{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1946 <br>KARAR NO: 2025/448<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/06/2021<br>NUMARASI: 2019/431 Esas -  2021/443 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2025<br>Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili banka ile asıl borçlu ... Paz. Ltd.Şti. Arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığını, davalının söz konusu sözleşmeyi müşterek borçlu, müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, borçluların borcunu ödememesi üzerine Gaziosmanpaşa ... Noterliği'nden ihtarname gönderildiğini, ancak ihtarnameye herhangi bir itirazda bulunmadığını ve borçları ödemediğini bunun üzerinde İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından genel haciz yolu ile takibe geçildiğini, borçluların ihtarnameye süresi içinde itiraz etmediği, ödeme yapmadığından temerrrüde düştüğünü, açıklanan nedenlerle itirazın iptaline takibin devamına davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine yargılama gideri ve ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı müvekkilinin daha önce hissedarı olduğu ... Paz. Ltd.Şti.'nin çekmiş olduğu kredi borcuna kefil olduğundan bahisle müvekkil hakkında icra takibinde bulunduğunu, müvekkilinin takibe itiraz ettiğini, Müvekkilinin hisselerini 24/04/2015 tarihli devir sözleşmesi ile...'a devir ettiğini, devrin 05/05/2015 tarihinde İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil edildiğini, söz konusu kredi borcunun müvekkilinin hissedar olduğu dönemde kat edildiğine dair belge bulunmadığını, sözleşme sayfalarının imzasız olduğunu, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine vekalet ücretinin davacı yan üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"..mahkememiz dosyasına celp edilen İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... takip sayılı icra dosyasında davacı banka tarafından davalı kefil ... aleyhine 46.733,81 TL tutarındaki toplam alacak üzerinden icra takibi yapıldığı, takip dayanağı Genel Kredi Sözleşmesi'ni kefil sıfatıyla ...'ın imzalamış olduğu belirtilerek işbu mahkememiz dosyasına takibe yapılan itirazın durması sebebiyle itirazın iptali davası açılmış ise de, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ile davacı tarafından sunulan kredi sözleşmesinde kefalet limiti ve kefalet tarihi hususların bilahare kuruşun kalemle doldurulduğu ve tüm kredi sözleşmesinde gözle görülür bir biçimde aynı el yazısı kuruşun kalemle doldurulmuş biçimde yer aldığı, bu durumun kefalet sözleşmesinin şekline ilişkin 583/I c. 2 kuralının re'sen uygulanması ve kefalet sözleşmesinin geçersizliğine hükmedilmesi gerektiği, , Borçlar Kanunu madde 583/I C.2 gereğince geçerli bir kefaletinin olmaması nedeni ile borçtan sorumlu olmadığı anlaşılmış ve bu nedenle davanın reddine, davalı tarafça takibin haksız ve kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından, İcra İflas Kanunu Mad. 67 gereğince davalı tarafın tazminat talebinin reddine \" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece dava dosyası, davalının itiraz dilekçesinde yer alan hususların incelemesi amacıyla bilirkişi heyetine tevdi edildiğini, hükme esas bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; davalının kefalet limiti ve kefalet tarihinin tarafınca doldurulmadığına ilişkin herhangi bir iddiası bulunmadığını, davalının iddiasının, asıl borçlu şirkete ait hisselerini devretmiş olması ve kefalet sözleşmesi imzalanırken eş muvafakati alınmamış olması sebebiyle kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğuna ilişkin olduğunu, ancak alınan raporda davalının iddialarının ötesine geçilerek inceleme yapılmış ve Mahkemece bu inceleme doğrultusunda karar verildiğini, Genel Kredi Sözleşmesinin kefalete ilişkin kısmın, kefalet sözleşmesinin geçerli olabilmesi için gerekli tüm unsurları taşıdığını, raporda da belirtildiği üzere kefalet tarihi ve kefalet limitine ilişkin kısımlar sözleşmede doldurulmuş halde olduğunu, söz konusu yazının davalıya ait olup olmadığını incelemek ise raporu