{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO:2022/1640 Esas<br>KARAR NO:2025/472<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:28/12/2021<br>NUMARASI:2016/145 E. - 2021/900 K.<br>DAVA:Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ:11/02/2016<br>BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL 11.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2019/252<br>BİRLEŞEN DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>BİRLEŞEN DAVA TARİHİ:06/05/2019  <br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/03/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>DAVA DİLEKÇESİ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili tarafından düzenlenen ...bank ... Şubesinin 31.10.2014 tarihli 500.000,00 TL bedelli ... seri nolu , ...bank ...Şb.nin 30.11.2014 tarihli... nolu 500.000.00 TL bedelli , ...bank 30.12.2014 tarihli ... seri numaralı 500.000.00 TL bedelli çeklerin, ... Ltd Şti tarafından ... AŞ'ye verildiğini; ancak müvekkilinin davalı ...‘ne borcu bulunmadığını, davalı ... Şti ile müvekkili arasında çekten kaynaklanan bir alacak bulunmaması sebebiyle diğer davalı ... AŞ de iş bu çekleri müvekkili şirket zararına temlik aldığını, davalı ... gerçekte var olmayan bir alacağı satın alarak \" ... şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilmeyen alacakları satın alamazlar\" diyen ... ve ... Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet esasları hakkındaki yönetmelik’in şirketlerin yapamayacakları iş ve işlemler başlıklı 22. Madde hükmüne açıkça aykırı şekilde yasak olarak sayılan bir işlem gerçekleştiğini, yargı kararları gereğince gerçek varlığı tartışmasız bir alacağa dayanmayan alacağı, faktoring şirketlerinin tabi oldukları yasalar gereğince temlik almasının mümkün olmadığını, davalı... şirketi iş bu alacağı ile ilgili olarak taraflar arasındaki protokole istinaden ...‘ı da kefil yapmak sureti ile Beyoğlu İlçesi, ... Mah, ... Pafta, ... ada, ... parseldeki gayrimenkulü üzerine ipotek tesis ettiğini, akabinde de iş bu ipoteğe dayanan ... sayılı dolayısı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip işlemlerini başlattığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin davalılara davaya konu takip ve çeklerle ilgili olarak borçlu bulunmadığının tespitine,  dava konusu çeklerin ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde ve özetle;  müvekkili ...'nın yetkilisi olduğu müvekkili şirketin işlerinin bozulması nedeniyle finansal destek sağlamaları için dava dışı ... yetkilileri ... ve ... ile yapılan görüşme üzerine dava konusu; ... şubesine ait, keşidecisi ... A.Ş. olan 31.10.2014 keşide tarihli ... seri numaralı, 500.000 TL bedelli çeki, ...bank ... şubesine ait, keşidecisi ... A.Ş. olan 30.11.2014 keşide tarihli... seri numaralı, 500.000 TL bedelli çeki, ...bank ...şubesine ait, keşidecisi ... A.Ş. olan  30.12.2014 keşide tarihli... seri numaralı, 1.000.000 TL bedelli çeki dava dışı ... A.Ş. yetkililerine teslim ettiğini ancak, çeklerin teslim edilmesine karşın müvekkili ...'ya finansal destek sağlanmadığını, bu çeklerin yine ... A.Ş. yetkililerinin yetkilisi bulunduğu... A.Ş  üzerinden ciro edilerek davalı...Ltd. Şti.'ne devredildiğini, bu şirketin de çekleri faktoring işlemine konu ederek ... A.Ş.'ne verdiğini, faktoring işleminin usulüne uygun yapılmadığını ve gerçek bir işlem olmadığını ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle dava konusu çekler yönünden ve bu çeklerin bir kısmını konu alan ..., ... ve bunlarla bağlantılı olan ... sayılı dosyaları yönünden müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine ve davalıların kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP DİLEKÇESİ:Asıl davada davalı Komak Isı vekili cevap dilekçesinde ve özetle;  davacının iddiasının dayandırdığı yönetmelik 6361 sayılı kanunun yürürlüğe girmesinden sonra bu kanun uyarınca çıkarılan ve  24/4/2013 tarih ve 28627 sayılı resmi gazete de yayımlanan yönetmelik'in 19. Maddesiyle yürürlükten kaldırıldığını, yönetmelik hükümlerinin faktoring ilişkilerinin çözümünde yetersiz kalması nedeniyle, konunun kanun ile düzenlenmesi gerekliliği ortaya çıktığından,6361 Sayılı ..., ... ve ... Şirketleri Kanunu 13.12.2012 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak mevzuata dahil olduğunu, nitekim 6361 Sayılı Kanunun 9/2. maddesinde de; “... şirketi Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura ile tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları devir alamaz veya tahsilini üstlenemediğini, aynı faturaya dayalı birden çok faktoring şirketine yapılan kısmi temliklerin toplam tutarı fatura tutarını aşamaz.' hükmünün getirildiğini, aynı maddenin 3. fıkrasında ise; 'Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri halinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri faktoring şirketine karşı ileri süremez.” düzenlemesine yer verildiğini, uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak mevzuat hükümlerinin tespiti, anılan yasa hükmünün 3. fıkrasında yer alan düzenleme bakımından önem arz etmekte olup bu hüküm 13.12.2012 tarihi ve sonrasında gerçekleşmiş olan faktoring sözleşmelerinde keşidecinin müvekkil şirket dışındaki cirantalardan biriyle kendi arasında ilişkilerine dayanan şahsi defileri faktoring şirketine karşı ileri sürememesi sonucunu doğurduğunu, başkaca bir değişle davacı keşidecinin, dava konusu çekleri, gerçek bir borç-alacak ilişkisi olmaksızın dava dışı lehdar ...’ya ciro etmiş olsa dahi, işbu iddiasını (şahsi defileri) davalı faktoring şirketine karşı ileri süremeyeceğini, dava konusu çeklerin, dava dışı ...dildiğini, işbu çeklerin sebebini teşkil eden alacağın, adı geçen ciranta ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkiden kaynaklandığını, uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6361 Sayılı Yasanın yukarıda bahsi geçen 9. maddesi uyarınca; geçerli bir faktoring işleminden bahsedilebilmesi için; kambiyo senedini ciro yoluyla devralan faktoring şirketi ile senedi devreden son ciranta arasında faktoring sözleşmesi bulunması ve ayrıca senetteki alacağın da, son ciranta durumundaki müşteri ile ondan önceki ciranta durumundaki borçlu arasında mevcut olan bir mal veya hizmet satışından doğmuş olmasının gerekli olduğunu, bu bakımdan ciro silsilesinde daha yukarıdaki cirantaların kendi aralarındaki ilişkilerin herhangi bir önem arz etmediğini, nitekim huzurdaki uyuşmazlıkta da, davacı firmanın, davaya konu çeklerin keşidecisi olup işbu çekleri lehtar (dava dışı) ... adına keşide ettiğini, daha sonra söz konusu çekleri usulüne uygun ve eksiksiz ciro silsilesi ile lehtar tarafından (dava dışı) \"... A.Ş.’ne ve bu şirketten de müvekkil davalı ... Şti.’ne ciro edilmiş bulunduğunu, müvekkilinine aralarındaki factoring sözleşmesine binaen çekleri diğer davalı faktoring şirketine verdiğini,  çeklerdeki ciro silsilesine göre müvekkili şirket ile diğer davalı arasındaki faktoring işleminin (temlik işleminin ) temeli olan alacak, müvekkili ... Ltd. Şti.’ne İle dava dışı ... A.Ş arasındaki ticari ilişkiden doğan alacak olduğunu, işbu alacak da müvekkil şirket ticari defterleri ve kesilen faturalar ile sabit olup işbu kayıt ve faturalar söz konusu temlik işlemi yapılırken diğer davalı factoring şirketine de ibraz edildiğini, söz konusu ciro ile temlik işleminin konusu iddia edildiğinin aksine faturaya dayanan gerçek bir alacak olduğunu, bu bakımdan ciro silsilesinde ardı ardına yer alamayan davacı şirketi ile.... Şti.’ne arasında herhangi bir alacak ilişkisinin bulunup bulunmadığının da hiçbir bir önemi olmadığını, davaya konu çekler için ... Sayılı ve ...s sayılı dosyaları ile icra takibi yapılmış ve davacının bu takiplere de hiçbir şekilde itiraz etmediğini,  davalının şimdi böyle bir dava açmasının kötü niyetinin açık bir delili olduğunu, davacı şirketin, kendisinin taraf olmadığı bir ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin iptali ile işbu takibe ilişkin satış işlemlerinin durdurulması isteminde bulunması hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın, ayrıca ... Sayılı dosyası ile dava dışı ... aleyhine davalı faktoring şirketi tarafından başlatılan ipoteğin para çevrilmesi yoluyla takibin de iptali ile durdurulmasını talep ettiğini, davacının 3. Kişi adına olan ve kendisinin taraf olmadığı bir takibin durdurulmasını istemesi hukuken mümkün olmayıp, işbu talebin öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini belirterek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ...  