{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>                                           <br>ESAS NO\t: 2024/1007 Esas<br>KARAR NO\t: 2025/35 Karar<br><br>DAVA\t: Tanıma Ve Tenfiz<br>DAVA TARİHİ\t: 02/12/2024<br>KARAR TARİHİ\t: 15/01/2025<br>G. K. YAZILDIĞI TARİH \t : 07/02/2025<br><br>Davacı tarafından mahkememizde açılan Tanıma Ve Tenfiz davasının yapılan açık yargılaması sonunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Tahkim yargılamasına konu uyuşmazlığın, ... ve ... (“...”) arasında akdedilen 18 Temmuz 2022 tarihli satış sözleşmesinden (“Hurda Satış Sözleşmesi\") doğduğunu, tahkim yargılamasının Davacısı ...., ağır metal hurdaların geri dönüşümü konusunda uzmanlaşmış ve dünyanın dört bir yanına geri dönüştürebilir metal hurda ihraç eden ABD merkezli bir şirket olduğunu, 2022 yılının temmuz ayında, ..., yaklaşık 23.500 metrik ton ağırlığında metal hurdası satın almak üzere .... ile Hurda Satış Sözleşmesi imzaladığını, söz konusu Hurda Satış Sözleşmesi'ne göre, .... kararlaştırılan miktarda metal hurdayı gemiyle Türkiye'ye göndereceğini, karşılığında ... 10.075.185,00 Amerikan Doları sözleşme bedelini (“İlk Satış Bedeli”) üç taksit halinde ....'e ödeyeceğini, sözleşmenin imzalanmasının akabinde, 29 Ağustos 2022 tarihinde malların gemiye yüklenmeye başladığını ve aynı gün ...'in, 100.000,00 Amerikan Doları tutarındaki İlk  Taksiti ....'in banka hesabına ödediğini, ne var ki, geminin yola çıkmasının ardından 16 Eylül 2022 tarihinde .....'e gönderdiği bir e-postada piyasa rayiçlerinin aniden düşmesi nedeniyle malları satmasının mümkün olamayacağını, bu nedenle gemiye yüklenmiş olan malları anlaşılan satış bedeli üzerinden alamayacaklarını ifade ettiğini ve ...'ten satış bedelinde indirim yapmasını istediğini, Steel'in sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirebilmesi adına taraflar arasında gerçekleştirilen müzakereler sonucunda 21 Eylül 2022 tarihinde bir Sulh Anlaşması imzalandığını, bu çerçevede, .... sözleşmedeki Satış Bedelini metrik ton başına 405 Amerikan Doları'ndan 335 Amerikan Doları'na kadar indirdiğini, Sulh Anlaşması uyarınca, ..., henüz ödememiş olduğu İndirimli Satış Bedelinin tamamını, geminin yükü boşaltmaya başlamasından önce ve her halükârda 23 Eylül 2022 tarihinden önce ....'e ödeyeceğini, ...'in Sulh Anlaşmasındaki yükümlülükleri zamanında yerine getirmemesi durumunda ise satıcının Sulh Anlaşmasını feshedebileceği ve bu durumda, İlk Satış Bedeli'ni faiziyle birlikte talep edebileceğinin de kararlaştırıldığını, 23 Eylül 2023 tarihi geldiğinde, ... hala herhangi bir ödeme yapmadığını, 26 Eylül 2022 tarihinde malları taşıyan gemi boşaltma limanına yanaştığını ancak buna rağmen ...'in hala herhangi bir ödeme yapmadığını, Bunun üzerine, ...., ...'e fesih bildirimi göndererek 23 Eylül 2022 tarihinde Sulh Anlaşmasını, 26 Eylül 2022 tarihinde ise Hurda Satış Sözleşmesi'ni feshettiğini, yaptığı bildirimlerde, alıcının sözleşmeyi ihlali etmesinin bir sonucu olarak uğrayacağı her türlü zarardan malların üçüncü kişiye daha düşük bedeli ile satılmasından dolayı uğrayacağı zararlar dahil— ...'i sorumlu tuttuğunu belirttiğini, ...., göndermiş olduğu ihtamameye paralel şekilde ve ...'in satış bedelini ödememesi nedeniyle uğradığı zararların daha da artmasını önlemek adına, gemide bulunan mallara ilişkin olarak bir üçüncü kişi olan .... Anonim Şirketi (“....”) ile satış sözleşmesi imzaladığını, ... ve ...., bu sözleşme uyarınca toplam satış bedelinin 9.030.351 Amerikan Doları (“İkame Satış Bedeli”) olacağı üzerinde anlaştığını, 27 Eylül 2022 tarihinde, ..., ...'in