hazırlayan bilirkişilerin uzmanlık alanına girmemekle beraber grafolog bilirkişi tarafından incelenmesi gerektiğini, kaldı ki, davalının da kefalet limiti ve kefalet tarihinin eliyle doldurulmadığı yönünde herhangi bir itirazının bulunmadığının, Genel Kredi Sözleşmesinin kurşun kalemle doldurulmuş olması, kefaletin geçersiz olduğu anlamına gelmeyeceğini, davacının dosyaya yönelik tek itirazı, asıl borçlu şirketin hisselerini devretmiş olması sebebiyle borçtan sorumlu olmadığına yönelik olduğunu, davalının borçlu şirketin hisselerini devretmiş olması sorumluluğunun sona erdiği anlamına gelmemekle birlikte davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle usul ve yasaya aykırı Mahkeme kararının kaldırılarak, talepleri doğrultusunda davanın kabulün ile davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddi kararı usul ve yasaya uygun olsa da davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi taleplerinin reddi kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu,  öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklının, kötüniyetli kabul edileceğini, nitekim davacı tarafından sunulan genel kredi sözleşmesi kefil sayfasında kurşun kalem kullanılarak yazılan kefalet tutarı ve tarihinin müvekkilinden hariç bir kişi tarafından yazıldığının alacaklı tarafından bilinmemesinin mümkün olmayacağını, öyle ki evrakta ''yukarıdaki kefil beyanı/beyanları kefil/kefiller tarafından huzurumuzda kendi el yazısı/yazıları ile yazılarak imzalanmıştır.'' şeklindeki banka beyanı altında, banka kaşesi ve imzasının mevcut olup davacı bankanın kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, ancak Mahkemenin, davacının kötü niyetinin ispat edemedikleri kanaatine vardığını, oysa taraflarınca verilen cevap dilekçesi 16.09.2019 tarihliyken davacı banka genel kredi sözleşmesi asıllarını 14.03.2020 tarihinde dosyaya sunduğunu, yani  cevap dilekçeleri üzerinden neredeyse 6 ay geçtikten sonra sözleşme asıllarının dosyaya sunulduğunu, bu nedenle geçersiz kefil imza sayfasındaki kefalet tarihi ve miktarı bölümünün kurşun kalemle yazıldığının cevap dilekçelerinde açıkça iddia edilmesinin mümkün olmadığını, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde davacı aleyhine kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine dair verilen hükmün kaldırılmasına ve istinaf başvurularının kabulüne, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava genel kredi sözleşmesine dayalı kredi alacağının tahsili amacıyla davalı kefil aleyhine başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık , kefalet şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, davalı yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi isteminin yerine olup olmadığı noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, kredi borçlusu dava dışı... Paz. Ltd.Şti, kefil ile davalı hakkında, İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında \"kredi\" sebebine dayalı olarak  46.514,00  TL  asıl  alacak, 209,34 TL işlemiş faiz, 10,47 TL faizin %5 gider vergisi olmak üzere toplam 46.733,81 TL üzerinden 08.11.2018 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur. Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı cevap dilekçesinde dava dışı asıl borçlu şirketin hisselerini 24.04.2015 tarihli devir sözleşmesi ile ...'a devrettiğini, sözleşme sayfalarının imzasız olduğunu, sadece son  sayfasında bir takım imzaların bulunduğunu, kredi sözleşmesinde imzasının bulunup bulunmadığının net olmadığını, imzası bulunsa dahi biz bunun hisse devri sonrası limit artırımı suretiyle çekilen bir kredi olduğunu savunmuştur. Dosya kapsamından davacı banka ile dava dışı ... Paz. Ltd. Şti. arasında 30.05.2013 tarihli 200.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ile dava dışı ...'