vekili cevap dilekçesinde özetle;  müvekkil şirket ile diğer davalı ... Şti. arasındaki genel faktöring sözleşmesine istinaden bu 3 adet çeki faktoring işlemi ile aldığını, davacı taraf dava dilekçesinde faktoring şirketlerinin finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin kuruluş ve faaliyet esasları hakkında yönetmeliğin 22/2 uyarınca “Birinci fıkrada belirtilen hususlara ilave olarak faktoring şirketleri kambiyo senetlerine dayalı olsa bile, bir mal veya hizmet satışından doğmuş fatura veya benzeri belgelerle tevsik edilemeyen alacaklar ile Kurulca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde tevsik edilemeyen mal veya hizmet satışına bağlı doğacak alacakları satın alamazlar veya tahsilini üstlenemezler.” Hükmü gereği faturasız alacakları devir alamayacaklarını belirttiğini, davaya konu çeklerin keşidecisi davacı firmadır ve bu çekleri lehtar ... adına kestiğini, lehtarın da bu çekleri cirolayarak “... A.Ş. “ vermiş ve bu şirkette çekleri cirolayarak diğer davalı ... adlı şirkete vermiş ve bu şirkette faktoring işlemi neticesinde çekleri müvekkilim şirkete verdiğin, çeklerdeki ciro silsilesine göre müvekkil şirket faktoring işleminin temeli olan fatura... firmasının dava dışı ... Firmasına kestiği faturalardır ve bu faturalar faktoring işlemi yapılırken müvekkilim şirkete ibraz edildiğini, işlemin faturaya dayanan bir alacak olduğunu, davacı tarafın iddia ettiği gibi faturasız bir işlem olmadığını, davaya konu çekler için ... Sayılı ve ... Sayılı dosyalan ile icra takibi yapıldığını ve davacı bu takiplere de hiçbir şekilde itiraz edilmediğini belirterek haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmiştir. Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu çekleri ve çeklerin dayanağı faturayı, müşterisi olan diğer davalı...Ltd. Şti.'nin 6361 sayılı ... Şirketleri Kanunu'nun 9/2 maddesine uygun olarak aldığını, müvekkiline yönelik çeklerin bedelsizliğinden dolayı borçlu olunmadığının iddia edilemeyeceğini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuş; davacıların tazminata mahkumiyetini talep etmiştir.Birleşen davada davalı ... Şti.vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çeklere ilişkin menfi tespit davasının İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/145 Esas sayılı dosyasından görüldüğünü ve davanın halen derdest olduğunu; dava konusu çeklerin diğer davalı...A.Ş.tarafından aradaki ticari ilişkiye dayalı olarak müvekkili şirkete ciro edildiğini, dava konusu çeklerin usulüne uygun ve iyi niyetle iktisap edildiğini, dava konusu iddiaların müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davacıların kötüniyetle hareket ettiklerini ileri sürerek dilekçesinde bildirdiği diğer nedenlerle davanın reddini savunmuş; davacıların tazminata mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla;\"Birleşen davada uyuşmazlığın çözümü için taşınmaz rehninin bir türü olan ipotek hakkının incelenmesi gerekir. Bilindiği üzere; ipotek hakkının doğması için ilk şart tapu kütüğüne geçerli bir tescilin yapılmasıdır. İkinci şart ise kazanma sebebinin dışında, ondan bağımsız olan bir temel ilişkinin varlığıdır. Buna ipoteğin alacağa bağlılığı ilkesi denmektedir. Bu ilke gereği, ipotek hakkının doğması lehine ipotek tesis edilenin geçerli bir alacak hakkının varlığını gerekli kılar. Öyle ki ipoteğin tescili sırasında lehine ipotek tesis edilenin geçerli bir alacak hakkı yoksa ipotek hakkı doğmaz ve o tescil yolsuz olur. Daha ötesi mevcut olmayan bir alacak için ipotek tesis edilmiş ve bu ipotek hakkı iyiniyetli üçüncü kişiye devredilmiş olsa dahi, iyiniyetli üçüncü kişi 4721 Sayılı Kanunun 1023 maddesi hükümlerinden faydalanamaz. Başka ifade ipotek ile teminat altına alınan bir alacak yoksa, iyiniyetli üçüncü kişilerin tapu siciline güven prensibi uyarınca alacaktan bağımsız bir ipotek hakkı kazanmalarına olanak yoktur. İpotek belgesinin görevi sadece rehinli alacaklı lehine bir ipoteğin tescil edilmiş olduğuna delil teşkil etmektedir.  Yoksa ipotek tescili ile olmayan bir alacak hakkı doğmaz(bkz. OĞUZMAN, M. Kemal/SELİÇİ, Özer; Eşya Hukuku, 9. Bası, Filiz Kitabevi, İstanbul, 2002, s. 707 ve devamı). İpotek verenin aynı zamanda borçlu olması gerekmez. Nitekim bir kimsenin taşınmazı üzerinde bir başkasının borcunu teminat altına almak üzere alacaklı lehine ipotek tesis etmesi yasal olarak mümkündür.Kural olan lehine ipotek tesis edilenin alacak hakkının mevcudiyetidir.Somut olayda ipotek senedi incelendiğinde; ipotek ile teminat altına alınan alacağın 30/05/2014 tarihli protokole ve davaya konu üç adet çekten doğan kambiyo alacağı ile bu protokole müteselsil kefil sıfatıyla imza atan ...'in kefaletinden doğan alacak olduğu anlaşılmıştır. Oysa yukarıda izah edildiği üzere ipotek alacaklısı ... Şirketi tarafından, dava konusu çeklerin  6361 Sayılı Kanunun 9/2 fıkrası uyarınca temlik alınamayacakları, açık yasal düzenleme karşısında bu kambiyo evrakına dayalı alacak talebinde bulunulamayacağı  mahkememizce sabit kabul edilmiştir. Anılan yasal düzenleme çerçevesinde kambiyo senedine dayalı alacağı geçerli şekilde temlik almamış olan ... Şirketi lehine tesis edilen ipotek hakkı da geçerli olarak doğmamıştır.Öte yandan protokole müteselsil kefil sıfatıyla imza atan ...'in kefaleti, protokol tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 Sayılı TBK'nun 583/1 fıkrasında aranan, kefilin sorumlu olduğu azamî miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil  ifadesinin kefilin el yazısı ile yazılması koşulunu içermediğinden, şekle aykırılık nedeniyle geçersizdir. Kaldı ki kefalet şekle aykırı olmasa idi dahi, kefaletin fer'iliği gereği, geçerli şekilde kazanılmamış kambiyo alacağına verilen kefaletin de geçersiz olacağı, yine geçersiz kefalet sözleşmesini teminen tesis edilen ipoteğin de geçersiz olacağı  açıktır. Bu nedenle davacı ...'in  ... A.Ş.'ye karşı ileri sürdüğü, ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasında davalı ... Şirketi'ne borçlu olmadığının tespiti talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Birleşen davacı ...'in dava konusu üç adet çekten ötürü ...Şirketi'ne borçlu olmadığının tespiti talebi yönünden yapılan incelemede; davalının 31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve  30/11/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çeklerden ötürü davacı aleyhine takip başlattığı, ayrıca takip konusu yapılmayan çek de dahil olmak üzere her üç çekten doğan alacak  için 30/05/2014 tarihli protokol ile davacının müteselsil kefil sıfatıyla borçlu olduğunu iddia ettiği anlaşılmaktadır. Bu çeklerden  31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çek üzerinde davacının aval sıfatıyla imzası bulunmaktadır.  