{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2022/1810 Esas  - 2025/376 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2022/1810  <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2025/376<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 10/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/5 Esas  2022/93 Karar<br><br><br>DAVA\t:  İtrazın İptali<br>DAVA TARİHİ\t: 05/01/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 10/04/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 10/04/2025<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine  ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen karara karşı, davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı; dava dışı asıl borçlu ... Ltd Şti firması ile arasında akdedilen kredi sözleşmeleri uyarınca, asıl borçluya krediler kullandırıldığını, davalılar ... ve ...'ın ise, söz konusu sözleşmeleri müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi geri ödemelerinin zamanında yerine getirilmemesi üzerine asıl borçlu ve müşterek borçlu müteselsil kefillere, Beşiktaş 17. Noterliği’nin 25/01/2019 tarih ve 13821 yevmiye numaralı kat ihtarnamesi keşide edilerek uygun bir mehil verildiğini, ihtarnamede belirtilen borcun verilen süre içinde ödenmemesi üzerine davalıların temerrüde düştüğünü, asıl borçlu ve tüm kefiller hakkında Ankara 20. İcra Müdürlüğü’nün 2020/4131 esas sırasında ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı kefillerin takibe haksız itiraz ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıların icra takibine haksız itirazlarının iptali ile davalılar yönünden takibin 2.312.563,13-TL üzerinden tüm ferileri ile birlikte devamına, davalıların  %20’ den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.   <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı ...; davaya konu takibin yetkili icra dairesinde açılmadığını, usulden reddi gerektiğini, davacı bankanın dayandığı tüm sözleşme hükümlerinin genel işlem koşulu olduğunu, davaya dayanak kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesinin usule ve yasalara aykırı olduğunu, azami sorumluluk miktarı, kefalet tarihi, el yazısı, eş rızası gibi kanunda kefalet için aranan şartların bulunmadığını, böyle bir  borcu bulunmadığını, icra takibine konu edilen faiz alacağının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ...; kefili olduğu 06/07/2012 tarihli kredi ile 14/04/2015 tarihli kredi nedeniyle kefaleti bulunduğunu, kefalet konusu borçların davacıya ödendiğini, takibe dayanak kredi sözleşmesinde kefaleti bulunmadığını, 14/04/2015 tarihli kredi sözleşmesine istinaden alınan kefalet sözleşmesinin, 26/05/2017 tarihli kredi sözleşmesinde kullanılamayacağını, sorumlu olacağı düşünülse dahi sorumluluğunun 1.250.000-TL limite kadar olduğunu, temerrüt faizinin denetlenemediğini belirterek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Ltd.Şti  arasında imzalanan ve davalıların müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesine istinaden 2016 tarihinde açılarak kullandırılan 3 ayrı taksitli ticari kredi nedeniyle dava dışı asıl borçlu yanında müteselsil kefil davalıların, ödenmeyen kredi borcundan kefalet limiti oranında ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumlu oldukları, sözleşme hükümleri nazara alınarak bilirkişi tarafından ek raporda yapılan hesaplama neticesinde takibe konu 3 ayrı taksitli ticari krediden kaynaklanan ve ödenmeyen davacı banka alacağına ilişkin açılan davanın kısmen kabulüne, aynı genel kredi sözleşmesine dayalı olarak asıl borçlu hakkında başlatılan ipotek takibi nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak üzere kabul edilen alacak tutarı üzerinden takibin devamına, yargılama aşamasında davacı vekilinin feragat yetkisine dayalı feragat edilen 681.002,70-TL yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacının kanıtlanamayan 