{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2022/1483 - 2025/399<br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2022/1483 \t\t    (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS<br>KARAR NO\t: 2025/399\t\t           HAKKINDA KARAR VERİLMESİ)<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/06/2022<br>ESAS NO\t\t: 2018/140 E 2022/454 K<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>KARAR TARİHİ\t: 11/04/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 09/05/2025<br><br>Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t\t<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı şirketin TOKİ Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen konut yapım işi ihalesini aldığını, ihale kapsamında karo mermer işlerinin yapılması için dava dışı ... ile 27/11/2007 tarihinde sözleşme imzaladığını,  sözleşme konusu işlerin yapılması için gereken mermerlerin temini amacı ile  müvekkili şirket ile dava dışı ... arasında 09/06/2008 tarihli temlik ve satış sözleşmesi ile dava dışı ...'ın mermerleri müvekkili şirketten almayı, mermerlerin bedeli ödenmediği takdirde davalı şirketten doğan/doğacak hak ve alacaklarını müvekkili şirkete temlik etmeyi kabul ettiğini, aynı tarihte 09/06/2008 tarihinde davalı şirket tarafından imzalanan muvafakatname ile davalı şirketin dava dışı ... ile aralarındaki sözleşmenin 12. maddesinde belirtilen şekilde borçlunun doğmuş ve doğacak tüm hak ve alacaklarını müvekkili şirkete ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin dava dışı ... ile aralarındaki sözleşmeyi imzalamasının yegane sebebinin mermerlerin bedelinin dava dışı ... tarafından ödenmediği takdirde ...'a ait hak ve alacakların  muvafakatname doğrultusunda davalı şirketçe ödenecek olması olduğunu, 27 adet sevk irsaliyesi ile müvekkili şirket tarafından üretilen mermerlerin davalıya ait şantiyelere gönderildiğini, ürünlerin bir kısım sevk irsaliyelerinde de görüleceği üzere davalı şirket kaşesi ile teslim alındığını, dava dışı ...'ın müvekkil şirkete olan borcunun 202.768,34 TL'ye ulaştığını, ilgili tarafından ödeme gerçekleştirilmeyince  ürün tesliminin durdurulduğunu, dava dışı ... tarafından verilen teminat senedine dayalı icra takibi başlatıldığını, borçlunun hak ve alacaklarının haczi için davalı şirkete birinci haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davalı şirketin dava dışı ... ile aralarındaki sözleşmenin 06/06/2008 tarihinde feshedildiğini belirtilerek haciz ihbarnamesine itiraz ettiğini, ancak davalı şirket tarafından 09/06/2008 tarihinde imzalanan muvafakatnamenin mevcudiyeti karşısında bu tarihten önce sözleşmenin feshedildiğini iddia eden davalı tarafın bu hukuka aykırı davranışı sebebi ile İİK 338. maddesi uyarınca gerçeğe aykırı beyanda bulunma ve İİK 89/4 maddesi uyarınca tazminata hükmolunması için İcra Ceza Mahkemesinde dava açıldığını, yapılan yargılama neticesinde davalı şirket yetkilisi hakkında itirazın vekil aracılığı ile yapıldığı gerekçesiyle beraat ile tazminat talebinin reddine karar verildiğini, kararın yasa yollarından geçerek 11/10/2017 tarihinde kesinleştiğini, davalı şirketin 09/06/2008 tarihli muvafakatname ile müvekkil şirketi yanıltarak dava dışı ... ile sözleşme imzalamaya sevk etmesi, müvekkil şirket ile dava dışı ... arasındaki sözleşmeye konu mermerlerin doğrudan doğruya davalı şirkete ait işin yapılmasında kullanılması dikkate alındığında müvekkil şirketin zararından davalının sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluk (culpa in contrahendo) kapsamında sorumlu olduğunu belirterek yargılama aşamasında aldırılacak bilirkişi raporu ile tespit olunacak bedele ilişkin talep ve ıslah hakkı saklı kalmak koşulu ile şimdilik 10.000,00 TL tazminatın müvekkil tarafından dava dışı ... hakkında icra takibinin açılmış olduğu 08/09/2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 13/04/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam talebini 202.768,34 TL'ye yükseltmiştir. <br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili süresinde cevap dilekçesi sunmamış, yargılamanın devamı sırasında ıslah suretiyle sunduğu cevap dilekçesinde özetle; ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, İcra Ceza Mahkemesi dosyasında tazminat talebinin reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, kesinleşen karardan sonra tazminata esas yeni delil sunulmadığını, kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının asıl borçlu ...'ın 01/07/2007 tarihli sözleşmeden doğan tüm hak ve alacaklarını temlik aldığını, müvekkili şirket kayıtlarına göre ...'