{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/1400 Esas<br>KARAR NO: 2025/607<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/07/2023<br>NUMARASI: 2020/216 Esas,  2023/704 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkilin ..., Esenyıırt şubesi, keşide yeri İstanbul, keşide tarihi 31.03.2019 olan, 55.000 TL tutarındaki çeki keşideciden alarak, aralarındaki ticari ilişki kapsamında davalı alacaklıya ciro ettiğini, çekin vadesinde ödenmemesi üzerine, davalı taraf her ne kadar Bursa ...İcra Müdürlüğü. ... Esas dosyasından takip başlatmış ise de, yasal süresi içinde yaptığımız itiraz sonucu yetkisizlik kararı alındığını, dava konusu çek aradaki ticari ilişki kapsamında, lehtar müvekkilim tarafından, davalı alacaklıya ciro ettiğini, Bu nedenle gerek dava konusu çek, gerek buna ilişkin ödemeler, gerekse sair hususlar, lehe ve aleyhe karşılıklı borç-alacak kaydı olarak ticari defterlerimizde kayıtlı olduğunu, 31.12.2019 mali yılını 240.895,41 TL alacaklı olarak kapattığını, karşılıksız çıkan dava konusu 55.000 TL çek ile yine karşılıksız çıkan ve halen davalı yanın elinde bulunan dava dışı 75.000 TL karşılıksız çek bedellerinin. 240.895, 41 TL tutarındaki bu alacağımızdan mahsup edilmesi gerekeceğini, Bu takas mahsup işlemi yapıldığında, müvekkilimin dava konusu 55.000 TL (dolayısıyla dava dışı 75.000 TL) karşılıksız çekten dolayı borcu olmadığı gibi, üzerine 110.895, 41 TL alacaklı kaldığını, Bununla birlikte, davalı taraf bankanın ödemekle yükümlü olduğu asgari tutarı (2.030 TL) tahsil ettiğini, ayrıca cebri icra esnasında müvekkilimden 10.000 TL ve 1.000 TL olmak üzere ödeme alındığını, Bunların da lehimize alacak kaydı olarak girilmesi gerektiğini, muavin defter sonucunda, 2020 yılı alacak rakamının 123.925,41 TL olduğunu, Bu bağlamda 55.000 TL çeke dayalı menfi tespit istemi  yanı sıra, 123.925, 41 TL tutarında fazla alacağın, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini,  bilirkişi marifetiyle ticari defterler üzerinde yapılacak karşılaştırma ve tespitlerden sonra belirlenecek olan alacak rakamı üzerinden harcı ikmal edilmek üzere, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları da saklı kalmak kaydıyla, 123.925, 41 TL alacağın tahsili hakkındaki dava şimdilik kısmi dava olarak açıldığını, müvekkilin davalıya borcu olmadığı halde, davalı tarafın mükerrer tahsilat yapmak üzere takibe giriştiğini, çekin keşide ve ödeme yeri ile borçluların ve hatta alacaklının yerleşim yerinin Bursa'yla bir ilgisi olmadığını, haciz esnasında, yetki ve esasa ilişkin itirazlarımız tutanağa bağlandığı halde, davalı taraf müvekkilimin üretim hattını oluşturan makine ve ekipmanı üzerinde haciz ve muhafaza uygulamakta ısrarcı olduğunu,  haciz ve muhafazanın haksız olduğu tescillendiğini, Bu nedenle, muhafaza tarihiyle, müvekkilimin üretime başlayacağı tarih arasında geçecek süre boyunca, aylık 35.000 TL sabit gider müvekkilimin cebinden ödendiğini, Ayrıca müvekkilim sabit giderler düşüldükten sonra kalan aylık 15.000 TL net işletme kârından da mahrum kaldığını, Keza müvekkilim makinalarını geri almak ve yeniden kurmak için, yediemin, nakliye, hamaliye ve montaj ücreti ödemek zorunda kalacağını, Buna ilişkin geri alma zamanı ve masrafları henüz belirsiz olduğundan aleyhine yapılan haksız haciz ve muhafaza nedeniyle iş yeri çalışanları, komşuları, piyasası ve ailesi nezdinde manevi yıkıma uğradığını,  itibarlı bir tacir olduğunu, itibar kaybına uğradığı kişi ve firma sayısı, davalı tarafın göz göre göre sergilediği tutum ve işin niteliği dikkate alındığında, en az 50.000 TL manevi tazminat talebi ile kesin rakamı bilirkişi marifeti ve mahkemenin takdiriyle tespit edilebileceği üzere, 250.000 TL'ye ulaşacağı tahmin edilen maddi zararla birlikte, 50.000 TL manevi zarar talep edilerek bilgileri verilen 55.000 TL çek hakkında, müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve çekin davalıdan alınarak müvekkilime iadesini, davalı aleyhine % 20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatını, 123.925, 41 TL fazla alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari temernit faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, En az 250.