{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM<br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/2409 <br>KARAR NO: 2025/535<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/06/2021<br>NUMARASI: 2019/864 Esas -  2021/668 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 18/11/2009 tarihinde, davalının ZMM sigortacısı olduğu ... plakalı aracın geri manevra yaparken marketin önünde bulunan müvekkiline kusurlu olarak çarpması sonucunda meydana gelen kazada müvekkilinin yaralandığını, ameliyat neticesinde hasar gören dalağının alındığını, kaza sonrası belinde hasar oluştuğunu, davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, ancak bir sonuç alnınamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 145.075,60-TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının sürücüsü olduğu aracın müvekkiline kusurlu olarak çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin yaralandığını, kaza nedeniyle vücüdunda bel fıtığı oluştuğunu, müvekkilinin kaza esnasında hamile olduğunu, büyük bir travma yaşadığını, manevi zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00-TL maddi tazminat ve 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 10/09/2019 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini 145.075,60-TL olarak ıslah etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili  cevap dilekçesinde özetle; asıl davanın zaman aşımına uğradığını, poliçede teminat limitinin kişi başına 150.000,00-TL olduğunu, dosyada kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Birleşen dosyada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, kusur durumunun tespit edilmesi gerektiğini, belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; ''..davalı ...'ün kazanın oluşumunda % 100 oranında kusurlu olduğu, davacının bir kusurunun bulunmadığı, davacının; Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası Grup1 kabul olunarak, Gr1 XI (3.....15) A %19 E cetveline göre %15.0 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacak ve iyileşme süresi olay tarihinden itibaren 2 aya kadar uzayabilecek şekilde yaralandığı,  aktüerya  raporuna göre davacı ...'a ödenebilir sürekli iş göremezlik tazminat tutarının toplam 145.075,60-TL olduğu, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulünün gerektiği'' gerekçesiyle;1-Maddi tazminata ilişkin Mahkemenin 2019/864 Esas ve birleşen Küçükcekmece 4. Asliye hukuk Mahkemesi 2017/240 Esas sayılı davasının KABULÜ ile 145.075,60-TL 'nin asıl dava davalısı ... Sigorta Şirketi'nden (poliçe limitleri dahilinde) dava tarihi 14/11/2019 tarihi itibariyle, birleşen dava davalısı ...'den kaza tarihi 18/11/2009 itibariyle işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine, 2-Manevi tazminata ilişkin Küçükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/240 Esas sayılı davasının KISMEN KABULÜ ile 30.000,00-TL'nin kaza tarihi 18/11/2009 itibariyle işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsil edilerek davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE karar verilmiştir. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili ve birleşen dosya davalısı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf nedenleri: Davalı sigorta şirketi vekili; davada uzamış ceza zaman aşımı süresi dolduğundan davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerekirken müvekkili şirket aleyhine açılan asıl davanın  kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Birleşen dosya davalısı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davacı tarafça davadan önce sigorta şirketine başvurulmadığından  davacının müvekkiline açtığı davada hukuki menfaatinin bulunmadığını, ATK 3. İhtisas Dairesinden alınan 2. raporda davacının bel arızası nedeniyle yapılan değerlendirmede bu arızanın kaza ile illiyetli olmadığı belirtilmesine rağmen ilk raporla aynı olarak  %15 maluliyet bulunduğu tespitinin hatalı olduğunu, aktüerya hesabında davacının aktif dönem zararının hesabında faiz hesaba katıldığı halde yerel mahkemece  hükmedilen tazminata da faiz işletilmesinin mükerrer faiz niteliğinde olduğunu, diğer davalı yönünden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu, davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinin doğru belirlenmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. Asıl dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat, birleşen dava ise trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle  maddi ve  manevi tazminat istemine  ilişkindir.1-Birleşen dosya davalısı ... vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde; Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle; bir kişinin yaralandığı somut olaya konu kazada ceza zaman aşımı 8 yıl olup, davacı tarafça ... aleyhine açılan (1.000,00-TL