{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/15 <br>KARAR NO: 2025/411 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/06/2021<br>NUMARASI: 2019/527 Esas-  2021/444 Karar<br>DAVANIN KONUSU:  Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 13/03/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ... plakalı aracını davalı sigorta şirketine Kasko Sigortası ile sigortalattığını, meydana gelen trafik kazası neticesinde belirlenen eksper raporunda aracın tam hasarlı olduğu yönünde rapor tanzim edildiğini, davalı sigorta şirketine başvuruda bulunduklarına, müvekkilinin kazadan sonra farklı bir konu ile ilgili tutuklandığından sigorta şirketine başvuruda bulunamadığını, somut olayda mücbir bir sebep bulunmasına rağmen sigorta şirketinin zamanaşımını bahane ederek başvuruyu reddettiğini, müvekkil şirkete ait tam hasarlı araçta meydana gelen kaza sonrasında taraflar arasındaki kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklı tazminat bedelini talep etme zarureti hâsıl olduğunu, taraflar arasında akdolunan kasko sigortası kapsamında tazminat bedelinin davalı sigorta şirketinden kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.  Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, zamanaşımı def'inde bulunarak davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, trafik kazasının meydana geldiği 01/07/2014 tarihinden sonra müvekkilİ şirket yöneticisinin farklı bir konu hakkında tutukladığını, bu sebeple sigorta şirketine başvuruda bulunamadığını, Borçlar Kanununun 149/2. maddesinde, zamanaşımı süresini bildirimin yapılması anından değil de yapılabileceği günden başlatacağını, eğer bildirim yetkisi, taraflardan birine verilirse bildirim yapılmayarak alacağın muaccel olmasına ve dolayısıyla zamanaşımı süresinin başlangıcına da engel olunabileceğini, bu nedenle TBK'nin 149/2. hükmünde, Kanun koyucu, bildirimin fiilen yapıldığı anı değil, bildirimin caiz olduğu, yapılabileceği anı esas alacağını belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda; Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Kasko sigortasından kaynaklı uyuşmazlıklar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1420. maddesi gereği iki yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Yargıtay HGK, E. 2010/17-664K. 2010/689 T. 22/12/2010 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sorumluluk sigortası kapsamında tazminat talebi söz konusu olmadığından ceza zamanaşımının uygulanmasından bahsedilemeyecektir. Bu durumda kaza tarihi olan 01/07/2014 tarihi ile dava tarihi olan 25/10/2019 tarihi dikkate alındığında davanın iki yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açıldığı anlaşıldığından aksi yöndeki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Yine, davacı şirketi yetkilisinin cezaevinde olması 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 154. maddesi gereğince zamanaşımını kesen mücbir sebep sayılamayacaktır ve olayda zamanaşımını kesen başkaca bir sebep de bulunmamaktadır.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 556,1‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,  5-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.13/03/2025 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3038dbea14b7b150","SID":"fded775a165e235b"}}