1.447.311,17-TL yönünden fazlaya ilişkin talebinin reddine, ipotek takibinde dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın icra müdürlüğünce infaz aşamasında nazara alınmasına, alacak likid bulunduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; \" Davanın kısmen kabulü ile Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2020/4131 esas sayılı takibe davalıların itirazının 130.318,50-TL asıl alacak, 47.471,64-TL işlemiş temerrüt faizi, 2.373,58-TL BSMV, 4.085,54-TL masraf olmak üzere toplam 184.249,26-TL üzerinden iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağın 46.767,07-TL'sine %25,20 oranında, 83.551,43-TL'sine %26,64 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle ve yine Ankara Garimenkul İcra Müdürlüğünün 2020/714 esas sayılı takibi nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibin devamına, Davacının 681.002,70-TL dava değerine ilişkin vaki feragat nedeniyle talebin reddine, Davacının 1.447.311,17-TL dava değeri yönünden fazlaya ilişkin talebinin reddine, %20 icra inkar tazminatı olan 36.849,85-TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Takibin kötü niyetle yapıldığı kanıtlanamadığından davalıların kötü niyet tazminat talebinin reddine, Ankara Garimenkul İcra Müdürlüğünün 2020/714 esas sayılı takip dosyasında dava tarihinden sonra 15.09.2021 tarihinde yapılan toplam 890.000-TL tahsilatın icra müdürlüğünce infaz aşamasında nazara alınmasına, \" ilişkin karar verilmiş, karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda tespit edilen temerrüt faiz oranlarının hatalı olduğunu, temerrüt faizinin, bankaca TCMB'ye bildirilen cari akdi faiz oranının % 100 fazlası olması gerekirken hesaplamada % 50 oranın esas alınmasının hatalı olduğunu, böylece faiz hesabı ile buna bağlı BSMV hesabının hatalı yapıldığını, kat ihtarında yer alan % 57 temerrüt faiz oranına davalıların itiraz etmediğini ileri sürmüştür.  <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik başlatılan takibe karşı vaki  itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>Hemen belirtmek gerekirse Ankara 20.İcra Müdürlüğü'nün 2020/4131 esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklı ... Bankası A.Ş. tarafından, borçlular ... Ltd.Şti, ..., ..., ..., ... ve ... hakkında başlatılan ilamsız takipte davalı kefiller yönünden, 1.896.520,04-TL asıl alacak, 1.503.389,04-TL işlemiş temerrüt faizi, 75.169,45-TL BSMV, 4.085,54-TL masraf olmak üzere toplam 3.479.164,07-TL alacak talebi  yönünden,  Gayrimenkul Satış (34) İcra Müdürlüğü'nün 2020/714 esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrür edilmemesi istemiyle başlatılan ilamsız takibe davalı borçluların süresinde itiraz ettikleri, borçluların itirazları ile duran takibe karşı yasal 1 yıllık süre içinde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Davacı vekilinin, vekaletnamedeki yetkisine dayalı olarak 01/06/2021 tarihli kısmi feragat dilekçesinde; davalıların sorumlu oldukları tutarın, 888.793,42-TL asıl alacak 703.506,18-TL işlemiş temerrüt faizi, 35.175,29-TL BSMV ve 4.085,54-TL masraf olmak üzere toplam 1.631.560,43-TL olduğunun tespit edildiğini belirterek davanın, 681.002,70-TL'lik kısmı yönünden davadan feragat ettiklerini bildirdiği görülmüş, mahkemece, bu kısım yönünden davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin karar verilmiştir.<br>Ankara Garimenkul Satış İcra Dairesinin 2020/714 esas sayılı takip dosyası örneğinin incelenmesinde; alacaklı ... Bankası A.Ş. tarafından, borçlular ... Ltd.Şti. İle ... hakkında 1.700.000-TL alacak talebi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, ipotekli taşınmazların, 15/09/2021 tarihinde toplam 890.000-TL üzerinden satışının yapıldığı tespit edilmiş, mahkemece, bu tahsilatın icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınması gerektiğine yönelik karar verilmesi yerinde görülmüştür.