{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2024/720 <br>KARAR NO\t: 2025/872<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 11/12/2023<br>NUMARASI: 2022/98 Esas 2023/1114 Karar<br>DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARARININ <br>VERİLDİĞİ TARİH:09/05/2025<br>YAZILDIĞI TARİH:09/05/2025 <br>KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2022/98 Esas 2023/1114 Kararsayılı kararına karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusu nedeniyle Dairemize gönderilmiş olmakla inceleme aşamasında dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde saat 15.30 sıralarında davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile Kayseri İli,... İlçesi, ... Mahallesi, ... Caddesi'ni takiben .... Sokak istikametinden gelip ... istikametine doğru seyir halinde iken .... sokak istikametinden gelip, .... cadde istikametine doğru seyreden davalı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sol yan kapı ve kaporta kısmına çarptığını, çarpışmanın etkisiyle ... plakalı aracın sola dağru ... plakalı araç ile sağa doğru savrulduğunu ve yolun sağındaki ... numaralı aydınlatma direğine sağ ön tarafından çarptığını, bu çarpma sonucunda sağ ön yolcu koltuğunda bulunan müteveffa ...'in kafasını aydınlatma direğine çarptığını ve çarpma sonucunda ...'in olay yerinde vefat ettiğini, Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/525 Esas ve 2021/681 Karar sayılı dosyası üzerinden mezkur kaza hadisesinden kaynaklı davalı ... ve davalı ... hakkında ceza yargılamasına başlandığını, hadiseden kaynaklı müteveffa ...'in yakınlarının büyük elem, acı ve ızdırap içerisinde olduklarını, müteveffanın beklenilmeyen ölümü sonucunda davacı yakınlarının uğradıkları maddi ve manevi zararlarının tazmininin gerektiğini, davalı taraflarla 01/11/2021 tarihinde müvekkillerinin maddi ve manevi tazminat taleplerinin tazmin edilmesi için arabuluculuk süreci başlatıldığını, ancak müzakereler sonucunda 10/12/2021 tarihli son oturumda görüşme sonunda karşı taraflarla anlaşılamadığını belirterek davanın kabulü ile davalılar, ..., ..., ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları maddi tazminat talepleri için müteveffanın annesi ... için 400,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 100,00-TL cenaze gideri, müteveffanın babası ... için 400,00-TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 100,00-TL cenaze gideri olmak üzere toplam 1.000,00-TL maddi tazminat ile davalılar ... ve  ...'in müşterek ve müteselsil sorumlu oldukları manevi tazminat talepleri için müteveffanın annesi ... için 250.000,00-TL, müteveffanın babası ... için 250.000,00-TL, müteveffanın her bir kardeşi için ayrı ayrı olmak üzere 80.000,00-TL olmak üzere toplam 900.000,00-TL manevi tazminat ve işlemiş/işleyecek yasal faiz taleplerinin kabulü ile yargılama giderleri, arabuluculuk masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemelerin yetkili olduğunu, müvekkili sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine, aktüer uzmanı tarafından yapılan hesaplama sonucu sigortalı araç sürücüsünün kusuru nispetinde, somut olayda ölümlü/yaralamalı trafik kazası tespit tutanağı bilgilerine göre müteveffa ...'in emniyet kemeri kullanıp kullanmadığı belirsiz olduğunu, uyuşmazlığa konu kazada müteveffanın müterafik kusuru bulunması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasının gerekli olduğunu, müteveffa kaza esnasında emniyet kemeri kullanmadığından müterafik kusur indirimi yapılarak müteveffanın annesi ve babası için toplam 141.615,70-TL destekten yoksun kalma tazminatı (anne için 77.166,00-TL, baba için 64.449,00-TL) tutarın davacı vekilinin hesabına 24/12/2021 tarihinde ödendiğini, müvekkili şirket tarafından aktüer uzmanına hesaplattırılan destekten yoksun kalma tazminatının davacılar vekili hesabına gönderilerek, müvekkili şirketin üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, müteveffanın eşi ...'in sigortalı aracın işleteni ve sürücüsü konumunda bulunduğundan müvekkili şirketten destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunamasa da destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken müteveffanın eşinin payının saklı tutulması gerektiğini, itirazları baki kalmak kaydıyla; davacıların talebine konu \"destekten yoksun kalma tazminatına\" ilişkin tazminat hesabının ZMS Sigortası Genel Şartları A.5/ç maddesi ve ekinde yer alan esaslara göre yapılması gerekmekte olduğunu, itirazları baki kalmak kaydıyla her halükarda tazminat tutarının TRH-2010 tablosu ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplanmasını, aksi kanaat halinde Anayasa Mahkemesi'nin  iptal kararı sonrası doğan kanun boşluğu kanun koyucu tarafından giderilmiş