Şu halde davacının ... Şirketi'ne karşı menfi tespit davası açmakta hukuki yararı mevcuttur.Davacının müteselsil kefaletinin geçersiz olduğu yukarıda tespit edilmiştir. Davalı bu çeklerden ötürü müteselsil kefil sıfatıyla davacıya başvuramaz. Öte yandan  ... Şirketi tarafından; dava konusu çeklerin 6361 Sayılı Kanunun 9/2 fıkrası uyarınca geçerli şekilde temlik alınmadıkları, davalının bu çeklere dayalı kambiyo alacaklısı sıfatıyla kambiyo borçlularına başvuramayacağına dair yukarıda detaylandırılan gerekçe davacının bu talebi yönünden de caridir. Her ne kadar çeklerden biri üzerinde davacının avalist sıfatıyla imzası mevcut olsa da; davalı kambiyo senetlerini geçerli olarak temlik almadığı,  kambiyo alacaklısı sıfatını kazanmadığı ve kambiyo borçlularına başvuruda bulunamayacağı için, TTK'nun 702/2 fıkrası davalı ... açısından uygulanmayacaktır. İzah edilen bu gerekçelerle  davacı ...'in davalı  ... A.Ş.'ye karşı ileri sürdüğü; 31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve ... sayılı takibine konu, 30/11/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve... eski esas) sayılı takibine konu ve  30/12/2014 keşide tarihli, 1.000.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çeklerden ötürü davalı ... Şirketi'ne borçlu olmadığının tespitine yönelik talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Birleşen davacı ...'in her üç çek yönünden davalı  ... Şirketi'ne karşı açtığı menfi tespit davası yönünden yapılan incelemede; öncelikle 30/11/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve  30/12/2014 keşide tarihli, 1.000.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çekler üzerinde davacının keşideci, ciranta veya avalist sıfatıyla(kambiyo borçlusu sıfatıyla) herhangi bir imzasının bulunmadığı, davalı ... Şirketi tarafından da bu iki çeke dayalı olarak davacıya kambiyo borçlusu sıfatıyla başvuruda bulunulmadığı anlaşıldığından; bu iki çek yönünden davalı... Şirketi'ne karşı açılan dava hukuki yarar yokluığu nedeniyle usulden reddedilmiştir. 31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli,... seri numaralı çek üzerinde ise davacının aval sıfatıyla imzası bulunmaktadır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 702/2 fıkrasında; aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebeple geçersiz olsa dahi, aval verenin taahhüdünün geçerli olacağı düzenlenmiştir. Başka ifade ile ilgili senet zorunlu unsurları taşımaması nedeniyle kambiyo senedi niteliğinde değilse, aval de hüküm ifade etmez.  Bu istisna dışında; aval veren, teminat altına aldığı borca ilişkin herhangi bir sebeple taahhüdünün geçersiz olduğunu ileri süremez, kambiyo evrakının teminat senedi olduğu, bedelsiz kaldığı gibi savunmalara başvuramaz(bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2446 esas, 2020/4043 karar sayılı ilamı). İzah edilen gerekçe ile davacının kambiyo alacaklısı sıfatını haiz ... Şirketi'ne karşı ileri sürdüğü  31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çekten ötürü borçlu olunmadığının tespitine yönelik talebin reddine karar vermek gerekmiştir.Birleşen davada davacı ...  dava  ve 28/12/2020 tarihli açıklama dilekçeleri ile dava konusu üç ayrı çekten  ötürü tüm davalılara borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Davacının davalı ... Şirketi'ne yönelik menfi tespit talebi açısından yapılan inceleme neticesinde;   davalının 31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve  30/11/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çeklerden ötürü davacı aleyhine takip başlattığı, takip konusu yapılmayan çek de dahil olmak üzere; davacının her üç çek üzerinde hem lehdar/ciranta ve hem de aval sıfatıyla ayrı ayrı imzalarının bulunduğu tespit edilmiştir.  Şu halde davacının ... Şirketi'ne karşı menfi tespit davası açmakta hukuki yararı mevcuttur.   ... Şirketi tarafından; dava konusu çeklerin 6361 Sayılı Kanunun 9/2 fıkrası uyarınca geçerli şekilde temlik alınmadıkları, davalının bu çeklere dayalı kambiyo alacaklısı sıfatıyla kambiyo borçlularına başvuramayacağına dair yukarıda detaylandırılan gerekçe birleşen davacı ...'nın menfi tespit talebi yönünden de caridir. Her ne kadar çekler üzerinde davacının avalist sıfatıyla imzası mevcut olsa da; davalı kambiyo senetlerini geçerli olarak temlik almadığı,kambiyo alacaklısı sıfatını kazanmadığı ve kambiyo borçlularına başvuruda bulunamayacağı için, TTK'nun 702/2 fıkrası davalı ... açısından uygulanmayacaktır. İzah edilen bu gerekçelerle davacı ...'nın  davalı  ... A.Ş.'ye karşı ileri sürdüğü 31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve ... sayılı takibine konu, 30/11/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve ... (...) sayılı takibine konu ve  30/12/2014 keşide tarihli, 1.000.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çeklerden ötürü davalı ... Şirketi'ne borçlu olmadığının tespiti talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Birleşen davacı ...'nın  her üç çek yönünden davalı ... Şirketi'ne karşı açtığı menfi tespit davası yönünden yapılan incelemede; davacını her üç çek üzerinde aval sıfatıyla imzasının bulunduğu anlaşılmıştır.  6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 702/2 fıkrasında; aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebeple geçersiz olsa dahi, aval verenin taahhüdünün geçerli olacağı düzenlenmiştir. Başka ifade ile ilgili senet zorunlu unsurları taşımaması nedeniyle kambiyo senedi niteliğinde değilse, aval de hüküm ifade etmez.  Bu istisna dışında; aval veren, teminat altına aldığı borca ilişkin herhangi bir sebeple taahhüdünün geçersiz olduğunu ileri süremez, kambiyo evrakının teminat senedi olduğu, bedelsiz kaldığı gibi savunmalara başvuramaz(bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2446 esas, 2020/4043 karar sayılı ilamı). İzah edilen gerekçe ile davacının kambiyo alacaklısı sıfatını haiz ... Şirketi'ne karşı ileri sürdüğü her üç çekten  ötürü borçlu olunmadığının tespitine yönelik talebin  reddine karar vermek gerekmiştir. Birleşen davada davacı  ... A.Ş.tarafından davalılar ... A.Ş. ... Şti.'ne karşı açılan  menfi tespit davasındaki tüm talepler; aynı davacı tarafından daha önce asıl davada ileri sürülmüş bulunduklarından; birleşen davadaki davacı taleplerinin 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-ı ve 115/2 fıkraları uyarınca derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan  usulden reddine karar verilmiştir. Birleşen davada davalı ... A.Ş.'nin kötü niyeti ıspatlanamadığından, Davalı ... Şirketi tarafından da davacılar aleyhine başlatılmış bir takip bulunmadığından, İİK'nun 72/5 fıkrası uyarınca davacıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.Birleşen davada; davalı ... Şirketi'nin takip alacaklısı olmadığı, diğer davalı ... Şirketi hakkındaki davanın kabul edildiği, dosya kapsamında İİK 72 maddesi uyarınca  verilmiş bir tedbir kararının da bulunmadığı anlaşılmakla, davalıların İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. Asıl ve birleşen davalarda; kısa kararda ....'nün dosya numarası sehven ... olarak yazılmış, gerekçeli kararda bu maddi hata doğru takip numarası olan 2014/33047 numarası yazılarak düzeltilmiştir.\" şeklindeki gerekçeleri ile,<br>I) ASIL DAVADA;1-Davacının, davalı ... A.Ş.'ye karşı açtığı, dava konusu çeklere yönelik menfi tespit davasının KABULÜ İLE; davacının keşidecisi olduğu; 31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve ... sayılı takibine konu, 30/11/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve... (...) sayılı takibine konu ve  30/12/2014 keşide tarihli, 1.000.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çeklerden ötürü davalı ... Şirketi'ne BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 2- Davacının davalı ... A.Ş.'ye karşı açtığı; ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasında bu davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebinin, davacının anılan dosyada taraf olmadığı, davacı aleyhine bu dosya ile başlatılmış bir takip bulunmadığı anlaşılmakla; 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-h ve 115/2 fıkraları uyarınca hukuki yarar yokluğundan USULDEN REDDİNE,3- Davacı tarafından davalı ... Ltd. Şti'ne karşı açılan davanın REDDİNE, 4- Davalıların İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin REDDİNE,<br>II)BİRLEŞEN DAVADA:1-Davacı ... A.