{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2023/847 <br>KARAR NO\t: 2025/567<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br>BAŞKAN\t\t: ...       (...)<br>ÜYE\t\t: ...   (...)<br>ÜYE\t\t: ...    (...)<br>KATİP\t\t: ...     (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/12/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/116 E.  -  2022/682 K.<br><br><br>ASIL DAVA KONUSU\t: İtirazın İptali <br>KARŞI DAVA KONUSU\t: Alacak \t<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/12/2022 Tarih ve 2021/116 Esas - 2022/682 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraflarca istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, taraflar arasında ilk olarak 07/12/2018 tarihinden 07/12/2019 tarihine kadar 2.000.000 KG kemikli sığır etlerinin şoklanması, yüklenmesi, istiflenmesi, aktarılması ile -18 derecede donmuş muhafazası, yüklenmesi, istiflenmesi ve aktarılması hususunda 1 yıllık sözleşme imzalandığını, ancak sözleşmeye göre 2.000.000 KG kemikli sığır eti gelmesi gerekirken davalının bu süre içerisinde 3.000.160 KG kemikli sığır eti getirdiğini, 07/12/2018 tarihli sözleşmeye ilaveten depoda 3.000.160 KG kemikli sığır eti mevcutken 11/01/2019 tarihli sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşmeyle 2.000.000 KG karkas etin şoklanması, yüklenmesi, istiflenmesi aktarılması ile -18 derecede donmuş muhafazası, yüklenmesi, istiflenmesi ve aktarılması hususunda 31/12/2019 tarihine kadar anlaşıldığını, bu sözleşmeye istinaden 1.606.600 KG et geldiğini, 11/01/2019 tarihli sözleşmeye ilaveten depoda 4.606.760 KG karkas et mevcut iken 07/12/2019 tarihli sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşmeye göre 3.000.000 KG büyükbaş donmuş muhafaza sözleşmesi imzalanarak karkas etin yüklenmesi, istiflenmesi, aktarılması ile -18 derecede donmuş muhafazası, yüklenmesi, istiflenmesi ve aktarılması gerektiğini, bu sözleşmeye istinaden mal kabul/muhafaza sonrasında depoda 2.940.156,80 KG karkas et kaldığını, sürelerin uzatılması ile taraflar arasında imzalanan en son 01/01/2020 başlangıç tarihli 01/05/2020 bitiş tarihli 4.514.624,80 KG tonaj konulu büyükbaş donmuş muhafaza sözleşmesine konu karkas etlerin 4.514.624,80 KG'ı diğer grup firmaları olan ... Gıda Soğuk Havacılık ... Ltd. Şti. ile birleştirilerek davacı şirket arasında tek bir sözleşmeye konu edildiğini, taraflarca 29/08/2020 tarihinde tutulan tutanak ile davalı Kurumca, müvekkilinin açık ve net bir şekilde ibra edildiğini, işbu sözleşmelere dayalı olarak müvekkilinin, davalıdan 3.225.538,36 TL alacağı bulunduğunu, davalının bu borcu ödemediğini, 29/08/2020 tarihli son sevkiyatta 98.749,64 KG fire noksanlığının tespit edildiğini belirterek fire bedeli olan dondurulmuş büyük baş karkas et bedeli 3.640.405,48 TL'yi müvekkilinden talep ettiğini ve buna dair müvekkiline fatura gönderdiğini, müvekkili tarafından bu faturaya itiraz edildiğini, davalı Kurum tarafından fire oranlarına ilişkin akdedilen sözleşmenin başlangıcında fire oranı %2 olarak kararlaştırılmış olmasına rağmen sözleşme yürürlükte iken davalının 28/09/2020 tarihli yazısı ile fire oranını %2,50 olarak revize ettiğini, fire oranlarında yapılan %0,5 puanlık artışın depolardaki karkas etlerin boşaltılması işlemi için yapılan ve karkas parça sayısında noksanlık olmadığına ilişkin 29/08/2020 tarihli mutabakat tutanağından 1 ay sonra yapılmasının çok önemli ve anlamlı olduğunu, revize edilen fire oranının davalı Kurumca eksik hesaplandığını, müvekkilinin sözleşme süresince karkas etlere dair hiçbir uyarı almadığını, müvekkili Şirketin karkasların sevk işlemlerini usulüne uygun gerçekleştirdiğini, bu sevk işlemlerine istinaden 29/08/2020 tarihli tutanak ile davalının, müvekkilini ibra ettiğini, müvekkiline ait depo alanında yapılan sayımlar sonucu parça sayısında herhangi bir noksanlık tespit edilmediğini, bu hususun tutanak altına alındığını, karkas etlerin davalı hakimiyetine geçmesinden sonra meydana gelmiş olabilecek herhangi bir fire ya da noksanlığın, müvekkilinin sorumluluğunda olmadığını, davalının süresi içerisinde