{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/2391 - 2025/824<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2391 <br>KARAR NO\t: 2025/824<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ   \t: 18/09/2023 ile 15/11/2023 tarihli ek karar<br>NUMARASI\t: 2022/848 Esas - 2023/858 Karar<br><br>DAVACI \t: YAŞAR TEKNİK HIRDAVAT PAZARLAMA SANAYİ VE TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - İnönü Mah., Güzeller OSB\tMah. No:3 Gebze/KOCAELİ <br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALI \t: ...  <br>VEKİLİ\t: Av..<br>DAVA\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 31/10/2022<br>KARAR TARİHİ\t  : 02/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ : 02/05/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete karşı  davalı tarafından Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/28098 Esas sayılı icra dosyası ile kambiyo takibi  başlatıldığını, bu takibin dayanağı olarak davalı, ... tarafından keşide edilen 11/02/2019 düzenleme tarihli; 31/12/2019 vadeli ;1.000.000,00 TL bedelli, 11/09/2019 düzenleme tarihli; 30/03/2020 vadeli ;1.000.000,00 TL bedelli, 11/09/2019 düzenleme tarihli; 30/06/2020 vadeli ;1.000.000,00 TL bedelli, 11/09/2019 düzenleme tarihli; 30/09/2019 vadeli ;1.000.000,00 TL bedelli, 11/09/2019 düzenleme tarihli; 31/10/2019 vadeli ;500.000,00 TL bedelli, 11/09/2019 düzenleme tarihli; 31/01/2020 vadeli ; 500.000,00 TL bedelli, 11/09/2019 düzenleme tarihli; 28/02/2020 vadeli ; 500.000,00 TL bedelli, 11/09/2019 düzenleme tarihli; 30/05/2020 vadeli ;500.000,00 TL bedelli, 11/09/2019 düzenleme tarihli; 30/04/2020 vadeli ;500.000,00 TL bedelli, 11/09/2019 düzenleme tarihli; 30/11/2019 vadeli ;500.000,00 TL bedelli senetlerin gösterildiğini, söz konusu senetlerin tamamında  müvekkili şirketin kefil bölümünde kaşe ve kaşe üzerine imza ile aval olarak yer aldığını, davalının bu kaşe ve imza ile müvekkili şirketten senet bedellerini talep ettiğini, ancak ortada davalının, senetleri keşide eden ...'in ve senetlerde ciranta olarak yer alan ...'nun eylem birliği içerisinde gerçek olmayan bir alacağı tahsil etmek ve haksız kazanç elde etmek  çabası bulunduğunu, senetleri keşide eden ...'in, müvekkili şirketin eski ortağı ve yetkilisi olduğunu, bu kişinin 12/11/2010 tarih, 2010/1 nolu karar ile 10 yıllığına şirket müdürü olarak seçildiğini bu kararın 29/11/2010 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiğini, bu kişinin  şirketteki yetkilerinin istifası üzerine Bakırköy 39. Noterliği'nin 25/07/2019 tarih, ... sayı ile tasdikli 2019/2 sayılı genel kurul kararı ile sona erdirildiğini, bu kararın 16/08/2019 sayı ve 9889 sayılı Türkiye Ticaret Sicil gazetesinde ilan edildiğini, ...'in yerine ...'ın müdür olarak atandığını, ...'in daha sonra şirketteki hisselerini 03/09/2019 tarihinde devrettiğini, bu devir sonrasında da kendisi ile şirket arasında ihtiyari arabuluculuk belgesi imza edildiğini, ...'in şirket ortaklığından ayrıldıktan sonra şirketten haksız kazanç elde etmek, şirketi batırmak adına kötü niyetli olarak  bilerek kendi yetkili olduğu dönemde düzenlenmiş gibi davaya konu senetleri düzenlediğini; şirketi de bu senetlere aval yaptığını, senetlerin sonradan düzenlendiği ve müvekkili şirketin senetler vasıtası ile borçlandırıldığının aşikar olduğunu, ...'in TTK 395. maddesi hükmüne aykırı davrandığını, kabul etmemekle birlikte bir an için senetlerin sahte olmadığı kabul edilse dahi TTK 395. maddesi gereğince müvekkili şirketin senetlerden sorumluluğunun bulunmadığını, ...'in asıl borçlu olarak keşide ettiği senetlere şirketi aval yaptığını, böylece kendi lehine şirket ile hukuki işlem yaptığını, bu nedenle aval işleminin müvekkili şirket bakımından batıl olduğunu bu sebeple; ihtiyati tedbir istemlerinin kabulü ile; öncelikle teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise mahkemenin belirleyeceği müvekkili şirketin ödeyebileceği uygun bir miktar teminat karşılığında Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/28098 Esas sayılı icra dosyasının işbu davanın sonuna kadar durdurulmasına, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2022/28098 Esas sayılı icra dosyasına konu