Ş.tarafından davalılar ... A.Ş. ... Şti.'ne karşı açılan  menfi tespit davasının 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-ı ve 115/2 fıkraları uyarınca derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,2-Davacı ...'in davalı  ... A.Ş.'ye karşı açtığı davanın KABULÜ ile davacının; A) 31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve ... sayılı takibine konu 30/11/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve ... (...) sayılı takibine konu ve  30/12/2014 keşide tarihli, 1.000.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çeklerden ötürü davalı ... Şirketi'ne BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,B) ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasında davalı ... Şirketi'ne BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 3-Davacı ...'ın ... Şirketi'ne karşı açtığı davanın; A)31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çek yönünden REDDİNE, B) 30/11/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve  30/12/2014 keşide tarihli, 1.000.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çekler yönünden; davacının bu çekler üzerinde kambiyo borçlusu sıfatıyla isim ve imzasının bulunmadığı ve davalı ... Şirketi tarafından  da bu iki çeke dayalı olarak davacıya başvurulmuş olmadığı anlaşılmakla; 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-h ve 115/2 fıkraları uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle  USULDEN REDDİNE,<br>4- Davacı ...'nın  davalı  ... A.Ş.'ye karşı açtığı davanın KABULÜ ile davacının; 31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve ... sayılı takibine konu, 30/11/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve ... (...) sayılı takibine konu ve  30/12/2014 keşide tarihli, 1.000.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çeklerden ötürü davalı ... Şirketi'ne BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, 5- Davacı ...'nın ... Yalıtım Şirketi'ne karşı açtığı davanın REDDİNE,6- Davalı ... A.Ş.'nin kötü niyeti ıspatlanamadığından, Davalı ... Şirketi tarafından da davacılar aleyhine başlatılmış bir takip bulunmadığından, İİK'nun 72/5 fıkrası uyarınca davacıların kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, 7- Davalıların İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin REDDİNE, şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İSTİNAF:Asıl ve Birleşen dava davacıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte taraf olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın davacısı ... şirketinin menfi tespit davası açmakta hukuki yararı olmadığının kabul edilemeyeceğini, İstanbul 10. İcra Dairesinin ... Sayılı dosyasına konu takibin temelinde yer alan protokolde açıkça müvekkili şirketin de borçlu sıfatı ile imzası bulunduğunu, dosyada yer alan belgeler uyarınca da bu hususun sabit olduğunu, müvekkilinin her ne kadar İstanbul ... İcra Dairesinin ... Sayılı dosyasında taraf olarak gösterilmemiş ise de, takibe konu protokolün düzenlenme amacının müvekkilinin işbu davaya konu ettiği çeklerin aleyhine ihtiva edebileceği muhtemel borçla ilgili olduğunu ve protokolden de müvekkilinin borcu yerine getirilmemesi halinde sorumluluğu olacağının anlaşıldığını, müvekkili şirket yönünden verilen usulden ret kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, asıl davada...'a karşı açılan davanın reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, keşidecinin sadece lehtarla arasında bir temel borç ilişkisi olduğunu fakat borçlunun senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak koşuluyla hamile veya diğer cirantalara karşı da bedelsizlik defini ileri sürebileceğini, gerekçeli kararda bu hususun hiç değerlendirmeye alınmadığını, müvekkili şirket tarafından bedelsizlik definin ara ciranta olan ... şirketine karşı, ... şirketinin söz konusu çeki müvekkili zararına olacak şekilde iktisap ettiğinin kanıtlanması ile ileri sürebileceğini, birleşen davanın davacısı ...'nın yetkilisi olduğu müvekkili şirketin işlerinin bozulması nedeniyle finansal destek sağlamaları için dava dışı ...yetkilileri ... ve ... ile yapılan görüşme üzerine dava konusu  ... şubesine ait, keşidecisi ... A.Ş. olan 31.10.2014 keşide tarihli ... seri numaralı, 500.000 TL bedelli çeki, ...şubesine ait, keşidecisi ... A.Ş. olan 30.11.2014 keşide tarihli... seri numaralı, 500.000 TL bedelli çeki, ... şubesine ait, keşidecisi ... A.Ş. olan30.12.2014 keşide tarihli... seri numaralı, 1.000.000 TL bedelli çeki dava dışı ... A.Ş. yetkililerine teslim ettiğini ancak, çeklerin teslim edilmesine karşın müvekkili ...'ya finansal destek sağlanmadığını, bu çeklerin yine ... A.Ş. Yetkililerin yetkilisi bulunduğu...A.Ş. üzerinden ciro edilerek davalı...Ltd.Şti'ne devredildiğini, bu şirketin de çekleri faktoring işlemine konu ederek ... A.Ş.'ye verdiğini, faktoring işleminin usulüne uygun yapılmadığını ve gerçek bir işlem olmadığını ileri sürdüğünü, dosya delillerin celp edilmesi ile bu iddialarının ve çeklerin bedelsiz olduğu iddiasının kanıtlandığını, davalıların çeklerin iktisabında kötü niyetli olması nedeniyle müvekkili şirketin bedelsizlik defini ara cirantalara karşı ileri sürebileceğinin kabulü gerektiğini, çeklerin bedelsizliğinin zaten yerel mahkemenin kabulünde olduğunu, birleşen davanın davacısı ... tarafından bilinen bedelsizlik ve kötü niyet iddiasının müvekkili şirket açısından da bilinebilir ve geçerli olduğunu, çeklerin en başta ... tarafından tedavüle çıkarılma amacının dahi şirkete finansman sağlamak olduğunu, birleşen davada bedelsizlik definin ... tarafından da müvekkili şirket ile birlikte ileri sürülmüş olmakla mahkemece davacı ...'nın çekler üzerinde avali de bulunması nedeniyle müvekkili şirket bakımından bu husus göz ardı edilerek reddedildiğini, birleşen davada ... Şti'ne karşı açılan davanın ... ve ... yönünden reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, geçerli bir aval işleminin varlığından söz edebilmek için gerekli ehliyet ve şekil koşulunun sağlanması gerektiğini ve geçerli bir hukuki bir taahhüt bulunması gerektiğini, sona erme bakımından ise hamilin başvuru hakkını kaybetmesi durumunda aval verenin borcunun da sona ereceğini, mahkemece çeklerin bedelsiz olduğunun, gerçekte var olan temel bir ilişkiye dayanılarak ciro edilmediğinin kabul edildiğini, dolayısıyla ortada kambiyo taahhüdünden doğan geçerli bir borç bulunmamakla, müvekkilinin avalist sıfatı ile sorumlu olacağının kabulünün mümkün olmadığını, bedelsizlik iddiasının aval konumunda olmayan borçlular tarafından da ileri sürüldüğünü, müvekkilinin bu halde ilgili defiye dayanmasında hukuki bir hata olmadığını, müvekkilinin iddiaları sabit olmakla, mahkemece aksi kanaatte olunması faraziyesinden yola çıkıldığında yerel mahkemenin kararında hamilin borçlulara başvuru hakkı olmadığı yönünde karar verilmişken başvuru hakkını kaybeden hamilin olduğu bir durumda müvekkilinin avalist sıfatıyla sorumlu olmaya devam edeceğinin kabulünün hem yasanın amir hükümleri hem de yerel mahkemenin gerekçesiyle çeliştiğini, bu yönleriyle müvekkili aleyhine verilen kararın kabul edilemeyeceğini, avalistin sorumluluğuna ilişkin değindikleri hususu tekrar etmekle, bedelsizlik iddiasının müvekkili aynı zamanda çekler üzerinde lehtar ve ciranta konumunda da olduğundan, tarafınca ileri sürülebileceğini, müvekkilleri lehtar olduğundan davalılar ise kendisinden sonraki cirantalar olduğundan burada ileri sürme bakımından kötü niyet aranmayacağını, müvekkilinin lehtar ve ciranta sıfatları dikkate alınarak bir inceleme yapılmamasının hukuken eksik ve hatalı olduğunu, kambiyo evrakı üzerinde lehtarın aynı zamanda avalist konumunda olamayacağını ve ambiyo evrakının ihdas ettiği borçtan lehtar