bildirimde bulunmadığını, olası fire sebeplerinin tesislerine gelen karkas etlerinin sıcaklıklarının 4 derece olması gerekirken ortalama 6,79 derece ile gelmesi ve sitokinet giydirilmesi gerekirken sitokinetsiz gelmesi bulunduğunu, tüm bu hususların 07/10/2020 tarihli ihtarname ile davalıya bildirildiğini ve müvekkili alacağı için icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak bu takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tDavalı vekili, müvekkili Kurumun sermayesinin tamamı devlete ait olan bir iktisadi devlet teşekkülü olduğunu, et firesinin işin doğası gereği oluştuğunu, müvekkilinin, et firelerinde bilimsel açıdan uygulanması en makul oranı gözeterek 13/09/2018 tarihinde yürürlüğe giren yönergede, dondurulmuş et için %2,5 olarak belirlediğini, davacı ile akdedilen son sözleşmenin tasfiyesi kapsamında davacıya ait soğuk hava deposunda yer alan müvekkili Kuruma ait donmuş karkas etlerin tamamının 29/08/2020 tarihinde teslim alındığını, tutulan tutanağın, dava dilekçesinde yer alanın aksine davacı tarafın ibrasına ilişkin herhangi bir bilgi ihtiva etmediği gibi davacıya ait tesiste donmuş muhafazası yapılan büyükbaş karkas gövde etler için parça bazında herhangi bir noksanlık tespit edilmediğini gösterdiğini, muhafaza amacıyla teslim edilen büyükbaş karkas etin parça bazlı eksiksiz iade alındığının tutanakla tespit edildiğini, teslim alınan etlerde fiili fire kaybının olup olmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirmede bulunulmadığını, dava dilekçesinde belirtilenin aksine müvekkilinin sehven %2 oranında tatbik ettiği peşin fire oranının %2,5 oranında tatbik edildiğinde davacının durumunun ağırlaşmadığını, davacının tesisine bırakılan emtiada, şoklama ve donmuş muhafaza işlemleri neticesinde 98.749,64 KG fiili fire oluştuğunun tespit edildiğini, davacının tesisinde yapılan 29/08/2020 tarihli son sevkiyat işlemi sonrasında resmi kayıtlar nazara alınarak tespit edilen fiili et fire miktarının, müvekkili kurumun 20/07/2020 tarihinden itibaren geçerli olan cari satış fiyatı üzerinden hesaplanarak davacıya fatura ile bildirildiğini, davacı vekili tarafından itiraz edildiğini, müvekkilinin dava konusu uyuşmazlığa ilişkin iş ve işlemlerini mevzuata uygun tesis ettiğini, davacı ile akdedilen sözleşmeler kapsamında müvekkilinin, sözleşme süreleri göz önünde tutularak davacıya yapılması gereken bilgilendirmeleri gerek şifahen, gerek yazılı, gerekse Kurumsal mail yoluyla gerçekleştirdiğini, kapıların uzun süreli açık kaldığına dair iddiaların davacı tarafından her ne kadar farklı yorumlara tabi kılınarak dava dilekçesinde ileri sürülmüşse de emtialarda herhangi bir çözülme ve bozulma yaşanmaması adına müvekkili Kurumca görevlendirilen personel tarafından sevkiyat işlemlerinin asgari sürede tamamlandığını, tır içerisinde yapılan kontroller sonucu sıcaklık değeri yüksek saptanan emtianın tekrar tır içerisinde yeterli soğukluğa ulaşıncaya kadar bekletildiğini ve akabinde davacının deposuna giriş işlemlerine başlanıldığını, müvekkili tarafından sözleşmenin 5.maddesine istinaden davacı deposuna bırakılan emtiaya sitokinet giydirilmesi zorunluluğunun bulunmadığını, sözleşme ve yönerge hükümleri çerçevesinde fiili fire hesaplamasının yapıldığını savunarak, davanın reddini, dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>\tKarşı davada davacı vekili, asıl davadaki savunmalarını tekrar ederek, karşı davada davalı deposundan alınan etler üzerinden fiili fire miktarının belirlendiğini, buna göre  müvekkilinin cari satış fiyatı dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, müvekkili Kurumca 01/01/2020 tarihli sözleşmenin tasfiyesi sonrasında tespit edilen et firesi meblağının, karşı davada davalının alacağından kesildiğini, ancak yapılan kesintinin müvekkilinin tüm zararını karşılamadığını, son sevkiyat işlemleri akabinde yapılan stok mutabakat, fire, fiili fire hesaplama işlemleri neticesinde etlerde, şoklama ve donmuş muhafaza işlemleri sonucunda 98.749,64 KG fiili fire oluştuğunun tespit edildiğini, yapılan kesinti sonrasında müvekkilinin bakiye 