{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/77 <br>KARAR NO: 2025/493<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/11/2021<br>NUMARASI: 2019/122  E. -  2021/795  K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın ... Ticaret AŞ yönünden kabulüne, ... AŞ yönünden davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin turizm sektöründe özellikle otel işletmeciliği dalında faaliyet gösterdiğini, Antalya Manavgat'ta bulunan ... İsimli oteli işletmekte olduğunu, söz konusu otele ilişkin gıda İhtiyacının (tavuk) karşılanması amacıyla davalı şirketle sözleşme imzalamış olduğunu, davacı müvekkili ... ile davalı ... arasında imzalanan sözleşme ekinde belirtilen gıda malzemelerinin sipariş tarihinden itibaren 48 saat içinde teslimini  sözleşmede belirten davacı müvekkili şirketin oteline teslim edilmesi gerekmekte olduğunu, müvekkilinin 5 adet çeki davalı ...'e teslim ederek sözleşme bedellerinin tümünü ödemiş olduğunu, ancak  müvekkili tarafından yapılan siparişlerin davalı ...'e ulaşmaması iletişimin sağlanamaması ve siparişlerin yazılı olarak davalıya tebliğ edilmiş olmasına rağmen siparişlerin teslim edilmemesi sebebi ile bu konuya ilişkin gerekli araştırmanın yapılmış olduğunu, araştırma sonucunda davalı ...'in borca batık olduğu, bir çok şirkete ve bankalara borcunun bulunduğu ve edimini ifa edecek ekonomik durumda olmadığı, merkez ve tüm şubelerini kapatarak ticareti terk ettiğinin tespit edilmiş olduğunu,  müvekkili tarafından hiç bir hizmet ve mal alınamamasına rağmen, sözleşme dolayısıyla vermiş olduğu iki adet çekin vadesi gelmesi sebebiyle ödeme yapmak zorunda kalmış olduğunu, müvekkili tarafından yaşanan mağduriyetten ötürü ihtarname gönderildiğini, gönderilen ihtarnamenin davalı ...'e tebliğ edilmiş olmasına rağmen sözleşmeye göre teslim etmesi gereken siparişleri teslim etmediğini, siparişlerin karşılığı olan çekleri iade etmediğini, cevabi bildirimde bulunmamış olduğunu, müvekkilinin taleplerine rağmen hiçbir siparişini alamadığını, ve sözleşmeye konu çeklerin iade edilmemiş olduğunu iddia ederek, davaya konu ... 128.282,60 TL bedelli çek için icra takibine konu yapılmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacının borçlu bulunmadığının tespitini, davaya konu çekin iptalini, %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; müvekkili banka ile diğer davalı arasında kredi sözleşmesinin imzalanmış olduğunu ve diğer davalıya hukuki ilişkiye dayanılarak çeşitli zamanlarda kredilerin kullandırılmış olduğunu, diğer davalının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun davranmaması nedeni ile müvekkili banka tarafından taraflar arasındaki kredi ilişkisinin kat edildiğini, ihtarnamenin diğer davalı ve kredi kefillerine gönderilmiş olduğunu, davaya konu ... Akdeniz Ticaret Merkez şubesine ait 31.07.2019 gün ve 128.282,60 TL bedelli çekin davacı tarafından tanzim olunarak diğer davalıya devir ve teslim edildiğini, davalı tarafından da 01.02.2019 tarihinde başka çek ile birlikte müvekkili bankaya devir ve teslim olduğunu, müvekkili şirket ile keşideci davacı şirket arasında hukuki ilişkinin bulunmamakta olduğunu, verilen tedbir kararında müvekkili bankanın taraf olmadığını, aynı dosyada takip konusu çeklere ilişkin diğer borçlu şirket ... açısından ihtiyati tedbir kararı verilmiş olsa da ödeme yasağı kararı verilmesinin bahsedilen kararda taraf olmayan alacaklı müvekkili bankanın takip yapmasına engel oluşturmayacağını  savunarak, davanın reddine karar verilmesinin talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Davacı tarafın ticari defterleri ve aldırılan bilirkişi raporundan tarafların ticari defterlerinin sahipleri lehine delil vasfında olduğu, davacı ile davalı faselis  arasında ticari ilişki olduğu, bu ilişkinin otel gıda malzemesine ilişkin olduğu, dava konusu alacağın gıda bedellerinden kaynaklandığı görülmüştür. Davacı ile davalı faselis yönünden yapılan incelemede davacı tarafça teslim edilen çekler yönünden ürünlerin tamamen teslim edilmediği, davalı faselis tarafından defterlerin teslim edilmediği davalı tarafça davacı tarafa 170.678,69 TL bedelindeki ürünün teslim edilmediği anlaşılmış, davanın faselis tarafından bu ürünlerin teslim eidldiğine dair bir belge ya da tevsik edici başka bir bilgi de sunulmadığından davanın faselis yönünden ispatlandığı anlaşılmıştır.Davanın davalı banka yönünden incelemesi ise bankanın dava konusu çeki elinde bulundurma sebebine istinaden yapılacaktır. Bilindiği üzere bankalar müşterilerinden çek alırken çekleri tahsil amacı ile ya da temlik amacı ile alabilirler. Banka tarafından alınan çek metninde “bedeli teminattır”,“bedeli rehindir” ibaresi veya rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir kaydın bulunmadığı sürece cironun, TTK'nın 684. maddesi anlamında devir cirosu niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Her ne kadar davacı tarafça davalı bankanın hem devir alan hem de karşılıksızdır işlemi yapan olması nedeniyle kötüniyetli olduğu iddia edilmiş ise de davalı banka muhatap bankaya vekaleten işlem yaptığından muhatap banka değildir. Bu husus Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin bir kararına da konu olmuştur. Dair ilgili içtihadında \"6762 Sayılı TTK nun 710. maddesine göre çekin takas odasına ibrazı, ödeme için ibraz yerine geçer. Resmi Gazetenin 17 Nisan 1998 tarihli nüshasında yayımlanan, Bankalararası Takas Odası Merkezi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 7. maddesinin 7. fıkrasında; “elektronik ortamda işlem yapan takas odalarında, muhatap bankalara fiziken ibraz edilmeyen çekler için birbirlerine vekalet vererek hesabın tasfiye edilmek amacıyla işlem yapacak bankalar, bankalararası takas odaları merkezi yönetim kurulunca hazırlanan protokolü imzalamak suretiyle bu faaliyetlere katılabilirler” hükmü yer almaktadır. Somut olayda takip alacaklısı ... T.A.Ş., yukarıda belirtilen yönetmelik hükmü gereği ibraz işlemini muhatap banka adına vekaleten yapmaktadır. Bu durumda takip alacaklısı ..., aynı zamanda muhatap banka durumunda değildir. Hal böyle olunca, geçerli bir ibraz olup, takip yapan banka yetkili hamil konumundadır. Y12HD 2013/19740; 2013/29620\" denilmekle aynı husus içtihat edilmektedir. Son tahlilde ispat yükü kendisinde olan davacı taraf, davalı bankanın çekin bedelsiz olduğunu bilerek sırf davacıya zarar verme kastıyla hareket ettiğini de ispatlayamamıştır. \"...Çeklerin bedelsiz olduğunu bilerek davacıya zarar vermek kasdıyla  hamil olduğunu ispat yükü davacı taraftadır. Somut olayda davacı bu hususu ispat edememiş olmasına rağmen yanılgılı gerekçelerle birleşen dosya davalılarının kötüniyetli olduğu kanaatiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Y 19HD 2017/681 : 2018/5788\" Son olarak davanın hukuki niteliğine değinmek gerekir. Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, B: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen istemin temeli menfi tespit davasıdır. HGK 2017/(19)11-934: 2021/1124) Bu nedenlerle davanın ... yönünden kabulüne, davalı ... AŞ yönünden reddine dair...