olarak sorumlu tutulamayan kimsenin avalist olarak da sorumlu tutulamayacağını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Asıl ve birleşen dosyada davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacıların dosya kapsamındaki tüm iddia ve itirazlarının gerçeğe aykırı ve dayanaksız olmakla mahkemenin asıl ve birleşen davada davanın kabulü kararının hukuka aykırı olduğunu, asıl davanın kabulü bakımından; yerel mahkemenin somut uyuşmazlığa 6361 sayılı kanunun 9/2 fıkrasını uygulayarak gerek asıl dava ve gerekse birleşen davada müvekkili şirket yönünden davanın kabulüne karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, somut olayda çekleri ciro yoluyla devralan müvekkili şirket açısından irdelenmesi gereken tek hususun müvekkili şirketin bu işlemler esnasında kötü niyetli şekilde hareket edip etmediği olması gerektiğini, dosya kapsamında davacı tarafından müvekkili şirketin kötü niyetli hareket etmiş olduğunun hiçbir şekilde ispat edilememiş olduğundan davanın müvekkili yönünden reddi gerektiğini, mahkemenin dosya kapsamına göre yetkisini aşarak Vergi Usul Kanunu çevresinde davanın konusu dışında kalacak şekilde irdeleme yaptığını, faktoring firması olan müvekkili şirketten vergi dairesi gibi araştırma, irdeleme yapmasını beklercesine faktoring mevzuatına aykırı tespitlerle hüküm kurduğunu, müvekkili şirketin istihbarat yükümlülüğünün açık kaynaklarla sınırlı olup faktoring mevzuatı gereğince bu çeklerin dayanağını teşkil eden ticari ilişkiyi tevsik eder faturaları diğer davalıdan aldığını, faturaların üzerinde teslimat ibarelerini incelediğini, mükerrer olup olmadığını ve varlığını sistemden teyit ettiğini, fatura borçlusu ile çeklerin uygunluğunu tespit ettiğini ve nihayetinde işbu faktoring işlemi ile ilgili fatura borçlusunu bilgilendirerek kendi müşterisi...Ştd. Şti. arasındaki ticari ilişkinin mevcudiyetini, çeklerin ve faturaların gerçekliğini teyit ederek faktoring işlemini gerçekleştirdiğini, davacının dava konusu çekler hakkında borçlu olmadığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının dava konusu çekler nezdinde yapılan icra takiplerine itiraz etmediğini, Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 4/1 maddesinde fatura veya fatura yerine geçen belge karşılığında finansman hizmeti verileceği zaman ayrıca faturaya dayanak olarak fatura borçlusu ile faktoring müşterisi arasında imzalanmış bir sözleşmenin de tedarik edilmesi gerektiği hususunda bir hükme yer verilmediğini, müvekkili davalı şirketin diğer davalıdan faturaları temin ettiğini, çeklerin dayanağı faturaları alarak ve bu belgeleri davacıya da yazılı olarak teyit ettirerek yasal yükümlülüğünü yerine getirdiğini, Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 5.maddesine göre müvekkili şirketin dosyada mübrez belgelerle sabit olduğu üzere faturaların mevcudiyetini merkezi fatura kayıt sisteminden kontrol ettiğini, faturaların mükerrer olmadığı onayını aldığını, bunun üzerine işlem yaptığını, 6361 sayılı kanunun 9/3 maddesi hükmünün müvekkili şirket yönünden uygulama dışı bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, kanuna uygun şekilde düzenlenen faturayı alan müvekkili şirketin fatura tarafları arasındaki uyuşmazlıklardan sorumlu tutulmasının faktoring mevzuatına aykırı olduğunu, yerel mahkemenin tespit ve kanaatlerinin mevzuata aykırı olmak bir yana faktoring müessesesinin işlerliğini ortadan kaldıracak, uygulamadaki tüm faktoring işlemlerini geçersiz hale getirecek nitelikte olduğunu, dava konusu çeklerin diğer davalı...Ltd.Şti tarafından müvekkili faktoring şirketine verildiğini ve çek bedellerinin ödenmesinin garanti altına alınması amacıyla davacı-müvekkili şirket-diğer davalı ...ve birleşen davanın davacısı ipotek borçlusu arasında imzalanan 30/05/2014 tarihli protokol karşısında davacının çeklerin bedelsiz olduğu iddiasının dinlenemeyeceğini, diğer davalı...Ltd.Şti hakkında davanın reddine karar verilmesine rağmen müvekkili hakkında davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin ticari defterdeki kayıtlara itibar etmediğini, diğer davalının defterlerini ibraz etmemesi karşısında müvekkili şirketin ticari kayıtlarını yoksaydığını ve diğer davalının defter ibraz etmekten imtina etmesinin neticelerini müvekkili şirkete yüklediğini, bilirkişi raporuna göre müvekkili şirketin kendinden istenen tüm belgeleri sunduğunu ve sunulan belgelerin faktoring işlemlerinin tam ve eksiksiz yapıldığını tevsik ettiğini, raporda tespit edildiği üzere davacının defterlerinde dava konusu çeklerin kaydı bulunmadığı ve kayıt dışı işlem olduğu görülmekle davacının esasen kayıt dışı işlemleri olduğunun sabit olduğunu, davacının kötü niyetli hareket ettiğini, taraflar arasında imza edildiği konusunda ihtilaf bulunmayan protokole göre müvekkili defter ve kayıtlarının işbu davada dikkate alınması gerekirken yerel mahkemece göz ardı edilmesinin usul ve yasaya aykırı olup davacı ... A.Ş. Firması tarafından açılan asıld avanın reddi gerektiğini, vekalet ücretlerinin AAÜT'ye aykırı olarak yüksek hesaplandığını, birleşen dava açısından; gerekçenin kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkemenin müvekkilinin kambiyo senedine dayalı alacağı geçerli şekilde temlik almadığı kararının yerinde olmadığını, dava konusu ipoteğin diğer davalı ...'ın müvevkkili şirkete faktoring işleminden kaynaklanan borcunun teminatı olarak verildiğini, davacı ...'nın protokol gereği yalnız kefil değil aynı zamanda müşterek borçlu olduğunu, davacı ...'in dava konusu üç adet çekten ötürü müvekkili şirkete borcu olmadığının kabulünün yerinde bir karar olmadığını, davacının menfi tespit isteminin yerinde olmadığını, davacı ...'nın dava konusu her üç çekte de lehdar ve avalist olmakla menfi tespit talebinin kabulünün yerinde olmadığını, birleşen dava davacısı...A.Ş. tarafından müvekkili aleyhine açılan davanın asıl dava ile derderstlik oluşturduğu kararının yerinde olduğunu, yerel mahkemece hükmedilen vekalet ücretlerinin AAÜT'ye aykırı olarak yüksek hesaplandığını, birleşen davada davacılar yönünden tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ortada tüm şartları uygun olarak yerine getirilmiş bir faktoring sözleşmesi ve usulüne uygun şekilde gerçekleştirilen faktoring işlemi mevcut olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:Davalı ... Şti. vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; kambiyo senedinde ciro silsilesinde daha yukarıdaki cirantaların kendi aralarındaki ilişkilerinin herhangi bir önem arz etmediğini, davacı firmanın dava konusu çeklerin keşidecisi olup işbu çekleri ... adına keşide ettiğini, eksiksiz ciro silsilesi ile ...A.Ş.'ye ve bu şirketten de müvekkili şirkete ciro edildiğini, müvekkilinin aralarındaki faktoring sözleşmesine binaen çekleri diğer davalı faktoring şirketine verdiğini, çeklerdeki ciro silsilesine göre müvekkili şirket ile diğer davalı arasındaki faktoring işleminin temeli olan alacağın müvekkili şirket ile...A.Ş. Arasındaki ticari ilişkiden doğan alacak olduğunu, ciro silsilesinde ardı ardına yer almayan davacı şirket ile müvekkili şirket arasında herhangi bir alacak olup olmadığının hiçbir önemi olmadığını, davacının müvekkili şirket ile diğer davalı faktoring şirketi arasındaki faktoring işleminin gerçek bir temlik işlemi olmadığı iddiasının gerçeğe aykırı olduğunu, aksini kabul halinde dahi müvekkili ile faktoring şirketi arasındaki faktoring işleminin gerçek ve usulüne uygun olup olmadığının davacı şirketin dava konusu çekler nedeniyle borçlu olduğu hususunu  değiştirmeyeceğini, davacı şirketin işbu davada taraflar arasında gerçek bir borç ilişkisi bulunmaması iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti isteminin esasen davacı şirketi ile ... arasındaki ilişkiye dayanmakta olup müvekkili şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, dava konusu çekin ...A.