948.168,60 TL alacağının kaldığını, karşı davada davalıya bildirilmesine rağmen bu meblağın ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL'nin 16/10/2020 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte karşı davada davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 14/11/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile karşı davadaki talebini 948.168,60 TL'ye yükseltmiştir. <br>\tKarşı davada davalı vekili, olağan dışı fire miktarı hususunda müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, karşı davada davacının, karkas etlerin kendisine sevkinin üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra fire iddiasında bulunduğunu, 29/08/2020 tarihli ibranamede  görüldüğü üzere müvekkiline teslim edilen karkas etlerin, karşı davacıya tam ve eksiksiz biçimde teslim edildiğini, karşı davacının, Emtialarda Oluşabilecek Fire ve Miktar Farklarına İlişkin Yönerge’nin 6. maddesinde bahsedilen prosedürleri uygulamadığını, somut ve gerekçeli bir açıklamada bulunmadan müvekkili hak edişinden mahsup yoluna gittiğini, müvekkilinin, taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, karşı davacı tarafça düzenlenen ve dosyaya sunulan teknik raporda da, müvekkili Şirketin kusurlu olmadığının tespit edildiğini, karşı davacının iddia ettiği fiili fire hesabında, cari satış fiyatının hangi tarih olduğunun ve hangi bedel üzerinden hesap edildiğinin bile açıklanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraflar arasında donmuş etlerin depolanması ve saklanması için 07/12/2018, 11/01/2019, 07/12/2019 ve  01/01/2020 tarihli sözleşmelerin düzenlendiği, sözleşmeler kapsamında davacı şirketin, davalı tarafından taze halde sevk edilen karkas sığır etlerinin, -35°C ile -40°C arasında dondurulması, yüklenmesi, istiflenmesi ve aktarılması ile kemikli sığır etlerinin, -18°C'de donmuş muhafazası, yüklenmesi ve istiflenmesi ve aktarılması işini üstlendiği, takip tarihi itibariyle tarafların incelenen ticari defter kayıtları gözetilerek davacının davalıdan 3.108.680,25 TL alacak kaydının bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin eki olan davalı yönergelerinde dava konusu depolanan et için fire oranının %2,5 olarak belirlendiği, dava konusu olayda %4,64 oranında fire verildiği, fazla fire oranının 2,14 olduğu, belirlenen oranı aşan bu fireden davacı şirketin sorumlu olup olmayacağı hususunun belirlenmesi gerektiği, depolama sürelerinin ortalama 12,28 aya çıktığı ve aylık yapılması gereken ölçüm ve tespitler nihai olarak yapılarak %2,5 fire oranını aşan fire miktarının 98.749,64 KG (%2,14) olarak bulunduğu, müteakip her ay için %0,2 fire ekleneceği, buna göre yapılan hesaplamada fazla fire nedeniyle davalının, davacıdan talep edebileceği miktarın KDV dahil 986.651,95 TL olduğu, taraf defter ve kayıtları ve dosya kapsamı itibariyle davacının davalıdan olan 3.108.680,25 TL alacak kaydından, fazla fire nedeniyle davalı Kurumun zararı 986.651,95 TL ise de davalı tarafça karşı davada 948.168,60 TL talep edilmiş olup, bu miktarın mahsubu ile asıl davada davacının alacağının 2.160.511,65 TL olarak hesaplandığı, alacağın faturalara dayalı olması nedeniyle likit bulunduğu, asıl davada davalı taraf kötü niyet tazminatı talep etmiş ise de davacı tarafça kötü niyetle takibe geçildiğinin kanıtlanamadığı, karşı davada fire nedeniyle karşı davacı Kurumun uğradığı zararın talep edildiği, karşı dava açılabilmesi şartlarının HMK'nın 132.maddesinde düzenlendiği, şartlardan birinin karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması, yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut olmasına ilişkin olduğu, karşı davacının takas etmek istediği karşı alacağın miktarı asıl davada istenen alacak kadar veya ondan daha az olması halinde davalının karşı dava açmakta hukuki yararının olmadığı, takas savunmasında bulunmasının yeterli olduğu, açılan karşı davanın içeriğinin takas niteliğinde bulunduğu, bu şekliyle takas beyanı yerine geçeceği, asıl davada karşı davaya konu fireden kaynaklı zararın olduğu ve toplamı karşı davada talep edilen toplam 948.168,60 TL olup bu miktarın asıl davada alacaktan mahsubunun yapıldığı, davacının işbu karşı davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada, davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2020/8736 sayılı dosyasında itirazının 2.160.511,65 TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 oranını aşmamak üzere avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 432.102,33 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karşı davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.           <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı karşı davada davalı vekili, fireye neden olan fifo kuralının ihlali, kefen giydirilmemesi, müvekkiline teslim edilen etlerin mevzuata uygun sıcaklıkta ve süresinde teslim edilmemesi, tesis kapılarının açık kalması ve sözleşme sürelerinin uzatılması hallerinin tamamında, davalı Kurumun kusurlu olduğunu, diğer bir deyişle fireye etki eden hususların tamamının, davalının kusurundan kaynaklandığını, fire miktarının artmasına neden olan faktörlerin, faaliyet konusu et ve mamulleri olan davalının herkesten daha iyi bilmesi ve fire miktarının artmaması için her türlü tedbirin davalı tarafından alınması gerektiğini, müvekkilinin, sözleşme konusu etleri 3. bir kişiden teslim almadığını, davalı personeli ve yetkililerinden ürünleri  teslim aldığını, aynı zamanda dosya kapsamında yer alan teknik raporda belirtildiği üzere davalı personeli ve veterinerlerinin, rutin olarak soğuk hava deposunu denetlemelerine rağmen müvekkiline, kusurlu davranışları olduğu yönünde bir bildirimde bulunulmadığını, buna rağmen etlerdeki fire nedeniyle müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin doğru olmadığını, zira müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davalı tarafından müvekkili deposuna nakledilen etlerin ortalama 6,79°C sıcaklığında teslim edildiğini, bu husus dosyadaki delillerle ispat edilmesine rağmen işbu etleri sadece şoklama ve depolama yükümlülüğünde olan müvekkiline kusur atfedilmesinin usule uygun olmadığını, söz konusu etlerin, davalının ilgili yönergesine uygun şekilde teslim edilmediğini, bu hususun mahkemece değerlendirilmediğini, davalının, kendi yönergeleri gereği 5 iş günü içinde itirazda bulunmadığından, mevcut fireyi kabul ettiğini, müvekkili etleri kabul ederken et sıcaklıklarına ilişkin davalıya yaptığı itirazlar ve ihtarların da mahkemece dikkate alınmadığını, sözleşme konusu etlerin, taraflar arasındaki sözleşmelerde belirtilen süreden daha fazla depoda kaldığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hatalı hesaplama yapılarak 0,084 olması gereken değerin % 0,58 olarak yazıldığını, yanlış hesaplamaya göre verilen kararın yerinde olmadığını, karşı davanın tamamen reddi nedeniyle nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin e-defterlerinde 3.225.538,36 TL alacak gözükmesine karşın müvekkili alacağının, 3.108.680,25 TL olarak kabul edilmesinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.    <br>\tDavalı karşı davada davacı vekili, asıl davada müvekkilinin takas yahut mahsup talebinde bulunmadığını, buna rağmen mahkemece, karşı davaya konu ettikleri alacağın resen takas/mahsup işlemine tabi tutulduğunu ve karşı davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine karar verildiğini, bu şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını, dava dosyasına sunulan bilirkişi heyeti ana ve ek raporuna yaptıkları hiç bir itirazın gerekçeli kararda karşılanmadığını, ek raporlar yönünden davacı karşı davada davalının, yasal süresinde itiraz etmediğinin kabulü ile müvekkili lehine müktesep hak teşkil eden bilirkişi tespitlerinin istinaf incelemesinde dikkate alınmasını istediklerini, müvekkili aleyhine farklı firmalar tarafından açılan farklı davalarda bilgisine başvurulan bilirkişilerce düzenlenen bilirkişi raporları dikkate alındığında, müvekkilinin sözleşme hükümleri ve yürürlükte bulunan yönerge kapsamında hukuka uygun işlem tesis ettiğinin açık olduğunu, gerek saklama sözleşmesine ilişkin yasanın emredici hükümleri gerekse de her iki tarafın tacir olarak imzaladıkları