{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/154 \t\t                                          (KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/497<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/10/2022<br>ESAS NO\t\t: 2020/465 E 2022/735 K<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 30/04/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 13/05/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br> Davacı vekili; davalının Eskişehir 3.İcra Müdürlüğünün 2011/1321 E sayılı icra dosyasıyla müvekkili ile beraber ... aleyhine icra takibine giriştiğini, bonolara sıra numarası verildiğini ve aynı gün tanzim edildiğini, bonolarda müvekkilinin aval veren olarak bulunduğunu, müvekkilinin imza inkarında bulunduğunu, ancak yapılan incelemelerde imzaların müvekkiline ait olduğuna ilişkin bilirkişi raporu düzenlendiğini, böylece imzaya itirazlarının reddedildiğini, dava dışı ... ile davalı arasında harici gayrimenkul satımı için anlaşma yapıldığını, bu anlaşma neticesinde dava dışı bono borçlusu ...'ün davalıya 24 adet bono tanzim edip verdiğini, bu bonoların 21 adedinin icra takibine konu edildiğini, ancak bu iki kişi arasında tapu devrinin gerçekleşmediğini, gayrimenkulün davalı üzerinde kaldığını belirterek, müvekkilinin Eskişehir 3.İcra Müdürlüğünün 2011/1321 E( 2020/1641 Yeni Esas) dosyası, Eskişehir 3.İcra Müdürlüğünün 2011/7213 E(2020/1012 Yeni Esas) sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötüniyetli takip yapmış olması nedeniyle asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br> Birleşen davada davacı vekili; tarafların davalının maliki olduğu apart dairenin satışı için sözlü olarak anlaştıklarını, bu kapsamda davalının apart daireyi devretme edimini, davacının ise tanzim edilen bonoları ödeme edimini üstlendiğini, müvekkilinin bu alım-satım için verilen bonoları ödeyemediğinden davalının icra takiplerine giriştiğini, ancak apart daireyi müvekkiline devretmediğini,  başka bir üçüncü kişiye de satışının yapılmadığını, bu duruma rağmen davalının  icra takiplerini devam ettirerek haksız maddi menfaat elde etmeye çalıştığını, taraflar arasında yapılan sözlü akdin, harici satım sözleşmesi niteliğinde olduğunu, taşınmazın devrinin gerçekleşmediğini belirterek bedelsiz kalan senetler nedeniyle girişilen Eskişehir 3. İcra Müdürlüğü'nün 2011/1321E.( 2020/1641 yeni esas) sayılı dosyası, Eskişehir 3. İcra müdürlüğü'nün 2011/7213E. (2020/1012 yeni esas) sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine, tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; davaya konu borçtan dolayı dava dışı ... ile birlikte davacının müştereken müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkili ile dava dışı ... arasındaki hukuki ilişkinin geçersizliğine yönelik defi’yi aval verenin ileri süremeyeceğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı vekili; davacının davaya konu senetlere ilişkin borcunu ödemeyerek müvekkilini zarara uğrattığını, davacının tüm iddialarının borçtan kurtulmaya yönelik ve mesnetsiz olduğunu, bildirerek davanın reddine, karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece  dosyanın tümü üzerinde yapılan inceleme sonucunda; davalının maliki olduğu apart dairenin satışı için birleşen davada davacı ... ile davalının sözlü olarak anlaştığı, bu anlaşma karşılığında dava konusu bonoların davalıya verildiği, dava konusu bonoları asıl davada davacı ...'ın da aval veren olarak imzaladığı, söz konusu alım satım işi için verilen bonolar ödenmeyince davalının icra takibi başlattığı, ancak apart daireyi de davacı ...'e devir ve teslim etmediği, başka birine sattığı, davalı ... 