{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ <br>KARAR TARİHİ  : 28/03/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br> <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 28/12/2021<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 28/03/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, Denizli 2.Noterliğinin 15.02.2019 tarih ...yevmiyeli Satış sözleşmesiyle davalı şirketten ....plakalı aracı satın aldığını, aracı alırken peşin 45.000 TL ödeme yaptığını ve ... tanzim ... vadeli 5.000 TL ile ... vadeli 46.500 TL'lik 2 adet senet verdiğini, vadesi gelen ... tarihli 5.000 TL'lik  senedi de davalının banka hesabına gönderdiğini, davacının aracı alırken davalının aracın motorunun yeni yapıldığını, herhangi bir kaza geçmişi olmadığını, aracın sağlam olduğunu kendisine söylediğini, ... servisi olduğu içinde davacının kendisine verilen bu güvence çerçevesinde aracı satın aldığını, aracı alıp ikamet ettiği Didim'e doğru yola çıktığında aracın arıza verdiğini, davacının bunun üzerine aracı kenara çektiğini ve davalıyı aradığını, davalının \"motor yeni yapıldı, her hangi bir sorun olmaz, biraz yağ koy, yeterli \" dediğini, davacının da davalının dediğini yaparak yola devam ettiğini, daha sonra İzmir'e yanında bulunan şoförü ...'le yolcu götürürken otobanda araçta vites problemi çıktığını, tekrar  davacının davalıyı aradığını, davalının davacıyı İzmir'deki... firmasındaki ... ustaya yönlendirdiğini, bu arada otobüste olan yolcular ve rehber için 1.950 TL'ye araç kiralandığını ve onların İzmir'e yollandığını, aracın sadece 4 ve 6  nolu vitesinin çalıştığını, bu şekilde İzmir... firmasına gittiğini, ... usta isimli kişinin debriyaj halatının bozuk olduğunu söyleyince davacının debriyaj halatı alıp .... ustaya taktırdığını,  bu olaydan bir hafta sonra araç yine problem yaratmaya başlayınca yine davalıyla görüşüldüğünü davalının tekrar İzmir'deki ...davacıyı yönlendirdiğini, İzmir ...'da araç muayene edilince bu aracın diskleri, balataları, hortumları, elektrik sistemleri ölmüş diyerek 9.600 TL masraf çıkardıklarını, faturayı davalıya gönderen davacının bunu ödemesini istediğini, davalının tamam ben yarısını karşılayayım demişse de davacının bunu kabul etmediğini, davalının aracı Denizli'ye çağırdığını, davacının aracı Denizli'ye getirdiğini ve davalıya bıraktığını, aracın  bir hafta Denizli'de davalıya ait ... servisinde kaldığını ve tamiratı yapıldı denilerek davacının çağrıldığını, davacının gelip aracı almak istediğinde kendisinden 2.500 TL baskı balatası ile 11.000 TL de masraf talebinde bulunulduğunu, davacının bunu kabul etmeyince aracın kendisine teslim edilmediğini, davacının aracını kurtarmak için üstündeki 1.000 TL'yi elden verdiğini 8.000TL'lik de 15.06.2019 vadeli senet imzalamak zorunda kaldığını, aracın bu şekilde kendisine tamir edildi denilerek teslim edilmesine rağmen Urla'da yine yolda kaldığını, davalı birini yollayıp kontrol ettirince kompresör arızası olduğunun söylendiğini, davalı kompresörü kendisinin bedelsiz vereceğini ancak bunun İzmir'de ...takılabileceğini söylenince aracın İzmir'e yollandığını, İzmir .... davalının Denizli'den yolladığı kompresörün araca takıldığını, ancak bu kez de 1.900 TL nin davacıdan takma parası alındığını, şu anda araç çalışmakta ise de verim alınamadığını, davacının aracı başka bir ustaya gösterdiğinde ise aracın bu haliyle verimli çalışmasının mümkün olmadığı, takılan kompresörün çıkma olduğunun söylendiğini, davacının tüm bu olaylardan sonra kendisinin kandırıldığını araçtaki gizli ayıpların kendisinden gizlendiğini öğrendiğinde araçtaki ayıplar nedeniyle bedel indirimine (yaptığı masrafları geri almaya yönelik olarak haklarımız saklı tutulmuştur)  menfi tespit davası açmaya karar verdiğini belirterek, davalıya verilen ve henüz vadesi gelmeyen ... tanzim, ... vadeli 46.500,00 TL lik senedin borçlusu olmadıklarının tespitine, haksız ve hukuka aykırı takip karşısında telafisi imkansız zararlar doğmaması açısından İİK 72-73 mad. Uyarınca teminat mukabili, 3. Kişilere devir ve temlik edilmemesi ve icraya koyulmaması yönünden ihtiyati tedbir kararı verilmesini kötü niyetle hareket edildiğinden %20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Davacının açmış bulunduğu dava içeriğine bakıldığında hem menfi tespit davası açarak ... vade tarihli 46.500,00-TL bedelli senede ilişkin borcunun bulunmadığını hem de bedelde indirim istediğini beyan ederek dava açmasının hatalı olduğunu, buna ilişkin olarak davayı açtığı varsayıldığında söz konusu bu davayı açmasında hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddinin gerektiğini, menfi tespit davasında davacının davanın açılmasında hukuki yararının bulunmasını gerektiğini, davacıya göre, 46.500,00.