{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:05/11/2021<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ:21/04/2025<br><br>İlk Derece Mahkemesinin kararı ve dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili; müvekkili şirket yetkilisinin 15/09/2017 tarihinde ... Bankası'ndan gelen tebliğ sonrası şirketine ait ... nolu çekin 11/09/2017 tarihli 585.000,00.-TL bedelli olacak şekilde davalıya keşide edildiğini öğrendiğini, bu çekten dolayı dolandırıldığını anlayan müvekkili şirket yetkilisinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında davalının 18/01/2018 tarihinde emniyete ifade verdiğini, ifadesinde, müvekkili şirket yetkilisi ...'i ismen tanıdığını, ... isimli şirketten araç alışverişi yapıldığını, alacağının bulunduğunu bildiğini, bu araçlar için kendilerine senetler verildiğini, daha sonra senetlerin iade edilerek yerine bu çekin verildiğini, çekin şirket sahibinin ve ...'in yanında teslim alındığını, bizzat alışveriş aşamasında bulunmadığını ancak ... isimli şirkete 5-6 tane değişik marka ve modelde aracı talepleri doğrultusunda 3. şahısların adına tescil ederek sattığını, bu durumdan şirket yetkilisinin bilgisinin bulunduğunu, şikayetin sebebinin alacağının ödenmekten imtina edilmesi olduğunu, avukatı tarafından işbu çekin işleme konulduğunu ve karşı taraftan herhangi bir itiraz olmadığını beyan ettiğini, müvekkil şirket yetkilisinin davalı şahsı tanımadığını, taraflar arasında herhangi bir ticaret, alışveriş olmadığını, müvekkili şirketin hiç kimseden araç almadığını, herhangi bir araç alımını da aracılık etmediğini belirterek ... Bankası A.Ş, ... Şubesi'nin ... numaralı 11/09/2017 tarihli 585.000,00.-TL bedelli çekten ve Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, haksız ve kötü niyetli takip başlatan davalının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili; davacılar tarafından talep edilen tazminatın zamanaşımına uğradığının tespitinin gerektiğini, dava hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafından keşide edilen çek bedelinin ödenmediğini, müvekkiline karşı borçlu olduğunu, keşide edilen çekin muhatabının müvekkili olduğunu, vadesi gelen çekin ödenmediğini, kambiyo senetlerine dayalı takip başlatıldığını, davacı tarafça herhangi bir itirazda bulunulmadığını, takibin kesinleştiğini, söz konusu çekin Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında bulunduğunu, davacı tarafın müvekkilinin alacağını ödemekten kaçınmak amacıyla huzurdaki davayı açtığını, zaman kazanmaya çalıştığını, davacı tarafın müvekkili ile aralarında borca konu herhangi bir hukuki ilişki olmadığı gibi beyanlarda bulunarak alacağı inkar yoluna gittiğini, taraflar arasında geçerli bir hukuki ilişki bulunup bulunmamasının senedin geçerliliği üzerinde etkisinin bulunmadığını, dava konusu çekin davacı şirket yetkilisi tarafından imzalandığını, davacı şirketin talebi doğrultusunda yapılan araç satış işlemlerinin şirket yetkilisinin bilgisi dahilinde yapıldığını belirterek haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Mahkemece, Dava konusu çek nedeniyle davacı tarafça, davalı ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığı, davalının ceza soruşturması nedeniyle verdiği ifadesinde; araç alış veriş neticesi verildiğini beyan ettiği ve düzenleme nedenini değiştirdiği ileri sürülmüş ise de, dava konusu senet ödeme vasıtası olan çek olduğu gibi düzenleme nedeninin değiştirilmesi de söz konusu olmadığı gibi, dolandırıcılık iddiası yönünden yapılan ceza soruşturması sonucunda davacının iradesinin sakatlanmadığı, dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı tespit edilip kesinleşen maddi vakıalar mahkememizde bağlayacak nitelikte olup, dolandırıcılığın da gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İlk Derece Mahkemesi'nce verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu çek ile ilgili savcılığa yapılan suç duyurusunda davalı tarafın vermiş olduğu ifadede; müvekkili şirket yetkilisi ...’i ismen tanıdığını, ... isimli şirketten araç alışverişi yapıldığından dolayı alacağının bulunduğunu bildiğini, hatta ilk etapta bu araçlar için kendilerine senetler verildiğini, daha sonra senetlerin iade edilerek yerine bu çekin verildiğini, bildiği kadarıyla bu çekin şirket sahibinin ve ...’in yanında teslim alındığını, bu konuda şirket çalışanlarının tanık olarak dinlenmesini talep ettiğini, bizzat alışveriş aşamasında bulunmadığını ancak ... isimli şirkete 5-6 tane değişik marka ve modelde aracı talepleri doğrultusunda 3. şahısların adına tescil ederek sattığını, bu durumdan şirketin sahibi olan şikayetçinin de bilgisinin bulunduğunu, şikayetin sebebinin alacağının ödenmekten imtina edilmesi olduğunu, avukatı tarafından işbu çekin işleme konulduğunu ve karşı taraftan herhangi bir itiraz olmadığını beyan