maddi tazminat ve 100.000,00-TL manevi tazminata ilişkin)  davanın  8 yıllık ceza zaman aşımının dolduğu tarih olan 18/11/2017 tarihinden önce 02/05/2017 tarihinde açılmış bulunması nedeniyle   iş bu davalı aleyhine açılan birleşen davanın zaman aşımına uğramamış bulunmasına; kazada yaralanan davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmasına, dava açılmadan önce  davacı tarafça ... Sigorta AŞ'ye başvurulmamış olup sigorta şirketi aleyhine temerrüt tarihi olan dava tarihinden (14/11/2019) itibaren faiz işletilmesinde bir yanılgı bulunmamasına; ATK rapor ve ek raporunda davacının bel ağrısı şikayeti ile ilgili olarak bu arızanın kaza ile illiyeti olmadığının belirtilmiş olmasına ve davacı için tespit edilen %15 maluliyet oranının sadece somut olaya konu kazaya bağlı oluşan (splenektomi-dalağın alınması) arızası nedeniyle  belirlenmiş bulunmasına; aktüerya hesabında aktif dönem hesabı progresif rant yöntemine göre yapılmış olup herhangi bir faize faiz işletilmesi (mükerrer faiz) durumunun söz konusu olamamasına; kaza tarihi, kusur durumu (%100 davalı kusuru), davacının kaza tarihinde 6 haftalık hamile olması, yaşadığı travmanın boyutu, maluliyet oranı, yarlanmasının niteliği (dalağının alınması-organ kaybı), tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve paranın satın alma gücü hep birlikte değerlendirildiğinde yerel mahkemece davacı için hükmedilen manevi tazminatın fazla olmamasına göre; birleşen dosya davalısı  ... vekilinin  istinaf başvurusunun  esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Davalı sigorta şirketinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 41 (6098 Sayılı TBK'nun 49. maddesi) maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK'nun değişik 72. maddesi) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nun 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür.) tabi bulunduğu belirtilmiştir. Buna karşılık 2918 Sayılı KTK'nun 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10  yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında \"dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa\" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir. Görüldüğü gibi, BK'nun 60. ve 2918 Sayılı KTK'nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir.(TBK'nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.) 2918 Sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının   açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nun 5.6.2015 gün 2014/17-2198 2015/1495 sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) KTK'nın 109/1.maddesinde düzenlenen 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi, failin fiilen zararın öğrenilmesi vs. durumun bulunduğu hallerde uygulanabilen  süredir. Gelişen durumun varlığı halinde açılacak tazminat davalarının bu 10 yıllık tavan zamanaşımı içinde açılması gerekmektedir. Ancak gelişen durumun varlığının bulunmadığı hallerde uygulanacak zamanaşımı süresi ise, 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi değil, ceza zamanaşımı süresidir.  Başka bir ifade ile anlatılacak olursa; davacının maluliyetinde gelişen durum yok ise kaza tarihinden itibaren  ceza zamanaşımı uygulanacak; gelişen durumun varlığının kabul edilmesi durumunda ise gelişen durumun öğrenilmesi tarihinden itibaren iki yıl ve her halükarda 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi içinde talep edilmiş olup olmadığı irdelenecektir. (Bkz. Yargıtay 17.HD'nin 2020/893 Esas, 2021/1975 Karar sayılı ilamı) Dosya kapsamından somut olayda; ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 02.01.2019 tarihi raporu ile davacının somut olaya konu yaralanması (splenektomi-dalağın alınması) nedeniyle %15 oranında maluliyeti oluştuğunun belirtildiği, taraf itirazları üzerine alınan 03.05.2019 tarihli ek rapor ile, davacının  kaza sonrası başlayan bel ağrısının değerlendirildiği, davacının bu şikayetinin kaza ile illiyetli olmadığı, davacının kazaya bağlı  (splenektomi-dalağın alınması) yaralanması nedeniyle %15 oranında maluliyeti bulunduğu, önceki raporda belirtilen maluliyet oranında  değişiklik yapılacak bir durum olmadığının açıklandığı, görülmüştür. Bu halde, davacının yaralanmasının niteliği göz önüne alındığında gelişen bir durumun varlığının söz konusu olmadığı belirgindir. Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gözetildiğinde,  davalı sigorta şirketine karşı açılan  davada, dava tarihi olan 14/11/2019  tarihi itibariyle 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı ... aleyhine açılan davada ise dava tarihi olan 02.05.2017 tarihinde zaman aşımının dolmadığı anlaşılmaktadır. Ancak, davalı sigorta şirketi  ve davalı ... davacının zararından müteselsilen sorumlu olup,  TBK'nın 154. ve 155.  