-TL bedelli senedin olduğunu beyan ederek araçta sorunlar olduğunu ve bedel indirimi yapılmasını talep ettiğini ve söz konusu bedelden değişmesi gerektiğini beyan ettiğini,  ancak taraflar arasında ticari bir ilişki bulunduğunu ve bu senedin ticari ilişki sonucu karşılıklı olarak verildiğini iki tarafça da belirtildiğini, bu nedenle aralarında ticari bir ilişkiden doğan bir borç ilişkisinin varlığı sebebiyle davacının 'işbu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını, öncelikle davanın usulden reddinin gerektiğini, borçlusu davacı olan ... vade tarihli 46.500,00 TL bedelli senetten doğan alacağını tahsili amacıyla Denizli 1. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasıyla icra takibi taraflarınca 19/06/2019 tarihinde ihtiyati haciz yolu ile icra takibine geçildiğini, ancak davacının söz konusu senede ilişkin bir borcunun olunmadığını işbu menfi tespit davasının açıldığını, davacı tarafından açılan bu davanın usule ve yasaya aykırı  olduğunu, müvekkil şirkete önceden ait olan...plakalı araç satışının 15.02.2019 tarihinde Denizli 2. Noterliği...yevmiye numaralı “Düzenleme şeklinde mülkiyetin saklı tutulması kaydıyla satış sözleşmesi” düzenlenerek tarafların kendi hür iradeleriyle imzalar atılarak söz konusu araç satışı gerçekleştiğini, araç satışı için önceden 45.000,00-TL peşin ödemesi yapıldığını, 46.500,004TL bedelli senet ve 5.000,00-TL bedelli senet düzenlendiğini, karşılıklı düzenlenen 5.000,00-TL lik senedin ödendiği fakat, 46.500,00- TL bedelli senedin ise vadesi gelinmesine rağmen müvekkile herhangi bir şekilde ödemesinin yapılmadığını, davacı ve müvekkilin ticari defterleri, banka hesapları bilirkişi marifetiyle incelendiğinde davacının söz konusu borcunu ödemediğini, müvekkilinin aracın satışını yapmadan önce, davacı şirket yetkilisi olan ...ile görüştüklerini, bu şahısın şirkete gelerek aracı incelediğini, test sürüşü yapmak istediğini bunun yanı sıra tanıdık birkaç tamirci bildiğini ve aracı oraya göstermek istediğini dile getirdiği için aracı şirketten birini yanına alarak belirtilen bu işlemleri gerçekleştirdiğini, daha sonra bu şahıs şirkete gelerek...plakalı aracı almak konusunda anlaşma yapmak istediğini beyan ettiğini, müvekkil şirket ile alıcı olan davacı şirket yetkilisi....ile 2. El araç satış sözleşmesi düzenlendiğini, bu nedenlerden dolayı öncelikle vadesinde açılmayan menfi tespit davasının ve hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesini, söz konusu davanın çerçevesinde esastan reddini,  kötü niyetle hareket edildiğinden %20 den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Mahkememizce yapılan yargılama, dava ve cevap dilekçeleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;  yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda ispat yükü davaya konu kambiyo senedindeki imzaya ve senede herhangi bir itirazı olmadığı halde, senet nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacıya aittir. Davacı senet karşılığında davalıdan teslim aldığı araçta ayıp gizli ayıp olduğunu, ayıp nedeniyle bedel indirimi yapılması gerektiğini, bu nedenle davaya konu senet nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmektedir. Davaya konu araç 15/02/2019 tarihinde satın alınmış olmasına rağmen davacının delil olarak dosyaya ibraz ettiği, davaya konu araca ilişkin olduğunu iddia ettiği tamirat faturalarının tarihinin ise 21/05/2019 ve daha sonraki tarihe ilişkin olduğu tespit edilmiştir. Araçta gizli ayıp olduğunu bu nedenle bedelde indirim yapılması gerektiğini iddia eden davacı hem araçtaki ayıbı hem de ayıbı öğrenir öğrenmez davalıya ihbar ettiğini ispat etmelidir. Davaya konu araç üzerinde herhangi bir tespit, bilirkişi incelemesi yaptırılıp delil olarak sunulmadığı gibi, araç bilirkişi tarafından incelenmek üzere de hazır edilememiştir. Bu nedenle davaya konu araçta gizli ayıpolduğu ispat edilememiştir. Yine davalıya süresi içinde ayıp ihbarında bulunulduğu hususunda da delil bulunmamaktadır. 6100 sayılı HMK'nun 200. Maddesi ile düzenlenen senetle ispat kuralı gereğince davacının, davaya konu senet nedeniyle borçlu olmadığı iddiasını yazılı bir delille ispat etmesi gerekirken bu hususta mahkememize herhangi bir yazılı delil sunmadığı gibi, dava dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı anlaşıldığından, davacının takip konusu senet yönünden davalıya borçlu olmadığına dair ispat olunamayan menfi tespit davasının reddine karar vermek gerekmiştir. 2004 sayılı İİK'nun 72/5. Maddesinde; \" Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. \" şeklinde tazminat düzenlenmiş olup, davalı cevap dilekçesi ile kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuş ise de, Mahkememizce verilmiş bir tedbir kararı bulunmadığından ve dolayısıyla şartları oluşmadığından, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur...\" şeklindeki gerekçe ile karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  mahkeme kararının yerinde olmadığını,  BK. 223 maddesinde belirlenen süre içerisinde ihbarda bulunulduğunu hatta davalının, aracı, tamir için kendi servisine çağırdığını, tanık beyanları ile bu hususun ispatlandığını, mahkemenin araç üzerinde inceleme yapılmadığı ve bu nedenle ayıplı malın tespit edilemediği yönündeki tespitine de katılmanın mümkün olmadığını beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>İstinaf incelemesine konu dava dosyasına bakıldığında; Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle uyuşmazlıkta 6098 sayılı TBK ve 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanması gerekir. <br>Borçlar Kanunu’nun satım sözleşmesine dair hükümlerinin (TBK 'nun 207.maddesi) esasen tacirler arasında yapılan satım sözleşmelerine de uygulanması benimsenmiştir.  Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK'nun 23.maddesi). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1 ve 1-c hükmü de uygulanacaktır.<br>Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan “ayıp ve ayıba karşı tekeffül” kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: <br>Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır.  Düzenlemede “Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur.\" denilmektedir.<br>Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz derhal ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Eğer alıcı iğfal edilmiş, yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.<br>Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 21/1-c. maddede düzenlenmiştir. Bu hükme göre “ Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya bildirmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için bu durumu bu süre içerisinde satıcıya bildirmeye mecburdur.” Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur. TTK 21/1-c. maddede gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde Borçlar Kanunun 223. maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223. maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcının malı ayıp ile beraber kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir.  <br>Alıcı ihbar külfetini yerine getirmiş ise zamanaşımı süresi içinde Borçlar Kanununun 227. maddesinde kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği gibi  zamanaşımı süresi dolsa bile kendisine karşı açılan davada ayıptan doğan defi hakkını ve seçimlik haklarını ileri sürebilir. Bu halde artık alıcının ayıpları bildiği ya da bilmesi gerektiği konusunda ispat yükü satıcıya aittir. Zira bu suretle satıcı yasal olarak kendisine düşen bir sorumluluğu reddetmektedir.<br>TBK'nun 231.maddesine göre, satıcı daha uzun süre için kefalet etmemiş ise, satılanı ayıba karşı tekeffülden kaynaklanan her türlü dava, satılandaki ayıp daha sonra ortaya çıksa bile alıcıya teslimin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. <br>Yine, 01.07.2012 tarihinde  yürürlüğe giren  6102 sayılı Türk Ticaret  Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı  18/3. maddesinde düzenlenmiş ve \"Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.\" denilmek suretiyle önceki hükümde bir kısım değişiklikler yapılmıştır. <br>Yapılan değişiklikler madde gerekçesinde, \"... Bu maddenin üçüncü fıkrasında üç köklü değişiklik yapılmıştır. (1)Hükümdeki şekil, geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmış, ispat şartına dönüştürülmüştür. Bu amaçla eski metinde yer alan \"muteber olması için\" ibaresine metinde yer verilmemiştir. Bu değişikliğin sebebi, geçerlik şartının artık haklı bir gerekçesinin bulunmaması ve teknikteki hızlı gelişmedir. Ayrıca hiçbir modern kanunda bu kadar ağır bir geçerlilik şartı yer almamaktadır. Şartın tacir gibi basiretli bir işadamı için öngörülmüş olması da anlamsız bulunmuştur. (2) İadeli taahhütlü mektup taahhütlüye dönüştürülmüştür. Çünkü , burada varma teorisinin kabulünü haklı gösterecek bir gerekçe mevcut değildir. (3) Güvenli elektronik imza hem Borçlar Kanununda kabul edilmiş hem de düzenli bir sisteme bağlanmıştır. Hükme bu olanak da eklenmiştir.\" şeklinde açıklanmış ve  böylece tacirler arasında  ihtar ve ihbarlar için öngörülen şekil şartı geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmıştır (HGK'nın 25/05/2016 tarih ve 2014/19-861 Esas, 2016/632 Karar). Ancak, uyuşmazlık halinde ayıp ihbarının kanıtlanması gerekmektedir.<br>Bu açıklamalar ışığında, HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının ayıp ihbarında bulunduğunu usulünce delillerle ispatlayamamasına, bu hususta tanıkla ispatın da dava değeri göz önüne alındığında usulen mümkün olmamasına (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 23/11/2015 tarih ve 2015/5982 Esas, 201/15327 K;  2014/248 Esas,  2014/2628 K), mahkeme gerekçesinde değinilen hususların yerinde olmasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına  göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğinc alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA,<br>3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, <br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından davalı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin  544.000,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7f1be0037db749f0","SID":"f95eb81bbfbe62fd"}}