olup tazminat hesabının işbu kanun hükümlerine göre yapılmasını istediklerini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, davacıların faiz taleplerinin kabulü mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu kazaya ilişkin olarak arabuluculuk başvurusunda bulunduğunu, ihtiyari arabuluculuk görüşmeleri neticesinde başvuran ile müvekkili şirket tarafından anlaşma sağlandığını ve anlaşmaya istinaden başvuran tarafa 12/10/2021 tarihinde 26.660,00-TL asıl alacak olmak üzere 21.600,00-TL ödeme yapıldığını, arabuluculuk anlaşma belgesinin ilam niteliğinde olduğundan kesin hüküm nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sigortalısının kusuru oranında sorumluluğunun olduğunu, müteveffanın müterarik kusurunun bulunduğunu, cenaze ve defin giderinin poliçe kapsamında olmadığını, tazminat hesabının aktüer sıfatına sahip bilirkişiler tarafından ZMMS Genel Şartları çerçevesinde yapılması ve destekten yoksun kalma talepleri hakkında kanuna ve Yargıtay'ın uygulamalarına uygun değerlendirmeler yapılması gerektiğini, müteveffanın kardeşlerinin destekten yoksun kalma zararlarının bulunmadığını, davacıların ceza yargılaması sırasında şikayetten vazgeçmeleri ya da uzlaşma bildirimlerinin mahkemece araştırılmasını istediklerini, uyuşmazlık konusu olayda müşterek müteselsil sorumluluk söz konusu olmadığını, kusur durumunun tespitinin gerektiğini, faizin hatalı talep edildiğini, davacıların yargılama gideri ve vekalet ücreti taleplerinin de reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, belirtilen olaydan sonra müvekkili ve diğer sanık hakkında Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından taksirle ölüme sebebiyet vermekten dolayı başlatılan soruşturmada eksik araştırma ve inceleme sonucunda gerekli teknik değerlendirme yapılmaksızın bir kusur tespiti yapıldığını ve devamında açılan Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/525 Esas ve 2021/681 Karar sayılı dosyasında tüm taleplerine rağmen yeniden olay yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmadığını, eldeki eksik ve soyut bilirkişi incelemesi doğrultusunda hüküm kurma yoluna gidildiğini, işbu karar sonucunda müvekkili hakkında eldeki rapor doğrultusunda tali kusurlu olduğu gerekçesiyle mahkumiyete hükmedildiğini ve HAGB kararı verildiğini, asıl kusurlunun diğer davalı ... olduğunun tespit edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; <br>\"...1-Davacı ... (TCKN: ...)'ın maddi tazminat davasının KABULÜ ile 375.158,34-TL destekten yoksun kalma zararı ve 100,00-TL cenaze ve defin gideri zararı olmak üzere toplam 375.258,34-TL maddi tazminattan davalı ... A.Ş.'nin 83.189,51-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... A.Ş.'nin 107.132,06-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ın ise 375.258,34-TL'nın tamamından sorumlu olmaları, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 23/09/2021 tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 29/09/2021 tarihinden itibaren ve davalılar ... ile ... yönünden trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,<br>2-Davacı ...'ın maddi tazminat davasının KABULÜ ile 529.250,66-TL destekten yoksun kalma zararı ve 100,00-TL cenaze ve defin gideri zararı olmak üzere toplam 529,350,66-TL maddi tazminattan davalı ... A.Ş.'nin 114.437,85-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... A.Ş.'nin 160.546,11-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ın ise 529,350,66-TL'nın tamamından sorumlu olmaları, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 23/09/2021 tarihinden itibaren, davalı ... A.Ş. yönünden temerrüt tarihi olan 29/09/2021 tarihinden itibaren ve davalılar ... ile ... yönünden trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmaları koşulu ile tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine,<br>3-Davacıların manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile davacı ... (TCKN: ...) için 150.000,00-TL, davacı ... için 150.000,00-TL, davacı... için 50.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL, davacı ... (TCKN: ...) için 50.000,00-TL ve davacı ... için 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak ayrı ayrı davacılara verilmesine,<br>4-Davacıların davalılar ... ve ... hakkındaki fazlaya ilişin manevi tazminat istemlerinin REDDİNE,\" dair karar verildiği görülmüştür.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı ... A.