senetlerden dolayı müvekkili şirketin davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2022/28098 Esas sayılı icra dosyasına konu takibin iptaline;  davalının takibe konu alacağın en az %20'si oranında kötü niyet tazminatına çarptırılmasına, bu tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tedbir taleplerinin reddine, haksız, mesnetsiz ve kötü niyetle açılmış olan davanın reddine, davacı-firmanın muvazaası, kötü niyeti sabit olduğundan dolayı; ayrıca alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle, haksız ve mesnetsiz salt icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla açılmış olmasından ve takibin tedbiren de durdurulmuş olması da gözetilerek, davacı-firmanın dava konusunun %20'sinden az olmamak üzere müvekkile tazminat ödemesine talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince 18/09/2023 karar ile; \"...Davanın REDDİNE, İİK'nın 72/4 maddesi gereğince, dava konusu alacağın %20'si olan 2.001.206,85.-TL tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>Davacı vekili 14/11/2023 tarihli dilekçesinde özetle; icra dosyasındaki bedelin yüksekliği  ve davalı tarafından Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesinde açılan 2023/607 Esas sayılı  dava dosyası dikkate alınarak HMK'nın 305/a gereğince nihai karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbirin devamına ilişkin ek karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İlk derece mahkemesince 15/11/2023 tarihli ek karar ile; \"...HMK'nın 305/a maddesi gereğince ihtiyati tedbirin devamı konusunda ek karar verilmesi talebinin REDDİNE,  ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senetlerde asıl borçlunun davacı şirket değil ... olduğunu, senet üzerinde kefil yazısının var olduğu, bu kefil ibaresinin aval hükmünde olduğunu, dolayısı ile davacı şirketin senetlerde asıl borçlu olarak değil kefil olarak yer aldığını,  davalı iddia etmemiş iken davalının beyanlarında varmış gibi davacının asıl borçlu olarak kabul edildiğini, bu durumun savunmanın genişletilmesine yasağına aykırı olduğunu, mahkemenin resen bu yasağı davalı lehine ihlal ettiğini, TBK'nın yetkisiz temsile ilişkin hükümleri TMK'nın iyi niyete ilişkin hükümleri davacı lehine hiç nazara alınmadığını, diğer ilgili yasal hükümler ve TTK nın 395. maddesi iş bu dava bakımından dikkate alınamayacaksa bu durumda “ LTD şirketi yetkilisi, yetkilisi olduğu şirket ile kendi lehine işlem yapabileceği sonucuna varılır ki, limited şirket mal varlığının tamamen korumasız hale gelmiş olacağını, mahkemenin bildirdikleri ve toplanmasını istedikleri hiçbir delille ilgili işlem yapmadan; delilleri toplamadan ikinci celse yemin konusunda taraflarına süre verdiğini, delilleri toplanmadan yemin delili konusunda mahkemenin ara karar kurmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davalı ... ve ... isimli  kişilerin birlikte kötü niyetli olarak haksız kazanç elde etme çabaları konusunda hiçbir değerlendirme yapmadığı gerekçeli kararında bu hususu tartışmadığını, mahkeme Doç. doktor Ali Haydar Yıldırım tarafından hazırlanan 18.01.2023 tarihli uzman raporunun hiç nazara almadığı ve gerekçeli kararında değerlendirmediğini, davacı şirket lehine şartları var olduğundan kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davacı şirketin kötü niyetli sayılması ve aleyhine tazminata hükmedilmesinin kanuna ve usule aykırı olduğunu belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı-şirketin kendisine \"Yemin\" delilinin hatırlatılmasının usulsüz olduğunu iddia edebilmesinin artık mümkün olmadığını, kendisine verilmiş olan kesin süre içinde işlemi yapmaması; dosyaya delil bildirmekten feragat ettiği ve iddialarını ispat edemediğini, senet üzerindeki davacı-firmayı borçlandırıcı imzaların, ... ait olmadığı yönünde, davacının iddiasının bulunmadığını; dava konusu 10 adet bonodaki imzaların Murat Gencerden sadır olduğu dosya münderecatından açıkça anlaşıldığını, davacı-şirket, istinaf Dilekçesinin; m.5/b.bendinde; kendisine HMK.m.29 hükmüyle yüklenmiş olan \"Dürüst davranma ve doğruyu söyleme yükümlülüğü\"ne uymamakta olup; TTK. m.644 ve m.629 hükmünde; TTK. m.395/1.f.sına atıf yapan hiçbir hüküm