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 586. Maddesi; “ Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.” hükmüne haiz olup bu yasal düzenlemede, kefilin takip edilebilmesi, asıl borçluya ihtar gönderilip sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması şartlarına bağlanmış bulunmaktadır.<br>Dava konusu kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 589/1.maddesi gereği kefil, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçlarından sorumludur. Kefil asıl borçlunun, asıl borcu ile temerrüt faizi borcundan kefalet limiti kadar sorumludur. Ancak kendi temerrüdü oluştu ise bu aşamadan sonra limit ile sınırlı olmaksızın kendi sorumluluğu başlar. Kefil, takipten önce temerrüde düşürülmemişse hesap kat tarihinden takip tarihine kadar işleyen akdi faizden limiti dahilinde sorumlu olur.Temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliği şarttır.<br>Davacı ... Bankası A.Ş. ile dava dışı asıl borçlu ... Ltd.Şti. arasında; Genel Kredi ve Teminat Sözleşmeleri (06/08/2010, 06/07/2012, 14/04/2015 ve 26/05/2017 tarihli) akdedildiği, davalı ...'ın, 06/08/2010, 06/07/2012 ve 14/04/2015 tarihli sözleşmelerde, davalı ...'nin ise, 06/07/2012 ve 14/04/2015 tarihli sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatı ile kefaletleri bulunduğu, davalı ... ile ...'nin, kefalet türünün el yazısı ile “müteselsil” olarak belirtildiği, kefalet tarihinin ve kefalet tutarının da el yazısı ile yazıldığı, TBK hükümlerine göre davalıların kefaletlerinin geçerli olduğu, davalıların, asıl borçlu şirketin ortakları oldukları, eş rızası aranmayacağı anlaşılmaktadır.  <br>Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında en son 26/05/2017 tarihli GKS'nin imzalandığı, Taksitli kredilerin bir kısmının (3 adet) 26/05/2017 tarihinden önce açılarak dava dışı şirkete kullandırıldığı, diğer bütün kredilerin ise 26/05/2017 tarihinden sonra açılarak kullandırıldığı, ne var ki dava dışı asıl borçlu şirkete en son 26/05/2017 tarihinde kullandırılan GKS'de davalıların, kefalet imzalarının ve kefaletlerinin bulunmadığı, bu duruma göre, davalıların, 26/05/2017 tarihinden sonra açılan ve kullandırılan kredilerden sorumlu tutulmalarının mümkün olmadığı, sorumluluklarının 26/05/2017 tarihinden önce açılarak dava dışı şirkete kullandırılan 3 adet ( 06/08/2010, 06/07/2012 ve 14/04/2015 tarihli sözleşmeler) sözleşmeyle sınırlı olacağı anlaşılmaktadır.<br>Davacı bankanın ... şubesinde bankacı bilirkişi marifetiyle yapılan incelemelerden; K9000103 Hesap numaralı, 22/06/2016 tarihli, 100.000-TL tutarlı kullandırılan ve 23.762,77-TL ana para bakiyeli Taksitli kredi de uygulanan akdi faiz oranının % 16,80; K9000105 Hesap numaralı, 24/06/2016 tarihli, 90.000-TL tutarlı kullandırılan ve 21.386,54-TL ana para bakiyeli Taksitli kredi de uygulanan akdi faiz oranının % 16,80; K9000112 Hesap numaralı, 23/11/2016 tarihli, 210.000-TL tutarlı kullandırılan ve 81.011,79-TL ana para bakiyeli Taksitli kredi de uygulanan akdi faiz oranının % 17,76 şeklinde olduğunun, bu taksitli kredilerin 26/05/2017 tarihinden önce açılarak kullandırıldığının, diğer bütün kredilerin ise 26/05/2017 tarihinden sonra açılarak kullandırıldığı anlaşılmaktadır.<br>Dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin zamanında yapılmaması üzerine, asıl borçlu ve müşterek borçlu müteselsil kefillere, Beşiktaş 17. Noterliğinden 25/01/2019 tarih ve 13821 Yevmiye Numarası ile kat ihtarnamesi keşide edildiği, ihtarnamede ... Ltd. Şti.'ne kullandırılan krediler nedeniyle 23/01/2019 tarihi itibariyle 1.832.105,45-TL nakdi alacağın bulunduğu belirtilerek bu tutarın 1 günlük süre içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin 29/01/2019 tarihinde davalı kefil ...'a,  yine 29/01/2019 tarihinde davalı kefil ... ve dava dışı asıl borçlu şirkete tebliğ edildiği, verilen süre içinde borcun ödenmemesi ile borçluların temerrütlerinin 31/01/2019 tarihi itibariyle gerçekleştiği anlaşılmıştır.