Ş vekili istinaf dilekçesinde özetle; hesaplamada TRH-2010 mortalite tablosu ve % 1,8 teknik faiz esas alınması gerektiğini, ceza dosyasının celbedilerek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kazanın meydana gelmesindeki kusur durumu ile kaza sonucu olayda meydana gelen zararın artmasına sebebiyet veren müterafik kusur durumunun farklı olgular olduğunu, müteveffa ...'in kardeşlerinin destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin taleplerinin reddi gerektiğini, cenaze ve defin giderinin poliçe kapsamında olmadığını, iş kazası hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, davacılara SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı ve aylık bağlanıp bağlanılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davalı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, her iki tarafa da hükmedilecek olan vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerekirken tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi hesap raporunda alternatifli hesaplama yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu,  uyuşmazlığa konu kazaya ilişkin destekten yoksun kalma tazminatı belirlenirken öncelikle ödeme tarihine göre hesaplama yapılması gerektiğini ve hesaplanan tutardan ilgili indirimlerin tenzil edilmesi gerektiğini, gerekli indirimler neticesinde yapılan ödeme ile hesaplanan tutar arasında fahiş fark olması ihtimalinde rapor tarihine göre ödeme yapılması gerektiğini, müretafik kusur indiriminin bilirkişinin takdirinde olmadığından hesap bilirkişi raporu aldırılırken gerekli indirimlerin yapılmadığını, bilirkişi raporunda müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin ödeme tarihine göre yeterli olup olmadığı araştırılmaksızın doğrudan bakiye tutarın hesaplandığını, davacının müracaatı üzerine tazminat bedelinin ödenmiş olup taleplerin reddinin gerektiğini, itirazları baki kalmak kaydıyla ödeme tarihinde eksik ve yetersiz bir ödeme yapıldığına yönelik iddia var ise, bu durumda bakiye tazminat bedeli olup olmadığının tespit edilirken ödeme tarihindeki veriler esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, müteveffanın eşi ...'in sigortalı aracın işleteni ve sürücüsü konumunda bulunduğundan müvekkili şirketten destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmasa da destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken müteveffanın eşinin payının saklı tutulması gerektiğini, kazada müteveffanın kusuru bulunması nedeniyle tazminattan indirim yapılmasını talep ettiğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini, müteveffanın annesinin ve babasının destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin taleplerinin müvekkili şirketçe karşılanmış olması nedeniyle tazminat taleplerinin reddini, davacıların destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken müteveffanın eşinin destek payının ayrık tutulmasını ve buna göre hesaplama yapılmasını, müteveffanın müterafik kusuru emniyet kemeri dikkate alınarak tazminat tutarında indirim yapılmasını, her durumda muaccel bir alacak oluşmadığı için müvekkili şirketin temerrüde düşmediği dikkate alınarak yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, mahkeme kararında müvekkiline atfedilmiş kusur oranının kesinlikle kabul etmediğini, vefat edenin kusuru açısından değerlendirme yapılmadığını, vefat edenin kemer takmadığını, herhangi bir güvenlik önlemi de almadığını, davacıların tazminat taleplerinin bakım ihtiyacı içerisinde bulunmamalarından ötürü her halükarda reddinin gerektiğini, destekten yararlananın, dektekten yoksun kalma tazminatına hak kazanabilmesi için aynı zamanda bakın ihtiyacının da bulunması gerektiğini, davacıların tazminat taleplerinin reddinin gerektiğini, yapılan hesaplamada destek pay oranlarının göz ardı edildiğini, destek paylarının hesap edilirken vefat edenin çocuklu-çocuksuz olması durumuna göre ayrı ayrı oranlarda hesaplama yapılması gerektiği gibi davalı eşinin her ne kadar talepte bulunmasa da eş ...'in destek pay oranı göz önüne alınarak davacılar lehine yeniden hesaplama yapılması gerektiğini, çok fazla eksiklikler bulunmakta olup çelişkili raporların düzenlendiğini ve yargılama giderlerinin hatalı olarak belirlendiğini beyan ederek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları şimdilik saklı kalmak kaydıyla mahkeme kararının kaldırılarak mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, meydana gelen kazada müvekkilinin eşinin vefa ettiğini, müvekkilinin sevk ve idaresinde bulunan aracın sağ ön yolcu koltuğunda oturan müteveffa eşinin başını elektrik direği üzerinde bulunan sivri demir parçasına çarpması sonucu ağır bir şekilde yaralandığını ve vefat ettiğini, somut olay bakımından müvekkilinin müteveffa ile aynı araç içeriğinde olduğu nazara alındığında, müvekkilinde hayatını kaybedebilecek olduğunun göz ardı edilmemesi gerektiğini, müvekkilinin eşinin vefat etmesi nedeniyle eşinin desteğinden yoksun kaldığını, Türk Medeni Kanunu gereğince müvekkilinin eşine geride mirasçı olarak kaldığını, gerek