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın, zarar tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte tazmini talep ve dava etmiştir.  Davacı vekili 16/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile; kısmi dava yönünden, defterlere dayalı alacak  talebini 136.098,16 TL, maddi tazminata ilişkin talebini 50.000 TL olarak ıslah etmiş ve harçlandırmıştır.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın, HMK m. 110 gereğince müvekkil şirketin yerleşim yeri olan Ankara Mahkemelerinde açılması gerektiğini, Davacının alacaklı olduğu iddiası yersiz olduğunu, Davacının, müvekkil ile yapmakla olduğu ticari işler nedeniyle müvekkilin alacaklı değil borçlu olduğunu iddia etmesi maddi gerçeklerden uzak bir durum olduğunu, Davacının müvekkil şirkete herhangi bir bildirimde bulunmaksızın 17.02.2020 tarih, ... numaralı 8.333,16 TL bedelli, 17.02.2020 tarih, ... numaralı 24.190,00 TL bedelli, 17.02.2020 tarih, ... numaralı 29.500,00 TL bedelli e-faturalar gönderildiğini  ancak söz konusu faturalara ilişkin olarak taraflar arasında yapılmış herhangi bir ticari faaliyet bulunmadığını, Davacının, olmayan bir borç yaratmaya yönelik gerçekleştirmiş olduğunu ve dürüstlük kuralına uymayan bu davranışına karşı müvekkil tarafından ihtarname gönderildiğini, Davacının ödemesini yapmamış olduğu 55.000 TL tutarındaki çeki müvekkilin sözde borçlarına yönelik olarak takas mahsup ettiğini söylediğini,  Müvekkilin, davacıya herhangi bir borcu olmadığını ancak borcu olduğu kabul edilse dahi söz konusu mahsup işleminin müvekkilin rızası olmaksızın yapılması mümkün olmadığını, Bu hususla müvekkile herhangi bir bildirimde bulunulmadığını,  Borcunu ifa etmeyen bir borçlunun bu sebeple karşılaşmış olduğu haciz nedeniyle zarara uğradığını iddia etmesi yersiz olduğunu, Hem maddi hem de manevi tazminat talebi açısından borçlunun borcunu ifa etmemesinden kaynaklandığını, Dosya hakkında görevsizlik kararı verilerek görevli mahkemeye gönderilmesini, aks kanaatte ise dosya hakkında yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili  Ankara Mahkemelerine gönderilmesini, Davacının tüm taleplerinin reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: \"...Davanın KISMEN KABULÜ ile, Bursa ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına konu olan 30/09/2019 tarihli ... seri nolu Yapı kredi bankası esenyurt şubesi- 55.000 TL bedelli çek yönünden davacı/borçlu tarafın davalı/alacaklı tarafa borçlu olmadığının TESPİTİNE,  55.000,00 TL'nin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalı/alacaklı taraftan alınarak davacı/borçlu tarafa verilmesine, -Davacının alacak talebi bakımından talebinin KISMEN KABULÜ ile, hesaplanan 21.825,80 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının haksız haciz nedeniyle uğranılan zarara yönelik maddi  tazminat talebinin KISMEN KABULÜ ile, hesaplanan 10.250,20 TL bedelin 14/02/2020 ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davacının manevi tazminat talebinin REDDİNE, \" Şeklinde karar vermiştir.<br>İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Taraf ticari defterlerinde kayıtlı alacak talebinin hatalı değerlendirildiğini ve eksik hesaplandığını, hükümde sadece davalının 2019 yılı ticari defterlerinden tespit edilen kısma yer verildiğini, 2020 yılına ait müvekkil şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan üç adet 62.023, 16 TL tutarındaki fatura ile araç satışına konu imzalı mutabakat belgesinden kaynaklı 40.000 TL olmak üzere, 102.023, 16 TL alacak hakkında, davalı taraf 2020 yılına ait ticari defterlerini ibrazdan kaçındığını, mahkemenin bu hususu göz ardı ettiğini, faturaların 2020 yılında e-fatura olarak düzenlendiğini, davalıya