alması gerekirken almadığı malları ....'a satmak zorunda kaklığını da belirterek, İlk Satış Bedeli ile İkame Satış Bedeli arasındaki fark olan 944.834,00 Amerikan Doları tutarındaki zararının ... tarafından giderilmesini talep ettiğini, ancak, ...'in söz konusu zararı tazmin etmeye yanaşmadığını, ..., uyuşmazlığın sulh ile çözülmesinin mümkün olmadığını anlayınca, 23 Haziran 2023 tarihinde ...'e karşı İCC nezdinde .... sayılı tahkim yargılamasını başlatmak zorunda kaldığını, söz konusu tahkim yargılaması, tahkim anlaşmasına uygun olacak şekilde, tahkim yeri Cenevre, İsviçre; uygulanacak hukuk ise Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Sözleşmeler Hakkında Birleşmiş Milletler Antlaşması (\"CISG*) dahil olacak şekilde İsviçre hukuku olacak şekilde gerçekleştirildiğini, Tahkimin yaklaşık 1 yıl sürdüğünü; her iki tarafın da avukat ile temsil edildiğini ve nihayetinde Tek Hakem kararını 11 Temmuz 2024 tarihinde vererek ...'in bütün taleplerini kabul ettiğini,  bu çerçevede Tek Hakem, ...'in, ...'e faiziyle birlikte 944,.834,00 Amerikan Doları ve diğer tahkim masraflarını ödemesine hükmettiğini, Yabancı Hakem Kararının apostil şerhli örneği mahkeme'nin dikkatine sunduğunu, ICC kurallarının 35. maddesinin 6 nolu paragrafı uyarınca, Tek Hakem tarafından verilen karar taraflar için bağlayıcı olup; taraflar söz konusu kararı derhal icra etme yükümlülüğü altındadır. Ancak, ..., Yabancı Hakem Kararının kendisine 17 Temmuz 2024 tarihinde tebliğ edilmesinden bugüne kadar geçen süreçte Yabancı Hakem Kararının gereklerini yerine getirmediğini, ..., 16 Eylül 2024 tarihinde yazılı şekilde ödeme talep etmiş olmasına rağmen ... gönderilen ödeme talebini de görmezlikten geldiğini, ..., Yabancı Hakem Kararına karşı iptal davası da açmadığını; bu hususun, İsviçre Federal Mahkemesi'nden alınan Tasdik Belgesi ile de teyit edildiğini, böylece Yabancı Hakem Kararına karşı başvurulabilecek hiçbir hukuki çarenin kalmadığını ve Yabancı Hakem Kararının usulüne uygun olarak kesinleştiğini, bu gelişmeler karşısında, ..., Yabancı Hakem Kararı ile kesin ve nihai olarak tespit edilen alacaklarının icrasını mümkün kılabilmek adına Yabancı Hakem Kararının tenfizini istediklerini,  Yabancı Hakem Kararının tenfiz edilmesi içiri gereken tüm şartların yerine geldiğini, New York Konvansiyonu'nun 4. maddesinde yabancı hakem kararlarının tenfiz edilmesi için tenfiz talep eden davacının yerine getirmesi gereken ispat külfeti düzenlendiğini, Milletlerarası Tahkim Divanı nezdinde .... dosya numarası ile görülmüş tahkim yargılamasında verilen 11 Temmuz 2024 tarihli Yabancı Hakem Kararının tamamının Sayın Mahkemenizce tenfizine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; Tenfizi istenen kararın, New York Konvansiyonu (NYK) m. V/1(b), V/1(d), m. V/1(e) ve m. V/2(b)'ye aykırılık teşkil ettiğini, sundukları çeviri evrakından da görüleceği üzere, sözleşmenin tarafı, tahkime başvurmadan önce uyuşmazlığın sulh yoluyla çözümü için karşı tarafa bildirimde bulunmak ve 30 iş günü süre tanımakla yükümlü olduğunu, ancak davacının, tahkim anlaşmasında kararlaştırılan bildirim yükümlülüğüne uymaksızın uyuşmazlığı doğrudan tahkime taşıdığını, tahkim anlaşmasında kararlaştırılan usule aykırı şekilde başlatılan tahkim yargılamasının NYK m. V/1(d)'ye aykırılık teşkil ettiğini,  tenfiz isteminin reddinin gerektiğini, her ne kadar dava dilekçesinde müvekkilinin hakem kararına karşı iptal davası açmadığı iddia edilmişse de, bunun sebebinin öncelikli olarak kararın müvekkiline tebliğ edilmemiş olması olduğunu, tebliğ edildiğini varsayacak