sözleşmeler hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacı karşı davada davalının, deposuna bırakılan emtiayı müvekkiline eksiksiz bir şekilde geri verme ve iş bu emtianın korunması için gerekli tedbirleri alma yükümlülüğü altında bulunduğunu, müvekkili tarafından teslim edilen etlerde, firenin oluşmaması için gerekli tedbirlerin alındığına ilişkin davacı karşı davada davalının herhangi bir delil ibraz etmediğini, delil olarak sunulan belgelerin nerede, nasıl düzenlendiğinin dahi ispatlanamadığını, sözleşmelerin uygulanma süresinde taraflarca her ay mutabakat sağlandığını, müvekkili tarafından karşı tarafa teslim edilen etler ile teslim alınan etler arasında fark olduğunu, işbu farkın taraflarca akdedilen sözleşmeler kapsamında hesaplamaya tabi bulunduğunu, hesaplamanın ilk sözleşmenin imzalandığı 07.12.2018 tarihinden, tüm ürünlerin müvekkilince teslim alındığı tarihe kadar yürürlükte bulunun müvekkili yönergesi  kapsamında yapıldığını, davacı karşı davada davalının, tacir olarak imzaladığı sözleşmelerin 9. maddesiyle işbu yönerge kapsamında işlem tesis edilmesini, ödemelerin/faturalandırmanın müvekkil kurumca teslim alınan net miktar üzerinden yapılacağını (5.madde), kurum zararının öncelikle alacaklarından kesinti yoluyla karşılanacağını (12.madde) kabul ettiğini,  mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesiyle, müvekkilinin sözleşme ve yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri çerçevesinde hukuka uygun fire ve muhafaza bedeli hesapladığının ortaya çıktığını, buna rağmen hukuka aykırı bir hesaplama yapılmasının hukuki bulunmadığını, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin ve kötü niyet tazminatı taleplerinin reddinin de doğru olmadığını, davacı karşı davada davalının, teminat süresinin dolmasını beklemeksizin 14.10.2020 tarihinde takip başlattığını, buna göre aksini kabul anlamına gelmemekle kaydıyla faiz başlangıcının, takip tarihi olarak kabul edilmesinin de hatalı bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.   <br> <br>GEREKÇE\t:1-Asıl dava, taraflar arasındaki saklama sözleşmeleri kapsamında saklama ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali, karşı dava ise aynı sözleşmeler kapsamında, saklanan etlerin fireye uğradığı iddiasıyla doğan alacağın tahsili istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.                             <br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraflar arasında donmuş etlerin depolanması ve saklanması için birden fazla sözleşme imzalandığı, bu sözleşmeler kapsamında asıl davada davacının, davalı tarafından taze halde kendisine sevk edilen karkas ve büyükbaş etlerin, belirlenen sıcaklıklar arasında dondurulması ve saklanmasını üstlendiği, anılan sözleşmelerde, tartım farkının Kurum genelge ve yönetmeliklerindeki fire oranlarından fazla olması durumunda, fazla olan fire bedelinin, asıl davada davacı tarafından davalıya ödeneceğinin öngörüldüğü, taraflar arasındaki sözleşme tarihinde, davalı Kurum tarafından belirlenen fire oranı %2 iken sonradan bu oranın %2,5 oranına çıkarıldığı, ancak bu durumun davacı yararına olduğu, zira fire oranının yükseltildiği, dolayısıyla bu fire oranı olarak bu oranın esas alınması gerektiği, et depolama sürelerinin, taraflar arasındaki sözleşmelerde öngörülen süreleri aşarak 16,28 aya çıktığı, sözleşmelerde belirlenen depolama süresini aşan her ay için %0,2 oranında fire miktarının eklenmesinin hakkaniyete uygun görüldüğü, buna göre hesaplama yapıldığında olması gereken fire oranının %4.06 olduğu, gerçekleşen fire oranı %4,64 olduğundan, fire oranının %0,58 oranında aşıldığı, davalı Kurum fiyatlarına göre bu orana tekabül eden miktarın 986.651,95 TL olduğu ve karşı davada bu miktarın talep edilebileceği, asıl dava yönünden ise takip tarihi itibariyle davacının alacağının 3.108.680,25 TL olarak hesaplandığı, davacı tarafça dayanılan 29.08.2020 tarihli tutanağın, davacının ibrası niteliğinde olmadığı, yalnızca et parça sayısında herhangi bir noksanlık olmadığını gösterdiği, her ne kadar davacı tarafça, fire oranın artmasına