bulunmadığını: her ne kadar davalı alacaklı davalının tarafı olmaması ve altında davalının imzası bulunmaması sebebi ile davalıya karşı hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı kesin olmasına rağmen, davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan 30.12.2019 tarihli hukuk uyuşmazlıklarında ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinde davacı firmanın kendi ortaklarının veya yetkililerinin \"şahsi borçları\" için kefil olduğu, aval verdiği açıkça görüldüğünü, ava dosyasının içeriğinde; davacı-firmanın 14 yıldan beri sorumlu müdürü ve büyük paylı ortağı olan ... ile davacı-firma arasında işbirliği ve muvazaa ilişkisi bulunduğunu gösteren birçok delil ve emareler bulunduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili 15.11.2023 tarihli ek karar yönünden istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir kararının devamı konusunda karar verilmemesinin HMK 305/A maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bir husus olduğunu, sonuçta kararda ihtiyati tedbir hususunda tamamen ya da kısmen karar verilmiş, değerlendirme yapılmış ve açıklanmış olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2023 ile 15/11/2023 tarihli ek karar, 2022/848 Esas - 2023/858 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava kambiyo senetlerinden kaynaklanan menfi tespit ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacı dışı ...’in davacı şirkette 29.11.2010 tarihli sicil gazetesinde ilan edildiği üzere münferiden şirket müdürü olarak atandığını, anılan yetkisinin 16.08.2019 tarihli ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği üzere sona erdiğini, dava dışı eski yetkilinin kendisinin asıl borçlusu olduğu davaya konu senetler için davacı şirketi aval veren olarak yer aldığı senetlerin geçmiş tarihli olarak düzenlendiğini, dolayısıyla senetlerin gerçek tanzim tarihlerinde ...’in yetkili olmadığı, bu hususta ceza soruşturmasının da bulunduğu, ayrıca dava dışı ...’in davalı ve dava dışı lehtar ile birlikte hareket ederek şirketi borçlandırdıkları, ...’in şirkete borçlanma yasağını ihlal etmesi nedeniyle verilen avalin geçersiz olduğunu iddia ederek menfi tespit talebinde bulunduğu, davalı tarafından davalının iyi niyetli hamil olduğu, verilen avalin geçerli olduğundan bahisle davanın reddinin talep edildiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği karara karşı davacı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>1- Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesi davasına etkisi, hukukumuzda 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesinde “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmü ile yer almıştır. Bu düzenlemeye göre hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. İlkenin esası; bir ceza kuralı ile kamu hukuku yönünden yaptırım amaçlanmışken, aynı uyuşmazlığa ilişkin hukuk kuralı ile kişilerin birbirlerine karşı hak ve ödevlerini düzenleyen medeni hukuk alanında bir yaptırım amaçlanmasına dayanmaktadır.<br>Bu açık hüküm karşısında; ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, hemen belirtilmelidir ki, gerek öğretide ve gerekse Yargıtayın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayların varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun  2019/(19)11-757 esas 2022/694 karar sayılı ilamı)<br>Eldeki olayda; davacının şikayeti üzerine davalının da aralarında bulunduğu kişiler hakkında dava konusu senetlerin tanzimine yönelik iddialar nedeniyle ceza soruşturmasının başlatıldığı ve Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2022/31835 sayılı soruşturma sayılı dosyasının karar tarihi itibariyle derdest olduğu görülmektedir. 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesine göre, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esaslar bakımından hukuk hâkimini bağlamayacak ise de  gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. Bu itibarla, davacının soruşturmanın beklenmesi yönündeki ara karardan dönülmesi talebinin 6100 sayılı yasanın 196.maddesi anlamında delilden vazgeçme olarak değerlendirilemeyeceği de anlaşılarak ceza soruşturmalarının sonucunun beklenilmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, anılan kararın kaldırılması gerektirmiştir.