26/05/2022 tarihli celsede isticvap edildiği  \"biz ... ile aynı işyerinde çalışıyorduk, apartların borcundan dolayı ödemelerde güçlüğe düştüm, ... ile arkadaşlığımız vardı, ufak tefek para alışverişimizde oluyordu, ... maaşından hariç ekstra başka işlerle ile de uğraşıyordu ve bu işlerden gelir elde ediyordu, benim ...'dan alacağım vardı, apartı ...'a sattım, toplam 70.000,00 TL üzerinden anlaştık, aylık 940,00 TL lik senetler yaptık, yaklaşık 15-16 ay bu şekilde ödeme yapacak ondan sonra toplu ödeme yapacaktı, senetler ödenmedi, biz ... ile apartı satma anlaşması yaptığımız sırada ... ile ... ile  evliydi, senetleri ... de imzaladı, daha sonra ... işten ayrılmış ... den boşanmış, ben apart dairenin  tapusunu ...’e devredemedim, ... işten ayrıldı ve ortalıktan kayboldu, ben bu anlaşma gereğince apart daireyi ...’a teslim ettim, ... da 6 ay ya da 1 yıl gibi kiraya vererek kira geliri elde etti\" şeklinde beyanda bulunduğu, söz konusu apart dairenin tapu kaydını davalının, davacı ...'a  devretmediği, asıl ve birleşen davanın kabulüne kötü niyet tazminatının reddine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili; asıl davada davacının imza inkarına dayalı dava açtığını davanın reddine karar verilmesi nedeniyle ikinci kez tekrar menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, ayrıca aval veren sıfatıyla dava açamayacağını mahkemenin davacının aval veren sıfatını gözetmediğini, keşideci ve lehtar arasındaki ilişkiyi ileri sürerek borçlu olmadığını iddia edemeyeceğini, bildirerek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR <br>Uyuşmazlık; takibe dayanak sıralı bonoların taşınmaz satış taksitleri olarak düzenlendiği taşınmazın devrinin gerçekleşmemesi nedeniyle bedelsiz kalıp kalmadığı, hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Asıl ve birleşen davada davacıların sunmuş olduğu dava dilekçesinde davalı ile arasında apart daire alım satım ilişkisi kapsamında taksitli satış işlemi gerçekleştiğini yapılan taksitli satış nedeniyle senetlerin taksit tutarlarını içerir şekilde bu sözleşme kapsamında verildiğini ve sıralı senetler olduğu ileri sürmüş olup, taraflar arasında taksitli taşınmaz satış sözleşmesi olduğu ve bonoların asıl davada davacı aval veren, birleşen davacının ise keşideci sıfatıyla   yazılı olarak düzenlenen müşteri sıra numaralı senet olduğu görülmüştür. Davacılar ile davalı arasında temel ilişkinin taşınmaz alımına ilişkin bulunduğu anlaşılmaktadır.<br>28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde \"Bu kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar\" hükmüne yer vermiştir. Tüketici Yasasının 50.maddesi de devre mülk sözleşmelerini düzenlemiştir. Yasanın 73/1.maddesinde; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.<br>Bilindiği üzere taksitli satış sözleşmesi kapsamında verildiği iddia edilen nama yazılı senedin temel ilişkiden (satım) kaynaklanan itirazlar ve bu kapsamda verilen tüketici senedi, 6502 s.y.nın 4/5.maddesi uyarınca bu kanunda düzenlenen tüketici işlemlerindendir. Bu davalarda görevli mahkeme de tüketici mahkemesidir. Görev kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece resen gözetilmelidir.<br>Bu durumda mahkemece öncelikle, dava konusu bononun tüketici senedi olup olmadığı ve mahkemenin somut uyuşmazlıkta görevli olup olmadığı hususlarının değerlendirilmesi gereklidir.<br>Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak görev yönünden tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilmek suretiyle bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde   hüküm kurulmuştur.<br>Buna göre diğer istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.<br>HÜKÜM\t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun resen gözetilen nedenlerle  KABULÜ ile<br>2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/465 Esas 2022/735 Karar sayılı 13/10/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA<br>2-HMK.nın 353/1.a.3.maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>5-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,  <br> HMK'nin 362/(1).c. Maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 30/04/2025 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. \t\t\t\t<br><br>Başkan...<br> e-imzalıdır<br><br>Üye...<br>e-imzalıdır <br><br>Üye...<br> e-imzalıdır<br><br>Katip...<br>e-imzalıdır <br><br><br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e8ac30710509167e","SID":"9e6c95b74e3e5c29"}}