{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/418 <br>KARAR NO: 2025/609<br>İNCELENEN ARA KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 08/01/2025<br>NUMARASI: 2025/2 E. <br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Fikir Ve Sanat Eseri İle İlgili Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/04/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı yayınevi ile ilk olarak 2016 tarihinde sözleşme imzaladığını, sözleşme imzalandığı tarihte müvekkilinin henüz 18 yaşını doldurmamış olup imzasının dahi babası tarafından atıldığını, müvekkilinin bu süreçte yayıncılık sektörü ve hakları konusunda son derece tecrübesiz ve davalı karşısında güçsüz durumda kaldığını, bundan yararlanan davalı yayınevinin hazırladığı sözleşmelerin içeriği ağır koşullar içeridğini ve telif ücretleri bakımından sektör rayiç bedelinin ve uygulamalarının çok aşağısında kaldığını, davalı müvekkilinin yaşının küçüklüğünden ve tecrübesiz olması durumundan bilerek ve isteyerek faydalandığını, ayrıca davalı tarafından ödemelerin sözleşmede belirtildiği gibi hiçbir zaman ödenmesi gereken günde yapılmadığını,  aylarca geciktirildiğini, müvekkilinin geciken ödemelerini almak için sürekli olarak davalı tarafa yazılı ihtarda bulunduğunu, davalı tarafından kötü niyetli ve hukuka aykırı bir şekilde 25/10/2024 tarihinde müvekkilin kitapları için bandrol alındığını, bu nedenlerle 25.10.2024 tarihinde bandrol alınan 2100 ... -1, 25.10.2024 tarihinde bandrol alınan 2100 Adet ... ve 25.10.2024 tarihinde bandrol alınan ...: ... isimli eserlerin toplatılarak el konulmasını, el koyma talebinin kabul görmemesi halinde bu kitaplar tespit edilerek telif bedelinin güncel rayiç  bir bedel üzerinden hesaplanarak şimdilik 25.000 TL telif ücretinin  ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, sözleşme süresince  çoğaltılan ve satışa arz edilen kitaplarla ilgili sözleşmeden kaynaklı alacaklar için şimdilik 25.000 TL'nin alacak tespit edildikten sonra ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini,  tüm  yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince 08/01/2025 tarihli ara karar ile; \"Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin değerlendirilmesinde; dosyadaki mevcut deliller arasında bilirkişi vasıtasıyla yapılmış bir tespit ve rapor bulunmadığı, ayrıca delil tespiti veya rapor alınmasına yönelik bir talebi de olmadığı anlaşılmakla mevcut aşamada yaklaşık ispat kurallarının bulunmadığı anlaşıldığından ileride alınacak rapor sonrası yeniden değerlendirilmek üzere ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" gerekçesiyle,Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tüm delil ve beyanlarını resmi yazılı şekilde sunulan ihtarnamelere göre oluşturduklarını, bu nedenle yaklaşık ispatın sağlanamadığı gerekçesinin doğru olmadığını, davalı tarafın basma ve çoğaltma ve yayma hakkı kullanmasının verdiği siparişlerden dolayı devam ettiği şeklinde taraflarına cevab-ı ihtar geldiğini, davalı tarafın söz konusu Beyoğlu ... Noterliği'nin 25/12/2024 tarih ... yevmiye numaralı cevabı ihtarıyla yaklaşık ispatın gerçekleştiğini, müvekkili ile davalı arasındaki tüm sözleşmeleri feshedildikten sonra davalı tarafın feshe aykırı ve kötü niyetli bir şekilde 25.10.2024 tarihinde ‘..., ..., ..., ..., ..., ...: ’’ adlı eserler için bandrol alındığının beyan edildiğini, davalı tarafça ilk günden itibaren sözleşmelerin feshedildiğine ilişkin bu durum bilinmesine rağmen kötü niyetli ve hukuka aykırı bir şekilde 25/10/2024 tarihinde müvekkilinin kitapları için bandrol alındığını, usulsüz ve hukuka aykırı şekilde alınan bu bandrollerin imha edilmesi gerektiğine dair  Bakırköy ... Noterliği’nin 31/10/2024 tarih ... yevmiye numaralı ihtar edildiğini, davalı tarafça Beyoğlu .... Noterliği'nin 25/12/2024 tarih ... yevmiye numaralı cevabi ihtarıyla alınan usulsüz bandrollerin yalnızca bir kısmının imha edildiğinin bildirildiğini, kalan bandrollerin kitaplarının baskısının tamamlanarak satışa hazır olduğu matbaada bandrollenmek üzere hazır beklediğini, bu nedenle imha edilmeyerek satışa sunulacağını taraflarına bildirdiklerini, söz konusu bandrollerin sözleşmelerin feshinden sonra kötü niyetli bir şekilde müvekkilini zarara uğratmak adına alındığını, davalı tarafın  imha edilmeyen kitaplar için kağıtların daha önce alındığını buna bağlı olarak da yayma haklarını kullanacaklarına ilişkin beyanlarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, alınan