Ş.'nin müvekkili şirket ile arasındaki ticari ilişki sebebiyle müvekkiline devredildiğini, müvekkili şirketin dava konusu çekleri faktoring işlemine konu ederken taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin evrakları faktoring şirketine ibraz ettiğini, davacı şirketin ve ...'nın...A.Ş'ye borcunun bulunmadığı, bu ilişkide ciro edilen çeklerin gerçek bir borç ilişkisi sebebiyle ciro edilmediği iddiasının çeki kanuni usullere uygun ve iyi niyetle iktisap eden müvekkiline karşı ileri sürülemeyeceğini, davacı şirketin dava konusu çekleri ne sebeple keşide ettiğini açıklamaksızın kanuna ve usule uygun ciro silsilesi neticesinde çekleri edinen müvekkili şirkete karşı borçlu olmadığını iddia etmekte olduğunu, mahkemece müvekkili şirket yönünden haksız ve hukuki dayanaktan yoksun asıl davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğunu, birleşen dava yönünden; dava konusu çeklere ilişkin icra takibi yapıldığını, bu takikplere itiraz edilmediğini, takipten iki yıl sonra açılan asıl dava menfi tespit davasında davacı şirketin dava konusu çeklerin ne sebeple keşide edildiğini açıklayamadığını, dava dosyası karar aşamasına gelmesine karşın mahkemenin bu hususun açıklanmasına ilişkin talebini yerine getiremediğini, davacı şirketin dava konusu çekler nedeniyle borçlu olmadığını ispat edememesi nedeniyle aynı gerekçelerle birleşen davayı açtığını, birleşen davanın asıl davanın tekrarı niteliğinde olup derdestlik itirazlarının kanuna uygun olduğunu, tüm bu nedenlerle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; müvekkili tarafından düzenlenen...bank ... Şubesinin 31.10.2014 tarihli 500.000,00 TL bedelli ET ... seri nolu , ...bank ... Şb.nin 30.11.2014 tarihli ... nolu 500.000.00 TL bedelli , ...bank 30.12.2014 tarihli... seri numaralı 500.000.00 TL bedelli çeklerin, ... Şti tarafından ... AŞ'ye verildiğini; ancak müvekkilinin davalı ...Sistemleri‘ne borcu bulunmadığını, davalı ... Şti ile müvekkili arasında çekten kaynaklanan bir alacak bulunmaması sebebiyle diğer davalı ... AŞ de iş bu çekleri müvekkili şirket zararına temlik aldığını, davalı ... gerçekte var olmayan bir alacağı satın alarak, ... ve ... Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet esasları hakkındaki yönetmelik’in şirketlerin yapamayacakları iş ve işlemler başlıklı 22. Madde hükmüne açıkça aykırı şekilde işlem gerçekleştiğini, yargı kararları gereğince gerçek varlığı tartışmasız bir alacağa dayanmayan alacağı, faktoring şirketlerinin tabi oldukları yasalar gereğince temlik almasının mümkün olmadığını, davalı ... şirketi iş bu alacağı ile ilgili olarak taraflar arasındaki protokole istinaden ...‘ı da kefil yapmak sureti ile Beyoğlu İlçesi, ... Mah, ... Pafta, ... ada, ... parseldeki gayrimenkulü üzerine ipotek tesis ettiğini, akabinde de iş bu ipoteğe dayanan ... sayılı dolayısı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip işlemlerini başlattığını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin davalılara davaya konu takip ve çeklerle ilgili olarak borçlu bulunmadığının tespitine,  dava konusu çeklerin ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde ;  müvekkili ...'nın yetkilisi olduğu ... şirketinin işlerinin bozulması nedeniyle finansal destek sağlamaları için dava dışı ... yetkilileri ... ve...ile yapılan görüşme üzerine dava konusu;...bank...şubesine ait, keşidecisi .... A.Ş. olan 31.10.2014 keşide tarihli ... seri numaralı, 500.000 TL bedelli çeki, ...bank ... şubesine ait, keşidecisi ... A.Ş. olan 30.11.2014 keşide tarihli... seri numaralı, 500.000 TL bedelli çeki, ...bank ... şubesine ait, keşidecisi .... A.Ş. olan  30.12.2014 keşide tarihli... seri numaralı, 1.000.000 TL bedelli çeki dava dışı ... A.Ş. yetkililerine teslim ettiğini ancak, çeklerin teslim edilmesine karşın müvekkili ...'ya finansal destek sağlanmadığını, bu çeklerin yine ... A.Ş. yetkililerinin yetkilisi bulunduğu ... A.Ş  üzerinden ciro edilerek davalı...Ltd. Şti.'ne devredildiğini, bu şirketin de çekleri faktoring işlemine konu ederek ... A.Ş.'ne verdiğini, faktoring işleminin usulüne uygun yapılmadığını ve gerçek bir işlem olmadığını ileri sürerek dava konusu çekler yönünden ve bu çeklerin bir kısmını konu alan ...,... ve bunlarla bağlantılı olan... sayılı dosyaları yönünden müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine ve davalıların kötüniyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Birleşen davacı ...,  dava  ve 28/12/2020 tarihli açıklama dilekçeleri ile dava konusu üç ayrı çekten  ötürü tüm davalılara ve ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibinden ötürü davalı ... Şirketi'ne borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Birleşen davacı ...,   dava  ve 28/12/2020 tarihli açıklama dilekçeleri ile dava konusu üç ayrı çekten  ötürü tüm davalılara borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.Mahkemece  birleşen davalı ... Şirketi yönünden açılan davanın bu dosyadan tefrikine karar verilmiştir. Mahkemece bilirkişi incelemesi birleştirme kararından önce yaptırtılmıştır. 22/11/2017 tarihli muhasebe bilirkişisine ait raporda özetle; ; incelenen davacı şirkete ait 2014 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırılmış olduğu, bu anlamda ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, davaya konu edilen çeklerin, şirket çeki olmasına rağmen ticari defterlerde kayıtlı olmadıkları, bu anlamda şirket çeklerinin kayıt dışı kullanıldığı, davalı... vekilinden, yerinde inceleme yetkisi çerçevesinde 2014 yılına ait ticari defterlerini ibraz etmesi istenmiş ise de rapor tarihine kadar ticari defterler ibraz edilmediğinden, davalı ... Şti. ticari defterleri üzerinde, davaya konu çekler yönünden herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılamadığı, davaya konu çek asılları bulunmadığından, davalılardan ... şirketinden incelemeye sunulması talep edilen çek suretlerinde, davaya konu her üç çekin arkasındaki ciro silsilesinde sırayla ...,...A.Ş. ve .... Şti. unvan, kaşe ve imzalarının mevcut olduğu, davalı ... tarafından dava dosyasına dava konusu çeklerin factoring hizmetine konu edilmesine ilişkin belgelerin sunulduğu, anılan belgelere göre, davaya konu çeklerin, fatura alacağının temlikine dayalı olarak davalı .... Şti. den alınarak faktöring hizmetine konu edildiği sonuç ve kanaati\" belirtilmiştir.Dava konusu; 30/12/2014 tarihli ve 1.000.000,00-TL bedelli çekin, keşidecisinin davacı, lehdarının ... olduğu, ... ve ...'ın aynı zamanda çek için aval verdikleri, çekin lehdar tarafından ... Şirketine ciro edildiği, bu şirket tarafından ... Şirketi'ne, ... Şirketi tarafından ise ... Şirketi'ne ciro edildiği;Dava dilekçesi ekinde mevcut, 30/05/2014 tarihli protokol de; ... Şirketi'nin alacaklı; ... Şirketi'nin borçlu, ... Şirketi (yetkilisinin birleşen davada davacı ... olduğu anlaşılmaktadır) ile ...'in kefil sıfatıyla protokole imza attıkları, protokol ile faktoring müşterisi ... Şirketi'nin ... Şirketi'ne, protokolde vadeleri  belirtilen ve dava konusunu da oluşturan toplam 2.000.000,00-TL bedelli üç adet çekten doğan borcunu  teminen ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde 30/05/2014 tarihinde 3.000.000,00-TL limitle iptek tesis edildiğinin,  çeklerin vadesinde ödenmemesi halinde ipoteğin paraya çevrileceğinin, çeklerin vadesinde ödenmesi halinde ipoteğin terkin edileceğinin   kararlaştırıldığı ve imza altına alındığı  anlaşılmıştır. ... Şirketi ile ... Şirketi arasında yapılan 06/06/2014 tarihli Faktoring Sözleşmesine  istinaden ... Şirketi'nin hakkında davanın tefrikine karar verilen...A.Ş.'den olan faturaya dayalı alacaklarını  ve faturaya istinaden ciro yoluyla devraldığı dava konusu üç adet çeki ... Şirketi'ne temlik ettiği görülmüştür....sayılı takip dosyasında; ... A.