<br>2-Kabule göre de; 6102 sayılı Kanun'un 629 uncu maddesinin birinci fıkrası  uyarınca; Müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanır. Aynı Kanun'un anonim şirketlere ilişkin 371 inci  maddesi uyarınca; şirketi temsile yetkili kişiler, şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırı işlemler dolayısıyla şirketin temsilciye karşı rücu hakkı saklıdır. Temsilcilerin üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir. <br>Temsil yetkisinin sınırlandırılması, iyi niyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi, tescil ve ilan edilmek koşuluyla, bir temsilcinin temsil yetkisi sadece merkezin veya bir şubenin işleri yönünden bölgesel olarak veya birlikte temsil yetkisi kullanılması yönünden sınırlandırılabilir. Kısıtlama yapılmış olsa bile bu karar iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez. Şirketi temsilen yapılan iş ve işlemler her halükarda geçerli olup, iç ilişkide temsil yetkisinin sınırlandırılmış olması üçüncü kişilerin şirkete müracaat etmelerine engel değildir. Bu bağlamda, limited şirketi temsile yetkili olanlar şirketi üçüncü kişilere karşı borçlandırabilirler. <br> Ancak,  6102 sayılı Kanun'un 626 ncı ve 629 uncu maddeleri gereğince müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü bulunmakta olup özenli bir temsilci, iyi niyet ve sadakat borcu gereği, temsil ettiği şirketin çıkarına aykırı olarak bir işlem yaparsa bu işlem kural olarak temsil görevinin dışında kalır.  Bir başka deyişle, işlem için temsil edilenin yetki vermediğinin ve bu işlemin kural olarak temsil edileni bağlamayacağının kabulü gerekir. Bunun istisnası temsil edilenin temsilciye açıkça kendisiyle işlem yapma izni vermesi veya yapılan işleme sonradan icazet vermesi halidir ki, bu hallerde işlem geçerli olur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/737 esas 2023/3635 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda, davaya konu toplam 7.000,000,00 TL bedelli bonoların alacaklısının davalı ...,  borçlusunun ..., aval verenin ise davacı şirket olduğu ve  dava dışı ...’in hem keşide eden asıl borçlu, hem de davacı şirketi temsilen aval veren sıfatıyla bonoyu imzalayarak dava dışı ...’ya, onun da ciro ile davalı ...’a verdiği, senedin tanzim tarihi itibariyle ...’in davacı şirketi münferiden  temsil yetkisine sahip olduğu, davacının davalının lehtar ve düzenleyen ile birlikte hareket ettikleri iddiasında bulunarak menfi tespit talep ettiği, bu durumda,  dava dışı temsilci ...’in  dava konusu bonoyu, şirket yetkilisi olduğu dönemde keşide ettiği ve şirket adına attığı aval imzasının müdürün şirkete özen ve bağlılık yükümlülüğü ile bağdaşıp bağdaşmadığı, aval için kendisine verilmiş açık bir iznin veya icazetin bulunup bulunmadığı, davalının ... ve Aykut Uğurlu ile birlikte hareket edip etmediği  hususları da araştırılmadan, aval işleminin şirket açısından bağlayıcı olup olmadığı da değerlendirilmeden eksik araştırma ile karar verilmesi hatalıdır.<br>Her ne kadar davacı vekili ihtiyati tedbirin devamı yönünden mahkemece herhangi bir karar verilmediği, 6100 sayılı yasanın 305/A maddesi gereği tedbirin devamı hususunda bir karar verilmesini talep etmiş ise de; 6100 sayılı yasanın 397/2.maddesine göre ihtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder. Anılan yasal düzenleme gereği mahkemece tedbir kararı hakkında hükümde aksine bir hüküm kurulmadığından ihtiyati tedbirin etkisi karar kesinleşene kadar devam edecek olup, mahkemece tedbirin devamı hususunda 6100 sayılı yasanın 305/A maddesi gereği ayrıca bir değerlendirme yapılmaması yerindedir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacının istinaf isteminin yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına, diğer istinaf istemlerinin kaldırma nedenine göre bu aşamada incelenmesine yer olmadığına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/09/2023 tarih, 2022/848 Esas - 2023/858 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.02/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br> <br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0b0eeac8d8c4f381","SID":"0bee50955c3071c6"}}