ettiğini,  davalı tarafın vermiş olduğu ifade ile müvekkili şirketten çeke bağlı alacaklı olduğunu ifade etmek yerine ayrıntılı bir beyan vererek ispat külfetinin yer değiştirmesine neden olduğunu, bu davada davalının beyanı esas alınarak ispat külfetinin davalı tarafa geçtiğini, bu nedenle de müvekkili şirket kayıtlarında davalı tarafın iddia ettiği gibi araç alım satımının kayıtlı olup olmadığının bilirkişi marifetiyle tespiti gerekirken bu yola başvurulmayıp doğrudan davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirket yetkilisinin davalı şahsı tanımadığını, bir kez bile bir araya gelmediklerini, müvekkili şirket ve şirket yetkilisi ile davalı şahıs arasında bugüne kadar herhangi bir ticaret, alışveriş vs. olmadığını, müvekkili şirketin bugüne kadar ne davalıdan ne de bir başkasından herhangi bir araç dahi almadığını, ne müvekkili şirket ne de şirket yetkilisinin bugüne kadar hiçbir araç alımına aracılık etmediğini, davalı tarafın ifadesinde belirttiği gibi müvekkili şirketin talebi doğrultusunda 5-6 tane araç 3. kişiler adına tescil edilerek satıldıysa bu ilişkide müvekkili şirketin aracı konumunda olacağını, öyle olursa da aracının borcundan değil, komisyon alacağından söz edilebileceğini, davalının iddia ettiği üzere dava konusu çekten önce kendisine verilmiş olan senetlerin kaç tane, bedellerinin ne kadar olduğunu, bu araçların hangi araçlar olduğunu, satış bedellerinin ne kadar olduğunu, alıcılarının kimler olduğunu, müvekkili şirket ile davalı arasında davalının beyan ettiğinin aksine hiçbir ticari ilişkinin söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin davalıya ne senet  ne de çek vermediğini, müvekkil şirket yetkilisinin davalıyı kesinlikle tanımadığını, davalı tarafın ayrıntılı savunması karşısında ispat külfetinin davalı tarafa geçtiği dikkate alınarak işbu hususlar çerçevesinde bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken bu yapılmayarak davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava süresince davalı aleyhine yapılan suç duyurusunun sonucunun beklenmesine karar verildiğini, durum böyleyken suç duyurusunun takipsizlikle sonuçlandığını, bu takipsizlik kararının usul ve yasaya aykırı tebliğ edilerek kesinleştirildiğini, takipsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olarak tebliğ edildiği belirtilmek suretiyle takipsizlik kararına itiraz edildiğini, neticesinin beklendiğini, bu itirazlarının neticesi beklenmeden davanın karara bağlanmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Dairemizce de istinaf incelemesi bu çerçevede yapılmıştır.<br>Yargılamada ileri sürülen iddia ve cevaplar, mevcut deliller ve tüm dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde;<br>Dava; İİK'nın 72. maddesi uyarınca kambiyo senedine dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. <br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgiler, yasaya uygun gerektirici nedenler, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı şirket yetkilisinin Antalya 15. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takip konusu yapılan 11/09/2017 tarihli 585.000,00.-TL bedelli çekin kendisi tarafından keşide edilerek davalıya verilmediğini, bu çekten dolayı dolandırıldığını iddia ettiği, bu iddia ile yapılan şikayet üzerine Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... soruşturma sayılı dosyasında şüpheliler ..., ..., ... ve ... hakkında resmi belgede sahtecilik, kamu, kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçlarından yapılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiği, davacı tarafça takipsizlik kararının kendilerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği gerekçesiyle itiraz edilmiş ise de bu itirazın Sulh Ceza Mahkemesi'nce reddedildiği ve böylece takipsizlik kararının kesinleştiği,  kaldı ki davalı şirket yetkilisinin soruşturma dosyasındaki beyanında çeki şirkete mal alımı yapılması için boş ve imzalı olarak şirketin muhasebe işleriyle ilgilenen ...'e teslim ettiğini beyan ettiği, açığa atılan imzanın kötüye kullanıldığı iddiasının usulünce yazılı delillerle ispatlanamadığı, dava konusu çekin bir ödeme aracı olduğu, davalının soruşturma dosyasındaki beyanlarının talil olarak da kabul edilemeyeceği, kambiyo senedinden kaynaklı işbu menfi tespit davasında ispat külfeti davacı üzerinde olup davacının borçlu olmadığı iddiasını usulünce ispat edemediği, HMK'nın 355/1. maddesi gereği inceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmakla, re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Harçlar Kanunu ve bağlı tarife gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde başvurulmak suretiyle Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21/04/2025<br>...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e24dd3a2f3b59718","SID":"0bdd29e51eaa431a"}}