ın alacaklı değil 34.996,00 TL borçlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ\t\t<br>Mahkemece toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, dar yetkili İcra Mahkemesi kararlarının istisnalar dışında maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden davalının kesin hüküm itirazının reddine, davalı süresinde cevap dilekçesi sunmadığından usulüne uygun olmayan ıslah dilekçesinin reddi ile, davalı ile dava dışı ...(... İnşaat) arasında 01/08/2007 tarihli sözleşme akdedildiği, davalı şirket yetkilisinin 09/06/2008 tarihinde ilgili sözleşmeye ilişkin muvafakatname düzenlediği, davacı ile dava dışı ... arasında 09/06/2008 tarihinde davacının temlik alan olduğu, temlik sözleşmesi akdedildiği, davalı taraf her ne kadar ... ile olan ticari ilişkilerini  06/06/2008 tarihinde feshettiğini bildirmiş ve ticari defterlerinde ...'a borçlu olmadığını kayıt altına almış ise de; kayıtlanan ödemelerin tamamının 17/03/2008 ila 05/06/2008 tarihlerinde(temlik sözleşmesi ve muvaffakname tarihinden önce) olduğu, davalı ile ... arasında akdedilen sözleşmenin 12. maddesinde ödeme şeklinin kayıtlanan şekilde olmadığı, Kocaeli SGK Başkanlığı'ndan gelen yazı cevabında ...'ın davalı taşeronu olarak 01/01/2008 ve 18/11/2008 tarihleri arasında faaliyet gösterdiğinin bildirildiği, bu haliyle 06/06/2008 tarihli feshin geçerli kabul edilemeyeceği, sözleşmenin oluşturulması aşamasında taraflarının kararlarını etkileyecek bilgileri karşılıklı ve iyiniyet kurallarına uygun birbirlerine vermek zorunda olduğu,  aksi halde kusurlu davranışıyla (kasten veya ihmalen) yanlış bilgi veren veya bilgiyi vermeyen taraf diğer tarafın bu yüzden doğan zararını karşılamakla yükümlü bulunduğu, davalı tarafın vermiş olduğu muvaffakatname de dikkate alındığında davacının zararından davalının sorumlu bulunduğu, dava konusu edilen ürün ve malzemenin davalıya teslim edildiği ve davacı defterlerine göre davacının alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ\t\t <br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının İcra Ceza Mahkemesinde İİK 89/4 maddesine dayalı olarak açtığı tazminat davasının genel hükümlere göre incelenerek red edildiğini ve kararın kesinleştiğini, davacının aynı iddialara dayalı olarak işbu davayı genel yetkili mahkemede tazminat davası olarak açtığını, kesin hüküm itirazının yeterince irdelenmediğini, icra hakimliğince İİK 89/4 maddesi gereğince genel hükümlere göre sonuçlandırılan dava sonucunda verilen kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiğini, davanın kısmi dava olduğunu, ıslaha karşı zamanaşımı itirazının değerlendirilmediğini, davacının müvekkiline mal tesliminin davanın konusu olmadığını, müvekkilinin 09/06/2008 tarihinde imzaladığı muvafakatnameye dayalı olarak davanın açıldığını, muvakafakatnamenin ...'ın hakedişinden doğan alacakla sınırlı olduğunu, davacının zararı ile muvafakatname arasında illiyet bağı bulunmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık, davacının davalıdan tazminat talep etme hakkının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, tazminat istemine ilişkindir. <br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Öncelikle kesin hüküm dava şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin incelenmesi gerekir. <br>\t6100 sayılı HMK'nun 114/1(i) maddesi uyarınca;  aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasının dava şartı olduğu belirtilmiştir.<br>\t6100 sayılı HMK'nun 115/1-2 maddesi uyarınca; Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder. <br>2004 sayılı İİK 89.maddesinde;<br>\t\t\t\t\t\t\t\"Hamiline ait olmıyan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine  ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi).Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir. <br>\t\t\t\t\t\t\t\tÜçüncü şahıs; borcu olmadığı veya malın yedinde bulunmadığı veya haciz ihbarnamesinin tebliğinden önce borç ödenmiş veya mal istihlak edilmiş veya kusuru olmaksızın telef olmuş veya malın borçluya ait olmadığı veya malın kendisine rehnedilmiş olduğu veya alacak borçluya veya emrettiği yere verilmiş olduğu gibi bir iddiada ise, keyfiyeti, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yazılı veya sözlü olarak bildirmeye mecburdur.