eşini kaybetmiş olması ve gerekse Türk Medeni Kanunu miras ile ilgili hükümleri nazara alındığında, müvekkilinin de tazminat hakkının olduğunu, aynı zamanda da eşinin terekesine 1/2 oranında mirasçı olduğunu, maddi tazminat hesabında tenkis, denkleme ve değerlendirme yaparken bu hususun dikkate alınması gerekliliği gözetilmeksizin hüküm kurulduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereği destekten yoksun kalma tazminatı ve cenaze ve defin giderinden oluşan maddi tazminat ile aynı kanunun 56/2. maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 11/12/2023 tarih, 2022/98 Esas 2023/1114 Karar sayılı kararı ile, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat davasının kabulüne; manevi tazminat davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir. <br>İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davalı ... Aş vekili, davalı ... Aş vekili, davalı ... vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır. <br>Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.<br>A-) Davalı ... Aş. Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede;<br>01/06/2015 tarihinden önce meydana gelmiş olan trafik kazalarında cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında Yargıtayca PMF - 1931 yaşam tablosu esas alınıyor ve %10 artırım %10 iskonto yöntemiyle zarar görenlerin tazminat alacağı hesaplanıyordu. 01/06/2015 tarihinde yeni Genel Şartların yürürlüğe girmesiyle birlikte, 01/06/2015 tarihinden sonra meydana gelen ve 01/06/2015 tarihinden sonra düzenlenmiş olan poliçelerde PMF 1931 yaşam tablosu ve %10 artırım %10 iskonto yönteminden vazgeçilerek poliçelerin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince tazminat hesabında TRH - 2010 yaşam tablosu ve 1,8 Teknik Faiz yöntemi kullanılmaya başlanıldı. Anayasa Mahkemesi’nin 17/07/2020 tarih 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararıyla 2918 sayılı KTK’nın 90. ve 92. maddelerinde “genel şartlara” atıf yapan cümlelerin iptaline karar verilmiş ve bu karar 09/10/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olmasıyla birlikte, Yargıtay 17. Hukuk Dairesince zarar görenlerin cismani zarar ve destekten yoksun kalma tazminatı alacağının hesaplanmasında TRH 2010 ve %10 artırım %10 iskonto yöntemi benimsenmiş olup  TRH 2010 yaşam tablosunun uygulamasından vazgeçilmemiştir.  (Yargıtay 17.HD.’nin 2019/5206 E. 2020/8874 K. 22/12/2020 tarihli ilamı)<br>Somut olayda, davacıların destekten yoksun kalma tazminatında hükme esas alınan aktüerya bilirkişisi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve %10 artırım, %10 iskonto yöntemi esas alınmak ve bakiye ömür dikkate alınmak suretiyle hesaplanmış olduğu anlaşılmakla; ... tarihinde ... sayılı RG'de aynı gün yürürlüğe giren 7327 kanun numaralı \"İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNULARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'un; 18. maddesi ile 2918 sayılı KTK'nun 90. maddesine yapılan değişiklik neticesinde \"...sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2'yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat üniteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır...\" hükmünün 19/06/2021 tarihinden sonraki kazalar neticesinde açılan tazminat davalarında uygulanacağı, ancak 2918 sayılı KTK'nun 90.maddesinde 7327 kanun numaralı \"İCRA VE İFLAS KANUNU İLE BAZI KANUNULARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN'la yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi'nin 29/12/2022 tarihli ve E.:2021/82, K:2022/167 sayılı ile iptal edildiği hususu dikkate alındığında; davalı ... Aş. vekilinin tazminatın TRH 2010 yaşa süresi dikkate alınmaksızın hesaplandığı ve 1,8 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplanması gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>6100 sayılı HMK'nın 26/1.maddesinde \"Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan azına karar verebilir. \" hükmü,<br>6100 sayılı HMK'nın 297/2.maddesinde \"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>Somut olayda, davacı tarafça gerek dava dilekçesinde gerekse ıslah dilekçesinde davacı anne ... ve davacı baba ... için destekten yoksun kalma tazminatının talep edildiği, müteveffanın kardeşleri olan diğer davacılar için yalnızca 6098 sayılı TBK'nın 56/2.maddesi gereğince manevi tazminat talebinde bulunulduğu ve mahkemece de davacı kardeşler için yalnızca manevi tazminata hükmedilmiş olduğu anlaşılmakla; davalı sigorta vekilinin davacı kardeşlerin destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereği davalı, meydana gelen trafik kazası sonucu oluşan gerçek defin gideri zararlarını tazmin ile sorumlu olup, davacıların kendi yöresel değerlerine göre yaptığı özel