{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2025/543 <br>KARAR NO:2025/706<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:06.03.2025 (Tarihli Ara Karar<br>NUMARASI:2024/709 E. -<br>DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:Davacı vekili ihtiyati tedbir talepli dilekçesinde özetle; bütün yazılı ve sözlü beyanlarını tekrar ettiklerini, bono lehtarı ... mirasçısı mirası reddettiğinden Ankara 10. SHM'nin 2020/20 Tereke dosyasında tereke tasfiye memuru olarak atanan Av. ...'a davanın ihbarını talep ediyoruz, bono lehtarı ... tarafından atılı imza kendisi tarafından atılmamıştır, tanzim tarihi itibariyle ölüdür, buna ilişkin yaptırdığımız bilirkişi incelemesinde bu imza bu kişiye ait değildir diye rapor düzenlenmiştir, savcılık ve icra mahkemesinde bu konuda yapılan bir inceleme de yoktur, icra takibinin geçici olarak durdurulmasını, adli tıptan inceleme yaptırılarak haklı olduklarının tespitini talep ettiklerini söylemiştir. Davalı ... vekili beyanında özetle; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, lehtarın tanzimden 4 ay sonra öldüğünü, tedbir talebinin reddedilmesini talep etmiştir. Dairemizin 07/01/2025 tarih 2024/1768 E. 2025/17 K sayılı kararıyla; 1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/10/2024 tarih ve 2024/709 E. Sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi 06/03/2025 tarihli 2024/709  E sayılı ara Kararı ile;Mahkemece; \"1-Davacı vekilinin takibin geçici olarak durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,\" karar verilmiştir.İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin vermiş olduğu 06/03/2025 tarihli ara kararın hatalı olduğunu, davaya konu senet üzerinde keşideci kısmında bulunan davacı tarafa ait imzalarının kendilerine ait olduğunu ancak lehtar ...'a ilişkin imzanın ona ait olmadığını, bu durum ile alakalı olarak uzman görüşü raporu aldıklarını  dosyaya ibraz ettikleri  teknik bilirkişi raporu ile ilk hamil  birinci ciranta imzasının cirantaya ait olmadığının açık ve net bir şekilde saptandığını, satışa çıkartılan taşınmazların üçüncü şahıslar tarafından satın alınması halinde telafisi mümkün olmayan zararların doğacağını, taşınmazların geri alma durumların dahi olmayacağını, bu durumda HMK madde 389 gereğince hakim ihtiyati tedbir kararı verileceği sabit olduğu halde bu taleplerinin mahkemece reddedildiğini, ihtiyati tedbir kararı ile talep ettiğimiz hukuki yarar taşınmazların satışının geçici olarak durdurulması gerektiğini beyan ederek, ihtiyati tedbir talebinin red kararının kaldırılarak telafisi mümkün olmayacak zararların önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilemesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından istinafa cevap dilekçesinde özetle;  davacı tarafın istinaf talepleri tamamen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,  icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında takibin teminatsız olarak durdurulması mümkün olmadığından, İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/788 E. 2024/114K sayılı ilamı Yargıtay incelmesinden geçerek kesinleşmesi sebebiyle bono üzerinde ki imzaların davacıya ait olduğu kesinleştiğinden ve davacının rapor değeri dahi taşımayan uzman görüşü evrakının hükme esas alınması mümkün olmadığından davacının haksız ve hukuka aykırı olarak takibin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının istinaf başvuru dilekçesinde belirtilen hususların herhangi bir hukuki dayanağı olmaması sebebi ile takibin teminatsız olarak durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin  istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, icra takibinden sonra bonoda  imza inkarına dayalı açılan menfi tespit ve istirdat istemlerine ilişkindir.05.03.2025 tarihli duruşmada davacı vekili; \"Bütün yazılı ve sözlü beyanlarımızı tekrar ediyoruz, bono lehtarı ... mirasçısı mirası reddettiğinden Ankara 10. SHM nin 2020/20 tereke dosyasında tereke tasfiye memuru olarak atanan Av. ...'a davanın ihbarını talep ediyoruz, bono lehtarı ... tarafından atılı imza kendisi tarafından atılmamıştır, tanzim tarihi itibariyle ölüdür, buna ilişkin yaptırdığımız bilirkişi incelemesinde bu imza bu kişiye ait değildir diye rapor düzenlenmiştir, savcılık ve icra mahkemesinde bu konuda yapılan bir inceleme de yoktur, icra takibinin geçici olarak durdurulmasını, adli tıptan inceleme yaptırılarak haklı olduğumuzun tespitini talep ediyoruz,\" şeklindeki beyanı ile takibin durdurulmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili ise; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, lehtarın tanzimden 4 ay sonra öldüğünü beyanla, tedbir talebinin reddine karar verilmesini  talep etmiştir.Mahkemece İstinafa konu  06.03.2025 tarihli ara karar ile; \"Somut olayda, menfi tespit talepli dava, bonoya dayanılarak başlatılan icra takibinden sonra açılmış olup, İİK 72/3. maddesindeki yasal