{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO: 2022/1669 <br>KARAR NO: 2025/646<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 27/04/2022<br>NUMARASI: 2017/1007 Esas - 2022/223 Karar<br>DAVA: Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 14/04/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ...'ın adına kayıtlı sevk ve idaresindeki ... plaka numaralı araç ile 13/08/2017 günü Kandıra/İzmit yolu üzerinde seyir halinde iken önündeki araçları geçmek maksadıyla yüksek hızla karşı yön şeride geçtiğini ve o sırada karşı yönde seyir halinde olan müvekkilinin içinde bulunduğu ... plaka sayılı araca çarptığını, kaza neticesinde müvekkilinin ağır yaralandığını, davalı ...'ın adına kayıtlı aracın 28/05/2017 başlangıç tarihli Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Poliçesi ile davalı ... şirketi tarafından sigortalı olduğunu, kaza tarihi itibariyle müvekkilinin 36 yaşında olduğunu ve ... AŞ de şoför olarak çalıştığını, yaşanan kaza nedeniyle doğan tedavi giderleri, müvekkilinin çalışmaması, iş gücü kaybı ve kaza tarihinden bu yana bakım görmesi sebebiyle müvekkilinin maddi olarak ciddi zararlara uğradığını beyanla tedavi giderleri, bakım giderleri, kazanç kaybı ve çalışma gücü kaybı şeklinde vuku bulan maddi zararların davalılardan tahsiline karar verilmesini, uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırmak üzere şimdilik 20.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 13/08/2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsil edilerek müvekkiline ödenmesine, 100.000,00 TL manevi tazminatın 13/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalı ...'dan tahsil edilerek müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin sevk ve idaresindeki ...  plakalı aracın İzmit istikametinden Kandıra istikametine seyir halinde iken karşı şeritte bulunan ... plaka sayılı araç ile çarpıştığını, yaralanmalı ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, olayla ilgili Kandıra CBS tarafından 2017/2304 soruşturma sayılı dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini, söz konusu kazayla ilgili aynı araçta bulunan ... isimli şahsın Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/1008 sayılı dosyası müvekkiline karşı maddi ve manevi tazminat davası açtığını, usul ekonomisi ilkesi de dikkate alınarak tarafların kısmen aynı olan ve dava türü sebebiyle bu iki dosyanın birleştirilmesini talep ettiklerini, müvekkilinin söz konusu olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın tazminat taleplerini kabul etmediklerini, davacının talep ettiği manevi tazminat tutarının fahiş ve hakkaniyete aykırı olduğunu, kaza esnasında müvekkilinin sevk ve idaresinde olan ... plaka sayılı aracın hızının yasal sınırında olduğu, araç içerisindeki herkesin emniyet kemerinin takılı olduğunu, müvekkilinin sevk ve idaresindeki araç içerisinde annesi ve yeğenlerinin bulunduğu, kaza nedeni ile annesi ve yeğenlerinin yaralandığını, müvekkilinin annesinin durumunun halen ağır olduğunu, kaza nedeniyle maddi ve manevi olarak zarara uğradıklarını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle; somut olayda başvuru şartının yerine getirmediğini, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyet varlığı ve oranını belirlenmesi zorunlu olduğunu, esas kusur oranlarının tespit edilebilmesi için konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasını, somut olayda hatır taşımacılığı söz konusu olduğunu, TBK madde 51 gereği uygun bir indirim yapılması gerektiğini, tedavi ve bakıcı giderleri ile kazanç kaybı taleplerinin trafik poliçesi teminatı dışında olduğunu her durumda muaccel bir alacak oluşmadığı için müvekkili şirketin temerrüte düşmediği dikkate alınarak davanın reddini talep etmiştir.  Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,\"1-Davanın kısmen kabulü ile 2-18.528,60 TL bakım tazminatı, 649.119,94 TL iş göremezliğe ilişkin zarar, 5.610,37 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 673.258,91 TL maddi tazminattan müterafik kusur gereğince yapılan indirim sonucu bulunan 538.607,13 TL maddi tazminatın poliçe limiti nispetinde ödeme yapıldığı beyan edilmekle kalan 208.607,13 TL'nin kaza tarihi olan 13/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,  3-Davalı ... şirketi yönünden maddi tazminatın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, 4-100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 13/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek  yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, 5-Fazlaya ilişkin talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  yaralamalı ve maddi hasarlı kaza meydana geldiğini, davalı müvekkilinin söz konusu olayın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, müvekkilinin soruşturma dosyasında alınan beyanında da ortaya koyduğu üzere önünde seyreden ve plakasını alamadığı aracın ani fren yapması neticesinde araca çarpmamak için karşı şeride geçmiş ve aracı sollamak isterken karşı şeritten gelen ... plaka sayılı araçla kafa kafaya çarpıştığını, gerekçeli kararda da görüleceği üzere davacı tarafın söz konusu kaza neticesinde bulunduğu araçtan dışarı fırladığını, söz konusu ... plaka sayılı araçta bulunan davacının emniyet kemerini takmaması ve hızının yasal sınırların üzerinde olmasının neden olduğunu, yapılan müterafik kusur indiriminin yeterli olmadığını, aracı gerçekte kullanan kişinin tespiti ve dosya davacısı olan ... isimli şahsın ehliyetinin olup olmadığı, alkol ya da bir madde tesiri altında olup olmadığı hususlarının tespiti gerekirken itirazlarının dikkate alınmaksızın eksik incelemeyle verilen kararın müvekkili lehine olarak ortadan kaldırılmayı gerektirdiğini,mahkemece davacının %52,26 maluliyet oranı esas alınarak karar verildiğini  ancak söz konusu raporda davacı tarafın %52,26 oranında malul olduğu ve söz konusu maluliyetin %30'unun ise \"travma sonrası stres bozukluluğu\" olduğu yönünde rapor tanzim edilmiş olduğunu, travma sonrası stres bozukluğunun maddi tazminat hesabında rapora esas alınması kabul edilebilir olmadığı, öncelikle tazminatın kaldırılması aksi halde müvekkili lehine indirilmesi gerektiğini, tazminat taleplerini kabul etmediklerini ayrıca talep edilen tutarında fahiş olduğunu, müvekkilinin de maddi ve manevi olarak zarara uğradığını  belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de  Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4.  Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre  maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal  Sigorta  Sağlık  İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015  tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında  Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.  (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. -  2024/5474  K.,  2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve  2022/6235 K.,  2021/11515  E. ve   2022/5238 K. sayılı kararları). İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan maluliyet raporunu düzenleyen bilirkişi heyetinde psikiyatri uzmanı da bulunmakta olup, maluliyet raporunun dosya kapsamı ve davacının kaza nedeniyle düzenlenen tüm tıbbi belgeleri incelenerek maluliyet oranının tespiti açısından kazayla illiyet bağı da açıklanarak kaza nedeni ile yaralanan bedensel bölgeleri ile davacının yaşadığı ruhsal ve psikolojik etki nedeni ile oluşan travma sonrası stres bozukluğuna ilişkin teşhisi de açıklanarak ve ayrı ayrı başlıklarda gerekçeli olarak açıklanarak kaza tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında  Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş olması ve raporun bu haliyle denetime açık, gerek bedensel zarar, gerekse travma sonrası stres bozukluğu bakımından kişiye etkisi illiyet bağı, maluliyet oranı ve iyileşme olasılığı da değerlendirilmiş olmasına göre bu yöne değinen istinaf itirazı yerinde değildir.(Yargıtay  4. Hukuk Dairesinin 2023/3267 E. ve   2025/1509 K., 2023/2565 E- 2025/547 K. sayılı kararı) Mahkemece alınan kusur bilirkişi raporuna göre davalı sürücünün  % 100  oranında kusurlu olduğu, aynı olay nedeniyle ceza yargılamasının yapıldığı dosyasına sunulan bilirkişi raporuna göre davalı sürücü asli derecede kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmektedir. Bu durumda Mahkemece alınan kusur raporu ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının, kaza tespit tutanağının birbiriyle örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında  kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yargıtay  17. Hukuk Dairesinin  14/05/2019 tarih, 2016/13076 E. ve 2019/6001 K. sayılı kararında \"...Kabule göre de; davacı, meydana gelen kazada yolcu olup, kusursuzdur. Davacının emniyet kemeri olmadan nizamlara aykırı ve kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde yolculuk yapması ise sürüş kusurlarından olmayıp, hakim tarafından tazminattan indirim sebebi olarak kabul edilmelidir. Emniyet kemeri olmadan yolculuk yapmak gibi hususlar bilirkişi tarafından kusur oranı belirlenirken dikkate alınacak hususlar değildir. Oysa mahkemece hükme esas  alınan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporunda; davalı sürücü kazanın meydana gelmesinde %90 kusurlu, davacının da emniyet kemeri takmaması nedeniyle davacı yolcu %10 kusurlu görülmüştür. Mahkemece; öncelikle davacının trafik akışına ilişkin olarak kusursuz olduğu, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu kabul edilerek daha sonra belirlenen tazminattan davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranda müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken davalının zarardan %90 kusuruna göre hesap yapan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.\" yönünde karar verilmiştir (Aynı yönde Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin   17/06/2020 tarih, 2019/ 1444 E. ve 2020/ 3593 K. sayılı kararı). Bu doğrultuda İlk Derece Mahkemesince davacının müterafik kusur olduğunun kabulü ile tazminattan Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatları göz önüne alınarak   birden fazla indirim sebebi olsa dahi sadece %20 oranında  müterafik  kusur indirimi yapılabileceğinden  müterafik kusura değinen istinaf talebi  yerinde görülmemiştir.Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın \"manevi tazminat\" başlıklı 56/1.maddesine göre, \"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.\" Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir(Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı). Bu açıklamalara göre, kazanın oluş şekli, kusur durumu, davacının müterafik kusuru ile tarafların sosyal ve ekonomik durumları birlikte değerlendirildiğinde, İlk Derece Mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının, manevi tazminat müessesinin amacına ve hakkaniyete uygun, yeterli ve makul olduğu kanaatine varıldığından bu yöne değinen davalı vekilinin istinaf itirazının reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu nedenlerle; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.  <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı ... vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 21.080,95 TL harçtan peşin alınan 5.271,00 TL harcın mahsubu ile bakiye  15.809,95 TL harcın davalı ...'dan   tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.14/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e2f1209f6b5f4b39","SID":"037e729f7a867854"}}