{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/565 <br>KARAR NO\t: 2025/813<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...                           ...<br>ÜYE\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...               ...<br>KATİP\t\t: ...                        ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 19/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/357 E.  -  2023/18 K.<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali , Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/01/2023 tarih ve 2022/357 Esas - 2023/18 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br> <br> TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ve \"...\" ibareli markaların sahibi bulunduğunu, \"...\" ibareli markasının tanınmış olduğunu, davalı Şirketin  \"...\" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazlarının nihai olarak dava konusu YİDK kararıyla reddedildiğini, oysa müvekkilinin itirazına mesnet markaları ile dava konusu markanın benzer olup iltibas tehlikesinin bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, dava konusu başvurnun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2022-M-9936 sayılı YİDK kararının iptalini, dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.<br>    Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.<br>Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, tarafların markaları arasında dava konusu başvuru kapsamında yer alan 31. sınıf mallar yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak marka işaretleri bakımından benzerlik bulunmadığından iltibas koşullarının oluşmadığı, davacının SMK'nın 6/3-5-9 maddelerine dayalı iddialarının da yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, ilk derece mahkemesi kararının gerekçeli olmadığını, bilirkişi raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığını, dava konusu başvuru ile müvekkilinin \"...\" ibareli markaları ile dava konusu başvuru arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin \"...\" ibareli markalarının dünya çapında tanınmış olduğunu, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının da gerçekleştiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ayrıca davada SMK'nın 6/3 maddesine dayanmadıklarını, hatalı tespitler içeren bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının yerinde olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t:Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İşlem dosyasının incelenmesinden; davalı  Şirketin \"...\" ibaresinin marka olarak tescili için 08.02.2021 tarihinde davalı Kuruma başvurduğu, 2021/020185 sayılı başvuru kapsamında 31. sınıf  malların yer aldığı,  davacı Şirketin  \"...\" ve \"...\" asıl unsurlu markalarına dayalı olarak iltibas, gerçek hak sahipliği ve tanınmışlık iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından markalar arasında iltibas bulunmadığı, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara yaptığı itirazının da dava konusu YİDK kararı ile reddedildiği, işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. <br>İlk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olup, davacının istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında dava konusu  6769 sayılı  SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas koşullarının oluşup oluşmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesi uyarınca başvurunun tescili engeli bulunup bulunmadığı, dava konusu başvurunun kötü niyetli olup olmadığı noktasındadır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. <br>    Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında yer alan 31. sınıf mallar, davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları kapsamında yer alan 31 sınıf malların satışına özgü 35 sınıf hizmetlerle benzer olduğundan, emtia benzerliğine ilişkin koşul gerçekleşmiştir. Esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir.<br> Marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince; dava konusu başvuru \"...\" ibaresinden, davacının itirazına mesnet markalarının asli unsuru da \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Görüldüğü üzere davacının markalarının asıl unsuru olan \"...\" ibaresi dava konusu başvuruda aynen yer almaktadır. Her ne kadar başvuru bir bütün olarak \"...\" ibaresinden oluşsa da \"...-...\" şeklinde telaffuz edileceğinden tüketici nezdinde de bu şekilde algılanacak olması ve  davacının  “...” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markaları bulunduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda ortalama tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile  marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibaına kapılabileceği, bu nedenle tarafların marka işaretleri arasında ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmış, aksi yöndeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmemiştir. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/7116-2022/1737 E/K sayılı ilamında da \"...\" ibaresinin davacının \"...\" asıl unsurlu markalarıyla benzer olduğu kabul edilmiştir.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiş, teknik yönlerden mevcut bilirkişi raporundan faydalanılmıştır.<br>Her ne kadar davacı taraf dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürmüşse de, sırf benzer marka başvurusunda bulunmanın kötü niyet olarak kabul edilemeyeceği, bunun dışında davalı başvuru sahibinin marka başvurusunu gerçekleştirirken kötü niyetli olarak hareket ettiğine dair de bir delilin bulunmadığı anlaşıldığından, davacının bu iddiası yerinde görülmemiş, yukarıda da açıklandığı üzere dava konusu başvuru kapsamında kalan tüm mallar yönünden iltibas koşullarının oluştuğu kabul edildiğinden, somut olayda SMK'nın 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması sonuca etkili bulunmadığından davacının tanınmışlık iddiasının değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.<br>Sonuç olarak, dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet \"...\" asıl unsurlu markaları arasında, SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 19/01/2023 gün ve 2022/357 Esas - 2023/18 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın KABULÜ ile, TÜRKPATENT YİDK'ın 2022-M-9936 sayılı kararının İPTALİNE,<br>3-Davalı Şirket adına tescilli bulunan 2021/020185 sayılı ve \"...\" ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE<br>4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca belirlenen 40.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.800,00-TL bilirkişi ücreti, 108,00-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 153,00-TL tebligat ve posta gideri, 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan toplam 3.553,00-TL'ye, 80,70-TL başvurma harcı, 80,70-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.714,40-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, <br>7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf yargılaması sırasında herhangi bir gider yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, \t<br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davacı vekilli tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talebi halinde davacıya iadesine, \t<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 18/04/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2025         <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"840f0046a8ade678","SID":"61a005d29b69e5f7"}}