Ş tarafından ... ve ... Şirketi aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı, ...'in maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde; az yukarıda belirtilen 30/05/2014 tarihli protokole konu çeklerden doğan borcun ve bu protokole müteselsil kefil sıfatıyla imza atan ...'in kefaletinden doğan borcun teminatı olarak ... lehine 3.000.000,00-TL limitli ipotek tesis edildiği görülmüştür. ... sayılı takip dosyasında; alacaklı ... tarafından; ... şirketi, ..., ...,..., ..., ... Şirketi ve ... Şirketi aleyhine 31/10/2014 keşide tarihli 500.000,00-TL bedelleri çeke dayalı olarak 14/11/2014 tarihinde kambiyo takibi başlatılmıştır. 2014/33047 Esas sayılı icra dosyasının dayanağı, 31/10/2014 tarihli ve 500.000,00-TL bedelli çekin keşidecisinin davacı ...Şirketi, lehdarının ... olduğu, ..., ... ve ...'in aynı zamanda çek için aval verdikleri, çekin lehdar tarafından ... Şirketine ciro edildiği, bu şirket tarafından ... Şirketi'ne, ... Şirketi tarafından ise ... Şirketi'ne ciro edildiği anlaşılmıştır. ... (Eski no ...) sayılı takip dosyasında; ... tarafından; ... şirketi, ..., ..., ... Yatırım Şirketi ve ... Şirketi aleyhine 30/11/2014 keşide tarihli 500.000,00-TL bedelleri çeke dayalı olarak 08/12/2014 tarihinde kambiyo takibi başlatılmıştır ... Esas sayılı icra dosyasının dayanağı 30/11/2014 tarihli ve 500.000,00-TL bedelli çekin keşidecisinin davacı ...Şirketi, lehdarının ... olduğu, ... ve ...'ın aynı zamanda çek için aval verdikleri, çekin lehdar tarafından ... Şirketine ciro edildiği, bu şirket tarafından ... Şirketi'ne, ... Şirketi tarafından ise ... Şirketi'ne ciro edildiği, bu çekte ...'in aval veren olarak isim ve  imzasının bulunmadığı görülmüştür.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;30/05/2014 tarihli protokolde; ... Şirketi'nin alacaklı; ... Şirketi'nin borçlu olduğu, ... Şirketi ile ...'in kefil sıfatıyla protokole imza attıkları, protokol ile faktoring müşterisi ... Şirketi'nin ... Şirketi'ne, protokolde vadeleri  belirtilen  dava konusunu da oluşturan toplam 2.000.000,00-TL bedelli üç adet çekten doğan borcunu  teminen ...'ın maliki olduğu taşınmaz üzerinde 30/05/2014 tarihinde 3.000.000,00-TL limitle iptek tesis edildiğinin,  çeklerin vadesinde ödenmemesi halinde ipoteğin paraya çevrileceğinin, çeklerin vadesinde ödenmesi halinde ipoteğin terkin edileceğinin kararlaştırıldığı ve imza altına alındığı, protokolü ...Şirketi adına yetkilisi sıfatıyla ...'nın imzaladığı, protokolün taraflar yönünden bağlayacağı  olduğu anlaşılmıştır.Asıl ve birleşen davada davacılar ... Şirketi ve ... vekilince, çeklerin bedelsiz olduğu ve davalı ... Şirketi tarafından gerçekte var olmayan bir alacağın satın alınarak, ... ve ... Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet esasları hakkındaki yönetmeliğin şirketlerin yapamayacakları iş ve işlemler başlıklı 22. Madde hükmüne açıkça aykırı şekilde işlem gerçekleştiğini, çeklerin ciro silsilesinde yer alan ... Şirketi arasında organik bağ bulunduğunu, aralarında düzenlenen faturanın gerçek bir ticari ilişkiye dayanmadığını  ileri sürdükleri anlaşılmıştır. Çeklerde davacı şirketin keşideci, şirket yetkilisi ...'nın çek lehtarı ve aval veren olduğu, TTK 702/2 maddesi gereğince aval verenin, şekle ait noksanlıklar dışında kalan defi ve itirazları hamile karşı ileri süremeyeceği gibi, 30/05/2014 tarihli protokolü kefil sıfatıyla şirket adına imzaladığı, faktoring işleminden haberdar olduğu, protokol sırasında  ... Şirketi'ne karşı ileri sürmediği defileri menfi tespit davası açarak ileri sürmesinin  MK 2. Madde de düzenlenen iyi niyet ve TTK 18/2. Madde de düzenlenen basiretli tacir ilkesine aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği ve dinlenemeyeceği, bedelsizlik iddiasının da HMK 201. Madde gereğince yazılı delil ile ispatı gerekirken ispatlanamadığı kanaatine varılmış, mahkemece asıl davada ... Şirketi, birleşen davada ... hakkında kambiyo senetlerinden dolayı davalı ... A.Ş.'ye karşı menfi tespit davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı kanaatiyle,  davalılar vekillerinin asıl davada ... Şirketi ve birleşen  davada davacılar ... ve ... Şirketine karşı yönelttikleri istinaf başvurularının kabulü gerekmiştir. Asıl davada davacı ...Şirketinin, İpotekli takipte borçlu sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla,  ipotekli takibe yönelik menfi tespit davasında, mahkemece davacı ... A.Ş  şirketinin borçlu sıfatı bulunmadığından davanın aktif husumet yokluğundan reddine dair verilen karar ise yerinde olup, ... Şirketinin aksi yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmamıştır.Birleşen dava yönünden yapılan incelemede;Birleşen davada davacı ... ve ... Şirketi vekilinin, çeklerin müvekkiline finansman sağlanması için dava dışı ... yetkilisi ... ve ...'a verildiğini, onların da yetkilisi oldukları ... A.Ş. Ve ciro ile ... Şirketine devrettiğini ve faktoring işlemine tabi tuttuğunu, müvekkiline finansal destek sağlanmadığını ileri sürdükleri anlaşılmış, birleşen davada ... şirketinin çeklere dayalı menfi tespit davasının derdestlikten red kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmıştır.Birleşen davada davacı ...'nın çeklerin bedelsizliğine yönelik iddiasının yazılı delil ile ispatı gerektiği, çeklerin davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı ... Şirketinin defterlerini ibraz etmediği, davalı ... Şirketinin ise tasfiye edilmesi nedeniyle davadan tefrik edildiği, davacıların bedelsizlik iddiasını HMK 201. Madde gereğince yazılı delil ile ispatı gerektiği ancak ispatlayamadığı anlaşılmış, yukarıdaki paragrafta faktoring işleminin usulsüzlüğüne yönelik  gerekçelerle de, asıl ve birleşen  davada davacı ... ve ... Şirketi'nin çeklerden kaynaklanan davasına yönelik davalı vekillerinin istinaf başvurularının kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır.Birleşen davada davacılar ... ve ... Şirketi'nin ipotek borçlusu olmadıkları, takibin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip olduğu anlaşılmakla, birleşen davada ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip nedeniyle davacıların borçlu olmadığının tespitine ilişkin karar usul ve yasaya uygun olmakla, davacılar ... ve ... Şirketi'nin ... sayılı icra dosyasına yönelik istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Birleşen davada ...'in... sayılı icra dosyasına konu, 31/10/2024 tarihli çekte avalist olduğu,TTK 702/2 aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir hükmü gereğince, takibe konu 31/10/2014 tanzim tarihli ... sayılı 500.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu bulunmadığının tespiti davasının reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygundur. Bununla birlikte davacı ...'in dava konusu olan ancak icra takibine konu edilmeyen 30/12/2014 tarihli 1.000.000,00 TL bedelli çekte, keşideci yada ciranta olmadığı, aval veren sıfatıyla imzasının bulunmadığı anlaşılmakla, bu çekten dolayı menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından, bu çekle ilgili davanın usulden reddi kararı yerinde olmuştur. Birleşen davada ...'in ... sayılı icra dosyasına konu, 31/11/2024 tarihli 500.000,00 TL bedelli çekte keşideci yada ciranta olmadığı, aval veren sıfatıyla imzasının bulunmadığı anlaşılıyorsa da, icra dosyasında borçlu olarak gösterilmesi nedeniyle ,bu çekten dolayı menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğundan, mahkemece bu çeke yönelik davanın usulden reddine karar verilmesi yerinde olmayıp, davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, bu çekten dolayı davanın kabulü gerekmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar dikkate alındığında; asıl ve birleşen davada davacı ...A.Ş ve birleşen davada davacı ...'nın istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı ... A.