ... Sigorta Şirketinden alınarak davacı tarafa verilmesine, Alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, Manevi tazminat talebinin reddine\" karar verilmiştir. Karara karşı davacı, davalı ... ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusurun davalılara ait olduğunu, zira müvekkilinin karşıya geçmek için yolu kontrol ettiğinde araç görünebilir alanda dahi değilken hatta müvekkili aracın hangi yönden dahi geldiğini fark etmeden kazaya uğradığını, tanık beyanlarıyla da bu durumun ispat edildiğini, müvekkilinin inşaatta kalıp ustası olarak çalıştığını, geçirdiği kazadan dolayı tedavi süreci yaşadığını, hala kazanın verdiği rahatsızlıktan ötürü işini yapamadığını, bu durumun maddi ve manevi açıdan müvekkilini zor duruma soktuğunu, müvekkilinin yaşı da düşünüldüğünde kazanın iş hayatını uzun vadeli olumsuz etkileyeceği için maddi ve manevi tazminatın az hesaplandığını, hakkaniyete uygun olarak yeniden hüküm kurulması gerektiğini, davalı ... Sigorta Şirketi lehine ve diğer davalılar lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, sehven gösterilmiş olup daha sonra doğru hasmın dosyaya eklendiğini, bu nedenle bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğini, ilk derece mahkemesi kararının kısmen reddedilen kısımlarının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili  istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazaya karışan ticari taksi plakalı aracın diğer davalı ...'a uzun süreli kiraladığını, dolayısıyla aracın işleteninin diğer davalı ... olduğunu, müvekkilinin işleten sıfatı bulunmadığını ve davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kusurun tamamının davacıya ait olduğunu, kazanın meydana geldiği yerde trafik ışığı ya da trafik levhası bulunmadığını, bu nedenle karayollarının da kusuru bulunduğunu, dosya kapsamında dava konusu taleplerden zamanaşımına uğrayan talep var ise müvekkilinin bu talepler yönünden zamanaşımı itirazında bulunduğunu, mahkemece müvekkilinin zamanaşımı itirazları değerlendirilmeden esasa dair karar verildiğini, davacı kaza nedeniyle hafif bir şekilde yaralandığı için lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminatların fahiş olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekirken kaza tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin görevsiz olduğunu, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili  istinaf  dilekçesinde özetle; kusurun tamamen davacıda olduğunu, müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, olay yerinin işlek bir cadde olduğunu, kaza yerinin 100 metre yakınlarında yaya geçidi ve trafik ışığı olmamasının mümkün olmadığı göz önünde bulundurulunca davacının yaya geçidini veya trafik ışığını kullanmayarak tedbirsiz davrandığını ve %100 kusurlu olduğunun açıkça ortada olduğunu, keşif yapılması talepleri dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, tazminat hesabının TRH-2010 yaşam tablosuna göre hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaza tarihi itibarıyla PMF yaşam tablosuna göre hesaplama yapılması gerektiğini, tazminat alacakları hesaplanırken davacının 2018 yılına ait SGK kayıtlarının baz alınmasının hatalı olduğunu, davacının SGK kayıtları incelendiğinde düzenli bir çalışma hayatının olmadığını, sürekli iş giriş çıkışı yaptığının görüldüğünü, bu husus dikkate alınmadan davacının sanki düzenli bir çalışması varmış gibi rapor tanzim edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının kaza tarihi ve öncesi SGK kayıtlarının dikkate alınması gerektiğini, davacının %5.2 meslekte kazanma gücü kaybına sahip olduğuna yönelik Adli Tıp Raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, ATK raporunda da belirtildiği üzere hastanın 20/11/2017 tarihinde yapılan muayenesinde ağrısı olmadığını, yalnızca soğuk havalarda ve namaz kılarken ağrı tarif edildiğini, bu durumun davacının herhangi bir kalıcı vasıfta maluliyetinin olmadığını gösterdiğini, gerekçeli kararda belirtilen 13/12/2017 ve 18/12/2019 tarihli raporlarda her ne kadar davacının maluliyet oranının %5.2 olduğu ve iyileşme süresinin 3 ay olacağı tespit edilmişse de davacı taraf dava dilekçesinde yaklaşık 1,5 ay raporlu olduğunu ve istirahat ettiğini beyan ettiğini, buna karşın bilirkişi raporlarında bu 1,5 aylık sürenin 2 katına çıkartılıp  geçici iş göremezlik süresinin 3 ay olarak kabul edilmesinin söz konusu raporların tüm yönleriyle hatalı ve hukuka aykırı olduğunu ortaya koyduğunu, davacı tarafın beyan ve iddiasını aşacak bir şekilde geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, meslekte kazanma gücü kaybına ilişkin ATK 3. İhtisas Kurulunun görev alanına girdiğini,  ATK 2. İhtisas Kurulundan alınan rapora itibar edilmemesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacının müterafik kusuru göz önüne alınmadan hüküm kurulduğunu, davacının dava dilekçesinde 3.000 TL maddi, 3.000 TL iş gücü kaybından dolayı tazminat talep ettiğini, ıslah dilekçesiyle 3.000 TL maddi tazminat talebini dava türünü ve alacak kalemini değiştirmek suretiyle geçici iş gücü kaybına çevirmek istediğini, bu hususa muvafakatlerinin bulunmadığını, dava türünü ve  alacak kalemini değiştirmesinin Yargıtay kararlarına göre 3.000 TL maddi tazminattan feragat ettiği anlamına geldiğini, dolayısıyla davacının ıslah talebinin reddedilmesi ve değiştirmek suretiyle vazgeçtiği kalemler üzerinde feragat hükümleri uygulanması gerektiğini belirterek kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Asıl ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan bedensel zarar nedeniyle geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.1-Kusura yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; İlk derece mahkemesince alınan 14/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda; davalı tarafa sigortalı araç sürücüsü davalı ... yönetimindeki ... plakalı otomobil ile yerleşim yerinde iki yönlü yolda seyir halinde iken gereken dikkatini yola vermediği, mahal şartlarını dikkate alarak kontrollü ve tedbir alabilecek şekilde seyrine özen göstermediği, geçiş yapan yayaya tedbirsizce çarptığı ve 2918 Sayılı KTK'nin 47/d maddesini ihlal ettiği, dikkatsiz ve özensiz davranışlarından dolayı %25 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'ın yeterli ve gerekli kontrolü yapmadan geçiş yaptığı, gelen aracın uzaklık ve seyir durumunu dikkate almadığı, araç sürücüsüne geçiş hakkını vermediği, araçtan korunma tedbiri almayarak can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü ve KTK'nin 68/b (Yayaların uyacakları kurallar) ve 138/d (Yaya yollarında, geçitlerde veya mecburi hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek, tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunmaları, dikkatsiz hareket etmeleri, oynamaları veya bu yerleri saygısızca kullanmaları yasaktır.) maddelerini ihlal ettiği, dikkatsiz ve özensiz davranışlarından dolayı %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş olup raporun oluşa ve dosya kapsamına uygun olmasına, davacının kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek kusur indirimi yapılmış olması nedeniyle ayrıca müterafik kusur indirimi yapılması gerekmemesine göre kusura yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Maluliyet raporuna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; İlk derece mahkemesince Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlığından alınan 13/12/2017 tarihli raporda ve Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunundan alınan 18/12/2019 tarihli raporunda  Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak davacının %5.2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 3 aya kadar uzayabileceği tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunun davacının  kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri incelenerek, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılmak suretiyle düzenlendiği anlaşılmakla bu yöne değinen istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. 3-Hesap raporuna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı ile \"Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” bölümünde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5, 13, 17, 35 ve 48. maddelerine aykırı olduğundan iptallerine karar vermiştir. Yargıtay 17. (Kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da progresif rant formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 11/11/2021 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda; TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak progresif rant yöntemine göre ve davacının  asgari ücret düzeyinde gelirinin olduğu kabul edilerek yapılan hesaplamada geçici iş göremezlik zararının 699,17  TL, sürekli iş göremezlik 8.930,76 TL olduğu tespit edilmiş olup ek raporun Yargıtay'ın güncel içtihatlarına uygun biçimde TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant formülü kullanılarak, HMK'nin 279. maddesine uygun düzenlenmesi karşısında hükme esas alınmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. 4-Hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; Kazanın oluş şekli, kusur durumu, kaza tarihi, davacının yaralanmasının niteliği, tarafların dosya kapsamından anlaşılan sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmamaktadır. 5-Davalı ... vekilinin zamanaşımına, işleten sıfatına, faiz başlangıç tarihi ve türüne yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; HMK'nin 357. maddesi gereğince, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar dinlenilemez. Somut olayda davalı ... vekili tarafından ilk derece mahkemesindeki yargılama aşamasında adı geçen davalının işleten olmadığına ilişkin herhangi bir itiraz ve savunmada bulunmadığından bu konuya yönelen istinaf itirazı yerinde değildir. Zarar haksız fiil tarihi itibarıyla meydana geldiğinden kaza tarihinden itibaren faize karar verilmesinde; zarara neden olan aracın  dosyada bulunun ruhsat fotokopisine göre  kullanım amacının ticari olmasına göre avans faizine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Davalı ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunulmamış olması nedeniyle istinaf aşamasında zamanaşımı def'inin ileri sürülemeyecek olmasına, her ne kadar ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de kaza tarihi ve belirsiz alacak davası olarak açılan dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolmamış olmasına göre bu yöne ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir. 6-Davacı vekilinin yargılama giderlerine yönelik istinaf itirazının incelenmesi; Davalı ... Sigorta Şirketine yönelik davası pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilen davacı aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında, diğer davalılar yönünden yargılama giderinin davanın kabul ve red oranına göre paylaştırılmasına karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı, davalı ... ve davalı ... vekillerinin  tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin,  davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 161,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 266,20 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 1.682,47 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 841,31‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 841,16‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ... ve davalı ...'ndan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davalı ..., davalı ... ve davacının istinaf başvuruları nedeniyle  sarf ettikleri yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 31/12/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ab647dd4f9d03ed4","SID":"67b4acefd4fa8c19"}}