tebliğ edildiğini ve itiraza uğramadığını  TTK 21/2 Madde uyarınca yasal süresi içinde faturaya itiraz edilmemesi halinde, aksini ispat yükü fatura alıcısına geçmekte, faturanın alıcının ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde ise, mal ve hizmetin teslim alındığının kabulü  gerektiğini, 17.02.2020 tarihli 40.000 TL tutarındaki belgenin davalı tarafça inkar edilmediğini, Bilirkişinin belgeye ilişkin açıklamaları Vergi Hukukunu ilgilendirip, Borçlar Hukukuna ilişkinolamdığını, fatura düzenlenmemiş olan, ancak imzalı bir belgeyle tevsik edilen ticari defter kaydı hukuken geçerli olduğunu, HMK 222/5 uyarınca \"Karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.\"  hükmü yer aldığını, ıslah edilen  dava tutarı, ticari defterlerde gözüken alacak bakiyesinin üzerinde değil altında olduğunu, Mahkemenin kabulünde olan haksız cebri icra tehdidi altında ödenen tutar, ek bilirkişi raporunda 12.250, 2 TL olarak hesaplanmış ve karar içeriğine yazılmış ise de; hüküm sonucunda sehven 10.250, 2 TL olarak belirtilmişt oldduğunu, sehven reddedilen 2.000 TL dahil edilerek, 12.250, 20 TL olarak hüküm altına alınması gerektiğini, Haciz tehdidi altında yapılan ödemenin istirdatı ile aynı haksız haciz ve muhafaza nedeniyle uğranılan zararın tazminini birbirine karıştırarak, zarar talebinin değerlendirme dışı tutulmasının hatalı olduğunu, 50.000 TL Maddi tazminat talebinin, müvekkili borçlu olmamasına, hatta alacaklı olmasına rağmen, davalı tarafın yetkisiz icra dairesinden takip başlatıp, müvekkilinin üretim makina ve ekipmanlarını muhafaza altına aldırarak yediemine götürmesinden kaynaklandığını,  İcra Hukuk Mahkemesine yapılan itirazın haklı bulunarak  müvekkilinin yediemin, nakliye, hamaliye, yerine montaj vs. Ücretleri cebinden ödeyerek mallarını geri aldığını bun ailişkin bilgi ve masraflar icra dosyası ve yedieminlikte mevcut olduğunu, ayrıca, müvekkilinin üretim yapamadığı bu dönemde sabit gider zararı ile mahrum kaldığı kâr kaybı oluştuğunu, Ayrı bir hesaplama gerektiren bu konuda, mahkemenin uzman bilirkişiye başvurmadan karara çıkacağının anlaşılması üzerine süre istenerek maddi zarar ıslah yoluyla 50.000 TL olarak açıklanmak mecburiyetinde kalındığını, Manevi tazminat koşullarının oluştuğunu, buna rağmen reddedilmesinin yerinde olmadığını Neticeten taleplerinin  32.076 TL kısmı kabul, 154.022 TL kısmı retle sonuçlanmışken kısmen reddettiği bölümden kaynaklanan 59.563,10-TL nispi vekalet ücretinin neye göre hesaplandığının anlaşılamadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf isteminde özetle; Davacının hem menfi tespit hem alacak talep ettiğini, davaların yığılması söz konusu olduğundan HMK 110 Maddesi gereğince ortak yetkili mahkeme olan Ankara Mahkemesinin yetkili olduğunu, takip Bursa'da başlatıldığından İİJK 72/8 md gereğince de mahkemenin yetkili olmadığını, Birden fazla talep söz konusu olup ortak görevli mahkeme olmadığı için mahkemenin görevli de olmadığını, Taraflara ilişkin faaliyetlere ilişkin kayıtlara göre müvekkilinin alacaklı olduğunu, Davacı tarafça kesilen 17.02.2020 tarihli 8333,16TL bedelli, 24.190 TL bedelli ve 29.500TL bedelli faturalara ilişkin taraflar arasında herhangi bir faaliyet olmadığını, müvekkilinin 09.04.2020 'de ihtarname keşide ettiğini, Davacı ödemesi yapılmayan 55.000TL'yi müvekkili borçlarından mahsup ettiğini beyan etmişse de, müvekkilinin borcu olmadığı gibi müvekkilinin rızası dışında mahsup da yapılamayacağını, müvekkiline bildirimde bulunmadığını, bu durumun kambiyo senedinin illeten mücerret olma niteliğiyle bağdaşmadığını, ticari teamüle aykırılık oluşturduğunu, Müvekkilinin borcu olmadığını, maddi manevi tazminat isteminin haksız olduğunu, haciz işleminin sebebinin davacının borcu ifa etmemesinden kaynaklandığını belirterek kararın kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.