olsak dahi kararda kanun yolunun gösterilmemiş olması olduğunu, davacı tarafından dava dilekçesinin ekinde yer verilen Karar tercümesi incelendiği takdirde, kararda kanun yoluna yer verilmediği görülebileceğini, karara karşı başvurulabilecek kanun yolunun gösterilmemiş olmasının savunma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, yargıtay Kararlarında, Kanun yolunun ve başvuru sürelerinin Kanun tarafından tayin edilmiş olmasının durumu değiştirmeyeceğinin belirtildiğini, bununla birlikte, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için kararın dava dilekçesinde iddia edildiği gibi 17/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği varsayılacak olsa dahi, ... firması tarafından düzenlenen vekaletnamenin süresi 28/06/2024 tarihinde dolduğundan, 17/07/2024 tarihinde yapıldığı iddia edilen tebliğin usulsüz olacağını, neticeede müvekkilinin adil yargılanma ve savunma hakkını ihlal eden, kamu düzenine aykırı ve bağlayıcılık kazanmamış kararın tenfizi isteminin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı ... yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;<br>Dava, taraflar arasındaki satış sözleşmesinden kaynaklı Milletlerarası Ticaret Odası-Milletlerarası Tahkim Divanı tarafından verilen 11/07/2024 tarihli ve ... dosya numaralı hakem kararın tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. <br>6100 Sayılı HMK' nın 137. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: Milletlerarası Ticaret Odası-Milletlerarası Tahkim Divanı tarafından verilen 11/07/2024 tarihli ve ... dosya numaralı hakem kararın tanınması ve tenfizi şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve Tenfizi, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK)’un İkinci Kısmının İkinci Bölümünde düzenlenmiştir. Kanunun 60 ile 62. maddeleri “tenfiz” e, 63. maddesi ise “tanıma”ya ilişkindir.<br>5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun (MÖHUK) ''Yabancı Hakem Kararlarının Tenfizi' başlıklı 60/2. Maddesi; ''Yabancı hakem kararlarının tenfizi, tarafların yazılı olarak kararlaştırdıkları yer asliye mahkemesinden dilekçeyle istenir. Taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığı takdirde, aleyhine karar verilen tarafın Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu, bu da yoksa icraya konu teşkil edebilecek malların bulunduğu yer mahkemesi yetkili sayılır.\" düzenlemesini içermektedir. Aynı Kanun'un 63. maddesinde de yabancı hakem kararlarının tanınması yönünden düzenleme yapılmış olup, ''Yabancı hakem kararlarının tanınması da tenfizine ilişkin hükümlere tâbidir''  hükmüne yer verilmiştir.<br>6545 sayılı Yasa ile değişik 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 5. maddesi uyarınca asliye ticaret mahkemelerinin çalışma usulü ve görev alanı yeniden düzenlenmiştir. Buna göre, 12/01/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa ve 21/06/2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanununa göre yapılan tahkim yargılamasında; tahkim şartına ilişkin itirazlara, iptal davalarına, hakemlerin seçimi ve reddine yönelik davalar ile yabancı hakem kararlarının tanıma ve tenfizine yönelik davalara ilişkin tüm yargılama safhaları, bir başkan ve iki üye ile toplanacak asliye ticaret mahkemesi heyetince yürütülür ve sonuçlandırılır.<br>6100 Sayılı TTK' nın 5.maddesi uyarınca da,  dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ''ticari davalar''  ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir.<br>Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; tarafların ticari şirket olduğu, aralarındaki uyuşmazlığın satış sözleşmesinden kaynaklandığı, tacir olan taraflar arasındaki satış sözleşmesinden kaynaklanan zarar iddiasına yönelik uyuşmazlığın çözümü için verilen yabancı hakem kararının tanıma ve tenfizine karar vermekle görevli mahkeme davalının yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemeleri olup, bu haliyle mahkememiz yargılama dosyasındaki uyuşmazlık yönünden hem görevli hem de yetkilidir.<br>Davacı şirketin, Amerika Birleşik Devletleri Ülkesi menşeli olması ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile Amerika Birleşik Devletleri' nin Lahey Sözleşmesine taraf olmaları sebebiyle yabancılık teminatı alınmadan yargılamaya devam edilmiştir.<br>Taraflar arasında imzalanan 18.07.2022 tarihli satış sözleşmesinde, iş bu sözleşmenin İsviçre Hukuku tahtında yürütüleceği, sözleşmeden kaynaklı ihtilafların Milletlerarası Ticaret Odasının Tahkim kuralları uyarınca atanmış hakem huzurunda nihai olarak çözüme kavuşturulacağı,  tahkim yerinin Cenevre/İsviçre olacağı  öngörülmüştür.<br> Somut uyuşmazlıkta, 21.05.1991 tarihli Resmî Gazete'de yayınlanan 10.06.1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi'nin uygulanması gerekmektedir. <br> 5718 sayılı MÖHUK'un 1.maddesinde, Kanun'un uygulama alanı düzenlenmiş; anılan maddede, yabancılık unsuru taşıyan özel hukuka ilişkin işlem ve ilişkilerde uygulanacak hukukun, Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisi, yabancı kararların tanınması ve tenfizinin bu kanunla düzenlendiği, Türkiye Cumhuriyetinin taraf olduğu milletlerarası anlaşmaların özel hükümlerinin saklı olduğu belirtilmiştir. Bu düzenlemeye göre MÖHUK hükümlerinin ve New York Sözleşmesi'nin yarıştığı durumlarda Sözleşme hükümleri uygulanmalıdır. <br>A) İlke olarak yabancı hakem kararlarının tenfizi istemlerinde tenfizi istenen kararın şeklî ve maddi anlamda kesinleşmesi gerekir. New York Sözleşmesi'nin IV/1-e maddesinde de yabancı hakem kararının tenfizi için,  kararın taraflar açısından bağlayıcı hâle gelmiş olması şartına bağlanmıştır. New York Sözleşmesi'nin IV. maddesine göre,  Türk mahkemelerinde açılacak tenfiz davasında, dava dilekçesi ile birlikte hakem kararının onaylanmış aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, hakem kararının dayandığı tahkim şartı veya sözleşmenin usulüne uygun aslı veya aslına uygunluğu onaylanmış bir suretinin, şayet karar ve tahkim şartı ya da sözleşmesi tenfiz ülkesinin resmi dilinde değilse, hakem kararı ile tahkim sözleşmesi veya şartının usulüne uygun ve onaylı tercümelerinin eklenmesi zorunludur.<br>-  Davacı tarafça usulüne uygun şekilde kesin hakem kararının onaylı örneği, tercümesi ve tahkim şartı içeren sözleşmenin onaylı örneği  dosyaya ibraz edilmiştir. <br>- Söz konusu hakem kararının 18/11/2024 tarihinde kesinleştiği, bu itibarla icra edilebilirlik şerhini taşıdığı tespit edilmiştir.<br>B) Yabancı hakem karalarının Türkiye’de sonuç doğurabilmesi o kararın Türk Mahkemelerinde tanınmasına veya tenfizine karar verilmiş olmasına bağlıdır. New York Sözleşmesi’nin 1.maddesinde uygulama alanı gösterilmiştir. 