ın kredi sözleşmesinde aynı limitle kefil olarak yer aldığı, kefalet beyanında kefillerin isim soyadlarının kurşun kalem üzerinden geçilmiş tükenmez kalemle yazıldığı, 'müteselsil kefil' ibaresi tükenmez kalem ile yazılmışken, kefalet tutarı ve kefalet tarihinin kurşun kalemle yazıldığı, davacı bankaca, davalı ve dava dışı borçlulara Gaziosmanpaşa ... Noterliği'nden 12.09.2018 tarih, ... yevmiye numaralı hesap katı ve hesap özeti ile borcun ödenmesi ihtarının gönderildiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına alınan mali müşavir ve bankacı bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda, kefalet sözleşmesinin aslı incelendiğinde davalının, herhangi bir imza inkarında bulunmaması da dikkate alınarak, müteselsil kefil olduğunu tükenmez kalemle ve kendi el yazısıyla belirttiği; buna karşılık kefalet tutarı ve kefalet tarihi kısmının kurşun kalemle ve kefil dışında başkası tarafından doldurulduğu, tüm kredi sözleşmesinde gözle görülür bir biçimde aynı el yazısı kurşun kalemle doldurulmuş biçimde yer aldığı , davalının geçersiz kefalet sözleşmesinden dolayı sorumluluğundan söz edilemeyeceği belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583.maddesinde \"Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu  olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır\" düzenlemesi mevcuttur. Buna göre sözleşmede davalıyı sorumlu kılan yukarıda bahsedilen ibarelerin davalıya ait olduğunu ispat yükümlülüğü davacı alacaklıdadır. 6100 sayılı HMK'nın 208. vedevamı maddelerinde yazı veya imza inkarı halinde yapılacak işlemler  düzenlenmiş olup, belge üzerinde sadece çıplak gözle yapılan inceleme  yeterli görülmemiştir. Anılan maddeye göre öncelikle  üzerindeki yazı ve imza inkar edilen belge mahkemeye teslim alınarak saklanması için gerekli tedbirler alınır. (HMK 208/2 md.)  İnkar edilen yazı ve imzayı taşıyan belgeye dayanan tarafa, delil olarak dayandığı  belge üzerinde  diğer tarafa atfen atılı bulunan imza ve  yazıların  inkar edildiğinden bu hususta beyanda bulunması istenir. (HMK 211/1)  İmza veya yazıyı inkar eden asile inkar ettiği yazı ve imza korusunda HMK 211/1-a bendi gereği \"belirtilen günde duruşmada hazır bulunmadığı takdirde inkar etmiş olduğu belgedeki yazı veya  imzayı ikrar etmiş sayılacağı\"   ihtarını içerir  isticvap  davetiyesi çıkarılır. İmzayı veya yazıyı inkar edenin isticvabı ile  bir kanaate  bir kanaate ulaşılabilir ise bu hususta bir karar verilir, eğer bir kanaate  varılmaz ise huzurda imza ve yazı örnekleri alınır, imzasını inkar edenin belgenin tanzim tarihinden önceki veya en yakın tarihte attığı imza ve yazı örneklerinin bulunabileceği resmi ve özel kurumlardan yazı ve imza örnekleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılması gerekir.  Somut olayda ilk derece mahkemesince HMK düzenlemelerine uyulmadan tahkikat yürütülmüş, grafoloji konusunda uzmanlığı olmayan bilirkişiler tarafından tanzim edilen rapor hükme esas alınmıştır. Oysa ki eldeki davada HMK 208 vd. Maddelerindeki yazı ve imza incelemesine ilişkin usul kuralları harfiyen uygulanarak tahkikatın yürütülmesi, buna göre öncelikle davalı kefilin isticvap edilerek rakam ve yazı  örneklerinin alınması, kefalet asılları ile bu rakam ve yazıların karşılaştırılması, başka bir incelemeye gerek duyulmadığının anlaşılması halinde bunun gerekçeleri ile açıklanması; bu şekilde yapılan incelemenin yeterli görülmemesi halinde yine davalıya ait medar-ı tatbik rakam, yazı örneklerini içerir belge asılları getirtilerek  kefalet tarihine ve miktarına ilişkin ibarelerin davalının  eli ürünü olup olmadığı hususunda dosyanın grafoloji uzmanı bilirkişiye tevdi ile denetime elverişli rapor alınması, sonucuna göre davalının hukuki durumu değerlendirilerek hüküm kurulması gerekirken mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmeksizin aşağıdaki şeklide karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,2-Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 4-İstinaf başvurusu bu aşamada incelenmediğinden davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcı ile istinaf başvuru harcının istemi halinde kendisine iadesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca  kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 10/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"27a3d5fbcce75fca","SID":"98c593fc473d383e"}}