{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2023/670 - 2025/818<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ  <br><br>ESAS NO       : 2023/670 <br>KARAR NO\t: 2025/818<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t                          MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/11/2022<br>NUMARASI\t\t: 2022/132 E.  -  2022/377 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü <br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2022 tarih ve 2022/132 Esas - 2022/377 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı, davalılar ..., ... İlaç Pazarlama A.Ş.  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, , müvekkilinin \"...\" ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı Şirketin 2020/99716 sayılı ve “...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa tarafların markaları arasında iltibas bulunduğunu, dava konusu başvuruda müvekkilinin markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin aynen yer aldığını, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının ayırt ediciliğinin düşük olmadığını, kullanımla ayırt edici ve tanınmış hale geldiğini ileri sürerek, ... YİDK’nın 04/02/2022 tarih ve 2022/M-1334 sayılı kararının 05. sınıfta yer alan “tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanma uygun diyetetik maddeler; insanlar ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları”,  29 ve 30. Sınıfta yer alan malların  tamamı ve 32. sınıfta yer alan “maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. sebzeler ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar” bakımından iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde aynı emtialar bakımından  hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili,  davacının itirazına mesnet 2013/60855 sayılı markasının kullanımını ispatlaması gerektiğini, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, markalarda ortak olarak yer alan \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, müvekkilinin müktesep hakkının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu başvuru ile davacının işlem dosyasına dayanak yaptığı markalar  arasında uyuşmazlık konusu 29,30 ve 32 sınıf mallar yönünden, davacının hükümsüzlük istemi yönünden dayandığı markaları yönünden ise uyuşmazlık konusu tüm mallar yönünden emtia benzerliğinin bulunduğu, tarafların marka işaretlerinin de benzer olduğu, Davacı yanca sunulan pek çok yargı kararında “...” ibaresinin, bağımsız ayırt edici varlığını koruyacak şeklindeki kullanımların, ilgili tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olacağı yönünde hüküm kurulduğu, tarafların markaları arasında YİDK kararının iptali istemi yönünden uyuşmazlık konusu olan 29.30 ve 32. sınıf mallar yönünden, hükümsüzlük istemi yönünden ise uyuşmazlık konusu tüm mallar yönünden iltibas koşullarının oluştuğu, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının ise bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile ... YİDK nın 2022/M-1334 sayılı kararının tescile konu 29, 30, 32. sınıf mal ve hizmetler yönünden iptaline, davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, mahkemece YİDK kararının iptali istemi bakımından reddedilen 5/2 sınıf mallar yönünden de tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli markaları tanınmış olduğundan dava  somut olayda SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da gerçekleştiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kısmen ret kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı ... vekili, tarafların markaları arasında iltibas koşullarının oluşmadığını, davacının \"...\" ibareli markalarının ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu,  dava konusu başvurunun bir bütün olarak davacının markalarından farklılaştığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket vekili, tarafların markaları arasında iltibas bulunmadığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı sonuca varıldığını, \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, ayrıca müvekkilinin müktesep hakkının bulunduğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli markasının davacının itirazına  mesnet 2013/60855 sayılı markasından daha önce tescil edildiğini, markaların eş zamanlı kullanılmasına rağmen karıştırılmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t:1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br> Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>2-Davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının incelenmesine gelince,  davalı Şirketin 2020/99716 sayılı \"şekil-...\" ibaresinin, 5, 29, 30 ve 32 sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddine karar verildiği, bu karara karşı yapılan davacı itirazının da YİDK'in 04.02.2022 tarih, 2022-M-1334 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 07.02.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 07.04.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.<br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve davalıların istinaf itirazları gözetildiğinde istinaf incelemesine konu uyuşmazlık, dava konusu başvuruda yer alıp uyuşmazlık konusu olan 5/2, 29, 30 ve 32/2-3 sınıfta yer alan mallar yönününden dava konusu başvuru ile davacının markaları arasında  karıştırılma tehlikesi olup olmadığıdır. <br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca,, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409).  İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.<br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru \"...\" ibaresi ile bu ibarenin sol tarafına konumlandırılmış turuncu, yeşil, mavi ve <br>mor tonların kullanımı ile oluşturulmuş yuvarlak ve kesitli yapıda bir logodan, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru da \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2022 tarihli, 2021/1685 E. -2022/6319 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere davacı markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresi, sağlıklı, zinde, formda, uygun, vs. anlamlarına gelmekte olup, gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliği düşük bulunmaktadır. Her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de ayırt ediciliği düşük ibareyi içeren markaların koruma kapsamları dar tutulmalıdır. Diğer bir deyişle, ayırt ediciliği zayıf ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerekmektedir. Buna göre, dava konusu başvuruda, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin öne çıkartılmadığı, markanın bir bütün olarak \"...\" şeklinde algılanacağı, uyuşmazlık konusu gıda malları yönünden tescili istenen dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı kanaatine varıldığından, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı kabul edilmiştir. Nitekim mahkemece alınan bilirkişi raporunda da aynı tespitlere yer verilmiştir.<br>Her ne kadar ilk derece mahkemesince, davacı yanca sunulan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin bir kısım kararlarına dayanılarak taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğu değerlendirilmiş ise de yukarıda değinilen Yüksek Daire kararında açıklandığı biçimde, önceki kararlardan farklı olarak \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu kabul edildiğinden ve sonraki Özel Daire kararlarında da aynı görüşe yer verildiğinden, ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiş, davalılar vekillerinin istinaf itirazları haklı bulunmuştur.  <br>Tarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına ve davalı Şirketin müktesep hakka yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.<br>Sonuç olarak, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle dava konusu \"şekil+...\" ibareli başvuru ile  davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markalar arasında, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile ve üstelik  uyuşmazlık konusu olmayan  mallar  yönünden de talep aşılarak yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.<br><br><br><br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ... İlaç Pazarlama A.Ş. vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/11/2022 gün ve 2022/132 Esas - 2022/377 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Davanın REDDİNE,<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>\t5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t7-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı, 14,00-TL posta masrafından oluşan toplam 506,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine, <br>\t8-Davalı  şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, <br>\t9-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),\t<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\t11-Davacıdan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL’nin düşümü ile kalan 435,50-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, <br>\t12-Davalı kurum ve davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 179,90'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı kuruma ve davalı şirkete ayrı ayrı iadesine,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2025      <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"45f2af72f1b4eaed","SID":"da0446a535c7e931"}}