{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/2354 - 2025/820<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/2354 <br>KARAR NO\t: 2025/820<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ         \t: 07/06/2023<br>NUMARASI\t: 2022/144 Esas - 2023/602 Karar<br><br>DAVACI \t: HİLAL PETROL VE YALÇINKAYA NAKLİYAT PAZARLAMA TİCARET LİMİTED ŞİRKETİ - Dilovası Organize Sanayi Bölgesi 4. Kısım Sakarya Cad. No:10 Gebze/KOCAELİ<br>VEKİLİ\t: Av..\t<br>DAVALI \t: ... <br>VEKİLİ\t: Av..<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 21/02/2022<br>KARAR TARİHİ\t  : 02/05/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ  : 02/05/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket, akaryakıt satış ve servis istasyonu işlettiğini, müvekkili şirket tarafından, davalıya yapılan akaryakıt satımından kaynaklı ticari münasebet nedeniyle, davalı adına akaryakıt faturaları düzenlendiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtları ile, davalının 2016-2017-2018-2019 cari hesap kayıtlarından anlaşılacağı üzere; davalının adına düzenlenen önceki faturalarını ödediği, ödemediği faturaların tahsili amacıyla, aleyhine icra takibine girişildiğini, davalı adına düzenlenen ve icra takibi konusu yapılan faturalara, davalı tarafından itiraz edildiğini, müvekkili şirketin alacağı likit ve muaccel olup, davalının haksız ve kötü niyetli bulunduğundan, davalı borçlunun, takip konusu alacaklarının %20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı yanın cevap dilekçesi sunmayarak davayı inkar ettiği anlaşılmıştır.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...<br>1-Davanın KISMEN KABUL-KISMEN REDDİNE,<br>Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/3099 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 222.076,17.-TL asıl alacak ve 97.554,85.-TL işlemiş faiz üzerinden iptaline ve takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>2-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu asıl alacağın %20'si oranında 44.415,23.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişinin, raporu tanzim edilirken taraflarınca dosyaya sunulan dekont ve makbuzların incelemediğini, raporunu eksik ve hatalı incelemeye dayalı olarak düzenlediğini, eksik inceleme sonucunda yapılan hesaplamaların taraflarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki raporun bu haliyle hükme esas alınamayacak halde olduğunu, yargılama aşamasında, borcu itfa eden belgenin değerlendirilmeye alınması gerektiğini, yargılamada davayı inkâr eden davalının savunmasının borcun bulunmadığı savunmasını da kapsadığını, o nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine, delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemeyeceğini, belirtilen nedenlerle, temyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulünün zorunlu olduğunu, taraflarınca dosyaya sunulan belgelerin ödenmiş senet, makbuz ve dekontlar olduğu hepsinin borcu söndüren belge niteliğinde olduğunu, bu hususun bir çok güncel Yargıtay ve Hukuk Genel Kurul Kararında da hükme bağlandığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemede yargılama aşamasında gerek zapta geçen beyanlarında ve gerek dosyaya sundukları dilekçelerin de belirttikleri üzere; davalının yasal süresi içerisinde davaya cevap vermediği gibi, yasal süresi içerisinde dosyaya delil de ibraz etmediğini, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarında yer almayan, haksız ve gerçek dışı düzenlendiği anlaşılan, usul ve yasaya aykırı olarak davalı tarafından dosyaya sunulan tüm delillerini kabul etmedikleri ve itiraz ettiklerini, davalı borçlu şirket tarafından fatura bazlı herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalının istinaf dilekçesindeki benzer haksız tüm iddia ve itirazlarının  mahkemece resen seçilen Bilirkişi tarafından incelendiği, dosyadaki tüm delillerin değerlendirildiğini, davacı şirketin resmi ticari defter ve kayıtlarına uygun olarak Mahkeme kararında; \"Davalı borçlunun icra takibine yaptığı itirazın 222.076,17.-TL asıl alacak ve 97.554,85.-TL işlemiş faiz üzerinden iptaline ve takibin bu miktarlar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine,...\" yönündeki kararının haklı olduğunu, usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07/06/2023 tarih, 2022/144 Esas - 2023/602 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava faturadan kaynaklanan itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; taraflar arasında akaryakıt satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, dava ve takibe konu 7 adet fatura bedelinin kısmen ödenmediğinde bahisle davalı hakkında takip başlatıldığı, başlatılan takibe davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas.  2021/377 Karar)<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  21. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197   Karar )<br>İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Davacı tarafından icra takibinin dayanağı olarak takip talebine ekli faturalar gösterilmiş,  mahkemece davacının iddia ettiği alacak miktarının tespitinde teslim belgelerine dayalı faturalardaki alacağın sabit olduğu  kabul edilmiştir. Ancak mahkemece icra takibine dayanak yapılan fatura konusu alacak miktarının ödenip ödenmediği noktasında, takip konusu edilmeyen faturalar da inceleme konusu yapılarak karar verilmesi yerinde değildir. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k.)<br>Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren \"kanuni unsurlar\" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas-  2021/5363 karar)<br>6098 sayılı TBK'nın 101. maddesine göre; \"Birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir.<br>Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhal itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır.\" <br>Aynı Kanun'un 102. maddesine göre de; \"Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur.<br>Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.\"<br>Ödeme olgusu borcu söndüren sebeplerden olduğundan bu nitelikte bir belge sunulmuş ise, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Diğer bir anlatımla, yargılama aşaması henüz tamamlanmamış ise böyle durumda, borcu itfa eden belge değerlendirmeye alınmalıdır. Gerçekten de, yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması, borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından söz edilemeyeceğinin kabulü de zorunludur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  24.02.2016  Tarih, 2014/22-735 Esas, 2016/166 Karar)<br>Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; davacı tarafından davalı aleyhine Gebze İcra Müdürlüğünün 2021/3099 esas sayılı dosyası ile 7 adet faturadan kaynaklı alacak talebiyle takip başlatıldığı, takibe dayanak faturaların takip talebinde ve ödeme emrinde açıkça belirtildiği görülmüştür.<br>Yukarıda detaylandırıldığı üzere; İtirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k.) <br>Az yukarıda detaylandırıldığı üzere; faturalar tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi gösteren bir delil olmayıp, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/(19)11-944 Esas 2021/197   Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, taraflar arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Yine TTK’nın 21. maddesine göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bu kapsamda dosyaya alınan bilirkişi kök ve ek raporuna göre; davacının defterlerinin usulüne uygun açılış ve kapanış kayıtlarının olduğu, defterlerin birbirini doğruladığı, 6100 sayılı yasanın 222/3.maddesi gereği davacı lehine delil vasfını taşıdığı; davalının defterlerinin ise kapanış tasdiklerinin bulunmadığı, dolayısıyla 6100 sayılı yasanın 222/4.maddesi gereği davalının aleyhine delil vasfında olduğu görülmüştür.<br>Gerek davacının defterlerinde ve davalının aleyhe delil olan defterlerinde taraflar arasında dava konusu faturadan kaynaklanan ilişkinin bulunması, gerek ise davalı asilin 27.04.2022 tarihli ikrarından taraflar arasındaki faturalara konu malın davalıya teslim edildiği anlaşılmış, davalının aşamalarda yazılı beyanları ile ödeme iddiasında bulunarak ispat yükünü üzerine aldığı anlaşılmıştır.<br>Davalı tarafından dosyaya sunulan ibranamenin 2016 yılına ait olduğu ve anılan dönemin dava konusu olmadığı, bu döneme ilişkin bir uyuşmazlığın da bulunmadığı, dava konusu edilen faturaların 2018 ve sonrasına ait olduğu, davalı tarafından sunulan ödeme dekontlarının bilirkişi raporuna göre davacının defterlerinde kayıtlı olduğu, sadece 16.02.2017 tarihli 10.000,00 TL’lik ödemenin 01.10.2022 tarihinde defterlere işlendiği, bu ödemenin mahsubunun ise  6098 sayılı yasanın 101 ve 102.maddeleri gereği bilirkişi tarafından yapıldığı, senet ödemelerine ilişkin  yine bilirkişi ve mahkeme tarafından değerlendirildiği ve bakiye borcun doğru olarak tespit edildiği anlaşıldığından, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetlidir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davalının adının başlıkta yazılmaması, davacının adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 21.833,99-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 5.459,00-TL'nin mahsubu ile kalan 16.374,99TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/05/2025<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2f3a1f30328596e3","SID":"1922794deca5fc58"}}