Ş.' şirketinin istinaf başvurusunun asıl davada kabulüne, birleşen davada kısmen kabulüne,  ve  Birleşen davada davacı ...'ın istinaf  başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince KISMEN  kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuş, Dairemizce yeniden hüküm kurulmakla, ... Şirketinin vekalet ücretine yönelik istinaf sebebi incelenmemiş, ancak davacılar ve davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu anlaşılmakla, vekalet ücretine hükmedilirken haklılık durumuna göre, kendisini vekil ile temsil ettiren her bir davacı ve davalı  yönünden  ayrı değerlendirme yapılmıştır.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Asıl ve Birleşen davada davacı ... A.Ş. Ve  birleşen davada davacı ...'nın istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,- Davalı ... A.Ş. şirketinin istinaf başvurusunun asıl davada kabulüne birleşen davada kısmen kabulüne, - Birleşen davada davacı ...'ın istinaf  başvurusunun  KISMEN  kabulüne2- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/12/2021 tarih, 2016/145 E., 2021/900 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- I) ASIL DAVADA;-Davacının, davalılar ... A.Ş.'ye karşı açtığı, dava konusu çeklere yönelik menfi tespit davasının REDDİNE,-Davacının davalı ... A.Ş.'ye karşı açtığı;...sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip dosyasında bu davalıya borçlu olunmadığının tespiti talebinin, davacının anılan dosyada taraf olmadığı, davacı aleyhine bu dosya ile başlatılmış bir takip bulunmadığı anlaşılmakla; 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-h ve 115/2 fıkraları uyarınca hukuki yarar yokluğundan USULDEN REDDİNE, -Davacı tarafından davalı ... Ltd. Şti'ne karşı açılan davanın REDDİNE, - Davalıların İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin REDDİNE, <br>II)BİRLEŞEN DAVADA:1-Davacı ... A.Ş.tarafından davalılar ... A.Ş. Ve ... Şti.'ne karşı çeklere dayalı olarak açılan  menfi tespit davasının 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-ı ve 115/2 fıkraları uyarınca derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,2-Davacı ...'in davalı  ... A.Ş.'ye karşı açtığı davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,2/a-Davacı ...'in davalı ... (Eski no ...) sayılı takip dosyasından  ve icra takibine konu 30/11/2014 tarihli 500.000,00 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, 2/b- Davacı ...'in davalıya  davaya konu 30/12/2014 tarihli ve 1.000.000,00-TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine 2/c-Aşan istemin reddine,2/ç-Davacı ...'ın ... Şirketi'ne karşı açtığı davada;2/aa-... sayılı icra takibine konu 31/10/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, 0328103 seri numaralı çek yönünden menfi tespit davasının REDDİNE, 2/bb- 30/11/2014 keşide tarihli, 500.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı ve  30/12/2014 keşide tarihli, 1.000.000,00-TL bedelli, ... seri numaralı çekler yönünden; davacının bu çekler üzerinde kambiyo borçlusu sıfatıyla isim ve imzasının bulunmadığı ve davalı ... Şirketi tarafından  da bu iki çeke dayalı olarak davacıya başvurulmuş olmadığı anlaşılmakla; 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-h ve 115/2 fıkraları uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle  USULDEN REDDİNE,3- Davacı ...'nın  davalılar  ... A.Ş. ve ... Şirketi'ne  karşı açtığı davanın REDDİNE, - Davalı ... A.Ş.'nin kötü niyeti ıspatlanamadığından, Davalı ... Şirketi tarafından da davacılar aleyhine başlatılmış bir takip bulunmadığından, İİK'nun 72/5 fıkrası uyarınca davacıların kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,- Davalıların İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca yasal koşulları oluşmayan tazminat taleplerinin REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;I) ASIL DAVADA;4-I/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcının peşin alınan 20.492,75‬ TL'den mahsubu  ile fazladan yatan 19.877,35‬ TL harcın talep halinde yatıran davacıya iadesine,4-I/b-Davacının ... A.Ş.'ye ve ... Ltd. Şti'ye karşı açtığı menfi tespit davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 280.000,00-TL nispi vekalet ücretinin (red sebebi ortak olması sebebi ile tek) davacıdan alınarak davalılar ... A.Ş ve  ... Ltd. Şti'ye verilmesine, 4-I/c-Davacının ... A.Ş.'ye karşı açtığı menfi tespit davasında usulden reddedilen talep yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak,  davalı ... A.Ş.'ye verilmesine,4-I/ç-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-I/d-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,II)BİRLEŞEN DAVADA:4-II/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken davacı ... Şirketinin davasının usulden reddi nedeniyle 615,40 TL maktu harç, davacı ...'nın davasının reddi nedeniyle alınması gereken 615,40 TL maktu harç ile davacı ... tarafından açılan menfi tespit davasının kısmen kabulü nedeniyle alınması gereken  102.465,00 TL nispi karar harcı olmak üzere toplam 103.695,80 TL harçtan peşin alınan 34.155,00 TL'den mahsubu  ile bakiye 69.540,00 TL harcın, davalı ... Şirketinden tahsili ile Hazine'ye irat kaydına, 4-II/b-Davacı ...'in davalı ... Şirketi'ne karşı açtığı menfi tespit davasında davanın kabul edilen kısmı yönünden; 222.000,00 TL nispi vekalet ücretinin, davalı ... Şirketi'nden tahsil edilerek davacıya ödenmesine,4-II/c-Davanın red edilen kısmı yönünden ( ... sayılı dosyasına konu 500.000 TL bedelli çek ve ... sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip alacağı 2.052.376,84 TL) üzerinden,  karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 340.761,00-TL nispi vekalet ücretinin davacı ...'dan alınarak davalı ... A.Ş.'ye verilmesine, 4-II/ç-Davacı ...'in  ... Ltd. Şti'ye karşı açtığı menfi tespit davasında usulden reddedilen talep yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Ltd. Şti'ne verilmesine, 4-II/d-Davacı ...'in  ... Ltd. Şti'ye karşı açtığı menfi tespit davasında esastan reddedilen talep yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan  79.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Şti'ne verilmesine, 4-II/e-Davacı ...'nın davalı ... Şirketi'ne ve  ... Lt. Ştiye karşı açtığı dava konusu çeklere dayalı menfi tespit davası yönünden; karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 280.000,00-TL nispi vekalet ücretinin( (red sebebi ortak olması sebebi ile tek)  davacı ...'dan alınarak davalı ... A.Ş. Ve  .... Lt. Şirketine verilmesine,4-II/f-Davacı  ... A.Ş.tarafından davalılar ... A.Ş. Ve ... Şti.'ne karşı açılan ve derdestlik nedeniyle usulden reddedilen menfi tespit davası yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin bu davacıdan alınarak (red sebebi ortak olması sebebi ile tek) davalılar .... Lt. Şti ile   ... A.Ş.ye verilmesine, 4-II/h-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-II/ı-HMK 333.maddesi gereğince yatırılan gider avansından bakiye avansın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,4-II/i-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu bakiye 556,1‬0 TL harcın davacılar ... A.Ş. ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı ... tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı ... A.Ş. tarafından yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/ç-İstinaf yargılaması için davacı ... tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 155,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 375,7‬0 TL'nin davalılardan tahsiliyle davacı ...'a verilmesine,5/d-İstinaf yargılaması için davalı ... A.Ş. tarafından yapılan 220,70 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 87,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 307,70 TL'nin davacılardan tahsiliyle davalı faktoring şirketine verilmesine,5/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"02a6113a927f22a0","SID":"2c62beb3bb9a440d"}}