\" gerekçesiyle, ... Ticaret AŞ aleyhindeki davanın kabulü ile davacının ...'a ait 31/07/2019 vadeli ... numaralı çek yönünden bu davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafça Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında yapılan 175.472,70 TL ödemenin bu davalıdan alınarak dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya verilmesine, ... AŞ aleyhine ikame edilen davanın reddine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece bilirkişi raporlarının ön inceleme tutanağındaki belirtilen hususları karşılamamış olmasına rağmen hükme esas alındığını, davalı bankanın hangi sıfatla çeki elinde bulundurduğu, elinde bulundurma sebebinde iyi niyetli olup olmadığı hususunda banka lehine bir değerlendirme bulunulmaması ve bankanın defterlerine ibraz etmemesine rağmen bankanın sorumlu tutulmadığını, gerekçe belirtilmediğini, davalı ... açısından herhangi bir istinaf itirazlarının bulunmadığını, 31.07.2019 tarihli 128.282,60 TL bedelli çek incelendiğinde davalı ... tarafından 31.07.2019 tarihinde tahsil amacı ile ve muhatap sıfatı ile davalı bankaya teslim edildiği, aynı tarihte tedbir kararına rağmen karşılıksız şerhi bulunduğu ve yeniden ciro edildiğinin görüldüğünü, hal böyle iken çekin Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/372 Değişik İş sayılı kararına rağmen şerh işlendiğinin sabit olduğunu, bankanın mahkemenin tedbir kararına uyması hususunun ihtar edildiğini, davalı bankanın tedbir kararını öğrenmesi ile kendisini iyi niyetli 3.şahıs olarak göstermek amacı ile karşılıksız şerhinden sonra çeki yeniden ciro ettiğinin sabit olduğunu, akabinde tedbir kararına rağmen karşılıksız şerhin işlendiğini, bu hususun bankanın kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, her ne kadar davalı bankanın çeki 01.02.2019 tarihinde teslim aldığını beyan etmişse de bunun taraflarınca kabul edilmediğini ve diğer davalınında belge ve kayıt sunmadığını, davalı bankaya çekin tahsil amacı ile teslim edildiğini, başka amaçla çeki elinde bulundurmasının hukuken mümkün olmadığını, davalı bankanın bu işlemlerinin bankacılık işlemlerine aykırılık teşkil ettiğini, çekin davalı bankaya tahsil amacı ile ibraz edildiğini, davalı bankanın çeki ciranta sıfatı ile elinde bulundurmasının mümkün olmadığını,  bankanın çeki kredi borçlarına mahsuben davalıdan devir ve temlik aldığını iddia etmiş olmasına rağmen bu bedellerin kredi borcuna karşılık mahsup edildiğine dair herhangi bir belge sunulamadığını, davalı bankanın ciranta sıfatı ile karşılıksız şerhi vurmaya yetkili olmadığını ayrıca icra takibi yapmasının hukuken mümkün olmadığını iddia ederek, davanın reddi kararının kaldırılıp davalı banka yönünden de davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 72. maddesi gereğince açılan menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davacının davasının ... Ticaret AŞ yönünden kabulü ile ... AŞ yönünden davanın reddine,  karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, dava konusu 31.07.2019 keşide tarihli 128.282,60 TL  bedelli çekin, davacı şirket tarafından ... Akdeniz Ticari Merkez Şubesindeki çek hesabından davalı ...AŞ adına keşide edildiği, çekin davalı bankaya ciro edilmiş olduğu konularında herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalı bankanın dava konusu çeki tahsil cirosu şeklinde  alıp almadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporu ile mahkemenin davalı banka yönünden reddinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı, bankanın uyuşmazlıkta sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davacı şirket ve davalılardan ... AŞ Şirketi arasında 30.01.2019 tarihinde adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşmenin imzalandığı, sözleşmede davacı şirketin alıcı, davalı şirketin ise satıcı olarak yer aldığı, sözleşme konusunun alıcı tarafından belirtilen anlaşma konusu ürünlerin satıcı firma tarafından temini olduğu, 4.maddede ödeme şeklinin düzenlendiği, düzenlemede, alıcının vade ve tutarı belirtilen çekleri sözleşmenin imzalanması esnasında satıcıya teslim edeceğinin belirtildiği, beş adet çek toplamının 1.170.670,64 TL olarak gösterildiği, dava konusu 31.07.2019 vade tarihli 128.282,60 TL tutarlı çekinde 3.sırada yer aldığı, sözleşme konusu ürünlerin ek1'de belirtildiği, tavuk, hindi şeklinde beyaz et ürünleri olduğu, 29.01.2019 tarihli teminat çeki/senet başlıklı sözleşmenin yine davacı şirket ve davalılardan ... Şirketi arasında düzenlendiği, söz konusu sözleşmede, senetlerin başka bir amaçla kullanılamayacağı, 3.kişilere ciro edilemeyeceği, banka kredilerinde kullanılamayacağının yazıldığı, metinde dava konusu çekinde yer aldığı, 30.01.2019 tarihli tahsilat makbuzu ile çeklerin teslim edilmiş olduğu, davacı şirket tarafından davalı şirkete 02.07.2019 tarihinde gönderilen ihtarname ile sözleşme uyarınca edimlerin yerine getirilmemesi ve şirketin borca batık olması sebebiyle sözleşmeye konu edilen siparişlerin şirkete teslim edilmediği belirtilerek çek asıllarının ciro edilmemesi ve teslimat gerçekleşmesi durumunda çek asıllarının keşideci şirkete tesliminin talep edildiği, 05.08.2019 tarihli ihtarnamenin dava dışı ... AŞ'nin ilgili şubesine gönderilerek mahkeme kararının uygulanmaması sebebiyle hukuki ve cezai sorumluluğun hatırlatılmış olduğu, davacı şirket tarafından 06.09.2019 tarihli dilekçe ile dava konusu çekten dolayı iş bu menfi tespit davasını açmış olduğu anlaşılmıştır. Davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karar Dairemizin 2019/2399 Esas, 2019/1526 Karar ve 29.11.2019 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Tarafların delillerini dosyaya ibrazı ve celbi gereken delillerin celbi sonrasında bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir. 23.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda; davacının cari hesabına göre davalı firmadan sözleşme kapsamında aldığı 1.170.670,64 TL'lik fatura haricinde davalı tarafça 2019 yılına devir olan 63,20 TL'lik borcu dahil olmak üzere 69.689,61 TL'lik daha borcunun bulunduğu, iş bu ödeme, iade ve davacının davalı nezdinde el koyduğu mallardan sonra taraflar arasında ki hesabın 133.996,72 TL kaldığı, dosyada mevcut çek tevdi bordrosuna göre davalı ... firmasında 01.02.2019 tarihinde davaya konu ... ... numaralı 31.07.2019 tarihli 128.282,60 TL bedelli çekin davaya konu olmayan 31.03.2019 keşide tarihli 100.000,00 TL'lik (dava dışı ... AŞ tarafından keşide edilen) çek ile birlikte alınmış olduğu, diğer bir ifade ile davacının davalı ...'e verdiği 1.170.670,64 TL'lik çekler ile ilgili davacının davalı ... firmasından 133.996,72 TL'lik alacağının kaldığı, bu durum itibari ile davacının takip tarihi itibari ite davalı büyük ... firmasına icra takibine konu edilen (diğer çekler ödenmiş ise) ... ... numaralı 31.07.2019 tarihli 128.282,60 TL bedelli çek ile ilgili davalı ... firmasına borçlu olmadığının kabulünün gerektiği, bononun bir kambiyo senedi olduğu ve bağımsız bir borç ikrarını içerdiği, kambiyo senetlerinde biçimsel ve maddi soyutluk ilkelerinin geçerli olduğu, maddi soyutluk, bononun ciro