kağıtların müvekkilinin kitapları için kullanılacağının kesin olmadığını, nihayetinde sürekli kitap basan bir yayınevinin kağıt sipariş etmesinin son derece doğal bir durum olduğunu, davalı tarafın bu iddia ve beyanlarının noter aracılığıyla resmi ve yazılı şekilde yapıldığını, ihtiyati tedbir alınarak fesih sonrası basılan kitapların toplatılması gerektiğini aksi halde bu kitapların davalı tarafın ihtarındaki beyanlarına göre satışa sunularak geri dönülemez bir hale gelerek müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrayacağını, kitapların toplatılmaması halinde satıştan sonra bu kitapların tespit edilmesi ve toplatılmasının çok daha zor olacağını, müvekkilinin yazar olarak mesleği itibariyle zedeleneceğini, davalı yayın evinin fesihten sonra çok fazla sayıda bandrol temin ettiğini, bu bandrollerin müvekkilinin yazarlık hayatını etkilediğini ve kitaplarının başka bir yayın evi tarafından basılmasını zorlaştırdığını, davalı yayınevinin, müvekkili ile aralarında sözleşme ilişkisi olduğu dönemde dahi müvekkilinin kitaplarını bandrolsüz basarak hem aralarındaki sözleşmeye hem de hukuka aykırı davranışlarda bulunduğunu, kanun hükmü gereğince ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü gerektiğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP DİLEKÇESİ Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının belirsiz alacak davası olduğunu, iki ayrı asli talebi olduğunu, davacı tarafın alacak talebinde bulunduğu eserlerle ilgili ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş olmakla yapılacak yargılamayla elde etmek istediği sonucu geçici hukuki korumayla yargılamanın başında istediğini, söz konusu kitapların yayma mali hakkının davacıya keşide edilen ihtarname ile davalıya bırakıldığını, davacının yayma mali hakkını davacıya bıraktığı kitaplar arasında dava konusu kitapların bulunup bulunmadığının yargılamayı gerektirir bir durum olduğunu, davalı tarafından fesih öncesi baskısı yapılmayan eserler için alınan bandrollerin ...'e teslim edilerek imha edilmiş olduğunu, davalının fesih ihtarından önce baskısı tamamlanan eserlerin yayma mali hakkı fesihten sonra kendisine kaldığı için söz konusu bandrolleri almak zorunda olduğunu, eğer davacının ihtiyati tedbir talebi bağımsız bir talep olarak ileri sürülmüş ise bu talebin yapılacak bir yargılama sonucu verilecek nihai karar ile hüküm altına alınacağını, eğer bu ihtiyati tedbir, tedbir isteminde bulunan kitaplarla ilgili olarak alacak istemine konu davacının birinci istemine yönelik açılmış alacak davası içinde istenilen geçici bir hukuki koruma olarak talep edilmiş ise bu halde söz konusu tedbir isteminde bulunulan kitaplar yönünden alacak isteminde bulunulmuş olması sebebiyle bu alacağın varlığında yapılacak bir yargılama sonucunda ortaya çıkabileceğini ve bunun da ancak nihai kararla hüküm altına alınabileceğini, kabul anlamına gelmemekle kitapların sözleşmeye aykırı olarak basılmış olduğu tespit edildiği halde tedbir konusu edilen kitaplar yönünden telif ücretinin hüküm altına alınması halinde tedbir konusu edilen eserler yönünden davalı ile davacı arasında mahkeme kararıyla kurulan hüküm uyarınca farazi bir telif sözleşmesi ilişki kurulmuş olacağını ve söz konusu kitapların tasarrruf hakkının alacak altına alınan alacaklar karşılığında davalıya devredilmiş olacağını, böyle bir durumda dahi söz konusu alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğini, yargılamanın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir isteminde bulunulamayacağını, söz konusu ihtiyati tedbirin davacıya bir faydası olmayacağı gibi davalının zarara uğramasına sebebiyet vereceğini, ihtiyati tedbirle ilgili olarak yaklaşık ispatın gerçekleştiği iddiasının doğru olmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin davacının ihtarnamesi ile sözleşmeye aykırı şekilde geçersiz ve gerçek dışı soyut iddialarla haksız olarak feshedildiğini, kendilerine ihtarnamede bildirilen stok bilgisi içinde davacının ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu eserlerin de yer aldığını, davacının vermiş olduğu cevabi ihtarnamesinde ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu eserlerin de yer aldığı stok bilgisine yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığını, davacının kendisinin keşide ettiği ihtarnamede açıkça haksız feshedilen sözleşmeler nedeniyle bugüne kadar basılmış eserlerle sınırlı olmak üzere yayma hakkı istisna bırakılarak