<br>Mahkemece, tüm dosya kapsamı ile gerektiğinde davacı banka şubesi kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve ek raporda özetle; \" Davacı banka ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında sözleşmeler imzalandığı, davalı ...”ın 06.08.2010, 06.07.2012 ve 14.04.2015 tarihli sözleşmelerde davalı ...'nin ise 06.07.2012 ve 14.04.2015 tarihli sözleşmelerde kefalet imzalarının mevcut olduğu, söz konusu kefaletlerin TBK hükümlerine uygun şekilde tesis edildiği, dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin zamanında yapılmaması nedeniyle asıl borçlu ve müşterek borçlu müteselsil kefillere Beşiktaş 17. Noterliğinden 25.01.2019 Tarih ve 13821 Yevmiye Numarası ile kat ihtarnamesi keşide edildiği, ihtarnamede ... Ltd. Şti.'ne kullandırılan krediler nedeniyle 23.01.2019 itibariyle 1.832.105,45 TL nakdi borcun bulunduğu belirtilerek bu tutarın 1 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarnamenin 29.01.2019 tarihinde ...'ın adresine ulaştığı yine 29.01.2019 tarihinde ... ve asıl borçlu şirkete tebliğ edildiği, davalı ...'ın 06.08.2010, 06.07.2012 ve 14.04.2015 tarihli sözleşmelerde davalı ...'nin ise 06.07.2012 ve 14.04.2015 tarihli sözleşmelerde kefalet imzaları mevcut olduğu, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında son olarak 26.05.2017 tarihli sözleşme imzalanmış olduğu, davalıların bu sözleşmede kefalet imzaları bulunmadığını, taksitli kredilerin 26.05.2017 tarihinden önce açılarak kullandırıldığı, diğer bütün kredilerin ise 26.05.2017 tarihinden sonra açıldığı ve kullandırıldığı, kredili mevduat hesabının 27.02.2007 tarihinde açıldığı ve asıl borçlu firmaya kullandırılmaya başlandığı, lakin bu kredinin 26.05.2017 tarihinden sonra birçok kez sıfırlandığı ve tekrar kredi kullandırıldığı da görüldüğü, kredili mevduat hesabından kaynaklanan banka alacağından da davalıların sorumlu tutulamayacağı kanaatine ulaşıldığı, davacı banka tarafından yayınlanan faiz oranları konulu 05/11/2018 tarihli genelgede sözleşmede yer alan %100 fazlası şeklindeki ibarenin %50 fazlası şeklinde değiştirildiği, davacı bankanın ... şubesinde yapılan incelemelerde davalıların sorumlu oldukları kredilerin akdi faiz oranlarının %16,80 ve %17,76 şeklinde olduğu, kredilerin kat tarihi 23.01.2019  ihtarnamenin davalılara ve asıl borçluya tebliğ tarihi 29.01.2019 ödeme için verilen süre 1 gün olduğu, bu duruma göre, 31.01.2019 (Pazartesi) gününden başlamak üzere davalıların temerrüt hali oluşmakta ve bu tarihten başlamak üzere temerrüt faizi hesaplanması gerektiği, takip tarihi ise 16.06.2020 tarihi olduğu, takip tarihi itibariyle davacı bankanın davalılardan talep edebileceği tutarın 130.318,50 TL asıl alacak, 47.471,64 TL  temerrüt faizi, 2.373,58 TL BSMV, 4.085,54 TL  masraf olmak üzere toplam 184.249.26 TL olduğu\" hususları bildirilmiş, mahkemece hükme ve denetime elverişli bulanan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin yazılı olduğu üzere karar verilmiştir.<br> Taraflar arasındaki sözleşmede “Banka alacağına, muacceliyet tarihinden temerrüt tarihine kadar aynı tür TL krediler için TCMB’ye bildirilen cari akdi faiz oranı, temerrütten itibaren ise bu oranın %100 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağı” şeklinde düzenleme bulunmakta ise de; davacı Banka tarafından yayınlanan Faiz Oranları Konulu 05/11/2018 tarihli Genelgede, sözleşmede yer alan “% 100 fazlası” şeklindeki ibarenin “% 50 fazlası” şeklinde değiştirildiği anlaşılmaktadır. Bankalarca, TCMB’ye bildirilen temerrüt tarihindeki faiz oranları yerine yine bildirilen ve fiilen uygulanan  oranlar üzerinden Yargıtay ve Dairemiz uygulamaları dikkate alınarak temerrüt faizinin, banka kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile fiilen uygulanan faiz oranı üzerinden belirlenmesi gerekmektedir. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/12/2023 tarih 2022/3534 Esas 2023/7327 Karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince, davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının, davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerektiği açıktır.<br>   Bilirkişi raporundaki tespitlere göre, davacı banka tarafından, TCMB’ye bildirilen en yüksek akdi faiz oranı olan % 38 oranı esas alınıp bu oranın % 50 fazlası olan % 57 oranında temerrüt faizi talep edilmiş olması dikkate alındığında; davacı bankanın, temerrüt faiz oranının, cari akdi faiz oranının \" % 100 fazlası\" olması gerektiği, bu oranının \" % 50 fazlası\" olarak kabulüyle, eksik alacağa hükmedilmesinin hatalı olduğu yönünde ki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Temerrüt faiz oranının daha fazla olduğunun davacı banka tarafından ispatlanamamış olması gözetildiğinde buna ilişkin istinaf sebebi red edilmiştir. Davalılar tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporu kapsamında tespit edilen söz konusu kredilere uygulanan akdi faiz oranlarının %16,80 ve %17,76 şeklinde olduğunun kabulüyle, fiili faiz oranı belirlenmeyerek az yukarıda belirtilen ilke ve uygulamalara aykırı olarak yapılan hesaplamalara dayalı temerrüt faiz oranlarının tespitine ilişkin karar verilmiş olması hususunun da istinaf istemine konu edilmemiş olması nedeniyle eleştirilmekle getirilmiştir.<br>Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, bilirkişi raporu kapsamı göz önünde bulundurularak davalı kefillerin sorumlu oldukları tespit edilen ve davacı banka ile davalı dava dışı asıl borçlu ... Ltd.Şti. arasında imzalanarak 26/05/2017 tarihinden önce açılarak dava dışı şirkete kullandırılan 06/08/2010, 06/07/2012 ve 14/04/2015 tarihli genel kredi sözleşmelerine istinaden 3 ayrı taksitli ticari krediler nedeniyle dava dışı asıl borçlu yanında müteselsil kefil davalıların da ödenmeyen kredi borcundan, kefalet limiti oranında ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumlu olduklarının, aynı genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak asıl borçlu hakkında başlatılan ipotekli takip nedeniyle tahsilde tekerrür olmamak üzere kabul edilen alacak tutarı üzerinden takibin devamına, yargılama aşamasında davacı vekilinin vekaletnamesindeki feragat yetkisine dayalı olarak feragat edilen 681.002,70-TL'lik kısma ilişkin açılan davanın feragat nedeniyle reddine, davacı tarafından kanıtlanamayan 1.447.311,17-TL yönünden ise fazlaya ilişkin talebin reddine, ipotek takibinde dava tarihinden sonra yapılan tahsilatın icra müdürlüğünce infaz aşamasında nazara alınmasına ve icra inkar tazminatı takdirine ilişkin mahkeme kabulünde her hangi bir isabetsizlik bulunmaması,  Mahkemece, davacı bankada yerinde yaptırılacak inceleme ile Yargıtay ve Dairemiz uygulamaları uyarınca, banka tarafından benzer kredilere fiilen uygulanan en yüksek ticari kredi faiz oranın tespitiyle, uygulandığı tespit edilen bu faiz oranının, % 50 fazlası sözleşme hükmüne göre temerrüt faiz oranı olarak belirlenip bilirkişi raporunda usulünce hesaplamalar yaptırılmaması isabetsiz olmuş ise de, davalılar tarafından, bu hususta karşı istinaf istemi bulunmadığından ve davacı banka tarafından, uygulanması gereken temerrüt faiz oranının daha yüksek olduğu hususu da ispat edilmediğinden, yerinde görülmeyen davacının tüm istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden, davacı bankanın, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40-TL harçtan peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 537,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 10/04/2025 <br><br>Başkan-            Üye -                  Üye -              Zabıt Katibi -<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"fe9da8c9c46b007f","SID":"ad48b78b4931d08c"}}