<br>Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde itiraz etmezse, mal yedinde veya borç zimmetinde sayılır ve kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediği, bu nedenle de malın yedinde veya borcun zimmetinde sayıldığı ikinci bir ihbarname ile bildirilir. Bu ikinci ihbarnamede ayrıca, üçüncü şahsın ihbarnamenin kendisine tebliğinden itibaren yedi gün içinde ikinci fıkrada belirtilen sebeplerle itirazda bulunması, itirazda bulunmadığı takdirde zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmesi istenir. İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur. Bu süre içinde 106 ncı maddede belirtilen süreler işlemez. Bu davada üçüncü şahıs, takip borçlusuna borçlu olmadığını veya malın takip borçlusuna ait olmadığını ispat etmeye mecburdur. Üçüncü şahıs açtığı bu davayı kaybederse, mahkemece, dava konusu şeyin yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkûm edilir. Bu fıkraya göre açılacak menfi tespit davaları maktu harca tabidir.<br>Üçüncü şahıs, haciz ihbarnamesine müddeti içinde itiraz ederse, alacaklı, üçüncü şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek üçüncü şahsın 338 inci maddenin 1 inci fıkrası hükmüne göre cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahküm edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere göre halleder...\" hükmü bulunmaktadır. <br>\tYargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28/09/2017 Tarih, 2016/19368 Esas, 2017/11588 Karar sayılı ilamında; \".....İcra mahkemesince verilen kararlar (istihkak davalarında verilen kararlar ve ihalenin feshi isteminin reddi kararları ile İİK'nun 89/4. maddesi uyarınca açılan tazminat davalarında verilen kararlar hariç), kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bu kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamaz. HMK'nun 375. maddesine göre yargılamanın iadesi istenebilecek kararlar, aynı Kanun'un 303. maddesi anlamında kesin hüküm niteliği taşıyanlardır.\" gerekçesine yer verilmiştir. <br>Somut olayda, davacı tarafça tarafları ve konusu eldeki dava ile aynı olan davanın ( İİK 89/4 maddesine göre tazminat talepli dava) İcra Ceza Mahkemesine açıldığı, Bilecek 1. İcra Ceza  Mahkemesinin 04/10/2013  Tarih,  2008/1026 Esas, 2013/589 Karar sayılı ilamı ile İİK  tazminat isteminin reddine karar verildiği, ilgili karara karşı davacı tarafın temyiz yoluna başvurduğu üzerine Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 11/04/2016 Tarih, 2015/26977 Esas, 2016/14845 Karar sayılı ilamı ile kararın onandığı, karar düzeltme talebinin de aynı dairenin 11/10/2017 Tarih, 2016/13436 Esas, 2017/8017 Karar sayılı ilamı ile red edilerek kararın kesinleştiği, işbu davanın 21/02/2018 tarihinde açıldığı görülmüştür. \t<br>\tYukarıda açıklanan bilgi ve belgeler göre,  davacı tarafça tarafları ve konusu eldeki dava ile aynı olan davanın Bilecek İcra Ceza  Mahkemesinin 04/10/2013  Tarih,  2008/1026 Esas, 2013/589 Karar sayılı ilamı ile reddine karar verildiği, İcra Ceza Mahkemesi tarafından verilen tazminat isteminin reddine dair kararın yukarıda belirtilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararında da belirtildiği üzere maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği anlaşılmakla mahkemece  davacının davasının HMK'nun 114/1(i)  maddesinde belirtilen kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeni ile HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi  olmamıştır. <br>\tAçıklanan nedenlerle davalı tarafın istinaf itirazlarının kabulüne, yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından kesin hüküm dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine yönelik HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br>2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/06/2022 tarih ve 2018/140 esas, 2022/454 karar sayılı kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,<br>3-a)Davanın kesin hükme ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/i ve 115.Maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,<br> b)Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40TL harcın peşin alınan 3.462,81TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.847,41TL harcın davacıya iadesine,<br>c)Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>d)Davalı taraf yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir edilen 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>e)HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>İstinaf aşamasında yapılan harç masraf yönünden<br>4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,<br>5-İstinaf eden davalı tarafından yapılan 72,00TL istinaf yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>8-Karar tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda kesin olmak üzere 11/04/2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>Başkan <br>e-imzalıdır <br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Üye <br> e-imzalıdır<br>Katip <br> e-imzalıdır<br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b2a1fff247032cf6","SID":"7915c6a44cbf963d"}}