<br>GEREKÇE Dava, menfi tespit, alacak, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili, davalının istinaf isteminin süresinde olmadığını ileri sürdüğünden öncelikle bu hususta inceleme yapılması gereklidir. İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararın davalı vekiline 20/08/2023 Tarihinde tebliğ edildiği, 2 haftalık sürenin son günün 03/09/2023 olduğu, ancak son gün pazar günü olduğundan davalının istinaf  başvurusunun son günün 04/09/2023'e kadar uzadığının kabul edileceği, davalı yanın ise 07/09/2023 Tarihinde istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılmıştır. HMK 104.maddesine göre sürenin son günü adli tatile rastlayan süreler yasal olarak uzayacak ise de, davalının istinaf süresinin son günü adli tatilden sonraki tarihe, 03/09/2023 gününe denk geldiğinden sürenin uzaması söz konusu olmayacaktır. Bu nedenle davalının istinaf isteminin süre nedeni ile reddi gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf istemlerine gelince;  mahkemenin defter incelemesine ilişkin ara kararında herhangi bir  ihtaratın yer almadığı, ek rapor alınmasına ilişkin ara kararda \"ibrazdan kaçınmış sayılacağı\" hususunun yazılması ile yetinildiği görülmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalının 2019 yılı defterlerini ibraz ettiği, ancak 2020 yılı defterlerini ibraz etmediğine yer verilmiş, davacı bu hususa itiraz ederek 2020 yılına ilişkin kendi defterinde kayıtlı 3 adet fatura nedeni ile 62.023,16TL yönünden de alacaklı olduğunu ileri sürmüş, fatura suretlerini eklemiştir. Bu durumda mahkemece, davalıya HMK 222/3.maddesi uyarınca 2020 yılı ticari defterlerini ibraz etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edileceği ve duruma göre belgenin içeriği hakkında davacının beyanının kabul edilebileceği ihtarını içeren kesin süre verilip süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının da bu şekilde bildirilerek ihtar edilmesi ve sonucuna göre ek inceleme yapılması gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir. (Benzer yönde Y.11HD,  2022/3199, 2023/7125 Karar sayılı, 06.12.2023 Tarihli ilamı) Kabule göre ise; ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde 12.250,02TL zarar oluştuğuna değinilmişken hükümde 10.250.02TL'ye hükmedilmesi hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturduğu gibi, davacının haksız haciz ve muhafaza işlemi nedeni ile 50.000TL Maddi tazminat talebi olduğu halde bu hususta herhangi bir incelemeye  ve gerekçeye yer verilmemesi de yerinde görülmemiş, yine çekin arka yüzünün okunaklı sureti dosyaya kazandırılmadan karar verilmesi de yerinde görülmeyerek kararın kaldırılması gerekmiştir. Davacı vekili istinafında vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürmüşse de; kararın hüküm kısmına göre davanın hangi oranda kabul/reddedildiği anlaşılamadığı gibi vekalet ücretlerinin hangi tutar üzrinden hesaplandığı da anlaşılamamış, hüküm bu yönden denetlenememiştir. Bu durumda mahkemece kabul edilen ve reddedilen dava değeri  gerekçede açıklanarak varsa eksik harçlar da davacı yana tamamlatılarak denetime elverişli hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına,  davacının sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,  davalı vekilinin istinaf isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi ayrıntılı kararda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin süre yönünden REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ HMK 355, 353.1.a.6 md gereğince KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, -Davalıdan alınması gereken 615,40TL harcın, peşin yatırılan 1.521,20TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 905,80TL harcın talebi halinde davalıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 738TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 160TL posta masrafı olmak üzere toplam 898TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.30/04/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"863f251cbe43ec97","SID":"480232c91cb6350e"}}