giderlerden sorumlu değeldir. Bu bağlamda; taziye teşekkür giderleri, yemek giderleri, mevlüt giderleri vs.gibi zorunlu olmayan cenaze merasimi giderlerine davalının sorumluluğunda olan giderlerden değildir. (Yargıtay 17.HD'nin 23/11/2020 tarih ve 2019/2045 E. 2020/7455 K.sayılı ilamı)<br>Somut olayda, cenaze merasimi gideri, davalı sigorta tarafından karşılanması gereken cenaze gideri kapsamın dışında kalıp, davalı sigorta yalnızca gerçek defin gideri olan 200-TL zarardan sorumlu olup, davacıların kendi yöresel değerlerine göre yaptığı özel gider olan, taziye teşekkür giderleri, yemek giderleri, mevlüt giderleri vs gibi zorunlu olmayan cenaze giderlerinden sorumlu olmadığı, davalı sigortanın 200-TL. cenaze giderlerinden sorumlu olduğu <br>kanaatine varılarak, davalı sigorta vekilinin cenaze ve defin giderlerinin sigorta teminatı dışında olduğu yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Somut olayda, mahkemece dava dışı SGK'ya trafik kazası nedeniyle davacı taraf herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı sorulmuş olup, SGK'nın ... tarihli yazı cevabında trafik kazası nedeniyle davacı tarafa herhangi bir ödemenin yapılmadığının bildirilmiş olduğu anlaşılmakla; davalı sigorta vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/2. maddesinde \"Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3.maddesinde bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmonulur\" hükmü düzenlenmiştir. <br>Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/4.maddesinde \"Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.\" hükmü düzenlenmiştir. <br>Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/3.maddesinde \"Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez\" hükmü düzenlenmiştir. <br>Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4.maddesinde \"Maddi tazminat istemle davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur\" hükmü düzenlenmiştir. <br>Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesinde “müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmonulur” hükmü düzenlenmiş olup, bu düzenlemeye göre, mahkemece davanın reddinde ret sebebi davalılar için ortak ise davalı taraf da davalı sayısının ne kadar olduğu önemsenmeyerek, hepsi lehine tek vekalet ücretine hükmedilecek, davanın reddinde ret sebebi ayrı olduğu takdirde her davalı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilecektir.  <br>Somut olayda, mahkemece, davacılar lehine hükmedilen maddi tazminat miktarları ile davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat ve reddedilen manevi tazminat miktarları gözetilmek suretiyle karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gereğince davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olup, davalı sigorta vekilinin avukatlık ücreti tarifesindeki vekalet ücretinin 1/5'ine hükmedilmesi gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>B-) Davalı ... Aş. Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede;<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”; 85/1 maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”; 85/son maddesinde ise, “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” hükümlerine yer verilmiş, trafik kazasının meydana gelmiş olduğu 07/09/2014 tarihinde yürürlükte bulunan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A-1. maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder.” şeklinde ifade edilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası'nın; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.<br>Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğun bir kusur sorumluluğu olmayıp sebep sorumluluğu olduğu, böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir. (Fikret Eren, Borçlar Hukuku, 9. Bası, s. 631 vd.; Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku, Genişletilmiş 10. Baskı, s. 264 vd).<br>Kanun koyucu, 2918 sayılı KTK’nın 91. maddesiyle de; işletenin aynı kanunun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir. Hemen belirtilmelidir ki, işletenin sorumluluğu hukuki nitelikçe tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunmakla, işletenin hukuki sorumluluğunu üstlenen zorunlu sigortacının 91. maddede düzenlenen sorumluluğu da bu kapsamda değerlendirilmelidir.<br>Karayolları Trafik Kanununda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında,  bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.