teslimle iyiniyetli üçüncü kişinin eline geçmesi hâlinde keşidecinin (düzenleyenin) hamile karşı kişisel def'ileri ileri sürmesini engelleyen bir kurum olduğu, buna karşılık biçimsel soyutluk ise ispatla ilgili olduğu, yani, hamilin (lehdar da hamil kapsamındadır) kambiyo senedine dayanması hâlinde alacağının hukuki nedenini kanıtlamak zorunda olmamasını, tam aksine düzenleyenin (borçlunun) böyle bir alacağın var olmadığını kanıtlamak yükümü aitında bulunmasını ifade edeceği, görüldüğü üzere biçimsel soyutluk (mücerretlik), kendisini ispat yükünün yer değiştirmesinde gösterdiği, (bkz. Hüseyin Ülgen/Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen/Arslan Kaya, Kıymetli Evrak Hukuku, Beşinci Tıpkı Bası, İstanbul 2008, s. 71, 72). bu durumda hamilin, sadece kambiyo senedine dayanarak alacak iddiasında bulunabileceği, borçlunun (düzenleyen) ise kambiyo senedi dolayısıyla borçlu olmadığını ispat edeceği, bu çerçevede değerlendirmek gerekirse; iş bu davaya konu çekte davacının davalı ... firmasına borçlu olmadığı ancak çeki davalı ... firmasından 01.02.2019 tarihinde teslim alan davalı bankanın davalı ... ile olan kredi ilişkisinden dolayı aldığının kabulünün gerekeceği, davacı defterlerinin HMK 222 uyarınca sahipleri lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacı defterinde davalı ... ile olan ticari ilişkisinin ayrıntısının rapor içeriğinde yer verildiği, yapılan incelemeler neticesinde davacının takip tarihi itibari itle davalı ... firmasına takibe konu ... ... numaralı 31.07.2019 tarihli 128.282,60 TL bedelli çek ile ilgili davalı ... firmasına borçlu olmadığının kabulünün gerektiği, mahkemenin ara kararına rağmen davalı ... firmasının inceleme gününde herhangi bir defter ve belge ibraz etmedikleri, davalı ... firmasının defter ve belge ibraz etmemesi ile ilgili hukuki değerlendirme ve takdirin  mahkemeye ait olduğu, davacının dosya kapsamında sunmuş olduğu sözleşmede davalı bankanın taraf olmadığı gibi davalı bankanın herhangi bir kabulü ile ilgili de dosya kapsamında vesaik bulunmadığı, diğer taraftan davalı bankanın davaya konu olan çeki davalı ... firması ile olan ticari ilişkisine istinaden 01.02.2019 tarihinde almış olduğu nazara alındığında davacının davalı ... firmasına borçlu olmamasının davalı bankayı bağlamayacağı, bu itibarla dava konusu ... ... numaralı 31.07.2019 tarihli 128.282,60 TL bedelli çek ile itgili davalı bankaya borçlu olmadığına dair talebinin reddinin gerektiği belirtilmiştir. Davacı vekili tarafından rapora itiraz edilerek, davalı bankanın sorumlu olup olmadığının tespitinde bulunulmadığını, banka yönünden rapora itiraz ettiklerini, tahsil amacı ile bankaya teslim edilen çekle ilgili olarak 26.07.2019 tarihinde ödemeden men kararı verilmiş olmasına rağmen karşılıksız şerhi işlendiğini, davalı bankanın kötü niyetli olduğunu, iyi niyetli olunduğunu göstermek amacıyla karşılıksız şerhi sonrasında çekin ciro edilmeye çalışıldığını belirterek, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı banka vekili rapora karşı beyan dilekçesinde; davayı konu çekin diğer davalının müvekkili bankaya olan borcunun ödenmesi amacı ile devir ve temlik edildiğini, davacının söz konusu çekin tahsil amacıyla verilmiş olduğu iddiasının yerinde olmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olduğu yönündeki iddianın ispat edilemediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 07.06.2021 ek bilirkişi raporunda; çekin bir kıymetli evrak olduğu, her kıymetli evrak gibi çekte bir hak içerir ve bu hak çeklerde bir