stokta kalmış eserlerin stok bilgisinin istendiğini, davacının talepte bulunduğu 2100 adet ..., 2100 adet ..., 3100 adet ...: ... isimli eserlerin kendi beyanıyla yayma hakkının davalıya bırakılan fesih tarihine kadar basılmış eserler olduğunu, bu eserler için bandrol başvuru tarihinin 24.10.2024 olduğunu, fesih tarihi ile aynı gün bandrollerinin alındığını, söz konusu bu üç kitap için 09.10.2024 tarihinde kağıt sipraişi geçildiğini, 10.11.2024 tarihinde ... Ltd. Şti.'ne aynı kitapların baskısının yapılacağına dair davalı tarafından bilgi verildiğini,  11.10.2024 arihinde ... tarafından bu üç kitap için sipariş geçilen kağıtlar ile ilgili fatura düzenlendiğini, ... Kağıt tarafından davalıya düzenlenen ticari faturanın alt kısmında genel açıklamalar bölümünde bu kağıtların hangi kitaplar için alındığının yazılı olduğunu, kitapların baskısının 21.10.2024 tarihinde tamamlandığını, 21.10.2024 tarihinde ciltleme işlemi yapan ... Şti'ne teslim edildiğini, 25.10.2024 tarihinde ise ... isimli matbaaya teslim edildiğini, tüm işler bittikten sonra ise 29.10.2024 tarihinde kitaplar için fatura düzenlendiğini,  bandrol alınırken bandrol yapıştırılmasına esnasında yanlış yapıştırılması veya bandrolün makine tarafından veya elle yapıştırılması esnasında zayi olması ihtimaline binaen  100 adet fazla alınmakta olduğunu, basılan kitap sayılarına göre her bir kitap için kullanılmayan ve kayıp olarak bildirilen bandrollerle ilgili olarak tutanak tutulduğunu, fazla olduğu bildirilen bandroller matbaadan teslim alındıktan sonra ...'e teslim edilerek imha edildiğini, tüm bu hususlarla ilgili davacıya bilgi verildiğini ve ihtarname ekinde ilgili belgelerin davacıya gönderildiğini, davacıya dilerse maliyetini ödemek kaydıyla kitapların kendisine teslim edilebileceğinin de bildirildiğini, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İstinafa konu karar mahkemenin  08/01/2025  tarihli ara kararıdır.Davacı dava dilekçesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin Bakırköy ... noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile fesih edildiğini, feshe rağmen  davalı tarafından kötü niyetli ve hukuka aykırı bir şekilde 25/10/2024 tarihinde müvekkilin kitapları için bandrol alındığını, bu nedenlerle 25.10.2024 tarihinde bandrol alınan ..., 25.10.2024 tarihinde bandrol alınan 2100 Adet ... ve 25.10.2024 tarihinde bandrol alınan ...: ... isimli eserlerin toplatılarak el konulmasını, el koyma talebinin kabul görmemesi halinde bu kitaplar tespit edilerek telif bedelinin güncel rayiç  bir bedel üzerinden hesaplanarak şimdilik 25.000 TL telif ücretinin  ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, sözleşme süresince  çoğaltılan ve satışa arz edilen kitaplarla ilgili sözleşmeden kaynaklı alacaklar için şimdilik 25.000 TL'nin alacak tespit edildikten sonra ihtar tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep etmiştir. İhtiyati tedbirin şartları HMK m.389 \" (1) Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. (2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.\" hükmünü haizdir. Kanun koyucu, düzenlemeler yaparken hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan ölçülülük ilkesiyle bağlıdır. Bu ilke ise “elverişlilik”, “gereklilik” ve “orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik”, başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “gereklilik” başvurulan önlemin ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olmasını, “orantılılık” ise başvurulan önlem ve ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken ölçüyü ifade etmektedir. Bir kurala uyulmaması sebebiyle kanun koyucu tarafından öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında da “ölçülülük ilkesi” gereğince makul bir dengenin bulunması zorunludur. Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, bu aşamada herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı, yaklaşık ispatın bu aşamada gerçekleşmediği, mahkemece  ileride alınacak rapor sonrası yeniden değerlendirilmek üzere ihtiyati tedbir talebinin bu aşamada reddine dair verilen karar dosya kapsamına uygundur. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 08/01/2025 tarih ve 2025/2 E. sayılı ara kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-f. ve 394/(5). maddeleri gereğince, kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 17/04/2025\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6dbed2af02b0ec6c","SID":"d81c7f647c05dfef"}}