<br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92. maddesinde:“Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadır:<br>a)İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,        <br>b)İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,<br>c)İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,<br>d)Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,<br>e)Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,<br>f)Manevi tazminata ilişkin talepler.” hükmü ile, zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış; burada örnekseme yoluna gidilmeyip; tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.<br>Somut olayda davalı ...'in işleteni ve sürücüsü olduğu davalı ... Aş'nin zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracı kullanan davalı ...in, eşi muris yolcu ...'in ... tarihinde gerçekleşen trafik kazası sonucu vefat etmiştir. \tYukarıdaki açıklamalar ışığında zorunlu trafik sigortasının amacı, trafik kazaları sonucu 3. kişilere verilecek zararların güvence altına alınmasıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 92. maddesi ve kazanın meydana gelmiş olduğu tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.3.b maddesinde \"işleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri\"nin teminat kapsamı dışında kalacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre işleten davalı ...'in işleten olarak kendi sorumluluğunu üstlenen davalı zorunlu trafik sigortacısından tazminat talebinde bulunması mümkün değildir. Zira zorunlu trafik sigortacısı, işletenin üçüncü  kişilere verdiği zararları teminat altına aldığından ve olayda davalı ... davalı sigorta şirketi karşısında zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunmadığından, mahkemece davalı ...'in müteveffanın eşi olmasından kaynaklı olarak kendi ZMMS'i olan davalı sigortadan talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatını saklı tutmayarak, poliçe limitinin tamamının davacı ... ve davacı ...'a ödenmesine karar verilmiş olması isabetli olup, davalı sigorta vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, dava açılmadan önce tarafların sulh olması ve sigorta adına ibraname düzenlenmesi halinde, ibraname tarihi itibariyle hak sahibinin  tazminat alacağı hesaplanacak, hesaplanan bedel hak sahibine sigorta tarafından ödenmiş olan bedelden fazla ise fahiş fark olmadığından, hak sahibinin tazminat alacağı olmadığı, hesaplanan bedel hak sahibine ödenen bedelden az ise ve bu fark da fahiş ise o takdirde bu kez aktüerya rapor tarihi itibariyle hak sahibinin hesaplanan tazminat alacağından, sigorta tarafından hak sahibine dava açılmadan önce ödenmiş olan tazminat rapor tarihi itibariyle güncellenecek ve güncellenen bu bedel, rapor tarihi itibariyle aktüerya bilirkişisi tarafından hesap edilen bedelden düşülerek, hak sahibinin fark alacağı tespit edilecektir. Dava açıldıktan sonra 2918 sayılı Yasanın 111. maddesi gereğince ödenen tazminat ile aktüerya raporu ile belirlenen miktar arasında açık nispetsizliğin bulunmasına göre ibraname makbuz niteliğinde olup, belirlenen tazminattan, yapılan ödemenin güncellenmeksizin mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 05/06/2012 tarihi 2011/8559 E. 2012/7287 K. sayılı ilamı, Yargıtay 17.HD'nin 20/10/2020 tarih ve 2019/5511 E. 2020/5853 K. sayılı ilamı), Yine, SGK.tarafından davacı tarafa ödenmiş olan rücuya tabi peşin sermaye değerli ödemelerin aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanan tazminattan rapor tarihi itibariyle güncellenmeksizin mahsup edilmesi gerekir. <br>Dosya içerisinde davalı ... Aş. tarafından sunulan dava öncesinde davacı ...'a 64.449-TL, davacı ...'a ise 77.166-TL.ödendiğine ilişkin ödeme belgesi bulunmaktadır ve bu ödeme davacı tarafça inkar edilmemiştir. Ödeme ve ibra borcu söndüren nedenler olup, ödeme belgesinin sunulması mahkemece savunmanın genişletilmesi şeklinde algılanmayıp Yargıtay yerleşik uygulamalarına göre, dava öncesinde sigorta tarafından ödenmiş olan bedellerin aktüerya bilirkişi rapor tarihi itibariyle bilirkişi tarafından güncellendikten sonra, hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi suretiyle dikkate alınması isabetli olup, dosyaya sunulmuş ibraname olmadığından, davalı... vekilince ödeme tarihi itibariyle davacının destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanarak, zararın karşılanıp karşılanmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği; davacılara zararın ödenmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>C-)Davalı ... Vekilinin İtinaf Başvurusu Yönünden Yapılan İncelemede; <br>Destek, hukuk sistemimizde bir başkasının geçimini sağlayan veya ileride sağlayacak olan kişidir. Destek tazminatı isteyebilmek için; ölenin kanuni ve akdi bakım yükümlülüğünün  bulunması veya fiilen veya düzenli olarak bakması veya ileride bakması kuvvetle muhtemel olması yeterlidir. Desteğin kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişiler de desteğin sağlığında herhangi bir yardım görmeseler bile tazminat talep edebilirler. Ölenin ölüm  tarihine  kadar bakma mükellefiyetini  yerine  getirmemiş  olması  destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmesine engel değildir. Diğer yandan destek tazminatı miras ilişkisinden doğmaz. Davacıların desteğin anne ve babası olması nedeniyle Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince destekten yoksun kaldığının kabulü gerektiği, bakıma muhtaç olduğunu, dolayısıyla desteğin yalnızca bakım sorumluluğu altında bulunanların destekten yoksun kalma tazminatı talep edebileceği yönündeki davalı vekilinin istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.