2. fıkrada yabancı hakem kararının tanımı yapılmıştır. Sözleşmenin V. maddesinde tenfiz engelleri (tenfiz talebinin reddi sebepleri ) sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar ; V/1- a) Sözleşmeye uygulanacak hukuka göre ehliyetsiz olduğunu ya da anlaşmanın tabi olduğu hukuka göre ve böyle bir seçim yapılmamışsa hakem kararının verildiği yer kanunlarına göre hükümsüz olduğu; b)Hakemin/ hakem  heyetinin seçiminden veya hakemlik prosedüründen usulü dairesinde haberdar edilmediğini ya da diğer bir sebeple iddia veya savunma hakkından yoksun bırakıldığını; c) Hakem kararının, tahkim sözleşmesinde ya da şartında yer almayan bir uyuşmazlığa ilişkin olduğunu ya da tahkim anlaşmasının veya tahkim şartının sınırlarını aşan hükümler içerdiğini, tahkim anlaşmasının ya da şartının sınırlarını aşan kısmın ayrılması mümkünse, tahkim anlaşması içinde kalan kısmın tanınmasına ya da tenfizine karar verilebileceği; d) Hakem heyetinin oluşumumun veya hakemlik usulünün tarafların anlaşmasına veya anlaşma olmayan hallerde tahkim yeri kanun hükümlerine uygun olmadığını; e) Hakem kararının taraflar için henüz mecburi olmadığı veya verildiği memleket kanunlarına göre ya da tahkimin tabi olduğu hukuk kurallarına göre yetkili bir merci tarafından iptaline karar verildiği yahut icranın geri bırakıldığı iddiası ve  mahkemece; V/II a) Tanıma ve tenfiz talebinin yapıldığı ülke kanunlarına göre hakem kararına konu uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığı; b) Hakem kararının kamu düzeni kurallarına aykırı olduğu hususlarıdır.<br>Görüldüğü üzere Sözleşme, iki grup tenfiz engeli düzenlemiştir. Birinci gruptakiler davalı tarafından savunma olarak ileri sürülüp ispat edilmesi gereken tenfiz engelleri, ikinci gruptakiler ise mahkemece resen gözetilecek tenfiz engelleridir.<br>Esasen tanıma ve tenfiz davalarında taraflar, maddi vakıaların yeniden tartışılmasını isteyemez ve tenfiz davasında mahkemece yapılacak inceleme, tanıma ve tenfiz engellerinin mevcut olup olmadığıyla sınırlıdır. Mahkeme, hakem kararının maddi hukuk yönünden isabetli olup olmadığı denetleyemez. Aleyhine tanıma ve tenfiz talep edilen taraf, ancak tenfiz şartlarının bulunmadığını (tenfiz engellerinin mevcut olduğunu) öne sürerek itiraz edebilir. Yani uyuşmazlığın esasına ilişkin savunma sebeplerine dayanamaz ve bunlara ilişkin olarak delil gösteremez. Bu nedenlerle, davalı vekilinin hakem kararının esasına dair iddialarının dinlenmesi mümkün değildir.  Bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2000/2-1051 Esas, 2000/1068 Karar ve 21.06.2000 tarihli emsal ilamında; \"...Tanıma ve tenfiz hakiminin prensip olarak yabancı hakem kararının doğruluğunu inceleyemeyeceği, gerek yabancı karara uygulanmış usul, gerekse kararda yer alan maddi ve hukuki tespitlerin tanıma ve tenfiz hükmünün inceleme konusu dışında olduğu, bu sistemin  (revision au fond) yasağı olarak ifade edildiği, usulde veya kararın hükmünde yapılmış olan hataların tanıma ve tenfiz kararına kural olarak etkili olamayacağı...\" şeklinde ifade edilmiştir. <br>- Davalı tarafın, tahkime başvurmadan önce uyuşmazlığın sulh yoluyla çözümü için karşı tarafa bildirimde bulunmak ve 30 iş günü süre tanımakla yükümlü olunduğu ve bu şarta uyulmadığı yönünde iddiası mevcutsa da; hakem kararı içerisinde tarafların 30 iş günü içerisinde dostane bir anlaşmaya varamadıklarının tespit edildiği görülmüştür. Davalı tarafın bu iddiası, hakem tarafından değerlendirilmiştir.<br>- Ayrıca, yukarıda açıklanan sebeplerle de yabancı hakem kararındaki esasa dair hukuki nitelendirme, vakıaları değerlendirme biçimi, hukuk kurallarını doğru tatbik edip etmediği ya da delilleri doğru değerlendirip değerlendirmediği dikkate alınamamış, değerlendirme konusu yapılmamıştır.<br>C) Mahkememizce resen incelenmesi gereken iki tenfiz engeli bulunmaktadır.