maddeleri gereğince davalı ... aleyhine açılan kısmi dava ile,  davalı sigorta şirketine karşı açılan  davada 1.000-TL yönünden zaman aşımı kesilmektedir. Tüm bu nedenlerle yerel mahkemece, davalı ...'ün 145.075,60-TL'den, davalı sigorta şirketin ise 1.000-TL den sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde asıl ve birleşen davadaki her iki davalının  145.075,60-TL'den sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. Ancak bu yanılgı yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, kararın açıklanan nedenle kaldırılıp yanılgılı husus düzeltilmek suretiyle 6100 sayılı HMK 353/1.b-2 maddesi gereğince yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1/Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/06/2021 tarih ve 2019/864 Esas 2021/668 Karar sayılı kararına karşı birleşen dosya davalısı ... vekilinin istinaf başvurusunun; yukarıda (1) nolu bentte  açıklanan nedenlerle  HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,  (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle  asıl davada davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, a/İstinaf yasa yoluna başvuran  davalı sigorta şirketi   tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde davalı sigorta şirketine iadesine,b/İstinaf yasa yoluna başvuran  davalı ...   tarafından yatırılması gereken 11.959,41-TL  harçtan peşin yatırılan 2.990,00-TL harcın düşümü ile bakiye 8.969,41-TL harcın davalı ...'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,c/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, d/İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin takdiren kendi üzerlerinde bırakılmasına,  2/Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/06/2021 tarih ve 2019/864 Esas- 2021/668 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince  KALDIRILMASINA, a/Asıl Davada, 1.000-TL maddi tazminatın  dava tarihi olan 14/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin zaman aşımı nedeniyle reddine, b/Birleşen davanın  KISMEN KABULÜ ile 145.075,60-TL maddi tazminat ve 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 18/11/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...'den tahsili ile  davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin  REDDİNE,<br>ASIL DAVA BAKIMINDAN; 3/Mükerrer tahsilat olmaması koşuluyla - alınması gerekli 615,40-TL başvuru harcı ve karar tarihi itibari ile  68,31-TL karar ve ilam harcının adli yardım kararı bulunması nedeniyle asıl davada başlangıçta harç yatırılmadığından davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4/Davacı tarafından asıl davada yapılan  663,70-TL yargılama giderlerinin  davanın kabul -red oranına göre hesaplanan  3,98-TL 'nin davalı sigorta şirketinden alınarak davacıya verilmesine, bakiye 667,68-TL sinin davacı üzerinde bırakılmasına,5/Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13. madde gereğince hesap ve takdir edilen 1.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine,6/Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13. madde gereğince hesap ve takdir edilen 1.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı sigorta şirketine verilmesine, 7/Arabuluculuk ücreti 1.320,00-TL'nin haklılık durumuna göre 7,92-TL'sinin davalı sigorta şirketinden, 1.312,08-TL'sinin  davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>BİRLEŞEN DAVA BAKIMINDAN; 8/Mükerrer tahsilat olmaması koşuluyla - alınması gerekli 11.959,41-TL karar ve ilam harcından davacı tarafça birleşen davada yatırılan 1.724,83-TL peşin harcın mahsubuyla bakiye 10.234,58-TL harcın birleşen dava davalısı ...'den alınarak hazineye irat kaydına, 9/Davacı tarafından birleşen davada yatırılan 31,40-TL başvurma harcı, 1.724,83-TL peşin harç toplamı 1.756,23-TL'nin birleşen dava davalısı ...'den alınarak davacıya verilmesine,10/Davacı tarafça posta/ tebligat/ bilirkişi gideri olarak birleşen davada yapılan 600,70-TL yargılama giderinin birleşen dava davalısı ...'den alınarak davacıya verilmesine,11/Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden ve birleşen davada suç üstü ödeneğinden karşılanan 1.129,00-TL Adli Tıp rapor ücretlerinin birleşen dava davalısı ...'den alınarak hazineye irat kaydına 12/Maddi tazminat bakımından; yürürlükteki AAÜT gereğince hesap edilen 17.732,18-TL ücreti vekaletin birleşen dava davalısından alınarak davacıya  verilmesine,13/Manevi tazminat bakımından; yürürlükteki AAÜT gereğince hesap edilen 4.500,00-TL ücreti vekaletin birleşen dava davalısından alınarak davacıya  verilmesine,14/Reddedilen kısım üzerinden yürürlükteki gereğince hesap edilen 4.500,00-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak birleşen dava davalısı ...'e verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bf13be5c77992148","SID":"1f05ac09f2346dde"}}