<br>Yargıtay 17. Hukuk Dairesince kabul görmüş pay esasına göre; hayatın olağan akışına  göre bekar olarak ölen desteğin ileride evleneceği ve en az  iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem için de anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16’şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe, bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya %12,5’er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının hesabı yapılması böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselmektedir. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine  çocuksuz  eş gibi  desteğe 2 pay eşe 2 pay esasına göre  %50 desteğe %50 eşe pay verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. (Yargıtay 4.HD'nin 02/03/2022 tarih ve 2021/10877 E. 2022/3767 K. sayılı ilamı) <br>Somut olayda;  desteğin ölümüyle birlikte geride davacı babası ... ve annesi ...'ın kalmış olduğu kabul edilmek suretiyle, destek payları belirlenmiş olmakla birlikte; desteğin vefat ettiği tarih itibariyle Yargıtay yerleşik uygulamaları gereğince desteğe iki, anne ve babaya birer pay verilmek; desteğin evlenmesiyle birlikte desteğe iki, eşine iki, anne ve babaya birer pay verilmek; desteğin bir çocuğunun olmasıyla birlikte desteğe iki, eşine iki, çocuğa bir, anne ve babaya birer pay verilmek; desteğin ikinci çocuğunun olmasıyla birlikte desteğe iki, eşine iki, çocuklarının her birisini birer, anne ve babaya birer pay verilmek suretiyle davacılar ... ve ...'ın destek paylarının belirlendiği, pay ayrılmayan pay sahibi olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin destek paylarına yönelik istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Mahkemece, olayın aydınlatılması ve zararın hesaplanması için yapılan keşif ya da alınan raporlar arasında çelişkinin olması halinde, bu çelişkilerin tespit edilerek giderilmesi noktasında yeniden keşif yapılması ya da yeniden raporlar alınmak suretiyle doğru hükmün kurulmasının sağlanması gereklidir. <br>Mahkemece, alınan raporlar arasında herhangi bir çelişkiye rastlanmadığı, raporlar arasındaki çelişki giderilmeksizin hüküm kurulmadığı kanaatine varılmakla; davalı vekilinin çelişkili raporlar nedeniyle yargılama giderlerinin hatalı hesaplanmış olduğu yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>D-)Davalı ... Vekilinin İstinaf Başvurusu Yönnüden Yapılan İncelemede;<br>Somut olayda davalı ...'in işleteni ve sürücüsü olduğu davalı ... Aş'nin zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracı kullanan davalı ...in, eşi muris yolcu ...'in 24/06/2021 tarihinde gerçekleşen trafik kazası sonucu vefat etmiştir.\tZorunlu trafik sigortasının amacı, trafik kazaları sonucu 3. kişilere verilecek zararların güvence altına alınmasıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 92. maddesi ve kazanın meydana gelmiş olduğu tarihte yürürlükte bulunan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.3.b maddesinde \"işleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri\"nin teminat kapsamı dışında kalacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre işleten davalı ...'in işleten olarak kendi sorumluluğunu üstlenen davalı zorunlu trafik sigortacısı olan davalı ... Aş'den  tazminat talebinde bulunması mümkün değildir. Zira zorunlu trafik sigortacısı, işletenin üçüncü  kişilere verdiği zararları teminat altına aldığından ve olayda davalı ... davalı sigorta şirketi karşısında zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunmadığından, mahkemece davalı ...'in müteveffanın eşi olmasından kaynaklı olarak kendi ZMMS'i olan davalı ... Aş'den talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatını saklı tutmayarak, poliçe limitinin tamamının davacı ... ve davacı ...'a ödenmesine karar verilmiş olması isabetli olup; davalı ...'in  ...'in vefatı nedeniyle karşı ( ... plaka sayılı) aracın ZMMS'i olan ... Aş'şe karşı destek zararı aktüerya bilirkişisi tarafından hesaplanmış olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>E-)Davalı ... Aş.Vekili-Davalı ... Aş.Vekili-Davalı ... Vekilinin Ortak