<br>- Bunlardan birincisi, uyuşmazlığın Türk hukuku bakımından tahkime elverişli olup olmadığıdır. Taraflar arasındaki tahkim yargılamasına konu uyuşmazlık satış sözlemesine dayalı zarar iddiasından kaynaklanmakta olup, HMK'nın 408 ve MTK'nın 1/4 maddeleri dikkate alındığında, uyuşmazlığın bütünüyle tarafların tasarrufuna tabi ve tahkime elverişli bir uyuşmazlık niteliğinde olduğu belirlenmiştir. Yine, davacının Amerika Birleşik Devletleri Ülkesi menşeli olduğu görülmüş ve bu haliyle uyuşmazlıkta yabancılık unsurunun varlığı mahkememizce kabul edilmiştir.<br>- Re'sen dikkate alınacak tenfiz engellerinden ikincisi ise kamu düzenine aykırılıktır. <br>Kamu düzenine aykırılık bir tenfiz engeli ise de kamu düzeni kavramının, hakem kararının esasının incelenmesi sonucunu doğuracak genişlikte yorumlanmaması gerekir. Kavram oldukça önemli olmakla birlikte, kanunlarda yapılmış bir tanımı yoktur. Pozitif mevzuatta yapılmış bir kamu düzeni tanımı yoktur. Kavramın içeriği, yargısal ve bilimsel içtihatlarla doldurulmaya çalışılmaktadır . Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 2010/1 E.- 2012/1 K. sayılı, 10.02.2012 tarihli kararında, kamu düzeni kavramı şöyle tanımlanmıştır: \"...Kamu düzeni, niteliği gereği zamana, yere göre değişen, içeriğinin tespiti zor her bir somut olaya göre değişiklik gösteren bir kavramdır. İlmi açıklamalara ve yargısal kararlara rağmen gelişen hukuk sistemlerinde bile tanımı olmamasına rağmen 'toplumun temel yapısını ve çıkarlarını koruyan kuralların bütünü' olarak tanım yapılabilir.<br>Kamu düzeni kavramının müdahale alanı son derece geniş ve yoruma müsaittir.   Hükmün gerekçesiz oluşundan dolayı kamu düzeni kavramından hareket ederek, yabancı ilamın verilmesinde işlenen usulün, uygulanan hukukun, ilamın icrasının meydana getireceği sonuçların incelenmesi suretiyle, bir kararın kamu düzenine aykırı bulunarak tenfizi mümkün olmayacaktır demek çok ağır bir neticeyi yaratmak olacaktır. Türk kamu düzeninin ihlalini gerektirecek haller çoğunlukla emredici bir hükmün açıkça ihlali halinde düşünülecektir. Fakat her emredici hükmün ihlali halinde veya her emredici hükmü ihlal eden bir yabancı kararın Türk kamu düzenine aykırı bulunduğunu söylemek olanaklı değildir.<br>O halde, iç hukuktaki kamu düzeninin çerçevesi, Türk hukukunun temel değerlerine, Türk genel adap ve ahlak anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı temel adalet anlayışına, Türk kanunlarının dayandığı genel siyasete, Anayasada yer alan temel hak ve özgürlüklere, milletlerarası alanda geçerli ortak prensip ve özel hukuka ait iyi niyet prensibine dayanan kurallara, medeni toplulukların müştereken benimsedikleri ahlak ilkeleri ve adalet anlayışının ifadesi olan hukuk prensiplerine, toplumun medeniyet seviyesine, siyasi ve ekonomik rejimine, insan hak ve özgürlüklerine aykırılık şeklinde çizilebilir.<br>İç hukukta kamu düzeninin, tarafların uymak zorunda oldukları, kamu hukukundan ve özel hukuktan doğan ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri kurallar olarak anlaşılması gerekir.\".  (Emsal Yargıtay 15. HD'nin 2014/2183 Esas, 2014/3226 Karar sayılı ve 12.05.2014 tarihli ilamı).<br>* Davalı vekili de, bu kapsamda hakem kararında kanun yolu ve süresinin gösterilmediği ve usulüne uygun temsilin gerçekleşmediği savunmasında bulunmuştur. <br>- Hakem kararında kanun yolu ve süresinin gösterilmemesi halinin yukarıda açıklanan içtihadı birleştirme kararından anlaşıldığı üzere tek başına kamu düzenini ihlal etmediği, hakem kararının ayrıca kanun yoluna tabi olmayıp iptal davasına konu olduğu, bu sebeple de kamu düzenine aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>- Davalı tarafın, vekille temsiline yönelik hakem yargılaması sırasında herhangi bir kısıtlamayla karşılaşmamasına ve yine bu iddiaların hakem yargılaması sırasında ileri