düzenleme karşısında takibin durdurulmasına yasal olanak bulunmadığı, teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde bir tedbir talebinin ise mahkememiz nezdinde ileri sürülmediği dikkate alındığında, yasal şartları bulunmayan tedbir talebinin reddine \" karar verilmiştir.Davacı vekili 19/03/2025 tarihli dilekçesinde özetle, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine yapılan kambiyo senetlerine dayalı icra takibine ilişkin hacze konu kambiyo senedinin yoklukla butlan olması nedeni ile takibin durdurulması ve takibin iptali gerektiğini, icrai işleme konulan bonoya ilişkin ciro silsilesi olmadığını, müvekkilinden alacaklı görünen ... isimli şahsın keşide tarihinde yurt dışında olduğunu, keşide tarihinde de covid salgını nedeni ile Ukrayna'da vefat ettiğini, şahsın keşide tarihinde hayatta olmamasından da açıkça anlaşılacağı üzere senette ciro için atılan imzanın ... tarafından atılmadığını, bu sebeple senedin kambiyo senedi vasfını kaybettiğini, bu şahsa ilişkin ticaret sicil kaydı ve ilgili imza örneklerine havi belgelerin dilekçe ekinde sunulduğunu, ciro eden ... ve Ciranta olduğunu iddia eden ...nin birbirini tanımadığını, birbirini tanımayan ve aralarında hukuki veya fiili bir bağ bulunmayan şahısların aralarında kambiyo senedinin ciro edilmesi gibi önemli bir işlemin yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, taraflarından haricen İstanbul Üniversitesi - Cerrahpaşa Adli Tıp ve Adli Bilimler Enstitüsüne başvurulduğunu ve ...'a ait imza incelemesinin yapılarak bir rapor hazırlanmasını talep ettikleri, enstitü tarafından hazırlanan raporu dilekçe ekinde dosyaya sunduklarını, sundukları bilirkişi raporunda senet üzerindeki imzanın ilk ciranta ...'a ait olmadığı, bu sebeple senedin kambiyo senedi vasfını kaybettiğini, iptali gerektiğini, yapılan bu sahtecilik nedeni ile kambiyo özellikleri kaybolmuş olan icra takibinin durdurulmasını ve takibin iptali gerektiğini, davaya konu icra takibinin dayanağı olan senet üzerinde 3 imza bulunmasına rağmen Savcılık ve İcra Mahkemesi dosyalarında ilk hamil olan ...'a ilişkin bir imza incelemesi yapılmadığını istinaf ve temyiz incelemelerinde de bu eksiklik giderilmeden İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/788 Esas sayılı dosyasının kesinleştiğini, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı 2023/305858 Esas sayılı dosyasından eksik inceleme yapılarak verilen KYOK kararının da kesinleştiğini, akabinde taraflarından tekrar sahtecilik sebebiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına 2025/35229 E. dosyasıyla başvurulmuş olduğunu, sürecin devam ettiğini, ihtiyati tedbir taleplerinin red kararının kaldırılarak telafisi mümkün olmayacak zararların önlenmesi için sahtecilik sebebiyle HMK madde 209 uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkemece 21.03.2025 tarihli ara karar ile,\" Somut olayda, davacı tarafın mahkememizin 06/03/2025 tarihli ara kararıyla verilen ihtiyati tedbir talebinin ret kararının kaldırılmasını talep ettiği, bu karara karşı ancak kanun yoluna başvurulabileceğinden davacı vekilinin talebinin reddine\" karar verilmiştir. Davacı vekili 06.03.2025 tarihli ara kararına karşı İstinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde,  İİK madde 72 gereğince hiçbir talepleri  olmadığı halde  mahkemenin  İİK madde 72 dayalı olarak  haklı talebi  kabul etmemesinin  hukuki eksiklik olduğunu,  sahtecilik nedeni ile HMK madde 209 gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini HMK madde 209 gereğince tedbir kararının verilmesi adına dosyaya teknik bilirkişi raporu ibraz ettiklerini buna göre tedbir kararın verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.  Değerlendirme;Dairemizin  2024/1768E., 2025/17 K sayılı ilamı ile \"Somut olayda,  menfi tespit talepli dava, bonoya dayanılarak başlatılan icra takibinden sonra açılmış olup,  İİK 72/3. maddesindeki  yasal düzenleme karşısında  takibin durdurulmasına yasal olanak bulunmadığı,teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde bir tedbir talebinin ise ilk derece nezdinde ileri sürülmediği, istinaf dilekçesi ile de teminatsız olarak takibin durdurulması  ve davalı ...'nin mahkeme dosyalarına yatırdığı teminatlar üzerine tedbir konulması yönündeki talebin yinelendiği dikkate alındığında, mahkemece yasal şartları bulunmayan tedbir talebinin reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, yine tedbir kararının ancak uyuşmazlık konusu hakkında uygulanabilecek geçici hukuki koruma olduğu,  davalının ihtiyati haciz talepleri  sebebiyle ilgili mahkemelerde yatırdığı teminatların eldeki  davanın konusunu teşkil etmemesi nedeniyle HMK 389. Maddesine göre yasal şartları bulunmayan  davalının yatırdığı teminatlar üzerine tedbir konulması talebinin  reddine  dair verilen kararında dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu , davacı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı.\" gerekçesi ile davacı tarafın istinaf talebi esastan reddedilmiştir.Dosya kapsamına göre, davalı tarafından, davacı aleyhine 13.01.2021 düzenleme, 13.08.2023 ödeme tarihli 1.200.000 USD bedelli, lehtarı ... borçlusu  ... olan, arkasında davalının cirosu bulunan senet için  İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/774 D. İş sayılı dosyası üzerinden 34.000-USD miktarlı ihtiyati haciz kararı alındığı, İstanbul Anadolu 4. İcra Dairesi ... sayılı dosyası üzerinden söz konusu senede dayalı kambiyo senetlerine özgü  takibe geçildiği görülmektedir.Davacının takip konusu bononun keşidecisi olduğu ve keşideciye atfen atılan   imzanın davacı  ...'ya ait olduğunun tespiti üzerine imzaya itirazın reddine dair verilen  İstanbul Anadolu 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/788 Esas-2024/114 sayılı kararının  istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek neticeten  Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2024/7123 E., 2024/10207 K. sayılı ilamı ile karar onanmak suretiyle 04.12.2024 tarihinde  kesinleşmiştir. Yine  İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2023/305858 Sor. sayılı dosyasında resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan yürütülen soruşturma kapsamında , imza incelemesi yapılmış olduğu  Jandarma  Kriminal Daire Başkanlığından alınan  raporda senet üzerinde ki imzaların kuvvetle  davacı ...'ya ait olduğu tespit edilmiş, davalı hakkında KYOK kararı verilmiş ve itirazıİstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Hakimliği'nin 2024/5886 D.İş sayılı dosyası üzerinden 03.09.2024 tarihinde  reddedilerek  kesinleşmiştir.İİK 72/3 maddesi gereği, İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir.Menfi tespit davalarında ihtiyati tedbir koşulları değerlendirilirken İİK 72 maddesi yanında, HMK 389 vd. maddelerinin de gözönünde bulundurulması gerekir. HMK'nın 389. m.; \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. \"düzenlemesini, aynı yasanın 390/3 maddesi; 'Tedbir talep eden taraf,  dilekçesinde  dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden  kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda, dava konusu bonoda keşideci imzasının davacıya ait olduğunun kesinleşmiş olduğu,  yukarıda özetlenen aşamalara göre  tedbir talebinin reddine karar verildiği ve dairemiz kararı ile istinaf talebinin esastan reddine dair karar verilmesinden sonra dosyada takibin durdurulmasına yönelik  tedbir kararı verilmesini gerektiren yeni bir delil bulunmadığı, davacı vekili istinaf dilekçesinde, sahtecilik nedeni ile HMK madde 209 gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğini HMK madde 209 gereğince tedbir kararının verilmesi adına dosyaya teknik bilirkişi raporu ibraz ettiklerini buna göre tedbir kararın verilmesi gerektiğini ileri sürmüş olup,istinaf konusu  06.03.2025 tarihli ara karar sonrası dosyaya  imza incelemesine esas teknik mütalaalar sunulmuş ise de; 18.03.2025 tarihli teknik mütalaada senet fotokopisi üzerinden inceleme yapıldığı, 07.04.2025 tarihli teknik heyet mütalaasında ise icra dairesi kasasında bulunan senet aslı üzerinde imza incelemesi yapıldığı ve lehtara ait 1. Ciro imzasının lehtarın  hakiki imzası  model alınarak dijital ortamda bulunduğu yere aktarıldığı kanaatinin  belirtildiği,  davacı vekili tarafından 07.04.2025 tarihli teknik heyet mütalaası dayanak yapılarak 25.04.2025 tarihinde tedbir kararı verilmesi için  ilk derece mahkemesi nezdinde yeniden talepte bulunulduğu ,  söz konusu teknik mütalaalar istinafa konu   06.03.2025 tarihli ara karar  öncesi sunulmadığından  HMK 357.maddesi uyarınca istinaf aşamasında dikkate alınamayacağı,  sahtecilik nedeni ile HMK madde 209 gereğince ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin öncelikle ilk derece mahkemesi nezdinde  değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği, doğrudan istinaf aşamasında dairemizden tedbir kararı verilmesinin  talep edilemeyeceği açıktır. Sonuç olarak bu aşamada menfi tespit talepli dava, bonoya dayanılarak başlatılan icra takibinden sonra açılmış olup,  İİK 72/3. maddesindeki  yasal düzenleme karşısında  takibin durdurulmasına yasal olanak bulunmadığı, davacının teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesi yönünde bir tedbir talebinin ise bulunmadığı, bu nedenlerle mahkemece yasal şartları bulunmayan tedbir talebinin reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, dosya kapsamı ve hukuka uygun olduğu, davacı vekilinin istinaf talebinin reddi gerektiği   anlaşılmıştır.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/03/2025 tarih ve 2024/709 E. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, fazlaya ilişkin olan 187,80 TL harcın davacı tarafa talebi ve isteği halinde iadesine,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b750dea99a48217b","SID":"742779e373756732"}}