davalı Kurumun, FİFO kuralını ihlal etmesi, kefen giydirmesi, etleri uygun sıcaklıkta ve süresinde teslim etmemesi, tesis kapılarını açık bırakması gibi eylemlerinin neden olduğu ve bu nedenle artan fire oranlarından kendilerinin sorumlu tutulamayacağı ileri sürülmüş ise de, söz konusu etleri kabul ederek depolayan davacının, artık anılan hususlara dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı, zira tacir olan davacının basiretli hareket etme yükümlülüğünün bulunduğu, bu kapsamda etleri saklanmak üzere teslim alırken gerekli kontrolleri yaparak tespit ettiği eksiklikleri saklatana bildirmesinin gerektiği, tespit edilen eksiklikler giderilmeden saklanmak üzere teslim alınan etlerdeki fire kaybından artık davacı saklayanın sorumlu olduğu, davalının kendi iç işlerini düzenleyen yönergelere davacının dayanmasının da söz konusu olmadığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında bir hesaplama hatası olmadığı gibi tarafların bilirkişi raporlarına yönelik itirazlarının da değerlendirildiği, asıl davaya konu alacağın faturaya dayalı likit alacak niteliğinde bulunduğu, kötü niyet tazminatı koşullarının da oluşmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Ancak, ilk derece mahkemesince karşı davacının takas etmek istediği karşı alacağın miktarı asıl davada istenen alacak kadar veya ondan daha az olması halinde davalının karşı dava açmakta hukuki yararının olmadığı, takas savunmasında bulunmasının yeterli olduğu, açılan karşı davanın içeriğinin takas niteliğinde bulunduğu, bu şekliyle takas beyanı yerine geçeceği gerekçesiyle karşı davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş ise de bu değerlendirme Dairemizce yerinde görülmemiştir. <br>\t6100 sayılı HMK'nın 114/1-h bendinde, hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiştir. Hukuki yararı kısaca bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer bir çıkarının bulunması olarak tanımlamak mümkündür. Dava şartı olduğundan, yargılamanın her aşamasında hukuki yararın mahkemece resen gözetilmesi gerekmektedir. <br>\tHMK'nın 132. maddesinde ise karşı davanın açılabilmesi şartları düzenlenmiş olup buna göre karşı davanın açılabilmesi için asıl davanın açılmış ve hâlen görülmekte olması,<br>karşı davada ileri sürülecek olan talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması yahut bu davalar arasında bağlantının mevcut bulunması gerekmektedir. Görüldüğü üzere, karşı davada ileri sürülecek talep ile asıl davada ileri sürülen talep arasında takas veya mahsup ilişkisinin bulunması halinde karşı dava açılabileceği doğrudan madde hükmünde yer almaktadır. O halde, ilk derece mahkemesinin kabulünde olduğu gibi takas veya mahsup ilişkisi olması halinde karşı dava açılmasında hukuki yararın bulunmadığının söylenmesi, bu durumda mutlaka takas veya mahsup savunmasında bulunulabileceğinin kabul edilmesi açıkça yasa hükmüne aykırılık teşkil edeceği gibi anılan hükmün uygulanmasını da imkansız hale getirecektir. İlgili tarafın takasa veya mahsup savunmasında bulunmasından sonra, takas veya mahsuba konu ettiği alacağı ayrıca dava konu etmesi halinde hukuki yarar olmadığının kabulü mümkün ise de somut uyuşmazlıkta, davalı tarafın bir takas veya mahsup savunması yoktur. <br>\tYukarıda açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesince, karşı dava açılmasında hukuki yarar bulunduğunun kabulü ile esas hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karşı davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu yönden taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne karar vermek gerekmiş, asıl dava ve karşı dava yönünden tespit edilen miktarlar, karşı davada taleple bağlı kalınarak hüküm altına alınmış ve HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2022 gün ve 2021/116 Esas - 2022/682 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t3-Asıl davanın KABULÜ ile davalının Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2020/8736 sayılı dosyasında itirazının 3.108.680,25 TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 oranını aşmamak üzere avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,<br>\t\t\t\t\t\t\t\t4-Hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 621.736,05 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t\t\t\t\t\t\t\t5-Fazlaya ilişkin talep ile davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,<br>\t 6-Harçlar Kanunu uyarınca asıl davada alınması gereken 212.353,95-TL nispi karar ve ilam harcının, peşin olarak yatırılan 38.956,45-TL nispi harçtan ve davalı- karşı davacı tarafından yatırılan 92.500,41 TL bakiye harçtan mahsubu ile bakiye 80.897,09‬-TL harcın davalı karşı davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,  <br>\t7-Asıl dava yönünden davacı karşı davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, kabul edilen kısım üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 392.694,42-TL vekalet ücretinin davalı karşı davacıdan alınarak davacı - karşı davalıya verilmesine,  <br>\t8-Asıl dava yönünden davalı karşı davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen kısım üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine,    <br>\t9-Asıl dava yönünden davacı karşı davalı tarafından ilk derece mahkemesi aşamasında yapılan 67,00 TL posta ve tebligat masrafı, 8.500,00 TL bilirkişi ücreti ile istinaf aşamasında yapılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 183,00 TL posta ve tebligat masrafından oluşan toplam 9.242‬,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 8.907,17 TL'ye 38.956,45 TL peşin harç, 59,30 başvurma harç tutarının eklenmesi ile oluşan 47.922,92‬ TL'nin davalı- karşı davacıdan tahsili ile davacı- karşı davalıya verilmesine, bakiyesinin davacı- karşı davalı üzerinde bırakılmasına,<br>\t10-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin kabul ve ret oranları da nazara alınarak 1.272,21 TL'sinin davalıdan, geri kalan 47,79‬ TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t11-Asıl dava yönünden davalı- karşı davacı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t\t\t\t\t\t  12-Karşı davanın KABULÜ ile 948.168,60 TL'nin, temerrüt tarihi olan  16.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte karşı davada davalıdan tahsili ile karşı davada davacıya verilmesine, <br>\t13-Harçlar Kanunu uyarınca karşı davada alınması gereken 64.769,40-TL nispi karar ve ilam harcının, peşin olarak yatırılan 170,80-TL maktu ve 16.021,57 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 48.577,03‬-TL harcın davacı - karşı davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,  <br>\t14-Karşı dava yönünden davalı karşı davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, ilk derece karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 144.743,60-TL vekalet ücretinin davacı karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya verilmesine, \t<br>\t15-Karşı dava yönünden davalı karşı davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 5.000,00 TL bilirkişi ücreti, istinaf aşamasında yapılan 86,00 TL posta masrafı olmak üzere 5.086,00 TL yargılama giderine 170,80 TL peşin harç ve 16.021,57 TL ıslah harcı tutarının eklenmesi ile oluşan 21.278,37‬ TL'nin davacı karşı davalıdan tahsili ile davalı karşı davacıya verilmesine, bakiyesinin davalı karşı davacı üzerinde bırakılmasına,<br>\t16-Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacı karşı davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t17-Davacı karşı davalı tarafından yapılan yargılama giderleri asıl dava yönünden yapıldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br>\t\t 18-Davacı karşı davalıdan peşin olarak alınan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı  karşı davalıya iadesine,\t<br>\t\t\t19-Davalı karşı davacıdan peşin olarak alınan 36.896,13 TL nispi, 179,90 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı karşı davacıya iadesine,\t<br>\t20-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),\t<br>\t21-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/03/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2025 \t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c4001c7d5d87d467","SID":"121c801755bf8a8c"}}