sürülmemesine rağmen ICC Tahkim nezdinde dava takip yetkisi içeren vekaletname sunmak için kendilerine süre verilmesi ve yine vekaletname süresi bittikten sonra kararın kendilerine tebliğ edilmesinden dolayı hakem kararının bağlayıcı olmaması gerektiği şeklindeki iddialarının hakkın kötüye kullanılması mahiyetinde olduğu, bu iddialarını hakem yargılaması sırasında belirtilip ileri sürmesi gerektiği, vekaletnamenin süresi ile ilgili bir iddiası mevcut ise bunu tahkim merkezine bildirmesi gerektiği; ancak bu şekliyle yapılmayıp daha sonra iş bu yargılamada ileri sürülmesi halinde, davalı tarafa bu durumların herhangi bir hak bahşetmeyeceği mahkememizce kabul edilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan sebeplerle mahkememizce kamu düzenine aykırılığın söz konusu olmadığı tespit edilmiştir.<br>D) Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yabancı mahkeme kararlarının tenfizi davalarında harcın maktu olarak alınması yönündeki içtihatlarının istikrar kazanmış olduğu dikkate alınarak, mahkememizce maktu harç alınmış ve maktu vekalet ücretine hükmedilmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11/07/2023 tarih 2022/1024 E. 2023/4355 K.; 11/07/2023 tarih 2022/2244 E. 2023/4370 K.; 16/10/2023 tarih 2022/6371 E. 2023/5889 K.; 31/05/2023 tarih 2022/6677 E. 2023/3391 K. Sayılı içtihatları).<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle Milletlerarası Ticaret Odası-Milletlerarası Tahkim Divanı  tarafından verilen 11/07/2024 tarihli ve ... dosya numaralı kararının, tenfiz şartlarını taşıdığı tespit edilmekle sübut bulan davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. <br><br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacının davasının KABÜLÜ İLE,<br>-Milletlerarası Ticaret Odası-Milletlerarası Tahkim Divanı  tarafından verilen 11/07/2024 tarihli ve .... dosya numaralı;  <br>\"(i) ...'nin .... numaralı sözleşmeyi ihlal ettiğine,<br>(ii) ...'nin 27 EYLÜL 2022 tarihinden itibaren tam ödeme yapılana kadar yıllık % 5 faizle birlikte 944.834,00 ABD Doları ...'ye ödenmesine, <br>(iii) ...'nin işbu tahkim yargılamasının tüm masraflarını ödemesine ve bu nedenle de kararın tebliğinden tam ödeme yapılana kadar yıllık % 5 faizle birlikte 60.000,00 ABD Dolarını ...'ye ödemesine,<br>(iv) ...'nin hukuki temsili ve yardımı için ...'ye 58.554,00 Avro, 55.282,00 İsviçre Frangı ve 22.000,00 İngiliz Sterlini ödemesine, ayrıca bu tutarlara bu kararın tebliğ tarihinden itibaren tam ödeme yapılana kadar yıllık %5 faiz uygulanmasına, <br>(v) Taraflardan herhangi birinin diğer tüm taleplerinin reddine,\" Şeklindeki icrai kararının TANINMASINA VE TENFİZİNE, <br><br>2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 427,60-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 187,80-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, <br>-Davacı tarafça sarf edilen toplam 916,00.‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>3-Davacı tarafından sarf edilen tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 205,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)<br>4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>Dair;  6100 sayılı HMK.'nun  341. ve   devamı maddeleri gereğince  gerekçeli kararın tebliğinden itibaren  2 haftalık  süre içerisinde İstanbul Bölge  Adliye  Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen  anlatıldı.  15/01/2025  <br><br>Başkan ...<br>¸e-imzalı <br>Üye ...<br>¸e-imzalı <br>Üye ...<br>¸e-imzalı <br>Katip ...<br>¸e-imzalı <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e7415588c3d779b0","SID":"0c0ed0728197a9f5"}}