İstinaf Başvuru Sebepleri Yönünden Yapılan İncelemede; <br>Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde (Borçlar Kanunu 44. madde) öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur Borçlar Kanunu'nun 44. maddesinde (6098 sayılı TBK md. 52. md.) düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. <br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur. Araçlarla gerek sürücü gerekse de yolcu olarak seyir halinde iken zorunlu olan koruyucu ekipmanların kullanılmaması zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet veren etkenlerdendir. Özellikle de motorsiklet gibi bir araçla seyir halinde iken mevzuata göre sürücülerin ve yolcuların takmak zorunda olduğu koruma başlığı (kask) hayati öneme sahiptir. Bu nedenle müteveffa yolcunun kaza anında kasksız olduğunun anlaşılması halinde müterafik kusuru bulunduğundan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi gereğince tazminattan indirim yapılıp yapılmaması hususu değerlendirilmelidir.<br>Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. <br>Somut olayda, davacıların desteğinin nizamlara aykırı ve kendi can emniyetini tehlikeye atacak şekilde emniyet kemeri takmayarak yolculuk yaptığına veya  ölümüne sebebiyet veren darbenin emniyet kemeri takmadığından kaynaklandığına ilişkin herhangi bir bulguya rastlanılmamış olunduğundan hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmaması isabetli olup, davalılar vekillerinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı  görülmüştür. <br>F-) Davalı ... Vekilinin-Davalı ... Vekilinin Ortak İstinaf Başvurusu Sebepleri Yönünden Yapılan İncelemede;<br>Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmaması gerekir. Raporlar arasında çelişki olduğu takdirde çelişkinin mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik kürsüsünden seçilecek heyetten ya da İTÜ trafik kürsüsünden seçilecek heyetten rapor aldırılmak suretiyle çelişkinin giderilmesi gerekir.<br>Somut olayda, eldeki davada Ankara ATK’dan alınmış olan ... tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'in %75 oranında kusurlu, ... plaka sayılı araç sürücüsü davalı ...'ın ise %25 oranında kusurlu olduğunun rapor edildiği; Kayseri 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/525 E. 2021/681 K.sayılı dosyasında trafik kusur bilirkişisinden  alınmış olan 05/07/2021 tarihli kusur raporunda trafik kazasının meydana gelmesinde davalı ...'in birinci derecede asli kusurlu, davalı ...'ın ise ikinci derecede tali kusurlu olduğunun rapor edildiği, raporlar arasında herhangi bir çelişkinin olmadığı, hükme esas alınan raporun olay oluş şeklini doğruladığı kanaatine varılmış olmakla, davalılar vekillerinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür. <br>Yukarıda izah edilen sebeplerle ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği anlaşılmakla, davalı ... Aş. vekilinin, davalı ... Aş. vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar  vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM \t: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1-) Davalı ... Aş. vekilinin, davalı ... Aş. vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi  gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-)İstinaf başvurusu nedeniyle maddi tazminat yönünden alınması gereken 61.793,84-TL istinaf karar harcından davalılar tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan toplam 39.723,48-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 22.070,36‬-TL istinaf karar harcının (davalı ... A.Ş'nin 5.354,26-TL'lik kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalı ... A.Ş'nin 7.252,32-TL'lık kısmı ile sınırlı sorumlu olması, davalılar ... ve ...'ın ise tamamından sorumlu olması koşuluyla) istinaf eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, <br>3-)İstinaf başvurusu nedeniyle manevi tazminat yönünden alınması gereken 37.570,50-TL istinaf karar harcından davalılar ... ve ... tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan toplam 18.785,24‬-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 18.785,26‬-TL istinaf karar harcının istinaf eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, <br>4-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-)Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalıların üzerinde bırakılmasına,<br>6-)İstinaf yargılaması bakımından davalılar tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,<br>7-)Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, <br>Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1  maddesi uyarınca Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  09/05/2025<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"aaf7e920a642edc2","SID":"6387623c49dcabec"}}