alacak hakkı olduğu, çeke bağlanmış olan alacak hakkının istenebilmesi için çekin ibrazının şart olduğu, başka bir kişiye devri de ancak çekin devri yoluyla sağlanabileceği, Türk hukukunda kiymetli evrak olmasının yanı sıra kambiyo senedi de sayıldığı ve diğer kambiyo senetleri, poliçe ve bono gibi sıkı şekil şartlarına tabi olduğu, çekin diğer kambiyo senetleri olan poliçe ve bono gibi, kanunen emre yazılı bir kıymetli evrak olduğu, kanunen emre yazılı olduğu için \"emre\" kaydını kapsamayan bir kişi adına düzenlenen çekin de emre yazılı sayılacağı, çekin nama ve hamiline yazılı olarak düzenlenmesinin de mümkün olduğu, yine TTK'nın 702. maddesi “ Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kimse son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde salahiyetli hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro takibederse bu son ciroyu imzalıyan kimse çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.\" düzenlemesine yer verilmiş iken; 704. madde ile de “çek, herhangi bir suretle hamilinin elinden çıkmış bulunursa ister hamile yazılı bir çek bahis mevzuu olsun, ister ciro suretiyle nakledilebilen bir çek bahis mevzuu olup da hamil hakkını 702. maddeye göre ispat etsin çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle mükelleftir.” hükmü getirildiği,  somut olayda dava, davalı banka yönünden lehdar tarafından ciro suretiyle çekin hamili olan banka aleyhine açılan menfi tespit davası olduğu, ispat yükü kendisine düşen davacının, davaya konu çekin, lehtar tarafından kullanılan kredi borcuna mahsup edilmek üzere davalı bankaya verilmiş olduğu, banka kaydı niteliğinde olan çek tevdi bordrosu da bu hususu doğrulandığı, dolayısıyla davaya konu çekin yetkili hamilinin davalı banka olduğu, bu durumda davalı bankaya karşı sadece mutlak  def'iler ileri sürülebilecği, şahsi def'ilerin ileri sürülemeyeceği olduğu, davacı yanın, çekte ciro yoluyla yetkili hamil olan davalı bankaya karşı çeki kötüniyetle iktisap ettiğini, ya da iktisapta ağır kusuru olduğunu ispatı halinde davalı bankanın çeki geri verme yükümlülüğünün var olduğu, davalı bankanın muntazam ciro silsilesi ile çekin meşru hamili olduğu, dosya kapsamına göre çekin kötüniyetle veya çekin iktisabında ağır kusurlu olduğunu kabul etme olanağı bulunmadığı, bu bilgiler ışığında sözkonusu çeke davalı bankanın iyiniyetli hamil olmasının hukuka ve hakkaniyete uygun olduğu, açılan menfi tespit davasının davalı banka yönünden de yerinde olmadığı, bu nedenlerle kök raporda herhangi bir değişikliğin söz konusu olmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Davacı vekili ek rapora karşı itirazda bulunmuştur. Önceki itirazlarını tekrar ederek, yeni bir heyetten rapor alınmasını i aksi takdirde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelere istinaden davanın davalı ... Şirketi yönünden kabulüne, icra takip dosyasında ödenen bedelin davacı tarafa iadesine, banka yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. Dava konusu çek emre yazılıdır. TTK'nın 788. maddesinin 1. fıkrası uyarınca emre yazılı çekler (tam veya beyaz) ciro ve teslim yoluyla üçüncü kişiye devredilebilir. Çekin cirosunda lehine ciro yapılan kimsenin gösterilmesi zorunlu olmayıp, ciro sadece cirantanın imzasından ibaret de olabilir. Bu tür ciroya TTK'nın 818. 1. fıkrasının (d) bendi atfıyla uygulanması gereken aynı Kanunun 683. maddesinin 2. fıkrası uyarınca beyaz ciro denmekte olup temlik cirosu hükmünde kabul edilir. Ciro şerhinde aksine bir kayıt yok ise ya da sadece \"bedelini ödeyiniz\" şeklinde bir kayıt bulunuyorsa yapılan ciro temlik cirosu hükmündedir. Temlik cirosunun temlik, teminat ve teşhis fonksiyonu vardır. TTK'nın 818. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi atfıyla uygulanması gereken aynı Kanunun 684. maddesinin 1. fıkrasına göre temlik cirosunun teminat fonksiyonu nedeniyle ciro ve teslim ile çekten doğan bütün haklar ciro edilen kişiye geçer. TTK'nın 688. maddesinde tahsil cirosu düzenlenmiş, maddenin 1.fıkrasında, cironun \"bedeli tahsil içindir\", \"vekaleten\" veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerh ya da vekil etmeyi ifade eden bir kayıt içerirse hamilin poliçeden doğan bütün hakları kullanabileceği fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebileceği, poliçeden sorumlu olanların bu hâlde ancak cirantaya karşı ileri sürülebilecekleri defileri hamile karşı dermeyan edebilecekleri ifadelerine yer verilmiştir. Somut davada, dava konusu çekin tahsil cirosu olarak değil, davalı şirketin davalı bankadan kullanmış olduğu krediye istinaden temlik cirosuyla devredildiği anlaşılmaktadır. Davalı banka, çekin diğer davalının kullanmış olduğu kredilere istinaden temlik cirosu şeklinde devredildiğini savunmuştur. Kambiyo senetlerinde temlik cirosu ile senede hamil olan bankaların kötü niyeti kanıtlanmadığı sürece, bedelsizlik iddiası hamil bankaya karşı ileri sürülemez. Çünkü şahsi bir defidir. Tahsil cirosu ise senette oluşan alacağın onu ciro eden kimsenin nam ve hesabına tahsil edilmesi amacıyla yapılan cirodur. Uygulamada tahsil cirosu, genellikle bankaya yapılmaktadır. Buna göre senet karşılığını tahsil eden vekil, hamil bu bedeli anlaşmaya göre cirantaya verir. Tahsil cirosu TTK'da düzenlenmiştir. Temlik cirosunun garanti, temlik ve teşhis olmak üzere üç fonksiyonu bulunduğu hâlde tahsil cirosunun sadece teşhis fonksiyonu vardır. Tahsil cirosu senedi bu ciro ile devralan kimseyi sadece senet bedelini borçludan isteyebilme yetkisi verir. Senedin mülkiyeti ciro edilmesine karşı cirantada kalır. Senedi tahsil cirosu ile devralan hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir ancak poliçeyi sadece tahsil cirosu ile ciro edebilir. Temlik ve rehin cirosu yapamaz. Tahsil cirosu hukuki mahiyeti itibariyle bir temsil ve vekalet olduğu için, genel hükümlere tabi ise de yasada buna istisna getirilmiştir. Cirantanın ölümü ile medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetmesi hâlinde tahsil cirosu ile verilen yetki sona ermez. Tahsil cirosunda ciro eden ile ciro edilen arasındaki alacaklılık ve borçluluk durumu, ciro yapılmasına neden olan hukuki ilişkiye göre çözümlenir. Bir hukuki ilişkide hizmet veya vekalet akdi olabilir. Banka tahsil cirosu ile aldığı senedin bedelini borçlusundan tahsil ettiğinde, komisyon ve giderleri alarak bunun dışındaki miktarı cirantaya iade etmesi gerekir. TTK'nın 688/2. maddesinde poliçeden sorumlu olanların ancak cirantaya karşı ileri sürebilecekleri defileri hamile karşı dermeyan edebileceklerdir. Somut davada, davalı bankanın diğer davalı şirketin kullanmış olduğu krediye istinaden dava konusu çeki temlik cirosu ile almış olduğu anlaşılmaktadır. Davalı bankanın çeki  kötüniyetle veya bilerek keşideciye zarar vermek amacıyla iktisap ettiğine dair bir kanıt bulunmadığından,  davacı vekilinin istinaf nedenlerinin reddi gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.20.03.2025<br>KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre  karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d039b4f43d83251f","SID":"d4e8e3b3926fd24f"}}